‘Biz ertesi günüz’ ve diğer mesajlar… Hamas'ın Deyr el-Balah'ta 3 esiri teslim ettiği görüntüler

Hamas savaşçıları Deyr el-Balah'taki teslim alanına silah ve mermi taşıyor (AFP)
Hamas savaşçıları Deyr el-Balah'taki teslim alanına silah ve mermi taşıyor (AFP)
TT

‘Biz ertesi günüz’ ve diğer mesajlar… Hamas'ın Deyr el-Balah'ta 3 esiri teslim ettiği görüntüler

Hamas savaşçıları Deyr el-Balah'taki teslim alanına silah ve mermi taşıyor (AFP)
Hamas savaşçıları Deyr el-Balah'taki teslim alanına silah ve mermi taşıyor (AFP)

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın bugün üç İsrailli esiri teslim etmesi biçim ya da içerik açısından alışılagelmişin dışında olsa da organizasyon, sahneler, mesajlar ve hatta mekân açısından önemli bir olaydı.

Gazze Şeridi'ndeki ateşkes anlaşmasının ilk aşamasının beşinci ayağı kapsamında Kassam Tugayları üç esiri serbest bıraktı. 34 yaşındaki Or Levy, 52 yaşındaki Eliyahu Sharabi ve 56 yaşındaki Ohad Ben-Ami, 16 aylık esaretin ardından Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Balah'ta Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne (ICRC) teslim edildi.

Beşinci teslimin paradoksu

Daha önceki törenlerde de olduğu gibi Kassam Tugayları savaşçıları bölgeye konuşlandırıldı, ancak bu kez sayıları çok daha fazlaydı.

Alınlarında hareketin yeşil bandanasını ve aynı renkte Filistin kefiyesini taşıyan onlarca maskeli ve silahlı Kassam Tugayları savaşçısı, temiz ve ütülü üniformalarını giymişti.

Bu görüntülere öfkelenen İsrailliler, İsrail'in Hamas’a karşı yürüttüğü 15 aylık savaş boyunca bu savaşçıların nerede olduğunu ve İsrail ordusunun onlara nasıl ulaşamadığını merak ediyor.

Teslim alanında onlarca Kassam Tugayları savaşçısı hazır bulundu. (AFP)Teslim alanında onlarca Kassam Tugayları savaşçısı hazır bulundu. (AFP)

Teslim alanına gelen yüzlerce kişilik kalabalık, Kassam Tugayları tarafından oluşturulan güvenlik kordonunun arkasında toplandı. Kassam Tugayları savaşçılarının etrafını saran kalabalık, çeşitli sloganlar attı.

foto

İronik bir şekilde, esir teslimi ilk kez Deyr el-Balah'ta gerçekleşti. İsrail istihbaratı, Gazze Şeridi'nin diğer bölgeleri gibi topçu ateşine ya da hava saldırılarına maruz kalmayan Deyr el-Balah'ta çok sayıda esir bulunduğunu bildirmişti.

 Hamas savaşçıları ve üç İsrailli esirin Deyr el-Balah'ta Kızılhaç ekibine teslim edilmesini izlemek üzere toplanan Filistinliler (AFP)Hamas savaşçıları ve üç İsrailli esirin Deyr el-Balah'ta Kızılhaç ekibine teslim edilmesini izlemek üzere toplanan Filistinliler (AFP)

‘Biz ertesi günüz’

İsrailli esirlerin teslim edildiği platformun üstüne ve altına çeşitli mesajlar yazılı pankartlar asıldı.

Platforma asılan büyük bir pankartta, “Biz tufanız... Biz ertesi günüz” yazıyordu.

Kassam Tugayları bu ifadeyi Arapça, İbranice ve İngilizce olmak üzere üç dilde yazarken, pankartta ayrıca bir yumruğun yanında Filistin bayrağı çizimi yer aldı.

 “Biz tufanız... Biz ertesi günüz” (Reuters)“Biz tufanız... Biz ertesi günüz” (Reuters)

Kassam Tugayları'nın “Biz ertesi günüz” ifadesini seçmesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Filistinlileri Gazze Şeridi'nden Mısır ile Ürdün’e yerleştirme ve Gazze Şeridi'nde ‘Ortadoğu Rivierası’ olarak tanımladığı bir yer inşa etme önerisinden bahsetmesinden günler sonra geldi.

