Suriye güvenlik güçleri Lazkiye'deki güvenlik ve askeri mevziler üzerindeki kuşatmayı kaldırdığını duyurdu

Suriye güvenlik güçleri ile eski rejim destekçileri arasında çıkan çatışmalarda çok sayıda kişi öldü. Suriye yönetimi, sokağa çıkma yasağı uyguladı.

Suriye güvenlik güçlerinin takviye birlikleri Cuma günü Lazkiye'nin dış mahallelerinde (AP)
Suriye güvenlik güçlerinin takviye birlikleri Cuma günü Lazkiye'nin dış mahallelerinde (AP)
TT

Suriye güvenlik güçleri Lazkiye'deki güvenlik ve askeri mevziler üzerindeki kuşatmayı kaldırdığını duyurdu

Suriye güvenlik güçlerinin takviye birlikleri Cuma günü Lazkiye'nin dış mahallelerinde (AP)
Suriye güvenlik güçlerinin takviye birlikleri Cuma günü Lazkiye'nin dış mahallelerinde (AP)

Suriye televizyonu Lazkiye polis şefinin açıklmalarına dayandırdğı haberine göre, kentte güvenliğin sağlandığı, güvenlik ve askeri bölgeler üzerindeki kuşatmanın sona erdirildi.

Suriye televizyonu polis şefinin şu sözlerini aktardı: “Şehrin güvenliği sağlandı, güvenlik ve askeri bölgeler üzerindeki kuşatma kaldırıldı ve Lazkiye kırsalındaki Cableh ve Kardaha bölgelerini eski rejimin kalıntılarından temizlemeye başladık.”

Suriye Haber Ajansı'nın Tartus Valiliği'nden yapılan açıklamadan aktardığına göre, “Güvenlik ve askeri gereklilikler nedeniyle, vatandaşların hayatlarını korumak amacıyla ve ilde devrik rejimin kalıntılarına karşı devam eden güvenlik ve askeri operasyonlar ışığında, Tartus kentindeki sokağa çıkma yasağı yarın (Cumartesi) saat 10'a kadar uzatılmıştır.”

Açıklamada, “Sadece Cuma namazı için ve iftardan bir saat önce teravih namazı vaktinin bitimine kadar olan süre boyunca dışarı çıkılmasına izin veriliyor” denildi.

Suriye Savunma Bakanlığı, eski rejim kalıntılarıyla yaşanan çatışmalarda ölen ve yaralananların ardından dün gece Suriye sahilindeki çatışma bölgelerine tank ve zırhlı araçlar da dahil olmak üzere askeri takviye gönderdi.

Suriye haber ajansı Savunma Bakanlığı'ndan bir kaynağa dayandırdığı haberinde güçlerin Lazkiye'nin kuzey ve doğu kırsalında Cableh kentine doğru geniş çaplı tarama operasyonlarına başladığını duyurdu.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Cuma sabahı yaptığı açıklamada Suriye kıyısındaki Lazkiye'de güvenlik güçleri ile devrik Devlet Başkanı Beşar Esad'a bağlı savaşçılar arasında çıkan çatışmalarda en az 70 kişinin öldüğünü duyurdu.

Gözlemevi X platformundan yaptığı açıklamada “Suriye sahilinde savunma ve içişleri bakanlıklarına bağlı unsurlar ile devrik rejimin ordusundan silahlı kişiler arasında çıkan kanlı çatışmalar ve pusularda 70'ten fazla kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı onlarca kişi de esir alındı" dedi.

Gözlemevi daha önce yaptığı açıklamada Lazkiye kırsalındaki Cableh ve çevresindeki şiddetli çatışmalarda 28'i Esad yanlısı savaşçı, dördü Suriye güvenlik güçleri tarafından öldürülen siviller ve 16'sı Esad yanlısı silahlı kişiler tarafından öldürülen güvenlik güçleri mensubu olmak üzere en az 48 kişinin öldüğünü bildirmişti.

feffrgfr
Suriye Haber Ajansı (SANA) tarafından dağıtılan bir fotoğrafta bugün Suriye kıyısındaki Tartus'ta Banias yakınlarındaki güvenlik takviyeleri görülüyor (SANA-AFP)

Suriye genelinde güvenliğin sağlanması ve kontrol altına alınması, 13 yıl önce başlayan yıkıcı çatışmaların ardından Şam'a gelen Devlet Başkanı Ahmed el Şera yönetiminin karşılaştığı en önemli zorluklardan biri.

