Hafter'in Sisi ile görüşmesi ve Libya'da Suriye senaryosunun tekrarlanmasından duyulan korku

Hafter’in Mısır ziyareti, Mısır'ın batı sınırlarını terörizm ve silah kaçakçılığına karşı güvence altına alma ve ulusal güvenliğini doğrudan etkileyen hayati bir komşusunun istikrarını sağlama konusundaki istekliliğinin işareti olarak görüldü

Libya'da 2021 yılında yapılması planlanan genel seçimlerin iptal edilmesinin ardından siyasi ve askeri çıkmaz halen devam ediyor (AFP)
Libya'da 2021 yılında yapılması planlanan genel seçimlerin iptal edilmesinin ardından siyasi ve askeri çıkmaz halen devam ediyor (AFP)
TT

Hafter'in Sisi ile görüşmesi ve Libya'da Suriye senaryosunun tekrarlanmasından duyulan korku

Libya'da 2021 yılında yapılması planlanan genel seçimlerin iptal edilmesinin ardından siyasi ve askeri çıkmaz halen devam ediyor (AFP)
Libya'da 2021 yılında yapılması planlanan genel seçimlerin iptal edilmesinin ardından siyasi ve askeri çıkmaz halen devam ediyor (AFP)

Sagir el-Haydari

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, bölgede taşların yerinden oynadığı bir ortamda Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter ile Kahire'de bir araya geldi. Görüşmede Libya'daki krizle ilgili gelişmeleri ve 2011 yılında Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesinden bu yana siyasi ve askeri kaosla boğuşan ülkedeki paralı askerlerin sınır dışı edilmesi meselesi ele alındı.

Mısır, paralı askerleri Libya'dan çıkarma çabalarını gizlemese de şimdiye kadar hiçbir ilerleme kaydedemedi. Hafter ile Sisi arasındaki görüşmelerin paralı askerlerin Libya’dan çıkış sürecini hızlandırıp hızlandırmayacağı konusunda ciddi soru işaretleri var. Öte yandan Hafter ve Sisi 2021 yılından bu yana ilk kez bir araya geldiler.

Libya'nın batısını kontrol eden eski Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH), Hafter'in aynı yıl başkent Trablus'a saldırmasının ardından 2019 yılında Suriye’den ve diğer Arap ülkelerinden paralı askerler getirdi. Batı ülkeleri ve Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan raporlarda Hafter, Rus paramiliter grubu Wagner üyelerini ülkeye getirmekle suçlandı.

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan açıklamada “Cumhurbaşkanı Sisi Libya'ya dışarıdan müdahale edilmesinin önlenmesi ve tüm yabancı güçler ile paralı askerlerin Libya topraklarından çıkarılması gerektiğini vurguladı” denildi.

Sahada bir değişiklik yok

Sisi-Hafter görüşmesi, Libya’da 2021 yılında yapılması planlanan genel seçimlerin iptal edilmesinin ardından ülkede siyasi ve askeri bir çıkmazın hüküm sürdüğü ve tarafların halen karşılıklı suçlamalara ve siyasi tartışmalara devam ettiği bir dönemde gerçekleşti.

Libya'da paralı askerler gerçeği, güvenlik ve askeri kurumların birleştirilmesi ve ülkede iki ayrı hükümet olduğu için devletin yeniden yapılandırılması gibi birçok konu çözümsüz kalmaya devam ediyor.

cj7k8l
Hafter ve Sisi yaklaşık üç yıllık bir aradan sonra bir kez daha bir araya geldiler (AFP)

Londra merkezli düşünce kuruluşu Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü'den (Royal United Services Institute/RUSI) Jalel Harchaoui yaptığı değerlendirmede “Cumhurbaşkanı Sisi ile Mareşal Hafter arasındaki görüşme sembolik ve siyasi açıdan önemli, ancak sahadaki durumu değiştireceğini sanmıyorum” dedi.

Şarku’l Avsat Independent Arabia'dan aktardığı habere göre  Harchaoui, “Sisi'nin bu hamlesi, Libya'daki Genel Komutanlığın ana destekçisi ve asıl himayedarı olduğunu teyit ediyor” yorumunda bulundu.

