Yeni Suriye Ordusu'nun sancılı doğumuna ‘bir isyan tohumu’ eşlik ediyor

Gözlemciler, 8. Tugay'ın Şam'a ilk giren birlik olduğunu ve Şara hükümetinden özel bir statü beklediğini söylediler

Suriye Savunma Bakanı, bazı grupların yeni orduya katılmak istemeyebileceğini kabul etti (AFP)
Suriye Savunma Bakanı, bazı grupların yeni orduya katılmak istemeyebileceğini kabul etti (AFP)
TT

Yeni Suriye Ordusu'nun sancılı doğumuna ‘bir isyan tohumu’ eşlik ediyor

Suriye Savunma Bakanı, bazı grupların yeni orduya katılmak istemeyebileceğini kabul etti (AFP)
Suriye Savunma Bakanı, bazı grupların yeni orduya katılmak istemeyebileceğini kabul etti (AFP)

Tarık Ali

Suriye’de devrimci 100 grup, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın talebi üzerine kendisini feshetmeyi ve yeni Suriye ordusuna katılmayı kabul etti. Şara, ocak ayı sonlarında yapılan Suriye Devrimi Zaferinin İlanı Konferansı sırasında, devrimci ve siyasi grupların feshedilmesi ve yeni kurulan devlet kurumlarına entegre edilmesi talimatı verdi.

Şara’nın verdiği bu talimata, özellikle Suriye'nin güneyinde bulunan 8. Tugay'ın yeni orduya katılmasıyla ilgili olarak kısa süre önce ortaya çıkan bir anlaşmazlık eşlik etti. Anlaşmazlık, silahlı oluşum, silahlar, personel ve yapı bakımından orduya katılımın şekli ve niteliğinden ziyade Savunma Bakanlığı ve 8. Tugay arasındaki üstü kapalı anlaşmazlıklar nedeniyle bunun daha da ötesine geçmiş gibi görünüyor. Anlaşmazlığın nedenlerinden biri, silahlı devrimci grupların eski bölgesel ve uluslararası destekçileriyle ilgili olabilir.

Ahmed el-Avde Şam'a giren ilk tugay komutanıydı

Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) liderliğindeki Askeri Operasyon İdaresi, Halep’teki çatışmaların yanı sıra Hama ve Humus'a doğru ilerleyişle meşgulken, Ahmed el-Avde komutasındaki 8. Tugay, Şam'a girerek büyükelçilikler ve bakanlıklar da dahil olmak üzere hayati ve merkezi binalara girerek güvence altına aldı. Hatta ‘Kurtuluş Günü’ ve Beşşar Esed rejiminin düşüşü olarak bilinen 8 Aralık 2024 sabahı Cumhuriyet Sarayı'na giren ilk birlik oldu.

scdfvgthy
Esed rejiminin düşüşünün ardından Avde ve Şara’nın bir araya geldikleri nadir görüşmeden bir kare (Suriye basını)

Ancak 8. Tugay, Suriye'nin başkenti Şam’dan çekildikten sonra ülkenin güneyindeki Dera'ya dönerek Saldırganlığı Caydırma Operasyonu güçlerinin askeri zaferini tamamlamasına ve Şam'ı kurtarmasına izin verdi. Avde'nin kayınbiraderi ve Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Müzakere Heyeti eski başkan yardımcısı Halid el-Mahamid, kayınbiraderinin güç peşinde olmadığı açıklamasında bulundu.

Kuruluşundan Şam’ın kurtuluşuna 8. Tugay

Ağır silahlara, teçhizata ve donanımlı personele sahip olan 8. Tugay'ın Suriye savaşında kendine has bir hikâyesi var. 2012 yılında “Şebab es-Sünne” adıyla kurulan 8. Tugay, eski Suriye ordusu ve müttefikleri ile birçok çatışmaya girdi ve 2016 yılında çok sayıda bölgesel tarafın desteğinin yanı sıra savaşlarda elde ettiği mühimmattan yararlanarak Busra eş-Şam kentini özgürleştirmeyi başardı.