Resmi haber ajansı SANA'ya göre Suriye Savunma Bakanlığı, kamu güvenlik güçlerini desteklemek ve bölgede istikrarı yeniden sağlamak için Cableh ve kırsalına büyük askeri takviye gönderdi.

SANA'nın Genel Güvenlik Dairesi'nden bir kaynağa dayandırdığı habere göre “1987-2002 yılları arasında Suriye Hava Kuvvetleri İstihbaratı'nın eski başkanı olan General İbrahim Huveyce'nin Cableh kentinde yakalandı. Kaynağa göre HUveyce, 16 Mart 1977'de Lübnanlı Dürzi lider Kemal Canbolat'ın “suikastını yönetmek” de dahil olmak üzere Esad ailesi döneminde “yüzlerce suikasttan” sorumlu tutuluyor.

Huveyce kamuoyunda nadiren görülüyor ve hakkında çok az bilgi mevcut.

X platformunda, suikastın ardından liderliği babasından devralan eski milletvekili Velid Canbolat, haberi “Allahu Ekber” yorumuyla yeniden paylaştı.

scdfgt
Lazkiye kırsalında silahlı adamlar (Arşiv - DPA)

Canbolat uzun süredir Suriye rejimini, Suriye'nin Lübnan'daki iç savaşa (1975-1990) müdahalesi sırasında arabasının önünü kesen kimliği belirsiz silahlı kişiler tarafından vurularak öldürülen babasına suikast düzenlemekle suçluyordu. Kemal Canbolat o dönemde Yaser Arafat'ın Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) Şam'a karşı müttefikiydi.

Tartus, Humus ve Lazkiye'de sokağa çıkma yasağı

Suriye Haber Ajansı Tartus'ta 12 saatlik sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini (daha sonra Cumartesi gününe kadar uzatıldı) bildirirken, hükümet yanlısı Suriye Televizyonu Humus'taki Kamu Güvenliği Departmanının gece sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini bildirdi. Lazkiye vilayetinde de sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Suriye güvenlik güçleri daha önce Lazkiye kırsalında, devrik Devlet Başkanı Beşar Esad döneminde ordunun önde gelen komutanlarından biri olan eski subay Süheyl El Hasan'a bağlı silahlı gruplarla çatışmaya girdiklerini duyurmuştu. Suriye Gözlemevi'ne göre çatışmalar sırasında Suriye helikopterleri de bölgeye operasyon düzenledi.

Lazkiye vilayeti emniyet müdürü Suriye Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı "Güvenlik güçlerimizin Lazkiye kırsalında çatıştığı silahlı gruplar, Esad döneminde Suriye ordusunda albay rütbesiyle görev yapan, Esad yanlıları tarafından büyük destek gören ve Esad'ın en önde gelen komutanlarından biri olarak kabul edilen savaş suçlusu Suhail Hasan'a ait."

Süheyl Hasan'ın memleketi Beyt Ana

Lazkiye kırsalında devrik Devlet Başkanı Beşar Esad rejiminin silahlı “kalıntıları” tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen saldırıda Savunma Bakanlığı'ndan bir kişi ölmüş çok sayıda kişide yaralanmıştı. Lazkiye'deki güvenlik kaynakları Esad'ın milislerinden arta kalan gruplar Lazkiye kırsalındaki Beyt Ana kasabası yakınlarında Savunma Bakanlığı'na bağlı unsurları ve araçları hedef aldığını, saldırıda bir kişinin öldüğünü çok sayıda de kişinin yaralandığını bildirdi.

Suriye Gözlemevi'ne göre, Süheyl Hasan'ın memleketi Beyt Ana'da bir grup bölge sakininin güvenlik güçlerinin silah kaçakçılığı suçlamasıyla aranan bir kişiyi gözaltına almasını zorla engellemesinin ardından gerginlik başladı.

