İsrail Suriye'nin güneyinde huzursuzluğu körüklerken Suveyda'daki bölünmelerden yararlanıyor

Suriye İçişleri Bakanlığı ‘provokasyon yapmakla’ suçlanan zanlının itiraflarını yayınladı

İsrail'in Suriye'nin güneyindeki Dera’ya düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan bir binayı inceleyen Suriyeli güvenlik güçleri (EPA)
İsrail'in Suriye'nin güneyindeki Dera’ya düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan bir binayı inceleyen Suriyeli güvenlik güçleri (EPA)
TT

İsrail Suriye'nin güneyinde huzursuzluğu körüklerken Suveyda'daki bölünmelerden yararlanıyor

İsrail'in Suriye'nin güneyindeki Dera’ya düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan bir binayı inceleyen Suriyeli güvenlik güçleri (EPA)
İsrail'in Suriye'nin güneyindeki Dera’ya düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan bir binayı inceleyen Suriyeli güvenlik güçleri (EPA)

Suriye'nin güneyinde bulunan Suveyda ilindeki çatışmalar giderek şiddetlenirken İsrail, Suriye topraklarına yönelik saldırılarını ve sızama girişimlerini sürdürüyor. Tüm bu gelişmeler, Suriyelilerin Beşşar Esed rejiminin düşmesi ve devrimin 14’üncü yılını tamamlamasının ardından savaş halinin sona ermesi ve istikrarın sağlanmasını dört gözle beklediği bir dönemde tehlikeli olasılıkları gündeme getiriyor. Öte yandan Suriye İçişleri Bakanlığı, ‘provokasyon amacıyla Suriye'deki azınlıkları hedef almayı planlamakla’ suçlanan bir şüphelinin itiraflarını yayınladı.

İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Dürzi köyü Mecdel Şems yakınlarında İsrail ve Suriye arasındaki tampon bölgede devriye gezen İsrail tankı (EPA)İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Dürzi köyü Mecdel Şems yakınlarında İsrail ve Suriye arasındaki tampon bölgede devriye gezen İsrail tankı (EPA)

Dera’da şehrin dört bir yanından gelenler, planlandığı gibi devrimin başlamasının 14’üncü yıldönümünü kutlamak yerine İsrail’in düzenlediği saldırılarda ölenler için düzenlenen toplu cenaze törenine katıldılar. İsrail, Suriye topraklarında gerçekleştirdiği saldırıların amacının ‘eski rejime ait silahların ve araçların bulunduğu komuta merkezleri ve askeri alanları’ imha etmek olduğunu öne sürüyor. İsrail ordusu pazartesi sabahı, Dera'nın batı kırsalındaki Yermuk havzası bölgesinde yer alan Koya köyüne bakan Maariya köyünün güney ucuna girdi. “Daraa24” adlı haber sitesi, İsrail güçlerinin zaman zaman gerçekleştirdiği bu hamlelerin keşif amaçlı olduğunu yazdı.

Jusoor Araştırma Merkezi'nde araştırmacı olan Wael Alwan, İsrail'in Suriye’de istikrarın sağlanmasını engellemek ve farklı bölgeler arasındaki bölünmeyi ve kaosu sürdürmek için askeri altyapıyı kasıtlı olarak hedef aldığını ve Suriye devletinin sahip olduğu imkanlardan geriye kalanları yok ettiğini söyledi. İsrail’in Suriye'deki mevcut sahneyi kendi etki alanını, güvenlik ve askeri müdahalelerini genişletmek için kullandığını belirten Alwan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin İsrail'in bu hedefine sadece askeri yollarla ulaşmadığını, aynı zamanda Suveyda ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki tarafları kutuplaştırmak için içlerindeki anlaşmazlıkları istismar etmeye çalıştığını belirtti. Alwan, İsrail’in böylece Suriye'nin devrik Esed rejiminin ülkeyi sürüklediği bölünmeden ve kaostan kurtulmasını engellediğini ifade etti.

Suveyda’daki kutuplaşmalar

Öte yandan Suveyda'da Şam hükümeti ile varılan anlaşma konusundaki bölünme ve görüş ayrılıkları devam ederken, sahada zaman zaman şiddet olayları yaşanıyor. “Suwayda24” adlı haber sitesinin aktardığına göre dün Suveyda'nın batısındaki Vardak beldesinden gelen gruplarla bazı aşiretlere mensup olan bir grup çoban arasında çıkan çatışmalarda iki genç hafif yaralandı. Daha önce de Suriye'deki Dürzilerin ruhani lideri Şeyh Hikmet el-Hicri'ye yakın Suveyda Askeri Konseyi üyeleri, yerel gazetecilerin şehir merkezindeki Sivil Hareket Meydanı'ndaki gösteriyi takip etmesini engellemişti.