Hamas’ın teslimin ardından yaptığı açıklamada, “Biz tufanız... Saldırıların durdurulması anlaşmasının imzalanmasından bu yana başlayan, halkımızın ve direnişimizin kanı ve fedakarlıklarıyla yücelen, tamamen Filistinlilere ait bir gün olan ertesi gün biziz. Teslimin muhteşem sahneleri ve direnişin ertesi günle ilgili mesajları, halkımızın ve direnişinin elinin üstün kalacağını ve ertesi günün bizi dönüşe, özgürlüğe ve kendi kaderimizi tayin etmeye daha da yaklaştıracak mükemmel bir Filistin günü olduğunu yinelemektedir” ifadeleri yer aldı.

‘Mutlak zafer’

Kassam Tugayları platformun altına İbranice olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sıkça kullandığı ‘mutlak zafer’ ifadesini, Netanyahu'nun fotoğrafı ve imha edilmiş bir İsrail tankının resmiyle birlikte yazdı.

Hamas tarafından yapılan açıklamada, “Suçlu Netanyahu ve ordusunun 471 gün boyunca aradığı mutlak zafer, Gazze Şeridi topraklarında sonsuza dek paramparça olmuş bir yanılsamadır” denildi.

 Kassam Tugayları platformun altına İbranice olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sıkça kullandığı ‘mutlak zafer’ ifadesini yazdı. (AFP)Kassam Tugayları platformun altına İbranice olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sıkça kullandığı ‘mutlak zafer’ ifadesini yazdı. (AFP)

Açıklamada, “Efsanevi kararlılığıyla dünyaya topraklarında sağlam durduğu, direnişine bağlı olduğu ve özgürlüğe ve başkenti Kudüs olan bağımsız devletini kurana kadar yoluna devam etmeye kararlı olduğu yönünde açık bir mesaj gönderen büyük Filistin halkına selamlarımızı gönderiyoruz” ifadesi yer aldı.

İmza töreni

Esirler platforma çıkmadan önce Kassam Tugayları ve ICRC arasında bir imza töreni düzenlendi.

Kassam Tugayları savaşçısı sandalyesinde ICRC delegesinin yanında otururken, etrafı imza anını kayda almak için telefon ve kamera tutan Kassam Tugayları savaşçılarıyla çevriliydi.

 Kassam Tugayları savaşçısı, ICRC delegesiyle birlikte teslim belgelerini imzalıyor. (EPA)Kassam Tugayları savaşçısı, ICRC delegesiyle birlikte teslim belgelerini imzalıyor. (EPA)

‘Şok edici derecede zayıflama

Üç İsrailli esir beyaz pikaplarla teslim alanına geldi.

Ancak daha önceki İsrailli esirlerin aksine, bugün serbest bırakılan üç esirin sağlık durumu dikkat çekiciydi. Son derece zayıflamış görünüyorlardı. Öyle ki Kassam Tugayları savaşçıları platforma doğru yürümelerine yardımcı oldu.

İsrailli esirlerin içinde bulunduğu beyaz pikaplar (Reuters)İsrailli esirlerin içinde bulunduğu beyaz pikaplar (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, görüntülerin yayınlanmasının ardından yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki üç esirin ICRC'ye teslimi sırasında ‘şok edici’ olarak nitelediği sahnelerin ‘cevapsız kalmayacağını’ söyledi.

Netanyahu yaptığı açıklamada, hükümetinin tüm esirlerin ve kayıp kişilerin iadesi konusundaki kararlılığını vurguladı.

Daha sonra İsrail medyası, Netanyahu'nun yetkililere ‘esirlerin durumu ve Hamas'ın ateşkes ve esir değişimi anlaşmasını defalarca ihlal etmesi ışığında uygun tedbirlerin alınması’ talimatı verdiğini bildirdi.

Bugün serbest bırakılan esirlerden Eliyahu Sharabi (AFP)Bugün serbest bırakılan esirlerden Eliyahu Sharabi (AFP)

Esirler, teslim töreni için hazırlanan platformda konuştu. Kassam Tugayları savaşçısı, esirlere İbranice bazı sorular sordu. Esirler de hükümetlerini ikinci aşama müzakerelere devam etmeye ve ateşkes anlaşmasının aşamalarını tamamlamaya çağırarak cevap verdi.

Bugün serbest bırakılan esirlerden Ohad Ben-Ami (AFP)Bugün serbest bırakılan esirlerden Ohad Ben-Ami (AFP)

Esirlerden biri, “Müzakerelerin devam edeceğini ve savaşın sona ereceğini umuyoruz” dedi.

