Irak Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Tahran'a silahlı gruplar meselesinin bir iç mesele olduğunu vurguladık

Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda Irak’ın Suriye'de siyasi sürecin başlamasını beklediğini ve DEAŞ'la ilgili endişeleri olduğunu söyledi

TT

Irak Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Tahran'a silahlı gruplar meselesinin bir iç mesele olduğunu vurguladık

Irak Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Tahran'a silahlı gruplar meselesinin bir iç mesele olduğunu vurguladık

Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, 15 Ocak 2025 tarihinde İsrail ile Hamas Hareketi arasında ateşkes anlaşmasına varıldığının duyurulmasından bir saat sonra İngiltere'nin başkenti Londra'da kaldığı konutta verdiği röportajda 2024 yılında ülkesi için geçen her gece “Bağdat'ı ateşten nasıl koruyacağız?” cümlesini kurduğunu söyledi. 

Irak'ın savaşı atlattığını, ancak halen bir kıvılcımın çakılması riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Bakan Hüseyin, “Dünya artık bize daha farklı bakıyor” ifadelerini kullandı. Ancak Iraklıların silahlı gruplarla ilgili kendi sorunları olduğunu belirten Iraklı Bakan, İran kendileriyle aynı fikirde olmasa da yahut ABD’de Bağdat’a ve Tahran'a dost olmayan bir başkan göreve gelse bile bunları başka kimsenin çözemeyeceğini vurguladı.

 Gazze Şeridi’nde ateşkes için varılan anlaşmanın şartlarına ilişkin haberler gelmeye devam ederken Fuad Hüseyin, “Bu noktaya nasıl geldik? Çok gecikmiş, muazzam kanlı bir maliyetle ve iyimserliğini gizlemeden” diye ekledi. Iraklı Bakan, 2023 ekiminde ‘Irak kehaneti’ olarak tanımladığı; her savaşın başka bir savaşı doğuracağı ve daha fazlasının olacağı teorisini yineledi.

Lübnan'ın yeni bir döneme girdiği ve Suriye'nin Beşşar Esed sonrası bir geçiş aşaması yaşadığı şu günlerde Bağdat, Bakan Hüseyin dışında bir çok kişinin resmi pozisyonlarda ifade edilenin ötesinde siyasi bir yüke sahip olduğu şeklinde yorumlanan geniş kapsamlı bir anlaşma ile Londra'da ağırlığını ortaya koyuyor. Bakan Hüseyin “Evet, tarihi bir anlaşma, ama Trump'ın göreve gelişini beklentisiyle yapılmış bir anlaşma değil” diye ekledi.

İngiltere ve Irak

Bağdat, 15 Ocak'ta İngiltere’nin 12,3 milyar sterlinlik yatırımlar planladığını duyurdu. Bağdat ile Londra arasında Bakan Hüseyin'in ‘iki ülke arasındaki ilişkilerin köklü geçmişini’ yansıttığını söylediği eşi ve benzeri görülmemiş bir anlaşma yapıldı.

İki ülke arasında bir savunma anlaşması var. Ortak açıklamada bunun ‘gelecekteki bir güvenlik anlaşmasının önünü açtığı’ belirtiliyor. Fuad Hüseyin, “DEAŞ'la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) ile toplu anlaşmalar yapmak yerine, birçok ülkeyle ayrı güvenlik anlaşmaları yapmayı önerdik. Fransa ve Almanya ile görüşmelere başladık ve şimdi de İngiltere ile güvenlik alanında nasıl anlaşacağımıza dair mutabakatlara vardık” ifadelerini kullandı.

Irak'ta iki farklı İngiliz birliğini konuşlu olduğunu söyleyen Bakan Hüseyin, “Bunlardan biri DMUK içerisinde görev yapıyor, diğeri ise NATO bünyesinde. Dolayısıyla bu durumla güvenlik ve askeri açıdan nasıl başa çıkılacağı konusunda bir tartışma yapmamız gerekiyor” dedi.

xascdfrgt
Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, İngiltere ile yapılan anlaşmanın Trump için ‘bir hazırlık olmadığını’ söyledi (Şarku’l Avsat)

Bakan Hüseyin'e bu sözlerin birçok kişinin Irak'ın yaptırımların ya da saldırıların hedefinde olabileceğini ve Londra'da ortaya koyulan kayda değer ağırlığın gelecek rüzgarlar için önleyici bir hareket olarak görülebileceğini söyledikleri Ortadoğu'da belirleyici bir anla ilgili olarak ne anlama geldiğini sorduk.

Bakan Hüseyin, bu soruyu şöyle yanıtladı:

“Amaç Başkan Trump Beyaz Saray'a gelmeden önce bir şeyler ayarlamak değil. Görüşülen her şey Irak politikası, Irak'ın durumu ve Irak ile etkileşim içinde olan ülkeler arasındaki ikili ilişkilerle bağlantılı.”

Bakan Hüseyin, Londra'ya New York'tan geldi. Irak, New York'ta Fuad Hüseyin’in Küresel Güney Grubu olarak adlandırdığı G77+Çin dönem başkanlığını üstlendi.

