Suriye’de iç ve dış gündemler arasındaki rekabet yoğunlaşıyor

Trump, Suriye’de ‘bölünme’ öngörüyor, İsrail, ‘federal sistem senaryosunun gerçekleşmesini’ umuyor, İran, ülkenin ‘parçalanması’ için bastırıyor, Arap ülkeleri ise istikrarın sağlanmasını istiyor

Suriye’de iç ve dış gündemler arasındaki rekabet yoğunlaşıyor
TT

Suriye’de iç ve dış gündemler arasındaki rekabet yoğunlaşıyor

Suriye’de iç ve dış gündemler arasındaki rekabet yoğunlaşıyor

İbrahim Hamidi

ABD Başkanı Donald Trump kapalı kapılar ardından gerçekleştirilen bir toplantıda, Suriye'nin ‘üç bölgeye ayrılacağını’ söyledi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu kamuoyu önünde ‘Dürzilerin hayatlarını korumaktan’ bahsederken, hükümetindeki diğer isimler Suriye’de ‘federal sistem senaryosunu’ desteklediler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise ‘Suriye'nin birliğini’ desteklerken, ‘terörizmle mücadele etmek’ ve ‘Suriye topraklarında bir Kürt oluşumunun kurulmasını engellemek’ istiyor.

Öte yandan İran, Suriye'deki stratejik yenilgiyi kabul edemiyor. Rusya kayıplarını en aza indirmeyi ve Şam'la, ülkedeki ve bölgedeki askeri varlığını ve nüfuzunu sürdürmesini sağlayacak şekilde yeni ilişkiler kurmayı isterken İran, şoku atlattı ve ‘üç cephede’ hareket etme kararı aldı.

Arap ve Avrupa ülkelerine gelince, onlar yeni Suriye yönetimiyle ilişkilerini kurmaya karar verdiler. Çünkü onlar için ‘yeni Suriye yönetimini desteklemek diğer alternatiflerden daha az maliyetli’. Aynı zamanda Suriye'nin güvenliği onların güvenliği ve bölgenin istikrarıyla ilgili olduğundan İran ve Rusya'nın kaybına bağlı jeopolitik kazanımlardan faydalanmak istiyorlar.

harita

Fransız uzman Fabrice Balanche tarafından hazırlanan Suriye'deki kontrol ve nüfuz alanları haritası. Bu harita aynı zamanda son birkaç gün içinde Al Majalla'ya konuşan Batılı yetkililerin tahminlerinin ve verdikleri bilgilerin de bir özeti niteliğinde.

ABD bölünme öngörüyor

Eski ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin son günlerinde, 8 Aralık 2024 tarihinde Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından yeni Suriye yönetimiyle diyalog kapısı açılmış ve Biden yönetiminin Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Barbara Leaf, Şam’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya gelmişti. ABD'li diplomatlar, Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile gizli temaslarını sürdürdü. Biden yönetimi ayrıca Suriye’ye yönelik bazı yaptırımları altı aylığına hafifletti.

Donald Trump yönetiminin göreve başlamasından bu yana gelen bilgiler iki eğilime işaret ediyor. Bu eğilimlerden birincisi, Şam'la hiçbir şekilde ilişki kurulmaması yönünde. Bu tutum, El Kaide'yle ilgili ideolojik bir boyuta, Irak savaşı ve 11 Eylül 2001 saldırılarıyla ilgili deneyimlere ve Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard gibi bazı isimlerin devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed rejimiyle olan şahsi ilişkilere dayanıyor. Ayrıca bu yaklaşımı savunanlar DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) bünyesinde ve Birleşik Ortak Görev Gücü-Doğal Kararlılık Harekâtı (CJTF-OIR) çerçevesinde yeni Suriye ordusuyla birlikte çalışmayı da reddediyorlar.

Suriye'nin kuzeydoğusundaki bir ABD askeri devriyesi, 3 Eylül 2024 (AFP)Suriye'nin kuzeydoğusundaki bir ABD askeri devriyesi, 3 Eylül 2024 (AFP)

İkincisi ise Şam'ın kapsayıcı bir hükümet kurması, profesyonel bir ordu oluşturması, yabancı uyruklu savaşçıların sınır dışı edilmesi, kimyasal silah programının imha edilmesi, DEAŞ ile mücadele edilmesi, İran'ın Suriye'den uzak tutulması konusunda ısrarcı olunması, Hizbullah'a mühimmat tedarik yolunun kesilmesi ve Rusya’nın Suriye topraklarındaki iki askeri üssünün varlığının devam etmesinin kabul edilmemesi gibi bazı adımlar atmasını öngören ‘adıma adım’ yaklaşımına dayalı şartlı bir angajman öngörüyor.

Putin, Şam’a Esed’i teslim etmeyeceği mesajını net bir şekilde verdi. Çünkü Esed fikrini söylemiş ve ondan insani sığınma talep etmişti. Putin, ‘Esed’in Rus usulü intihar ettiği’ fikrini de kabul etmedi.

Washington, yaklaşık dört yıl içinde yaptırımların ve Caesar (Sezar) Yasası'nın tamamen kaldırılmasına yol açacak şekilde, Suriye’de belirli sektörlere yönelik yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini öngören adımlar atmaya istekli olduğunu gösterdi. ABD'nin yaptırım listesinde eski rejimin yetkilileri ve diğer bazı isimlere yönelik bireysel yaptırımların yanında Caesar Yasası, Suriye Hesap Verebilirlik ve Terörizme Destek Yasası gibi bazıları 1979 yılına kadar uzanan yaptırımlar yer alıyor. 

Suriye Trump’ın gündeminde öncelikli bir konu değil. Suriye'ye yönelik ortak bir politikaya ulaşmak için ABD kurumları içinde bir gözden geçirme yapılıyor. Trump'ın kapalı kapılar ardında gerçekleşen özel bir toplantıda Suriye'nin İsrail, Türkiye ve diğer bazı ülkeler gibi dış güçlere ait üç bölgeye ayrılacağını ve ‘terörizmle’ mücadele edilmesi gerektiğini söyleyerek, Suriye'nin kuzeydoğusundan çekilme olasılığını ima ettiği aktarıldı. Bu durum ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) altı ay içinde çekilme planları hazırlamasına ve bu arada SDG lideri Mazlum Abdi'yi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile müzakere edilmiş bir çözüme ulaşması için güçlü şekilde desteklemesine yol açtı.

İsrail federasyon istiyor

İsrail Başbakanı Netanyahu, Ortadoğu'daki öncelikleri arasında Suriye'ye yer vermeyen Beyaz Saray'da, Tel Aviv'in hesaplarına öncelik verilmesi için Trump ve ekibini etkilemeye çalışıyor. Bu çabaların bir sonucu olarak konuyla ilgili İsrail ve ABD kurumları arasında Tel Aviv'in komşusuyla ilgili görüşlerine ağırlık verilen görüşmeler yapıldı.

