Suriye'deki yabancı savaşçılarla ilgili 4 senaryo, 3 kırmızı çizgi

Suriye'deki yabancı savaşçılar kimler ve onları ne bekliyor?

Suriye'nin kuzeyindeki Halep ilinin batısında yer alan Atarib'de bir kamyonun üzerinden zafer işareti yapan savaşçılar, 28 Kasım 2024 (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Halep ilinin batısında yer alan Atarib'de bir kamyonun üzerinden zafer işareti yapan savaşçılar, 28 Kasım 2024 (AFP)
TT

Suriye'deki yabancı savaşçılarla ilgili 4 senaryo, 3 kırmızı çizgi

Suriye'nin kuzeyindeki Halep ilinin batısında yer alan Atarib'de bir kamyonun üzerinden zafer işareti yapan savaşçılar, 28 Kasım 2024 (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Halep ilinin batısında yer alan Atarib'de bir kamyonun üzerinden zafer işareti yapan savaşçılar, 28 Kasım 2024 (AFP)

Abbas Şerife

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024 tarihinde düşürülmesine katılan ve halen Suriye'de kalmaya devam eden yabancı savaşçılar meselesi, Şam'daki yeni yönetimin karşılaştığı zorluklardan biri haline geldi. Özellikle Savunma Bakanlığı'nın yeni yönetimin yaklaşımı çerçevesinde Suriye halkının kurtuluşu için yaptıkları fedakârlıklar, yeni yönetimin politikalarına olan bağlılıkları, farkındalıklarının yüksek ve sayılarının ordunun yapısını etkileyemeyecek kadar az olmasının göz önünde bulundurularak bazılarına askeri rütbeler verme kararı almasının ve yeni yönetimin Suriye'ye dost olan hiçbir ülkeye tehdit oluşturmayacakları konusunda garanti vermesinin ardından, bu kişileri Suriye toplumuna entegre etme çağrıları ile onlara Suriye'nin güvenlik ve askeri kurumlarında herhangi bir resmi statü verilmemesi çağrıları birbiriyle çatıştı.

Suriye'nin kuzeybatısındaki yabancı savaşçıların haritası

Suriye'nin kuzeybatısındaki en fazla yabancı savaşçı Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) çatısı altında yer alıyor. HTŞ ile birlikte Suriye'nin kuzeybatısında kalan yabancı savaşçıların sayısına ilişkin kesin resmi veriler olmasa da sayılarının yaklaşık 2 bin 500 kişi olduğu tahmin ediliyor. Söz konusu yabancı savaşçılar, HTŞ'nin 2016 yılında El Kaide'den ayrıldığını açıklamasının ardından El Kaide'nin Suriye'deki kolu haline gelen Hurraseddin grubuna katılmak yerine HTŞ saflarında kalmayı tercih ettiler.

Yabancı savaşçıların HTŞ saflarında kalma kararına, Suriye sınırları dışında savaşma fikrinden koparak yerel cihatçılığı benimseme yönündeki ideolojik değişimler eşlik etti. HTŞ'nin, Suriye sınırları dışındaki hiçbir ülkeyi karşısına almamaya ve Suriye rejimiyle ve müttefikleriyle ülke sınırları içinde savaşmaya odaklanmaya dayanan politikalarına neredeyse tamamen bağlı kaldılar.

Yabancı savaşçıların HTŞ saflarında kalması kararına, yerel cihatçılığı benimseme ve Suriye sınırları dışında savaşma fikrinden kopma yönündeki ideolojik değişimler eşlik etti. Yabancı savaşçılar, HTŞ'nin, Suriye sınırları dışındaki hiçbir ülkeyi karşısına almamaya ve Suriye rejimiyle ve müttefikleriyle ülke sınırları içinde savaşmaya odaklanmaya dayanan politikalarına neredeyse tamamen bağlı kaldılar.

