Kahire, uluslararası ve yerel basında günlerce süren tartışmaların ardından Trump ve Sisi arasındaki ‘olumlu’ telefon görüşmesinden bahsederken ‘yerinden edilme’ konusuna değinmedi

ABD Başkanı Donald Trump, Eylül 2018'de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun 73’üncü oturumunun oturum aralarında Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
ABD Başkanı Donald Trump, Eylül 2018'de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun 73’üncü oturumunun oturum aralarında Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Kahire, uluslararası ve yerel basında günlerce süren tartışmaların ardından Trump ve Sisi arasındaki ‘olumlu’ telefon görüşmesinden bahsederken ‘yerinden edilme’ konusuna değinmedi

ABD Başkanı Donald Trump, Eylül 2018'de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun 73’üncü oturumunun oturum aralarında Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
ABD Başkanı Donald Trump, Eylül 2018'de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun 73’üncü oturumunun oturum aralarında Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed eş-Şenavi tarafından yapılan ve Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin ABD'li mevkidaşı Donald Trump tarafından arandığını duyuran açıklamada, son günlerde iki ülke arasında tartışma konusu olan ‘Filistinlilerin yerlerinden edilmesi meselesine’ atıfta bulunulmadı.

Açıklamada Sisi'nin dün akşam Trump'tan telefon aldığı bildirildi. Bu gelişme, Trump'ın dört gün önce gerçekleştiğini ve Mısır Cumhurbaşkanı ile ‘Gazzelilerin yer değiştirme’ önerisini görüştüğünü söylediği, ancak Kahire'nin söz konusu görüşmenin gerçekleştiğini reddettiği telefon görüşmesine ilişkin uluslararası ve yerel medyada günlerdir süren tartışmaların ardından geldi.

Mısır Cumhurbaşkanlığı'nın Trump'ın dün Sisi ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin açıklamasında, iki başkanın Gazze Şeridi'nde Mısır-Katar-ABD arabuluculuğuyla varılan ateşkesin ‘istikrara kavuşturulmasının’ önemini ve ‘Gazze halkına yardımların ulaştırılmasının yoğunlaştırılması ihtiyacını’ vurguladıkları ifade edildi.

Açıklamaya göre Sisi, ‘bölgede kalıcı barışa ulaşmanın önemini ve uluslararası toplumun, özellikle Başkan Trump'ın barışa olan eğilimi nedeniyle, bölgede on yıllardır süren çatışmayı sona erdirecek kalıcı ve tarihi bir barış anlaşmasına varma konusunda Başkan Trump'ın yeteneğine güvendiğini’ vurguladı. Açıklamada, Sisi'nin ‘bölgede kalıcı çözüme yol açacak bir barış sürecinin başlatılması gerektiğini vurguladığı’ belirtildi.

Söz konusu telefon, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar dışişleri bakanları, Filistin Yönetimi temsilcisi ve Arap Birliği Genel Sekreteri'nin Kahire'deki Arap toplantısında yayınladıkları ortak bildiriden saatler sonra geldi. Bildiride, ‘Filistinlilerin yerlerinden edilmesinin reddedildiği ve Filistin meselesine iki devletli çözüm temelinde adil bir çözüm bulunması gerektiği’ vurgulanırken, Trump'a ‘Filistinlileri Gazze Şeridi'nden Mısır ve Ürdün'e sürme önerisini reddeden’ bir Arap mesajı verildi.

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü eş-Şenavi, “Sisi, Amerikan halkı arasında kendisine duyulan büyük güvenin yansıması olarak ikinci kez ABD Başkanı seçilen Trump'ı bir kez daha tebrik etti” dedi.

scdfvgth
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ta İsrail hava saldırısı sonucu hayatını kaybeden bir akrabasının cenazesi başında ağlayan Filistinli bir kadın (Reuters)

Sisi, Trump'ı iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri güçlendirmek, Ortadoğu'daki karmaşık meseleleri ve krizleri görüşmek, bölgenin istikrarının desteklenmesine katkıda bulunmak ve Büyük Mısır Müzesi’nin açılışına katılmak üzere en kısa zamanda Mısır'ı ziyaret etmeye davet etti. Trump da Sisi'ye Washington'u ziyaret etmesi ve Beyaz Saray'da kendisiyle görüşmesi için açık bir davette bulundu.