Suriye’nin güneyi 2018 yılında Rusya'nın himayesinde devrik Suriye rejimi ile bir uzlaşma sürecine girdi. Şebab es-Sünne, 8. Tugay'a dönüştürülüp Rusya destekli 5. Kolordu’ya katılırken, Dera'daki başlıca birliğini dağıtılan Suriye ordusuyla birlikte birçok bölgede ortak ve dönüşümlü devriyeler gerçekleştirdi. Avde, bu süre boyunca kendisini medyadan uzak tuttu.

dfv
Suriye Cumhurbaşkanı Şara, tüm grupların dahil olduğu tek bir ulusal ordu oluşturulmasında kararlı (AFP)

Daha sonra, özellikle 2021 yılında 8. Tugay, 5. Kolordu’dan alınarak 265. Askeri İstihbarat Şubesi’ne aktarıldı. 8. Tugay’dan bir kaynağa göre bu değişiklik, silahları ve teçhizatları korumak ve düzenli orduya bağlı kalmaya devam etmeleri halinde bunları teslim etmemek içindi.

Buna rağmen devrimi hiçbir aşamada terk etmediğini vurgulayan 8.  Tugay -özel kaynaklara göre- Ürdün'ün herhangi bir çatışmaya girmesi halinde kendisine lojistik destek sağlamayı bırakacağını ve beklemesini söylemesine rağmen, Şam'ın düşmesinde önemli bir rol oynadı ve ardından Şam’dan çekildi. Özel kaynakların verdiği bilgiler, Avde'nin damadı tarafından da teyit edildi.

Savunma Bakanı ne dedi?

Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın pragmatik yaklaşımına ve bakanlarının da aynı yaklaşımı örnek almalarına rağmen, Suriye geçici hükümetinin Savunma Bakanı Murhef Ebu Kasra geçtiğimiz günlerde Washington Post'a verdiği bir röportajda 8. Tugay'ın yeni orduya entegre olma konusundaki isteksizliğinden ilk kez bahsetti. Bakan Ebu Kasra, başka bir grubun adını vermedi.

Ebu Kusra'nın Amerikan gazetesine verdiği bu demeç, bazı grupların yeni orduya katılmak istemeyebileceği gerçeğinin üzerindeki sis perdesini kaldırdı. Ancak sadece 8. Tugay'dan bahsetmesi, yeni devletin geri dönüş konusundaki sabırsızlığının bir işareti gibi görünse de bu durum daha çok bu reddedişin devam etmesinin sonuçlarına dair bir uyarı olabilir.

Savunma Bakanı’na yanıt

Suriye Savunma Bakanı'nın sözlerine 8. Tugay’ın komutanları kayıtsız kalmadı. 8. Tugay Komutan Yardımcısı Nesim Ebu Arra videolu bir açıklamayla verdiği yanıtta, 8. Tugay’ın yeni orduya katılmayı ya da kendisine yöneltilen suçlamaları reddetmediğini belirterek, “Suriye’nin güneyi sakinleri disiplinli ve profesyonel askeri kurallara göre işleyen kapsamlı bir ulusal savunma bakanlığının kurulması çağrısında bulunan ilk kişilerdir” dedi.

Ebu Arra, Savunma Bakanlığı'nın subayların ve devrimcilerin uzmanlıklarından en iyi şekilde yararlanması ve Suriye'nin tüm kesimlerinin hiçbir şekilde dışlama ya da ötekileştirme olmaksızın tam olarak temsil edilmesini sağlaması gerektiğini belirtti.

Suriye Cumhurbaşkanı ile Savunma Bakanı arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekmeye çalışan Ebu Arra, Şara'nın geçmiş yıllarda yaptığı açıklamalarda Askeri Operasyon İdaresi ile Şam'ın düşmesinde önemli rol oynayan güneyli gruplar arasındaki koordinasyonun önemine ve gerekliliğine defalarca kez atıfta bulunduğunu hatırlattı. İlginç olan ise Avde’nin damadına göre Şara'nın Avde’yi tebrik etmek için ziyaret ettiği 13 Ocak tarihinden önce bir araya gelmemiş olmaları.

