Türkiye, İsrail ve Suriye'de uzlaşı arayışı

Ortak çıkarlar iki ülkeyi stratejik bir ittifak kurmaya iterken Trump, Netanyahu'yu makul olmaya çağırdı

Türkiye-İsrail çatışmaları gerginliğin ötesinde, askeri çatışmanın gerisinde (AFP)
Türkiye-İsrail çatışmaları gerginliğin ötesinde, askeri çatışmanın gerisinde (AFP)
TT

Türkiye, İsrail ve Suriye'de uzlaşı arayışı

Türkiye-İsrail çatışmaları gerginliğin ötesinde, askeri çatışmanın gerisinde (AFP)
Türkiye-İsrail çatışmaları gerginliğin ötesinde, askeri çatışmanın gerisinde (AFP)

İsmail Derviş

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara ile Tel Aviv arasında Suriye ile ilgili yaşanan gerilime ilişkin açıklamaları, başta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu olmak üzere herkesi şaşırttı. Netanyahu’ya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın bir ilişkisi olduğunu söyleyen Trump, Netanyahu’nun makul olması gerektiğini belirterek, “Türkiye ile bir problemin varsa bunu çözebilirim” dedi.

Trump'ın bu ifadeleri, ABD için İsrail'in aşılamayacak bir kırmızı çizgi olması ve tüm dünyanın ABD tarafından İsrail’e Gazze Şeridi ve Lübnan'a karşı savaşında verilen sarsılmaz desteğe tanıklık etmesinden dolayı şaşırtıcıydı. Ancak mesele Türkiye ile olası bir çatışmaya ilişkin endişelere geldiğinde, Türkiye Washington'ın bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri olduğundan olay başka bir boyut kazandı.

Türkiye ve İsrail arasındaki anlaşmazlıklara rağmen, Ankara ve Tel Aviv arasında diplomasi dilinin hâkim olduğu stratejik ve tarihi ilişki, gerginliğin azaltılmasına ve muhtemelen bir anlaşmaya varılmasına katkıda bulunabilir.

Çatışmaları önleyecek bir anlaşmaya varılması

Suriyeli bir kaynak Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada: “Şu an bir anlaşmadan söz ediliyor, ancak bu anlaşma bir ayrılma anlaşması değil, bir çatışmasızlık anlaşması. Çünkü aslında Türkiye ile İsrail arasında Suriye'de bir çatışma yok, başka bir deyişle anlaşma, Suriye hava sahasında bir İsrail uçağı varsa, gideceği yerin bildirilmesi için sınırların çizilmesini öngörüyor” ifadelerini kullandı.

sdfrgt
Ankara ve Tel Aviv arasında, iki taraf arasında olası çatışmaların önlenmesini ve Suriye'nin orta kesimlerinde Türkiye’nin askeri üsler kurmasını garanti altına alan bir anlaşma imzalanabilir (AFP)

Suriyeli kaynak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Genel olarak Suriye arenasında bir tür dengeye ihtiyaç var. Türkiye mevcut politikalarını sürdürerek İsrail'in Suriye topraklarını işgal etme girişimini engelleyebilir. Bunun için Şam ve Ankara hükümetleri arasında resmi bir anlaşma var. Bu da bunun her iki ülkenin de ortak çıkarına olduğu anlamına geliyor. İsrail ile Suriye'nin kuzeydoğusunda Türkiye'nin ulusal güvenliğini tehdit eden silahlı gruplar arasında doğrudan bir temas olması halinde, Türkler de onların ulusal güvenliklerini etkileyecektir.”

Suriyelilerin Türkiye'ye güveni

Şarku'l Avsat'ın  Indepenedent Arabia'dan aktardığına göre Birleşmiş Milletler (BM) Koordinatörü Ammar Ebu Halava yaptığı özel açıklamada, “Bugün Suriyeliler olarak Türkiye'nin siyasi diplomasisine güvenmemize bir engel yok. Çünkü Türkiye Suriye halkının isteklerini boşa çıkarmadı. Türkiye ister yardım elini uzatarak ya da sınırlarının istikrarını koruyarak olsun Suriye halkına karşı herhangi bir olumsuz davranışta bulunmadı. Türkiye de istikrarlı bir ülkedir ve Suriye'nin egemenliğinden ödün vermediği sürece Suriyeliler olarak bizim için uygun olan her türlü anlaşmaya açığız” ifadelerini kullandı.