Bir Hamas savaşçısı serbest bırakılan esirlerden birine “Kassam Tugayları’na ne söylemek istersiniz?” diye sordu. Esir de hayatlarını koruduğu ve kendilerine yiyecek ve su sağladığı için Kassam Tugayları’na teşekkür etti.

Hamas yaptığı açıklamada, esirlerle ilişkilerinde insani değerlere ve uluslararası insani hukuk hükümlerine bağlı kaldığını ve ‘Siyonist bombardımana ve savaş suçlusu Netanyahu'nun onları hedef alma ve tasfiye etme girişimlerine rağmen’ hayatlarını korumak için büyük çaba sarf ettiğini söyledi.

Kassam Tugayları’nın yardımıyla platformdan indirilen esirler, ICRC’ye teslim edildi. İsrail'in bugün onlarca Filistinli mahkûmu serbest bırakması bekleniyor.



Şera, Esed’in devrilmesinden bu yana ilk kez Almanya’yı ziyaret ediyor

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
TT

Şera, Esed’in devrilmesinden bu yana ilk kez Almanya’yı ziyaret ediyor

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera bugün Almanya’da Alman yetkililerle görüşmeler gerçekleştiriyor. Bu ziyaret, Şera’nın ülkeye ilk ziyareti olurken, temaslarda Ortadoğu’daki savaş, Suriye’nin yeniden inşası ve Berlin yönetiminin Suriyeli mültecilerin geri dönüşüne yönelik çabalarının ele alınması bekleniyor.

Beşşar Esed’in 2024 yılında devrilmesinin ardından Almanya’ya ilk kez giden Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile bir araya geldi. Şera’nın günün ilerleyen saatlerinde Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşmesi planlanıyor.

Geçtiğimiz yıl, 14 yıl süren yıkıcı çatışmanın ardından yeniden inşa sürecini desteklemek amacıyla Suriye’ye yönelik birçok uluslararası yaptırım kaldırılmıştı.

Almanya Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius, Merz ile Şera arasındaki görüşmelerde Ortadoğu’daki savaş, Suriye’deki siyasi durum, yeniden inşa çabaları ve Suriyelilerin ülkelerine dönüşü konularının ele alınacağını açıkladı.

Şera ayrıca Berlin’de, Suriye’nin ekonomik toparlanma ve yeniden inşa perspektiflerinin ele alınacağı bir foruma katılacak. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Esed rejiminin sona ermesinin ardından Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere birçok yaptırımın kaldırıldığını ve bunun ekonomik toparlanmanın temellerini oluşturduğunu ifade etti.

ergfrt
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’deki Bellevue Sarayı önünde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)

Ziyaret öncesinde Almanya İçişleri Bakanlığı, Suriye Afet Yönetimi Bakanlığı’na destek sağlanması ve acil durum birimlerinin eğitilmesine yardımcı olunmasını öngören yeni bir girişim açıkladı. Öte yandan Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Suriye’de kaybolan Alman gazeteci Eva Maria Michelmann konusunun da görüşmelerde ele alınıp alınmayacağı yönündeki soruya, Berlin yönetiminin meseleyi değerlendirdiği yanıtını verdi.

Sığınma talebinin gerekçeleri

Suriye’deki çatışma yıllarında yaklaşık 1 milyon Suriyeli Almanya’ya sığındı. Bu kişilerin önemli bir bölümü, 2015-2016 yıllarında göç akınının zirve yaptığı dönemde ülkeye ulaştı. Suriye’deki çatışmalar, 2011 yılında eski yönetimin protestolara yönelik kanlı müdahalesi sonrası başlamıştı.

Almanya’da geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve gelen muhafazakâr Başbakan Friedrich Merz ise aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin yükselişiyle mücadele ederken düzensiz göçü sınırlama çabalarını artırdı.

Merz, geçen yıl yaptığı açıklamada, Suriye’de savaşın sona ermesiyle birlikte Suriyelilerin Almanya’ya sığınma talebinde bulunmaları için ‘artık herhangi bir gerekçe kalmadığını’ ifade etmişti.

gthyju
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’deki Bellevue Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın yanında duruyor. (AP)

Alman hükümeti geçtiğimiz aralık ayında, suç işleyen bazı Suriyelilerin ülkelerine geri gönderilmesi uygulamasını yeniden başlattı. Ancak bu uygulama şu ana kadar yalnızca çok sınırlı sayıda vaka için gerçekleştirildi.

Başbakan Friedrich Merz, birçok Suriyelinin gönüllü olarak ülkelerine dönmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, ülkede devam eden hak ihlalleri ve güvensiz koşullara dikkat çeken aktivistler tarafından eleştirildi.