Bu görüşmeden çıkan mesajın çok açık olduğunu söyleyen Harchaoui, “Mısır, Hafter'in eski Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed gibi çökmesini istemese de Mısır'ın mesajına rağmen bu yeni faaliyetlerin yakın zamanda duracağını sanmıyorum” şeklinde konuştu.

Harchaoui, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve Hafter, Libya'daki paralı asker dosyasında mevcut aşamada bir ilerleme kaydedemeyecek, çünkü Kahire 2020 yılından beri bu konuda yüksek sesle konuşsa da neredeyse hiçbir şey elde edemedi.”

DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasından korkuluyor

Mısırlı emekli Tümgeneral Samir Ferec, Hafter-Sisi görüşmesinin bölgedeki gelişmeler nedeniyle gerekli olduğunu, Mareşal Halife Hafter'in daha önce Bingazi, Derna ve Libya’nın diğer şehirlerinde DEAŞ’a karşı savaştığı için Mısır tarafından desteklendiğini bildiklerini söyledi.

Independent Arabia'ya özel açıklamalarda bulunan Ferec, “Suriye rejiminin düşmesinin ardından DEAŞ’ın Libya'da yeniden ortaya çıkmasından korkuluyor” dedi. Mısır’ın Libya'nın güvenliğini kendi ulusal güvenliğinin bir parçası olarak gördüğünü ifade eden Ferec, “Bu nedenle de büyük paralar harcadığı paralı askerler sorununu çözmek için harekete geçti” diye ekledi.

Mısırlı eski asker, Kahire’nin ayrıca Libya’da biri doğuda diğeri batıda olmak üzere iki hükümet olmasından dolayı devleti birleştirmeye çalıştığını ve bunun da Sisi-Hafter görüşmesinde gündeme getirilen hususlar arasında yer aldığını belirtti.

İki paralı asker grubu

Sisi ve Hafter'in Libya'nın komşu ülkelerine musallat olan paralı askerlerin ortadan kaldırılmasını sağlayacak bir strateji ya da mekanizma planlayıp planlamadıkları henüz bilinmiyor. Libya'ya paralı asker göndermekle suçlanan iki ülke olan Türkiye ve Rusya bu konuda büyük ölçüde sessiz.

Mısırlı siyasi araştırmacı Hamid Mahmud, Cumhurbaşkanı Sisi ile LUO Komutanı Halife Hafter arasındaki görüşmenin, ele alınan dosyaların niteliği açısından önemli çağrışımları ve mesajları olduğunu söyledi. Mısır’ın, Libya'nın güvenliğini sağlama konusunda istekli olduğunu belirten Mahmud, bunun geçici bir durum olmadığını kaydetti.

Ortadoğu'daki değişimler ve yeni aktörlerin devreye girmesi, özellikle Sudan'da yaşananlar ve Nil Nehri ile olan ilişkisi bu görüşmenin yapılmasını daha da gerekli kıldığını ifade eden Mahmud, Hafter-Sisi görüşmesinden kısa bir süre önce Libya'yı ziyaret eden Mısır Genel İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Mahmud Reşad'ın önderliğinde bazı düzenlemeler yapıldığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Sisi'nin Libya'nın Mısır'ın ulusal güvenliğinin bir parçası olduğunu vurguladığını ve bunun önemli olduğunu belirten Mahmud, “Daha da önemlisi, Mısır için çok ciddi bir mesele olan paralı askerlerin sınır dışı edilmesi gerektiğini vurguladı. Çünkü iki paralı asker grubu var. Bunlardan birincisi Sultan Murad ve diğerleri gibi Ulusal Birlik Hükümetini (UBH) destekleyenler. Aynı zamanda 2019 yılında dönemin Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac'ın talebi üzerine Türkiye tarafından gönderilen paralı asker oluşumları olan bu gruplar, Abdulhamid ed-Dibeybe hükümeti için güvenlik kalkanı oluşturuyorlar” diye konuştu.

