Kiev'e ölümcül füze saldırısı… Trump Zelenskiy'yi eleştirdi

Rusya'nın Kiev'e düzenlediği füze saldırısında 9 kişi öldü, 63 kişi yaralandı

Ukraynalı kurtarma ekipleri, bugün erken saatlerde Kiev'e yapılan Rus balistik füze saldırısının ardından enkazda çalışıyor. (AP)
Ukraynalı kurtarma ekipleri, bugün erken saatlerde Kiev'e yapılan Rus balistik füze saldırısının ardından enkazda çalışıyor. (AP)
TT

Kiev'e ölümcül füze saldırısı… Trump Zelenskiy'yi eleştirdi

Ukraynalı kurtarma ekipleri, bugün erken saatlerde Kiev'e yapılan Rus balistik füze saldırısının ardından enkazda çalışıyor. (AP)
Ukraynalı kurtarma ekipleri, bugün erken saatlerde Kiev'e yapılan Rus balistik füze saldırısının ardından enkazda çalışıyor. (AP)

ABD Başkanı Donald Trump Ukraynalı mevkidaşı Vladimir Zelenskiy'yi Rusya ile olası bir anlaşmayı baltalamakla suçlarken, bugün erken saatlerde Kiev'e düzenlenen ‘büyük’ bir füze saldırısında en az 9 kişi öldü ve 63'ten fazla kişi yaralandı. Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre saldırı, üç yıl önce savaşın başlamasından bu yana Ukrayna'nın başkentinde meydana gelen en ölümcül saldırılardan biri olarak değerlendiriliyor.

Ukrayna Devlet Acil Durum Servisi tarafından yapılan açıklamada, “İlk verilere göre 9 kişi öldü ve 63 kişi yaralandı… Hastaneye kaldırılan 42 kişiden altısı çocuk” denildi.

scdfvg
Saldırı, üç yıl önce savaşın başlamasından bu yana Ukrayna'nın başkentinde gerçekleşen en ölümcül saldırılardan biriydi. (AFP)

Başkentin beş bölgesi hasar gördü, otoparklarda ve kamu idarelerinde çıkan yangınlar söndürüldü. Ukrayna Devlet Acil Durum Servisi, saldırının konutlara da zarar verdiğini belirterek, ‘enkaz altında kalan insanları arama çalışmalarının devam ettiğini’ kaydetti. Kiev'de bir AFP muhabiri, hava saldırısı sirenleri çalar çalmaz yaklaşık 10 kişinin bir apartmanın bodrum katındaki sığınağa koştuğunu gördü.

fgthyju
Kiev'de Rus füze saldırısının gerçekleştiği yerde bir kurbanın cesedini taşıyan sağlık görevlileri (AFP)

Kiev'e yönelik son füze saldırısı nisan ayı başında gerçekleşmiş ve üç kişi yaralanmıştı. Ukrayna'nın doğusundaki Harkov'un Belediye Başkanı Igor Terekhov, şehrin ‘bir gecede ikinci kez seyir füzesi saldırısına uğradığını’ ve en az iki kişinin yaralandığını bildirdi.

scdfrg
Rus saldırısının ardından yaşanan yıkım (AFP)

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiga bugün yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ‘sözleriyle değil eylemleriyle hiçbir barış çabasına saygı duymadığını ve sadece savaşı sürdürmek istediğini gösterdiğini’ söyledi. Sibiga ayrıca, Moskova'nın barış için bir koşul olarak Ukrayna'nın topraklarının daha fazlasından ‘çekilmesine yönelik aşırı taleplerini’ eleştirdi.