Netanyahu, İsrail’in ulusal güvenliği ve İran'ı bölgeden uzak tutma hedefleri doğrultusunda Suriye'ye öncelik veriyor. İsrail ordusu, Esed rejiminin düşmesinden sonra Suriye'nin tüm stratejik askeri yeteneklerini, kara, hava, deniz, bilimsel ve füze programlarını yok etti. Ayrıca 1974'te İsrail ile Suriye arasında imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması uyarınca oluşturulan Golan Tepeleri'ndeki tampon bölgeyi de işgal etti. Hermon Dağı'nın zirvesini ve bölgedeki su kaynaklarını kontrol altına aldı. Suriye'nin stratejik savunma yeteneklerini yeniden inşa etmesini engellemek için Suriye'nin güneyinde ve orta kesimlerinde bombardımanlar düzenledi.

Suriye'nin güneyindeki Dera'da İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonrası meydana gelen yıkımın ortasında yürüyen bir kadın, 18 Mart 2025 (AFP)Suriye'nin güneyindeki Dera'da İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonrası meydana gelen yıkımın ortasında yürüyen bir kadın, 18 Mart 2025 (AFP)

İsrail, yeni Suriye hükümetine karşı düşmanca bir tutum takınırken Suriye'de Suveyda ve Dera'yı kapsayan bir güney bölgesi, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altındaki bölgeleri kapsayan bir doğu bölgesi ve Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgeleri kapsayan batı bölgesi olmak üzere ‘federal sistem’ ya da geniş kapsamlı bir adem-i merkeziyetçiliğin kurulması için baskı yapıyor. Çünkü böylece en büyük Arap-Sünni bölgesi komşularından ve sıcak sulardan izole edilmiş olacak.

Washington ve bölge ülkelerinin başkentlerinde bu konularla ilgili gizli görüşmeler yapılıyor. Netanyahu, Trump ve ekibini, Arap ülkelerinin ve Türkiye’nin endişelerine konu olan, onlara dolaylı olarak İran’ın eşlik ettiği, Rusya'nın da takibinde bulunan ve İngiltere’nin yaklaşımının tercih edildiği Avrupa için de bahis konusu olan Suriye’de federal sistem ya da geniş kapsamlı bir âdem-i merkeziyetçilik konseptine ikna etmek için yoğun çaba sarf ediyor.

Rusya kayıplarını en aza indirmeye çalışıyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, taleplerine defalarca karşı gelen Beşşar Esed'in -son olarak Kremlin'in girişimiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmeyi reddetmesiydi- sonunun yaklaştığını anladığında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Esed rejiminin son günlerine müdahale ederek, Rusya'nın stratejik kayıplarını en aza indirmek ve Şam ile rejim yanlılarını çöküşten ve misillemeden korumak konusunda anlaştı.

Gerçekten de geçiş süreci hem şehirler, hem halk, hem de rejimin destekçileri açısından en az kayıpla gerçekleşti. Suriye topraklarında bulunan ve Rusya tarafından kullanılan Hmeymim Hava Üssü ve Tartus Deniz Üssü, yeni Suriye rejiminin herhangi bir saldırısına maruz kalmadı. Suriye’nin yeni yetkilileri, Rusya ile uzun süredir devam eden ilişkiler ve büyük bir ülke olarak çıkarlarına saygı duyduklarını belirttikleri açıklamalarda bulundular.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ortadoğu ile Afrika Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov ve Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da bir araya geldiler, 29 Ocak 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ortadoğu ile Afrika Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov ve Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da bir araya geldiler, 29 Ocak 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ortadoğu ile Afrika Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Şam’ı ziyaret etti ve Putin tarafından daha önce bildirilmeden telefonla aranan geçici Cumhurbaşkanı Şara ile bir araya geldi. Bogdanov-Şara görüşmesinde, Rus silahlarının tedariki, Beşşar Esed ve savaş suçlarıyla itham edilen diğer Suriyeli üst düzey isimlerin iadesi, Rusya’nın Suriye topraklarındaki iki üssünün geleceği, Suriye'nin yeniden inşasına katkı, Rusya'nın Suriye halkına yönelik baskılara katkısının karşılığı olarak insani yardım sağlanması, Suriye para biriminin basılması ve Rusya'nın Suriye'ye olan borçları gibi çeşitli konular ele alındı.

İran, ‘Şii Hilali'nin Levant (el-Maşrık) bölgesindeki kayıplarının ardından Irak'taki varlığını güçlendirmek ve bunu Suriye sahasında kullanmak istiyor. DEAŞ'ın Enbar ilinde ve Irak'ın batısındaki diğer bölgelerde yeniden faaliyete geçmesi ve Suriye’nin el-Badiye (çöl) bölgesine girmesi senaryosu yeniden gündeme geldi.

Putin, Şam’a Esed’i teslim etmeyeceği mesajını net bir şekilde verdi. Çünkü Esed fikrini söylemiş ve ondan insani sığınma talep etmişti. Putin, ayrıca ‘Esed’in Rus usulü intihar ettiği’ fikrini de kabul etmedi. Ancak Moskova silah sağlamaya, yeniden inşaya katkıda bulunmaya ve ‘eğer Şam isterse’ Suriye topraklarındaki askerlerini derhal geri çekmeye açıktı. Şam da Rusya’nın Suriye'deki askeri varlığını tartışmaya açıktı. Bu şartlar ve değiş tokuşlarla ilgili müzakereler devam ediyor.

Suriye’nin kuzeydoğusunda Rus askeri devriyesi, 8 Ekim 2022 (AFP)Suriye’nin kuzeydoğusunda Rus askeri devriyesi, 8 Ekim 2022 (AFP)

Bu bağlamda iki gelişme yaşandı. Bunlardan birincisi, Tel Aviv’in Türkiye'nin Suriye'deki nüfuzunu dengelemek için Rusya'nın Suriye topraklarındaki varlığını sürdürmesi konusunda Washington'dan destek istemesiydi. İkincisi, devrik Beşşar Esed rejiminin ülkenin kıyı illerindeki kalıntılarının ayaklanması ve Moskova'nın bu ayaklanmayı Şam üzerinde  baskı ve bir Alevi bölgesi kurulması durumunda seçenekleri açık bırakmasına izin veren bir kart olarak kullanmasını sağlayacak bir tutum sergilemesiydi.

