Mısır Sudan'da paralel bir hükümet kurulması girişimini reddederken Sudan’ın yeniden inşasına hazırlanıyor

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Sudanlı mevkidaşı Ali Yusuf eş-Şerif ile Kahire'de bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Sudanlı mevkidaşı Ali Yusuf eş-Şerif ile Kahire'de bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır Sudan'da paralel bir hükümet kurulması girişimini reddederken Sudan’ın yeniden inşasına hazırlanıyor

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Sudanlı mevkidaşı Ali Yusuf eş-Şerif ile Kahire'de bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Sudanlı mevkidaşı Ali Yusuf eş-Şerif ile Kahire'de bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati dün yaptığı açıklamada, Sudan'da ‘paralel bir hükümet’ kurulmasına yönelik girişimler konusunda Mısır'ın ilk resmi tutumunu ortaya koyarak, ülkesinin Sudan'daki mevcut hükümete paralel bir yapı oluşturulması yönündeki çağrıları reddettiğini vurguladı. Bakan Abdulati ayrıca Sudan Dışişleri Bakanı Ali Yusuf ile Mısırlı şirketlerin katkılarıyla Sudan'ın yeniden inşasına odaklanacak ortak bir çalışma grubu kurulması konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladı.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Sudanlı mevkidaşı Ali Yusuf eş-Şerif ile Kahire'de bir araya geldi. Görüşmede Sudan'ın toprak bütünlüğünün ülkesi için ‘kırmızı çizgi’ olduğunu belirten Abdulati, bundan taviz verilemeyeceğinin altını çizdi.

Basında yer alan haberlere göre Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile siyasi ve silahlı gruplardan oluşan bir koalisyon, Kenya'nın başkenti Nairobi'de, HDK kontrolündeki bölgelerde, şu an Port Sudan şehrinden çalışmalarını yürüten Sudan hükümetine karşı paralel bir hükümet kurmak üzere siyasi bir bildiri ve geçici bir anayasa imzaladı.

xcsdvfgthy
Mısır ve Sudan dışişleri bakanları başkanlığında Kahire'de gerçekleşen görüşmelerden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Kahire, pazar günü iki ülkenin dışişleri bakanlarının başkanlığında gerçekleşen Mısır ve Sudan arasındaki siyasi istişarelere ev sahipliği yaptı. İstişarelerde Sudan'daki iç savaşın ardından ‘Sudan'ın birlik, bütünlük ve bağımsızlığının korunmasının ve egemenliğine ve Sudan ordusu da dahil olmak üzere tüm ulusal kurumlarına saygı gösterilmesinin önemi’ vurgulandı.

Sudan, 2023 nisanı ortalarından bu yana Sudan ordusu ile HDK arasında patlak veren ve resmi istatistiklere göre yaklaşık 1,2 milyonu Mısır'a olmak üzere binlerce Sudanlının ülke içinde ve dışında yerinden edilmesine neden olan bir iç savaşa tanıklık ediyor.

Mısır-Sudan siyasi istişareleri sonrası yapılan ortak açıklamada Sudan'ın iç işlerine herhangi bir bahaneyle müdahale edilmesinin ve Sudan'ın egemenliğini tehlikeye atacak her türlü adımın reddedildiği vurgulanırken ‘iç savaş krizini çözmenin, dış diktalar olmaksızın Sudan halkının doğal hakkı olduğuna’ dikkat çekildi.

İstişarelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, ‘ülkesinin Sudan'daki mevcut hükümete paralel hükümetler kurma çağrılarını reddettiğini’ ve ‘Sudan'ın toprak bütünlüğünün Mısır için bir kırmızı çizgi olduğunu’ vurguladı.

Sudan Dışişleri Bakanı Şerif ise ‘ülkesinin başka hiçbir ülkenin Sudan'da paralel bir hükümet kurmasını kabul etmediğini’ vurguladı. ‘Sudan ordusunun ve halkının HDK milislerine karşı zafer kazanmasıyla ülkesindeki savaşın sona ereceğini’ söyleyen Sudanlı Bakan, ülkesinin birliğini ve statüsünü korumak için orduya her türlü desteğin sağlanması çağrısında bulundu.

