İsrail’de 400 bin yedek askeri orduya çağırma yetkisi veren kararın onaylanmasının ardından neler olacak?

İsrail'de hükümetin, orduya 400 binden fazla yedek askeri çağırma yetkisi veren kararı onaylaması bölgede gerilimi tırmandırabilir

İsrail'de hükümetin çeşitli cephelerde savaşın fitilini yeniden yakacağı ve aceleci kararlar alabileceği endişesi hâkim (AFP)
İsrail'de hükümetin çeşitli cephelerde savaşın fitilini yeniden yakacağı ve aceleci kararlar alabileceği endişesi hâkim (AFP)
TT

İsrail’de 400 bin yedek askeri orduya çağırma yetkisi veren kararın onaylanmasının ardından neler olacak?

İsrail'de hükümetin çeşitli cephelerde savaşın fitilini yeniden yakacağı ve aceleci kararlar alabileceği endişesi hâkim (AFP)
İsrail'de hükümetin çeşitli cephelerde savaşın fitilini yeniden yakacağı ve aceleci kararlar alabileceği endişesi hâkim (AFP)

Emel Şehade

İsrail’de hükümet, İsrail ordusuna ihtiyaç halinde 400 binden fazla yedek askeri çağırmasına izin veren ve ‘Emir 8’ olarak bilinen savaş kararnamesinin süresinin uzatılmasını onayladı. Diken üstünde olan İsrailliler, hükümetin çeşitli cephelerde savaşın fitilini yeniden ateşleyebilecek aceleci kararlar almasından endişe ediyor. Öte yandan karara Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Gazze'de derhal savaşa dönme tehdidinin ardından, Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın orduya Dürzileri koruma bahanesiyle Suriye'nin Şam kırsalındaki Ceramana ilçesine girme ihtimaline karşı verdiği hazırlıklı olma talimatı eşlik ediyor.

İsrail hükümeti, yedek askerleri çağırma yetkisi kararının, 2025'in bir savaş yılı olacağını öngören askeri ve güvenlik raporları çerçevesinde alındığını açıkladı. Hükümetten konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Şu anda ateşkeslerin hüküm sürdüğü cepheler de dahil olmak üzere çeşitli cephelerde istikrarsızlık yaşanıyor” denildi.

Dürziler bölünmüş durumda ve arka planda birtakım çelişkiler hâkim

Çok sayıda askeri ve güvenlik yetkilisinin İsrail hükümetinin Suriye ordusu tarafından kuşatılan Dürzi nüfusun yoğun olduğu bölgeleri koruma altına almaya hazırlandığını ve buralarda özerklik kurmayı planladığını açıklamasının ardından, cumartesi akşamı geç saatlerde gelen Ceramana'ya girmeye hazır olunduğu duyurusu, zamanlaması ve içeriğiyle ilgili çeşitli soru işaretlerine neden oldu. Güvenlik kaynaklarına göre Ceramana'ya girmeye hazır olunduğu duyurusuna, cumartesi gece yarısından sonra zırhlı araçların ve askeri araçların Golan Tepeleri'ne doğru kuzey bölgesine hareketleri eşlik etti. Pazar sabahı Suriye’nin sınıra yakın bölgelerinde de hava trafiği ve onlarca zırhlı aracın girişine tanık olundu. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun pazar günü yapılan haftalık kabine toplantısında bu gelişmelere değinmeyip Hamas ve Gazze'ye yönelik tehditlerini sürdürmesine rağmen konu, İsrail gündeminin ilk sırasına yer aldı.