Gelecekte bir çatışma yok

Öte yandan Türkiye ile İsrail arasında Suriye'de gelecekte bir çatışma yaşanmayacağını vurgulayan gazeteci yazar ve siyaset uzmanı Firas Rıdvanoğlu şunları söyledi:

“Suriye'de Türkiye ile İsrail arasında gelecekte bir çatışma olmayacak. ABD’nin, bizzat Başkan Trump’ın İsrail'den Türkiye ile bir çözüm bulmasını istediğinde ortaya koyduğu tutumuna tanık olduk. Trump’ın bu açıklamaları, İsrail'in Suriye dosyasında Türkiye'ye karşı duruşunun ABD tarafından reddedildiğinin bir göstergesidir. Çünkü Suriye dosyasında yapılacak herhangi bir hata büyük bir savaşa yol açabilir. Suriye'deki durum, Lübnan'ın güneyinde duruma benzemez. Zira Hizbullah bölgesel olarak desteklenmiyor olabilir, ancak Şam bölgede önemli bir düğüm noktası olduğundan Suriye'deki durum farklı. Bu yüzden ABD, İsrail'in iddialarını reddetti.”

İstikrar arayışı

Rıdvanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin Suriye’de kurmak istediği askeri üslere gelince, Türkiye bu üsleri nereye kuracağını İsrail'in isteklerine göre değil, kendine nasıl uygun geliyorsa ona göre seçecektir. Türkiye’nin bu üsleri Suriye'nin kuzeyi, güneyi, batısı ve doğusundaki tüm sınırlarını gözetlemek amacıyla Suriye'nin merkezinde kuracağı tahmin ediliyor. Öte yandan Suriye hükümeti İsrail ile bir çatışma istemiyor. Türkiye ile İsrail arasında da Suriye’de bir çatışma yaşanmasını istemiyor. Suriye açıkça istikrar istediği ve İsrail’in de bu istikrara hizmet etmek için ne yapması gerekiyorsa onu yapması gerektiği mesajını veriyor.

Güvenlik koordinasyonu

Türkiye ile İsrail arasında güvenlik alanında kesinlikle bir koordinasyon olduğuna ve bu koordinasyonun herkes için en iyisi olduğuna inanan Rıdvanoğlu, “İsrail'in Türk hükümeti aracılığıyla Suriye'ye mesajlar göndermesi mümkün olduğu gibi Suriye'nin de Türkler aracılığıyla İsrail'e mesajlar göndermesi mümkün. Ancak Türkiye’nin Suriye'deki askeri varlığına ilişkin karar, Ankara ve Şam arasında alınması gereken ortak bir karardır ve akıllıca alınmalıdır. Genel olarak uluslararası toplum, ABD ve Avrupa, Suriye'de istikrarın sağlanması yönünde bir eğilim gösteriyor” şeklinde konuştu.

Karşı karşıya gelme korkusu

Suriyeli akademisyen ve araştırmacı Abdurrahman en-Nayif, Independent Arabia’ya yaptığı özel açıklamada, Türkiye ve İsrail arasında Suriye'de yaşanan gerilimin her geçen gün arttığını ve Suriye'nin bir kez daha askeri çatışmaya sürüklenme korkusuyla uluslararası bir rekabet alanı haline geldiğini söyledi. Bu durumun İsrail'in güneydeki kara harekâtından Suriye'nin derinliklerindeki hava saldırılarına kadar uzanan ve Türkiye'nin Suriyelilerin acı çekmeye devam etmelerine neden olacağını ve ülkede istikrarın sağlanmasını engelleyeceğini düşündüğü provokatif hamlelerinden kaynaklandığını ifade eden Nayif, “Türkiye için Suriye'nin istikrara kavuşması kendi çıkarına, zira bu kendi sorunlarının bir kısmını çözecek. Ancak Ankara ile Tel Aviv arasında askeri bir çatışma yaşanmayacak. Çünkü Türkiye bölgesel bir güç ve NATO üyesi. İsrail ise provokasyon tutkusuyla mümkün olduğunca çok şey kazanmayı amaçlıyor” yorumunda bulundu.

dfrgt
Gözlemciler Türkiye'nin Suriye dosyasındaki en önemli aktörlerden biri olduğunda hemfikir (AFP)

İsrail'in düzenlediği saldırıların Türkiye'ye açık bir mesaj vermeyi amaçladığını düşünen Nayif’e göre bu saldırılar bölgesel barışı tehdit ediyor ve terörizmi körüklüyor. Ankara ise Suriye'nin istikrara kavuşmasını istiyor. Çünkü Suriye, özellikle Kürt meselesinde Türkiye'nin istikrarı için kilit bir faktör. Dolayısıyla Suriyeliler anlayış göstermeli, çünkü Suriye tükenmiş durumda.