İkinci grubun ise Libya'nın doğusundaki Rus paralı asker grubu Wagner olduğunu söyleyen Mahmud, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden sonra Suriye'deki Rus silahlarının yakın zamanda Libya'ya transfer edildiğini hatırlattı. Mahmud’a göre bir diğer önemli nokta ise bu paralı askerlerin Libya'da siyasi çözümü ve genel seçimlerin yapılmasını sekteye uğratması.

Sınırın güvence altına alınması

Libya'da, geçtiğimiz aralık ayında Rusya'ya kaçan Beşşar Esed’in rejiminin düşmesinin ardından Suriye'de aktif olan milislerin yeniden ortaya çıkmasından endişe ediliyor.

Libya Temsilciler Meclisi Başkanı'nın siyasi danışmanı Faysal Ebu er-Rayika, ziyaretin jeostratejik açıdan hem Libya'nın hem de Mısır'ın ulusal güvenlik gereksinimlerini temsil ettiğini söyledi. Rayika, “Ziyaret, Mısır'ın batı sınırlarını terörizm ve silah kaçakçılığına karşı güvence altına alma ve ulusal güvenliğini doğrudan etkileyen hayati bir komşusunun istikrarını sağlamak için Libya'daki ittifakını güçlendirme isteğini teyit ediyor” ifadelerini kullandı.

fvdbgthyu
Libya'da yabancı paralı askerlerin olması Mısır'ı endişelendiriyor (AFP)

Libya'ya yapılan ziyaretin önemini vurgulayan Rayika, “Bu ziyaret, Libya'nın doğusunu güvence altına almaya ve iç ve dış zorluklar karşısında bölgesel çıkarlarını korumaya çalışan LUO'nun, muhalifleri karşısında başlıca bir destekçi olarak Mısır ile ittifakının teyidi anlamına geliyor” dedi.

İki ülke arasındaki ortak güvenlik unsurları, sınırları kontrol altına almak ve bölgesel tehditleri bertaraf etmek için iş birliğinin önemini ortaya koyuyor.

Sudan ile ilgili ortak görüşler

Sisi-Hafter görüşmesi aynı zamanda ABD'nin Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) Komutanı Muhammed Hamdan Daklu’ya (Hamideti) orduyla girdiği savaş nedeniyle yaptırım uygulamasından birkaç gün sonra gerçekleşti.

Hafter ve Sisi Sudan'da yelpazenin iki zıt ucunda yer alıyor. Hafter, uluslararası raporlar ve analistler tarafından HDK'ya yardım etmekle suçlanırken Mısır, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki Sudan ordusunu güçlü bir şekilde destekliyor.

Sudanlı siyasi analist Muhammed Hamid Nevvar, bu önemdeki bir görüşmede, Libya dosyasında öngörülen ya da beklenen gelişmelerle, özellikle de Hafter ve Sisi arasındaki çıkarların ve ittifakların yakınlaştığı noktalarla ilgili değerlendirmelere değinileceğinin kesin olduğunu belirtti. Nevvar, “Bu görüşmede gelişmeler, özellikle de Libya’nın içindeki ve çevresindeki güvenlik ve askeri gelişmeler dikkate alınacak” dedi.

Sudan'daki savaşla ilgili tartışmalar ve fikir birlikleri olduğuna şüphe olmadığını ifade eden Nevvar,, Mısır'ın siyasi ve diplomatik düzeyde bile Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Burhan’ın yanında sağlam ve net bir tutum sergilediğini belirtti.

Buna karşın Halife Hafter’in HDK’yı desteklediğini belirten Nevvar, “BM’nin ve uluslararası örgütlerin raporlarına göre Hafter’in Sudan ordusuyla savaşan HDK’nın desteklenmesinde rol oynadığına inanılıyor. Bu yüzden görüşmede bu konunun da ele alındığını düşünüyorum” diye konuştu.



Şera, Esed’in devrilmesinden bu yana ilk kez Almanya’yı ziyaret ediyor

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
TT

Şera, Esed’in devrilmesinden bu yana ilk kez Almanya’yı ziyaret ediyor

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera bugün Almanya’da Alman yetkililerle görüşmeler gerçekleştiriyor. Bu ziyaret, Şera’nın ülkeye ilk ziyareti olurken, temaslarda Ortadoğu’daki savaş, Suriye’nin yeniden inşası ve Berlin yönetiminin Suriyeli mültecilerin geri dönüşüne yönelik çabalarının ele alınması bekleniyor.

