Suriye: Bir Savunma Bakanlığı görevlisinin öldürülmesine karışanların teslim olmayı reddetmesi üzerine güvenlik güçleri Ceramana'da konuşlandı

Dürzi ruhani otoritesi Şarku’l Avsat'a kurumların ve polisin rolünü ilçe halkıyla ‘ortaklık’ içinde etkinleştirme konusundaki istekliliğini vurguladı

Ceramana'nın merkezindeki el-Kerame Meydanı'ndan ilçenin diğer mahallelerine giden yollardaki trafik yoğunluğu normal günlere göre çok az görünüyor. (Şarku’l Avsat)
Ceramana'nın merkezindeki el-Kerame Meydanı'ndan ilçenin diğer mahallelerine giden yollardaki trafik yoğunluğu normal günlere göre çok az görünüyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye: Bir Savunma Bakanlığı görevlisinin öldürülmesine karışanların teslim olmayı reddetmesi üzerine güvenlik güçleri Ceramana'da konuşlandı

Ceramana'nın merkezindeki el-Kerame Meydanı'ndan ilçenin diğer mahallelerine giden yollardaki trafik yoğunluğu normal günlere göre çok az görünüyor. (Şarku’l Avsat)
Ceramana'nın merkezindeki el-Kerame Meydanı'ndan ilçenin diğer mahallelerine giden yollardaki trafik yoğunluğu normal günlere göre çok az görünüyor. (Şarku’l Avsat)

Şam Kırsalı Emniyet Müdürü Yarbay Hüsam et-Tahan dün akşam yaptığı açıklamada, Savunma Bakanlığı çalışanı Ahmed el-Hatib'in öldürülmesi olayına karışanların teslim olmayı reddetmesi üzerine Şam'ın doğusundaki Ceramana’da Kamu Güvenliği Dairesi unsurlarının konuşlanmaya başladığını duyurdu. Et-Tahan, “Onları gözaltına almak ve adalete teslim etmek için çalışacağız” dedi.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın aktardığına göre et-Tahan şu ifadeleri kullandı: “Güçlerimiz, silah zoruyla adam kaçırma, cinayet ve soygunlara başvuran yasadışı gruplar tarafından yürütülen kaos durumuna ve yasadışı kontrol noktalarına son vermek için çalışacak. Devlet otoritesi dışındaki militanlar tüm arabuluculuk ve anlaşmaları reddetti. Biz de Suriye'nin hiçbir bölgesinin devlet kurumlarının kontrolü dışında kalmayacağını vurguladık ve bu konuda Ceramana halkından büyük bir iş birliği gördük.”

Şarku’l Avsat'ın dün sabah saatlerinde ziyaret ettiği Ceramana'da, iki kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylar nedeniyle son iki gündür bölgede yaşanan gerginliğin ardından temkinli bir sükûnet hâkim. İlçedeki Dürzilerin ruhani organı durumu kontrol altına alma çabalarını sürdürürken, ilçe sakinlerinin ‘kurumların ve kamu güvenlik güçlerinin rolünü halkla ortaklaşa etkinleştirmek’ konusundaki isteklerini vurguladı.

cdfvgrbthy
Cuma ve Cumartesi günü patlak veren gerginliğin ardından Ceramana'da çekilen bir kare (Suveyda 24)

Ceramana, başkent Şam'ın üç kilometre doğusunda yer alıyor. 2011 Mart ayı ortalarında meydana gelen olaylardan önce Ceramana'da ağırlıklı olarak Dürzi ve Hıristiyanlar yaşamaktaydı, ancak savaş yıllarında diğer vilayetlerden yüz binlerce insan buraya göç etti ve nüfusu yaklaşık bir buçuk milyona ulaştı.

Güney Otoyolu Köprüsü üzerinde bulunan kuzey tarafından ilçeye giriş kavşağında, araçları ve içindekileri kontrol eden İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin kurduğu kontrol noktası ile ilçeye giren araçların hareketi normal görünüyordu.

“Her şey yolunda... Buyurun” diyen memurlardan biri, ilçe içindeki durum sorulduğunda birkaç saniye sessiz kaldı. Kontrol noktasının 300 metre ötesinde başka bir kontrol noktası beliriyor, ancak bunlar hükümete bağlı güçler değil, Dürzi topluluğundan yerel silahlı kişiler. Kontrol noktasındaki araç sayısı arttıkça, silahlı adamlar araçların geçişine izin vermeden önce iyice incelediklerinden emin oluyorlar.

Suriye'deki değişimden önce Başkanlık Meydanı olarak adlandırılan el-Kerame Meydanı'ndaki dönel kavşağa ulaştığımızda, normal günlerde olduğu gibi arabalar ve yayalarla dolup taşan trafiğin aksine çok az trafik vardı.