Siyasette ticaret

Harmoon Araştırmalar Merkezi'nde araştırmacı olan Muhammed es-Sukkari, Beşşar Esed rejiminin düşmesi ve Şam’da yeni bir yönetimin kurulmasının Suriye dosyasındaki bölgesel aktörlerin değişmesine ve dönüşmesine katkıda bulunduğunu söyledi. Belki de en önemli değişikliklerden birinin Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana türünün ilk örneği olan İsrail ile Türkiye’nin coğrafi olarak yakınlaşması olduğunu vurgulayan Sukkari, “İsrail'in sadece çıkarları değil, Washington'daki siyasi itibarı da dahil olmak üzere çeşitli endişeleri var. Dosyayla ilgili güç dengelerini yeniden çizen bu itibar, siyaseti ticarete benzer bir durum olarak gören Trump'ın yaklaşımını etkileyebilir ve Suriye dosyasında İsrail ve Türkiye de dahil olmak üzere ittifaklarını geleneksel politikalardan uzaklaşarak bölgesel değişkenleri maksimize eden etkileşimli politikalara doğru yeniden formüle etmesine neden olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Trump'ın son açıklamalarının İsrail'in artık Suriye'deki tek güç olmadığının ve Türkiye'nin Suriye içindeki ağırlığını arttırarak yeni angajman kuralları çizebileceğine dair işaretler taşıdığına dikkati çeken Sukkari, “Ancak bu kez durum sadece İsrail'in değil, Türkiye'nin de işine geliyor. Bu da iki tarafı çatışmak yerine koordinasyon kurmaya itiyor. Washington'ın Suriye'de İsrail ve Türkiye arasındaki angajman kuralları meselesini çözmek istediğine ve Trump'ın yeni politikasına (bölgede barış) hizmet etmediği için yeni bir savaşa sürüklenmek istemediğine inanıyorum. Tüm bu gerçekler, ABD'nin arabuluculuğuyla Suriye meselesinde ve İsrail ile Türkiye’nin yeni varlığının niteliği konusunda siyasi bir anlaşmaya varma olasılığının arttığını gösteriyor. Mümkün olan en yüksek kazanımları elde edebilecek gerilimin sürekli tırmandırılması bağlamı dışında arabuluculuk dosyası çözüme kavuşturulmadan kuralların belirlenmesi zor olabilir. Türkiye'nin şüphesiz Suriye'nin orta kesimlerinde askeri üsler kurmaktan ziyade Şam ile Türkiye'nin nüfuzunu arttıracak bir ortak savunma anlaşması imzalamayı istiyor” ifadelerini kullandı.

Diğer oyuncular

Öte yandan siyasi uzman Nureddin el-Baba, Suriye'de Türkiye ile İsrail arasında tansiyonun düşeceğini ve öngörülebilir bir gelecekte bir çatışmaya dönüşmeyeceğini düşünüyor. Türkiye’nin Suriye'de askeri üsler kurmasının Türkiye ile İsrail arasında değil, Suriye ile Türkiye arasında bir anlaşmanın yapılmasını gerektirdiğini ifade eden Baba, “Temelde iki taraf arasında bir anlaşma imzalanana kadar iki taraf arasında bir çatışma yok ve her iki taraf da gelecekte çatışma niyetinde değil” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye ve İsrail arasında Türkiye'den daha fazla arabuluculuk yapabilecek taraflar olduğunu söyleyen Baba, bu tarafların kimler olduğunu söylemekten kaçındı.