İran, parçalanması için baskı yapıyor

Tahran, Lübnan'dan sonra Suriye'yi de kaybederek Hizbullah'a tedarik yolunu, Irak'ın arka bahçesini ve Lübnan ve Suriye cepheleri üzerinden İsrail'e baskı yapma aracını kaybetmiş oldu. Tüm göstergeler, İran'ın ‘Suriye'nin parçalanmasını’ tercih ettiğini ve Suriye'de yeniden bir yer edinmek için zamana oynadığını gösteriyor. Bu yüzden İran, kapalı kapılar ardında yapılan birkaç gizli toplantıdan sonra son zamanlarda üç cephe açmak için kartlarını kullanmaya başladı. Bu kartlar ise şöyle:

1- Beşşar Esed'in kardeşi Mahir Esed’in komutasındaki 4’üncü Tümen'e bağlı el-Gays Güçleri’ne komuta eden ve İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve Hizbullah ile irtibat subayı olan Tuğgeneral Gays Della da dahil olmak üzere eski rejimin yetkilileriyle bağların yeniden kurulması. Mahir Esed'in de 8 Aralık'ta İran'a bağlı milis grupların komutanlarıyla birlikte Irak'a kaçtığı ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Süleymaniye şehrine gittiği bildirilmişti. Ancak şu an nerede olduğu bilinmiyor. Mahir Esed’in İran'ın propaganda araçlarını kullanarak, kıyı illerindeki son isyan olaylarında parmağı olduğu açık.

2- Irak Halk Seferberlik Güçlerine Suriye sınırına doğru ilerlemeleri için baskı yapılması. İran, ‘Şii Hilali'nin Levant (el-Maşrık) bölgesindeki kayıplarının ardından Irak'taki varlığını güçlendirmek ve bunu Suriye sahasında kullanmak istiyor. DEAŞ'ın Enbar ilinde ve Irak'ın batısındaki diğer bölgelerde yeniden faaliyete geçmesi ve Suriye’nin el-Badiye (çöl) bölgesine girmesi senaryosu yeniden gündeme geldi.

3- SDG'ye baskı yapılması ve Fırat'ın doğusundaki Arap aşiretlerini yeni Suriye yönetimine karşı organize edip askeri eylemde bulunmak üzere harekete geçirilmesi. SDG lideri Mazlum Abdi, geçtiğimiz ay Al Majalla’ya verdiği röportajda bunu yalanlayarak “İran ile gelecekte bu yönde bir ilişkimiz olmayacak. Şu an bazılarının bizi suçladığı gibi muhalefet olmaya değil, yeni yönetimin ve siyasi görüşmelerin bir parçası olmaya odaklanmış durumdayız” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte ABD ve Fransa'nın yoğun çabalarının ardından 10 Mart'ta Şam'da SDG lideri Abdi ile Cumhurbaşkanı Şara arasında bir ilkeler anlaşması imzalandı.

Türkiye, birliği desteklerken kuzeyde bir Kürt oluşumuna karşı çıkıyor

Şara-Abdi anlaşması Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı rahatlatmaya yetmedi. Anlaşma, Şara ile Abdi’nin 29 Aralık'taki görüşmelerinden beri masalarındaydı, ancak bir yandan kıyı illerindeki ayaklanmalar ve ihlaller, diğer yandan ABD’nin Suriye’den altı ay sonra çekilebileceklerini gizlice dile getirmesinin yanında PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Ankara ile anlaşması, Şara ve Abdi'yi ABD ve Fransa’nın ortak çabalarına karşılık vermeye ve uygulanması için çok fazla müzakerenin yapılmasını ve yol haritası çizilmesini gerektiren ve her ikisinin de yardımcılarının elinde olan bir anlaşmayı imzalamaya varmaya itti. Abdi’nin başarısı, tarihte ilk kez Kürt haklarını müzakere için bir cumhurbaşkanlığı kapısını açabilmiş olmasıydı. Şara da on yılı aşkın süredir aşınmalar yaşayan Suriye haritasını yeniden birleştirmek için bir kapı açtı.

Suriye’nin kıyı illerinde 6-10 Mart tarihleri arasında yaşananlar bir uyarıydı. Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ve diğer grupların Askeri Operasyon İdaresi’nin talimatlarına bağlı kalmaları sayesinde, Esed rejiminin en az zararla düşürüldüğü 8 Aralık sürpriz operasyonun önemini gösterdi.

Türkiye, Şara ve Abdi arasında imzalanan anlaşmanın, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin (KDSÖY) ve herhangi bir Kürt oluşumunun varlığının engellenmesi, Suriye'nin kuzeydoğusunun Suriye'nin geri kalanına bağlı kalması, Kürtlerin ağırlıkta olduğu Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) askeri alt yapısının dağıtılması ve YPG’nin lider kadrosunda yer alan PKK’lı liderlerin sınır dışı edilmesi şeklindeki maddelerinin uygulanması için baskı yapıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Ankara'da bir araya geldiler, 4 Şubat 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Ankara'da bir araya geldiler, 4 Şubat 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye HTŞ ve Şara ile olan ilişkilerinden faydalanarak Suriye ve bölgedeki nüfuzunu ticari, askeri, siyasi ve jeopolitik açılardan güçlendirmeye çalışıyor. Suriye tarihsel olarak Türkiye'nin Arap dünyasına açılan kapısı olmuştur. Ancak Türkiye’nin Suriye’deki bu nüfuzu, etkili Arap ülkeleri de dahil olmak üzere diğer ülkeler için bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.

Arap ülkeleri Suriye'nin istikrarı ve birliğini istiyor

Esed rejiminin düşmesinden bu yana, büyük Arap ülkeleri çeşitli nedenlerle yeni rejimi desteklemek ve onunla yeni bir sayfa açmak için inisiyatif aldılar. Bu inisiyatifler arasında İran'ın 1979 yılından beri yaşadığı en büyük stratejik kaybının bir fırsat olarak değerlendirilmesi, yeni Suriye yönetiminin Türkiye'ye olan bağımlılığının azaltılması ve diyalog, angajman ve yeni Suriye'nin desteklenmesinin yanı sıra ona bir şans verilmesi yer alıyor. Çünkü yeni Suriye yönetiminin alternatifleri çok daha kötü. Suriye'deki kaos herkese zarar veriyor ve Suriye’nin yaşadığı bölünme, komşu ülkeler ve Arap bölgesinin güvenliği için tehlike oluşturuyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın da katıldığı Mısır’ın başkenti Kahire'de düzenlenen Olağanüstü Arap Birliği Zirvesi'nde çekilen toplu fotoğraf, 4 Mart 2025 (Arap Birliği)Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın da katıldığı Mısır’ın başkenti Kahire'de düzenlenen Olağanüstü Arap Birliği Zirvesi'nde çekilen toplu fotoğraf, 4 Mart 2025 (Arap Birliği)

Arap ülkeleri, eylem ve desteğin sınırlarının farkına varırken yaptırım giyotini halen Suriye'nin boynunun üzerinde asılı duruyor. ABD, Suriye'ye elektrik için doğalgaz tedarikini kolaylaştırmayı kabul ederken, Suriye'nin kimyasal silahlarına erişim izni verilmesi karşılığında ticari alanda birtakım muafiyetler öngören bir anlaşmaya varılmasına izin verdi. Ancak halen büyük miktarlarda para transferlerine izin vermeyi ve bankacılık sistemini Suriye’ye açmayı reddediyor. Şam'a zaman tanınması, baskı yapmak yerine tavsiyelerde bulunulması ve Suriye'de şu an gerçekçi olan en iyi seçeneklerin benimsenmesi için Washington ve Avrupa ülkeleriyle diyalog kurulması konusunda ısrar ediliyor.