Suriye'deki yabancı savaşçıların milliyetlerini sıralayacak olursak ilk sırada Çin'den gelen Uygurlar (Doğu Türkistan) geliyor. Sayısal olarak en büyük gruplardan biri olan Uygurların sayısının birkaç bin olduğu tahmin ediliyor ve çoğu HTŞ'de bulunuyor. Sayı bakımından ikinci sırada Rusya'dan gelen ve savaş uzmanlıklarıyla tanınan Çeçen komutanlar ve savaşçılar yer alıyor. Üçüncü sırada Basra Körfezi havzasının yanı sıra Ürdün, Mısır, Tunus ve Fas’tan gelen Araplar bulunuyor. Dördüncü sırada Fransa, İngiltere ve Almanya'dan Avrupalılar gelse de sayıları çok az. Çünkü büyük bir kısmı ülkelerine geri döndü. Beşinci sırada ise Özbekistan, Tacikistan, Türkiye ve Arnavutluk ile diğer milletlerden az sayıda savaşçı geliyor.

HTŞ saflarındaki yabancı savaşçılar ya ayrı taburları olmayan bireysel olarak bulunan Mısırlılar ve Avrupalılar gibi etnik olmayan temelde ya da Çeçenler gibi etnik temelde ya da sayıları 150'yi bulan ‘Ecnadu'l Kavkaz’ (Kafkas Askerleri) adlı grubun üyeleri olan Çeçenler, sayıları bin 500 olan Özbekler ve Türkistanlılar ve diğerler milletlerden olan savaşçıların yanı sıra bağımsız olarak insan hakları savunuculuğu ve insani yardım alanlarında çalışan ve sayıları 200'ü geçmeyen Cezayirliler gibi etnik temelde tugaylara ve gruplara ayrılıyor.

Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından Savunma Bakanlığı'nın kurulmasıyla birlikte, Bakanlık yabancı savaşçıları Suriye ordusu bünyesinde oluşturulan askeri birimlere dağıtmaya başladı. Bu grupları şöyle sıralayabiliriz:

  • 1- Türkistan İslam Partisi (TİP). Lideri Ebu Muhammed el-Turkistani. Savaşçı sayısının 2 bin 500 olduğu tahmin ediliyor.
  • 2- Ensar’ut-Tevhid (Tevhid Destekçileri). Lideri Ebu Diyab Sarmin. 200 kadar savaşçısı olduğu tahmin ediliyor.
  • 3- Ecnadu'l Kavkaz (Kafkas Askerleri). Lideri Müslim eş-Şişani. 250 civarı savaşçısı olduğu tahmin ediliyor.
  • 4- - Çeçenler (Ecnad’uş-Şam/Şam’ın Askerleri): Lideri Ebu Abdulmelik eş-Şişani. 300 civarı savaşçısı olduğu tahmin ediliyor.

Peki, Şam'daki yeni yönetim, yabancı savaşçılarla ne yapacak?

Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, daha önce yaptığı açıklamalarda, Beşşar Esed rejiminin devrilmesine katkıda bulunan yabancı savaşçıların ‘ödüllendirilmeyi hak ettiklerini’ söylemişti. Ocak ayı ortalarında gazetecilerle bir araya gelen Şara, devrik Esed rejiminin işlediği suçların onları yabancı savaşçılara güvenmeye ittiğini, devrime katılıp rejimin devrilmesine yardımcı olduktan sonra Suriye halkını destekledikleri için ödüllendirilmeyi hak ettiklerini söyledi. Şara, bu kişilere Suriye vatandaşlığı verilebileceğini ima etti.

Suriye yönetimi, yabancı savaşçıları yeni Suriye ordusuna entegre etmeye çalışıyor. Devlet kurumlarını harekete geçirme planları arasında yabancı savaşçıları bağımsız gruplardan ayırıp birleşik bir komuta altına almak da bulunuyor.

Devlet kurumlarını harekete geçirme planları arasında yabancı savaşçıları bağımsız gruplardan ayırıp birleşik bir komuta altına almak da bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığı habere göre  yeni Suriye yönetimi, Askeri Operasyonlar İdaresi’nde görevli 50 komutanın yanında bazı yabancı savaşçıların üst düzey askeri mevkilere atandı.

Terfi edenler arasında yıllardır Arnavut Cemaati'ne (Jemati Alban) liderlik yapan Arnavutluk vatandaşı Abdul Samrez Yaşari (Ebu Katade Albani), Türk vatandaşı Ömer Muhammed Çiftçi (Muhtar et-Turki), Mısırlı Alaa Muhammed Abdulbaki ve Uygur Türkü Abdulaziz Davud Hudaverdi yer alıyor.