Mısır Cumhurbaşkanlığına göre ikili, bölgesel ve uluslararası konuların ele alındığı telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki stratejik ilişkiler, iki ülke arasındaki ekonomik ve yatırım ilişkilerinin güçlendirilmesi ihtiyacı, su güvenliği alanında iş birliği ve iki başkanın Ortadoğu'da barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik istekleri vurgulandı.

Telefon görüşmesinin sonunda iki lider ortak ilgi alanlarına giren konularda iki ülke arasında iletişim, koordinasyon ve iş birliğinin sürdürülmesinin önemi üzerinde mutabık kaldılar. İkili ilişkileri her alanda ilerletmeye devam etmek için her iki taraftan ilgili yetkililer arasında toplantıların yoğunlaştırılması ve ‘Mısır-ABD stratejik ilişkilerinin gücünü ve derinliğini yansıtan çeşitli konuların ele alınmasında ilerleme yollarının incelenmesi’ gerektiğini vurguladılar.

Beyaz Saray dün yaptığı açıklamada, Trump'ın Sisi'yle bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyururken, telefon görüşmesinde ‘yer değiştirme’ önerisinin ele alındığına dair herhangi bir atıfta bulunulmaması dikkat çekti.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Muhammed es-Satuhi konuyla ilgili olarak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Axios internet sitesi, Sisi ve Trump'ın telefon görüşmesinde Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin Mısır ve Ürdün'e taşınması konusunun ele alındığını bildirdi. Trump bu planı üç kez kamuoyu önünde vurguladığı için bu beklenen bir şey” ifadelerini kullandı.

Es-Satuhi sözlerini şöyle sürdürdü: “Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü'nün şu anda Trump'la gerilimi tırmandırmaktan kaçınmak amacıyla konuyu ele almamak istediğine inanıyorum. Konuyu sessiz iletişim çerçevesinde ele almak ve her iki tarafın da çıkarına olmayan bir çatışmayı önlemek mümkündür. Ancak bu Trump'ın tutumundan vazgeçeceği anlamına gelmez. Trump’a ister kamuoyu önünde ister özel görüşmelerde olsun, istediği şeyin kesinlikle kabul edilemez bir etnik temizlik olduğu yönünde güçlü bir mesaj verilmeli. Çünkü Trump bir iş adamı zihniyetiyle, kazanç ve kayıp hesaplarıyla düşünüyor. Attığı adımın kendisine ve politika hedeflerine zarar verdiğini hissederse kesinlikle geri adım atacaktır.”

u78ıo9
Mısırlılar cuma günü Refah Sınır Kapısı önünde Filistinlilerin ‘yerlerinden edilmesine’ karşı gösteri düzenledi. (MENA)

Süveyş Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan Dr. Cemal Selame Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “Şayet Trump telefon görüşmesinde yer değiştirme önerisinden bahsetmiş olsaydı, Mısır Cumhurbaşkanlığı bunu not ederdi, özellikle de Mısır Cumhurbaşkanı tarafından reddedilmiş olsaydı, bu övünmek ve bunu duyurmak için bir neden olurdu” dedi.

Selame aynı zamanda, ‘Trump'ın telefon görüşmesinde yerinden edilme fikrini gündeme getirmemesinin bu fikrin öldüğü ya da yok olduğu anlamına gelmediğini, aksine ABD yönetiminin bunu daha sonra ve zaman zaman gündeme getireceğini’ söyledi.

Trump, Kahire ve Amman'ın söz konusu öneriyi reddetmesine rağmen Filistinlileri Gazze Şeridi'nden Mısır ve Ürdün'e yerleştirme niyetini cuma günü üçüncü kez dile getirdi ve iki ülkenin ‘bunu yapacağını’ ifade etti.

