Bölgesel dönüşüme hazırlık olarak Gazze'de gerçekçi çözüm önerileri

En gerçekçi çözüm, Arap hükümetleri ile yerel bir Filistin yönetiminden oluşan geçici bir yönetimin kurulmasıdır

22 Şubat 2025'te Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yedinci rehine takası kapsamında iki kişiyle birlikte serbest bırakılan İsrailli rehine Omer Şem-Tov’un etrafı, Filistinli Hamas savaşçıları tarafından çevrilmiş (AFP)
22 Şubat 2025'te Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yedinci rehine takası kapsamında iki kişiyle birlikte serbest bırakılan İsrailli rehine Omer Şem-Tov’un etrafı, Filistinli Hamas savaşçıları tarafından çevrilmiş (AFP)
TT

Bölgesel dönüşüme hazırlık olarak Gazze'de gerçekçi çözüm önerileri

22 Şubat 2025'te Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yedinci rehine takası kapsamında iki kişiyle birlikte serbest bırakılan İsrailli rehine Omer Şem-Tov’un etrafı, Filistinli Hamas savaşçıları tarafından çevrilmiş (AFP)
22 Şubat 2025'te Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat'ta yedinci rehine takası kapsamında iki kişiyle birlikte serbest bırakılan İsrailli rehine Omer Şem-Tov’un etrafı, Filistinli Hamas savaşçıları tarafından çevrilmiş (AFP)

Dennis Ross

İsrail ordusu Hamas Hareketinin askeri kapasitesini ortadan kaldırmayı, Hizbullah liderliğini tasfiye etmeyi ve balistik füze cephaneliğinin büyük bölümü ile askeri altyapısını yok etmeyi başardı.

Aynı şekilde İran'ın stratejik, hava ve füze savunma sistemlerine de ağır darbeler indirerek, balistik füze üretim kapasitesinin yüzde 90'ını yerle bir etti.

Suriye'de ise güvenlik boşluğundan yararlanan Heyet Tahrir el-Şam, Esed rejimini tam on gün gibi kısa bir sürede devirmeyi başardı. Böylece İran büyük bir stratejik gerileme yaşadı, çünkü direniş ekseni ciddi biçimde zayıflatıldı. İslam Cumhuriyeti Suriye ve Hizbullah'ta önemli kozlarını büyük ölçüde kaybetti.

Genel olarak Tahran'ın nükleer silah üretme kapasitesine daha yakın olduğu doğru, ancak askeri açıdan hiçbir zaman şimdiki kadar savunmasız olmamıştı. Ülkenin içinde bulunduğu derin ekonomik krizin yanı sıra, ulusal para birimi de büyük oranda değer kaybetmiş durumda. Petrol ve doğalgaz üreticisi ülke, elektrik tedarikinde yetersiz kaldığından ülkenin büyük bölümünde okulları, kamu binalarını ve ekonomik sektörleri kapatmak zorunda kaldı.

Öte yandan İsrail ordusu bölgedeki güç dengelerini değiştirmiş olsa da, başarıları önemli olmakla birlikte, stratejik olmaktan ziyade taktiksel niteliktedir; zira kazanımları kalıcı sonuçlara dönüşmemiştir. Bununla beraber bu değişiklik yeni bir bölgesel uyum yaratmak, ekonomilerini modernize etmek, iyi yönetişime dayanan ve dijital olarak yönetilen sistemlere geçiş yapmak isteyen bir grup ülke arasındaki birliği ve bütünleşmeyi artırmak için kullanılabilir.

Başkan Trump'ın Gazze’nin yeniden inşa edebilmesi için Filistinlilerin başka yerlere taşınması çağrısı çoğu Arap lideri tarafından reddedildi

Bu dönüşümün gerçekleşmesi için 2025 yılı içerisinde iki temel şeyin hayata geçirilmesi gerekiyor. Birincisi, Gazze'deki savaşın sona erdirilmesi, ancak Hamas'ın iktidarda kalmasının engellenmesidir. İkincisi, İran'ı nükleer silah edinme çabalarına son vermeye zorlamak, ancak aynı zamanda uluslararası denetime tabi sivil bir nükleer programa sahip olmasına izin vermektir.

Bu iki hedef gerçekleştirildiğinde Körfez ülkelerinin İsrail ile normalleşmesi daha da mümkün hale gelecektir. Ancak bu dönüşümler kendiliğinden gerçekleşemez, kararlı bir siyasi müdahaleyi gerektiriyor. İşte bu noktada bu stratejik hedefleri gerçekleştirmek için inisiyatif alması ve bunları gerçekleştirme şansını artırması gereken Trump yönetimi devreye giriyor. Washington, Gazze'deki savaşı bitirerek işe başlayabilir, bunun için İsrail ve Arap ülkeleri üzerindeki nüfuzunu kullanabilir. Trump'ın kendisine mal edip, onun sayesinde gerçekleştiğini iddia ettiği ateşkes ve rehine takası anlaşması bunun anahtarı olabilir.

