Hamas'ın 7 Ekim sonrası ‘acil’ teklifi: 10 yıllık ateşkes ve Gazze'nin yönetiminin bırakılması

Kalıcı barış için bir şans mı yoksa yeniden kan dökülmesi için bir mola mı?

Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından el sallayan çocuklar (AFP)
Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından el sallayan çocuklar (AFP)
TT

Hamas'ın 7 Ekim sonrası ‘acil’ teklifi: 10 yıllık ateşkes ve Gazze'nin yönetiminin bırakılması

Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından el sallayan çocuklar (AFP)
Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından el sallayan çocuklar (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın rehine işlerinden sorumlu özel temsilcisi Adam Boehler'in bu ayın başlarında İsrail medyasına verdiği demeçlerde yaptığı şaşırtıcı açıklamalar sadece iddialardan ibaret olmadı. Boehler, Hamas'ın tüm esirlerin takasıyla beraber 5-10 yıllık bir ateşkes önerdiğini ve bu süre zarfında silahsızlanacağını söyledi. Boehler aynı zamanda, Hamas'ın ABD ve diğer ülkelere, İsrail için askeri bir tehdit oluşturmayacağını, gelecekte siyasete katılmayacağını ve tünel kazmayacağını garanti edeceğini ifade etti.

Hamas içindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, hareket liderliğinin bu fikri uzun süre önce ortaya attığını ve sadece on yıl için değil, daha da uzatma olasılığı olduğunu doğruladı.

Resmi bir kaynak, hareketin bu seçeneğe savaştan sonra değil, savaştan önce de açık olduğunu ve bu fikrin önceki yıllarda da masada bulunduğunu, ancak İsrail'in bunu reddettiğini açıkladı.

Kaynaklar, hareket liderliğinin silahsızlanmayı kabul edeceğine dair herhangi bir tarafa taahhütte bulunmadığını, bu meseleyi Filistinlilerin meselesi olarak gördüğünü ve bunun sadece bir durumda, bir Filistin devletinin kurulmasına izin veren açık bir siyasi yol içinde yapılabileceğini yineledi.

Yinelenen tarihsel pozisyon

Hamas'ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin, 22 Mart 2004'te öldürülmesinden yaklaşık bir buçuk yıl önce, Gazze şehrinin güneyindeki es-Sabra mahallesindeki evinin önünde göründü. İsrail'in 1967'de işgal ettiği tüm Filistin topraklarından çekilmesi, Filistinli tutukluların serbest bırakılması ve Filistin'in iç işlerine karışılmaması koşuluyla hareketinin 10 yıl ya da daha uzun süreli bir ateşkese açık olduğunu vurguladı.

vcf
Hamas mensupları ateşkes anlaşmasının bir parçası olarak İsrailli bir esiri Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) üyelerine teslim etti. (Reuters)

Yasin'in açıklamaları, İsrail hapishanelerinden Ürdün'e salıverilmesinden bir yıl sonra Gazze Şeridi'ne döndüğü 1997 yılında yaptığı önceki açıklamalarla ilgili tartışmaları doğruluyor. Yasin, hareketinin İsrail şehirlerinde gerçekleştirdiği ‘intihar’ saldırılarının ardından İsrail ile çok yıllı bir ateşkese hazır olduğunu yinelemişti.

Yasin'in öldürülmesinden sonra, Nisan 2004'te İsrail tarafından öldürülmeden önce yaklaşık bir ay boyunca Hamas'ı yöneten Abdulaziz Rantisi de aynı yaklaşımı benimsedi. Hatta 26 Ocak 2004'te, kendisinin ve Ahmed Yasin'in öldürülmesinden önce, İsrail'in Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde hareketin liderlerine karşı düzenlediği bir dizi saldırının ortasında Reuters'e verdiği demeçte, hareketinin on yıllık uzun vadeli bir ateşkesi kabul ettiğini doğruladı.

Hamas değişip güçlendikten ve 2007 yılında Filistin Yönetimi ile girdiği kanlı iç çatışmaların ardından ele geçirdiği Gazze Şeridi'ni yönetmeye başladıktan sonra bile bu fikrinden vazgeçmedi.