İsrail, Hamas'ın insani yardımları askeri yeteneklerini yeniden inşa etmek ve saflarını yeniden düzenlemek için kullandığını iddia ediyor (AFP)İsrail, Hamas'ın insani yardımları askeri yeteneklerini yeniden inşa etmek ve saflarını yeniden düzenlemek için kullandığını iddia ediyor (AFP)

Ceramana ile ilgili açıklama, zamanlaması ve içeriğiyle birçok İsrailli tarafı şoke ederken, Suriye'ye yönelik hamleler İsrailli yetkililer arasında bile görüş ayrılıklarına ve çelişkili tutumlara yol açtı. Netanyahu'nun Suriye ile ilgili tehditlerini hayata geçireceği ve burada bir cephe açacağı uyarılarına neden oldu.

Hükümetin kararı tartışılırken, bu açıklamanın arka planına ilişkin çelişkili görüşler ortaya atıldı. ‘Netanyahu, Dürziler için gerçekten endişeleniyor ve onları korumak istiyor mu, yoksa Suriye'nin geleceğine ilişkin planlarına bunu kılıf yaparak oradaki çıkarlarını garantiye almaya mı çalışıyor?’ sorusunun yanıtı aranıyor.

İsrail televizyonu Kanal 12’nin siyasi-askeri analisti Menachem Horowitz, Netanyahu'nun İsrail'deki Dürzilerin büyük baskısı altında olduğunu ve bu yüzden sadece bir güvenlik meselesi ya da çok acil bir durum söz konusu olduğunda karar alınabilen cumartesi günü geç saatlerde bu açıklamayı yapmak zorunda kaldığını iddia etti. Netanyahu'nun sanki bir Dürzi köyü onu endişelendiriyormuş gibi geç bir saatte aniden uyanıp böyle bir açıklama yapma ihtiyacı duymuş gibi davrandığını ifade eden Horovitch, Netanyahu'nun açıklamasının İsrail'deki Dürzilerin liderleri ve İsrail ordusundaki üst düzey Dürzi subayların ve komutanların kendisinden ya Dürzileri koruma sorumluluğuyla ilgili açıklama yapmasını ya da en azından Suriye'deki yeni yönetime bir tehditte bulunmasını istemesinin bir sonucu olduğunu söyledi. Horovitch, Dürzi askerlerin Suriye'ye girmek ve oradaki Dürzileri İsrail'de çalışmaya ikna etmek istediklerini belirtti.

Horovitch'e göre Netanyahu, İsrail'deki Dürzilerin Suriye'deki kardeşlerine destek olmalarına yardım etme bahanesiyle, Suriye'nin güneyinde Dürzilere yönelik bazı adımlar atıyor. Bazı Dürzi liderler İsrail'e işçi getirmek ve tüm yardımları onlara aktarmak istediklerini açıklamalarına rağmen bu tutum pek çok İsrailliyi ikna etmedi. İsrailli Dürzilerin dini lideri olan Şeyh Muvaffak Tarif tarafından benimsenen bu tutuma, Netanyahu ve hükümetinin Suriye'deki Dürziler ve ordunun buradaki kontrolü hakkındaki açıklamalarına ilişkin tutumunu netleştiren Dürzi Arap İnisiyatif Komitesi de dahil olmak üzere birçok Dürzi tarafın karşı çıkması nedeniyle, bu durum, Dürziler arasında bölünmeye neden oldu.

Tüm bu tutumlar ve anlaşmazlıklar arasında askeri ve siyasi yetkililer gazetecilere yaptıkları açıklamalarda, İsrail'in ‘Yeni Suriye ordusunun ve İsrail karşıtı örgütlerin sınıra yakın bölgelerde yayılmasından ve Türkiye'nin rolünden’ büyük endişe duyduğunu belirttiler.

İsrailli analist Lilach Shoval, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Tel Aviv, Türkiye'nin Suriye'deki varlığından büyük endişe duyuyor. Buradaki Dürzilerin liderliği ve Suriyeli kardeşleriyle ittifakları hakkında söylenenler doğru. Ancak güvenlik yetkilileriyle yaptığım görüşmelerde, İsrail'in güvenlik durumundan endişe duyduğunu ve çıkarlarının Suriye'deki yeni yönetimin sınıra yaklaşmasına ve sınır çevresinde konuşlanmasına izin vermemeyi gerektirdiğini vurguladılar. Netanyahu ve Katz'ın orduya verdiği talimatlara verdikleri yanıt bu.”