Türk akademisyen ve siyasi uzman Tuşkan Tarık, Ankara ile Tel Aviv arasında olası çatışmaların önlenmesini ve Türkiye tarafından Suriye'nin orta kesimlerinde askeri üsler kurulmasını garanti altına alan bir anlaşma imzalanmasının mümkün olduğunu söyledi. Türkiye ve İsrail arasında Suriye konusunda koordinasyon olduğuna dikkat çeken Tarık, Türkiye'nin Suriye ve İsrail arasında arabulucu rolü oynayabileceğini belirtti.

Türkiye'nin Suriye dosyasındaki en önemli aktörlerden biri olduğu, Şam'ın Türkiye'nin ülkedeki rolünden memnuniyet duyduğu, Türkiye ile stratejik bir ittifak kurmak istediği konusunda hemfikir olan gözlemciler, Ankara ve Tel Aviv arasında doğrudan askeri bir çatışma olmayacağını ve silahların başaramadığını diplomatik yollarla başarabileceklerini vurguladılar.



İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarında 11 Filistinli öldürüldü

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)
Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)
TT

İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarında 11 Filistinli öldürüldü

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)
Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)

Sağlık görevlileri, dün Gazze Şeridi'nde İsrail'in düzenlediği ayrı saldırılarda en az 11 kişinin öldüğünü söyledi. İsrail ordusu, bu saldırıların militanların başarısız roket saldırısına yanıt olarak düzenlendiğini açıkladı.

Sağlık görevlileri, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un batısındaki bir çadıra düzenlenen İsrail saldırısında, çocuklar da dahil olmak üzere en az 4 kişinin öldüğünü ve 3 kişinin yaralandığını bildirdi. Başka bir saldırıda ise şehrin doğusunda, İsrail ordusunun bulunduğu bir mevki yakınlarında bir kişi öldü.

dfrgt
Filistinliler, Gazze'nin güneyindeki Refah'a İsrail'in düzenlediği hava saldırısının ardından evlerin enkazında arama yapıyor (Reuters)

Sağlık yetkilileri dün, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de, yerinden edilmiş ailelerin barındığı bir okula düzenlenen İsrail hava saldırısında bir kişinin öldüğünü, bir başka hava saldırısında ise Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah yakınlarında bir çadırda bir kişinin öldüğünü açıkladı.

Gazze Şehri'nin Zeytun mahallesine düzenlenen ayrı bir hava saldırısında ise 4 kişi daha öldü.

İsrail ordusu, Gazze Şehri bölgesinden İsrail'e doğru bir roket fırlatılmasının ardından, Hamas militanlarını, roket fırlatma rampalarını ve "terörist altyapı" olarak adlandırdığı unsurları hedef aldığını belirtti.

Roketin İsrail'e ulaşmadan önce Gazze'deki bir hastanenin yakınına düştüğünü belirten İsrail, Hamas'ı ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle suçladı.

Hamas'tan bir kaynak Reuters'e yaptığı açıklamada, hareketin İsrail'in iddialarını araştırdığını belirtti.

Ekim ayında varılan ateşkes, yaygın çatışmaları durduran ilk aşamadan öteye geçmedi. İsrail, Gazze Şeridi'nin yarısından az bir kısmından çekildi ve Hamas savaşçıları, Filistinli tutukluların ve mahkumların serbest bırakılması karşılığında hayatta olan rehineleri ve ölen rehinelerin cenazelerini teslim etti.

hyjuı
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısında hasar gören ve enkaz altında kalan bir evin kalıntıları arasında eşya arayan çocuklar (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın henüz üzerinde anlaşmaya varılmamış olan planının sonraki aşamaları, Hamas'ın silahsızlandırılmasını, İsrail'in daha fazla çekilmesini ve Gazze'nin uluslararası destekli bir yönetim gözetiminde yeniden inşasını öngörüyor.

Ancak, bu aşamalarda önemli bir ilerleme kaydedilmedi. Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 400'den fazla Filistinli ve 3 İsrail askeri öldürüldü. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Gazze'nin iki milyondan fazla sakininin neredeyse tamamı, İsrail güçlerinin çekildiği ve Hamas'ın kontrolünü geri kazandığı küçük bir alanda geçici barınaklarda veya hasarlı binalarda yaşıyor.

Anlaşmanın mevcut aşamasında İsrail, Gazze'de kalan son rehinenin cenazesinin iadesini bekliyor. Başbakan Binyamin Netanyahu'ya yakın bir İsrailli yetkili, Hamas cesedi iade edene kadar İsrail'in anlaşmanın bir sonraki aşamasına geçmeyeceğini söyledi.