Şera’nın Almanya ziyareti, başlangıçta ocak ayında planlanmıştı. Ancak ziyaret, Suriye hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmaları sonlandırma çabaları nedeniyle ertelenmişti.

Bu arada, Suriye’deki Süryani Hristiyan azınlığın temsilcileri, ‘ülkenin tarihi çeşitliliğini tanıyan ve kurumsal olarak güçlendiren kapsayıcı bir siyasi yaklaşım’ çağrısında bulundu. Öte yandan Berlin’de mültecilerin Suriye’ye geri gönderilmesi planına karşı bir gösteri düzenlendi.


Suriye ve İran Savaşı: Fırsatlar ve riskler

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Suriye ve İran Savaşı: Fırsatlar ve riskler

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

Suriye, İran'daki savaştan kazançlı mı çıkıyor, yoksa kayıp mı veriyor? Şam, kendini yeni bir sınavın eşiğinde buldu. Batı sınırında Lübnan'da İsrail ile Hizbullah arasında süren çatışmalar ve doğuda Irak'ta milisler ile devlet arasında tırmanan gerginlik arasında sıkışmış durumda. Hava sahasında ise İsrail uçakları ile İran füzeleri ve insansız hava araçları (İHA) arasında çatışmalar yaşanıyor.

Kayıplar açısından bakıldığında, Suriye’nin yeniden inşası projeleri ve ülkeye yönelik yatırım akışı askıya alınmış görünüyor. Yeniden inşanın temel dayanağını oluşturan müttefik ülkeler, artık kendi güvenlik ve ekonomik öncelikleri ile meşgul. İyileşme sürecinde vazgeçilmez bir ortak olan Avrupa ülkeleri ise, artan savaş masraflarının yol açtığı sonuçlarla boğuşuyor. Tüm bunlar, Suriye'deki ekonomik krizi ve bunun sosyal ve güvenlik alanındaki etkilerini daha da şiddetlendirirken radikalizm ve DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkışına zemin hazırlar.

İran'ın, İHA’lar, sızmalar ve milisler yoluyla Suriye'yi savaşa sürüklemeye ve kaos yaratmaya çalışması ise diğer bir zorluk. İran, ‘Esed Suriye’sini’ kaybetmesini ve bunun ‘Direniş Ekseni’nin nüfuzunun azalmasına olan etkisini henüz kabullenebilmiş değil.

Eğer Savaş Tel Aviv'in zaferiyle sonuçlanırsa, bu durum İsrail'i bölgede hâkim bir güç olarak konumunu pekiştirecek ve ona Şam üzerinde ek baskı araçları kazandıracak. Ayrıca bölgeyi Tel Aviv ile Suriye'nin yeni müttefiki Ankara arasında bir çatışma sahnesine dönüştürecek. Bu da İsrail’in 2024 yılı sonlarında Beşşar Esed rejiminin düşmesinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmesi yönündeki baskıyı üzerinden kaldıracak ve Suriye'nin güneyindeki müdahalesini artıracak. İsrail, birkaç gün önce savaş sırasında Suveyda’yı bombalamıştı.

Savaşın başlamasından bu yana Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye’yi bölgesel çatışmanın dışında tutmayı ve Arap eksenine yakın durmayı tercih etti. Yangının yayılmasını önlemek için orduyu batı sınırlarına konuşlandırdı. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Şara’dan Lübnan'a müdahale etmesini istedi, ancak o ‘beklemeyi’ tercih etti. Çünkü Suriye hâlâ kendi yaralarını sarmaya ve kurumlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor. Böyle bir müdahale, vesayet döneminin hayaletlerini canlandıracak ve ‘Esed'in Suriye'si’ ile dolu anıları akıllara geri getirecekti. Ayrıca Sünniler ve Şiiler arasında mezhepsel gerginliği alevlendirerek, Hizbullah'ın Suriye'deki kanlı olaylara karıştığı imajını yeniden canlandıracaktı. Daha da tehlikelisi, Suriye güçlerini sanki İsrail'in kara koluymuş gibi gösterecekti ki bu, ne bugün ne de gelecekte Suriye'nin çıkarlarına hizmet etmez.

