Filistinli tıp öğrencisi Gazze anlaşmasıyla özgürlüğüne kavuştu

 Hamas ile İsrail arasındaki esir değişimi ve ateşkes anlaşması kapsamında İsrail hapishanelerinden serbest bırakılan kadın mahkumları taşıyan otobüsün içinden (Reuters)
Hamas ile İsrail arasındaki esir değişimi ve ateşkes anlaşması kapsamında İsrail hapishanelerinden serbest bırakılan kadın mahkumları taşıyan otobüsün içinden (Reuters)
TT

Filistinli tıp öğrencisi Gazze anlaşmasıyla özgürlüğüne kavuştu

 Hamas ile İsrail arasındaki esir değişimi ve ateşkes anlaşması kapsamında İsrail hapishanelerinden serbest bırakılan kadın mahkumları taşıyan otobüsün içinden (Reuters)
Hamas ile İsrail arasındaki esir değişimi ve ateşkes anlaşması kapsamında İsrail hapishanelerinden serbest bırakılan kadın mahkumları taşıyan otobüsün içinden (Reuters)

Filistinli tıp öğrencisi Berae Fagha, Hamas ile İsrail arasında varılan ve dün yürürlüğe giren esir değişimi anlaşmasıyla özgürlüğüne kavuştu.

Fagha, bu sabah erken saatlerde İsrail tarafından serbest bırakılan 90 Filistinliyi karşılayan kalabalığın ortasında Kızıl Haç otobüsünden indikten sonra ailesiyle kucaklaştı.

Fagha tutuklanmadan önce Doğu Kudüs'teki Kudüs Üniversitesi'nde tıp öğrencisiydi ve yaklaşık altı ayını Damon Cezaevi'nde geçirdi. Fagha, İsrail'in sadece Filistinlilere karşı kullandığı, resmi bir suçlama ya da yargılama olmaksızın süresiz hapis politikası olan idari gözaltında tutulduğunu söyledi.

İsrail, İsrailli esirler için Hamas ile yapılan esir değişimi anlaşmasının bir parçası olarak serbest bırakılan Filistinlilerle ilgili tüm davaların devlet güvenliği suçlamalarıyla ilgili olduğunu öne sürüyor.

İsrail hapishanelerindeki koşullarının ‘korkunç’ olduğunu ifade eden Fagha, yiyecek ve suya erişiminin kısıtlı olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre ailesiyle yeniden bir araya geldiği için rahatlamış görünen Fagha, “Elhamdülillah, burada ailemle birlikteyim ve mutluyum. Ancak sevincim sınırlı, çünkü biz Filistinlilerin çoğu işkence ve kötü muameleden mustarip. Gazze Şeridi'ndeki halkımız acı çekiyor. İnşallah onları da özgürleştirmek için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Bu sözler kalabalık arasındaki daha geniş bir duyguyu yansıtıyordu; birçok kişi Gazze'de 15 ay süren ölüm ve yıkımın ardından serbest bırakılmanın kısa süreli bir sevinç anı olduğunu söyledi.



DEAŞ’ın Suriye'deki “çelişkiler” üzerine bahsi

2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
TT

DEAŞ’ın Suriye'deki “çelişkiler” üzerine bahsi

2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)

Suriye'nin Deyrizor, Rakka ve Haseke arasında kalan alan el-Cezire bölgesi, DEAŞ terör örgütünün yeteneklerini test ettiği başlıca saha hâline geldi. Bu durum, örgütün önceliklerini yeniden belirlemesi ve Suriye hükümeti ve ülkedeki çeşitli kesimler ile coğrafya kazanımı konusunda yürüttüğü açıklanmamış yarış bağlamında değerlendiriliyor.

ABD’nin son geri çekilmesinin ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye devletine entegrasyonuna yönelik mutabakatlara varılmasının ardından örgüt, yıllarca özerk yönetim ya da uluslararası nüfuz altında kalan bölgelere Şam otoritesinin yeniden dönmesiyle doğabilecek ‘çelişkilerden’ medet umuyor. Örgüt; merkezi politikalara ilişkin aşiret kaygılarını istismar ederken kamplarda kendi safları için üye devşirme faaliyetleri yürütüyor.

Örgütün bugün ‘uyuyan hücre’ evresine girmesinin nedeni daralma dönemlerini yeniden konuşlanmak ve faaliyetlere yeniden başlamaya zemin hazırlamak amacıyla her türlü açıktan yararlanmaya alışmış olmasından kaynaklanıyor.

Bu yüzden yetkililer ne kadar çaba harcarsa harcasın DEAŞ’ın Şam'ı -en azından asgari düzeyde- ‘rahatsız etme’ yeteneğini halen sürdürdüğü görülüyor.


İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında Lübnanlı gazeteci öldürüldü

 Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında Lübnanlı gazeteci öldürüldü

 Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)

Lübnan Sivil Savunması'nın açıklamasına göre, Lübnanlı gazeteci Amal Halil, dün İsrail'in güney Lübnan'daki sınıra yakın el-Tayri kasabasındaki bir evi hedef alan hava saldırısında öldürüldü.

Sivil Savunma Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "Sivil Savunma Genel Müdürlüğü arama kurtarma ekipleri, saatlerce süren arama çalışmalarının ardından, Tayri kasabasındaki bir eve düzenlenen düşman baskını sonucu şehit düşen gazeteci Amal Halil'in cesedini bulmayı başardı" denildi.

Gazeteci Halil'in çalıştığı Lübnan gazetesi Al-Akhbar, ölümünün ardından şu açıklamayı yaptı: "Güney Lübnan'da Al-Akhbar muhabiri olan meslektaşımız Amal Halil, düşman ordusuna ait uçaklar tarafından takip edildikten ve önce arabasına, ardından sığındığı eve düzenlenen bir dizi hava saldırısının hedefi olduktan sonra şehit oldu. Bu, Lübnan'daki basın ve gazetecileri açıkça hedef alan bir eylemdir."


Libya Kızılayı: 10 teknedeki 404 göçmen kurtarıldı

Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)
Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)
TT

Libya Kızılayı: 10 teknedeki 404 göçmen kurtarıldı

Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)
Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)

Libya’nın doğusundaki Tobruk kentinde faaliyet gösteren Kızılay yetkilileri, dün yaptıkları açıklamada, Libya Ulusal Ordusu’na bağlı sahil güvenlik güçlerinin denizde zor şartlarla karşı karşıya kalan en az 404 göçmeni kurtardığını bildirdi.

Yetkililer, göçmenlerin farklı uyruklardan olduğunu ve 10 ayrı teknede bulunduklarını belirtti. Tobru, Libya’nın doğusunda Mısır sınırına yakın bir sahil kentidir.

Kızılay tarafından Facebook üzerinden paylaşılan görüntülerde, gönüllülerin kurtarılan göçmenlere ilk yardım sağladığı, yiyecek ve battaniye dağıttığı görüldü.

Libya, özellikle Sahra Altı Afrika’dan gelen göçmenler için önemli bir geçiş güzergâhı olmaya devam ediyor. Göçmenler, çatışma ve yoksulluktan kaçmak amacıyla çöl ve deniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken büyük riskler alıyor.

Öte yandan, pazartesi günü Tobruk açıklarında bir teknenin alabora olması sonucu 10 göçmenin hayatını kaybettiği doğrulandı. Üç Libyalı kaynak ve Uluslararası Göç Örgütü’ne göre 31 kişi ise hâlâ kayıp. Cumartesi günü dalgaların kıyıya sürüklediği altı cesedin bulunduğu bildirildi.