El Sanamayn'daki operasyonlar sona erdi

Suriye'nin güneyinde İç Güvenlik Güçleri, Dera vilayetinin kuzeyindeki Sanamayn kentinde silahlı bir grubun son mevzilerini ele geçirdikten sonra askeri operasyonlarının sona erdiğini duyurdu.

Suriye Televizyonu'nun bugün internet sitesinde yer alan habere göre, Suriye hükümetinin devrik rejimin kalıntılarına karşı yürüttüğü operasyonlar kapsamında 24 saat süren çatışmalar sonucunda grup üyelerinden bir kısmı öldürüldü, onlarcası da gözaltına alındı.

Şera yönetimi 8 Aralık'ta Şam'ın kontrolünü ele geçirmesinden bu yana, güvenlik yetkililerinin eski rejime sadık silahlı kişileri arkasında olmakla suçladığı birçok bölgede çatışmalar ve silahlı olaylar kaydedildi. Yetkililer, “eski rejimin kalıntılarını” hedef aldığını söyledikleri güvenlik operasyonları yürütüyor ve bu operasyonlar kapsamında çok sayıda tutuklama gerçekleştiriyor.

Bölge sakinleri ve örgütler zaman zaman, yetkililerin “münferit olaylar” olarak tanımladıkları ve sorumluları kovuşturma sözü verdikleri evlere el koyma, saha infazları ve adam kaçırma gibi ihlalleri bildirmektedir.



Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ABD’nin Başkanlık Konseyi başkanlığının Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’e devredilmesi ‘önerisi’ nedeniyle beklenen ‘siyaset sahnesinden dışlanma’ riskine karşı bir önlem niteliğinde görülen bir hamleyle son iki hafta boyunca farklı siyasi ve toplumsal kesimlerle görüşmelerini sıklaştırdı.

Menfi, ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı Massad Boulos tarafından sunulduğu belirtilen önerinin açıklanmasından bu yana, alışılmadık bir şekilde askeri yetkililer, siyasetçiler ve silahlı grupların liderleriyle görüşmeler yapmaya başladı. Gözlemciler Menfi’nin bu hamlesini, ‘iktidarda kalmasını destekleyecek bir muhalefet cephesi oluşturma çabası’ olarak yorumladı.

Öneriye göre Menfi’nin yerine Saddam Hafter’in geçmesi öngörülürken Abdulhamid ed-Dibeybe, Geçici Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) başbakanı olarak kalacak. Ancak bu öneri, Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) geçtiğimiz hafta düzenlenen toplantısında DYK Başkanı Muhammed Tekale ve üyelerinin çoğunluğu tarafından reddedildi.

Dibeybe ile Menfi arasındaki uçurumun genişlemesi bağlamında, Menfi pazar akşamı Trablus'ta Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamlarıyla ‘önemli’ olarak nitelendirilen bir görüşme gerçekleştirdi. Başkanlık Konseyi Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda ‘güncel bir dizi ulusal mesele’ ele alındı.

gfb
Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamları, pazar günü Menfi ile bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)

Açıklamada, toplantıya katılanların, özellikle yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık ile iyi yönetişim ilkelerinin güçlendirilmesi konularında, Menfi’nin çeşitli alanlarda yürüttüğü çabalara tam destek verdiklerini vurguladıkları belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca, ‘kurumsal reformlara devam edilmesinin ve hesap verebilirlik ilkelerinin pekiştirilmesi gerektiğini’ vurguladılar.

Dibeybe’nin memleketi olan Misrata, Trablus ve Bingazi'den sonra Libya'nın üçüncü büyük şehri. Şehir, hem Dibeybe’yi destekleyenlerin hem de lideri olduğu UBH’nin görevden alınmasını talep edenler arasında ideoloji ve siyasi eğilimler açısından büyük farklılıklar barındırıyor.

Menfi’nin ofisi, Misrata'nın önde gelen isimlerinden oluşan heyetin, ‘yasal ve anayasal çerçeveler dışında yapılan herhangi bir düzenleme veya mutabakatı kesin olarak reddettiklerini’ aktardı. Bu hamle, ABD’nin Menfi’yi mevcut siyasi sahneden ‘dışlayacağı’ düşünülen önerisine bir gönderme niteliğindeydi. Bu tür uygulamaların istikrar sürecine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ve devlet inşasının temellerini sarsacağını belirten Misratalı heyet, ‘ülkenin birliğini ve kurumlarının korunmasını garanti eden meşru süreçlere sıkı sıkıya bağlı kalınması’ çağrısında bulundu.

