Mısır'ın Trump'ın Gazze planına alternatif vizyonu

Trump'ın Gazze'yi ele geçirme planı bölgede şok etkisi yarattı

Gazze’de Netzarim Koridoru’ndan geçen Filistinliler, 10 Şubat 2025 (AFP)
Gazze’de Netzarim Koridoru’ndan geçen Filistinliler, 10 Şubat 2025 (AFP)
TT

Mısır'ın Trump'ın Gazze planına alternatif vizyonu

Gazze’de Netzarim Koridoru’ndan geçen Filistinliler, 10 Şubat 2025 (AFP)
Gazze’de Netzarim Koridoru’ndan geçen Filistinliler, 10 Şubat 2025 (AFP)

Amr İmam

ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'nin kontrolünü devralma, Gazzelileri buradan sürme ve burayı ‘Ortadoğu'nun Rivierası’ haline getirme planına ABD yönetiminden bazı yetkililerin verdiği tepkiler, Trump'ın bölgedeki en eski çatışmaya yaklaşımını yansıttı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 5 Şubat'ta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleşen görüşmesi öncesinde yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin Gazze'ye ilişkin mevcut tüm seçenekleri değerlendirmeye hazır olduğunu söylemişti. Hegseth’in bu açıklamasından önce de ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Woltz, Başkan Trump'ın Gazze ile ilgili planının konuya dair son söz olmaması gerektiğini söyleyerek, ABD’nin müttefiklerinden Filistin topraklarının yeniden inşası için kendi alternatiflerini sunmalarını istemişti.

Tüm bu açıklamaların yanında aynı gün Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt tarafından yapılan açıklamada, Başkan Trump'ın Gazze'ye asker gönderme taahhüdünde bulunmadığı, ancak bu seçeneği de tamamen dışlamadığını vurgulandı.

Eğer bu açıklamalar, Trump'ın düşüncelerini yansıtıyorsa, bu açıklamaları yapan yönetim yetkilileri Gazze'nin yönetimini devralma planının, umut edilen müzakere sürecinin sadece bir ön izlemesi olduğunu ima etmeye çalışıyor olabilirler.

ABD Başkanı, asgari düzeyde bir öneri belirlemek yerine, müzakereler ve diğer taraflardan beklenen tepkiler sonrasında elde edilecek kazancı azami düzeye çıkarmayı umarak, aşırıya kaçan bir öneri sunuyor olabilir.

Bu teori, muamelelere göre olan yaklaşımıyla tanınan Trump'ın kişiliğiyle de uyumlu. Ayrıca Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi başta olmak üzere kendisiyle görüşecek olan Arap liderlerin, ülkelerinin çıkarlarına uygun kazanımlar elde etmek ve bir bütün olarak Filistin davasına hizmet etmek için neler sunabilecekleri konusunda da soru işaretleri yaratıyor.

Endişe verici bir plan

Trump'ın Gazze'yi ele geçirme planı bölgede, özellikle de Trump'ın ikinci döneminin ilk dönem politikasının bir uzantısı olacağına dair iyimserliğin hâkim olduğu Mısır'da şok etkisi yarattı. ABD Başkanı Trump ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi arasında Trump’ın ilk başkanlık döneminde dostane bir ilişki söz konusuydu. Ancak bu iyimser hava, Trump’ın Beyaz Saray'a geri dönmesiyle birlikte hızla dağıldı ve Mısır kendisini gerçek bir ikilemle karşı karşıya buldu. Mısır, ya Trump'ın planını reddedecek, onu kızdıracak ve sonuçlarına katlanacak ya da onu memnun edecek, ulusal güvenliğini tehlikeye atacak ve bir Filistin devleti kurulması hayalinin çökmesine izin verecekti.

ABD yönetimindeki yetkililer tarafından peş peşe yapılan açıklamalar, Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi başta olmak üzere şimdiye kadar Beyaz Saray'a davet edilen Arap liderlere net bir mesaj verebilir.

Ancak Sisi, tarihe ‘Mısır’ın, bir Filistin devleti kurulması hayalinin yok olmasına izin veren lideri’ olarak geçmesine izin vermez. Mısır, en zor zamanlarda bile İsrail'le barış müzakereleri de dahil olmak üzere, Filistin davasını diplomatik hamlelerinin merkezinde tuttu. İsrail ile Mısır arasında 1979 yılında imzalanan barış anlaşmasıyla sonuçlanan süreç de buna dahil.