Beşşar Esed’in 2024 yılında devrilmesinin ardından Almanya’ya ilk kez giden Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile bir araya geldi. Şera’nın günün ilerleyen saatlerinde Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşmesi planlanıyor.

Geçtiğimiz yıl, 14 yıl süren yıkıcı çatışmanın ardından yeniden inşa sürecini desteklemek amacıyla Suriye’ye yönelik birçok uluslararası yaptırım kaldırılmıştı.

Almanya Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius, Merz ile Şera arasındaki görüşmelerde Ortadoğu’daki savaş, Suriye’deki siyasi durum, yeniden inşa çabaları ve Suriyelilerin ülkelerine dönüşü konularının ele alınacağını açıkladı.

Şera ayrıca Berlin’de, Suriye’nin ekonomik toparlanma ve yeniden inşa perspektiflerinin ele alınacağı bir foruma katılacak. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Esed rejiminin sona ermesinin ardından Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere birçok yaptırımın kaldırıldığını ve bunun ekonomik toparlanmanın temellerini oluşturduğunu ifade etti.

ergfrt
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’deki Bellevue Sarayı önünde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)

Ziyaret öncesinde Almanya İçişleri Bakanlığı, Suriye Afet Yönetimi Bakanlığı’na destek sağlanması ve acil durum birimlerinin eğitilmesine yardımcı olunmasını öngören yeni bir girişim açıkladı. Öte yandan Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Suriye’de kaybolan Alman gazeteci Eva Maria Michelmann konusunun da görüşmelerde ele alınıp alınmayacağı yönündeki soruya, Berlin yönetiminin meseleyi değerlendirdiği yanıtını verdi.

Sığınma talebinin gerekçeleri

Suriye’deki çatışma yıllarında yaklaşık 1 milyon Suriyeli Almanya’ya sığındı. Bu kişilerin önemli bir bölümü, 2015-2016 yıllarında göç akınının zirve yaptığı dönemde ülkeye ulaştı. Suriye’deki çatışmalar, 2011 yılında eski yönetimin protestolara yönelik kanlı müdahalesi sonrası başlamıştı.

Almanya’da geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve gelen muhafazakâr Başbakan Friedrich Merz ise aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin yükselişiyle mücadele ederken düzensiz göçü sınırlama çabalarını artırdı.

Merz, geçen yıl yaptığı açıklamada, Suriye’de savaşın sona ermesiyle birlikte Suriyelilerin Almanya’ya sığınma talebinde bulunmaları için ‘artık herhangi bir gerekçe kalmadığını’ ifade etmişti.

gthyju
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’deki Bellevue Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın yanında duruyor. (AP)

Alman hükümeti geçtiğimiz aralık ayında, suç işleyen bazı Suriyelilerin ülkelerine geri gönderilmesi uygulamasını yeniden başlattı. Ancak bu uygulama şu ana kadar yalnızca çok sınırlı sayıda vaka için gerçekleştirildi.

Başbakan Friedrich Merz, birçok Suriyelinin gönüllü olarak ülkelerine dönmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, ülkede devam eden hak ihlalleri ve güvensiz koşullara dikkat çeken aktivistler tarafından eleştirildi.

Şera’nın Almanya ziyareti, başlangıçta ocak ayında planlanmıştı. Ancak ziyaret, Suriye hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmaları sonlandırma çabaları nedeniyle ertelenmişti.

Bu arada, Suriye’deki Süryani Hristiyan azınlığın temsilcileri, ‘ülkenin tarihi çeşitliliğini tanıyan ve kurumsal olarak güçlendiren kapsayıcı bir siyasi yaklaşım’ çağrısında bulundu. Öte yandan Berlin’de mültecilerin Suriye’ye geri gönderilmesi planına karşı bir gösteri düzenlendi.