Ruslara darbe

Askeri analist Fuat Abdülhamid' in değerlendirmesine göre 8. Tugay'ın Ruslara ve Esad rejimi ordusuna indirdiği darbe, düşünmeye zaman bırakmayan yeni ve hızlandırılmış bir gerçekliğin tahmin edilmesinin sonucuydu. Özellikle de rejimin çöküşüne ilişkin tablo netleştikçe, Suriye'nin askeri ve siyasi geleceğine katılma hakkının doğması karşısında.

8. Tugay, eski Suriye rejimiyle uzlaşmasına ve birkaç yıldır Rus güçleriyle resmi ve mali bağını açıkça sürdürmesine rağmen, devrimci bir grup olmaktan vazgeçmediğini ve bunun Dera kırsalındaki ve Busra eş-Şam’daki savaşlar sırasında oynadığı rolde açıkça görüldüğünü belirtti. Tugayın destekçileri tarafından İran, Rusya ve Esed rejiminin düzenli ordusuna karşı gerçekleştirilen çeşitli gösteriler de bunu kanıtlıyordu. Ancak Avde, özellikle Ürdün Askeri Harekât Merkezi’nin önemli bir parçası olduğundan grubunun öncelikle kendi bölgesini koruma hedefini garanti altına alması amacıyla kendisini yeniden konumlandırması için baskı görüyordu.

Rusya, 8. Tugay’ın Şam’a girmesini ve ardından geri çekilmesini kesinlikle onaylamadı. Aksine bu, Moskova'nın bile daha sonra yorum yapmaktan kaçındığı devrimci bir isyandı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Avde'ye bağlı güçler sabaha kadar Şam’da kalsaydı, Humus'tan saldırıyı engellemek için gelen güçlerle sorun yaşanabilirdi. Ancak Avde oyunu nasıl yöneteceğini biliyordu. HTŞ'nin dağılan Suriye ordusundan ve Beşşar Esed'i terk eden Şam'ın müttefiklerinden fazla direnç görmeden büyük şehirleri düşürmeyi başarmasını kolaylaştırdı. Dolayısıyla 8 Aralık 2024 olayları bağlamında Avde'nin rolü hafife alınmamalı.

Askeri analist Abdulhamid, Avde'yi Şam'dan erken çekilmeye itmiş olabilecek nedenlerden birinin de 8. Tugayın Şam’ın tamamını koruyamaması olduğunu vurguladı. Abdulhamid’e göre bu, Avde’nin yaptıklarını küçümsemek ve tıpkı diğer şehirlerde savaşan öteki birlikler gibi daha savaş başlamadan geri çekilen Cumhuriyet Muhafızları ve 4. Tümen gibi süper güçler efsanesi olmaksızın başkentin kapılarının yeni yöneticilerine açık olduğuna dair verilen bir mesaj anlamına gelmiyordu.

Gelecek korkusu

8. Tugay'ın mevcut durumu farklı verilere dayanarak analiz edilebilir. Örneğin, özellikle Rusya ile yaşadığı üstü kapalı anlaşmazlıklar henüz gün yüzüne çıkmamışken ve hala kendisiyle temas halinde olan bölge ülkeleriyle uyumluluğu devam ederken kendisini yeni projelere iten dış bağlantılara sahip olmaya devam etmesi bu verilerden biri.

Son olarak, mesele yönetimin kazanımlarının paylaşılması açısından da okunabilir. Zira şimdiye kadarki verilerin gösterdiği üzere Avde artık Şam'a girişin ana kapısı değil. Savunma Bakanlığı, subaylarını terfi ettirme ve onlara büyük ayrıcalıklar tanıma bağlamında Avde’yi görmezden geldi. Avde bu ayrıcalıklardan çok uzaktı. Belki de bunun başlıca nedeni, Savunma Bakanlığı’nın benzer olaylara tanık olan ülkelerdeki gibi bir senaryoda, kendi askeri cephaneliği olan güçlü bir rakiple karşı karşıya gelmeyi istememesi ve böylece onu bakanlık bünyesinden ziyade kendi tugayı içinde konumlandırmasıdır.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.