Yeni Suriye Ordusu'nun sancılı doğumuna ‘bir isyan tohumu’ eşlik ediyor

Gözlemciler, 8. Tugay'ın Şam'a ilk giren birlik olduğunu ve Şara hükümetinden özel bir statü beklediğini söylediler

Suriye Savunma Bakanı, bazı grupların yeni orduya katılmak istemeyebileceğini kabul etti (AFP)
Suriye Savunma Bakanı, bazı grupların yeni orduya katılmak istemeyebileceğini kabul etti (AFP)
TT

Yeni Suriye Ordusu'nun sancılı doğumuna ‘bir isyan tohumu’ eşlik ediyor

Suriye Savunma Bakanı, bazı grupların yeni orduya katılmak istemeyebileceğini kabul etti (AFP)
Suriye Savunma Bakanı, bazı grupların yeni orduya katılmak istemeyebileceğini kabul etti (AFP)

Tarık Ali

Suriye’de devrimci 100 grup, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın talebi üzerine kendisini feshetmeyi ve yeni Suriye ordusuna katılmayı kabul etti. Şara, ocak ayı sonlarında yapılan Suriye Devrimi Zaferinin İlanı Konferansı sırasında, devrimci ve siyasi grupların feshedilmesi ve yeni kurulan devlet kurumlarına entegre edilmesi talimatı verdi.

Şara’nın verdiği bu talimata, özellikle Suriye'nin güneyinde bulunan 8. Tugay'ın yeni orduya katılmasıyla ilgili olarak kısa süre önce ortaya çıkan bir anlaşmazlık eşlik etti. Anlaşmazlık, silahlı oluşum, silahlar, personel ve yapı bakımından orduya katılımın şekli ve niteliğinden ziyade Savunma Bakanlığı ve 8. Tugay arasındaki üstü kapalı anlaşmazlıklar nedeniyle bunun daha da ötesine geçmiş gibi görünüyor. Anlaşmazlığın nedenlerinden biri, silahlı devrimci grupların eski bölgesel ve uluslararası destekçileriyle ilgili olabilir.

Ahmed el-Avde Şam'a giren ilk tugay komutanıydı

Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) liderliğindeki Askeri Operasyon İdaresi, Halep’teki çatışmaların yanı sıra Hama ve Humus'a doğru ilerleyişle meşgulken, Ahmed el-Avde komutasındaki 8. Tugay, Şam'a girerek büyükelçilikler ve bakanlıklar da dahil olmak üzere hayati ve merkezi binalara girerek güvence altına aldı. Hatta ‘Kurtuluş Günü’ ve Beşşar Esed rejiminin düşüşü olarak bilinen 8 Aralık 2024 sabahı Cumhuriyet Sarayı'na giren ilk birlik oldu.

scdfvgthy
Esed rejiminin düşüşünün ardından Avde ve Şara’nın bir araya geldikleri nadir görüşmeden bir kare (Suriye basını)

Ancak 8. Tugay, Suriye'nin başkenti Şam’dan çekildikten sonra ülkenin güneyindeki Dera'ya dönerek Saldırganlığı Caydırma Operasyonu güçlerinin askeri zaferini tamamlamasına ve Şam'ı kurtarmasına izin verdi. Avde'nin kayınbiraderi ve Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Müzakere Heyeti eski başkan yardımcısı Halid el-Mahamid, kayınbiraderinin güç peşinde olmadığı açıklamasında bulundu.

Kuruluşundan Şam’ın kurtuluşuna 8. Tugay

Ağır silahlara, teçhizata ve donanımlı personele sahip olan 8. Tugay'ın Suriye savaşında kendine has bir hikâyesi var. 2012 yılında “Şebab es-Sünne” adıyla kurulan 8. Tugay, eski Suriye ordusu ve müttefikleri ile birçok çatışmaya girdi ve 2016 yılında çok sayıda bölgesel tarafın desteğinin yanı sıra savaşlarda elde ettiği mühimmattan yararlanarak Busra eş-Şam kentini özgürleştirmeyi başardı.