Suriye gündemi ve alarm sirenleri

Suriye’nin kıyı illerinde 6-10 Mart tarihleri arasında yaşananlar bir uyarıydı. Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ve diğer grupların Askeri Operasyon İdaresi’nin talimatlarına bağlı kalmaları sayesinde Esed rejiminin 54 yıl sonra en az zararla düşürüldüğü 8 Aralık’taki sürpriz operasyonun önemini gösterdi.

Buna karşın yukarıdan aşağıya emir komuta zinciri, silahlı grupların ya da bunların üyelerinin talimatlara ne ölçüde uyduğu ve Avrupa başkentlerinde Suriye’deki azınlıkların korunup korunmayacağı konusunda soru işaretleri yaratırken, Paris'in Suriyeli yetkililere yaptığı resmi ziyaret davetlerini ertelemesine ve diğer başkentlerin de güvenlik gerekçesiyle büyükelçiliklerinin yeniden açılması süreçlerini dondurmasına neden oldu. Bu, aynı zamanda kaosun yayılması halinde neler olabileceğine dair bir uyarı işaretiydi. Zira Suriye'nin parçalanması, şarapnel parçalarının ve cihatçıların bölgeye ve ötesine uçması anlamına geliyor.

Şam'ın gündeminde, bölünmenin ve federal sistem senaryosunun reddedilmesi, ulusal bir ordunun oluşturulması, hükümet ve devlet kurumlarının inşa edilmesine çalışılması ve sivil barışın tüm bölgelere yayılması yer alıyor.

Ordu, Genel Güvenlik, polis ve kamu personelinin terhis edilmesi, devlet hizmetlerinin ve elektrik sağlanması gibi sosyo-ekonomik meseleler yeni Suriye hükümeti için bir öncelik haline geldi. Yaptırımlar henüz kaldırılmazken, uluslararası yardımların da azaldığı bir dönemde halkın beklentileri arttı. Bunun için çözümlerden biri yeni para basmak ve bunu Moskova'da uygulamak olabilir. Acil yardım gelebilir, ancak ayni olduğu ve Batı bankacılık sistemine bağlı olduğu sürece bu yardım kısıtlı kalacak. Şarku'l Avsatın Al Majalla'dan aktardığı analize göre Suriye toplumu ve Şam'ın Arap ve bölge ülkelerinden müttefikleri yaptırımların kaldırılması ve halkın sıkıntılarının hafifletilmesi için Washington'la birlikte çalışmaya devam ediyor. Çünkü bu olmadan Avrupa, İngiltere ve Kanada’nın uyguladığı yaptırımların kaldırılmasının etkisi çok sınırlı olacak.

17 Mart'ta düzenlenen Suriye konulu 9. Brüksel Konferansı, Avrupa ülkelerinin Suriyelilere yönelik devam eden desteğini ortaya koyarken konferansta 6 milyar dolarlık yardım taahhüdünde bulunulduğu duyuruldu. Avrupa Birliği (AB) ve üyesi olan ülkeler, 2011 yılından bu yana hem Suriye’de hem de bölgede 37 milyar euronun üzerinde yardımda bulundular.

En önemlisi de konferans, yeni Suriye hükümetini desteklemenin, onu izole etme seçeneği de dâhil olmak üzere diğer tüm seçeneklerden daha az maliyetli olacağını gösterdi. Fransa, 13 Şubat'ta Paris’te düzenlenen Suriye konulu konferansın çıktıları doğrultusunda, kalıcı çözümler bulunması ve temel ihtiyaçların karşılanması amacıyla uluslararası toplumu harekete geçirmeye yönelik çabalarını sürdürdü. Ayrıca Suriyeli yetkililere, son haftalarda sivillere yönelik şiddet olaylarının sorumlularının yargılanması ve cezalandırılması gerektiği mesajını bir kez daha iletti.

SDG lideri Mazlum Abdi ve Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da imzaladıkları anlaşmanın ardından tokalaşırken, 10 Mart 2025 (Reuters)SDG lideri Mazlum Abdi ve Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da imzaladıkları anlaşmanın ardından tokalaşırken, 10 Mart 2025 (Reuters)

Suriye’nin yabancı gündemlere karşı kendi gündemi ve kendi meseleleri var. Kıyı illerinde yaşananların bir uyarı ve büyük bir sınav olduğunu düşünen Şara, bu gelişmelere bir soruşturma komitesi kurulması, bir sivil barış komitesi oluşturulması ve bir anayasa bildirisinin yayınlanması da dahil olmak üzere birtakım pragmatik ve açık fikirli adımlarla karşılık verdi. Ancak bu adımlar konusunda bölünme söz konusu. Bazıları bu adımları memnuniyetle karşılarken, bazıları da sorgulayarak adımların kapsayıcı olması ve merkez ile çevre arasında her iki yönde de hatların açık olup olmayacağına dair sorular sordular.

Şam'ın gündeminde, bölünmenin ve federal sistem senaryosunun reddedilmesi, ulusal bir ordunun oluşturulması, hükümet ve devlet kurumlarının inşa edilmesine çalışılması ve sivil barışın tüm bölgelere yayılması yer alıyor. Şara-Abdi anlaşması, bir yönüyle ulusal gündeme öncelik verilmesi anlamına geliyor. Merkez, güney, kuzey ve batı arasında rekabet halindeki yabancı gündemlerin önünü kesmek için atılması beklenen ve karşılıklı olması gereken adımlar var. Suriye'nin geleceği için birbiriyle rekabet eden yabancı gündemler mevcut. Dış ve iç gündemler arasındaki rekabet halen sürüyor. Her bir gündemin kendi araçları, ittifakları, olasılıkları ve takvimleri bulunuyor.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Muhammed Mehdi Şemseddin: Şiilerin kendilerine özgü bir çıkar sistemi kurup bunu İran’a bağlamasında bir fayda yok

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)
TT

Muhammed Mehdi Şemseddin: Şiilerin kendilerine özgü bir çıkar sistemi kurup bunu İran’a bağlamasında bir fayda yok

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)

Şarku’l Avsat, bugün, Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile 1997 yılında “Hizbullah çevresine yakın” isimler arasında yapılan uzun bir söyleşinin üçüncü ve son bölümünü yayımlıyor. Şemseddin bu söyleşide, Şiilerin yaşadıkları ülkelerde bütünleşmesi gerektiğini savunuyor; kendilerine özgü bir çıkar düzeni oluşturmanın ve bunu İran’a bağlamanın tehlikelerine dikkat çekiyor.