Dera'nın el-Kerane Meydanı'nda Suriye devriminin yıldönümünü kutlayan Suveydalılar (er-Rasid)Dera'nın el-Kerane Meydanı'nda Suriye devriminin yıldönümünü kutlayan Suveydalılar (er-Rasid)

Şarku’l Avsat’a konuşan Suveydalı kaynaklar, meselenin düzeltildiğini söylerken, Suveydalılar arasında eski rejimin düşmesinden sonra derinleşen kutuplaşmalar nedeniyle sürekli tartışmalar ve gerginlikler yaşandığına dikkat çektiler. Suveyda’da dini liderler, aşiret ve önde gelen ailelerin reisleri, sivil hareketler ve yerel silahlı gruplar olduğunu belirten kaynaklar, her grubun Şam'daki geçiş hükümetiyle ilişkiler konusunda kendi görüşleri ve endişeleri olduğunu vurguladılar.

Suveyda'daki çoğunluğun Suriye halkının isteklerini karşılamadığı için anayasal bildirinin birçok maddesini reddetme konusunda aynı fikri paylaştığını söyleyen kaynaklar, ancak tarafların bu reddi ifade etme şekillerinde farklılıklar gösterdiklerinin altını çizdiler. Sivil hareket, Şam ile anlaşmaya varılması, silahların devletle sınırlandırılması ve anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi dışında bir alternatif olmadığına inanıyor. Bu yaklaşım, Rical el-Kerame Hareketi ve Ahrar el-Cebel el-Arab başta olmak üzere, Suriye güçlerine katılmak ve Suveyda'da kalmak için Şam ile anlaşma imzalayan yerel silahlı gruplar tarafından da destekleniyor.

Suriye'deki Dürzilerin ruhani lideri Şeyh Hikmet el-Hicri (ortada) Suveyda'da cemaatinin üyeleriyle bir aradayken, 20 Şubat 2025 (Reuters)Suriye'deki Dürzilerin ruhani lideri Şeyh Hikmet el-Hicri (ortada) Suveyda'da cemaatinin üyeleriyle bir aradayken, 20 Şubat 2025 (Reuters)

Diğer taraftan Dürzilerin üç ruhani lideri silahların teslim edilmemesi gerektiğini savunuyor. Ancak temelleri dini normlara dayanan Şam hükümetine karşı tutum konusunda bölünmüş durumdalar. Bu liderlerden Şeyh Hamud el-Henavi ve Şeyh Yusuf Cerbu, bir anlaşmaya varmak için Şam hükümetiyle diyaloğun gerekli olduğuna inanırken, Şeyh Hikmet el-Hicri, çoğulculuğun olacağına dair güvence verilmeden hükümete katılmaya karşı çıkıyor.

Şeyh Hicri, Suveyda Askeri Konseyi’ni ve Usud el-Cebel (Dağ Aslanları) grubunu destekliyor. Kaynaklara göre Şeyh Hicri, meselenin ‘bölge sakinlerinin kaderiyle ilgili’ olduğu gerekçesiyle Suveyda’da Şam hükümetine karşı tutumuna yönelik herhangi bir muhalefeti reddetmeye devam ediyor. Kaynaklar, Şeyh Hicri'nin bu tutumunun, ailesinin Suveyda üzerindeki siyasi ve dini liderliğini yeniden tesis etme hırsıyla ilgili olabileceğini düşünüyorlar. Bu hırs, Fransız Mandası döneminde, Sultan (Paşa) el-Atraş'ın Suveyda'nın siyasi lideri olduğu dönemde hükümetteki tutumu nedeniyle zayıflamıştı.

Ancak kaynaklar, üç Dürzi liderin de ‘Suveydalıları herhangi bir kanlı çatışmadan’ uzak tutma ve tüm Suriyelileri kapsayan sivil ve çoğulcu bir hükümet sisteminin kurulması için bastırılması gerektiği konusunda aynı fikri paylaştıklarını belirttiler. Şeyh Hicri, İeyh Henavi ve Şeyh Cerbu arasındaki anlaşmazlığın, her birinin kendi konumlarını güçlendirmek için kullandıkları bir araç olduğunu vurgulayan kaynaklar, Şeyh Hicri’nin devrimin başlangıcında sivil hareketi desteklemesinin uluslararası tarafların kendisiyle görüşmelerde bulunmasıyla sivil hareketin lideri olarak görülmesine katkıda bulunduğunu ifade ettiler. Kaynaklara göre Şeyh Hicri’nin bugün de konumunu güçlendirmek için İsrail’deki Dürzilerin ruhani lideri Muvaffak Tarif ile olan ilişkisinin yanında bu ilişkilerden faydalanmak istiyor. Ancak Şeyh Henavi ve Şeyh Cerbu gibi liderlerin yanı sıra Sivil Hareket ve onları destekleyen gruplar Tarif ile ilişki kurmayı reddediyor.