Aralarında eski siyasi büro şefleri Halid Meşal ve İsmail Heniyye'nin de bulunduğu Hamas liderlerinin açıklamaları, hareketlerinin 1967 sınırlarında bir Filistin devletinin kurulması ve İsrail'in tanınmaması karşılığında uzun süreli bir ateşkesi kabul ettiğini gösteriyor.

cdfergt
Gazze Şeridi'ndeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların kalıntıları arasında kurulan bir açık hava pazarı (Reuters)

Filistin devletinin kurulması, nehirden denize kadar her zaman Filistin'in özgürleştirilmesini savunan Hamas'ın vizyonunun bir parçası değildi. Hamas sözlerini eyleme dönüştürmeden önce ihanet olarak nitelediği Oslo Anlaşmaları’nı imzalayan Filistin Yönetimi’ni kınamıştı. Hamas 2017 yılında, 1948 sınırları içinde bir Filistin devleti kurulmasını öngören tüzüğünü değiştirerek 1967 sınırları içinde bir devlet kurma taahhüdünü ilan etti. Tüzük, kalan Filistin topraklarının terk edilmesini ve mültecilerin yerlerinden edildikleri topraklara geri dönüşlerinin garanti altına alınmasını vurguluyordu. Ayrıca silahlı direnişin terk edilmeyeceğini ve meşru kabul edileceğini de teyit ediyordu. Ayrıca tüzük, Hamas'ın İsrail'i tanımadığını da vurguladı. Bu pozisyon, İsmail Heniyye Hamas hükümetinin başbakanı ve yıllarca siyasi büro başkanı olarak görev yaptığı süre boyunca daha da benimsendi.

Teklifin pragmatikliği

Hareket içindeki kaynaklara göre, Hamas'ın tüzüğünü değiştirip bir Filistin devletini kabul ederken gösterdiği pragmatizm, hareketin uzun bir ateşkes ihtiyacına ilişkin görüşünün bir parçasıydı.

Ancak İsrail ve Hamas arasındaki müzakerelerin hiçbir turu uzun bir ateşkesle değil, daha ziyade açık ateşkeslerle sonuçlanmış olsa da, İsrail medyası konunun gerçekten de masada olduğunu ortaya koydu.

Aralık 2013'te üst düzey bir Mossad yetkilisi Kanal 13'te yayınlanan bir programda Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal'e 1997 yılında Ürdün'de düzenlenen suikast girişiminin perde arkasını anlattı. O dönem Şeyh Yasin serbest bırakıldı ve Ürdün'le ilişkilerden sorumlu yetkili vasfıyla dönemin Ürdün Kralı Hüseyin'le görüşerek Hamas'ın 10 yıl sürecek uzun vadeli bir ateşkes önerisini iletti. Bu süre zarfında Hamas, İsrail şehirlerindeki şiddetli bombalı saldırılarına son verecekti. Ancak Tel Aviv yönetimi bunu ciddiye almadı ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Meşal'e yönelik operasyon kararını onayladıktan günler sonra öğrendiği bu mesajı görmezden geldi.

Mossad'ın eski başkanı Efraim Halevi'nin Kanal 12'ye daha önce verdiği bir röportaja göre İsrail, Yasin'in öldürülmesinden yedi yıl evvel hareketle 30 yıllık bir ateşkes ilan etme teklifini reddetmişti. Yasin bu teklifi Ürdün ve diğer tarafların arabuluculuğuyla kendisi yapmıştı. Bu, Hamas ya da başka herhangi bir kaynak tarafından doğrulanmadı.

ewfr
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ta bulunan balıkçı barınağına yapılan İsrail saldırısının ardından alanı inceleyen Filistinliler (AFP)

Hamas'ın kabul edilemez önerisinin, hareketi doğrudan müzakereler yoluyla istikrarı sağlamaya yönelttiği anlaşılıyor ki bu da Musa Ebu Merzuk'un 2014 savaşından sonra Hamas'ın siyasi büro başkanı olarak Meşal'in yardımcısıyken İsrail'le müzakereleri önermesini açıklıyor.

