Suriye’nin kıyı illerinde eski rejimin kalıntılarının isyanı ve Rusya ile İran'ın rolü

Bölgedeki tarama operasyonları sırasında yağma ve hırsızlık olayları yaşandı

Lazkiye'deki çatışmalara katılan Suriye güçlerine ait bir aracın gittiği yönde yükselen dumanlar (Reuters)
Lazkiye'deki çatışmalara katılan Suriye güçlerine ait bir aracın gittiği yönde yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Suriye’nin kıyı illerinde eski rejimin kalıntılarının isyanı ve Rusya ile İran'ın rolü

Lazkiye'deki çatışmalara katılan Suriye güçlerine ait bir aracın gittiği yönde yükselen dumanlar (Reuters)
Lazkiye'deki çatışmalara katılan Suriye güçlerine ait bir aracın gittiği yönde yükselen dumanlar (Reuters)

Suriye, 6 Mart Perşembe gecesinden bu yana hızla gelişen olaylar, eşi benzeri görülmemiş zorluklar ve tehlikeler yaşıyor. Suriye'nin batısındaki kıyı bölgelerinde yer alan bazı güvenlik merkezleri, eski rejimin silahlı kalıntıları tarafından güvenlik devriyelerini hedef alan çeşitli organize saldırılara uğradı ve kurulan pusulara düştü. Tüm bunların sonucunda onlarca güvenlik memuru ve askeri personel hayatını kaybetti.

Suriye’nin kıyı illerinden Lazkiye, Tartus, Ceble ve Baniyas’a büyük askeri takviyeler yapmasının ardından olaylar şiddetli çatışmalara dönüştü. Çatışmalar, her iki taraftan binlerce kişinin ölümüne ve aralarında Beşşar Esed rejimine bağlı kişiler ve yakınlarının da bulunduğu çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine neden oldu.

Akdeniz boyunca uzanan 180 kilometrelik sahil şeridi, Suriye'nin en önemli coğrafi ve stratejik bölgelerinden biri olmasının yanı sıra Suriye rejiminin devrik lideri Beşşar Esed'in de mensubu olduğu Alevilerin de kalesi olarak görülüyor. Aleviler, Suriye devriminin 2011 yılı başlarındaki başlangıcından bu yana çok sayıda gencini milislere katarak devrimin bastırılmasını destekledi. Bu da Alevilerin yoğun yaşadığı kıyı şeridinin 14 yıllık savaş boyunca Suriye'nin çoğu şehrini etkileyen çatışma, yıkım ve şiddetten uzak kalmasını sağladı.

Olaylar nasıl başladı?

Olaylar Lazkiye kırsalındaki Ceble’ye bağlı Beyt Ana köyü, kimliği belirsiz silahlı kişilerin Yeni Suriye Genel Güvenlik İdaresi’nden devriye güçlerinin suç işledikleri gerekçesiyle bazı kişileri tutuklamasını engellemesi ve güvenlik görevlilerine ateş açarak birini öldürmesiyle başladı.

Devrik rejimin ‘Kaplan’ lakaplı 25’inci Tümen Komutanı Süheyl el-Hasan'ın doğum yeri olan Beyt Ana köyü, bu sebeple özel bir öneme sahip. Devrik Esed rejimi güçlerinin en önde gelen komutanlarından biri olan Süheyl el-Hasan, insan hakları örgütleri tarafından başta Şam kırsalı ve Humus'a bağlı Doğu Guta’daki olmak üzere Suriyelilere yönelik çeşitli katliamları gerçekleştirmekle suçlanıyor.

Bir güvenlik görevlisi köyün girişinde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından vurularak öldürüldü. Güvenlik güçleri durumu kontrol altına almak için zırhlı araçlar ve helikopterler eşliğinde bölgeye askeri takviye gönderdi. Rejimin kalıntıları olduğuna inanılan diğer gruplar kısa süre içinde, en önemlisi Lazkiye'deki donanma komutanlığı karargâhı olmak üzere onlarca güvenlik merkezine ve askeri noktaya sistematik ve koordineli saldırılar başlattı. Eş zamanlı olarak kıyı illeri Tartus ve Baniyas'taki bazı tıbbi merkezler ise ya ele geçirildi ya da kuşatıldı.