Dera'nın el-Kerame Meydanı'nda Suriye devriminin başlamasının 14’üncü yıl dönümünü kutlayan Suveydalılar (er-Rasid)Dera'nın el-Kerame Meydanı'nda Suriye devriminin başlamasının 14’üncü yıl dönümünü kutlayan Suveydalılar (er-Rasid)

İsrail'in bu anlaşmazlıkları istismar etme ve Suveyda’da istikrarı baltalamak için yoğun çaba sarf etmesinden duydukları üzüntüyü dile getiren kaynaklar, bunun Suriye'nin güneyinde genel olarak istikrarı baltalayacak tehlikeli olasılıklara işaret ettiğini belirttiler.

Dera ilinin İzra ilçesi, İsrail’in askeri lojmanları ve175. Alay ile 12. Tugay karargahlarını hedef alan 30'dan fazla hava saldırısı nedeniyle korkunç bir gece yaşadı. Dera'nın kuzey kırsalındaki Inhil ilçesinde bulunan 15. Tugay ve Dera kentindeki 132. Tugay karargahlarına düzenlenen hava saldırılarında, aralarında Savunma Bakanlığı’na bağlı güçlerin bir üyesinin de bulunduğu 3 kişi hayatını kaybetti.

Şam'ın güneyinde bulunan Seyyide Zeynep türbesine bombalı saldırı planladıkları gerekçesiyle tutuklanan ve DEAŞ üyesi oldukları iddia edilen kişilerŞam'ın güneyinde bulunan Seyyide Zeynep türbesine bombalı saldırı planladıkları gerekçesiyle tutuklanan ve DEAŞ üyesi oldukları iddia edilen kişiler

Öte yandan Suriye İçişleri Bakanlığı, Şam'ın güneyinde bulunan Seyyide Zeynep türbesine bombalı saldırı düzenleyerek ve ülkedeki farklı mezhepleri hedef alarak provokasyon yapmaya çalışmakla suçlananlardan birinin sorgusunda çekilen bir video yayınladı.

Kısa süreli video kaydında sanık, ‘halkı ve uluslararası kamuoyunu tahrik etmek ve çatışmayı körüklemek’ amacıyla Seyyide Zeynep türbesine bombalı saldırı planlayıcılarından biri olduğunu itiraf ederken, birçok intihar bombacısı aracılığıyla ‘şehadet eylemleri’ gerçekleştirme planlarından da bahsediyor. İtirafçı, Hıristiyan, Şii ve Alevi azınlıkları hedef almayı planladıklarını da belirtti. Suriye İçişleri Bakanlığı zanlıların itiraflarının tamamını yakında yayınlayacağını açıkladı.

ABD merkezli Washington Post gazetesi bir haberinde, ABD'nin Suriye hükümetiyle doğrudan istihbarat paylaşımında bulunarak DEAŞ’ın ocak ayında Şam’ın dış mahallelerindeki bir türbeye bombalı saldırı planının engellenmesine yardımcı olduğunu bildirmişti.



Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
TT

Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria'daki yoğun ve geniş çaplı saldırılarına dün de devam ettiler. Batı Şeria’nın çeşitli noktalarında Filistinlilere ait daha fazla ev ve tesisi kundaklayan yerleşimciler, intikam sloganları attılar.

Yerleşimciler dün gece Deyr el-Hatab, Beyta, Karyut, Deyr Şeref ve Nablus yakınlarındaki Havara dahil olmak üzere yeni köyleri saldırdı. En şiddetli saldırılar Deyr el-Hatab'da gerçekleşti. Bu saldırılarda 9 Filistinli yaralandı ve evler ile araçlar ateşe verildi.