Irak Dışişleri Bakanı, şunları söyledi:

“Küresel Güney'i temsil eden en büyük blok olan Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde Irak'ın bir grup ülkeye liderlik etmesinden bahsediyoruz. Bu liderlik, dünyada barış ve güvenliği teşvik etmek için Kuzey ülkeleriyle seçkin diplomatik ilişkilerin yolunu açıyor. Bu da Irak'ın bölgesel ve uluslararası konumunun yanında başta ABD olmak üzere diğer ülkelerle olan ilişkilerini güçlendiriyor.”

Irak’ın G77+Çin dönem başkanlığını üstlenmesini savaşın ‘ertesi gününde’ Irak için önemli olacağını düşünen Fuad Hüseyin’e göre bu ‘dünyanın Bağdat'a verdiği değeri’ yansıtıyor.

Trump’ın dönüşü

Bugün Irak'ta Trump'ın dönüşünden başka bir şey konuşulmuyor. Bu eski bağlam şimdi kutuplaştırıcı ve siyasi olarak duygusal bir hal almış durumda. Trump’ın ilk başkanlığı döneminin anıları üzerinden bir Irak-İran çatışması yaşanıyor. Bakan Hüseyin, coğrafyanın ve siyasetin kaderini anlamaya çağırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın demokratik bir süreçte Amerikan halkı tarafından seçildiğini ve kendisine saygı duyduklarını belirten Bakan Hüseyin, ABD'nin İran'a yönelik politikasıyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Bu politika, iki taraf arasındaki gerilimin gölgesinde, tüm bölgeyi etkiliyor. Irak, İran'ın komşusu olması ve İran'la tarihi, coğrafi, kültürel ve ekonomik ilişkilerinin yanı sıra geçmişte ve günümüzde terörle mücadele kapsamında yaptıkları anlaşmalar çerçevesinde yardımcı olan Amerikalılarla güçlü ilişkilere sahip olması nedeniyle bu nüfuzun merkezinde yer alıyor.”

İki taraf arasındaki ilişkilerin diyaloğa dayalı olmasını ve belirli çözümlere ulaşılmasını uman Bakan Hüseyin, bununla birlikte, Irak toplumundaki siyasi tartışmaların çatışmanın tarafları arasındaki denge konusunu ele almaya başlaması ve bunun geçmişte kolay olmayan adımlar açısından ne gerektirdiği konusunda rahatlamış olmasına rağmen, gerginliklerin devam edeceğinden endişe ediyor.

Irak’ın bu hassas tartışmaya nasıl dahil olduğunu anlatan Bakan Hüseyin, “İçeriyi tehlikede olduğumuza ikna etmek için yoğun bir medya kampanyası yürüttük. Eğer içeridekileri ikna edemezseniz, dışarıdakileri de ikna edemezsiniz. Kolay olmasa da bu mesajı iletmeyi başardık. Başlangıçta bazı insanlar bu konularda yeterli anlayışa sahip değildi, ama Irak'ın tehlikede olduğu ve savaştan uzak durulması gerektiği konusunda herkesi uyarmayı başardık” şeklinde konuştu.

Irak'ın zor yemeği

Irak bu karmaşık yemek tarifini nasıl buldu? Bu konunun hassasiyetine rağmen Fuad Hüseyin, “Iraklılar bunu açıkça tartışıyorlar. Devletin kontrolü dışındaki silahlı gruplarla mücadele etmek için kendi yollarını düşünüyorlar ve Necef'teki dini otoritenin istekleri doğrultusunda silahların kontrol altına alınması gerektiğini ilan ettiler” diye konuştu.

Iraklı Bakan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir devlet mi inşa edeceğiz yoksa belirli bölgelerde savaşa devam mı edeceğiz? Bir devlet, devlet ve onu zayıflatan başka herhangi bir şeyin birleşimi olamaz. Dolayısıyla, temeli başka hiçbir tarafın şiddet ya da savaş durumunu dayatamayacağı iç uzlaşılara ihtiyacımız var. Bu mümkün değil. Bunu bu olaylardan önce de tartışmıştık.”

Bakanın söyledikleri, Aksa Tufanı Operasyonu’ndan önce de masadaydı. Uluslararası taraflar Irak tartışmasının açılmamış uçlarını arıyor.

Birçok gözlemcinin de bunu söylediğini ifade eden Fuad Hüseyin, “Ancak Irak toplumunda, siyasi çevrelerde ve liderler arasında ciddi bir tartışma olduğunu görüyorum. Biz bu süreci başlattık ve sonuca ulaşmak için belli bir süreye ihtiyacımız var. Belli mekanizmalara bağlı olduğumuz ortada. Silahlı grupların yasal olarak ordunun bir parçası olan Halk Seferberlik Güçleri'nin (Haşdi Şabi) çatısı altına girmesi gibi farklı tezler var” ifadelerini kullandı.

Siyasi çevrelerde, 2023 ekiminden bu yana ‘Gazze'deki direnişe destek’ olarak tanımlanan eylemlerle yüzlerce silahlı saldırıya karışan Nuceba Hareketi, Hizbullah Tugayı ve Seyyid eş-Şuheda Tugayı’ndan oluşan ‘meydanların birliği’ grupları için de aynı durumun söz konusu olabileceği konuşuluyor.