Bunlar arasında Tacik asıllı Mulan Tursun Abdussamed, tuğgeneral rütbesi verilen Ürdün vatandaşı Abdurrahman Hüseyin el-Hatib ve Ceyşu'l Muhaciriyn ve'l Ensar (Muhacir ve Ensar Ordusu) Komutanı Abdullah ed-Dağıstani de bulunuyor.

Suriye'deki yabancı savaşçıların akıbetine ilişkin olası senaryolar

Suriye'deki yabancı savaşçıların kaderini belirleyecek dört olası senaryo ile karşı karşıyayız gibi görünüyor. Ancak bu durum, söz konusu senaryolardan sadece birinin gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Aksine, önümüzdeki koşullara ve yabancı savaşçıların gruplaşmalarına, ideolojik farklılıklarına ve farklı milliyetlerden olan kökenlerine bağlı olarak bu senaryoların hepsi gerçekleşebilir.

  • 1- Bosna Hersek senaryosu: Entegrasyon ve yerelleştirme

Yabancı savaşçılar Suriye devletinin sınırları dışında herhangi bir tehdit oluşturmamaları, Suriyeli sivillere karşı ihlallerde bulunmamaları, Suriye’nin kanunlarına ve düzenine uymaları ve Suriye devleti içinde örgüt kurmamaları koşuluyla Suriye toplumuna entegre edilebilir ve sıradan vatandaşlar olarak kabul edilebilirler.

  • 2- Afganistan senaryosu: Herkesin ülkesine dönmesi

Yabancı savaşçı ihraç eden ülkeler, bu savaşçıların ve ailelerinin kendi ülkelerine dönmelerini kabul edebilir ve sıradan vatandaşlar gibi olmaları için onları toplumlarına yeniden kazandırmaya ve entegre etmeye çalışabilir. Bu tür savaşçıları rehabilite etmek için programları olan bazı ülkelerde bu bir çözüm olabilir, ancak güvenlik söz konusu olduğunda, bu kişiler kendilerini gözaltı merkezleri ya da cezaevlerinde bulabilir.

  • 3- Eylemsizlik koşuluyla siyasi sığınma hakkı verilmesi

Cihatçı savaşçılar hakkında veri toplamak ve veri tabanı oluşturmak isteyen bir devlet, bu kişilerin dosyalarının güvenlik bakımından ele alınması nedeniyle ülkelerine dönmeyi reddeden ve güvenlik açısından risk teşkil etmeyen cihatçıların bir bölümüne siyasi sığınma hakkı tanıyabilir. Bu kişiler, cihatçı faaliyetlerde bulunmayacaklarına dair taahhütte bulunabilir.

Şam'ın yabancı savaşçılarla ilgili olarak, yasal gerekçe olmaksızın iade edilmemeleri, devletin kontrolü dışında özel örgütler kurmalarına izin verilmemesi ve dost ülkelerin güvenliğine herhangi bir tehdit oluşturmalarına izin verilmemesi olmak üzere üç kırmızı çizgisi var.

  • 4- Irak senaryosu: Savaşçıların faaliyetlerine devam etmek için başka bir savaş alanına geçmeleri

Bazı raporlar Çeçen militan grupların daha önce HTŞ tarafından kontrol edilen Suriye’nin kuzeybatı bölgelerini terk etmeye başladığını gösteriyor. 2023 yılında Abdulhakim eş-Şişani liderliğindeki Ecnadu'l Kavkaz grubundan 170 savaşçının Ukrayna'da Rusya ordusuna ve Çeçen lider Ramzan Kadirov liderliğindeki Çeçen hükümetine bağlı güçlere karşı savaşmak üzere hareket ettiği tahmin ediliyor. Ancak Beşşar Esed rejiminin düşmesi ve Suriye'nin istikrara kavuşmasıyla birlikte yabancı savaşçıların vatandaşı oldukları ülkelerle bir mutabakat yapılabilir ve bu noktada her bir ülkeyle ayrı ayrı özel bir yaklaşım sergilenebilir.

cdfvgtrhy
HTŞ’nin Şam'daki askeri geçit töreninde yer alan maskeli savaşçılar (Reuters)