Tel Aviv, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana Gazze'ye ulaşan yardımların aylarca yetecek miktarda olduğunu öne sürdü (AFP)Tel Aviv, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana Gazze'ye ulaşan yardımların aylarca yetecek miktarda olduğunu öne sürdü (AFP)

Gazze'de savaş tamtamları çalıyor

Tartışmaların ve Suriye cephesinin açılabileceği uyarılarının en yoğun olduğu dönemde, Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ne ve Hamas'a yönelik tehditleri ve esir takası anlaşmasında öngörüldüğü üzere müzakerelerin ikinci aşamasına başlamayı reddetmesi, İsrailliler tarafından protesto edildi. Şarku’l Avsat’ın Independnet Arabia’dan aktardığı analize göre eski askeri ve güvenlik yetkilileri Netanyahu'nun tehditlerini, Gazze'deki savaşı yeniden başlatmaya yönelik bir iştahın açık göstergesi olarak değerlendirdi. Gazze'de tutulan İsrailli esirlerin ailelerinin oluşturduğu Rehineler ve Kayıp Aileleri Forumu, ikinci aşama üzerinde anlaşmaya varılamamasını ve savaşın durdurulamamasını, Gazze'de geriye kalan İsrailli esirler için bir ölüm cezası olarak nitelendirdi. İsrail'in tahminlerine göre Hamas’ın elinde halen 59 İsrailli rehine bulunuyor.

Başbakan Netanyahu, cumartesi günü Tel Aviv, Kudüs, Hayfa ve diğer kentlerde düzenlenen protesto gösterilerinin en yoğun olduğu saatlerde güvenlik istişare toplantısının ardından yaptığı açıklamada, İsrail'in tüm rehinelerin iadesini, Hamas liderlerinin ve üyelerinin sürgün edilmesini ve Gazze Şeridi'nin tamamının silahsızlandırılmasını öngörmeyen ikinci aşamaya yönelik müzakereleri reddetmeye devam ettiği belirtildi. Ancak Netanyahu, İsrail heyetinin Kahire'deki görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması ve Hamas ile bir anlaşmaya varılamaması nedeniyle, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un ateşkesin ilk aşamasının devam edeceği, fakat Hamas'ın Ramazan ayı ve İsraillilerin Hamursuz Bayramı sırasında rehineleri serbest bırakacağı bir uzlaşı önerisinde bulunduğunu da belirtti. Netanyahu, sadece ülkesinin öneriyi onayladığını açıklamakla kalmadı, aynı zamanda Hamas'a tüm rehineleri iade etmemesi halinde ‘tahmin edemeyeceği bir misillemeyle karşı karşıya kalacağı’ tehdidinde bulundu.

Gazzelilerin toplu olarak cezalandırılması

Witkoff'un Netanyahu tarafından açıklanan önerisine göre önerinin ilk gününde halen hayatta olan ve daha önce ölmüş olan rehinelerin yarısı serbest bırakılacak. Önerinin sonunda ise kalıcı bir ateşkes anlaşmasına varılması halinde, geriye kalan rehineler serbest bırakılacak.

Öte yandan Netanyahu, pazar sabahı kabine toplantısı öncesinde Gazze'ye insani yardımların girişinin durdurulması talimatı verdi. İsrail, insani yardımlara ihtiyacı olan Filistinlileri toplu olarak cezalandırarak Hamas’a baskı yapıyor. Hamas’ın insani yardımları askeri yeteneklerini yeniden inşa etmek ve saflarını yeniden düzenlemek için kullandığını iddia eden İsrail, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana Gazze'ye ulaşan yardımların aylarca yetecek miktarda olduğunu öne sürdü.