Irak, silahlı gruplar meselesini çözüme kavuşturmak için belirli mekanizmalara bağlı kalmaya devam ederken taraflardan birinin şiddet uygulamasının yeri yok.

Irak'taki tartışmanın daha fazla zamana ihtiyacı var, ancak bugünlerde çok konuşulan tehditler Bağdat'ın bu ihtiyacına uymayabilir. Bakan Hüseyin geçtiğimiz kasım ayında ülkesinin bazıları İsrail'den olmak üzere açık tehditler aldığını söylemişti. Peki, şimdi ne olacak?

Iraklı Bakan, şöyle devam etti:

“Evet, tehdit hala var ve ben yüksek ya da düşük bir orandan bahsetmiyorum. Tehdit tehdittir. Ancak dış baskıyla ilgisi olmayan, Irak'ın sonuca ulaşma ihtiyacıyla ilgili iç tartışmalardan bahsediyorum.”

Bakan Hüseyin, Dini Lideri Ali Hamaney'in ABD güçlerinin Irak'ta işgalci olduğunu ve silahlı grupların bu güçlere ciddi bir şekilde karşı koyması gerektiğini açıkladığı İran hakkında ise şunları söyledi:

“(8 Ocak'ta) Başbakan’la (Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani) Tahran'daydım. Birçok ülkenin Irak'ın iç durumu hakkında görüş bildirdiğini söyledik. Ancak bizim meselelerimiz Iraklıların yegane meselesi olmaya devam ediyor. Bu herkes için geçerli. İran'ın bazı konularda medyada yer alan görüşlerinin bizim vizyonumuza aykırı olduğu açık. Ama nihayetinde nihai karar Iraklıların olmalı.”

‘Kararın tamamen Irak'a ait olması gerektiği’ hipotezini Bağdat'ın savaştan sağ çıkmasına dayandıran Fuat Hüseyin, “Hükümet iç ve dış koşullar nedeniyle çok zor günler geçirdi, ancak başarılı oldu” dedi. Iraklı Bakan, binlerce kişinin öldürülmesi ve yerinden edilmesinin ardından Gazze'de çatışmalar durduğuna göre gerçekten bir ateşkese ulaşıldı mı? sorusuna  “Gerilim hala devam ediyor” yanıtı verdi.

Fuad Hüseyin, devamında ise şunları söyledi:

“2024 bizim için çok zor bir yıldı. Çünkü karşımızda güç merkezleri ve güçlü ilişkilerimizin olmadığı ülkeler vardı. Irak şu an ateşin halen yanmaya devam ettiği bir bölgede. Geriye şu soru kalıyor: Kendinizi bu yangından nasıl koruyacaksınız? Irak'ı savaş ve çatışmalardan uzak bir istikrar ortamında tutmak için geçen yıl gösterdiğimiz çabayı önümüzdeki dönemde iki katına çıkaracağız.”

Artık Esed'siz bir Suriye var

Suriye halkının hissettiklerini Iraklılardan daha iyi kimse anlayamaz. Bakan Hüseyin'e göre Iraklılar, diktatörlüğün ve onlarca yıldır mücadele ettikleri Baas Partisi’nin ne anlama geldiğini çok iyi biliyorlar.

Iraklı Bakan, Beşşar Esed rejiminin düşüşünü ‘rejimin ve ordunun çöküşünün yanı sıra zulmün, adaletsizliğin ve dünyadan tecrit edilmenin acısını tatmış olan Suriye halkı da dahil olmak üzere birçok faktörün doğal sonucu’ olarak tanımadı.

Dolayısıyla Suriye'deki değişimin, tüm kesimleriyle Suriye halkının ve kimi liberal, kimi dindar, kimi milliyetçi farklı siyasi partilerin ortak mücadelesi ve eylemi sayesinde gerçekleştiğini ifade eden Fuad Hüseyin, “Irak'ta olduğu gibi dış müdahale olmasaydı, değişim mümkün olmazdı. Şimdi birçok siyasi partinin taleplerinden biri olan özgürlük ve insan haklarının, kadınların ve azınlıkların korunması için verilen bu ortak mücadelenin sonucu beklenmeli” şeklinde konuştu.