Ancak aynı anlaşma, Mısır'ın Trump'ın Gazze'den mülteci kabul etme önerisini kategorik olarak reddetmesiyle tehlikeye girmiş gibi görünüyor. Mısır Cumhurbaşkanı, 29 Ocak'ta ülkesinin Gazze'nin Filistinlilerden ‘temizlenmesi’ sürecinin bir parçası olmayacağını açıklarken, böyle bir senaryoyu ‘Filistinlilere karşı adaletsiz bir çözüm’ olarak niteledi.

Mısırlı üst düzey yetkililer, Cumhurbaşkanı Sisi’nin bu açıklamasından birkaç gün sonra ABD’li ve diğer ülkelerden mevkidaşlarını Trump'ın Gazze planının Mısır ile İsrail arasındaki barış anlaşmasını tehlikeye atacağı konusunda bilgilendirdi. Kahire, en kötüsüne hazırlanıyor gibi görünürken, tüm bunlar, Sina'da devam eden askeri hareketliliği açıklayabilir.

Alternatif plan

Satrançta bu duruma 'kapalı oyun' denir ve piyonların çoğu hareketsiz kalarak birbirlerinin hareketini engeller. Ancak müzakere becerileriyle tanınan Trump, oyunun bu şekilde çıkmaza girmesini istemeyebilir. Bu yüzden diğer oyuncuları piyonlarını yan yolları açacak ve diğer taşların manevra yapmasına izin verecek şekilde hareket ettirmeye zorlayabilir.

csdfrgthy
Trump, Netanyahu’yu Beyaz Saray'ın girişinde karşıladı, 4 Şubat 2025 (Reuters)

Peki, ABD Başkanı'nın Gazzeli mültecileri kabul etme planında öne çıkardığı Mısır ve Ürdün başta olmak üzere Arap ülkeleri, oyunun kaldığı yerden devam edebilmesi için kartları nasıl yeniden karabilir? Büyük olasılıkla bunu Trump'ın planına ikna edici bir alternatif sunarak yapabilirler.

Bu ihtiyaç, 6 Şubat'ta Trump'ın çözümün bir parçası olmak üzere devreye girmeyi teklif ettiğini söyleyen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da vurgulandı. Rubio, yaptığı açıklamada, “Eğer diğer ülkeler de adım atmaya ve bunu kendileri yapmaya istekli olsalardı bu harika olurdu, ancak kimse bunu yapmak için acele etmiyor gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.

Kısacası Rubio'nun sözleri, mevcut aşamayı ‘Trump planına karşı uygulanabilir bir alternatife ihtiyaç olduğu’ şeklinde özetliyordu.

İleriye yönelik

ABD yönetimindeki yetkililer tarafından peş peşe yapılan açıklamalar, Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi başta olmak üzere şimdiye kadar Beyaz Saray'a davet edilen Arap liderlere net bir mesaj verebilir.

İsrail'in 15 ay süren savaş boyunca Gazze'deki her şeyi yok etmesi boşuna değildi, ‘Gazze halkını ya gönüllü olarak ya da zorla bölgeyi terk etmeye zorlamak’ şeklinde açık bir hedefi vardı.

Mısır'ın alternatif bir planı var gibi görünüyor. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, 2 Şubat'ta ülkesinin Gazze'nin yeniden inşası için halkın yerinden edilmesini gerektirmeyen bir planı olduğunu açıkladı.

Başta ABD ve İsrail olmak üzere, Gazze dışındaki pek çok kişi savaşın sona ermesinin ardından büyük bir yıkıma uğramış halde olan Gazze Şeridi’nde yaşayanların nasıl bir evde yaşayacağını umursamayacağına şüphe yok. Ancak yaşayabilir bir Gazze, komşuları için tehdit oluşturmayan istikrarlı bir yer demektir.

Fakat gerçek şu ki, Trump'ın önceliği, Gazze'nin İsrail için bir güvenlik tehdidi haline gelmesini engellemek. Bu da ABD Başkanı'nın Gazze'de güvenlik sorumluluğunu üstlenecek ve 7 Ekim'de gerçekleşen saldırıların tekrarlanmamasını sağlayacak bir taraf ya da taraflar bulmaya çalıştığı anlamına geliyor.

Tehlikeler

Güvenli ve istikrarlı bir Gazze yaşanabilir olmalı ve yaşanabilir bir Gazze'de Hamas gibi grupların yeri olmaz. Bu da her kim Trump’ın planına alternatif sunacak olursa olsun, Gazze'nin yeniden inşasının maliyetini üstleneceği ve güvenliğinden sorumlu olacağı anlamına geliyor.