Merhum Şeyh’in oğlu İbrahim Muhammed Mehdi Şemseddin’in, söz konusu söyleşi metnini “Lübnanlı ve Arap Şiiler: Ötekiyle İlişki ve Öz-Kimlik” başlıklı bir kitapta yayımlaması planlanıyor. Şarku’l Avsat, Lübnanlı Şii din adamının vefatının 25. yıl dönümüne denk gelen 10 Ocak Cumartesi vesilesiyle metinden geniş alıntılar yayımlıyor.

Şemseddin ve “ateş topu”

Şemseddin’e, Şiilerin bir kesiminin kendisinden uzaklaşmasının siyasi ve fikrî tutumlarıyla bağlantılı olup olmadığı soruldu. Şemseddin şu yanıtı verdi:

“Eğer uzaklaşma bazı siyasi veya fikrî tutumlar nedeniyle olduysa, evet oldu; ama bu benden kaynaklanmadı… Benden uzaklaşanlar yanıltmanın kurbanı oldu. Benim itici fikirlerim ya da itici siyasi tutumlarım yok. Bugün sizinle üzerinde uzlaştığımız şey, geçmişte de savunduğum şeydi. Bir dönem Hizbullah’ın şeyhiydim; öyleyse neden değiştiler? Onlara hitap eden bendim, teorilerini ben kuruyordum. Ne oldu da bu noktaya gelindi?”

Bir katılımcının “Artık ‘ateş topu’ yok mu?” sorusu üzerine Şemseddin şöyle konuştu:

“Bu ‘ateş topu’ ifadesini ben kullandım ve sorumluluğunu ben üstlendim. 1982 işgali sırasında Tahran’daydım ve derhal Lübnan’a dönmeye karar verdim. Sayın Hamaney benden birkaç gün Tahran’da kalmamı rica etti. ‘Ne yapacağım, haber mi dinleyeceğim?’ dedim. Şam’a geldim. Abdülhalim Haddam da tam işgal altındaki Lübnan’a dönmeme şaşırdı. Vadide, yanmış Suriye askerlerinin kokusu hâlâ hissediliyordu. Önce Şiyah’ta babam Şeyh Abdülkerim’in evine gittim, sonra kuşatma altındaki Beyrut’un içine geçtim. O gün şunu söyledim: Şiiler Beyrut’tan çıkmayacak; onurlarını Sünniler ve Filistinlilerle birlikte kuşatma altında kalarak koruyacaklar. Bu ateş topunun dünyevî ve uhrevî sorumluluğunu ben taşıdım; ondan hiçbir ganimet yemedim. Bana ‘Bu haramdır, kendini tehlikeye atmaktır’ diyenler bugün direnişin sultanları ve ateş topunun sahipleri oldular. İran’a da Hizbullah’a da bu tavırda bereket vermesin!”

“Şiiler için tehlike dışarıdan değil, içeriden gelir”

Şemseddin, Şiiler arasında birlik çağrısının önemini vurgulayarak, kendisinin hem Emel Hareketi hem de Hizbullah arasında uzlaşının en güçlü savunucularından biri olduğunu söyledi. Ancak Şiilerin “tehlike altında olduğu” söylemine katılmadığını da ekledi:

“Şiiler tehlikede değil. Eğer bir tehlike varsa, bu başkalarından değil, Şiilerin kendi içlerinden gelir. Şiilerin yalnızca kendi içine kapanması ve başkalarına karşı blok oluşturması son derece tehlikelidir.”

jcsdfgt
Hizbullah destekçileri, örgütün merhum lideri Hasan Nasrallah’ın 19 Ağustos 2022’de Lübnan’ın doğusundaki Canta köyünde yaptığı konuşmayı dinlerken

(AFP)

Şemseddin, direnişin yalnızca Şiilere indirgenmesinin de yanlış olduğunu belirterek, bunun tarihsel ve siyasal nedenlerle ortaya çıktığını, ancak kalıcı ve sağlıklı olmadığını ifade etti.

Kana şehitleri ve İran’ın özellikle anılmaması

1996’daki Nisan saldırıları sırasında Kana’da hayatını kaybedenlerin cenazesinde İran’ı ve direnişi anmamasıyla ilgili eleştirilere de değinen Şemseddin, tutumunun bilinçli olduğunu vurguladı: “Eğer Kana tekrar yaşansaydı, yine İran’dan söz etmezdim. Bu İran’ı inkâr ettiğim için değil, Lübnan Şiilerini korumak için. İsrail, direnişi ‘İran’ın Arapça konuşan bir kolu’ gibi göstermeye çalıştı ve bu söylem dünyaya yayıldı. Eğer o konuşmada İran’ı öne çıkarsaydım, İsrail’in iddialarını doğrulamış olurdum.”

cfvgthy
Birleşmiş Milletler’e bağlı bir görevli, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Kana’da bombaladığı bir binanın enkazı önünde

(Getty)

Şemseddin, kendisini “Şiilerin sorumlu lideri” olarak gördüğünü ve Şiilerin İran’ın bir uzantısı gibi algılanmasına izin vermek istemediğini söyledi.

“İran, Şiilerin siyasi ya da dinî mercii değildir”

İran’ın “Şii devleti” olarak tanımlanmasına karşı çıkan Şemseddin, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İran’ın Şii Cumhuriyeti olduğu söyleminde ne İran’ın ne de Şiilerin menfaati vardır. İran bölgedeki bir İslam devletidir; Allah onu güçlü kılsın. Ancak İran, Şiilerin ne siyasi ne de dinî merciidir. Şiiler ile İran arasında tek bir çıkar sistemi olduğunu varsaymak, Şiilerin bölgesel ölçekte gizli bir çıkar ağı kurmasını gerektirir ki ben bunu kabul etmiyorum.”

cdfrgthy
Birleşmiş Milletler’e bağlı bir görevli, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Kana’da bombaladığı bir binanın enkazı önünde (Getty)

Şemseddin, Şiilerin çıkarlarının, yaşadıkları ülkelerin genel çıkarlarıyla iç içe olması gerektiğini vurguladı ve İran’a bağlılık temelinde bir siyasal gölgenin Lübnan’daki Şiilere zarar vereceğini ifade etti.