Sahadaki durum kötüleştikçe ve rejimin kalıntıları ile güvenlik güçleri arasındaki gerilim ve çatışmalar arttıkça, güvelik görevlileri ve askeri personele yönelik Lazkiye yakınlarındaki Ceble bölgesi kırsalındaki ana yollarda aynı anda çeşitli saldırlar düzenlendi, pusular kuruldu. Saldırılar sonucunda güvenlik güçlerinden 13 kişi öldü, çok sayıda güvenlik gücü yaralandı. Çok sayıda askeri araç yakıldı ve hasar gördü.

Bölgede gerilimin tırmanması üzerine Suriye Savunma Bakanlığı İdlib, Halep, Hama ve Humus'taki tüm askeri birliklere ve kışlalara tam alarm durumuna geçilmesi talimatı verirken Suriye’nin kıyı illerindeki çatışma bölgelerine askeri takviyeler gönderdi. Bu takviye güçlerden bazıları rejimin kalıntıları tarafından kurulan pusulara düştü. Yeni Suriye ordu güçleri saflarında insani ve maddi kayıplara neden oldu. Savunma Bakanlığı, rejimin kalıntılarının peşine düşmek ve yeni Suriye Ordu güçlerinin hedeflerine ilerlemesini kolaylaştırmak için Şahin Taburları tarafından geliştirilen, kullanılan ve yönetilen kamikaze insansız hava araçlarını (İHA) da bölgeye gönderdi.

Halkın öfkesi ve seferberliği

Kıyı illerinde rejimin kalıntıları ile hükümet güçleri arasındaki gerilim tırmanırken ve hükümet güçlerinin ölen onlarca üyesinin cenazeleri memleketlerine gönderilirken, Suriye hükümetine ve yeni Suriye ordusuna destek verenler, ‘silahlanma ve rejimin kalıntılarıyla çatışmalarında hükümet güçlerini destekleme’ çağrısında bulundular.

Suriye'nin birçok ilinde Suriye ordusu yanlısı mitingler düzenlenirken, Lazkiye, Tartus ve Ceble'de Aleviler tarafından, rejimin kalıntılarının hükümet güçlerine karşı saldırılarını destekleyen kitlesel gösteriler gerçekleştirildi. Mezhebi sloganların atıldığı, Suriye devletine karşı silahlanma çağrısının yapıldığı ve Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara yönetiminin reddedildiği gösterilere provokasyonlar eşlik etti. Bu durum, güvenlik makamlarının bölgede sokağa çıkma yasağı ilan etmesine neden oldu.

frgt
Lazkiye'de öldürülen Şanda Kişo'nun Kamışlı’daki cenaze törenine katılan ve yas tutan yakınları (Reuters)

Rejimin kalıntıları, perşembe akşamı Lazkiye ve Tartus'ta güvenlik güçlerinin konuşlandığı kontrol noktalarına saldırmaya devam etti. Tartus'taki saldırılarda güvenlik güçlerinden bazıları hayatını kaybetti. Cuma günü şiddetlenen çatışmalar Suriye hükümetinin Lazkiye, Tartus, Baniyas ve Ceble şehirlerinde kontrolü tamamen ele geçirmesiyle sona erdi. Çatışmalar şehirlerin çevre köylerine de yayıldı.

Kayıtlar ve videolar

Cuma sabahı Lazkiye kırsalındaki el-Muhtariye ve el-Kardaha köyü çevresinde hükümet güçleri ile rejimin kalıntıları arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Çatışmalarda her iki taraftan yaklaşık 230 kişi öldü. Öte yandan rejimin kalıntılarının destekçileri, sosyal medya sitelerinde öldürülen sivillerin videolarını paylaşarak, bunların ‘hükümet güçleri tarafından gerçekleştirilen saha infazları’ olduğunu öne sürdüler. Ancak birlik yanlıları, haberleri yalanlayarak, videolardaki sivillerin Suriye devletine karşı isyan hareketinde milis gruplarına katılmayı reddettikleri için çatışmaların baş sorumlularından biri olan eski rejim şebbihası Mikdad Fatiha'nın milisleri tarafından öldürüldüklerini söylediler.

