Hizbullah'ın savaşçılarını Litani'nin güneyinden naklettiğine dair haberler

BM, 1701 sayılı kararın Mavi Hat tarafında derhal uygulanması için bastırıyor

Hasan Nasrallah'ın Beyrut'un güney banliyösündeki anıt mezarı başında ağlayan Hizbullah destekçileri (Şarku’l Avsat)
Hasan Nasrallah'ın Beyrut'un güney banliyösündeki anıt mezarı başında ağlayan Hizbullah destekçileri (Şarku’l Avsat)
TT

Hizbullah'ın savaşçılarını Litani'nin güneyinden naklettiğine dair haberler

Hasan Nasrallah'ın Beyrut'un güney banliyösündeki anıt mezarı başında ağlayan Hizbullah destekçileri (Şarku’l Avsat)
Hasan Nasrallah'ın Beyrut'un güney banliyösündeki anıt mezarı başında ağlayan Hizbullah destekçileri (Şarku’l Avsat)

Wall Street Journal'ın dünkü haberine göre Hizbullah, Lübnan'ın güneyinde İsrail ile sınır bölgeleri olan Güney Litani'deki savaşçılarından köylerine dönmelerini istedi ve örgütün İsrail'in Lübnan'a yönelik savaşından etkilenenlere yaptığı tazminat ödemelerini ‘geçici bir süre’ için askıya aldığını duyurdu.

Hizbullah'ın bu kararı, İsrail'in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesini ve hava ve kara ihlallerine son vermesini sağlamak amacıyla Lübnan devleti tarafından yürütülen diplomatik müzakereler sonuçlanıncaya kadar askeri eylemlerin askıya alındığını duyurmasıyla birlikte geldi.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığı haberde, Hizbullah'ın askeri kabiliyetlerinin ‘önemli ölçüde kötüleştiği ve mali kaynaklarının mensuplarına karşı yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandığı noktaya kadar gerilediği’ belirtildi. Haberde, “Son savaşın artan faturası bu ödemelerin çoğunu imkânsız hale getiriyor” denildi.

Haberde bazı bölge sakinlerinin Hizbullah'ın ana finans kurumu olan Karz-ı Hasen'in ‘son haftalarda daha önce verilmiş olan tazminat çeklerinin ödemelerini dondurduğunu’ söyledikleri aktarıldı. Haberin devamında, ‘finansman üzerindeki artan baskıya ve kayıpların boyutuyla ilgili baskılara rağmen bugüne kadar 630 milyon dolardan fazla ödeme yapıldığı’ kaydedildi.

csdvf
Hasan Nasrallah'ın Beyrut'un güney banliyösündeki anıt mezarı (Şarku'l Avsat)

Hizbullah'a yakın bir kaynak Wall Street Journal'a yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın savaşan birimlerine bir not dağıtıldığını, bu notta Lübnan'ın güneyindeki bölgelerden olmayan militanların mevzilerini boşaltmalarının emredildiğini ve ateşkes uyarınca Lübnan Ordusu'nun bölgeyi kontrol altına almasına izin verileceğini söyledi.

“Hizbullah ağır kayıplar verdi” diyen kaynak, bazı askeri birliklerin tamamen dağıtıldığını ifade etti. ‘Hizbullah'ın saflarını Suriye'de konuşlanmış savaşçılarla doldurduğunu ve herhangi bir çatışmanın yeniden başlamasına hazır bazı birimleri yeniden yapılandırdığını’ belirten kaynak, “Hizbullah zayıfladı ama yenilmedi” dedi.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım defalarca ‘direnişin var olduğunu’ ve silahları bulunduğunu söyledi. Ancak 1701 sayılı kararın Litani'nin kuzeyindeki değil güneyindeki silahlardan bahsettiğini ve Hizbullah'ın Litani'nin kuzeyindeki silahlarının tartışılmasını Lübnan devletinin çeşitli siyasi güçlerle görüşeceği bir ‘savunma stratejisine’ bıraktığını tekrarladı.

Hennis-Plasschaert ve 1701 sayılı karar

Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert, Beyrut'taki Lübnan Amerikan Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, BM ve bağlı kurumlarının rolünü ve oynadıkları rolleri ele aldı. Hennis-Plasschaert, 1701 sayılı kararın son 18 yıldaki akıbeti, Güney Lübnan'daki son savaş ve Lübnan'daki sınırların belirlenmesi ve silahlar gibi önemli konular hakkında konuştu.

Hennis-Plasschaert, “1701 sayılı kararın fiilen uygulanmasına Mavi Hattın her iki tarafında ve Litani Nehri kıyısının ötesinde şimdi başlanmalıdır. Özellikle Lübnan'da, çatışmanın geri dönmemesini sağlamak için bu salondaki kararlılığınız da dahil olmak üzere, bunun gerçekleşmesi için tüm unsurlar mevcut. Ancak bu sürecin başarısı, her tarafın önemli bir rol oynadığı kapsayıcılığına bağlı” ifadelerini kullandı.



