Gazze Şeridi'nde ateşkesin yeniden sağlanması için Mısır'dan yeni öneri

İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Tıp Kompleksi'ne düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Filistinliler için cenaze namazı kılındı. (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Tıp Kompleksi'ne düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Filistinliler için cenaze namazı kılındı. (Reuters)
TT

Gazze Şeridi'nde ateşkesin yeniden sağlanması için Mısır'dan yeni öneri

İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Tıp Kompleksi'ne düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Filistinliler için cenaze namazı kılındı. (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Tıp Kompleksi'ne düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Filistinliler için cenaze namazı kılındı. (Reuters)

Yetkililer bugün yaptıkları açıklamada, Mısır'ın Gazze Şeridi'nde İsrail ile Hamas arasında ateşkesin yeniden sağlanması için yeni bir teklif sunduğunu bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Mısırlı bir yetkili, teklifin İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardım girişine izin vermesi, çatışmaların birkaç hafta durması ve İsrail'in yüzlerce Filistinli mahkûmu serbest bırakması karşılığında Hamas hareketinin aralarında ABD vatandaşlığına sahip bir İsrail askerinin de bulunduğu beş canlı esiri serbest bırakmasını öngördüğünü söyledi.

Bir Hamas yetkilisi hareketin teklife ‘olumlu yanıt verdiğini’ söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

Hamas cuma günü yaptığı açıklamada, ABD'nin Gazze Şeridi'nde ateşkesin yeniden başlatılması önerisini görüştüğünü duyururken, İsrail de kalan esirleri serbest bırakması için harekete baskı yapmak üzere Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı.

ABD Başkanı'nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından geçen hafta ortaya atılan öneri, ateşkesin Ramazan ve Hamursuz Bayramı'ndan sonra Nisan ayına kadar uzatılmasını ve böylece savaşın kalıcı olarak durdurulmasını müzakere etmek için zaman tanınmasını amaçlıyor.

Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan Filistinli bir yetkili cuma günü Reuters'e yaptığı açıklamada, Mısır'ın bir teklifte bulunduğunu, ancak Hamas'ın henüz bir yanıt vermediğini söyledi. Yetkili, değerlendirilmekte olduğunu söylediği teklifle ilgili ayrıntı vermekten kaçındı.

Mısırlı iki güvenlik kaynağı, Kahire'nin kalan esirlerin serbest bırakılması için bir takvim ve İsrail'in ABD garantisiyle Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesi için bir son tarih önerdiğini söyledi.

Kaynaklar, ABD'nin öneriye ilk onayı verdiğini, Hamas ve İsrail'in ise daha sonraki bir tarihte yanıt vermesinin beklendiğini belirtti.

İki aylık kırılgan bir ateşkesin ardından İsrail salı günü Gazze Şeridi'ne yönelik ağır bombardımanına yeniden başladı ve çarşamba günü Hamas'a kalan esirleri serbest bırakması için baskı yapmak üzere yeni kara operasyonları başlattı.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana saldırıların görülmemiş yoğunluğu ve ölçeği, Gazze Şeridi'ni büyük bir yıkım ve feci bir insani krizle baş başa bırakan savaşın ilk günlerindeki anıları yeniden canlandırdı.

Ateşkes anlaşması görece sükûnetin sağlanmasına, İsrailli esirlerin ve Filistinli mahkûmların serbest bırakılmasına ve Gazze Şeridi'ne ilave insani yardım girişine katkıda bulundu. Ateşkesin ilk aşaması altı hafta sürdü ve bu süre zarfında sekizi ölü olmak üzere 33 esir, bin 800'den fazla Filistinli mahkûma karşılık serbest bırakıldı.

Hamas'ın 7 Ekim 2023'teki saldırısı sırasında kaçırılan 251 esirden 58'i halen Gazze Şeridi'nde tutuluyor. İsrail ordusu bunlardan 34'ünün öldüğünü açıkladı.

Birleşmiş Milletler'in (BM) güvenilir bulduğu Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze Şeridi'ndeki savaş çoğu sivil, kadın ve çocuk olmak üzere en az 50 bin kişinin ölümüne neden oldu.



Analistler: Libya'da sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin durdurulması dikkatleri gerçek sorunlardan uzaklaştırıyor

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)
TT

Analistler: Libya'da sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin durdurulması dikkatleri gerçek sorunlardan uzaklaştırıyor

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)

AFP'ye konuşan analist ve insan hakları aktivistlerine göre, 10 yabancı sivil toplum kuruluşunun Libya'daki faaliyetlerinin askıya alınması, binlerce Afrikalı göçmene yönelik tutumun sertleştiğini gösteriyor. Ayrıca bu durum, her şeyden önce ülkenin batısındaki yetkililerin dikkatleri kendi sorunlarından uzaklaştırmasına ve ihlalleri örtbas etmesine olanak tanıyor.

Libya kıyılarından Avrupa'ya ulaşmaya çalışan bir tekne dolusu kaçak göçmen (Şarku’l Avsat)Libya kıyılarından Avrupa'ya ulaşmaya çalışan bir tekne dolusu kaçak göçmen (Şarku’l Avsat)

Libya İç Güvenlik Servisi çarşamba günü, aralarında Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Norveç Mülteci Konseyi (NRC), Uluslararası Kurtarma Komitesi (IRC) ve Terre des Hommes'un da bulunduğu 10 insani yardım kuruluşunun ofislerinin kapatıldığını ve faaliyetlerinin askıya alındığını duyurdu. İç Güvenlik Servisi ayrıca, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ni (UNHCR) Libya'ya göçmen yerleştirme girişimlerinden dolayı suçladı.