“Suriye'nin birçok ilinde Suriye ordusu yanlısı mitingler düzenlenirken, Lazkiye, Tartus ve Ceble'de Aleviler tarafından, rejim kalıntılarının hükümet güçlerine karşı saldırılarını destekleyen kitlesel gösteriler gerçekleştirildi.

Ceble, Lazkiye ve Tartus illerini rejimin kalıntılardan temizleme operasyonu sırasında, hükümete bağlı güvenlik güçlerinden olduklarını söyleyen kimliği belirsiz kişiler, bazı mülkleri yağmaladı, bazılarına da zarar verdi.

Lazkiye Emniyet Müdürlüğü, faillerin peşine düşerek yağmalanan eşyalara el koydu ve sahiplerinin tespit edip teslim almaları için sosyal medyadan duyuru yaptı.

Lazkiye Emniyet Müdürü Yarbay Mustafa Kuneyfati yaptığı açıklamada, “İster rejimin kalıntıları ister hırsızlar ve güvenliği bozanlar olsun, saldırılara karıştığı kanıtlanan herkesten hesap soracağız ve onlara karşı tüm yasal önlemleri alacağız” ifadelerini kullandı.

Rus askerlerinin konuşlandığı Hımeymim Hava Üssü'ne sığındılar

Rejimin kalıntılar ile hükümet güçleri arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi üzerine çok sayıda sivil Lazkiye kırsalındaki Rus askerlerinin konuşlandığı Hımeymim Hava Üssü'ne sığındı. Ceble Bölge Yönetimi ve Emniyet Müdürlüğünden yetkililerinin de aralarında bulunduğu Suriye hükümetinden bir heyet, sivillere güvence vermek, onları köylerine geri götürmek ve herhangi bir zarar görmelerini engellemek amacıyla Hımeymim Hava Üssü'nde onları ziyaret etti.

“Kaynaklar, yaklaşık 4 bin kişinin rejimin kalıntılarıyla birlikte isyana katılmak üzere donatıldığını ve mali ve askeri olarak desteklendiklerini tahmin ediyor.

Öte yandan bazı sosyal medya kullanıcıları, özellikle Hımeymim Hava Üssü'nde eski rejimde görev yapmış güvenlik görevlileri ve askeri personelin bulunması nedeniyle, Rus subayların gelişmelere dahil olmuş olabileceğini öne sürdüler. Rus askerlerinin konuşlandığı Hımeymim Hava Üssü ile bağlantılı eski Suriyeli subayların olaylardaki rolüne işaret eden ses kayıtlarını yayınladılar.

Rejimin kalıntılarının arkasında kim var?

Suriye hükümeti, rejimin devrik lideri Beşşar Esed'in kardeşi Mahir Esed’in komutasındaki 4. Tümen’in komutanlarından Tuğgeneral Giyas Delle, rejimin kalıntılarına yönelik operasyonlar sırasında tutuklanan Hava Kuvvetleri İstihbarat Birimi Başkanı Tümgeneral İbrahim Huveyce, Yasir el-Heccal, Muhammed Mahrez ve Mikdad Fatiha gibi rejimle ilişkili isimlerin ortaya çıktığını ve devlet karşıtı silahlı eylemlere liderlik ettiklerini doğruladı.

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı habere göre Suriye hükümetine göre bu isimler, ülkenin batısındaki kıyı bölgelerinden başlayarak ‘Suriye'nin kurtuluşu için’ Askeri Konsey kurduklarını ilan ettiler ve yerel tarafların yanı sıra İran gibi dış taraflardan da mali ve lojistik destek aldılar.

Ülkede 14 yıl süren savaş boyunca İran ve Hizbullah ile olan ilişkileriyle tanınan Delle, 4. Tümen'de Hizbullah ile tam bir entegrasyon içinde Şam kırsalında birçok askeri operasyon gerçekleştiren ‘Giyas Gücü’ adlı bir askeri güce komuta etti.