Suriye’nin güneyi 2018 yılında Rusya'nın himayesinde devrik Suriye rejimi ile bir uzlaşma sürecine girdi. Şebab es-Sünne, 8. Tugay'a dönüştürülüp Rusya destekli 5. Kolordu’ya katılırken, Dera'daki başlıca birliğini dağıtılan Suriye ordusuyla birlikte birçok bölgede ortak ve dönüşümlü devriyeler gerçekleştirdi. Avde, bu süre boyunca kendisini medyadan uzak tuttu.

dfv
Suriye Cumhurbaşkanı Şara, tüm grupların dahil olduğu tek bir ulusal ordu oluşturulmasında kararlı (AFP)

Daha sonra, özellikle 2021 yılında 8. Tugay, 5. Kolordu’dan alınarak 265. Askeri İstihbarat Şubesi’ne aktarıldı. 8. Tugay’dan bir kaynağa göre bu değişiklik, silahları ve teçhizatları korumak ve düzenli orduya bağlı kalmaya devam etmeleri halinde bunları teslim etmemek içindi.

Buna rağmen devrimi hiçbir aşamada terk etmediğini vurgulayan 8.  Tugay -özel kaynaklara göre- Ürdün'ün herhangi bir çatışmaya girmesi halinde kendisine lojistik destek sağlamayı bırakacağını ve beklemesini söylemesine rağmen, Şam'ın düşmesinde önemli bir rol oynadı ve ardından Şam’dan çekildi. Özel kaynakların verdiği bilgiler, Avde'nin damadı tarafından da teyit edildi.

Savunma Bakanı ne dedi?

Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın pragmatik yaklaşımına ve bakanlarının da aynı yaklaşımı örnek almalarına rağmen, Suriye geçici hükümetinin Savunma Bakanı Murhef Ebu Kasra geçtiğimiz günlerde Washington Post'a verdiği bir röportajda 8. Tugay'ın yeni orduya entegre olma konusundaki isteksizliğinden ilk kez bahsetti. Bakan Ebu Kasra, başka bir grubun adını vermedi.

Ebu Kusra'nın Amerikan gazetesine verdiği bu demeç, bazı grupların yeni orduya katılmak istemeyebileceği gerçeğinin üzerindeki sis perdesini kaldırdı. Ancak sadece 8. Tugay'dan bahsetmesi, yeni devletin geri dönüş konusundaki sabırsızlığının bir işareti gibi görünse de bu durum daha çok bu reddedişin devam etmesinin sonuçlarına dair bir uyarı olabilir.

Savunma Bakanı’na yanıt

Suriye Savunma Bakanı'nın sözlerine 8. Tugay’ın komutanları kayıtsız kalmadı. 8. Tugay Komutan Yardımcısı Nesim Ebu Arra videolu bir açıklamayla verdiği yanıtta, 8. Tugay’ın yeni orduya katılmayı ya da kendisine yöneltilen suçlamaları reddetmediğini belirterek, “Suriye’nin güneyi sakinleri disiplinli ve profesyonel askeri kurallara göre işleyen kapsamlı bir ulusal savunma bakanlığının kurulması çağrısında bulunan ilk kişilerdir” dedi.

Ebu Arra, Savunma Bakanlığı'nın subayların ve devrimcilerin uzmanlıklarından en iyi şekilde yararlanması ve Suriye'nin tüm kesimlerinin hiçbir şekilde dışlama ya da ötekileştirme olmaksızın tam olarak temsil edilmesini sağlaması gerektiğini belirtti.

Suriye Cumhurbaşkanı ile Savunma Bakanı arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekmeye çalışan Ebu Arra, Şara'nın geçmiş yıllarda yaptığı açıklamalarda Askeri Operasyon İdaresi ile Şam'ın düşmesinde önemli rol oynayan güneyli gruplar arasındaki koordinasyonun önemine ve gerekliliğine defalarca kez atıfta bulunduğunu hatırlattı. İlginç olan ise Avde’nin damadına göre Şara'nın Avde’yi tebrik etmek için ziyaret ettiği 13 Ocak tarihinden önce bir araya gelmemiş olmaları.