Irak Yüksek Yargı Konseyi: Trump veya eş-Şera için tutuklama emri yok

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nin 22 Eylül 2024 Pazar günkü toplantısından (Irak Yüksek Yargı Konseyi Medya Ofisi)
Irak Yüksek Yargı Konseyi'nin 22 Eylül 2024 Pazar günkü toplantısından (Irak Yüksek Yargı Konseyi Medya Ofisi)
TT

Irak Yüksek Yargı Konseyi: Trump veya eş-Şera için tutuklama emri yok

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nin 22 Eylül 2024 Pazar günkü toplantısından (Irak Yüksek Yargı Konseyi Medya Ofisi)
Irak Yüksek Yargı Konseyi'nin 22 Eylül 2024 Pazar günkü toplantısından (Irak Yüksek Yargı Konseyi Medya Ofisi)

Irak Yüksek Yargı Konseyi, ABD Başkanı Donald Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Joe Wilson hakkında sosyal medya platformlarında paylaşılan belgelere cevaben, devlet başkanları ve yetkililer hakkında tutuklama emri çıkardığını yalanladı.

Yargı Konseyi bugün yaptığı basın açıklamasında, ‘sosyal medya sitelerinde yerel soruşturma mahkemelerine atfedilen tutuklama kararlarının yayınlandığının görüldüğünü ve ilgili makamlarla temasa geçtikten sonra bu belgelerin sahte olduğunun tespit edildiğini’ bildirdi.

Konsey, ‘bu yasadışı davranışlarda bulunanları’ uyardı ve ‘failler hakkında yasal işlem yapılması için soruşturma açılacağını’ belirtti.

Irak Yüksek Yargı Konseyi daha sonra yaptığı bir açıklamada, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera hakkında tutuklama emri çıkarıldığına ilişkin Konsey’e atfedilen belgeyi yalanladı.

Açıklamada, “Irak'ta ‘Ebu Muhammed el-Culani’ olarak bilinen Ahmed eş-Şera hakkındaki tutuklama kararları sosyal medya sitelerindeki bazı hesaplar tarafından soruşturma mahkemelerine atfedilmiş ve bu mahkemelerle temasa geçildikten sonra söz konusu belgelerin sahte ve yanlış olduğu tespit edilmiştir” denildi.

Yargı Konseyi, ‘bu tür davranışların hukuka aykırı olduğu’ uyarısını yineledi ve ‘failler hakkında yasal işlem yapılması için soruşturma açılacağını’ belirtti.

Konsey sözde yeni yakalama emirlerinin çıkarıldığını yalanlamış olsa da, ABD Başkanı Donald Trump hakkında 7 Ocak 2021 tarihinde, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis'in Bağdat Uluslararası Havaalanı yakınlarında öldürülmesi emrini verdiği gerekçesiyle çıkarılan ‘gerçek’ yakalama emriyle ilgili ne yapacağı belirsiz.

Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan, söz konusu yakalama emrinin çıkarılmasıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Yargı, bu suça (Süleymani ve El-Muhandis'in öldürülmesi) herhangi bir şekilde iştirak ettiği kanıtlanan herkesi, konumu ve mevkisi ne olursa olsun yargılamakta tereddüt etmeyecektir. Bu durum, suç işlediğini alenen itiraf eden dönemin ABD Başkanı Donald Trump hakkında tutuklama emri çıkarılmasıyla örneklendirilebilir. Yargı, bu durumu kendisine karşı yasal işlem başlatmak için yeterli kanıt olarak değerlendirmiştir.”

Yargı çevreleri, Trump'ın yeniden başkan olmasının ardından Irak Yüksek Yargı Konseyi'nin Trump hakkındaki önceki yakalama emrini iptal etme ihtimaline işaret ederken, diğer çevreler Trump'ın ‘birkaç gün önce parlamento tarafından çıkarılan genel affa dahil edilmiş olabileceğini’ belirtti.

Koordinasyon Çerçevesi güçleri, Trump hakkında daha önce çıkarılan tutuklama kararının Washington ile Bağdat arasındaki ilişkinin şekli üzerindeki etkisinden korkuyor. Özellikle de ABD'nin Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı’na karşı yaptırım kararı almasından korkuluyor ki bu da Irak adalet sisteminde bir ‘kırılma’ anlamına gelecektir.

Görünen o ki ABD Başkanı hakkındaki eski tutuklama kararı ABD yasama ve hükümet çevrelerinde halen ilgi ve öfke konusu olmaya devam ediyor. Zira ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Joe Wilson, birkaç gün önce Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan'ı, Federal Mahkeme Başkanı’nı ve Trump hakkında tutuklama kararı veren yargıcı İran'ın emirlerine boyun eğmekle suçladı ve onları ‘Irak'ın değil İran'ın yargıçları’ olmakla itham etti.