678ı
Lazkiye’de güvenlik güçlerine yönelik saldırıların ardından Halep'te Suriye hükümetine destek gösterisi düzenleyen Suriyeliler (Reuters)

Öte yandan Al Majalla’ya konuşan kaynaklar, bölgede yaşananların mevcut Suriye hükümetinin kafasını karıştırmak ve durumu istikrara kavuşturması için zamanı değerlendirmesini engellemek amacıyla yapıldığını söylediler. Kaynaklar, Suriye kıyılarındaki bu isyanın, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından yönetilen ülkenin kuzeydoğusunda ve güneyinde Dürziler ile Suriye devleti arasındaki idari ve siyasi anlaşmazlık gibi Suriye’nin diğer bölgelerine de yayılacağı beklentisiyle dikkatlice hazırlandığını ve planlandığını belirttiler.

Aynı kaynaklar, yaklaşık 4 bin kişinin rejimin kalıntılarıyla birlikte isyana katılmak üzere donatıldığını ve mali ve askeri olarak desteklendiklerini tahmin ediyor.

Suriye'nin 4 bölgesinde eş zamanlı olarak isyan hareketi başladı

Al Majalla’nın kaynaklardan edindiği saha verilerine göre eski rejimin kalıntıları geçtiğimiz perşembe günü saat 17.00 sularında Lazkiye, Ceble, Baniyas, Tartus, Kardaha ve Daliye'deki hastaneler ve güvenlik merkezleri de dahil olmak üzere devlet kurumlarına karşı düzenledikleri saldırılar sırasında Tişrin Barajı çevresi ve Rakka kırsalına askeri takviyelerin gelmesiyle bu bölgelerde askeri bir hareketlilik yaşandı.

Üst düzey bir yetkiliye göre bu gelişmelere Halep’in Eşrefiye mahallesinde SDG’ye ait noktaların Türk İHA’larıyla hedef alınması eşlik etti. Veriler, burada da Suriye'nin kıyı bölgelerindeki duruma benzer bir hazırlığın olduğuna ve Suriye devletine karşı isyanın patlak verebileceğine işaret etti. Suriye hükümetine bağlı güçler ile Lübnan merkezli Hizbullah milisleri arasında Humus'un batısındaki Suriye-Lübnan sınırının Kuseyr tarafında da şiddetli çatışmalar yaşandı.

“Suriye'nin güneyindeki kaynaklar, Dürzilerin ruhani lideri Şeyh Hikmet el-Hicri'ye yakın bir ismin geçtiğimiz şubat ayında ABD'li yetkililerle görüştüğünü ve bu görüşmede mevcut Suriye hükümetine karşı silahlı bir isyan başlatma planını sunduğunu söylediler.

Bu arada Irak destekli milislerin Suriye sınırı yakınlarında görülmesinin ardından Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), ABD'nin Suriye-Irak-Ürdün sınırındaki et-Tanf bölgesinde bulunan üssünden Suriye-Irak sınırına ağır silahlı askeri güçler konuşlandırdı. Bu hamle, Suriye sınırını aşarak Suriye'nin doğusundaki Deyrizor bölgelerine doğru ilerleme ihtimalinin bir işareti olarak görüldü.

Üst düzey yetkili, isyanın ve Suriye'nin kıyı bölgelerindeki rejim kalıntıları tarafından gerçekleştirilen saldırıların, Suriye'nin yarısından fazlasını kontrol etmek ve Lazkiye, Tartus, Deyrizor, Halep, Humus ve muhtemelen Suriye'nin güneyi, özellikle de Suveyda'yı kapsayacak bir kaos durumu yaratmak amacıyla iç ve dış aktörlerle birlikte planlandığını ve koordine edildiğini söyledi.

İsyandan önce gelen tehlikeli sinyaller

Siyasetten ve medyadan birçok kaynak, kıyı illerinde Suriye devletine karşı olan yerel milisler tarafından silahlı gruplar kurulduğunu doğruladılar. Sosyal medya üzerinden paylaşılan çok sayıdaki videoda yer alan ve Suriye devletine düşman gruplar oluşturma ve Suriye'nin batısındaki Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde devlete bağlı güvenlik güçlerine saldırılar düzenlemekten bahseden Mikdad Fatiha’nın açıklamaları da bunu teyit etti. Bu açıklamaların akabinde, İran'a yakınlığıyla bilinen eski rejimin generallerinden Giyas Delle liderliğinde ‘Suriye'nin Kurtuluşu için’ Askeri Konsey'in kurulduğu duyuruldu.

