İsrail-Hamas müzakereleri dördüncü takasın ardından yarın yeniden başlayacak

TT

İsrail-Hamas müzakereleri dördüncü takasın ardından yarın yeniden başlayacak

İsrail-Hamas müzakereleri dördüncü takasın ardından yarın yeniden başlayacak

Hamas Hareketi dün İsrail hapishanelerindeki 180'den fazla Filistinli tutukluya karşılık İsrailli üç rehineyi serbest bırakmasının ardından İsrail, Hamas ile Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması için dolaylı müzakerelerin yarın yeniden başlayacağını teyit etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile görüştüğü ve esir takası anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin müzakerelerin yarın Washington'da bir araya geldiklerinde başlaması konusunda anlaştıkları belirtildi.

Açıklamada, Witkoff’un hafta içi Katar Başbakanı ve Mısır’ın üst düzey yetkilileriyle görüşmelerde bulunacağı da kaydedildi.

Yarın Washington'a gitmesi beklenen Netanyahu, salı günü Donald Trump'ın göreve başlamasından bu yana kendisiyle görüşen ilk yabancı lider olacak.

Yeni müzakereci

İsrail gazetesi Haaretz'in dünkü haberine göre Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması için yürütülecek müzakerelerden sorumlu ekibe Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer'i de dahil etmeyi planladığı bildirildi.

Gazetenin kaynaklara dayandırdığı haberine göre İsrail, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin müzakerelerde Katar'dan daha büyük bir rol oynayacağına inanıyor. Bu yüzden Dermer, Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff ile diplomatik süreci yönetecek.

Gazete, Mossad Direktörü David Barnea'nın Katar'la görüşmeleri yönetmeye ve ilgili bağlantılarla ilgilenmeye devam edeceğini de ekledi. Kaynaklara göre İsrail'in güvenine ve Hamas liderliği üzerinde büyük nüfuza sahip olan Katar'ın müzakerelerde başlıca arabulucu olarak kalması bekleniyor.

Bu gelişme, Hamas Hareketi ile İsrail arasında Gazze Şeridi'nde ateşkes için varılan anlaşma çerçevesinde dördüncü takasın tamamlanmasının ardından yaşandı.

Hamas, 7 Ekim 2023 saldırısından bu yana 484 gün boyunca Gazze Şeridi'nde tuttuğu Fransa-İsrail çifte vatandaşı Ofer Calderon, İsrailli Yarden Bibas ve ABD-İsrail çifte vatandaşı Keith Siegel'i Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne (ICRC) teslim etti. ICRC de rehineleri İsrail'e ulaştırdı.

Filistin Esirler Cemiyeti'ne göre İsrail, üç rehine karşılığında 182 Filistinli ve bir Mısırlı mahkumu serbest bıraktı. Serbest bırakılan Filistinlilerden 150'si Gazze Şeridi'ne, 25'i işgal altındaki Batı Şeria'ya geri dönerken, aralarında Mısır vatandaşının da bulunduğu sekiz kişi Mısır'a sınır dışı edildi.

“Karanlığa tutulan bir ışık”

Yarden Bibas ve Ofer Calderon dün sabah saatlerinde Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus’ta düzenlenen bir törenle ICRC görevlilerine teslim edildi.

Hamas daha sonra Keith Siegel’i Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir balıkçı barınağında bu amaçla kurulan bir platformdan geçtikten sonra ICRC’ye teslim etti.

Hamas Hareketi tarafından yapılan açıklamada, Hamas’ın askeri kolu İzzettin el-Kassam Tugayları'nın birçok sağlık sorunu olan ABD vatandaşı İsrailli rehine için zorlu koşullara rağmen gerekli sağlık hizmetini sağlamaya özen gösterdiği belirtildi.

Calderon ve Bibas, Hamas ve İsrail arasında 15 ay süren savaş sonucu harabeye dönen Han Yunus'ta çok sayıda Hamas üyesinin katılımıyla gerçekleşen törende kısa bir süreliğine bir platforma çıkarıldı. Ardından burada toplanan kalabalığa ve bir Hamas fotoğrafçısına el sallamaları istenen Calderon ve Bibas ICRC görevlilerine teslim edildi.

Calderon (54), 2023 yılının kasım ayındaki ilk ateşkes anlaşması sırasında serbest bırakılan oğlu Erez (12) ve kızı Sahar (16) ile birlikte Gazze Şeridi’ne kaçırılmıştı. Kassam Tugayları'nın merhum Komutanı Muhammed el-Deyf de dahil olmak üzere İsrail'le savaşta öldürülen Hamas liderlerinin resimlerinin sergilendiği platforma çıktığında üzerinde yeşil askeri spor kıyafetleri vardı.

Tel Aviv'de ‘Rehine Meydanı’ adıyla bilinen yerde toplanan yüzlerce kişi, üç rehinenin teslim edilişini dev ekrandan canlı olarak, duygu ve sevinç dolu bir atmosferde izledi. Ellerinde İsrail bayrakları ve bugün serbest bırakılan rehinelerin resimleri bulunuyordu.