Nablus Kızılayı Acil Yardım ve Acil Durum Merkezi Müdürü Amid Ahmed, sağlık ekiplerinin saldırı sırasında ayağından kurşunla yaralanan 45 yaşındaki bir vatandaşa müdahale ettiğini, ayrıca yerleşimcilerin saldırısı sonucu meydana gelen 8 yaralanma vakası daha olduğunu, bunların arasında bir kadının çürükler ve sıkılan bir gaz sonucu boğulma şikayeti yaşadığını bildirdi. Yerleşimciler Deyr el-Hatab'da evleri ve arabaları yakarken Beyta beldesine saldırıp, tarım arazilerini tahrip ettiler, asırlık zeytin ağaçlarını söktüler, bir evin duvarını yıktılar, Filistinlilere saldırıp dövdüler ve ana elektrik trafosuna ateş açarak bölgenin elektriğini kestiler.

fd
Yahudi yerleşimcilerin saldırısı sonucu hasar gören bir aracın fotoğrafı. Yerleşimciler ayrıca Batı Şeria'nın Nablus'un doğusundaki Deyr el-Hatab köyünde evlerin duvarlarına İbranice sloganlar yazdı (DPA)

Yahudi yerleşimciler, Karyut'ta da köyün doğu kesimindeki evlere saldırdı ve Filistinlilerle çatıştı. Ayrıca Barka köyündeki tarihi Mesudiye bölgesinde bir turistik çadırı, Deyr Şerif köyünde bir araç parkının bir bölümünü ve bazı araçları yaktı.

Ramallah'ta ise Barka köyü gece saldırısına uğradı. Saldırıda bir ‘sağlık kliniği’ ile bir ticari kamyon yakıldı. Öte yandan yerleşimciler, Ramallah çevresindeki hayati öneme sahip yolları kapatarak vatandaşların hareketini kısıtladı.

Saldırılarda yerleşimcilerin baskın düzenleyerek Filistin bayrağını indirip yerine işgal bayrağını astıkları ve duvarlarına ırkçı sloganlar yazdıkları Havara Lisesi de zarar gördü. Eğitim Bakanlığı bu saldırıyı, ‘eğitim hakkı ve güvenli öğrenim ortamına yönelik bariz bir ihlal’ olarak değerlendirdi.

fvfdev
Filistinliler, Batı Şeria'nın Cenin kentinin güneyindeki el-Fandakumiye köyüne İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırının ardından Pazar günü yanmış bir aracı inceliyorlar (AFP)

Saldırılar, Batı Şeria'da yaklaşık 20 noktayı hedef alan ve Calud, el-Fandakumiye, Seylat el-Dahr ve Batı Şeria'nın kuzeyindeki Karyut köylerinde evlerin, araçların ve mülklerin yakılmasını içeren önceki saldırılardan birkaç saat sonra gerçekleşti.

Yerleşimciler, pazar günkü saldırının İran'ın roket saldırılarına misilleme olduğunu, dünkü saldırının ise Nablus yakınlarında bir trafik kazasında bir yerleşimcinin öldürülmesine misilleme olduğunu iddia etti.

Yerleşimcilerin her iki saldırısı da özel platformlar üzerinden yapılan çağrıların ardından gerçekleşti. Filistinliler de özel gruplar aracılığıyla, büyük savaşın gölgesinde Batı Şeria'da bir tür başka savaşın başladığı izlenimi veren bu durum karşısında dikkatli olunması ve yerleşimcilere karşı koyulması yönünde çağrılar ve uyarılar yayınladı.

fvfdv
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Havara beldesinde silahlı İsrailli yerleşimciler ve askerler (Arşiv - AFP)

Yahudi yerleşimciler, saldırıları sırasında intikam sloganları attılar ve saldırdıkları yerlere intikam sloganları yazdılar.

Cumartesi günü Batı Şeria'nın kuzeyindeki Hermeş yerleşim birimi yakınlarında meydana gelen bir trafik kazası sonucu bir İsrailli yerleşimci hayatını kaybetti. İsrail polisi ve ordusu, olayın kaza mı yoksa Filistinliler tarafından gerçekleştirilen bir saldırı mı olduğunu belirlemek için soruşturma başlattıklarını açıkladı.

İsrail polisine teslim olan Filistinli, bunun bir trafik kazası olduğunu ısrarla savundu. Ancak İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve diğer yerleşimci aktivistler, resmî sonuçları beklemeden olayı cinayet ve saldırı olarak nitelendirdiler, bu da yerleşimcileri kışkırttı.

Smotrich, yerleşimcinin cenazesi sırasında yaptığı konuşmada, Filistin Yönetimi'ni ‘devirmek’ ve Batı Şeria'da tam bir İsrail kontrolü sağlamak için çalışacağına söz verdi. Smotrich, yerleşimcilere cenaze töreninin ardından intikam eylemleri gerçekleştirmeye çağırdı.

vdfv
Pazar günü Cenin'in güneyindeki Batı Şeria'daki el-Fandakumiye köyünde, İsrailli yerleşimcilerin saldırısının ardından hasar gören bir evi inceleyen Filistinliler (EPA)

Saldırılar, İsrail ordusunun yerleşimcilerin saldırılarının güvenliği etkileyebileceği gerekçesiyle Batı Şeria'ya bir piyade taburu gönderme kararı almasının ardından gerçekleşti.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, savaş sırasında artan milliyetçi suç olaylarını kınayarak, bunlara karşı mücadele etme söz verdi.