Yeni Suriye yönetiminin ordu saflarındaki savaşçılarla ilgilenme ve onları kontrol etme politikası daha önce emsaline rastlanmamış yeni bir durum değil. Yabancı savaşçılar tarih boyunca çeşitli çatışmalarda önemli roller oynamış, katkıları genellikle kabul edilmiş ve askeri rütbeler verilmiştir. Bununla ilgili önemli örneklerin başında, yabancı savaşçıların Birlik Ordusu’nun büyük bir bölümünü (yüzde 25-33'ü) Amerikan İç Savaşı (1861-1865) geliyor. Yabancı gönüllülerden oluşan uluslararası birliklerin 1930'larda İspanya Cumhuriyeti'ni desteklemek üzere katıldığı ve birçoğuna uzmanlıklarına göre askeri rütbelerin verildiği İspanya İç Savaşı da bu örneklerinden biri. 1830 yılında kurulan Fransız Yabancı Lejyonu, yabancı askerlerin terfi ve tanınma fırsatlarıyla birlikte düzenli orduya entegre edilen bir askeri yapı olarak örnekler arasında yer alıyor.

Şam'ın yabancı savaşçılarla ilgili olarak, yasal gerekçe olmaksızın iade edilmemeleri, devletin kontrolü dışında özel örgütler kurmalarına izin verilmemesi ve dost ülkelerin güvenliğine herhangi bir tehdit oluşturmalarına izin verilmemesi olmak üzere üç kırmızı çizgisi var.



Hamas'ın silahsızlandırılması için son tarih: Uyarıları ve yanlış anlamaları gidermeye yönelik “yakında” istişareler yapılması bekleniyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
TT

Hamas'ın silahsızlandırılması için son tarih: Uyarıları ve yanlış anlamaları gidermeye yönelik “yakında” istişareler yapılması bekleniyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)

İsrail aşırı sağı, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun son açıklamalarının ardından, Hamas'ı zorla silahsızlandırma tehditleri yeniden gündeme geldi. Bu karmaşık konuda ‘anlaşmaların’ ufukta belirdiği yönünde bazı sızıntılar var.

Hamas’ın Gazze’deki Siyasi Büro Üyesi Gazi Hamad, Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, konunun ‘zor ve hassas’ olduğunu söyledi. Yeni gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgi vermekten kaçınan Hamad'ın aksine Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, zorla tahliye tehditlerinin ‘arabulucuların çabalarını hiçe saydığını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak mevcut çabalarla ilgili olarak şunları söyledi:

“Bu konuda anlaşmazlık var ve müzakereler devam ediyor. İsrail'in iki yıllık savaş sırasında başaramadığını şimdi de başaramayacak. Arabulucuların çabalarıyla anlaşmaya en yakın noktaya gelindi. Ancak öncelik saldırıları durdurmak ve İsrail işgalini sona erdirmek olmalı.”

Mısırlı bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu konuyla ilgili olarak Mısır, Türkiye, Katar ve teknokratik komitenin öncülüğünde görüşmelerin sürdüğünü ve Trump'ın girişiminin başarıya ulaşmasını istediği için bu mutabakatların masadaki en önemli konular olduğunu düşündüğünü söyledi.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan uzmanlara göre Hamas'ın silahsızlandırılması konusunda arabulucuların şu anki çabaları, anlaşmanın sonuçlandırılmasına yönelik mutabakatlara yol açabilir. Uzmanlar, bu uyarıların bu yılki İsrail seçimleri öncesinde baskı ve psikolojik savaş bağlamında yapıldığını belirttiler.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Filistinli mültecileri barındıran geçici bir kampta yağmur nedeniyle su basan bir caddeden suyu tahliye etmeye çalışan bir buldozer (AFP)Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Filistinli mültecileri barındıran geçici bir kampta yağmur nedeniyle su basan bir caddeden suyu tahliye etmeye çalışan bir buldozer (AFP)

Trump'ın önerisi üzerine Gazze'de ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025’ten beri yürürlükte. Hamas'ın silahsızlandırılması, ABD'nin ocak ayı ortalarında geçeceğini duyurduğu ikinci aşamanın önemli bir parçası. Buna, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilmesi ve Gazze'yi istikrara kavuşturmak için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasının eşlik etmesi gerekiyordu.