Ebu Merzuk, Kudüs TV'ye verdiği demeçte, Hamas'ın İsrail'le müzakere yapma olasılığına ilişkin bir soruya cevaben şunları söylemişti: “Yasal olarak işgalle müzakere etmekte yanlış bir şey yok; silahlarla müzakere ettiğiniz gibi, kelimelerle de müzakere edersiniz. Bence durum olduğu gibi kalırsa buna bir itiraz yok. Çünkü bu neredeyse tüm insanlar arasında popüler bir talep haline geldi ve Hamas kendisini bu davranışa mecbur hissedebilir.”

sdfrg
Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Cibaliye'deki yıkımın ortasında çamurlu bir yolda yürüyen yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

Şarku’l Avsat'a konuşan Hamas kaynakları bu önerinin, yani uzun bir ateşkes anlaşması için İsrail ile doğrudan müzakerelerin, hareketin çeşitli çerçevelerinde sık sık tartışıldığını söyledi. Kaynaklar, söz konusu önerinin 2005'teki ateşkes müzakerelerinde, 2014'teki İsrail saldırılarından sonra ve 2016'da olduğu gibi bazı dönemlerde arabulucular tarafından ortaya atıldığını, ancak herhangi bir sonuca ulaşılamadığını belirtti.

Kaynaklara göre hareketin politikaları ve fikirleri kapalı değil, aksine açık ve zaman içinde gelişti.

Acil hale gelen ateşkes

Hareketin uzun bir ateşkese yönelik vizyonu on yıllardır aynı kaldıysa da ateşkesin gerekçeleri ve ateşkesi talep etme nedenleri 7 Ekim 2023'ten sonra değişti. Hareketin kuruluşundan bu yana her düzeyde en büyük darbeyi aldığı bir sır değil ve Gazze Şeridi'ndeki mevcut savaşta uğradığı zararın boyutu da gizlenemez.

Yazar ve siyasi analist Mustafa İbrahim, Hamas'ın karakteristik özelliğinin genç ve fikirlerinde yenilenebilir olması ve farklı dönemlerde politikalarını değiştirmesi olduğunu söyledi.

İbrahim'e göre bu durum Hamas'ı farklı ve üstün kılıyordu, ancak bu durum her şeyin değiştiği 7 Ekim'e kadar geçerliliğini korudu.

İbrahim, 7 Ekim saldırısının hareketin kendisi ve popülaritesi üzerindeki sonuçlarının, hareketin her düzeyde gelecekteki kararlarında önemli bir faktör olduğunu vurguluyor.

İbrahim'e göre hareket üzerindeki ilk önemli etki, Gazze Şeridi'ndeki yönetimden vazgeçmesinde görülebilir.

Hamas, devam eden müzakerelerin bir parçası olarak Gazze Şeridi'nin yönetiminden vazgeçme isteğini gizlemiyor, ancak bunun ulusal bir anlaşma çerçevesinde yapılmasını ve son Arap Birliği zirvesinde kabul edilen Mısır önerisinde öngörüldüğü gibi Filistin genel seçimlerinin bir yıl içinde yapılmasını şart koşuyor.

Hamas iktidarı bırakmanın yanı sıra uzun vadeli bir ateşkesi de yeniden gündeme getirdi.

Savaşçıların dinlenmesi ve yeniden toparlanma

Hamas içindeki kaynaklar, Şeyh Ahmed Yasin'in bu fikri ilk ortaya attığında öncelikle ölümlerin durdurulmasına dayandığını, ancak bugün bu önerinin arkasında ‘mevcut savaştan sonra yeniden toparlanmak için bir nefes almak ve Filistin Yönetimi, gruplar ve İsrail ile ilişkiler de dahil olmak üzere kapsamlı bir gözden geçirme yapmak’ gibi birçok başka hedef olduğunu söyledi.

dfergt
Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki Hamas mensupları (AFP)

Kaynaklar, “Hamas, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Filistin Ulusal Konseyi’ni yeniden inşa etmek ve onlara katılmak için tüm gruplarla kapsayıcı bir ulusal anlaşmaya varmaya çalışacaktır” dedi.

Kaynaklar, Gazze Şeridi'nde binlerce savaşçısını kaybeden Hamas'ın mevcut savaşın ardından lider kadrosunun ve savaşçılarının kan tazelemeye ihtiyacı olduğunu kabul etti.

Kaynaklar, “Savaş sırasında hareket, saha koşullarına göre ve pozisyonları üstlenirken iç yönetmeliklere göre takip ettiği organize bir çalışma içinde boşlukları doldurmaya devam etti, ancak yine de durumu kontrol etmemiz gerekiyor. Hareket savaştan ciddi şekilde etkilendi ve şimdi kendini yeniden inşa edebilmek için uzun süreli bir ateşkese ihtiyaç duyuyor” ifadelerini kullandı.