İhracatçı ve ithalatçı ülkelerin, Tahran ve milislerinin tehditlerine maruz kalmayacak alternatif yollar araması gayet doğal

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Lübnan’daki durumun kötüye gitmesi ve bölgesel sahnede Arap ve Müslüman ülkelerin altında buluştuğu bir şemsiyenin oluşması, hesapları değiştirebilir. Ancak bu sefer, önceki vesayet döneminden farklı bir mantıkla. Doğu’da ise Şam, Iraklı milislerin Arap komşularına yönelik tehditlerini frenlemede ve devlete bir Suriye penceresi açmada rol oynayabilir. Bu rol, onu doğrudan çatışmanın ortasına sürüklemeden bölgesel ağırlık kazandırır. Güneydoğuda ise Ürdün ile koordinasyon için ‘operasyon odaları’ kurulması, milislerin, silahların ve uyuşturucu ticaretinin Ürdün ve Körfez sınırlarına akınını durdurur.

İran savaşı, pek çok denklemi değiştirirken göz ardı edilmemesi gereken fırsatlar ve riskler ortaya çıkıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve Bab’ul-Mendeb Boğazı’na yönelik tehdit, enerji ve ticaret haritasını yeniden çizdi. Petrol ve doğal gaz ihracatı ile tedarik zincirlerinde bu iki noktaya olan bağımlılığın yarattığı açıkları ortaya çıkardı. İhracatçı ve ithalatçı ülkelerin öncelikle İran'ın saldırganlığını durdurmayı ve Tahran ile milislerinin tehditlerine maruz kalmayacak alternatif yollar araması gayet doğal. Bu noktada Suriye, Körfez'den Ürdün üzerinden Türkiye ve Akdeniz'e uzanan ve dünyanın dört bir yanına ulaşan boru hatları, iletişim ve demiryolu projeleriyle olası bir coğrafi seçenek olarak öne çıkıyor.

Suriye, birçok ülke gibi, bölgesel bir fırtınanın ortasında bir dönüm noktasında bulunuyor. Savaşın tarafı değil, ancak savaşın etkilerinden de muaf değil. Asıl zorluk, bunu bir itici güce dönüştürmekte yatıyor.

Bu gelişmeler gerçekleşirse, Suriye’ye yeni jeopolitik konumu sayesinde küresel sistemde bir rol kazandıracak ve yıpranmış ekonomisine hayati önem taşıyan ekonomik getiriler sağlar.

Kabloların ana hatları Kızıldeniz'den geçtiği için, savaş Suudi Arabistan ile Suriye arasında Ürdün üzerinden hatları birbirine bağlayacak bir projeyi güçlendirdi; bu da mevcut duruma kıyasla çok daha hızlı iletişim imkânı sunacak ve dijital istikrar için güvenli bir alternatif sunar. Bu seçeneklerin ve senaryoların artık fiilen gündeme geldiğine ve fikir sandıklarından karar masalarına taşındığına şüphe yok.

Suriye, birçok ülke gibi bölgesel bir fırtınanın ortasında bir dönüm noktasında bulunuyor. Savaşın taraflarından biri değil, ancak savaşın etkilerinden de muaf değil. Öncelik, zorlu sınavlar ve bölünmelerle uyanmakta olan iç düzeni sağlamlaştırıyor. Asıl zorluk, iç güvenliği sağlamlaştırmak ve dış gelişmeleri stratejik bir kaldıraç haline getiriyor. Çünkü bölge, bu savaşın ritmine göre yeniden şekilleniyor.


Irak'taki hava üssünde füze saldırısıyla bir uçak imha edildi

Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
TT

Irak'taki hava üssünde füze saldırısıyla bir uçak imha edildi

Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)

Irak Savunma Bakanlığı, «Şehit Muhammed Alâ» Hava Üssü'nün roket saldırısına uğradığını ve bu saldırı sonucunda bir uçağın imha edildiğini, ancak can kaybı yaşanmadığını duyurdu.

Bakanlık, bugün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Gece yarısını 01:55'te, Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü, başkent Bağdat'ın dış mahallelerinden fırlatılan 122 mm'lik Grad füzeleriyle saldırıya uğradı. Bu saldırı sonucunda Irak Hava Kuvvetlerine ait bir Antonov-132 uçağı imha edildi, ancak can kaybı yaşanmadı" denildi.

Bakanlık, “Yetkili makamlar, hasarı değerlendirmek ve füzelerin atıldığı yerleri tespit etmek için gerekli önlemleri almaya başladı” ifadelerini kullandı.

Bakanlık, «ülkenin mülklerine zarar vermenin yıkıcı bir eylem ve güvenliği sarsma girişimi olarak değerlendirildiğini» vurgulayarak, «Irak’ın güvenliğini ve egemenliğini ihlal etmeye cüret eden herkesi takip etmekten geri durmayacağını» ifade etti.