Anlaşma üç aşamadan oluşuyor ve ikinci aşamada kalıcı ateşkes, İsrail'in askeri olarak Gazze’den çekilmesi ve hayatta kalan tüm rehinelerin serbest bırakılması öngörülüyor. Trump'ın görevlendirdiği müzakereci Steve Witkoff, ikinci aşamanın “kesinlikle başlayacağına” dair tam güvenini dile getirerek, Başkanın “bunun gerçekleşmesini istediğine” işaret etti. Witkoff geride hiçbir rehine bırakmama sözü verdi. İkinci aşamanın savaşın sona erdirilmesini öngördüğünü ancak aynı zamanda Hamas'ın Gazze'nin yönetiminden uzaklaştırılmasını gerektirdiğini de açıkladı. Bu da bu iki hedef arasında hassas bir denge kurulmasını gerektiriyor.

efrgthy
23 Ocak'ta Gazze Şeridi'nin kuzey bölgelerine dönen yerinden edilmiş Filistinliler, Cebaliye'de yıkılan binaların enkazları arasında çadırlar kuruyor (AFP)

Asıl zorluk şu ki, askeri olarak yenilmesine rağmen Hamas’ın hâlâ birkaç bin silahlı savaşçısı bulunuyor. İsrail, emekli ABD Generali David Petraeus'un önerdiği “temizle, tahkim et, yeniden inşa et” yaklaşımını benimsemedi ve savaş sonrası dönem için net bir plan da ortaya koymadı.

Öte yandan Arap ülkeleri de Hamas'ın Gazze'deki kontrolünü sürdürmesini engelleyecek bir mekanizmayı henüz ortaya koymuş değiller. Hareket -ne kadar küçük olursa olsun- varlığını sürdürdüğü sürece kendini yeniden inşa etmek, yeniden inşa için ayrılan kaynakları askeri amaçlara aktarmak ve gelecekte yaşanacak yeni bir çatışma dönemine hazırlık yapmak için çalışacaktır. Bu durumda şu soru akla geliyor: Bu puslu sahnenin ortasında Gazze'ye kim yatırım yapacak?

Başkan Trump'ın Gazze'nin yeniden inşa edilebilmesi için  Filistinlilerin başka yerlere  taşınması çağrısı, çoğu Arap lideri tarafından reddedildi; çünkü Filistin sorununun çözümü yerinden etme ve tahliye olamaz. Ama eski bir söz vardır: “Hiçbir şeyi karşılıksız yenemezsin.”

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre Mısır'ın, geniş Arap desteğini kazanmayı hedefleyen bir yeniden inşa planı hazırladığı söyleniyor. Bu plan, Hamas'ın veya Filistin Ulusal Otoritesi’nin yönetimine tabi olmayan teknik bir Filistin yönetiminin kurulmasını da içeriyor. Ancak bu öneri yeterli görünmüyor; zira şu soru hâlâ ortada duruyor: Hamas'ın Gazze'de kendisini yeniden konumlandırıp insani kaynaklara ve yeniden inşa malzemelerine el koyması nasıl önlenebilir?  Herhangi bir Arap planı, güvenilirliğini sağlamak için bu problemi çözmelidir, aksi takdirde İsrail'e baskı yapmak için gerekli Amerikan desteğini alamayacaktır.

İsrail, Hamas liderlerinden Gazze'den ayrılma ya da sivillerin olmadığı bölgelerde İsrail'in askeri müdahalesi ile yüzleşme arasında tercih yapmalarını isteyecek

İsrail, Hamas'ın Gazze'deki iktidarının devam etmesinin çatışmanın devam etmesine yol açacağını ileri sürüyor. Aslında kamuoyu yoklamaları Hamas'ın Gazze'de popülaritesini kaybettiğini gösteriyor. Zogby Enstitüsü'nün Blair Enstitüsü için yaptığı kamuoyu yoklaması, Gazze halkının yüzde 93'ünün Hamas’ın yönetimde kalmasını istemediğini ortaya koydu.