Ancak Bağdat'ın yeni Suriye yönetimiyle etkileşimini gözlemleyenler bir suskunluk kokusu alırken, içerideki tutumlara da şüpheyle yaklaşıyorlar. Bakan Hüseyin’e göre Bağdat ise Suriye'de siyasi sürecin nasıl başlayacağını görmeyi bekliyor.

xscdvfgt
Riyad'daki Suriye toplantısına katılan çeşitli ülkelerin dışişleri bakanları ve uluslararası kurumların temsilcilerinin toplu fotoğrafı (SPA)

Şam'da şu an olumlu konuşan ve iyi niyetli olduğunu gösteren bir yönetimin olduğunu belirten Iraklı Bakan, “Ancak yönetimi istikrara kavuşturmak için birtakım araçlara ihtiyacımız var. Suriye, harap olmuş durumda ve yeniden inşası için ortak hareket edilmesi ve uluslararası toplumun desteği gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu yüzden Bağdat’ın endişelerini giderecek bazı soruların cevaplarına ihtiyaç duyduğunu söyleyen Bakan Hüseyin, “Suriye'de gerçek bir çözümün başlangıcı olması gereken bir ulusal diyalog konferansından bahsediliyor, ama bu konferansın üyelerini kim seçecek? Konferansı kim denetleyecek? Konferansın gündemindeki konular neler? Konferansın amacı ne? Çeşitli taraflar ve Suriye’deki halk kesimlerinin temsilcileri arasında tartışmak mı yoksa uzlaşmaya varmaya çalışmak mı? Tüm bu soruları Riyad'daki Suriye toplantısında Arap ülkelerinin dışişleri bakanlarına da sorduk. Yanıt almayı umuyoruz” diyerek Bağdat’ın bu çok sayıda ve ağır görünen sorularını sıraladı.

Hiç kimse Suriye halkının hissettiklerini Baas Partisi diktatörlüğünü çok iyi bilen Iraklılardan daha iyi anlayamaz.

Iraklıların Suriye'deki durumdan endişe duymadıkları yönündeki görüşü reddeden Fuad Hüseyin, “Suriye ordusu çöktüğünde DEAŞ yeni mevziler elde etti. Yeni silahlar edindikçe üyelerinin sayısı arttı. Bazı örgüt liderleri yurt dışından dönerek DEAŞ saflarına yeniden katıldı. DEAŞ tehdidi sınırlarımıza bu kadar yakınken nasıl endişe duymayız? Bugün terörizmin geri dönme ihtimali Suriye'nin komşuları Irak, Ürdün ve Lübnan için de bir tehdit oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

Bu yüzden Irak’ın Suriye ile yakından ilgilendiğini belirten Hüseyin, “Çünkü Irak, Baas Partisi'nin ne olduğunu ve onun çöküşüne eşlik eden dönüşümleri biliyor” dedi.

Suriye'deki durumu anladıklarını, ancak değişim konusunda deneyime sahip olduklarını söyleyen Iraklı Bakan, “Eğer Suriye tarafıyla bir görüşme yapılacaksa, biz diğer ülkelerin Suriye tarafıyla yaptığı görüşmelerden farklı bir temelden yola çıkıyoruz. Bizim tek istediğimiz Suriye halkının iyiliği. Biz istikrar istiyoruz. Suriye'nin istikrarı Irak'ın da istikrarı demektir” şeklinde konuştu.

Irak'ın tüm bu soruları kime yönelttiğiyle ilgili soruya Iraklı Bakan Bağdat'ın Şam'la temas halinde olduğunu ve bu soruları Şam'daki yeni yönetime ve Devlet Başkanı yetkililerini kulanan Ahmed eş-Şera'ya sorduğunu belirterek “Riyad'daki Suriye toplantısındayken Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani de oradaydı. Arap ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla yapılan koyu sohbette olumlu konuşmalar oldu” diye ekledi.

Kürtlerle bağlantı kurulması ya da kesilmesi

Bağdat suskunluğunu sürdürüse de Irak ve Suriye'nin her iki yakasındaki Kürtler, kesişme noktaları olmayan ortak bir kaygıya sahipler. Erbil, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesud Barzani ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri Mazlum Abdi arasındaki görüşmeden sonra netleşen arabuluculuk rolüne benzer aktif bir varlık göstermeye istekli görünüyor.

Bağdat’taki hükümetin Suriye'deki istikrarın sadece Şam için geçerli olduğunu düşünmediğini aksine Suriye’deki tüm kesimleri kapsamasını istediğini ifade eden Iraklı Bakan, “Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden (IKBY) Kürt liderler milliyetçilikleri sayesinde Bağdat'ta önemli bir role ve diğer bölgelerde, özellikle de Suriye'de nüfuza sahipler” şeklinde konuştu.

Öncelikle Suriye içinde Kürt-Kürt diyaloğundan ve Kürtlerin gelecekteki statüsüyle ilgilenen IKBY liderleriyle yapılan diyalogdan bahseden Bakan Hüseyin, “2019 yılından bu yana IKBY’de ikamet eden çeyrek milyon Suriyeli mülteci toplumda etkili bir gerçeklik oluşturuyor” dedi.

Fuad Hüseyin, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Halep'te, sahillerde, Doğu Akdeniz'deki diğer bölgelerde ya da Suriye'nin güneyinde istikrar yokken Şam'da istikrar olamaz. Şimdi Irak'ın iç kesimleri ile Suriye'nin iç kesimleri arasında bir etkileşim durumu yaratılmalı.”

Irak gibi bir ülkenin ‘karmaşık siyasi görevlerini’ özetleyen Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, “Savaş riskiyle ilgili olarak, iç durumu çevredeki dönüşümlerle dengelemekten daha karmaşık bir görev daha yok. ABD, Batılı ülkeler, Rusya, Körfez ülkeleri ve İran ile ilişkilere sahibiz. Irak'ın gerçeği bu. Herkesin çelişkileri ve çatışmaları dengeyi korumak için hassas siyasi eylemlerde bulunmasını gerektirir” ifadelerini kullandı.