İsrail saldırılarına yeniden başlamadan önce ilk aşaması 58 gün süren ateşkes döneminde Hamas, geçici ateşkesi yeniden toparlanmak ve örgütü siyasi, idari ve askeri olarak yeniden yapılandırmaya çalışmak için kullandı.

Hareket, takas anlaşmaları sırasında gücünü göstermeye çalıştı ve İsrail'e meydan okuma mesajları gönderdi.

Ancak İsrail, Muhammed el-Cemasi ve Yaser Harb gibi siyasi büro üyeleri ya da İsam ed-Dalis gibi hükümet figürleri veya Kassam Tugayları Gazze Tugayı Komutan Yardımcısı Ahmed Şemali gibi askeri figürler de dahil olmak üzere saflarını yeniden düzenlemeye çalışan liderleri öldürerek art arda saldırılarla karşılık verdi.

Yeni savaşçılar

Hamas yıllar boyunca yeni nesil savaşçıları yetiştirmek ve saflarına katmak için çalıştı; özellikle de Filistinli genç nesil için uğraştı. Bunların bir kısmı 7 Ekim saldırısına katıldı. Diğerleri ise boşlukları doldurmak için kullanıldı ve İsrail kara kuvvetlerine karşı saldırılara katılmak üzere yeniden aktif hale getirildi.

Şarku’l Avsat, Hamas'ın gençleri devşirmedeki başarısıyla ilgili özel bir haber yayınladı. İsrail araçlarına zırh karşıtı füze atma talimatlarını içeren bir broşür ve kitapçığın fotoğraflarını okurlarıyla paylaştı.

fvgbhy
Gazze Şeridi'nin Han Yunus kentinde 15 Şubat 2025 tarihinde çekilen fotoğrafta, İslami Cihad Hareketi ve Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'ndan savaşçıların, üç İsrailli esirin Kızılhaç temsilcilerine teslimi sırasında alanda konuşlandığı görülüyor. (DPA)

Siyasi analist Mustafa İbrahim şunları söyledi: “İsrail'in acımasız savaşının ardından Hamas'ın binlerce liderini ve savaşçısını kaybettikten sonra kan tazelemeye çalıştığı kesin. Bir anlaşmaya varılması halinde uzun vadeli ateşkesin ana hedeflerinden biri de bu olacaktır.”

ABD'nin de dahil olduğu, belki de uzun yıllar sürecek kalıcı bir ateşkese ulaşma çabaları başarılı olursa, İsrail'in ısrarı ve Arapların hareketi sahneden silme inancı karşısında Hamas'ın hayatta kalma ve kendini yeniden şekillendirme kabiliyeti sorgulanmaya devam edecek.

Onlarca yıl süren çatışmaların ve bir buçuk yıldan fazla süren kanlı savaşın ardından İsrail bu fikri yenmeyi başaramadı. Örgütün kendisini yenmek istiyor ki bunun da harekete uzun yıllar mühlet vererek gerçekleşmesi pek mümkün değil.



Şam, Haseke vilayetinin güvenliğini sağlamaya yönelik kapsamlı bir planı duyurdu

Nureddin el-Baba, el-Hol kampı hakkında düzenlediği basın toplantısında (İçişleri Bakanlığı)
Nureddin el-Baba, el-Hol kampı hakkında düzenlediği basın toplantısında (İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam, Haseke vilayetinin güvenliğini sağlamaya yönelik kapsamlı bir planı duyurdu

Nureddin el-Baba, el-Hol kampı hakkında düzenlediği basın toplantısında (İçişleri Bakanlığı)
Nureddin el-Baba, el-Hol kampı hakkında düzenlediği basın toplantısında (İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmaya uygun olarak, Suriye ordu birliklerinin Haseke vilayetine girişiyle eş zamanlı olarak vilayetin güvenliğini sağlamak için bir güvenlik konuşlandırma planı hazırladığını duyurdu.

Bakanlık sözcüsü Nureddin el-Baba, düzenlediği basın toplantısında, bakanlığın ilk andan itibaren "el-Hol kampı"nın güvenliğini yeniden sağlamak, duvardaki açıklıkları kapatmak ve çevresini güvence altına almak için çalışmalara başladığını, ayrıca tutukluların verilerini ve kimlik belgelerini incelediğini ve Suriye'nin tamamını kapsayan birleşik bir veri tabanı oluşturmak için çalışmaların devam ettiğini açıkladı.