Ruslara darbe

Askeri analist Fuat Abdülhamid' in değerlendirmesine göre 8. Tugay'ın Ruslara ve Esad rejimi ordusuna indirdiği darbe, düşünmeye zaman bırakmayan yeni ve hızlandırılmış bir gerçekliğin tahmin edilmesinin sonucuydu. Özellikle de rejimin çöküşüne ilişkin tablo netleştikçe, Suriye'nin askeri ve siyasi geleceğine katılma hakkının doğması karşısında.

8. Tugay, eski Suriye rejimiyle uzlaşmasına ve birkaç yıldır Rus güçleriyle resmi ve mali bağını açıkça sürdürmesine rağmen, devrimci bir grup olmaktan vazgeçmediğini ve bunun Dera kırsalındaki ve Busra eş-Şam’daki savaşlar sırasında oynadığı rolde açıkça görüldüğünü belirtti. Tugayın destekçileri tarafından İran, Rusya ve Esed rejiminin düzenli ordusuna karşı gerçekleştirilen çeşitli gösteriler de bunu kanıtlıyordu. Ancak Avde, özellikle Ürdün Askeri Harekât Merkezi’nin önemli bir parçası olduğundan grubunun öncelikle kendi bölgesini koruma hedefini garanti altına alması amacıyla kendisini yeniden konumlandırması için baskı görüyordu.

Rusya, 8. Tugay’ın Şam’a girmesini ve ardından geri çekilmesini kesinlikle onaylamadı. Aksine bu, Moskova'nın bile daha sonra yorum yapmaktan kaçındığı devrimci bir isyandı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Avde'ye bağlı güçler sabaha kadar Şam’da kalsaydı, Humus'tan saldırıyı engellemek için gelen güçlerle sorun yaşanabilirdi. Ancak Avde oyunu nasıl yöneteceğini biliyordu. HTŞ'nin dağılan Suriye ordusundan ve Beşşar Esed'i terk eden Şam'ın müttefiklerinden fazla direnç görmeden büyük şehirleri düşürmeyi başarmasını kolaylaştırdı. Dolayısıyla 8 Aralık 2024 olayları bağlamında Avde'nin rolü hafife alınmamalı.

Askeri analist Abdulhamid, Avde'yi Şam'dan erken çekilmeye itmiş olabilecek nedenlerden birinin de 8. Tugayın Şam’ın tamamını koruyamaması olduğunu vurguladı. Abdulhamid’e göre bu, Avde’nin yaptıklarını küçümsemek ve tıpkı diğer şehirlerde savaşan öteki birlikler gibi daha savaş başlamadan geri çekilen Cumhuriyet Muhafızları ve 4. Tümen gibi süper güçler efsanesi olmaksızın başkentin kapılarının yeni yöneticilerine açık olduğuna dair verilen bir mesaj anlamına gelmiyordu.

Gelecek korkusu

8. Tugay'ın mevcut durumu farklı verilere dayanarak analiz edilebilir. Örneğin, özellikle Rusya ile yaşadığı üstü kapalı anlaşmazlıklar henüz gün yüzüne çıkmamışken ve hala kendisiyle temas halinde olan bölge ülkeleriyle uyumluluğu devam ederken kendisini yeni projelere iten dış bağlantılara sahip olmaya devam etmesi bu verilerden biri.

Son olarak, mesele yönetimin kazanımlarının paylaşılması açısından da okunabilir. Zira şimdiye kadarki verilerin gösterdiği üzere Avde artık Şam'a girişin ana kapısı değil. Savunma Bakanlığı, subaylarını terfi ettirme ve onlara büyük ayrıcalıklar tanıma bağlamında Avde’yi görmezden geldi. Avde bu ayrıcalıklardan çok uzaktı. Belki de bunun başlıca nedeni, Savunma Bakanlığı’nın benzer olaylara tanık olan ülkelerdeki gibi bir senaryoda, kendi askeri cephaneliği olan güçlü bir rakiple karşı karşıya gelmeyi istememesi ve böylece onu bakanlık bünyesinden ziyade kendi tugayı içinde konumlandırmasıdır.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
TT

Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı.