Bu gelişmeler, Suriye hükümetinin Şam kırsalındaki Ceramana’yı kontrol altına almaya çalışması, ancak bölgedeki Dürzi grupların buna karşı çıkması nedeniyle bazı şiddet olaylarının yaşandığı bir dönemde meydana geldi. Ceramana’da çok sayıda güvenlik görevlisinin ölümüyle sonuçlanan şiddetli çatışmalar yaşanırken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye'nin başkenti Şam yakınlarındaki Ceramana bölgesi de dahil olmak üzere Suriye'nin güneyindeki Dürzileri korumak istediği yönünde bir açıklamada bulundu.

Suriye'nin güneyindeki kaynaklar, ülkedeki Dürzilerin merkezi olarak kabul edilen Suveyda'da Dürzilerin ruhani lideri Hikmet el-Hicri'nin yakınlarından birinin geçtiğimiz şubat ayında ABD'li yetkililerle görüştüğünü ve bu görüşme sırasında SDG ve Suriye’nin kıyı bölgelerindeki Alevi grupların katılımı ve İsrail'in desteğiyle mevcut Suriye hükümetine karşı silahlı bir isyan başlatma planı sunduğunu, ancak görüşmedeki diğer ayrıntıları bilmediklerini söylediler.

Şeyh Hicri, kıyı illerindeki çatışmalar sırasında bir açıklama yayınlayarak bölgedeki askeri operasyonların durdurulması çağrısında bulundu. ‘Sistematik öldürmeyi’ reddettiklerini vurgulayan Şeyh Hicri, ‘masum sivillere yönelik bu haksız askeri operasyonların derhal durdurulması için’ ilgili tüm makamlara çağrıda bulundu. Dürzilerin ruhani lideri, ‘Suçlular, şiddet ve intikam dilinden uzak, hukuk, adalet ve hakkaniyet şemsiyesi altında hesap vermeliler” ifadelerini kullandı.

“Suriye'nin kıyı bölgelerinde devam eden isyan hareketiyle ilgili ilk yorumunu cuma akşamı yayınlanan bir videolu açıklamada yapan Cumhurbaşkanı Şara, rejimin kalıntılarının peşine düşeceklerinin ve onları yaptıklarından sorumlu tutacaklarının sözünü verdi

Öte yandan Türkiye ve İran, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın İran'ın Suriye'de ‘kaos yaratmaya’ çalıştığına dair sözlerinin ardından kısa bir süre önce diplomatik arenada ve medyada karşı karşıya geldi. İran’ın reformist çizgideki gazetesi Arman-i İmruz, bu durumun sebebinin Tahran'ın Ortadoğu'daki jeopolitik dayanaklarından birini kaybetmesi ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt bölgesinde iki taraf arasında yaşanan gerginlik olduğunu öne sürdü.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün, Katar ve Arap Birliği, Suriye devletini güvenliği sağlama çabalarında desteklediklerini teyit ederken, Suriye'ye yönelik her türlü ‘dış müdahaleyi’ kınadılar.



Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)

Birçok Iraklı, ABD ve İsrail ile İran arasındaki bölgesel savaşın ülkeye yansımalarını büyük bir ilgi ve kaygıyla takip ediyor. Gözlemcilere göre bu tedirginlik, İran’a bağlı silahlı grupların, Irak içinde sivil, askeri, diplomatik ve ekonomik hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına geniş çapta katılmamış olsaydı, bu boyutta yaşanmayacaktı. Ancak hükümet, yaklaşık 500 saldırıyı aşan bu eylemlere karşı ciddi bir adım atmadı; sadece kınama ve protesto mesajları yayınlamakla yetindi ve saldırıları gerçekleştiren gruplardan tek bir kişi bile tutuklanamadı.