Sudan ordusu yakın zamanda özellikle başkent Hartum ve El-Cezire eyaletinde HDK tarafından kontrol edilen bazı önemli bölgeleri geri aldıysa da bu ilerlemeye yeni bir ‘paralel hükümet’ kurma girişimleri eşlik etti.

Öte yandan Mısır eski Dışişleri Bakanı ve Mısır Dışişleri Konseyi Başkanı Büyükelçi Muhammed Urabi, Mısır'ın Sudan'da paralel bir hükümet kurma girişimlerini reddetmesinin Sudan'ın iç birliğinin ve istikrarının desteklenmesinden kaynaklandığını belirterek, Kahire tutarlı bir tutum sergiliyor. Bu tutum, Sudan'ın egemenliğini korumayı amaçlıyor” dedi.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Urabi, Sudan’da bazı tarafların paralel bir hükümet kurma yönündeki hamlelerinin iç siyasi bölünmeyi arttıracağına ve taraflar arasındaki anlaşmazlığı derinleştireceğini düşünüyor. Urabi, siyasi çözümün Sudan halkı tarafından sağlanması ve dışarıdan dikte edilmeden tamamen Sudan'a özgü bir tutum olması gerektiğine işaret etti.

sdfrgthy
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati ve Sudanlı mevkidaşı Şerif (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Diğer taraftan Sudan Düşünce ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Uluslararası İlişkiler Birimi Direktörü Mekki el-Magrabi'ye göre Sudan'da paralel bir hükümet kurma girişimleri bölgesel ve uluslararası tepkiler nedeniyle başarılı olamadı. Magrabi, Sudan’da paralel hükümet kurmak isteyen tarafların çabalarının ortak bir siyasi bildiri imzalama aşamasından öteye gidemeyeceği yorumunda bulundu.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Magrabi, Sudan'da paralel bir hükümet kurma girişimleri bölgesel ya da uluslararası destek görmediğini belirtirken Mısır-Sudan istişarelerinin iki ülkenin ulusal güvenliği arasındaki bağlantı nedeniyle savaş boyunca kesintisiz olarak devam ettiğinin altını çizdi. Sudan’ın yeniden inşasını görüşmek üzere ortak bir ekip oluşturma adımının iki ülke arasındaki koordinasyon yolunda atılmış bir adım olduğunu ifade eden Magrabi, Mısırlı şirketlerin Sudan'da çalışmaya en uygun olan firmalar olduğunu söyledi.

Mısır’ın Sudan'ın toparlanacağına ve yeni Sudan'ın inşasına katkıda bulunacak önemli ve doğrudan bir role sahip olacağına inancının tam olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Abdulati, Sudan’ın yeniden inşası sürecini incelemek üzere iki ülkeden ortak bir ekip oluşturulması, yeniden yapılanma sürecinin başlatılması hazırlıklarının yapılması ve bir takvim oluşturulması konusunda mutabık kalındığını söyledi.

Mısır-Sudan siyasi istişareleri sonrası yapılan ortak açıklamaya göre iki ülke, Nil Havzası ülkelerindeki tek taraflı hareketlerin reddedildiğini ve su güvenliği konusunda su haklarının tamamının korunması için ortak hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, tüm havza ülkelerini içeren ve tüm ülkeler için su iş birliğinin temel direğini temsil eden tek kapsamlı iş birliği mekanizması olarak Nil Havzası Girişimi'nin yeniden hayata geçirilmesi ve korunması gerektiğine işaret edildi.

Su güvenliği konusunda iki ülke arasında ortak koordinasyonun önemli olduğunu belirten Magrabi, Kahire ve Hartum'un su çıkarlarına zarar verecek hiçbir hamleyi kabul etmeyeceğini söyledi.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, iki ülke arasındaki koordinasyonu derinleştirmek amacıyla pazartesi günü (bugün) Kahire'de iki ülkenin dışişleri ve sulama bakanlarının katılacağı 2+2 formatında bir toplantı düzenleneceğini açıkladı.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.