Cumhurbaşkanlığı Medya Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Tuğgeneral Ziyad el-Ayeş, SDG ile 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmayı uygulamak ve entegrasyonu sağlamak, böylece devletin varlığını güçlendirmek, engelleri aşmak ve vatandaşlara yönelik hükümet hizmetlerini etkinleştirmek üzere başkanlık elçisi olarak atandı.”

Tuğgeneral Ayeş, geçtiğimiz yıl mayıs ayında İçişleri Bakanı'nın Sivil İşler Yardımcısı olarak atandı. 1987 yılında Haseke ilinin Kamışlı kırsalındaki Arca el-Cavala köyünde doğan Tuğgeneral Ayeş, ‘Ebu Usame el-Az’ künyesiyle biliniyor. Haseke'nin Rumeylan kentindeki Petrol Enstitüsü mezunu olan Tuğgeneral Ayeş, Lübnan'daki el-İmam el-Ouzai Üniversitesi'nden şeri ilimler diplomasına ve İdlib Üniversitesi'nden işletme yüksek lisans diplomasına sahip.

gthyj
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da SDG lideri Mazlum Abdi ile tokalaşırken, 10 Mart 2025 (SANA)

Genel Takip Komitesi üyesi olarak Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) kamplarının yönetiminde önemli bir rol oynayan Tuğgeneral Ayeş, ayrıca İçişleri Bakanlığı'nda sivil işlerin yönetimini devralmadan önce, Genel Güvenlik Ajansı'nda idari memur ve İdlib'deki kontrol noktalarından sorumlu genel memur olarak görev yaptı.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, 13 Şubat’ta daha önce Haseke’nin kamu güvenliği komutanı olarak atadığı Nureddin Ahmed İsa'yı Haseke ilinin valisi olarak atayan bir kararname yayınladı.

Geçtiğimiz ayın 29'unda imzalanan anlaşma, Suriye hükümetinin SDG güçlerinin bu ayın sonuna kadar tam olarak uygulanması gereken anlaşmayı engellediği yönündeki suçlamalarından dolayı uygulamaya konulamıyor.

Bir başka gelişmede Sivil Havacılık Heyeti, Kamışlı Havaalanı’nın yeniden açılmasının hazırlıkları çerçevesinde havaalanına geldi. Haseke Valisi, Haseke şehrine giden tüm yolların açıldığını ve Haseke ile diğer iller arasındaki karayolu ulaşımının yeniden başladığını duyurdu.

Öte yandan Haseke’deki kaynaklar, bugün SDG’nin kontrolündeki hapishanelerden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.

Haseke vilayetindeki kaynaklar, bugün SDG hapishanelerinden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.


Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
TT

Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)

Suriye TV'nin haberine göre, ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon, dün Haseke kırsalındaki Kasrak üssünü boşaltmaya başladı.

Yerel haber ağları, tahliye operasyonunu gerçekleştirmek amacıyla dün erken saatlerde Irak'a giren ve üsse doğru ilerleyen, askeri araçlara ilave olarak 20'den fazla boş kamyondan oluşan bir Amerikan konvoyunun bulunduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın yerel haber ağlarından aktardığına göre 20'den fazla boş kamyon ve askeri araçtan oluşan bir ABD konvoyu dün erken saatlerde Irak sınırını geçerek tahliyeyi gerçekleştirmek üzere üsse doğru hareket etti.

Alman Basın Ajansı'na (DPA) göre, Kasrak üssü Suriye'nin Haseke Valiliği'nde, uluslararası karayolunun (M4) güneyinde, Tel Tamir ve Tel Beydar arasında yer almaktadır.

Suriye Savunma Bakanlığı bu ay, ABD güçlerinin bölgeden ayrılmasının ardından eş-Şeddadi ve el-Tanf askeri üslerinin kontrolünü ele geçirdi.