Gün geçtikçe ülke, hükümetin veya siyasi güçlerin herhangi bir karar veya önlem almadan bölgesel çatışmaya dahil oluyor. Bu durum, silahlı grupların güç ve karar tekeline bağlı olarak gerçekleşiyor. Halk ve bazı siyasi isimler arasında, hükümetin rolü ve işlevi ile bu grupların etkisi arasındaki sınırlar konusunda ciddi soru işaretleri oluşuyor.

Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (Kürt), Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin yönetiminde uygulanan “Şii politikası” karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi. Bakan Hüseyin “Şii siyasetçiler bu politika ile bizi mahvetti. Bir yandan Amerika’yı eleştiriyorlar, öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın bir tweetine yanıt veriyorlar” dedi. Buradaki tweet, “Koordinasyon Çerçevesi”nin Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı göstermesini reddeden ifadeye işaret ediyordu.

Hüseyin ayrıca, “Hiç kimse Haşdi Şabi ile silahlı gruplar arasındaki farkı tam olarak bilmiyor. Bazıları Haşdi araçlarını ve kimliklerini kullanıyor. Haşdi, resmi bir güvenlik kuruluşuyken, yasa dışı silahlı gruplar farklıdır ve bu durum ülke dışında yanlış bir algı yaratıyor. Amerikalılar da biliyor ki bazı grupların üyeleri Haşdi bünyesinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.

İran ile ideolojik bağ

Şarku’l Avsat’a konuşan Akademisyen ve Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan el-Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının birden fazla iç içe faktöre bağlı olduğunu vurguladı. Bu faktörlerden biri, grupların İran ile ideolojik ve askeri bağlarının güçlenmesi. Şemri, “Bu bağ, gruplara özellikle siyasi alanda büyük güç sağladı. Onlara yapılacak herhangi bir saldırı, fiilen İran’a yönelik bir saldırı olarak algılanıyor ve İran’ın etkisini zayıflatma girişimi sayılıyor” dedi.

Şemri, 2018 sonrası silahlı grupların Irak devletinde daha da güçlendiğini, siyasi kanatlarının devlet kurumlarına girdiğini ve kazandıkları siyasi dokunulmazlık sayesinde hesap vermekten muaf olduklarını belirtti. Şemri “Bugün biliniyor ki bu grupların parlamentoda yaklaşık 100 milletvekili bulunuyor” dedi.

Ayrıca Şemri, silahlı grupların devletin birçok kilit noktasında sağlam bir yer edinmiş olmasının yanı sıra, mevcut hükümetin partiler arası paylaşım yoluyla oluşturulduğunu ve bu süreçte silahlı grupların rolünün belirleyici olduğunu söyledi. Bu durum, hükümetin bu gruplara karşı siyasi veya güvenlik anlamında hareket etmesini zorlaştırıyor.

Siyasi iradenin eksikliği

Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının diğer bir nedeni olarak, özellikle Şii siyasi aktörler arasındaki siyasi iradenin eksikliğini gösteriyor. Ona göre Şii aktörler hâlâ “Bu grupların faaliyetlerini zayıflatmak doğru değil, çünkü koordinasyon çerçevesi içinde ciddi güçleri var” anlayışıyla hareket ediyor. Bu nedenle, çerçevenin ılımlı kanadının bu gruplara karşı herhangi bir adımı desteklemesi zorlaşıyor.

Şemri ayrıca, önceki hükümetlerin de silahlı grupların etkisini kırmada başarısız olduğunu, programlarında silahın sadece devlete ait olmasını güvence altına alma niyetlerine rağmen, grupların gücü karşısında hareket edemediklerini ifade etti. Hükümetin bu gruplara karşı harekete geçmesi durumunda, çatışma veya iç savaş riski bulunduğu da belirtiliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” silahlı grupları meşrulaştırdı

Analist ve eski diplomat Dr. Gazî Faysal, hükümetin gruplara karşı koyamamasının nedenlerini açıklarken, “Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı liderler ve partiler, silahlı grupları kurdu ve varlıklarını meşrulaştırdı; ya Haşdi Şabi’ye entegre ederek yasal statü kazandırdılar, ya da sürekli savunarak hesap vermelerini engellediler” dedi.