Yeni uyarı

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, pazartesi akşamı İsrail'in Kanal 12 televizyonuna verdiği röportajda, “Önümüzdeki günlerde Hamas'a silahlarını teslim etmesi ve Gazze'yi tamamen silahsızlandırması için son bir uyarı verilmesi bekleniyor. Hamas buna uymazsa, İsrail ordusu operasyonu kendisi yürütmek için uluslararası meşruiyete ve Amerikan desteğine sahip olacak ve Hamas ortadan kaldırılmazsa kaçınılmaz olarak Gazze'ye girip işgal edecek” ifadelerini kullandı.

Hamas Sözcüsü Kasım, televizyonda yaptığı açıklamada, silahsızlanma gerçekleşmezse savaşı yeniden başlatma tehdidinde bulunan Smotrich'in ‘arabulucuların ve tüm tarafların çabalarını hiçe saydığını ve İsrail hükümetinin sükuneti sağlamaya yönelik hiçbir siyasi süreci veya uluslararası toplantıyı önemsemediğini’ söyledi. Kasım, arabulucular ve uluslararası tarafları, ateşkesi istikrara kavuşturma ve çatışmanın yeniden başlamasını önleme sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı.

İsrail, Gazze Barış Kurulu’nun 19 Şubat'ta düzenlenen toplantısı öncesinde Hamas'a toplantının yapılmasından itibaren 60 gün süre tanıyarak silahlarını teslim etmesini istedi. The Times of Israel gazetesi, İsrail Hükümeti Sekreteri Yossi Fuchs'un açıklamalarına atıfla Hamas'ın bu talebe uymaması halinde savaşı yeniden başlatmakla tehdit ettiğini bildirdi. İsrail Başbakanı Netanyahu, Gazze Barış Kurulu toplantısıyla eş zamanlı olarak yeniden inşa öncesinde Hamas'ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgularken, Trump ise Truth Social platformunda Hamas’ın tam ve acil silahsızlanma taahhüdüne uyması gerektiğini söyledi.

“Psikolojik savaş”

Mısırlı askeri ve strateji uzmanı Tümgeneral Samir Ferec, İsrail'in bu söyleminin İsrail’deki seçimler öncesinde psikolojik savaş başlatmak için kullandığını, mevcut tartışmaların savaşın yeniden başlamasından ziyade bir uzlaşmaya varacağını çok iyi bildiğini değerlendirdi.

Filistinli siyasi analist Husam ed-Ducani ise İsrail’in özellikle seçimler yaklaşırken, Netanyahu'nun hükümetini kurmasını sağlamak için çıtayı en yüksek seviyeye çıkardığı ve Hamas’ın silahsızlandırılması konusuyla ilgili abartılı bir tutum sergilediğini vurguladı. İsrail'in savaşa geri dönmesinin imkansız olduğunu düşünen Ducani’ye göre bu İsrail’in uluslararası toplum tarafından yeniden tecrit edilmesi anlamına gelir.

Hamas’ın silahsızlandırılması uyarılarına rağmen, anlaşma konuşmaları devam etti. The New York Times (NYT) gazetesi şubat ayında kaynaklara dayanarak Washington'ın Hamas'a, İsrail'i vurabilecek ağır silahları teslim etmesini, ancak ilk aşamada bazı hafif silahları elinde tutmasına izin veren yeni bir teklif hazırladığını bildirdi. NYT, teklifin birkaç hafta içinde sunulacağını bildirdi.

İsrail basınında dün yer alan haberlerde Hamas'ın silahlarıyla ilgili görüşmelerden bahsedildi. The Times of Israel gazetesi, bazı ağır silahların aracıların kontrolündeki yerlere nakledilmesi ve tünel haritalarının teslim edilmesi dahil olmak üzere, silah dosyasının yeniden düzenlenmesine ilişkin devam eden görüşmeleri ortaya çıkardı.

Hamas silahlar konusundaki tutumunu sürdürüyor. Hamas’ın önde gelen liderlerinden Halid Meşal, bir hafta önce Doha'da düzenlenen bir forumda hareketin tamamen silahsızlandırılmasını reddederek şunları söyledi:

“Halkımız hala işgal altında, bu yüzden silahsızlanma konuşmaları, dünyadaki tüm silahlara sahip olan İsrail'in halkımızı yok etme ve imha etme çabalarına kolay bir av haline getirme girişimidir.”