‘Öldürme arzusu’

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Direktörü Andriy Yermak Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya'nın ‘Kiev, Harkov ve diğer şehirlere füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırmasını’ kınadı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ‘sadece öldürme arzusu taşıdığını’ ifade eden Yermak, ‘ateşkes’ ve ‘sivillere yönelik saldırılara son verilmesi’ çağrısında bulundu. Ukrayna'ya yönelik füze ve İHA saldırıları, Zelenskiy'nin bugün uzun süredir Rusya yanlısı olarak görülen Güney Afrika'ya ilk ziyaretini gerçekleştirdiği sırada meydana geldi.

dfrgt
Kiev'de Rus füze saldırısının gerçekleştiği yerde çalışan kurtarma ekipleri (AFP)

Zelenskiy, Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ile yapacağı görüşme öncesinde Pretorya'ya vardığında sosyal medya hesabı üzerinden “Gerçek barışa yaklaşmamız önemli. G20 ülkelerini diplomatik çabalara dahil etmeye çalışıyoruz” paylaşımında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump dün Zelenskiy'e ateş püskürdü ve onu Rusya ile bir anlaşmaya ‘çok yakın’ olunduğu halde Rusya tarafından ilhak edilen Kırım hakkında ‘kışkırtıcı’ açıklamalar yapmakla suçladı. Oval Ofis'te yaptığı açıklamada, “Rusya ile bir anlaşmaya vardığımı düşünüyorum” diyen Trump, Ukrayna Devlet Başkanı ile görüşmelerin ‘daha zor’ olduğunu ifade etti.

sdfgrth
Rus insansız hava aracı saldırısı sırasında Kiev semaları (Reuters)

Cumhuriyetçi başkan, Kiev'in Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgaliyle tetiklenen savaşı sona erdirmek için ABD'nin koşullarını kabul etmeyi reddetmesinin sadece savaş alanlarındaki ‘katliamı’ uzatacağı uyarısında bulundu. Bu yeni gerilimin merkezinde Rusya'nın 2014 yılında Ukrayna'dan ilhak ettiği Kırım meselesi yer alıyor. Trump sosyal medya platformu Truth Social'da Kiev'in Kırım'ı yıllar önce ‘kaybettiğini’ ve bu bölgeyi yeniden kazanamayacağını yazdı. Trump, Ukraynalı mevkidaşına hitaben “Ya barış olur ya da tüm ülkeyi kaybetmeden önce üç yıl boyunca savaşmaya devam eder” dedi.

Trump, Zelenskiy'nin salı günü Kırım hakkında “Tartışma yok, burası bizim toprağımız” demesini eleştirdi. Beyaz Saray Sözcüsü Caroline Leavitt, “ABD Başkanı çok üzgün. Sabrı tükeniyor” diyerek, Trump iktidara gelene kadar Kiev'in en büyük askeri destekçisi olan ABD'nin Ukrayna'yı terk edebileceğini ima etti. Trump mayıs ayında Suudi Arabistan'ı ziyaret etmeye hazırlanırken, şubat ayında söylediği gibi Rus mevkidaşıyla orada görüşmesinin ‘mümkün’ olduğunu, ancak bu ihtimalin ‘düşük’ olduğunu söyledi. Dün erken saatlerde Başkan Yardımcısı J.D. Vance, ‘sahadaki hatların şu anda bulundukları yere yakın bir seviyede dondurulmasını’ ve Ukrayna ile Rusya arasında bir ‘toprak takası’ yapılmasını önerdi.

‘Toprak bütünlüğü’

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “ABD arabuluculuk çabalarını sürdürüyor ve biz bunu memnuniyetle karşılıyoruz” dedi.

sdfrgthy
Rusya'nın Kiev'de bir mahalleye düzenlediği hava saldırısının ardından sığınak olarak kullanılan bir okulun bodrum katında oğlunu kucaklayan bir anne (AP)

Zelenskiy barış müzakerelerine başlamadan önce ‘derhal, kapsamlı ve koşulsuz’ bir ateşkes talep ediyor. Londra'da ABD, Ukrayna ve Avrupalı yetkililer arasında yapılan görüşmelerin sonunda Birleşik Krallık, ‘Ukrayna'nın kendi kaderini tayin etmesi gerektiğini’ bir kez daha yineledi. Fransa Cumhurbaşkanlığı, Ukrayna'nın ‘toprak bütünlüğünün’ Avrupalılar açısından ‘çok güçlü bir talep’ olduğunu belirtti.

