Gazze savaşında Ortadoğu oyunu

Araplar toprak, para, yeni güç ve açılım yeteneğinin sahipleridir

Filistinliler, 20 Mart 2025'te Gazze Şeridi'nin kuzeyinden güneye doğru kaçıyor (AFP)
Filistinliler, 20 Mart 2025'te Gazze Şeridi'nin kuzeyinden güneye doğru kaçıyor (AFP)
TT

Gazze savaşında Ortadoğu oyunu

Filistinliler, 20 Mart 2025'te Gazze Şeridi'nin kuzeyinden güneye doğru kaçıyor (AFP)
Filistinliler, 20 Mart 2025'te Gazze Şeridi'nin kuzeyinden güneye doğru kaçıyor (AFP)

Refik Huri

İsrail'in Gazze, Lübnan, Batı Şeria ve Suriye'deki savaşı, ateşkes ve Oslo anlaşmalarına, Esed rejiminin devrilmesine rağmen devam ediyor. Gazze'ye yönelik soykırımcı savaşın Ramazan ayında yeniden başlaması yalnızca ABD, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerdeki engellere bir yanıt değil. Bu, yalnızca Netanyahu'nun kişisel ve siyasi hedeflerinin yönlendirdiği bir savaş değil, aynı zamanda Jabotinsky'nin hayalini gerçekleştirip Filistin sorununu ortadan kaldırmak için “tarihi bir fırsat” gören aşırı İsrail sağının da savaşı. Üstelik bu savaş sadece İsrail'in de değil, oyun Donald Trump yönetimindeki ABD'nin kontrolünde. Gazze halkının üzerine füzeler yağıyorsa, sahada Ortadoğu'daki büyük oyun tehlikede demektir.

George Washington Üniversitesi'nde siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler uzmanı olan Profesör Marc Lynch’in, “Ortadoğu'nun Sonu” başlıklı makalesinde yazdığı gibi, Ortadoğu “artık Amerikan üniversitelerinin, Dışişleri Bakanlığı’nın ve Avrupa başkentlerinin haritalarında görüldüğü gibi Arap dünyası, İsrail, Türkiye ve İran’dan ibaret değildir. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (Centcom) haritası, Dışişleri Bakanlığı haritasından daha büyüktür; zira Afganistan, Cibuti, Eritre, Etiyopya, Kenya, Pakistan ve Somali'yi de kapsamaktadır.”

Bu elbette İsrail'in hırslarından daha büyük, ABD'nin hırslarından ise daha küçüktür. Her iki durumda da Washington ve Tel Aviv'in kendisini gerçekleştirip karşı kıyıya geçme kabiliyetlerinden çok daha büyüktür. Zira Netanyahu, Gazze savaşına ilişkin “ek”te, savaşın başında koyduğu hedefleri yineliyor: “Rehineleri kurtarmak, Hamas'ı ortadan kaldırmak ve Gazze'nin İsrail için bir tehdit oluşturmamasını garanti altına almak.” Bunlar İsrail ordusunun 15 aylık savaş süresince tam anlamıyla gerçekleştiremediği hedeflerdir.

Gazze ve Lübnan'daki büyük başarısızlık “caydırma” ve ardından “kümülatif caydırma” stratejisinin başarısızlığıdır. Bu nedenle İsrail ordusu “önleyici eylemler” yoluna gitti. Gazze'de, Batı Şeria'da, Lübnan'da ve Suriye'de yaptığı da budur; işgal alanlarını genişletmek ve İsrail'de Aksa Tufanı operasyonunun yol açtığı depremin tekrarlanmasını önlemek için “tampon bölgeler” oluşturmak. Ancak bu, Ortadoğu'ya hâkim olma yolunda ABD’ye ortak olacak Büyük İsrail'i kurma hedeflerinin sadece bir parçasıdır. Netanyahu, Gazze ve Lübnan savaşlarından, İran nüfuzunun gerilemesi ve Suriye rejiminin devrilmesinden sonra, “Ortadoğu'yu değiştirdik” demişti. Ama soru şu; nasıl bir değişiklik ve tehlikeli seçenekler arasında nereye gidilecek?

Yeni Ortadoğu inşa etme yönünde pek çok girişimde bulunuldu ve ne zaman yeni bir Ortadoğu ortaya çıksa, eski Ortadoğu daha dayanıklı, uzun ömürlü ve istikrarlı görünüyor. Geçtiğimiz yüzyılın sonlarında Şimon Peres, “Arap parası ile İsrail aklının ortak olacağı” yeni bir Ortadoğu çağrısında bulunmuştu ama bu gerçeküstü bir hayaldi.