Misrata’nın önde gelenleri, ABD'nin önerisine, ‘devletin askerileştirilmesi’ olarak nitelendirdikleri durumdan duydukları endişe ve ‘totaliter yönetimi reddetmeleri’ sebebiyle karşı çıkıyorlar. Bunun yanında dışarıdan dayatılan herhangi bir siyasi süreç veya uzlaşmaya karşı çıkarken, anayasal ve seçim yoluna bağlı kalınıyor.

Batı Libya'dan bir siyasi kaynak, önde gelen isimlerin tutumunu, Saddam Hafter’in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini reddetmelerine bağlıyor. Çünkü bunu özellikle LUO’nun 2019 yılının nisan ayında başkent Trablus'a düzenlediği saldırının yıldönümünde sivil devletin ihmal edilmesi ve ordunun güçlendirilmesi olarak görüyorlar.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak, Dibeybe’nin ‘müttefiklerini, hassasiyetleri önlemek ve muhalifleri ikna etmek amacıyla, yeni Başkanlık Konseyi'nin merkezinin Trablus değil, Bingazi'de olması şartıyla, önerilen görevi üstlenmesi için Saddam'ı kabul etmeye ikna etmeye çalıştığını’ söyledi.

Misrata'nın önde gelenleri, bu haftanın başlarında yayınladıkları bir bildiride, 17 Şubat Devrimi ruhundan ve Libya halkının taleplerinden kaynaklanmayan hiçbir uzlaşmanın meşruiyetini yitirdiğini vurguladılar.

Bildiride referanduma gidilerek halka danışılması, adil parlamento seçimleri yoluyla meşruiyetin yenilenmesi ve ‘geçiş dönemi adaleti temellerine dayanan sivil devlet seçeneğine’ bağlı kalınması gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca Misrata'nın ‘halkının fedakarlıklarını küçümseyen veya 17 Şubat Devrimi ilkelerinden ödün veren hiçbir anlaşmanın tarafı olmayacağının’ altı çizildi.

UBH ve Başkanlık Konseyi, Menfi ve yardımcıları Musa el-Koni ile Abdullah el-Lafi'nin önderliğinde, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Cenevre'de düzenlenen Libya Diyalog Forumu tarafından seçildikten sonra 5 Şubat 2021'de yürütme iktidarının başına geçti.

Menfi, özellikle Dibeybe’nin muhalifleri olarak görülen siyasetçiler, toplum liderleri, askeri yetkililer ve silahlı grupların komutanlarıyla bir araya geldi. Gözlemciler, Menfi’nin bu hamlesini ‘kendisini iktidardan uzaklaştırıp yerine Hafter'i getirecek öneriye karşı bir muhalefet cephesi oluşturmak’ olarak değerlendirdi.

Sudanlı yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmelerle iktidardaki varlığını pekiştiren Menfi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından Hindistan-Afrika Zirvesi'ne katılmak üzere davet edildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi’nin dün sabah Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından önümüzdeki mayıs ayı sonlarında başkent Yeni Delhi’de düzenlenmesi planlanan 4. Hindistan-Afrika Forumu Zirvesi’ne katılmak üzere resmi bir davet aldığı açıklandı. Davet, Hindistan’ın Trablus Büyükelçisi Muhammed Hafızurrahman tarafından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı’na iletildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada bu davet, ‘uluslararası platformlarda Libya'nın varlığını güçlendirme ve özellikle Afrika ve Asya'daki uluslararası ortaklarla işbirliği bağlarını pekiştirme, böylece kalkınma çabalarını destekleme ve stratejik ortaklıkların ufkunu genişletme’ olarak değerlendirildi.