Dikkatleri başka yöne çekme girişimi

Sadık Kamu Politikaları Enstitüsü uzmanı Enes el-Kamati, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Abdulhamid Dibeybe hükümetinin ‘dikkatleri başarısızlıklarından başka yöne çekmek için düşmanlar yaratmaya ve temel hizmetleri sunmadaki yetersizliğini gizlemek için sivil toplum kuruluşlarını komplocu olarak göstermeye çalıştığını’ söyledi.

Trablus'ta bir gözaltı merkezindeki Afrikalı kaçak göçmenler (Şarku’l Avsat)Trablus'ta bir gözaltı merkezindeki Afrikalı kaçak göçmenler (Şarku’l Avsat)

Petrol zengini Libya, 2011 yılında Muammer Kaddafi'nin devrilmesinden bu yana istikrarsızlıkla boğuşuyor ve iki rakip kamp arasında bölünmüş durumda: Biri BM'nin siyasi arabuluculuk misyonunun bulunduğu Trablus'ta (batı), diğeri ise Mareşal Halife Hafter'in desteklediği Bingazi'de (doğu).

El-Kamati'ye göre diğer amaç ise ‘yeni bir göç dalgasından korkan Avrupa'yı Trablus yönetimini siyasi olarak finanse etmeye ve desteklemeye itmek’. İtalya kıyılarına sadece 300 kilometre uzaklıktaki Libya, komşu Tunus ile birlikte Sahra altı Afrika'dan düzensiz yollarla Avrupa'ya ulaşmaya çalışan göçmenlerin Kuzey Afrika'daki ana çıkış noktası.

Roma geçtiğimiz çarşamba günü, Cezayir, Tunus ve Libya'ya ulaşan 3 bin 300 Sahra altı göçmen için Uluslararası Göç Örgütü (IOM) öncülüğünde ‘gönüllü geri dönüş operasyonlarını’ finanse etmek üzere 20 milyon euro ayırdığını açıkladı.

Trablus'ta güvenlik güçleri tarafından yakalanan kaçak göçmenler (Sosyal medya)Trablus'ta güvenlik güçleri tarafından yakalanan kaçak göçmenler (Sosyal medya)

“İtalya gönüllü geri dönüşü finanse ettiğini, Libya ise egemenliğini savunduğunu iddia ediyor. Savunmasız göçmenler gözaltında ihlallere maruz kalıyor” diyen el-Kamati, göçmen kamplarını ‘insani yardım maskesi altında kitlesel bir sınır dışı merkezi’ olarak tanımladı.

Libya uzmanı Celal Harşavi ise sivil toplum kuruluşlarına karşı yürütülen kampanyayı daha geniş bir bağlamın parçası olarak görüyor. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre batı hükümetinin, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in 2023'ün başlarında ‘Sahra altı göçmen ordularının’ gelişini ve Tunus'un ‘demografisini değiştirme’ planını kınadığı konuşmasına benzer bir ‘şovenist ve çılgın duruş’ benimsediğini belirtiyor.

Harşavi, asıl nedenlerin başka yerlerde yattığını; Başbakan Dibeybe'nin özellikle ‘kamu fonlarına erişimde’ pek çok zorlukla karşı karşıya olduğunu’ ve ‘doğudaki Hafter ile pragmatik ilişkisinin kötü durumda olduğunu’ ifade etti.

Göçmenleri şeytanlaştırmak

Harşavi, bu uzlaşmazlık dinamiğinin ortasında Dibeybe hükümetinin ‘Sahra altı göçmenleri şeytanlaştırmaya ve sivil toplum kuruluşlarını kınamaya’ başvurduğunu, çünkü ‘Trablus'ta işleri kimin yürüttüğünü göstermek ve göç akışını engellemek için çalıştığı yanılsamasını yaratmak’ istediğini söylüyor.

Libyalı insan hakları aktivisti Husam el-Kamati ise ‘sivil toplum kuruluşlarına karşı yürütülen kampanyanın baskıcı silahlı grupların Trablus üzerindeki hakimiyetini sıkılaştırmayı amaçladığını’ düşünüyor. Dahası, bu güçlü silahlı gruplar sivil toplum kuruluşlarının etkisini sınırlandırarak ‘insan hakları ihlallerini belgelemelerini engelliyor’.

Ülkelerine sınır dışı edilmeden önce Trablus'ta bulunan göçmenler (AP)Ülkelerine sınır dışı edilmeden önce Trablus'ta bulunan göçmenler (AP)

BM ve Uluslararası Af Örgütü gibi sivil toplum örgütleri tarafından son aylarda yayınlanan çeşitli raporlarda muhaliflerin, gazetecilerin ve avukatların ‘keyfi olarak tutuklanmaları’ ve özellikle ülkenin güneydoğusunda toplu mezarların bulunmasıyla birlikte göçmenlere yönelik ihlaller kınandı. IOM’a göre insani yardım örgütleri de gıda güvensizliğinden mustarip bir ülkede daha savunmasız hale gelen Libyalı çalışanları ve göçmenler için endişelerini dile getirdiler.