İsrail, ABD'nin desteklediği Gazze Şeridi planının bir başka koşulu olan Gazze ile Mısır arasındaki Refah sınır kapısını henüz açmadı ve ceset iade edilene kadar açmayacağını vurguladı.

Anlaşma kırılgan görünüyor

İsrail ve Hamas, anlaşmanın ciddi ihlallerine ilişkin karşılıklı suçlamalarda bulunuyor ve bir sonraki aşamada atılması beklenen en zor adımlar konusunda hâlâ çok uzaktalar.

sadcfrgt
Gazze şehrinde İsrail hava saldırısının hedefi olan bir ev yanıyor (Arşiv-AFP)

İsrail, ateşkes olmasına rağmen Gazze'de hava saldırıları ve hedefli operasyonlar düzenlemeye devam ediyor. İsrail ordusu, Gazze'deki silahlı grupların İsrail'e saldırı girişimlerini “azami ciddiyetle” izlediğini açıkladı.

Bir Hamas lideri Reuters'a, hareketin ekim ayından bu yana İsrail'in ateşkes anlaşmasını bin 100'den fazla kez ihlal ettiğini belgelediğini söyledi ve arabuluculara müdahale etmeleri için çağrıda bulundu.

İhlallerin arasında cinayetler, yaralanmalar, topçu bombardımanı, hava saldırıları, ev yıkımları ve gözaltılar olduğunu da ifade etti.


İsrail önceliklerini değiştiriyor: İran mı, Hizbullah mı öncelikli hedef?

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
TT

İsrail önceliklerini değiştiriyor: İran mı, Hizbullah mı öncelikli hedef?

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)

Emel Şehade

Lübnan ve İran cephelerinde yaşanan hızlı gelişmeler, İsrail güvenlik kurumlarını acil danışma toplantıları düzenlemeye itti. Bu toplantılarda, çeşitli cepheler arasındaki önceliklerin yeniden düzenlenmesine karar verildi. Son 24 saatte İsrail'in gündemini Lübnan cephesi meşgul ediyor. Güvenlik onayı alınması ve takvimin belirlenmesi halinde Lübnan'a kaçınılmaz bir saldırı yapılacağı konuşulurken, İran'ın merkezi arena haline geleceği yönündeki tahminler artıyor.

Mesajlaşmalar

Bu toplantılar, İsrail'in ABD, Rusya ve Avrupa ülkeleri aracılığıyla Tahran'a gönderdiği, gerginlik istemediğini ve İran'ın iç durumunu saldırı için kullanmayacağını belirten mesajların açıklanmasından 24 saat sonra gerçekleşti. Ancak bir güvenlik yetkilisi, İranlıların mesajlara yanıt vererek İsrail'e inanmadıklarını ve Tel Aviv'in İran'da yanlış hesap yapma korkusuyla bu mesajları gönderdiğini, İsrail'in durumu istismar ederek Tahran'ın kontrolü kaybettiği sonucuna varacağını ve bu fırsatı saldırı için değerlendireceğini ima ettiklerini söyledikten sonra İsrail'in İran'a yönelik tutumunu değiştirdiğini söyledi.

Bu yanıt, İsrailli karar alıcıları önceliklerini yeniden düzenlemeye itti ve İran artık listenin en başında yer alıyor. Yapılacak olan herhangi bir değişiklik, sahadaki gelişmelere göre belirlenecek.

İki olası senaryo

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre son 24 saatte diğer cepheleri domine eden Lübnan cephesi geri çekildi ve İsrail'de şimdi iki senaryo konuşuluyor. Birinci senaryo, çok sayıda güvenlik ve askeri yetkilinin tercih ettiği senaryo. Bu senaryoda, İsrail ordusu, İran'a saldırmadan önce Hizbullah'ı zayıflatmak için güçlü ve yaygın saldırılar düzenleyecek ve böylece İran'ın, İran'a yapılan saldırıya yanıt olarak kendi inisiyatifiyle veya Tahran'ın emriyle İsrail hedeflerine karşı herhangi bir eylemde bulunma yeteneğini felce uğratacak.