Çöl Fırtınası'ndan sonra, baba Başkan George Bush “yeni bir dünya düzeninden” söz etmişti ve Madrid Konferansı'nda Arap-İsrail ihtilafını çözmek için müzakerelerin kapısını açmıştı. Oğul Başkan Bush, neocon'larla birlikte Afganistan ve Irak'ı işgal etme yoluna gitmişti. Ardından 2006'da İsrail ile Hizbullah arasındaki savaş da onun döneminde yaşandı. Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, kuvvet kullanımına dayalı “daha geniş bir Ortadoğu”dan söz etmişti, ancak bu elbette başarısız oldu.

Başkan Barack Obama, Ortadoğu'daki yüklerini hafifletmek, gücün ve zenginliğin merkezi olan Uzak Doğu'daki “eksen”e odaklanmak için sözde “Arap Baharı” devrimlerini kullanmaya çalıştı. Müslüman Kardeşler'in temsil ettiği siyasi İslam'ın Libya, Tunus ve Mısır'da iktidara gelmesini destekledi. Sünnilerin liderinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olması için bunu Suriye'de de yapmayı denedi. Ortadoğu'ya ilişkin vizyonu, Türkiye liderliğindeki Sünni güç ile İran liderliğindeki Şii güç arasında bir güç dengesini desteklemekti. Dahası Ortadoğu'da nüfuzun Tahran ile Arap başkentleri arasında paylaşılmasından açıkça söz etti ve sonuç elbette başarısızlık ve felaket oldu.

Başkan Joe Biden, sopayı ortadan tutmaya çalıştı ve ne Netanyahu'nun Gazze savaşındaki vahşetini engelledi ne Suriye ile İsrail arasında uzlaşma dosyasını açtı ne de iki devletli çözüme ivme kazandırabildi. Başkan Donald Trump, ilk döneminde Yüzyılın Anlaşması adı altında ekonomik Ortadoğu'ya odaklanmıştı; ancak bu anlaşma ölü doğmuştu. Daha sonra İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan arasında İbrahim Anlaşmaları imzalanmıştı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre mevcut ikinci döneminde, coğrafi olarak İsrail'e topraklarının dar geldiğini ve Suriye'de, Golan Tepeleri’nin yanı sıra ek toprağa, Güney Lübnan ile Batı Şeria ve Gazze topraklarına ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Filistin devleti artık gündeminde değil ve Filistin devleti olmadan Ortadoğu'da istikrar olamaz.

Buna karşılık İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney, elbette İran'ın önderlik ettiği bir “İslami Ortadoğu”dan söz etti. Düşmanı Saddam Hüseyin rejiminin ABD tarafından devrilmesiyle nüfuzu daha da arttı. Irak, Suriye ve Lübnan'da kurduğu silahlı ideolojik grupları destekledi, Gazze ve Yemen'de de onlara destek verdi. Ne var ki, İran'ın bölgesel projesi yayılma döneminden gerileme dönemine geçti. ABD ve İsrail'de, Devrim Muhafızları'yla bağlantılı fraksiyonları vurma değil –zira bu bugünün meselesi- İran rejiminin kaderi sorgulanıyor.

Suriye'deki “savaşı” kazanan Erdoğan'ın, “neo-Osmanlıcılık” gölgesini Ortadoğu'ya uzatması kolay değil. Ortadoğu'yu ve diğer bölgeleri değiştirmek, Kanada'yı, Panama Kanalı'nı ve Grönland'ı zorla ilhak etmek isteyen Trump'a gelince, oğul Bush'tan, Irak işgalinden ve neoconların altı Arap rejimini devirme çağrısından ve bu maceranın bilinen sonundan bu yana çıkarılan ders, önündeki duvarda yazılıdır. Ortadoğu için yarış veya Ortadoğu için ve üzerine çatışmalar ise zirvede ABD, Rusya ve Çin, eteklerde ise Türkiye, İran ve İsrail arasında dönen bir oyundur. Ama toprak, para, yeni güç ve açılım yeteneğinin sahibi Araplardır.

Kanadalı tarihçi Margaret McMillan, “Herhangi bir uzun savaşta her iki tarafın hedefleri de değişir” der.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Yüzlerce kişi Hamas'ı ve Gazze'deki savaşı protesto etti, Hamas uyardı

Kadınlar, İsrail'in Gazze'de Cibaliye kampındaki Birleşmiş Milletler kliniğini hedef alan saldırısı sırasında öldürülen sevdikleri için ağlıyor (AFP)
Kadınlar, İsrail'in Gazze'de Cibaliye kampındaki Birleşmiş Milletler kliniğini hedef alan saldırısı sırasında öldürülen sevdikleri için ağlıyor (AFP)
TT

Yüzlerce kişi Hamas'ı ve Gazze'deki savaşı protesto etti, Hamas uyardı

Kadınlar, İsrail'in Gazze'de Cibaliye kampındaki Birleşmiş Milletler kliniğini hedef alan saldırısı sırasında öldürülen sevdikleri için ağlıyor (AFP)
Kadınlar, İsrail'in Gazze'de Cibaliye kampındaki Birleşmiş Milletler kliniğini hedef alan saldırısı sırasında öldürülen sevdikleri için ağlıyor (AFP)

Gazze Şeridi'nin kuzeyinde Hamas ve Gazze savaşına karşı dün yeni bir büyük gösteri düzenlendi.