İçişleri Bakanlığı cuma günü yaptığı açıklamada, Ceramana’da meydana gelen çatışmada bir Savunma Bakanlığı mensubunun öldüğünü ve bir diğerinin de yaralandığını belirtti. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Suriye Savunma Bakanlığı mensupları yakınlarını ziyaret etmek üzere Ceramana’ya girerken, Ceramana Kalkanı olarak adlandırılan gruba ait bir kontrol noktasında durduruldular ve silahlarıyla birlikte içeri girmeleri engellendi... Silahlarını teslim ettikten sonra darp edilip, aşağılandılar ve ardından araçlarına doğrudan ateş edildi. Kontrol noktasından açılan ateş sonucunda bir unsur olay yerinde öldürüldü, bir unsur ise yaralanarak kontrol noktasındaki unsurlar tarafından alıkonuldu” denildi.

Bunu cumartesi günü ilçenin dış mahallelerinde bir tarafta kamu güvenliği mensupları diğer tarafta yerel militanlar arasında bir kişinin ölümü ve 10'dan fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan çatışmalar takip etti.

Şarku’l Avsat'ın dükkân sahiplerine ve yoldan geçenlere güvenlik olaylarının nedenini sorma girişimlerine rağmen çoğu kişi bilmediğini söylerken bazıları da soruyu yanıtlamayı reddetti.

Dün sabah ilçedeki ana ve ara caddeler silahlı kişilerden arındırılmıştı, ancak son güvenlik olaylarından önceki günlerde ilçeyi ziyaret eden pek çok kişi, özellikle akşam saatlerinde yerel silahlı kişilerin yoğun bir şekilde konuşlandığından bahsetti.

cdfrgt
Ceramana'daki Darat eş-Şeyh Medya Ofisi Müdürü Rebi Munzir (Şarku’l Avsat)

Darat eş-Şeyh Medya Ofisi tarafından Şarku’l Avsat'a yapılan açıklamada, yaşananların sivil bir aracın içindeki insanlarla birlikte sivil olarak ilçeye girmelerinden kaynaklandığı belirtildi. Açıklamada, “Güvenlik statüsüne sahip olup olmadıklarını bilmiyoruz. Ceramana giriş bariyerini 100 ya da 200 metre kadar geçtiler. Daha sonra doğrudan ateş açıldı. Nedeni halen bilinmiyor. Ateş açan kişilerin soyları bilinmiyor ve onları tanımıyoruz. Biz onları bu şehre ait olmayan, rastgele, taşkınlık yapan insanlar olarak tanımlıyoruz. Kent halkının değerlerine, gelenek ve göreneklerine ait değiller. Bu eylem korkakçadır ve her şekilde kınanmayı hak ediyor” denildi.

Ofis, olayın hemen ardından kentin tüm akil adamları, ileri gelenleri ve şeyhlerinin sorunu kontrol altına almak ve fitneyi bastırmak için harekete geçtiğini belirtti. Ertesi sabah ruhani otorite, Ceramana halkı ve şeyhleri tarafından bir bildiri yayınlandı. Bu olayı kınayarak tüm akılcı ve hikmetli yollarla bununla başa çıkılması çağrısında bulundular.

Mevcut yönetimden şikayetçi olduğunu belirten ofis tarafından yapılan açıklamada, “Bizimle doğrudan ve etkili bir iletişim kurulmuyor. Bizler bu ilçede ikamet eden Suriyeli Arap vatandaşlarız. Onlarla aramızdaki hatlar açık, tarafların ya da arabulucuların müdahalesine gerek yok. Buraya gelebilirler ve sorunları herhangi bir alanda çözüldüğü gibi çözebilirler. Şu ana kadar konuyla ilgili olanlardan herhangi bir resmi iletişim almadık. Herhangi bir bölgedeki herhangi bir normal vakada olduğu gibi doğrudan iletişim talep ediyoruz. Mesele kolektif değil bireysel bir meseledir, yani kamu güvenliği güçleri ile çatışanlar Ceramana halkı değildir” ifadeleri yer aldı. Ofis ilçedeki ruhani otoritenin failleri tespit edip adalete teslim etmeye çalıştığını belirtti.

scdfrgt
Suriye Savunma Bakanlığı mensubu Ahmed el-Hatib'in öldürüldüğü yolun fotoğrafı (Şarku’l Avsat)

Ofis, öldürülen kişinin yasal statüye sahip olduğunu, ancak sivil bir araçta bulunduğunu ve çözümün kamu güvenliği, yargı ve polisten geçtiğini açıkladı.

Hükümetin yeni olduğunu, ilgiye ve yardıma ihtiyacı olduğunu, ‘Ceramana'da süreci yönetmek için bir ortaklık olması gerektiğini ve ortaklık eksikliğinin olayları bu noktaya getirdiğini’ belirten ofis, ‘akıllı ve iyi niyetli insanların müdahale etmesi halinde bir çözümün yakın olduğu’ öngörüsünde bulundu.

İsrail medyasında Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın orduya Ceramana'yı savunmak için hazırlık yapma talimatı verdiği yönündeki haberlerle ilgili olarak Ofis Müdürü Rebi Munzir şunları söyledi: “Biz kimseden koruma talep etmedik. Biz vatandaşız ve komşumuzla yüzlerce yıldır nezaket, kardeşlik ve sevgiden başka bir şeyle birleşmedik. Suriye'nin tüm sosyal dokusuyla bu iyi ilişkiyi sürdürmeyi arzuluyoruz.”



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.