En gerçekçi çözüm, güvenliği temin edecek ve hukukun üstünlüğünü sağlayacak, silah kaçakçılığını engelleyecek ve sivilleri Hamas veya suç çetelerinin hakimiyetinden koruyacak istikrar güçleri tarafından desteklenen, Arap hükümetleri ile yerel bir Filistin yönetiminden oluşan geçici bir yönetimin kurulmasıdır. 18-24 aylık bir sürenin ardından, Arap Beşlisi'nin ısrar edebileceği Filistin Ulusal Otoritesi’nde gerçek bir reform yapılması koşuluyla, Gazze'nin yönetimi Ulusal Otorite’ye devredilebilir. Eğer Arap devletleri Hamas'ın geri dönüşünü engellemek için doğrudan müdahalede bulunmaya yanaşmazlarsa, Gazze içinde sakinlerin Hamas kontrolünden uzakta taşınabilecekleri güvenli bölgeler oluşturulması temelinde alternatif bir yaklaşım benimsenebilir. Söz konusu bölgelere geçici konutlar yapılabilir. Bu bölgelerin güvenliğini sağlama sorumluluğunu ise Arap güçleri üstlenecektir. Böylece yeniden inşa için istikrarlı bir ortam sağlanacaktır. Aynı zamanda İsrail, Hamas liderlerinden Gazze'den ayrılma ya da sivillerin olmadığı bölgelerde İsrail'in askeri müdahalesi ile yüzleşme arasında tercih yapmalarını isteyecektir. Mısır'da şu anda 100 binden fazla Gazzelinin yaşadığı göz önüne alındığında, az sayıda Gazzeli daha sonra geri dönme imkânının garanti edilmesi koşuluyla, gönüllü olarak Gazze’yi terk edebilir gibi görünüyor.

Trump'ın önerdiği toplu yerinden etme mümkün değil, ancak alternatiflerin de gerçekçi olması ve belki de bahsedilen seçenekleri yansıtması gerekiyor. Bu, 2025'in stratejik zorunluluklarından biridir. Gazze sorununun yanı sıra İran'ın nükleer programına son verilmesi de önemli bir konu olmaya devam ediyor.  İranlılar şu anda ayda 30 kilogram yarı zenginleştirilmiş uranyum zenginleştiriyorlar. Bu da yaz aylarına kadar 15 nükleer bomba yapmaya yetecek kadar uranyum üretme kapasitesine sahip olacakları anlamına geliyor. Bu durumda İranlıların nükleer silah sahibi olma ihtimali olasılıktan gerçeğe dönüşecektir.

Trump, İranlıların nükleer silah programından vazgeçmeleri halinde gerçek ekonomik faydalar elde edeceklerini anlamaları için teklifinde net olmalı

Trump, Tahran ile bir anlaşma istiyor ve bu onun tercih ettiği yol, ancak İran'a nükleer seçenek sunan bir anlaşma olmasını istemiyor. Yapılması gereken, İran'ın nükleer altyapısının niteliğini, Tahran'ın nükleer enerjiyi sivil amaçlarla kullanmasına olanak tanıyacak, ancak nükleer silah geliştirme olanağına sahip olmasına izin vermeyecek şekilde değiştirmektir. Bu seçeneğin günden güne ertelenmesi artık kabul edilemez, aksine tamamen ortadan kaldırılması gerekir.

sdfrgt
Havadan çekilen bu görüntüde, Gazze'nin kuzeyinde evlerine dönmelerine izin verilmesini bekleyen Filistinliler görülüyor (Reuters)

Bu nedenle Trump teklifinde net olmalı. İranlılar nükleer silah programlarından vazgeçmeyi kabul ederlerse gerçek ekonomik faydalar elde edeceklerini anlamalılar. Ancak şunu da anlamalılar, teklifi reddetmeleri halinde ABD, İran'ın tüm nükleer altyapısını yok etmekten çekinmeyecektir ki Tahran'ın bunu yeniden inşa etmesi kolay olmayacaktır.

Eğer Trump yönetimi Hamas'ın yönetimden uzaklaştırılmasıyla savaşı sona erdirebilir ve silahsızlandırma ile birlikte yeniden inşa sürecini başlatırsa,  İran'ın nükleer programına son verecek diplomatik bir anlaşmaya varabilirse, farklı bir Ortadoğu görebiliriz. O zaman İbrahim Anlaşmalarının genişletilmesi ihtimali daha gerçekçi hale gelecek ve çatışmaya değil, birlikte yaşamaya dayalı bir Filistin devletinin önü açılacaktır. Bunlar kulağa gerçekleşmesi çok uzak hedefler gibi gelebilir ama iki temel adımla başlıyorlar; Hamas iktidarına son vermek ve İran'ın nükleer silah seçeneğine son vermek.



Güvenlik güçleri, Esed rejiminin kalıntılarından bir lideri etkisiz hale getirdi

Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.
Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.
TT

Güvenlik güçleri, Esed rejiminin kalıntılarından bir lideri etkisiz hale getirdi

Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.
Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.

Suriye güvenlik güçleri dün, Suriye kıyısındaki Lazkiye Valiliği'ne bağlı Cebel kırsalında, Beşşar Esed rejiminin kalıntılarından biri olarak kabul edilen "Saraya el-Cevad" milislerinin karargahını hedef alan çifte operasyon düzenledi. Operasyonda milis lideri Beşşar Abdullah Ebu Rukayye ve iki komutanı öldürüldü, 6 milis ise yakalandı.