“Şiiler İran’ın takipçisi olmasın”

Şemseddin, Şiilerin kendi ülkelerinde bütünleşmesini savunurken, bunun mezhepsel erime anlamına gelmediğini belirtti:

“Ben siyasi ve toplumsal bütünleşmeden söz ediyorum, mezhepsel erimeden değil. Şii, fıkhını ve inancını korur; ama siyasette ve toplumda gerçek bir yurttaş olur.”

cvfgthy
İmam Musa Sadr’ın basın toplantısından bir kare; ortada Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, milletvekili Hüseyin el-Hüseyni ve Basın Sendikası Başkanı Riyad Taha yer alıyor (İmam Musa Sadr Araştırma ve İnceleme Merkezi)

Devlet mallarının çalınmasının ya da yasaların ihlal edilmesinin haram olduğunu açıkça dile getiren Şemseddin, modern devletin meşru bir mülkiyet ve düzen yapısına sahip olduğunu savundu.

“Gelecek, sahici yurttaşlıkta”

Şemseddin, konuşmasının sonunda Şiilerin gücünün, ayrı bir cemaat ya da İran’a bağlı bir yapı olmaktan değil, İslam dünyası ve kendi toplumlarıyla bütünleşmekten geçtiğini vurguladı:

“Şiilerin gücü, İslam’ın bütününde yer almalarıdır; İran’a bağlı bir cemaat haline gelmeleri değil. İran güçlü olsun isterim; ama bizim aramızda hastalıklı bir ilişki olmasını istemem.”

Bu yaklaşım, Şemseddin’in düşüncesinde Şiiliğin geleceğinin mezhepsel kapanmada değil, şeffaf yurttaşlık, ortak çıkar ve siyasal bütünleşme çizgisinde şekillendiğini ortaya koyuyor.

DÜNYA Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)

Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şarku’l Avsat gazetesi, bugünden itibaren Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile 1997 yılında Hizbullah…

Şarku’l Avsat (Londra)


Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Husilerle mücadeleye odaklanmak için silahları devlete sınırlandırmak

Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Husilerle mücadeleye odaklanmak için silahları devlete sınırlandırmak

Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi dün yaptığı açıklamada, ülkesinin devlet kurumlarını yeniden kurma ve silahlı darbeleri sona erdirme konusunda belirleyici bir aşamaya girdiğini söyledi. Alimi, Hadramut ve Mahra vilayetlerindeki askeri kampların devri, silahların devlete teslim edilmesi ve devlet kurumlarının çalışmalarını yeniden başlatmasının önünü açan temel bir adım olduğunu vurguladı.

Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile yaptığı görüşmede Alimi, Yüksek Askeri Komite'nin kurulmasının, iç cepheyi korumak ve devletin İran destekli Husilerin darbesiyle barışçıl veya zorla mücadeleye odaklanmasını sürdürmek amacıyla tüm askeri ve güvenlik güçlerini ve oluşumlarını Savunma ve İçişleri bakanlıklarının çatısı altında yeniden bir araya getireceğini de sözlerine ekledi.

Resmi basında yer alan haberlere göre görüşmede, Londra ile ikili ilişkiler, yerel gelişmeler, durumu normalleştirmek için yapılan çabalar, kurtarılan illerdeki toparlanmayı yeniden sağlamak ve meşru kurumların güvenlik ve istikrarı sağlama ve barışı inşa etme kapasitesini güçlendirmek için alınacak önlemler ele alındı. Ayrıca, Yemen'de umut verici bir ortaklık döneminin başlangıcında, uluslararası toplumun bu süreci desteklemeye devam etmesinden beklenen role de değinildi.

xcdfvgh
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (resmi medya)

Yemen resmi haber ajansı SABA, Alimi'nin İngiltere’nin Yemen'in birliğini, anayasal meşruiyetini, barış çabalarını ve Yemen halkının acılarını hafifletmek için hayati öneme sahip insani müdahaleleri desteklemede oynadığı olumlu rolü övdüğünü bildirdi. Alimi, Yemen devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması, terörle mücadele, bölgesel istikrar ve uluslararası deniz güvenliği çabalarını destekleme konusunda Londra ile ortaklığın önemini vurguladı. Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordineli olarak durumu normalleştirmek için alınan başkanlık önlemlerine atıfta bulunan Alimi, sivilleri ve devletin yasal statüsünü korumak için alınan son egemenlik kararları da dahil tüm kararların iktidarın devrinin ilanı ve Başkanlık Konseyi'nin çalışmalarını düzenleyen kurallara uygun olarak alındığını söyledi.

Askeri kampların devri

Yemen resmi basını, Alimi'nin İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Şerif’e Hadramut ve Mahra vilayetlerindeki askeri kampların başarılı bir şekilde devredildiğini ve geçici başkent Aden ile kurtarılan diğer vilayetlerdeki koşulların normalleşmeye devam ettiğini garanti ettiğini bildirdi. Bu sürecin ‘silahların yeniden devletin kontrolüne geçmesini sağlayacağını ve tüm kurumların içinden normal faaliyetlerine devam etmesinin önünü açacağını’ söyleyen Alimi, “Bu başarı, insani durumun iyileştirilmesine, yardım akışının kolaylaştırılmasına ve uluslararası toplumla güvenin güçlendirilmesine katkıda bulunacak” diye ekledi. Başkanlık Konseyi Başkanı, askeri kampların başarılı bir şekilde devredilmesinin, askeri ve güvenlikle ilgili karar alma süreçlerinin açık kurumsal temeller üzerinde yeniden birleştirilmesi yolunda atılmış temel bir adım olduğunu vurguladı.

hyjukı
Feshedilen GGK’nın Aden'deki genel merkezi önünde toplanan askerler (Reuters)

Alimi, Yüksek Askeri Komite'nin kurulduğunun duyurulmasını, tüm askeri ve güvenlik güçlerini ve oluşumlarını birleştirecek ve bunları Savunma ve İçişleri bakanlıklarının çatısı altında yeniden düzenleyecek kapsamlı bir profesyonel çerçeve olarak nitelendirdi.

Ayrıca, bu komitenin kurulmasının Yemen devletinin ulusal önceliklerinden sapmadığının açık bir mesajı olduğunu ifade eden Alimi, askeri kampların devrinin iç cepheyi korumak ve devlet kurumlarını yeniden kurmak ve İran rejiminin desteklediği Husi darbesini barış ya da savaş yoluyla sona erdirmek için verilen mücadeleye odaklanmak için önemli bir düzeltici önlem olduğunu vurguladı.

Sorumlu karar

İngiliz Büyükelçi ile yaptığı görüşmede, Güney Geçiş Konseyi'nin (GGK) feshinin duyurulmasına değinen Alimi, “Bu, kritik bir anda alınan cesur ve sorumlu bir karardı. Durumun hassasiyetinin ve gerçek tehdit karşısında iç cepheyi zayıflatacak iç çatışmalara sürüklenme tehlikesinin farkında olunduğunu gösteriyordu” dedi.