Bakanlık sözcüsü, el-Hol kampındaki insani durumu "her açıdan şok edici" olarak nitelendirdi ve binlerce insanın altyapıdan yoksun yarı çöl bir bölgede yıllarca zorlu koşullar altında tutulduğunu belirtti. Sözcü, kamp hakkında daha önce bildirilen her şeyin "abartmalar" nedeniyle daha yakından incelenmesi gerektiğini ifade etti.


Lübnan: Ajanların itirafları, Hizbullah'a nüfuzun ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor

Hizbullah destekçileri, komutan Hüseyin Yaghi'nin cenaze töreninde (AFP)
Hizbullah destekçileri, komutan Hüseyin Yaghi'nin cenaze töreninde (AFP)
TT

Lübnan: Ajanların itirafları, Hizbullah'a nüfuzun ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor

Hizbullah destekçileri, komutan Hüseyin Yaghi'nin cenaze töreninde (AFP)
Hizbullah destekçileri, komutan Hüseyin Yaghi'nin cenaze töreninde (AFP)

Lübnan'daki ajanların itirafları, Hizbullah'ın maruz kaldığı sızmanın boyutunu ortaya koydu.

Geçtiğimiz hafta İsrail ile iş birliği suçlamasıyla tutuklanan güneydeki Ensar kasabasında yaşayan "A.M." ile yapılan soruşturmalar, kendisinin Mossad'a imha edilen yerlerin kesin konumları hakkında proaktif bir şekilde bilgi verdiğini ve hatta bazıları Hizbullah'ın füze depolarına ve insansız hava aracı fabrikalarına ait olan askeri tesislerin koordinatlarını verdiğini ortaya koydu.

2020 yılında örgüte katılan ve en son tutuklanan şahsın durumu, gerçekleştirdiği görevler göz önüne alındığında belki de en ciddi olanıdır. Bu şahıs, Mossad'a Hizbullah üyeleri ve telefon numaraları hakkında bilgi vermiş, ayrıca partinin Güney Lübnan'da kullandığı buldozerlerin ve ağır makinelerin türlerini ve sahiplerini belirlemiştir. Tutuklanan şahıs, İsrail'i ziyaret ettiğini de itiraf etmiştir.

Bu arada, Hizbullah dün, saldırının İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'i hedef alması veya İran rejimini devirmeyi amaçlaması durumunda İran'a karşı olası bir savaşta askeri müdahale tehdidinde bulundu. Bir Hizbullah yetkilisi, Washington'un "sınırlı" saldırılar başlatması durumunda grubun askeri müdahalede bulunmayı düşünmediğini, ancak Hamaney'i hedef almanın "kırmızı çizgi" teşkil ettiğini ifade etti.


Suriye hükümeti, Suveyda vilayetindeki Dürzi gruplarla tutukluları takas etti

Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
TT

Suriye hükümeti, Suveyda vilayetindeki Dürzi gruplarla tutukluları takas etti

Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)

Suriye’nin güneyindeki Suveyda vilayetinin Medya İlişkileri Birimi Müdürlüğü, hükümet ile kentin kontrolünü elinde bulunduran Dürzi gruplar arasında ‘tutuklu ve esir değişimi’ operasyonu gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu, taraflar arasında geçen yaz kentte yaşanan ve ölümlere yol açan çatışmalardan bu yana yapılan ilk kapsamlı değişim operasyonu oldu.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, değişim kapsamında Şam, Adra Cezaevi’nde tutulan 61 Dürzi grup mensubunu serbest bırakırken; karşılığında Şeyh Hikmet el-Hicri’ye bağlı Ulusal Muhafızlar tarafından 25 Suriye hükümeti unsurunun serbest bırakılması sağlandı. Operasyon, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) gözetiminde gerçekleştirildi.

VFEDV
Havadan çekilen bir fotoğrafta, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Suveyda vilayetinde Dürzi savaşçılar ile Bedevi kabileleri arasında yaşanan ölümcül çatışmaların ardından tahrip olmuş bir tankın kalıntıları görülüyor, 25 Temmuz 2025. (Arşiv – Reuters)

Geçtiğimiz temmuz ayında Suveyda’da mezhep temelli çatışmalar yaşandı; olaylar Dürzi savaşçılar ile Bedevi aşiretleri arasında patlak verdi. Çatışmalar, hükümetin kenti kontrol altına almak amacıyla birliklerini göndermesiyle daha da şiddetlendi.