Ağırlıklı olarak Gazze Şeridi’ndeki son durumun ve İsrail ordusunun çatışmaların yeniden başlaması ihtimali çerçevesinde yaptığı hazırlıkların ele alındığı kabine toplantısındaki konuşmasında Hamas’ı tehdit eden Netanyahu, “Bundan sonra atılacak adımları açıklamayacağım. Çünkü Hamas Witkoff'un önerisini kabul etmedikçe ve tüm rehineler serbest bırakılmadıkça, verilecek karşılık tahmin edilemez olacak” ifadelerini kullandı. Netanyahu ayrıca gerçeği ne güvenlik yetkililerine ne de televizyondaki bazı yorumculara sorduklarını, tek gerçeğin İsrail'in ne Hamas üyelerini öldürerek ya da insani yardımı durdurarak ateşkes anlaşmasını ihlal etmemesi olduğunu söyledi.

Hamas'ın ilk aşamada ateşkes anlaşmasını defalarca kez ihlal ettiğini öne süren Netanyahu, buna rağmen İsrail'in anlaşmayı ihlal etmediğini ifade etti. Ancak, iki taraf arasındaki anlaşmaya göre 42’nci günden sonra, yani dün, İsrail’in müzakerelerin çıkmaza girdiğini hissetmesi halinde çatışmalara geri dönebileceğini belirten Netanyahu, eğer Hamas tutumunu değiştirirse, İsrail’in öneriyi uygulamak için derhal müzakerelere başlayacağını belirtti.

Netanyahu kabine oturumunda yaptığı konuşmanın sonunda şunları söyledi:

“Eğer Hamas kaçırdığı kişileri geri vermeden ateşkesi sürdürebileceğini ya da ilk aşamadaki koşullardan yararlanabileceğini düşünüyorsa büyük bir hata yapıyor demektir.”

“Ulusal deprem”

Netanyahu'nun dün yaptığı açıklamalar ve savurduğu tehditler, 513 gün sonra Gazze'de ve çeşitli cephelerde savaşa geri dönülebileceği uyarılarının yapılmasına yol açtı. Avukat ve eski Knesset (İsrail parlamentosu) üyesi Uriel Lin, esir takası anlaşmasının ikinci aşamasıyla ilgili müzakerelerin başlamamasının, 59 vatandaşı Gazze’deki tünellerde tutulan İsrail'de ciddi yansımaları olacağını söyledi. Artık iddialara ve açıklamalara yer olmadığını belirten Lin, “İkinci aşama ve esir takası anlaşması kısa bir süre içinde sonuçlandırılmalı. Aksi takdirde Yom Kippur Savaşı'ndan (1973 Savaşı) sonra bile bugüne kadar görülmemiş bir ulusal deprem yaşanacak ve bu, daha önce görmediğimiz derin bir çatlağa yol açacak. Bunun önümüzdeki yıllarda iyileşip iyileşemeyeceğini tahmin etmesi de oldukça zor” değerlendirmesinde bulundu.

Hükümetten, Netanyahu'nun destekçilerinden ve koalisyondaki partilerden politikacılar tarafından ortaya atılan, İsrail'in artık tüm rehinelerin iade edilmesini garanti eden bir anlaşmaya varabileceği ve ardından İsrail'in savaşa geri dönebileceği iddialarına değinen Lin, “Bu açıklamalar siyasi tutumların bir göstergesi mi?” diye sordu.

İkinci aşamayı başlatmak yerine çatışmaları yeniden başlatmaktan bahsetmenin ‘sorumsuzluk’ olduğunu söyleyen Lin, “Neredeyse bir yıl beş aydır çok yüksek bir bedel ödedik. Şu an tek mantıklı yol, Gazze'nin yeniden inşası ile birlikte Hamas’ın yönetimine bir alternatif oluşturarak çatışmaları sona erdirmektir. Yedek askerlere yıllık hizmet süreleri için ödediğimiz ücretten daha fazlasını ödeyemeyiz” diye konuştu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.