Trump'ın cuma günü yaptığı açıklamalar, esir işlerinden sorumlu danışmanı Adam Buehler'in İsrail medyasına verdiği demeçte, “Mısır ve Ürdün, Gazze Şeridi'nden Filistinli mültecileri kabul etmek istemiyorlarsa, daha iyi olacağını düşündükleri alternatif bir çözüm önermelidirler” demesinden saatler sonra geldi.

Mısır Cumhurbaşkanı geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Filistin halkının yerinden edilmesinin ‘Mısır’ın katılamayacağı bir adaletsizlik’ olduğunu belirterek, Filistin krizinin çözümünün onları yerlerinden etmek değil; iki devletli çözüm ve onlar için bir devlet kurulmasında yattığını söyledi.

Geçtiğimiz hafta içinde Mısır ve Ürdün, Filistinlilerin ülkelerinden sürülmesini reddeden resmi tutumlarını açıkladı. Mısır halkı ve siyasi delegasyonlar cuma günü, Refah Sınır Kapısı önünde ‘Filistinlilerin topraklarından sürülmesini reddetmek’ için bir gösteri düzenledi.



Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ABD’nin Başkanlık Konseyi başkanlığının Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’e devredilmesi ‘önerisi’ nedeniyle beklenen ‘siyaset sahnesinden dışlanma’ riskine karşı bir önlem niteliğinde görülen bir hamleyle son iki hafta boyunca farklı siyasi ve toplumsal kesimlerle görüşmelerini sıklaştırdı.

Menfi, ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı Massad Boulos tarafından sunulduğu belirtilen önerinin açıklanmasından bu yana, alışılmadık bir şekilde askeri yetkililer, siyasetçiler ve silahlı grupların liderleriyle görüşmeler yapmaya başladı. Gözlemciler Menfi’nin bu hamlesini, ‘iktidarda kalmasını destekleyecek bir muhalefet cephesi oluşturma çabası’ olarak yorumladı.

Öneriye göre Menfi’nin yerine Saddam Hafter’in geçmesi öngörülürken Abdulhamid ed-Dibeybe, Geçici Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) başbakanı olarak kalacak. Ancak bu öneri, Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) geçtiğimiz hafta düzenlenen toplantısında DYK Başkanı Muhammed Tekale ve üyelerinin çoğunluğu tarafından reddedildi.

Dibeybe ile Menfi arasındaki uçurumun genişlemesi bağlamında, Menfi pazar akşamı Trablus'ta Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamlarıyla ‘önemli’ olarak nitelendirilen bir görüşme gerçekleştirdi. Başkanlık Konseyi Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda ‘güncel bir dizi ulusal mesele’ ele alındı.

gfb
Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamları, pazar günü Menfi ile bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)

Açıklamada, toplantıya katılanların, özellikle yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık ile iyi yönetişim ilkelerinin güçlendirilmesi konularında, Menfi’nin çeşitli alanlarda yürüttüğü çabalara tam destek verdiklerini vurguladıkları belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca, ‘kurumsal reformlara devam edilmesinin ve hesap verebilirlik ilkelerinin pekiştirilmesi gerektiğini’ vurguladılar.

Dibeybe’nin memleketi olan Misrata, Trablus ve Bingazi'den sonra Libya'nın üçüncü büyük şehri. Şehir, hem Dibeybe’yi destekleyenlerin hem de lideri olduğu UBH’nin görevden alınmasını talep edenler arasında ideoloji ve siyasi eğilimler açısından büyük farklılıklar barındırıyor.

Menfi’nin ofisi, Misrata'nın önde gelen isimlerinden oluşan heyetin, ‘yasal ve anayasal çerçeveler dışında yapılan herhangi bir düzenleme veya mutabakatı kesin olarak reddettiklerini’ aktardı. Bu hamle, ABD’nin Menfi’yi mevcut siyasi sahneden ‘dışlayacağı’ düşünülen önerisine bir gönderme niteliğindeydi. Bu tür uygulamaların istikrar sürecine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ve devlet inşasının temellerini sarsacağını belirten Misratalı heyet, ‘ülkenin birliğini ve kurumlarının korunmasını garanti eden meşru süreçlere sıkı sıkıya bağlı kalınması’ çağrısında bulundu.