Mücadeleler sırasında, Dürzileri destekleyen İsrail, Şam yönetimine karşı hava saldırıları düzenledi. Günler süren şiddetin ardından aynı ay, çatışmaları sona erdirmek amacıyla kapsamlı bir ateşkes ilan edildi; olaylar sırasında yüzlerce kişi hayatını kaybetti.

FR5TGHT5
Suriye'nin Suveyda kentinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takası töreni sırasında güvenlik görevlileri ve yetkililer, esirleri taşıyan otobüslerin yanında toplandı. (AFP)

AFP ekibi, Suveyda’nın kuzey kırsalındaki el-Metune beldesinde iki büyük otobüsün Şam yakınlarındaki Dera Cezaevi’nden tutukluları indirdiğini gözlemledi. Otobüsler, hükümet güçleri ve ICRC ekipleri eşliğinde kente hareket etti, ardından bir ambulans ve ICRC aracı eşliğinde Suveyda’ya doğru yol aldı.

Kısa bir süre sonra aynı noktaya, hükümet kontrolü dışında kalan bölgelerde faaliyet gösteren Ulusal Muhafızlar’ın elinde bulunan güvenlik ve ordu mensubu esirleri taşıyan bir otobüs ulaştı.

Suriye devlet televizyonu, tutuklu değişim operasyonunun güvenliğini sağlamak için İç Güvenlik Güçleri’nin Şam-Suveyda yolunda yoğun güvenlik önlemleri aldığını bildirdi.

GRB
Suveyda’da Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında gerçekleştirilen esir takasında esirleri taşıyan bir otobüs, 26 Şubat 2026 (AFP)

Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, özellikle Suveyda’daki İç Güvenlik Güçleri’nin devlet ile yasadışı gruplar arasında gerçekleştirilen tutuklu değişimi operasyonunda yoğun çaba sarf ettiğini açıkladı.

El-Baba, Suriye el-İhbariyye televizyonuna yaptığı açıklamada, “Bugün 86 aileye sevinç getiren bir değişim operasyonunu başarıyla gerçekleştirdik. Yasadışı grupların elinde rehin tutulan 25 Suriye vatandaşının serbest bırakılmasını sağladık” dedi.

El-Baba ayrıca, “Devletin elindeki 61 tutuklu serbest bırakıldı” bilgisini vererek, bunun ‘Suveyda’da durumu yatıştırma ve Suriye ulusal birliği çerçevesinde barışçıl ve siyasi çözüm adımlarını öngören Amman Anlaşması’ kapsamında gerçekleştiğini belirtti.

El-Baba, yasadışı grupların hâlâ kayıpların durumu hakkında bilgi vermeyi reddettiğini ifade ederek, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması için uluslararası çabaların sürdüğünü vurguladı.

BFFRGB
Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden (ICRC) bir yetkili, Suriye’nin güneyindeki Suveyda’nın dış mahallelerinde Bedevi kabileleri ile Dürzi gruplar arasında yapılan takası denetliyor. (SANA)

Diğer yandan ICRC Suriye Delegasyonu Başkanı Stephan Sakalian yaptığı açıklamada, ‘aylarca yakınlarını beklerken endişe içinde kalan ailelerin yeniden bir araya gelmesinde rol oynayan tüm taraflara’ teşekkür etti.

Sakalian, “Bu operasyonun, diğer olası serbest bırakma girişimlerine ve tüm taraflar arasında insani konulara ilişkin diyaloğa zemin hazırlamasını umuyoruz. Bu kapsamda, Temmuz 2025’ten bu yana güney Suriye’deki düşmanlıklar nedeniyle kaybolan kişilerin akıbetinin ve yerlerinin belirlenmesi de gündeme gelebilir” dedi.

20 Temmuz’dan itibaren ateşkes sağlanmış olsa da durum halen gerginliğini koruyor ve Suveyda’ya ulaşım güçlüklerle devam ediyor. Dürzi sakinler, hükümetin kontrolü dışında kalan bölgeleri abluka altına aldığını ve buralarda on binlerce yerinden edilmiş kişinin bulunduğunu iddia ediyor; Şam ise bunu reddediyor.