Sisi: Filistin trajedisi, uluslararası sorumluluk gerektiriyor

Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)
Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)
TT

Sisi: Filistin trajedisi, uluslararası sorumluluk gerektiriyor

Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)
Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Filistin halkının acılarının sadece Gazze'de yaşananlarla sınırlı olmadığını, dünyanın orada tanık olduğu vahşete rağmen Batı Şeria ve Kudüs'e de uzandığını söyledi.

Sisi, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü dolayısıyla Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a (Ebu Mazen) gönderdiği mektupta, Batı Şeria ve Kudüs'teki Filistinlilerin her gün hareket kısıtlaması, topraklara el konulması ve yerleşimcilerin silahsız sivillere yönelik saldırıları gibi sistematik uygulamalara maruz kaldığını belirterek, bu ve diğer ihlallerin, zor koşullara rağmen Filistinlilerin yaşamlarını sürdürmelerini engellemediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Sisi, "Yetmiş yılı aşkın süredir devam eden bu insani trajedi, uluslararası topluma Filistin halkına her türlü imkânı kullanarak destek olma yönünde insani ve ahlaki bir görev yüklemektedir" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü, Sisi'nin uluslararası toplumu "Gazze'de savaşın yok ettiği yerleri yeniden inşa etme ve Filistin halkına insan onurunu geri kazandırma konusunda sorumluluğunu üstlenmeye, erken iyileştirme ve yeniden yapılanma çabalarına katkıda bulunmaya" çağırdığını belirterek, "Filistin Yönetimi'ni desteklemenin, Filistin halkına karşı yükümlülüklerini yerine getirebilmesi ve onlara hak ettikleri saygı ve takdirle kamu hizmetleri sunabilmesi için temel hedef olmaya devam ettiğini" vurguladı.

Mısır Cumhurbaşkanı, mesajının sonunda "Kahraman Filistin halkına saygı ve hayranlıkla övgüler yağdırdı ve Mısır'ın Filistin halkının davasını içtenlikle desteklediğini, desteklemeye devam edeceğini ve 4 Haziran 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma yönündeki meşru hayalleri gerçekleşene kadar her platformda ve her düzeyde Filistin halkının yanında olacağını" vurguladı.


Hamas, arabulucuların İsrail'e baskı yapma konusunda yetersiz kaldığını düşünüyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)
TT

Hamas, arabulucuların İsrail'e baskı yapma konusunda yetersiz kaldığını düşünüyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)

Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkese rağmen İsrail’in ihlallerini artırdığı bir dönemde, müzakere sürecine katılan Hamas ve diğer Filistinli gruplardan kaynaklar, arabulucuların İsrail’i anlaşma hükümlerine uymaya zorlayamadığı yönünde Hamas yönetiminde giderek güçlenen bir kanaat bulunduğunu aktardı.

Sürece dair birçok ayrıntıya ve aralıksız yürütülen temasların perde arkasına hâkim olan kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, İsrail’in kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ve arabulucular da dahil olmak üzere tüm taraflara, üzerinde baskı kurulamayacak bir konumda olduğunu göstermek istediğini belirtti. Kaynaklara göre İsrail, bu yaklaşım doğrultusunda zaman zaman tansiyonu yükseltiyor ve ateşkesi günlük olarak yoğun biçimde ihlal ederek gerçek bir caydırıcılık olmadığını ortaya koyuyor.

sdfrgt
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ailesine götürdüğü su dolu bir bidonu taşıyan arabayı iten Filistinli çocuk, 29 Kasım 2025 (AFP)

Kaynaklar, Filistinli grupların İsrail’in artan ihlalleri karşısında sabrının tükenmeye başladığı konusunda kendi aralarında hemfikir olduğunu ancak buna rağmen siyasi ve askeri tüm kademelerde, hatta muhtemelen tabanda dahi, bu ihlallere askeri yolla karşılık vermenin şu aşamada mümkün olmadığı yönünde ortak bir değerlendirme bulunduğunu aktarıyor. Buna göre tek çıkış yolu, arabulucular ve diğer aktörler üzerinden daha etkili adımlar atılmasını içeren gerçek ve kapsamlı bir diplomatik çözüm olarak görülüyor.