İkinci senaryo ise, istihbarat raporları ve İranlı yetkililerin açıklamaları ve tehditlerine dayanan diğer bilgilere göre İran'ın İsrail'e önleyici bir saldırı düzenlemesinden korkulduğu için önce İran'a saldırılması. Her iki senaryoda da Lübnan hedef alınmaktadır ve İsrail'de saldırının sadece zaman meselesi olduğu konusunda herhangi bir anlaşmazlık yok.

Bu gelişmeler, ‘mekanizma’ komitesinin toplantısı ve Tel Aviv'in, güvenlik ve askeri yetkililer arasında en yüksek sesli olanların Lübnan'a bir saldırının kaçınılmaz olduğunu iddia etmelerine rağmen, komitenin herhangi bir sivil temsilciden arındırılması ve Hizbullah'ı silahsızlandırma ve zayıflatma yollarıyla sınırlı kalması konusunda ısrarcı olmasıyla eş zamanlı yaşandı.

Sınırlı, yerel bir operasyon

İsrail, Lübnan'ın ordusu tarafından güney bölgesini silahsızlandırma hedefine ulaştığına dair herhangi bir açıklamada bulunmasını önceden engelleyip bu tür açıklamaların ve değerlendirmelerin gerçekçi olmadığını savundu. Tel Aviv, Hizbullah'ın aslında silahsızlandırılmadığını ve hatta altyapısını yeniden inşa etmeye başladığını iddia ediyor.

İsrail Hava Kuvvetleri, İran'a olası bir saldırı için hazırlık yaparken ve İsrail'in çok sayıda balistik füzeye maruz kalması ihtimaline karşı hava savunma hazırlığını güçlendirirken, ordu, Lübnan için hazırladığı ve İsrail kabinesine sunduğu çeşitli savaş planları çerçevesinde, uygulama emirlerinin çıkarılmasını bekleyen savunma ve saldırı için askeri birimlerinin hazırlıklarını tamamladığını duyurdu. Planlar, sınırlı askeri baskıdan daha geniş seçeneklere kadar uzanıyor.

Bir İsrailli güvenlik yetkilisi, siyasi ilerleme olmaması durumunda, diplomatik çabaların sonuç vermemesi halinde ordunun daha geniş bir saldırı senaryosuna geçme olasılığına da hazırlandığını doğruladı. Herhangi bir hamlenin zamanlamasını belirleyen merkezi faktörlerden biri, Washington ile koordinasyon düzeyi olacak.

Artık sınırlama yok

İsrail'in Lübnan veya İran ile olası bir savaşa hazırlık kapsamında, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve İç Cephe Komutanı Rafi Milo’nun yanı sıra yerel yönetim başkanları ve güvenlik ve acil durum hizmetleri yetkililerinin katılımıyla ‘İç Cephe Liderleri’ başlıklı bir konferans düzenlendi. Konferansa Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de katıldı.

Yeni stratejisinin temel referans noktası olarak “sürpriz savaş” senaryosunu benimsediğini açıklayan Zamir, ordunun tutumunu açıkladı ve sınırlarını tehdit eden her türlü unsuru önleyeceğini, karar verilmesi halinde çok büyük çaplı operasyonlar yürütmeye hazır olduğunu vurgulayarak, sınırlama politikasının devamını kabul etmeyeceklerini belirtti.

Zamir, konferansta yaptığı konuşmada askeri yönetimin Hizbullah'ın zayıflamasını Lübnan hükümetinin onu silahsızlandırmasına ve siyasi bir çözüme doğru ilerlemesine olanak sağlayacak bir koşul olarak gördüğünü söyledi.

Çeşitli cephelerdeki önceliklerin tartışıldığı bir oturumda Zamir, “Çeşitli gelişmelere nasıl hazırlanacağımızı ve nasıl tepki vereceğimizi biliyoruz. Sürprizlere hazırlıklıyız ve savaşa hazır olmak bizim pusulamızdır” dedi.

Lübnan hükümetine karşı medya kampanyası

Öte yandan İsrail ordusu, İsrail'e göre ateşkesin uygulanması ve Hizbullah'ın silahlarının imha edilmesi için gerekli her şeyi yapmayan Lübnan hükümetine karşı ‘farkındalık artırıcı medya kampanyası’ başlatmaya hazırlanıyor.