Misrata’nın önde gelenleri, ABD'nin önerisine, ‘devletin askerileştirilmesi’ olarak nitelendirdikleri durumdan duydukları endişe ve ‘totaliter yönetimi reddetmeleri’ sebebiyle karşı çıkıyorlar. Bunun yanında dışarıdan dayatılan herhangi bir siyasi süreç veya uzlaşmaya karşı çıkarken, anayasal ve seçim yoluna bağlı kalınıyor.

Batı Libya'dan bir siyasi kaynak, önde gelen isimlerin tutumunu, Saddam Hafter’in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini reddetmelerine bağlıyor. Çünkü bunu özellikle LUO’nun 2019 yılının nisan ayında başkent Trablus'a düzenlediği saldırının yıldönümünde sivil devletin ihmal edilmesi ve ordunun güçlendirilmesi olarak görüyorlar.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak, Dibeybe’nin ‘müttefiklerini, hassasiyetleri önlemek ve muhalifleri ikna etmek amacıyla, yeni Başkanlık Konseyi'nin merkezinin Trablus değil, Bingazi'de olması şartıyla, önerilen görevi üstlenmesi için Saddam'ı kabul etmeye ikna etmeye çalıştığını’ söyledi.

Misrata'nın önde gelenleri, bu haftanın başlarında yayınladıkları bir bildiride, 17 Şubat Devrimi ruhundan ve Libya halkının taleplerinden kaynaklanmayan hiçbir uzlaşmanın meşruiyetini yitirdiğini vurguladılar.

Bildiride referanduma gidilerek halka danışılması, adil parlamento seçimleri yoluyla meşruiyetin yenilenmesi ve ‘geçiş dönemi adaleti temellerine dayanan sivil devlet seçeneğine’ bağlı kalınması gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca Misrata'nın ‘halkının fedakarlıklarını küçümseyen veya 17 Şubat Devrimi ilkelerinden ödün veren hiçbir anlaşmanın tarafı olmayacağının’ altı çizildi.

UBH ve Başkanlık Konseyi, Menfi ve yardımcıları Musa el-Koni ile Abdullah el-Lafi'nin önderliğinde, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Cenevre'de düzenlenen Libya Diyalog Forumu tarafından seçildikten sonra 5 Şubat 2021'de yürütme iktidarının başına geçti.

Menfi, özellikle Dibeybe’nin muhalifleri olarak görülen siyasetçiler, toplum liderleri, askeri yetkililer ve silahlı grupların komutanlarıyla bir araya geldi. Gözlemciler, Menfi’nin bu hamlesini ‘kendisini iktidardan uzaklaştırıp yerine Hafter'i getirecek öneriye karşı bir muhalefet cephesi oluşturmak’ olarak değerlendirdi.

Sudanlı yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmelerle iktidardaki varlığını pekiştiren Menfi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından Hindistan-Afrika Zirvesi'ne katılmak üzere davet edildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi’nin dün sabah Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından önümüzdeki mayıs ayı sonlarında başkent Yeni Delhi’de düzenlenmesi planlanan 4. Hindistan-Afrika Forumu Zirvesi’ne katılmak üzere resmi bir davet aldığı açıklandı. Davet, Hindistan’ın Trablus Büyükelçisi Muhammed Hafızurrahman tarafından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı’na iletildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada bu davet, ‘uluslararası platformlarda Libya'nın varlığını güçlendirme ve özellikle Afrika ve Asya'daki uluslararası ortaklarla işbirliği bağlarını pekiştirme, böylece kalkınma çabalarını destekleme ve stratejik ortaklıkların ufkunu genişletme’ olarak değerlendirildi.

Menfi, pazar akşamı başkent Trablus'taki Konsey Başkanlığı merkezinde, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed ve ona eşlik eden resmi heyeti, Sudan'daki Trablus Büyükelçisi Fevzi Boumriz'in de hazır bulunduğu bir toplantıda kabul etmişti.

ewfd
Libya Başkanlık Konseyi Menfi pazar akşamı, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed’i kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Toplantıda, Libya'daki Sudanlı topluluğun durumu ve Sudan'daki mevcut krizin etkileri altında kalan Sudanlı mültecilerin durumu ele alınırken Sudanlı bakan, Libya devletinin tutumunun yanı sıra Sudanlılara sağladığı insani yardım ve destek için takdirlerini ifade etti.


İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
TT

İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istediğini belirtti. Açıklama, iki ülke yetkilileri arasında Washington’da yapılması planlanan doğrudan görüşmeler öncesinde geldi.

Saar, basın toplantısında “Lübnan devletiyle barış ve normalleşmeye ulaşmak istiyoruz... İsrail ile Lübnan arasında büyük bir anlaşmazlık yok. Sorun Hizbullah” ifadelerini kullandı.

Lübnan ile İsrail, bugün ABD arabuluculuğunda onlarca yıllık çatışma geçmişini aşmayı hedefleyen diplomatik bir sürece giriyor. Bu kapsamda, ABD’de Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter arasında yüz yüze bir ön görüşme yapılması planlanıyor. Bu temasların, ilerleyen aşamada Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilebilecek müzakerelere zemin hazırlaması bekleniyor.

Washington’da yürütülen yoğun temaslarda, Lübnan-İsrail hattının ABD-İran dosyasından ayrıştırılması hedefleniyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimini temsilen arabuluculuk sürecinde, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ile Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Ofisi Direktörü Michael Needham görev alıyor. Needham’ın, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya yakın bir isim olduğu ve daha önce Rubio’nun Senato’daki görevleri sırasında uzun yıllar danışmanlığını yaptığı belirtiliyor.

Tarafların müzakere şartlarında ise önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Beyrut yönetimi, önceliğin kapsamlı bir ateşkes sağlanması, İsrail’in güneyde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Lübnan ordusunun çatışma alanlarına konuşlandırılması olduğunu vurgularken, ardından siyasi sürece geçilmesini savunuyor. İsrail ise müzakerelerin çatışmalar sürerken yürütülmesini ve ilk adım olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını şart koşuyor. Bu durumun, görüşmeler başlamadan sürecin çıkmaza girebileceği yönünde değerlendirmelere yol açtığı ifade ediliyor.


Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
TT

Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)

Hizbullah dün, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan görüşmelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Genel Sekreter Naim Kasım, bu tür görüşmeleri "faydasız" olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kasım televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Gaspçı İsrail varlığıyla müzakereleri reddediyoruz. Bu müzakereler faydasızdır" diyerek "bu müzakere toplantısının iptal edilmesini" istedi.

Lübnan ve İsrail'in ABD büyükelçilerinin bugün ABD yönetiminin himayesinde bir araya gelmesi planlanıyor.

Kasım, İsrail ile doğrudan müzakerelere başlamadan önce "Lübnan'ın içeride anlaşması ve uzlaşması" gerektiğinin altını çizerek, "Hiç kimsenin, ülkenin çeşitli bileşenleri arasında iç uzlaşma olmadan Lübnan'ı bu yola sokma hakkı yoktur ve bu da gerçekleşmemiştir" uyarısında bulundu.

Lübnan yetkilileri, bu görüşmelerin öncelikle 2 Mart'tan beri devam eden savaşta ateşkes sağlamayı amaçladığını söylüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu iki şart öne sürdü: Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve gerçek bir barış anlaşmasının sağlanması.

Savaş, Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in suikastına misilleme olarak İsrail'e roket fırlatmasının ardından patlak verdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail hava saldırılarında o zamandan beri 2 bin 89 kişi öldü.

Kasım ayrıca, “Direnişteki kararımız dinlenmemek, durmamak, teslim olmamaktır ve savaş alanının kendisi konuşacaktır” dedi.

“Biz teslim olmayacağız” ve “Son nefesimize kadar sahada kalacağız” diye belirtti. Bu sözler, Hizbullah savaşçılarının İsrail ordusuyla çatışmalar içinde olduğu ve İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki sınır bölgelerine ilerlediği bir dönemde geldi.