Operasyonlar, DEAŞ'ın Suriye'nin doğusunda devriyelere, güvenlik güçlerine ve ordu mensuplarına yönelik saldırılarını artırmasıyla eş zamanlı olarak geldi; bu saldırılar arasında dün Deyrizor'da bir Suriye askerinin öldürülmesi de yer alıyordu. Grup, sivilleri askeri ve güvenlik karargahlarından uzak durmaları konusunda uyardı.

Araştırmacı Abbas Şerif, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, rejimin kalıntıları ile DEAŞ arasında ülkeyi istikrarsızlaştırmak ve güvenlik ortamını yeniden şekillendirmek konusunda karşılıklı bir çıkar olduğunu söyledi. İslamcı gruplar konusunda uzmanlaşmış araştırmacı Urabi Urabi de DEAŞ'ın son aşamalarında olduğu ve defalarca dağıtıldığı için tutarlı bir liderlik yapısını yeniden kuramadığı değerlendirmesinde bulundu.


DEAŞ Suriye'de 4 güvenlik görevlisini öldürdü

Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
TT

DEAŞ Suriye'de 4 güvenlik görevlisini öldürdü

Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)

Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), DEAŞ militanlarının pazartesi günü kuzey Suriye'de hükümet güvenlik güçlerinin dört üyesini öldürdüğünü ve bunun Beşşar Esed'in devrilmesinden bu yana hükümet güçlerine yönelik en ölümcül saldırı olduğunu bildirdi.

Rakka'nın batısındaki bir kontrol noktasına yapılan saldırı, militan grubun Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara hükümetine yönelik saldırılarında bir tırmanışa işaret ediyor. Bu saldırı, grubun hükümete karşı "yeni bir operasyon aşaması" başlattığını duyurmasından iki gün sonra gerçekleşti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre grup dün Rakka'da Suriye hükümet güçlerine mensup çok sayıda askerin öldürüldüğünü ve yaralandığını iddia etti. Cumartesi günü ise Suriye'nin kuzey ve doğusunda ordu personeline yönelik iki saldırının sorumluluğunu üstlenmiş ve bu saldırılarda bir asker ve bir sivil hayatını kaybetmişti.

SANA, güvenlik güçlerinin pazartesi günü bir saldırıyı engellediğini ve militanlardan birini öldürdüğünü bildirdi. Güvenlik kaynaklarına atıfta bulunan ajans, saldırıyı DEAŞ'ın gerçekleştirdiğini belirtti. Grup dün ayrıca, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor vilayetine bağlı Meyadin şehrinde bir ordu karargahına düzenlenen ve bir askerin öldürüldüğü ayrı bir saldırının sorumluluğunu da üstlendi.

Grup, birkaç gün önce aynı şehirde yine saldırı gerçekleştirmişti.

Suriye hükümeti geçen yıl ABD liderliğindeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyona katıldı. Ocak ayında hükümet güçleri, Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) Rakka'yı ve Suriye'nin kuzey ve doğusundaki çevre bölgelerin büyük bir bölümünü ele geçirdi.

Bu arada, üç Suriyeli askeri ve güvenlik kaynağı, ABD güçlerinin dün ülkenin kuzeydoğusundaki en büyük askeri üssünden çekilmeye başladığını, bunun da on yıl önce DEAŞ ile mücadele etmek için Suriye'ye konuşlandırılan ABD güçlerinin daha geniş geri çekilmesinin bir parçası olduğunu söyledi.


Beyaz Saray, el-Maliki'nin adaylığını reddettiğini yineledi

Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)
Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)
TT

Beyaz Saray, el-Maliki'nin adaylığını reddettiğini yineledi

Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)
Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)

Irak'taki Şii "koordinasyon çerçevesinin" Nuri el-Maliki'nin yerine yeni bir başbakan ataması için ABD'nin son bir süre belirlediği yönündeki haberlerin ortasında, Beyaz Saray'dan üst düzey bir yetkili, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Washington'un eski Irak başbakanının adaylığını reddettiğini yineledi.

Üst düzey ABD yetkilisi şunları söyledi: "İran'ın kontrolündeki bir hükümet Irak'ın çıkarlarını önceliklendiremez, Irak'ı bölgesel çatışmalardan uzak tutamaz ve Amerika Birleşik Devletleri ile Irak arasında karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklığı geliştiremez."

Amerikan direnişi, ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırım uygulama ve yardımları kesme tehditleriyle doruk noktasına ulaştı; zira Washington'un yaptırımlar, Irak'ın Federal Rezerv Bankası'ndaki petrol ihracat gelirlerinin dondurulması ve Irak'ın ABD doları rezervlerine erişiminin kısıtlanması gibi birçok baskı taktiği olduğu biliniyor.