Son saldırılar, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler tarafından başlatılan tırmanışın bir uzantısı ve bu saldırılar, İran'a karşı devam eden savaşla birlikte arttı. Savaşın başlangıcından bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler, dünyanın büyük çatışmaya odaklanmış olmasını fırsat bilerek 8 Filistinliyi öldürdü.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün, İsrail’in yerleşim birimlerini genişletmesi, toprak ilhakı, artan yerleşimci terörü ve Filistin’in mahsup fonlarının dondurulması gibi politikalarının sonucu olarak Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durumun ciddiyetine dikkati çekti.

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyna, yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden savaşın yanı sıra Batı Şeria’daki yerleşimcilerin işlediği cinayet, kundaklama ve yıkım saldırıları ne çatışmanın özünü değiştirecek ne de kimseye meşruiyet kazandıracak. Çünkü işgal devam ettiği sürece bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlanamayacak” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu’nun yaşadığı kriz ve savaşların tek çözümünün, Filistin meselesinin uluslararası meşru kararlar, Arap Barış Girişimi ve uluslararası hukuka uygun olarak adil bir şekilde çözülmesi olduğunu belirten Rudeyna, “Her ne kadar uzun, karmaşık ve kanlı bir süreç olsa da, dünyayı savaşların getireceği daha fazla felaketten kurtarmanın tek yolu budur” dedi.


İsrail, Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi" kurma niyetini açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
TT

İsrail, Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi" kurma niyetini açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz vugün yaptığı açıklamada, güçlerinin Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi"ni kontrol edeceğini duyurdu.

 Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail'deki bir askeri komuta merkezini ziyaretinde konuşan Katz, "Hizbullah'ın teröristleri ve silahları geçirmek için kullandığı Litani Nehri üzerindeki beş köprünün tamamı havaya uçuruldu ve İsrail Savunma Kuvvetleri kalan köprüleri ve Litani'ye kadar uzanan güvenlik bölgesini kontrol edecek" dedi.

Bu bölge,İsrail sınırından otuz kilometre boyunca uzanmaktadır.

Katz, yerinden edilmiş sakinlerin "İsrail'in kuzeyindeki sakinlerin güvenliği garanti altına alınana kadar Litani Nehri'nin güneyine geri dönmeyeceklerini" de ifade etti.

İsrail ordusu pazar günü, açıkça bombalayacağına dair tehditlerin ardından Lübnan'ın güneyinde sahil yolundaki el-Kasımiye Köprüsü'nü hedef aldı. Bu, Litani Nehri'nin güneyini Sur kentine bağlayan en önemli ulaşım arterlerinden birini doğrudan etkileyen gerginlik artışı olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, İsrail'in hedeflerini güneydeki altyapı ve konut alanlarını da kapsayacak şekilde genişlettiğini duyurmasıyla eşzamanlı olarak gerçekleşti.

Katz geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte orduya, İsrail bölgelerine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için cephe hattındaki köylerde bulunan Lübnan evlerinin yıkımını hızlandırma talimatı verdiklerini ve Litani Nehri üzerindeki tüm köprülerin yıkılacağını söylemişti.


Lübnan, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti ve pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesini istedi

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Lübnan, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti ve pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesini istedi

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanlığı'nın bugün yaptığı açıklamaya göre Lübnan, İran'ın atanmış büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin akreditasyonunu geri çekti ve kendisinden pazar gününe kadar Lübnan topraklarını terk etmesini istedi.

Dışişleri ve Göçmenler Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, İran'ın Lübnan'daki Maslahatgüzarı Tevfik Samadi ve Genel Sekreter Büyükelçi Abdul Settar Isa çağrılmış, kendisiyle görüşmüş ve Lübnan devletinin atanan İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin akreditasyon onayını geri çekme ve onu istenmeyen kişi ilan etme kararını bildirmiştir. Bakanlık, Şeybani'nin en geç 29 Mart 2026 Pazar gününe kadar Lübnan topraklarını terk etmesini talep etmiştir.

Aynı bağlamda, Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Tahran'ın iki ülke arasında uygulanan diplomatik ilişkilerin norm ve ilkelerini ihlal ettiği yönündeki Lübnan devletinin açıklaması üzerine, İran'daki Lübnan Büyükelçisi Ahmed Sveydan'ı istişare için çağırdı.