Faysal, “Irak’ta İran’ın etkisi altında, toplam 34’ten fazla silahlı grup bulunuyor. Bunların 6’sı ABD yaptırımları altındadır ve tamamı İran’ın velayetini tanıyor. Bu, onlara ülkede koruma ve hesap vermekten kaçma fırsatı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Faysal, silahlı grupların koordinasyon çerçevesiyle bağlantılı olduğunu, hükümetin talimatlarına ve Necef’teki dini otorite görüşlerine bağlı olmadıklarını belirtti. Bu gruplar yalnızca İran’ın velayeti ve İran Devrim Muhafızları’nın direktiflerine uyuyor.

Bu sebepler ve diğerleri nedeniyle, hükümetin silahlı gruplara karşı koyma kapasitesinin olmadığına dikkat çeken Faysal, hükümetin birçok unsur ve liderini tanımasına rağmen bu grupların gerçekleştirdiği saldırılara müdahale etmediğini, örneğin Irak İstihbarat Dairesi’ni, Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin evini ve Kürt liderlerin Erbil ve Duhok’taki evlerini hedef alan saldırılara karşı harekete geçmediğini ifade etti.


Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)

Gazze’nin güneybatısındaki Tel el-Hava’da bugün (Pazar) kimlikleri tespit edilemeyen silahlı kişiler, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görevli bir saha komutanını kaçırdı. Bu olay, son haftalardaki artan silahlı gerilimlerin yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Hamas yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kaçırılan kişinin Kassam Tugayları’nda bir birliği komuta ettiğini belirtti. Pazar akşamı Tugay’a bağlı büyük bir güvenlik gücü Gazze sokaklarına konuşlandırıldı ve kaçıran kişilerin içinde olduğu şüpheli iki araç peşine düştü.

Gazze’nin farklı bölgelerinde yoğun silah sesleri duyuldu; kaynaklar bunun, kaçıran unsurların peşine düşülmesinden kaynaklandığını belirtti.

Hamas kaynaklarından alınan bilgilere göre kaçırma operasyonunun arkasında özel bir İsrail gücü veya İsrail ile iş birliği yapan silahlı bir çete unsurları olma ihtimali yüksek.

Bu olay, Pazar günü Hamas hükümetine bağlı bir güvenlik görevlisine yönelik suikast girişimiyle eş zamanlı gerçekleşti. Hedef, aynı zamanda Kassam Tugayları’nda aktif bir liderdi; saldırı sonucunda hafif şekilde yaralanırken, saldırganlardan biri yakalandı.

Son haftalarda Gazze Şeridi’nde İsrail destekli bazı silahlı çetelerin sık sık sızma girişimleri gözlemlendi. Bu durum zaman zaman Kassam Tugayları ile çeteler arasında çatışmalara yol açtı. Ayrıca, iki hafta önce Han Yunus’ta yaşandığı gibi bazı Kassam unsurlarına saldıran insansız hava araçları (dronlar) da kullanıldı; bu saldırılarda bazı Kassam üyeleri hayatını kaybetti.

dffdv
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, İsrail’in polis aracını hedef alan saldırının meydana geldiği yeri inceliyor (Reuters)

Yaklaşık iki hafta önce, Hamas kaynakları İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bir kişinin sorgulanmasının, bu gruplara verilen askeri ve eğitim desteğinin arttığını ortaya koyduğunu aktardı.

Kaynaklar, sorgulama sonucunda, İsrail’in bu çeteleri patlayıcı ve silah taşıyan dronları kullanacak şekilde eğittiğini ve bu dronlardan ateş açılabileceğini doğruladığını belirtti.

Ekim ayında İsrail ve Hamas arasında sağlanan ateşkesin ardından, Gazze’de bir “Sarı Hat” olarak bilinen hayali bir sınır çizgisi oluştu. Bu hat, Hamas’ın kontrolündeki alanları (batı) ve İsrail ordusu ile ona bağlı silahlı Filistin çetelerinin bulunduğu alanları (doğu) ayırıyor.

Hamas kaynakları, sorgulama sonucunda, dron kullanım eğitimlerinin yalnızca saldırı için olmadığını, Han Yunus ve özellikle Gazze’nin kuzeyinde faaliyet gösteren bu silahlı çetelerin, dronları bazı silahları taşımak ve Hamas kontrolündeki uzak bölgelere bırakmak için kullanabildiğini belirtti. Bu silahlar, çetelerin görevlendirdiği uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ettirildi.


Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
TT

Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Samir Ali Oso (Sipan Hemo), Pazar günü yaptığı açıklamada, Irak’tan havalanan ve ülkenin kuzeydoğusundaki bir ABD üssünü hedef alan insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırının püskürtüldüğünü duyurdu. Ortadoğu’daki savaşın sürdüğü bir dönemde gerçekleşen saldırıya ilişkin bölgedeki aktivistler ise İHA’ların üs yakınındaki tahıl depolarını da vurduğunu ve ciddi hasara yol açtığını bildirdi.

Oso, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Topraklarımızda bulunan Kasrak’taki ABD üssü, Irak topraklarından fırlatılan 4 İHA ile hedef alındı. İHA’lar herhangi bir kayıp yaşanmadan düşürüldü” ifadelerini kullandı. Bakan yardımcısı ayrıca, “Sorumluluğu Irak’a yüklüyor, istikrarımızı tehdit eden bu tür saldırıların tekrarını önlemesi çağrısında bulunuyoruz. Bölgesel ve uluslararası iş birliğinin güvenlik ve istikrar açısından önemini vurguluyoruz” dedi.

SiPan Hamo adıyla bilinen Oso, söz konusu saldırıyı kınarken, bunun iki gün içinde gerçekleşen ikinci saldırı olduğunu belirtti.

Suriye ordusu, Cumartesi günü de Irak’tan havalanan bir İHA ile ülkenin güneydoğusundaki Tenef Üssü’nün hedef alındığını ve saldırının engellendiğini açıklamıştı. Söz konusu üs daha önce ABD güçlerine ev sahipliği yapıyordu. Ordu ayrıca geçen hafta kuzeydoğudaki bir başka üssün Irak’tan fırlatılan füzelerle hedef alındığını duyurdu. Bir Iraklı yetkili saldırının arkasında yerel silahlı bir grubun olduğunu belirtirken, Bağdat yönetiminin olayla bağlantılı 4 kişiyi gözaltına aldığı bildirildi.

Son aylarda, “DEAŞ” ile mücadele kapsamında Suriye’de konuşlu ABD güçleri Tenef ve Şeddadi üslerinden çekilmiş, Kasrak Üssü’nden çekilme sürecini de başlatmıştı.

Irak da 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan Ortadoğu’daki savaşın etkilerinden kaçamadı. İran’a yakın Iraklı gruplara ait mevziler hava saldırılarına hedef olurken, bazı gruplar da Irak ve bölgedeki ABD çıkarlarını hedef aldıklarını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Cumartesi günü Suriye ordusu Irak kaynaklı İHA’larla güneydeki Tenef Üssü’ne yönelik bir saldırıyı püskürttü. Suriye ordusuna bağlı operasyonlar birimi, “Irak topraklarından havalanan İHA’ların Tenef’teki Suriye Arap Ordusu üssünü hedef almaya çalıştığını, ancak etkisiz hale getirildiğini” bildirdi.

regrtfg
ABD hava savunma sistemlerinin Pazar sabaha karşı intihar tipi İHA’ları düşürmesinin ardından Kasrak Üssü yakınındaki bir buğday deposunda maddi hasar oluştu (Fırat Post)

Geçen hafta başında ise Suriye ordusu, Haseke kırsalındaki bir askerî üssün Irak’tan atılan füzelerle hedef alındığını açıklamış, bir Iraklı yetkili saldırının bir Iraklı silahlı grup tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmişti.

dsfvbgtrb
Suriye’nin güneydoğusundaki ABD’ye ait Tenef Üssü (Arşiv - Reuters)

Şubat ayında ABD güçleri, Suriye-Irak sınırındaki Tenef Üssü ile Şeddadi yakınlarındaki ve daha önce DEAŞ mensuplarının tutulduğu bir hapishaneyi barındıran üsten kademeli olarak çekilmiş, ardından bölgeye Suriye hükümet güçleri ilerlemişti. Ayrıca Haseke ilindeki Kasrak Üssü’nden çekilme süreci de başlatılmıştı.