Kaynaklara yöneltilen, özellikle Hamas’ın Gazze’den İsrail’e yönelik saldırılar düzenlemekten çekindiği ya da buna güç yetiremediği iddialarına ilişkin soruya karşılık, hareket içinde genel kanaatin, Gazze Şeridi’nin yeniden savaşa sürüklenmesini önlemenin öncelik olduğu yönünde olduğu ifade ediliyor. Buna göre, İsrail’in zaman zaman gerçekleştirdiği saldırılar ile günlük ihlallerin belli ölçüde tolere edilmesinin, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek açısından zorunlu olduğu belirtiliyor. Ancak bu durumun, teslimiyet anlamına gelmediği ve Gazze Şeridi’nin İsrail’in dilediği zaman saldırı gerçekleştirebileceği açık bir savaş alanına dönüşmesine izin verilmeyeceği vurgulanıyor.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Gazze’deki eylemleriyle direniş gruplarını provoke ederek onları savaşı yeniden başlatacak bir karşılık vermeye zorlamayı hedeflediğini dile getiriyor. Bu senaryonun, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetine siyasi olarak ayakta kalma imkânı sağlayacağı ve aşırı uçtaki hedeflerini ilerletmesine zemin oluşturacağı değerlendirmesi yapılıyor. Aynı kaynaklara göre, ABD’nin baskısının zaman zaman etkili, zaman zaman ise gevşek olması, Netanyahu hükümetine bu süreçte manevra alanı tanıyor; iki taraf arasında bu çerçevede bir eşgüdüm bulunduğu düşünülüyor.

gthy
Gazze şehrinde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binaların kalıntıları yakınındaki bir açık hava sinemasında film izleyen Filistinli çocuklar, 28 Kasım 2025 (EPA)

Kaynaklar, Filistinli grupların kendi içinde bazı kesimlerin arabulucuları, İsrail’e gerçek anlamda baskı kuramamakla veya onu etkileyememekle suçladığını da gizlemiyor. Zaman zaman aynı eleştirilerin ABD’ye de yöneltildiği belirtiliyor. Bununla birlikte kaynaklar, arabulucuların bazı dönemlerde ABD Başkanı Donald Trump yönetimi üzerindeki etkilerini kullanarak İsrail’i belli maddeleri uygulamaya zorlamayı başardığını hatırlatıyor.

Kaynaklar, ateşkes anlaşmasının birinci aşamasına ilişkin birçok maddenin İsrail tarafından yerine getirilmediğini belirtti. Bu maddeler arasında acil insani yardım malzemelerinin bölgeye sokulması ve insani koşulların iyileştirilmesi gibi başlıklar bulunuyor. Ancak sahadaki koşulların hâlâ büyük ölçüde değişmediği, yaşanan sınırlı iyileşmenin ise halkın karşı karşıya olduğu zorlukları hafifletmeye yetmediği ifade ediliyor.

İkinci aşamaya geçiş

Kaynaklara göre Hamas liderliği, arabuluculara ikinci aşamaya geçilmesine karşı olmadığını iletti. Ancak hareket, esas sorunun İsrail’in direniş silahlarının geleceği, Gazze Şeridi’nde kimin yönetimi üstleneceği ve yeniden imarın belirli siyasi koşullara bağlanması gibi kritik başlıklarda dayattığı şartlardan kaynaklandığını belirtiyor. Hamas’ın, Gazze Şeridi’nin geleceği ve direnişin silahları gibi acil ve önemli konularda ulusal bir mutabakat sağlanması için El Fetih, Filistin Yönetimi ve diğer tüm grupların katılacağı geniş kapsamlı bir ulusal toplantı yapılmasını istediği aktarılıyor. Bu toplantının Kahire’de düzenlenmesinin yeniden gündeme geldiği, ancak El Fetih’in haftalar önce ilk toplantıya katılmayı reddetmesi nedeniyle bu kez katılıp katılmayacağının henüz netleşmediği ifade ediliyor.

İsrail ise Gazze’de tutulan iki cesedin teslim edilmesi gerçekleşmeden ikinci aşamaya geçilmesine karşı çıkmayı sürdürüyor. Öte yandan Filistinli kaynaklar, son günlerde Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, söz konusu cesetleri bulmanın zorlaştığını belirtti. Bu zorluğun, İsrail’in onları elinde tutan sorumluları öldürmesi ve cesetlerin bulunduğu bölgeleri yoğun bombardıman, kazı ve yıkım operasyonlarıyla tahrip etmesinden kaynaklandığı ifade edildi.

dcfrg
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş kişilerin çadırlarının yakınında bulunan bir su birikintisi, 29 Kasım 2025 (AFP)

Kaynaklara göre İsrail, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını da aynı dosyaya bağlıyor ve ABD ile birlikte, özellikle İsrail kontrolündeki bölgelerde -başta Refah’ta- yeniden inşa sürecini başlatmayı planlıyor. Ancak bu yaklaşım, İsrail güvenlik kabinesindeki bazı bakanların itirazına yol açtı. Yediot Aharonot gazetesi, yaklaşık iki hafta önce Başbakan Binyamin Netanyahu’nun bu planı bakanlara sunduğunu ve bunun kabine içinde tartışma yarattığını yazmıştı.