Trump Gazze'nin kontrolünü devralma bombasını patlatmadan önce kimse Gazze Şeridi'nde güvenlik sorumluluğunu üstlenmeye hazır değildi. Başta 1948-1967 yılları arasında Gazze'yi yöneten Mısır olmak üzere Arap devletlerinin bunun için haklı sebepleri vardı. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre işgalci bir güç olarak İsrail, Filistinlilerin yaşadığı trajediden sorumlu ve kendi yarattığı soruna bir çözüm bulması gerekiyor. Bu sorunu ister yakınında ister uzağında olsun hiçbir komşusuna ciro etme hakkı da yoktur.

Tel Aviv boğucu ablukasıyla Gazze Şeridi'ndeki hayatı çekilmez hale getirmeye devam ederken Mısır, İsrail ile Gazze'deki Filistinliler arasında sıkışıp kalmak istemiyordu. Hamas'ın ve Gazze'deki diğer grupların hayatlarını cehenneme çeviren İsrail’e karşı saldırılar düzenlemesini engelleyerek ‘İsrail'in başındaki polis’ rolünü üstlenmek de istemedi.

Gazze'den gelen rehinelerin serbest bırakılma videoları, Hamas'ın İsrail tarafından 15 aydır süren saldırılara rağmen halen ayakta ve iyi durumda olduğunu gösterdi. Daha önce Gazze'yi kontrol eden Hamas, İsrail’in devam eden saldırısından nispeten sınırlı bir hasarla çıkmış gibi görünüyor.

Bu da Gazze'de güvenliği sağlayacak gücün kendisini Hamas'la doğrudan karşı karşıya bulacağı ve Hamas'ın İsrail'e karşı yeni saldırılar düzenlemesini önlemek için İsrail adına Hamas’a karşı savaşmak zorunda kalacağı anlamına geliyor.

Trump nasıl kazanılır ve Filistin nasıl kaybedilmez?

Ancak bunu yapmak, Arap ülkelerinin geri çekilmesi ve alternatif bir plan sunmaması gerektiği anlamına gelmiyor, zira bu da riskli olur.

İsrail'in 15 ay süren savaş boyunca Gazze'deki her şeyi yok etmesi boşuna değildi, ‘Gazze halkını ya gönüllü olarak ya da zorla bölgeyi terk etmeye zorlamak’ şeklinde açık bir hedefi vardı.

Arap ülkeleri Gazze'yi ilhak tehdidinden kurtarmak için Gazze Şeridi'nin yeniden inşası ve yönetimi için pratik bir plan geliştirmeli. Bu plan, Gazze ve Batı Şeria'yı kapsayan bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir adım olacak.

Trump’ın yeniden başkan seçilmesi, İsrail'in aşırı sağcı partileri ve yerleşimci grupları için Gazze ve Batı Şeria'nın geri kalanı da dahil olmak üzere tüm Filistin topraklarını ilhak etmek için altın bir fırsat olarak görülüyor. Bu yüzden Trump, 5 Şubat'ta Netanyahu ile yaptığı basın toplantısında Gazze planından bahsettiğinde İsrail başbakanı gergin görünüyordu. Basitçe ifade etmek gerekirse, ABD Başkanı Gazze'nin kontrolünü devralma çabalarında kendisini, dünyanın kalan son sömürgeci varlığı olan İsrail ile karşı karşıya getirdi. Trump bir zamanlar kabul edilebilir olarak görülen geleneksel sınırları çoktan aşmış durumda.

sadfrgthyuj
Raşid Caddesi'ni ikiye bölen ve Nuseyrat Mülteci Kampı’nın Gazze Şeridi'nin merkezindeki Gazze şehrine bağlayan Netzarim Koridoru'nu geçen Filistinliler, 10 Şubat 2025 (AFP)

Arap ülkeleri Gazze'yi ilhak tehdidinden kurtarmak için Gazze Şeridi'nin yeniden inşası ve yönetimi için pratik bir plan geliştirmeli. Bu plan, Gazze ve Batı Şeria'yı kapsayan bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir adım olacak.

Ancak bu planın hazırlanması ve uygulanması sadece Mısır ve Ürdün'le sınırlı kalamaz. Uluslararası toplumun da bu iki ülkenin yanında yer alıp gerek finansman desteğiyle gerekse istikrarı sağlayacak şekilde asker konuşlandırılmasıyla, planın uygulanmasına katkıda bulunarak ahlaki sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyor.

Uluslararası taraflarca Trump’ın planına alternatif olarak ortaya koyulacak böyle bir plan, Filistinlilerin onlarca yıllık fedakârlıklarını ve tarihi haklarını kolayca manipüle edebileceklerini düşünen ABD ve İsrail'i utandıracaktır.



Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.


İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.