Suriye ve İran Savaşı: Fırsatlar ve riskler

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Suriye ve İran Savaşı: Fırsatlar ve riskler

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

Suriye, İran'daki savaştan kazançlı mı çıkıyor, yoksa kayıp mı veriyor? Şam, kendini yeni bir sınavın eşiğinde buldu. Batı sınırında Lübnan'da İsrail ile Hizbullah arasında süren çatışmalar ve doğuda Irak'ta milisler ile devlet arasında tırmanan gerginlik arasında sıkışmış durumda. Hava sahasında ise İsrail uçakları ile İran füzeleri ve insansız hava araçları (İHA) arasında çatışmalar yaşanıyor.

Kayıplar açısından bakıldığında, Suriye’nin yeniden inşası projeleri ve ülkeye yönelik yatırım akışı askıya alınmış görünüyor. Yeniden inşanın temel dayanağını oluşturan müttefik ülkeler, artık kendi güvenlik ve ekonomik öncelikleri ile meşgul. İyileşme sürecinde vazgeçilmez bir ortak olan Avrupa ülkeleri ise, artan savaş masraflarının yol açtığı sonuçlarla boğuşuyor. Tüm bunlar, Suriye'deki ekonomik krizi ve bunun sosyal ve güvenlik alanındaki etkilerini daha da şiddetlendirirken radikalizm ve DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkışına zemin hazırlar.

İran'ın, İHA’lar, sızmalar ve milisler yoluyla Suriye'yi savaşa sürüklemeye ve kaos yaratmaya çalışması ise diğer bir zorluk. İran, ‘Esed Suriye’sini’ kaybetmesini ve bunun ‘Direniş Ekseni’nin nüfuzunun azalmasına olan etkisini henüz kabullenebilmiş değil.

Eğer Savaş Tel Aviv'in zaferiyle sonuçlanırsa, bu durum İsrail'i bölgede hâkim bir güç olarak konumunu pekiştirecek ve ona Şam üzerinde ek baskı araçları kazandıracak. Ayrıca bölgeyi Tel Aviv ile Suriye'nin yeni müttefiki Ankara arasında bir çatışma sahnesine dönüştürecek. Bu da İsrail’in 2024 yılı sonlarında Beşşar Esed rejiminin düşmesinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmesi yönündeki baskıyı üzerinden kaldıracak ve Suriye'nin güneyindeki müdahalesini artıracak. İsrail, birkaç gün önce savaş sırasında Suveyda’yı bombalamıştı.

Savaşın başlamasından bu yana Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye’yi bölgesel çatışmanın dışında tutmayı ve Arap eksenine yakın durmayı tercih etti. Yangının yayılmasını önlemek için orduyu batı sınırlarına konuşlandırdı. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Şara’dan Lübnan'a müdahale etmesini istedi, ancak o ‘beklemeyi’ tercih etti. Çünkü Suriye hâlâ kendi yaralarını sarmaya ve kurumlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor. Böyle bir müdahale, vesayet döneminin hayaletlerini canlandıracak ve ‘Esed'in Suriye'si’ ile dolu anıları akıllara geri getirecekti. Ayrıca Sünniler ve Şiiler arasında mezhepsel gerginliği alevlendirerek, Hizbullah'ın Suriye'deki kanlı olaylara karıştığı imajını yeniden canlandıracaktı. Daha da tehlikelisi, Suriye güçlerini sanki İsrail'in kara koluymuş gibi gösterecekti ki bu, ne bugün ne de gelecekte Suriye'nin çıkarlarına hizmet etmez.

İhracatçı ve ithalatçı ülkelerin, Tahran ve milislerinin tehditlerine maruz kalmayacak alternatif yollar araması gayet doğal

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Lübnan’daki durumun kötüye gitmesi ve bölgesel sahnede Arap ve Müslüman ülkelerin altında buluştuğu bir şemsiyenin oluşması, hesapları değiştirebilir. Ancak bu sefer, önceki vesayet döneminden farklı bir mantıkla. Doğu’da ise Şam, Iraklı milislerin Arap komşularına yönelik tehditlerini frenlemede ve devlete bir Suriye penceresi açmada rol oynayabilir. Bu rol, onu doğrudan çatışmanın ortasına sürüklemeden bölgesel ağırlık kazandırır. Güneydoğuda ise Ürdün ile koordinasyon için ‘operasyon odaları’ kurulması, milislerin, silahların ve uyuşturucu ticaretinin Ürdün ve Körfez sınırlarına akınını durdurur.