Menfi, pazar akşamı başkent Trablus'taki Konsey Başkanlığı merkezinde, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed ve ona eşlik eden resmi heyeti, Sudan'daki Trablus Büyükelçisi Fevzi Boumriz'in de hazır bulunduğu bir toplantıda kabul etmişti.

ewfd
Libya Başkanlık Konseyi Menfi pazar akşamı, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed’i kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Toplantıda, Libya'daki Sudanlı topluluğun durumu ve Sudan'daki mevcut krizin etkileri altında kalan Sudanlı mültecilerin durumu ele alınırken Sudanlı bakan, Libya devletinin tutumunun yanı sıra Sudanlılara sağladığı insani yardım ve destek için takdirlerini ifade etti.


İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
TT

İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istediğini belirtti. Açıklama, iki ülke yetkilileri arasında Washington’da yapılması planlanan doğrudan görüşmeler öncesinde geldi.

Saar, basın toplantısında “Lübnan devletiyle barış ve normalleşmeye ulaşmak istiyoruz... İsrail ile Lübnan arasında büyük bir anlaşmazlık yok. Sorun Hizbullah” ifadelerini kullandı.

Lübnan ile İsrail, bugün ABD arabuluculuğunda onlarca yıllık çatışma geçmişini aşmayı hedefleyen diplomatik bir sürece giriyor. Bu kapsamda, ABD’de Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter arasında yüz yüze bir ön görüşme yapılması planlanıyor. Bu temasların, ilerleyen aşamada Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilebilecek müzakerelere zemin hazırlaması bekleniyor.

Washington’da yürütülen yoğun temaslarda, Lübnan-İsrail hattının ABD-İran dosyasından ayrıştırılması hedefleniyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimini temsilen arabuluculuk sürecinde, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ile Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Ofisi Direktörü Michael Needham görev alıyor. Needham’ın, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya yakın bir isim olduğu ve daha önce Rubio’nun Senato’daki görevleri sırasında uzun yıllar danışmanlığını yaptığı belirtiliyor.

Tarafların müzakere şartlarında ise önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Beyrut yönetimi, önceliğin kapsamlı bir ateşkes sağlanması, İsrail’in güneyde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Lübnan ordusunun çatışma alanlarına konuşlandırılması olduğunu vurgularken, ardından siyasi sürece geçilmesini savunuyor. İsrail ise müzakerelerin çatışmalar sürerken yürütülmesini ve ilk adım olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını şart koşuyor. Bu durumun, görüşmeler başlamadan sürecin çıkmaza girebileceği yönünde değerlendirmelere yol açtığı ifade ediliyor.


Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
TT

Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)

Hizbullah dün, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan görüşmelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Genel Sekreter Naim Kasım, bu tür görüşmeleri "faydasız" olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kasım televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Gaspçı İsrail varlığıyla müzakereleri reddediyoruz. Bu müzakereler faydasızdır" diyerek "bu müzakere toplantısının iptal edilmesini" istedi.

Lübnan ve İsrail'in ABD büyükelçilerinin bugün ABD yönetiminin himayesinde bir araya gelmesi planlanıyor.

Kasım, İsrail ile doğrudan müzakerelere başlamadan önce "Lübnan'ın içeride anlaşması ve uzlaşması" gerektiğinin altını çizerek, "Hiç kimsenin, ülkenin çeşitli bileşenleri arasında iç uzlaşma olmadan Lübnan'ı bu yola sokma hakkı yoktur ve bu da gerçekleşmemiştir" uyarısında bulundu.

Lübnan yetkilileri, bu görüşmelerin öncelikle 2 Mart'tan beri devam eden savaşta ateşkes sağlamayı amaçladığını söylüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu iki şart öne sürdü: Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve gerçek bir barış anlaşmasının sağlanması.

Savaş, Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in suikastına misilleme olarak İsrail'e roket fırlatmasının ardından patlak verdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail hava saldırılarında o zamandan beri 2 bin 89 kişi öldü.

Kasım ayrıca, “Direnişteki kararımız dinlenmemek, durmamak, teslim olmamaktır ve savaş alanının kendisi konuşacaktır” dedi.

“Biz teslim olmayacağız” ve “Son nefesimize kadar sahada kalacağız” diye belirtti. Bu sözler, Hizbullah savaşçılarının İsrail ordusuyla çatışmalar içinde olduğu ve İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki sınır bölgelerine ilerlediği bir dönemde geldi.