Görgü tanıklarının DPA'ya verdiği bilgiye göre, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yüzlerce kişi Filistinli Hamas hareketini geri çekilmeye çağırdı.

Beyt Lahiya kasabasının yıkıntıları arasında gerçekleşen gösteride, protestocular ABD'nin kasabanın sakinlerini başka yerlere yerleştirme planlarına karşı olduklarını da vurguladılar.

Sosyal medyada yer alan ve gösteriye ait olduğu iddia edilen videolarda, Filistinlilerin Hamas aleyhine slogan attıkları görülüyor.

Geçtiğimiz hafta Gazze Şeridi'nde Hamas yönetimine ve İsrail'le savaşa karşı üç gün üst üste protesto gösterileri düzenlendi. Örgüt militanlarının örgüt içi muhalefeti sert bir şekilde bastırdığı bilindiğinden bu tür gösteriler son derece nadirdir.

"Hamas ‘kaosun yayılmasına’ karşı uyardı

İsrail'le savaşın başlamasından 18 ay sonra, Gazze Şeridi'nden bir ailenin, bu hafta hareket tarafından yönetilen polis teşkilatının bir mensubunun, akrabalarından birinin vurularak öldürüldüğünü söylemesinin ardından öldürüldüğünü itiraf etmesi sonrasında, Hamas hareketine yönelik halk muhalefetinin belirtileri arttı.

Bunun üzerine Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı kamu düzenini bozan eylemlere müsamaha gösterilmeyeceği uyarısında bulundu.

Ancak geçen ay Gazze'nin kuzeyinde yüzlerce gösterici tarafından düzenlenen Hamas karşıtı protestoların ardından bu olay, Gazze'deki bazı sivillerin harekete karşı eleştirilerini dile getirme ya da eyleme geçme konusundaki artan istekliliğinin altını çizdi.

İsrail ordusunun yeni tahliye emirleri yayınlaması bölge sakinlerini kızdırırken, ordu emirlerin militanların bölgeden roket atması nedeniyle geldiğini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail'in geniş çaplı saldırılarının yeniden başlamasından beri Hamas polisi ve güvenlik güçlerinin varlığında son haftalarda görülen keskin düşüş, protestocuları sokağa çıkmaya teşvik etmiş olabilir. Bu düşüş, ocak ayındaki ateşkes sırasında polis sayısındaki artışı takip etti.

Sosyal medyada viral olan bir video, hareket karşıtı hissiyatın altını çizdi. Videoda bir polisin sokak ortasında başından vurularak öldürülmesi ve ardından otomatik bir tüfekle üzerine mermi yağdırılması görülüyor.

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah'ta tanınmış olan aile, bazı akrabaları tarafından sosyal medyada paylaşılan bir açıklama yayınlayarak polisi öldürüldüğünü söyledi, ancak kimin ateş ettiğini belirtmedi ve bunun planlı bir eylem olmadığını ifade etti.

Aile üyeleri, polisin bir un deposunun önünde çıkan anlaşmazlığı çözmeye çalıştığı sırada, bir polis tarafından vurularak öldürüldüğünü belirterek, şarapnel parçasıyla vurulduğu iddiasını reddetti.

Hamas'tan yapılan açıklamada “Hiçbir tarafın Gazze Şeridi'nde kaos yaymasına ya da kanunu yok saymasına izin vermeyeceğiz” denildi ve olaya karışanların adalet önüne çıkarılması için gerekli işlemlerin başlatıldığı belirtildi.

Hamas yaptığı ayrı bir açıklamada, polisin öldürülmesinin “Filistin iç cephesini kırmaya çalışan, kaos ve yozlaşmayı yayan Siyonist hedeflere hizmet eden” bir suç olduğunu ifade etti.

Gazze'de yaşanan bir başka olayda ise bir başka aile Hamas polislerini, akrabalarından birini vurarak öldürmekle suçladı ve intikam yemini etti. Aile yaptığı açıklamada, “Oğlumuzun kanının boşa gitmeyeceğini vurguluyoruz” dedi.