İsrail’de 7 Ekim saldırısının ardından oluşturulan Rehineler ve Kayıp Aileleri Forumu tarafından yapılan açıklamada, üç rehinenin serbest bırakılmasının ‘karanlığa bir ışık tuttuğu, umut verdiği ve insan ruhunun zaferini gösterdiği’ belirtildi.

“Şok edici”

Han Yunus’ta ise öğleden sonra bir grup Filistinli, ‘Ruhumuzla ve kanımızla seni koruyacağız ey esir’ sloganları eşliğinde, sağlık muayenesinden geçirilmek üzere Avrupa Hastanesi'ne götürülen serbest kalan Filistinli mahkumları taşıyan otobüsleri karşılamak için akın etti.

AFP'ye konuşan bir Hamas lideri “Bugün halkımız için yeni bir zafer günü” dedi. Anlaşmaya göre bugün serbest bırakılanlar arasında 7 Ekim 2023 tarihinden sonra tutuklanan, ancak Aksa Tufanı Operasyonu (Hamas'ın İsrail'e saldırısı) ile hiçbir ilgisi olmayan Gazze Şeridi'nden 111 mahkum da yer alıyor.

Gözaltına alınanlar hakkında konuşan Rabih el-Harubi (40), “Refah ve Han Yunus'un yerle bir olduğunu ve moloz yığınlarını gördüklerinde gözlerindeki şoku gördüm” ifadelerini kullandı.

İşgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentine gelenler tezahürat ve sloganlarla karşılandı. Aralarında İsraillileri öldürmekten uzun süre hapis yatanlar da vardı.

Gazze'den elli hasta ve yaralı çıkarıldı

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, esir takası işlemlerinin sona ermesinin ardından geçtiğimiz mayıs ayından bu yana ilk kez dün açılan Refah Sınır Kapısı’ndan çoğu çocuk 50 hasta ve refakatçilerinin Mısır’daki hastanelerde tedavi görmek üzere Gazze'den ayrıldığını duyurdu.

Gazze’den çıkış yapanlar arasında lösemi hastası 30 çocuğun yanı sıra savaşta yaralanan 19 kadın ve erkeğin olduğunu belirtildi.

Gazze Şeridi'nde ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun yanı sıra onlarca yıla ya da ömür boyu hapis cezasına çarptırılanların da bulunduğu toplam 583 Filistinli tutukluyu serbest bıraktı.

Hamas, İsrail'e gerçekleştirdiği ve Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlamasına neden olan saldırı sırasında 251 kişi kaçırıldı. İsrailli yetkililere göre bunlardan 34'ü ölü olmak üzere 76'sı halen Gazze'de rehin tutuluyor.

Alıkonulan rehineler arasında Bibas'ın eşi ve iki çocuğu da bulunuyor. Hamas onların 2023 kasımında İsrail tarafından düzenlenen bir hava saldırısında öldürüldüğünü iddia ederken İsrail bunu doğrulamadı.

İsrail cumartesi günü Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasına aracılık eden arabulucular hakkında bilgi talep etti.

AFP’nin aktardığı İsrail tarafından açıklanan resmi rakamlara göre Hamas’ın 7 Ekim 2023 tarihindeki saldırısında İsrail’de bin 210 kişi öldü.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan son rakamlara göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaş, çoğu sivil kadın ve çocuk olmak üzere 47 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu. Ancak İsrail’in askeri operasyonlarının durmasına rağmen enkaz altında kalan cesetler çıkarıldıkça ölü sayısı da artıyor.

Ateşkesin yürürlüğe girdiği 19 Ocak tarihinden bu yana beşi Taylandlı olmak üzere 18 rehine serbest bırakıldı.

Hamas kaynaklarına göre bir sonraki takasın 8 Şubat cumartesi günü yapılması planlanıyor.

İsrail ile Hamas arasında varılan üç aşamalı ateşkes anlaşması, çatışmaların durdurulmasını ve İsrail ordusunun nüfusun yoğun olduğu bölgelerden çekilmesini öngörüyor. Altı hafta sürecek olan ilk aşamada, yaklaşık bin 900 Filistinli mahkumun serbest bırakılması karşılığında Gazze Şeridi’nde tutulan 33 rehinenin (Taylandlılar hariç) serbest bırakılması planlanıyor.

İkinci aşama, müzakereleri askerlik çağındaki 60'tan fazla erkek rehinenin serbest bırakılmasını içeriyor. ABD'nin desteğiyle Mısırlı ve Katarlı arabulucularla varılan ateşkes anlaşmasının altı haftalık ilk aşaması, her iki tarafın da diğerini anlaşmayı ihlal etmekle suçlamasına neden olan çeşitli olaylara rağmen şimdiye kadar çökmeden devam edebildi.

Üçüncü aşamada ise Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına olanak sağlanması ve küçük bir Filistin bölgesi için bir yönetim modeli tanımlanması bekleniyor.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.