Alimi, bu kararın sonuçlarıyla sorumlu bir şekilde, intikam ruhuyla değil, devlet zihniyetiyle başa çıkılması ve dışlanmaya ve marjinalleşmeye yol açan geçmiş hataların tekrarlanmasının veya siyasi hayatı militarize etmek için haklı nedenlerin istismar edilmesinin önlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Başkanlık Konseyi Başkanı, önümüzdeki aşamada, devlet ve meşru kurumları ile hukukun üstünlüğü çerçevesinde, sivil ve askeri tüm ulusal enerjilerin kullanılması gerektiğini vurguladı.

gthyu
Alimi, feshedilen GGK’nın kontrolündeki askeri kampların yeniden kurulduğunu açıkladı (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, Suudi Arabistan'ın çeşitli alanlarda sağladığı cömert ekonomik destek, insani yardım ve kalkınma müdahalelerinin bir uzantısı olarak, gerilimin azaltılmasında ve güneydeki diyaloğun desteklenmesinde oynadığı önemli rolü bir kez daha övdü.

Ayrıca, önümüzdeki aşamadaki önceliklere de değinen Alimi, bunların başında, hükümet ve devlet kurumlarının yeniden faaliyete geçmesi, temel hizmetlerin iyileştirilmesi, yargının bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, yatırım için güvenli bir ortam yaratılması ve yeniden inşanın yer aldığını ifade etti.

Devletin istikrar yolunda ilerlemeye devam edeceğini ve meşru kurumların güvenliği sağlama ve barışı inşa etme kapasitesini güçlendireceğini vurgulayan Alimi, İngiltere ve uluslararası topluma, ülkedeki siyasi süreci engellemeye yönelik her türlü girişimi caydırmak da dahil olmak üzere, bu yolu desteklemeye devam etmeleri çağrısında bulundu.


Suriye Cumhurbaşkanı Şara: Suriye ve Mısır arasındaki stratejik çıkarlar ‘büyük ölçüde’ uyumlu

Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)
Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)
TT

Suriye Cumhurbaşkanı Şara: Suriye ve Mısır arasındaki stratejik çıkarlar ‘büyük ölçüde’ uyumlu

Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)
Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da Mısır Ticaret Odaları Federasyonu (FEDCOC) heyetiyle yaptığı görüşmede, ülkesinin yatırım ve yeniden inşa aşamasına girmeye hazır olduğunu teyit etti.

Görüşmenin başında Şara, şunları söyledi:

“Savaş sırasında Suriyeli mültecilere sıcak bir şekilde karşılayan Mısır halkına derin şükranlarımı sunmak istiyorum. Mısırlı kardeşlerimizin doğası gereği bu hiç de şaşırtıcı değil.”

Mısır'ın Suriyelilerin kendilerini en çok evlerinde hissettikleri yerlerden biri olduğunu, çünkü orada kendi halkları arasında olduklarını belirten Şara, Suriye ve Mısır arasında stratejik çıkarların önemli ölçüde örtüştüğünü vurguladı ve bu durumun ekonomik, siyasi ve güvenlik konularının ele alınmasında karşılıklı güveni gerektirdiğini söyledi.

Suriye'nin, özellikle yaptırımların kaldırılmasının ardından yatırım fırsatları da dahil olmak üzere çok sayıda kapının açılmasını sağlayan aşamadan geçtiğini açıklayan Şara, Mısırlı şirketlerin Suriye'nin yeniden inşasına katkıda bulunan ilk şirketler arasında olması gerektiğini belirtti.

Son on yılda, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin liderliğinde Mısır'ın, özellikle altyapı, enerji ve diğer sektörlerde ekonomik büyüme ve gelişme sürecinden geçtiğini ve bu sürecin bundan sonra da devam edeceğini kaydeden Şara, Irak pazarı ile yakın bir bağlantı olduğunu ve sanayi ve tarımsal üretimde bununla ilgilenilmesi gerektiğini vurguladı. Suriye, Mısır ve Irak'ın entegrasyonu sağlamak için ortak bir gıda sepetine ihtiyaç duyduğunu ve bunu geliştirmeleri gerektiğini belirten Suriye Cumhurbaşkanı, Körfez ve Mısır'daki tarımsal fazlalığın, Suriye'deki üretimi desteklemek için sermayeye dönüştürülebileceğini ifade etti.

Suriye'nin başkenti Şam dün, Mısır ve Suriye’den yetkililer ve iş dünyası liderlerinin katılımıyla ilk ‘Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’na ev sahipliği yaptı. Gözlemciler, bu adımın iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerdeki ‘çıkmaza son vermeye’ yardımcı olabileceğini düşünüyor. Suriye Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu'na göre Suriye-Mısır Ekonomi Forumu ‘ticaret ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve iki ülke arasında ortak projeler kurmayı’ amaçlıyor. Federasyon tarafından dün yapılan açıklamada, forumun Kahire ve Şam arasında yatırım fırsatlarını tartışmak ve ticari ortaklıklar geliştirmek için resmi bir platform sağladığı belirtildi.

Suriye-Mısır Ekonomi Forumu, Suriye'de Beşşar Esed rejiminin düşmesinden ve Ahmed eş-Şara'nın cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinden bu yana iki ülke arasında düzenlenen en önemli etkinlik oldu. Forum, Mısır ve Suriye hükümetlerinin geçtiğimiz hafta enerji alanında iki mutabakat zaptı imzalamasının ardından düzenleniyor. İlk mutabakat zaptı, ‘Mısır altyapısını, doğalgaz tankerleri veya doğalgaz boru hatları gibi, elektrik üretimi amacıyla kullanarak Suriye'ye Mısır gazı tedarikinde iş birliği yapılmasını’, ikincisi ise ‘Suriye’nin petrol ürünleri ihtiyacının karşılanmasını’ öngörüyor.

u78ıo9
Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu'ndan bir kare (FEDCOC)

Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın göreve gelmesinden bu yana Mısır'ın Suriye ile siyasi işbirliği ihtiyatlı bir seyir izliyor. İki ülke yetkilileri arasındaki görüşmeler resmi uluslararası etkinliklerle sınırlı kalırken, Mısır Suriye toplumunun tüm bileşenlerini kapsayan kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılması çağrısında bulunuyor.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Suriye’deki gelişmelere ilişkin ülkesinin kararlı bir tutum sergilediğini ve Suriye devletini destekleme, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu birçok kez dile getirdi.