İran savaşı, pek çok denklemi değiştirirken göz ardı edilmemesi gereken fırsatlar ve riskler ortaya çıkıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve Bab’ul-Mendeb Boğazı’na yönelik tehdit, enerji ve ticaret haritasını yeniden çizdi. Petrol ve doğal gaz ihracatı ile tedarik zincirlerinde bu iki noktaya olan bağımlılığın yarattığı açıkları ortaya çıkardı. İhracatçı ve ithalatçı ülkelerin öncelikle İran'ın saldırganlığını durdurmayı ve Tahran ile milislerinin tehditlerine maruz kalmayacak alternatif yollar araması gayet doğal. Bu noktada Suriye, Körfez'den Ürdün üzerinden Türkiye ve Akdeniz'e uzanan ve dünyanın dört bir yanına ulaşan boru hatları, iletişim ve demiryolu projeleriyle olası bir coğrafi seçenek olarak öne çıkıyor.

Suriye, birçok ülke gibi, bölgesel bir fırtınanın ortasında bir dönüm noktasında bulunuyor. Savaşın tarafı değil, ancak savaşın etkilerinden de muaf değil. Asıl zorluk, bunu bir itici güce dönüştürmekte yatıyor.

Bu gelişmeler gerçekleşirse, Suriye’ye yeni jeopolitik konumu sayesinde küresel sistemde bir rol kazandıracak ve yıpranmış ekonomisine hayati önem taşıyan ekonomik getiriler sağlar.

Kabloların ana hatları Kızıldeniz'den geçtiği için, savaş Suudi Arabistan ile Suriye arasında Ürdün üzerinden hatları birbirine bağlayacak bir projeyi güçlendirdi; bu da mevcut duruma kıyasla çok daha hızlı iletişim imkânı sunacak ve dijital istikrar için güvenli bir alternatif sunar. Bu seçeneklerin ve senaryoların artık fiilen gündeme geldiğine ve fikir sandıklarından karar masalarına taşındığına şüphe yok.

Suriye, birçok ülke gibi bölgesel bir fırtınanın ortasında bir dönüm noktasında bulunuyor. Savaşın taraflarından biri değil, ancak savaşın etkilerinden de muaf değil. Öncelik, zorlu sınavlar ve bölünmelerle uyanmakta olan iç düzeni sağlamlaştırıyor. Asıl zorluk, iç güvenliği sağlamlaştırmak ve dış gelişmeleri stratejik bir kaldıraç haline getiriyor. Çünkü bölge, bu savaşın ritmine göre yeniden şekilleniyor.


Irak'taki hava üssünde füze saldırısıyla bir uçak imha edildi

Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
TT

Irak'taki hava üssünde füze saldırısıyla bir uçak imha edildi

Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)

Irak Savunma Bakanlığı, «Şehit Muhammed Alâ» Hava Üssü'nün roket saldırısına uğradığını ve bu saldırı sonucunda bir uçağın imha edildiğini, ancak can kaybı yaşanmadığını duyurdu.

Bakanlık, bugün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Gece yarısını 01:55'te, Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü, başkent Bağdat'ın dış mahallelerinden fırlatılan 122 mm'lik Grad füzeleriyle saldırıya uğradı. Bu saldırı sonucunda Irak Hava Kuvvetlerine ait bir Antonov-132 uçağı imha edildi, ancak can kaybı yaşanmadı" denildi.

Bakanlık, “Yetkili makamlar, hasarı değerlendirmek ve füzelerin atıldığı yerleri tespit etmek için gerekli önlemleri almaya başladı” ifadelerini kullandı.

Bakanlık, «ülkenin mülklerine zarar vermenin yıkıcı bir eylem ve güvenliği sarsma girişimi olarak değerlendirildiğini» vurgulayarak, «Irak’ın güvenliğini ve egemenliğini ihlal etmeye cüret eden herkesi takip etmekten geri durmayacağını» ifade etti.