Meşal, Gazze Barış Kurulu’nu ‘dengeli bir yaklaşım’ benimsemeye çağırdı.

Mısırlı askeri ve strateji uzmanı Tümgeneral Ferec, mevcut görüşmelerde silahlarla ilgili bazı önerilerin sunulmasını beklerken Filistinli siyasi analist Ducani, bu konuda müzakere masasındaki farklı görüşler nedeniyle ‘açık bir belirsizlik’ olduğunu kabul ediyor.

Ferec ve Ducani, Hamas'ın silahları konusunun ‘abartıldığı’ konusunda hemfikirler ve bu silahların çoğunun şu anda ‘hafif silahlar’ olduğunun altını çizdiler.


Lübnan, ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor

Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
TT

Lübnan, ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor

Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)

Lübnan, ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanmasıyla birlikte ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor.

ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği personelinin tahliye edilmesi ve Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Raci'nin, gerginliğin artması halinde İsrail'in Beyrut havaalanı da dahil olmak üzere stratejik altyapıyı vurabilecek güçlü saldırılar düzenleyebileceğine dair ‘işaretler’ olduğu yönündeki açıklamaları, endişeleri artırdı.

Lübnan'ın Hizbullah'ın yeni bir ‘destek’ savaşına sürüklenmesini önleme çabaları sürerken, Şarku'l Avsat'ın ulaştığı Lübnan Cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklar, ‘İsrail'in askeri gerginliği tırmandıracağına dair Lübnan Cumhurbaşkanlığına herhangi bir uyarı ulaşmadığını’ doğruladı.

Kaynaklar, ‘Hizbullah'ın Meclis Başkanı Nebih Berri aracılığıyla Lübnan Cumhurbaşkanlığı’na, İran ile ABD arasında çıkabilecek bir savaşa müdahil olmayacağına dair güvence verildiğini’ açıkladılar.


ABD ilk kez Batı Şeria'daki bir yerleşim biriminde pasaport hizmetleri verecek

İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)
İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)
TT

ABD ilk kez Batı Şeria'daki bir yerleşim biriminde pasaport hizmetleri verecek

İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)
İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)

ABD’li yetkililer dün, ABD’nin bu hafta Batı Şeria'daki bir yerleşim biriminde pasaport hizmetleri vereceğini açıkladı. ABD Konsolosluğu yetkilileri, işgal altındaki topraklardaki yerleşimcilere ilk kez bu tür hizmetler sunuyor. Çoğu ülke, Batı Şeria'daki İsrail yerleşim birimlerini askeri işgalle ilgili uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediyor.

İsrail, yerleşimlerin yasadışı olduğunu reddediyor ve İsrail sağının çoğu Batı Şeria'nın ilhakını talep ediyor. Filistinliler ise gelecekte Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs'ü kapsayan bağımsız bir devlet kurmayı hedefliyor.

Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı İsrail hükümeti, yerleşimcilerin Filistin topraklarını ele geçirmesini kolaylaştıran önlemleri onayladı.

Batı Şeria'da on binlerce Amerikalı

İsrail'in sadık bir destekçisi olan ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etmesine karşı olduğunu söyledi. Ancak, yönetimi, hak gruplarının geçen yıl göreve başladığından beri arttığını söylediği yerleşim faaliyetlerini durdurmak için hiçbir önlem almadı.

Kudüs'teki ABD Büyükelçiliği, X'te yayınladığı bir gönderide, yurtdışındaki tüm Amerikalılara ulaşma çabaları çerçevesinde ‘ABD Konsolosluğu personelinin 27 Şubat Cuma günü Filistin'in Beytullahim kentinin güneyinde bulunan Efrat Yerleşim Birimi’nde rutin pasaport hizmetleri sunacağını’ belirtti.

ABD Büyükelçiliği, Filistin'in Batı Şeria bölgesindeki Ramallah kentinde, Beytullahim yakınlarındaki Beitar Illit Yerleşim Birimi’nde ve Hayfa gibi İsrail'deki kentlerde de benzer hizmetler sunmayı planladığını açıkladı. ABD, Kudüs’teki Büyükelçiliği’nde ve Tel Aviv'deki şubesinde pasaport ve konsolosluk hizmetleri sunuyor. Batı Şeria'da on binlerce ABD vatandaşının yaşadığı tahmin ediliyor.