Son günlerde yayımlanan Amerikan ve İsrail basınındaki haberlere göre ABD, İsrail kontrolündeki Refah’ın bazı bölgelerinde enkaz kaldırma çalışmalarına fiilen başlamış durumda. Bu hazırlıkların, bölgede yeniden inşa faaliyetlerinin önünü açmayı amaçladığı belirtiliyor. Netanyahu hükümeti ise bu iddiaları ne doğruladı ne de yalanladı. Hamas ve diğer Filistinli gruplar da konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Hamas ve Filistinli gruplardan kaynaklar, yeniden inşa dosyasının arabulucularla sürekli olarak ele alındığını, tek taraflı atılacak adımların hiçbir anlam taşımadığını vurguluyor. Kaynaklar, yeniden imar sürecinin Gazze Şeridi’nin tamamını kapsaması gerektiğini, halkın acil insani ihtiyaçlarının siyasi koşullara bağlanmasının ise açık bir baskı ve dayatma yöntemi olduğunu belirtiyor. Bu değerlendirmeler, söz konusu gruplar tarafından Şarku’l Avsat’a aktarıldı.

İnsani açıdan

Tüm bu gelişmeler, Gazze Şeridi’ndeki İsrail kaynaklı gerilim ve ihlallerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. Dün Han Yunus’un doğusundaki Beni Suheyla beldesinde, ateşkes anlaşması uyarınca belirlenen İsrail çekilme hattını gösteren sarı hatta yaklaşan Ebu Asi ailesinden iki kardeş çocuk, İsrail ateşi sonucu hayatını kaybetti.

yju
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir çöp yığınını karıştıran Filistinliler, 29 Kasım 2025 (AFP)

İki çocuk, engelli babaları ve hasta anneleri için odun toplamaya çalıştıkları sırada, bir İsrail insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınarak hayatını kaybetti.

Ateşkesin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana en az 355 Filistinli İsrail ihlalleri nedeniyle yaşamını yitirdi, yüzlercesi de yaralandı.

İsrail savaş uçakları dün, Refah ve Han Yunus’ta bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırıların, Refah’ın doğusundaki tünellerde Hamas mensuplarını hedef alma ve Han Yunus’taki bazı altyapıları imha etme amacı taşıdığı belirtildi. Aynı zamanda sarı hattın her iki tarafında, Gazze kentinin doğusunda ve kuzey bölgelerinde geniş çaplı patlatma operasyonları yürütüldü. Bu operasyonlara topçu atışları, zırhlı araç ve İHA’lardan açılan ateş ile sahil kesiminin çeşitli noktalarına savaş gemilerinden yapılan bombardıman eşlik etti.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, cuma gecesinden cumartesi sabahına kadar İsrail ordusunun kara, deniz ve hava saldırılarını yoğunlaştırdığını söyledi. Kasım, ordunun iki çocuğu kasten öldürdüğünü öne sürerek bunun ‘soykırım savaşının devam ettiğinin ve ateşkesin fiilen durmadığının, sadece hız değiştirdiğinin’ göstergesi olduğunu ifade etti.

İnsani durum açısından bakıldığında, Filistin Sivil Toplum Ağı, Gazze Şeridi’ne insani yardım girişinde kayda değer bir iyileşme görülmediğini, yardım akışının hâlâ ihtiyaç duyulan minimum seviyenin altında kaldığını açıkladı. Bölgeye giren kamyonların çoğunun ticari nitelikte olduğu, yardım amaçlı getirilen malzemelerin ise çok sınırlı miktarda ulaştığı belirtildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ise kötüleşen beslenme koşullarının kış mevsiminin başlamasıyla birlikte Gazze Şeridi’ndeki çocukların hayatını ciddi biçimde tehdit ettiğini bildirdi. UNICEF, kış aylarının hastalıkların yayılmasını hızlandırarak özellikle en savunmasız durumdaki çocuklar için ölüm riskini artırdığını vurguladı.

UNICEF, ekim ayında yapılan beslenme taramalarında, Gazze Şeridi’nde 5 yaş altı yaklaşık 9 bin 300 çocuğun ağır akut yetersiz beslenme yaşadığının tespit edildiğini açıkladı ve tüm taraflara, insani yardımın tüm mümkün güzergâhlardan geçişini sağlayacak şekilde Gazze sınır kapılarını açma çağrısında bulundu.


Kordofan cephelerinde Sudan ordusu ile HDK arasında ilan edilmemiş ateşkes

Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
TT

Kordofan cephelerinde Sudan ordusu ile HDK arasında ilan edilmemiş ateşkes

Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki, bu yıl Sudan’a ikinci kez sürpriz bir ziyarette bulundu. Dün gerçekleşen ziyarette Sudan Egemenlik Konsey Başkanı ve Sudan Ordusu Komutanı Abdulfettah el-Burhan ile iki ülke arasındaki ilişkileri görüşmek üzere bir araya geldi. Sudan resmi kaynaklarına göre Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) tek taraflı insani ateşkes ilanının ardından, ordunun HDK ile Kordofan’ın tüm cephelerinde sürdürdüğü çatışmalar büyük ölçüde azaldı.

ngt
Orgeneral Burhan dün, Port Sudan'da Cumhurbaşkanı Afwerki'yi kabul etti (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)

Cumhurbaşkanı Afwerki dün süpriz bir ziyaret için Sudan'ın geçici başkenti Port Sudan'a geldi. Egemenlik Konseyi Basın Ofisi’nden yapılan açıklamada, ‘Burhan ve Afwerki'nin karşılıklı çıkarlar ve ikili ilişkilerin gidişatı konusunda ikili görüşmeler yaptığı’ belirtildi.