Yakınlaşma penceresi

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Yusuf eş-Şarkavi’ye göre ekonomik iş birliğinin derinleştirilmesi, Mısır-Suriye ilişkilerinin tüm alanlarda ilerlemesine ve ‘siyasi çıkmazın aşılmasına’ katkıda bulunacak.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şarkavi, ‘forumun iki ülke arasındaki yakınlaşmayı ve siyasi anlayışı desteklemek için bir pencere olduğunu’ belirterek iki ülke arasında iş birliğini genişletmek için birçok fırsat olduğunu, bunların başında da yeniden inşa sürecinde Mısır'ın uzmanlığının paylaşılması geldiğini ekledi.  Mısır’da ikamet eden Suriyeli yatırımcılar tarafından, ekonomik iş birliğini derinleştirmek için güvenilir ortak yatırımlar gerçekleştiriliyor.

Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Nidal eş-Şa’ar, forumda yaptığı konuşmada, Suriye ve Mısır arasındaki ekonomik iş birliğini ‘iki ülke arasındaki üretim ve tüketim kalıpları, insan kaynaklarının niteliği ve her iki ülkede sanayi, tarım ve hizmetlerin oynadığı merkezi rol açısından benzerlikler göz önüne alındığında doğal bir tamamlayıcı’ olarak değerlendirdi. Bu ekonomik iş birliğinin, mal alışverişiyle sınırlı olmadığının altını çizen Suriyeli Bakan, ‘ iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin, başarı ve sürdürülebilirlik şansını artıran ortak projelere dayandığını’ söyledi.

Öte yandan Mısır heyeti başkanı ve FEDCOC Başkanı Ahmed el-Vekil, Kahire'nin Şam'a ‘elektrik, yollar, limanlar ve sanitasyon dahil olmak üzere altyapıyı iyileştirmek, dördüncü nesil yeni şehirler, sanayi bölgeleri ve lojistik merkezleri kurmak ve fabrikaları modernize etmek ve rehabilite etmek için acil planlarda deneyimini aktarmak’ amacıyla tüm uzmanlığını ve kapasitesini sunacağını söyledi.

Mısır'ın Irak ve Libya'nın yeniden inşasına katılımını örnek gösteren Vekil’e göre Mısır ve Suriye, ticaret odalarının ve özel sektörden üyelerinin aktif rolüyle iki ülke arasındaki ‘ekonomik birliği yeniden tesis etmeye’ çalışıyor. Hedefin ‘iç ticareti ve ortak yatırımları geliştirmek ve istihdam olanakları yaratmak’ olduğunu belirten Vekil, siyasi iradenin halkın iradesiyle uyumlu olduğuna inandığını belirtirken, iş adamları, sermaye, mal ve hizmetler için hareket özgürlüğünün sağlanmasının hızlandırılması ve her iki ülkede Suriyeli ve Mısırlı şirketlere tercihli muamele gösterilmesi çağrısında bulundu.

İş birliği beklentileri

FEDCOC Gıda Departmanı üyesi Hazım el-Menufi'ye göre forum iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini teşvik etmek için gerçek bir fırsat sunuyor. Forumun amacının, her iki ülkedeki kamu ve özel sektör arasında ortaklıklar geliştirmek olduğunu belirten Menufi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, forumun Kahire ve Şam arasındaki ticaret ve yatırım ortaklığını derinleştirmeye katkıda bulunduğunu ve Suriye'nin yeniden inşasında, özellikle sanayi, altyapı ve hizmetler alanlarında Mısır'ın uzmanlığından yararlanıldığını ekledi.

cdfgthyu
Sisi, geçtiğimiz mart ayında Kahire'de düzenlenen Arap Zirvesi sırasında Şara ile yaptığı görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Forumun ‘Mısırlı ve Suriyeli iş adamları arasında elektrik, petrol ve gaz, tarım, ulaştırma ve lojistik alanlarını kapsayan ticari ve stratejik ortaklıklar kurulması’ gibi olumlu yönleri olduğunu düşünen Menufi, “Akdeniz Odalar Birliği ve Afrika Odalar Birliği aracılığıyla çabaların birleştirilmesiyle uluslararası ve Avrupa’daki kurumlarla iş birliği için daha geniş perspektiflerin ortaya koyulması, her iki ülkenin bölgesel pazarlardaki rolünü güçlendiriyor” ifadelerini kullandı. Mısır ticaret, finans ve iş odalarından 26 önde gelen ismin yer aldığı Mısır heyeti, enerji, ulaştırma, lojistik, altyapı, tarım ve atıl durumdaki fabrikaların rehabilitasyonu alanlarında iş birliğini görüşecek. Ayrıca, Suriye'nin yeniden inşasına destek olmak, Mısır'ın acil altyapı planlarındaki deneyimini aktarmak ve 22 yeni dördüncü nesil şehir, sanayi şehri ve lojistik merkezi kurulması da ele alınacak konular arasında. FEDCOC’a göre sekiz bin kilometre otoyol, köprü, tünel ve limanın inşası da gündemde.

Mısır Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Nurhan eş-Şeyh'e göre siyasi çıkmaza rağmen Kahire ve Şam arasında ticari ve ekonomik açılım arzusu var. Şarku’l Avsat’a konuşan Şeyh, “İki taraf arasında ekonomik alanı siyasi iş birliğinden ayırma konusunda anlaşma var. Mısır-Suriye iş birliğinin yolunda çıkarlar ön plana çıkıyor. Mısır'ın Suriye'ye yönelik siyasi açıklığında ihtiyatlılık söz konusu. İki taraf arasında iletişim kanalları kurulu, ancak tam açıklık, Suriye'deki siyasi haritanın tamamlanması ve iç durumun istikrara kavuşmasına bağlı” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2025 martında Kahire'de düzenlenen Arap Birliği Olağanüstü Zirvesi sırasında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya gelmiş, Dışişleri Bakanı Abdulati ise geçtiğimiz eylül ayında New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantıları sırasında Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani ile görüşmüştü.

Mısır'da yaklaşık 1,5 milyon Suriyeli yaşıyor. Bunların arasında 15 binden fazlası Mısır Ticaret Odası üyesi ve yatırımları yaklaşık 1 milyar doları buluyor. FEDCOC Başkanı Vekil, ‘ikili ilişkiler aşamasını aşarak, yabancı pazarları fethetmek ve iki ülkenin karşılaştırmalı avantajlarını ve ayırt edici konumlarını mevcut serbest ticaret alanlarına ortak ihracat için kullanmak üzere derhal ortak çalışmalara başlanması gerektiğini’ vurguladı.

Suriye Ticaret ve Sanayi Odaları Başkanı Alaa Ömer el-Ali, forumun oturum aralarında Mısır heyetini kabul etti. Suriye Ticaret ve Sanayi Odaları tarafından yapılan açıklamaya göre Başkan Ali, forumun ‘Suriye ve Mısır iş dünyaları arasında ekonomik ve ticari işbirliğini güçlendirme ve ortaklıklar için yeni ufuklar açma’ açısından önemini vurguladı.