İsrail’de hazırlanan bir rapora göre medya kampanyası, Lübnan halkına ve uluslararası topluma Lübnan hükümetinin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Hizbullah'ın ise kendini savunma amaçlı değil saldırı amaçlı binlerce roket ve silah sistemine sahip silahlı bir örgüt olarak kaldığını göstermeyi amaçlıyor.

İsrail'de, İsrail ordusunun savaşı yeniden başlatarak Hizbullah'a karşı harekete geçmek istemediği ve Tel Aviv'in bu görevi Lübnan ordusunun üstlenmesini tercih ettiği söyleniyor.

Ancak aynı zamanda İsrail ordusu, son haftalarda Hizbullah'ın gücünü zayıflatmak amacıyla, öncelikle İsrail'in iç cephesine büyük çaplı saldırılar düzenleme yeteneğini ortadan kaldırmak, liderlerini hedef almak ve Lübnan genelindeki silah depolarını ve üslerini vurmak için harekete geçmeye hazırlandığını söylüyor.

Ne farklı yapılabilirdi?

İsrailli eski İstihbarat Şefi Hayman, İran rejimi de dahil olmak üzere Hizbullah nedeniyle Lübnan'ı neredeyse savaşa sürükleyen ciddi gerginliklere yol açan birkaç faktör olduğu değerlendirmesinde bulundu. Hayman, İran ile yaşanan 12 günlük savaşın ardından İran rejiminin biraz toparlandığını ve Hizbullah'a 1 milyar dolarlık devasa bir yardım göndermeye başladığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın planına göre tüm bu parayı göndermeye devam etme imkânı yok, ancak İran ekonomisine odaklanmak isterse, bu da onun konumunu zayıflatacak.

İkinci sorun ise uluslararası ortak eylem eksikliğiydi. Hizbullah'ın yenilgisinden sonra, ABD'nin ve Lübnan hükümetinin baskın, mevcut ve müdahil olduğunu, sonra bunun azaldığını gördük ve şimdi Lübnan hükümetine verilen uyarı süresi dolduğuna göre yeni bir diplomasi dalgası görebiliriz.

Hayman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Litani Nehri'nin kuzeyinde hala olumsuz bir eğilim var, ancak Litani'nin güneyinde mükemmel bir iş çıkarıldı.”

Hayman’a göre Hizbullah’ın seçkin gücü Rıdvan Gücü sınır yakınlarındaki bölgede kara manevraları yapma kapasitesine sahip değil, ancak kuzeyde bazı endişeler söz konusu. Hayman, eğer Lübnan'a karşı harekete geçmek zorunda kalırlarsa kendilerine ‘Savaşta, manevralarda ve ateş açmada neyi farklı yapacağız ve ertesi gün neyi farklı yapacağız?’ sorusunu sormaları gerektiğini belirterek “Bunun anahtarı, Lübnan hükümetinde ve Lübnan ordusunun güçlendirilmesinde yatıyor, çünkü harekete geçmeye ilgisi ve yeteneği olan tek güçler bunlar” yorumunda bulundu.


Lübnan, Hizbullah'ın silahlarına yönelik yasağı zımnen uzattı

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)
TT

Lübnan, Hizbullah'ın silahlarına yönelik yasağı zımnen uzattı

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)

Lübnan, Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ilk aşamasının uygulanması için son tarihi zımnen (dolaylı olarak) uzattı. Ordu dün, ilk aşamanın hedeflerinin sahada etkili ve somut bir şekilde gerçekleştirilmesinin ardından planın ileri bir aşamaya girdiğini vurguladı. Litani Nehri'nin güneyinde, İsrail'in işgal ettiği topraklar ve bölgeler hariç, kendi yetkisi altına giren bölgeler üzerindeki kontrolünü genişleterek, “bu bölgedeki çalışmalar, patlamamış mühimmat ve tüneller imha edilene kadar devam edecek” dedi.

Ordunun raporu geniş siyasi destek görürken, kabine orduya Litani Nehri'nin kuzeyinden silahların çekilmesi için ayrıntılı bir plan geliştirmesi konusunda ek bir süre daha verdi ve bu süreyi gelecek şubat ayının başına kadar uzattı.

İsrail ise Lübnan ordusunun başarılarını sorguladı ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ofisi, Lübnan hükümeti ve ordusunun Hizbullah'ı silahsızlandırma çabalarının "cesaret verici bir başlangıç ​​ancak tamamen yetersiz" olduğunu ifade etti.