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi ve Başkomutan Yardımcısı Korgeneral Yaser el-Atta perşembe günü, askeri operasyon merkezinin tamamen Kordofan'a taşındığını duyurdu. Atta, “Uluslararası sınıra kadar askeri operasyonlar için hazırlık yaptık. Güçlerimiz, ordunun kontrolü dışındaki tüm bölgeleri kurtarmak için el-Ubeyd şehrinden harekete geçecek” dedi.

Son haftalarda, ordunun ve onu destekleyen Ortak Kuvvetler ile Sudan Kalkanı güçlerinin birkaç cephede eşzamanlı olarak ani saldırılar düzenlemeye çalışması, ancak bu bölgelerin kontrolünü geri kazanamaması üzerine, Kuzey Kordofan'daki Ummu Sayala, Bara ve Ummu Dam Hac Adam şehirleri çevresinde çatışmalar yoğunlaştı.

Sudan ordusuna yakın sosyal medya kullanıcıları, ordunun Kuzey Kordofan eyaletinin yönetim şehri el-Ubeyd’in batısında onlarca HDK üyesi taşıyan çok sayıda savaş aracını imha ettiği haberini yaydı. Öte yandan HDK, Kordofan’ın batısındaki Babnusa'da 22’nci Piyade Tümeni'ne yönelik saldırılarını sürdürdü, ancak bu saldırılar ordu tarafından püskürtüldü.

Strateji değişti

Askeri stratejist Emin Ismail Meczub'a göre HDK, tek taraflı olarak ateşkes ilan etti, ancak 48 saat geçmeden Babnusa şehrine saldırarak bu ateşkesi ihlal etti.

c
Ed-Daba şehri yakınlarındaki el-Afad Mülteci Kampı’nda yardım almak için bir araya gelen Faşir'den yerinden edilmiş kadınlar, 25 Kasım 2025 (AFP)

Şarku’l Avsat’a konuşan Meczub, Sudan ordusunun Kordofan'daki askeri operasyonları yönetme stratejisinin değiştiğini, artık saldırdığı mevzileri tutmak yerine bir bölgeyi kurtardıktan sonra diğerine geçmeye odaklandığını söyledi. Sonuç olarak, ordu artık tüm cephelerde dairesel bir şekilde hareket ederek sızan HDK üyeleriyle karşı karşıya gelebiliyor.

Mevcut çatışmalardaki sükuneti, Sudan ordusunun isyanı bastırmak için bir sonraki savaş aşamasına hazırlıklarına bağlayan Meczub, orduya ait insansız hava araçlarının (İHA) HDK’ya ağır kayıplar verdirdiğini ve bu güçlerin artık Kordofan'daki mevzilerine yönelik yoğun hava saldırılarını püskürtmek için sinyal bozucu cihazlar ve yer tabanlı uçaksavar silahları olmadan savaştığını belirtti.

Sudan ordusunun hedeflerinin Kordofan'daki HDK cephelerini temizledikten sonra operasyonlarını Darfur'u da kapsayacak şekilde genişlemeye başladığını söyleyen Meczub, HDK’nın Sudan ordusunu Kuzey ve Batı Kordofan eyaletlerindeki bazı bölgelerde bulunan mevzilerini topçular ve İHA’larla saldırmakla suçladığını ve bu saldırılara karşılık olarak meşru müdafaa hakkını kullandığını, ancak ateşkese bağlılığını teyit ettiğini belirtti.

Operasyonlar durmayacak

HDK kaynakları, son aylarda ele geçirdiği Kuzey ve Batı Kordofan'daki tüm şehir ve kasabaların tamamen kontrolü altında olduğunu bildirdi. Kaynaklar, ‘ordunun son çatışmalarda önemli bir ilerleme kaydettiği yönündeki söylentilerin doğru olmadığını’ da ekledi.

fd
Çad'ın doğusundaki Iriba beldesinin kuzeybatısındaki bir mülteci kampında ailesiyle birlikte bulunan Darfur'dan gelen bir mülteci, 27 Kasım 2025 (Reuters)

Sudan ordusu, hedefleri ve koşulları yerine getirilene kadar askeri operasyonların durdurulmayacağını defalarca kez belirtti. Bu hedef ve koşulların başında, HDK'nın Kordofan ve Darfur'da işgal ettiği tüm toprakların geri alınmasının yanı sıra HDK'nın Güney ve Doğu Darfur eyaletleri dışındaki bölgelerdeki güçlerini toplama ve ağır silahlarını teslim etme taahhüdünde bulunması geliyor.

Son zamanlarda çatışmalarda yaşanan azalma, ‘Uluslararası Dörtlü’nün diplomatik çabalarının devam etmesi ve yoğunlaşmasıyla paralel olarak gerçekleşmişti. Bu çabalar, Sudan ordusu ile HDK arasında üç aylık bir süre için ön koşulsuz bir ateşkesin yürürlüğe girmesi amaçlıyordu, ancak öneri Ordu Komutanı Orgeneral Burhan tarafından reddedildi.