Sahada ise Rus hava saldırıları kısa bir Paskalya arasının ardından yeniden başladı. Çarşamba gecesi gerçekleşen saldırılardan önce, Ukrayna'nın güneydoğusundaki Karganets'te bir otobüse düzenlenen İHA saldırısında dokuz kişi hayatını kaybetti.



NATO Bağdat'tan "geçici olarak" ayrılıyor...

Irak Haşdi Şabi Güçleri, Salahaddin'e düzenlenen hava saldırısında öldürülen üyelerinden birinin fotoğrafının bulunduğu ambulansın yanında (AFP)
Irak Haşdi Şabi Güçleri, Salahaddin'e düzenlenen hava saldırısında öldürülen üyelerinden birinin fotoğrafının bulunduğu ambulansın yanında (AFP)
TT

NATO Bağdat'tan "geçici olarak" ayrılıyor...

Irak Haşdi Şabi Güçleri, Salahaddin'e düzenlenen hava saldırısında öldürülen üyelerinden birinin fotoğrafının bulunduğu ambulansın yanında (AFP)
Irak Haşdi Şabi Güçleri, Salahaddin'e düzenlenen hava saldırısında öldürülen üyelerinden birinin fotoğrafının bulunduğu ambulansın yanında (AFP)

NATO, bölgesel gerilimlerin artmasıyla birlikte bazı güçlerini geçici olarak geri çekme kararına paralel olarak, Irak'taki misyon duruşunu "belirlemek" için çalıştığını duyurdu.

NATO sözcüsü Alison Hart dün yaptığı açıklamada, ittifakın "Irak'taki duruşunu ayarladığını... ve müttefiklerle yakın koordinasyon içinde çalıştığını" teyit ederek, "NATO personelinin güvenliği ve emniyetinin son derece önemli olduğunu" vurguladı.

Aynı bağlamda, Polonya Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamysz, "operasyonel koşulları ve potansiyel tehditleri analiz ettikten sonra" ülkesinin güçlerinin Irak'tan çekileceğini duyurdu.

Bu gelişmeler, Bağdat'ta hükümet mesajları, yargı uyarıları ve "kesin" Amerikan tehditleri yoluyla grupların saldırılarını durdurmaya yönelik yoğun siyasi baskıyla eş zamanlı olarak geldi.

Kaynaklar, sahada nispeten sakin bir ortamda, «Hizbullah Tugayları»nın beş günlük ateşkes ilan etmesiyle birlikte gerilimi azaltmaya yönelik ilk mutabakatlardan bahsetti. Ancak Şarku’l Avsat’ın ulaştığı kaynaklar, Amerikan tarafının şu ana kadar buna net bir yanıt vermediğini ifade etti. Bu da “Haşdi Şabi”ye ait karargahları hedef alan hava saldırılarının devam etmesiyle birlikte, ateşkesi kırılgan ve çökmeye açık bir durumda bırakıyor.


Önde gelen isimlerin istifasının ardından Somali Cumhurbaşkanı’nın partisinde çatlaklar oluşmaya başladı

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Önde gelen isimlerin istifasının ardından Somali Cumhurbaşkanı’nın partisinde çatlaklar oluşmaya başladı

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud tarafından kurulan Adalet ve Dayanışma Partisi, ‘hukuki ve anayasal sürece uyulmaması’ yönündeki eleştiriler ve son anayasa değişiklikleri konusunda hükümet ile muhalefet arasındaki sert anlaşmazlıkların gölgesinde yeni bir darbe aldı.

Uzmanlara göre, partide yaşanan dikkat çekici istifalar, giderek derinleşen bölünmenin boyutlarını ortaya koyuyor. İstifa edenler arasında en öne çıkan isim, partinin genel başkan yardımcısı ve Güneybatı Eyaleti Başkanı Abdulaziz Hasan Muhammed Laftagaren oldu.

Laftagaren, çarşamba akşamı X platformu üzerinden yaptığı açıklamada görevinden istifa ettiğini duyurarak, “Birliğimizi zayıflatan anayasa dışı adımları destekleyemem. Somali’nin birliği, demokrasisi ve hukukun üstünlüğüne bağlılığım sürecek” ifadelerini kullandı.

Bu karar, Güneybatı Eyaleti’nin bir gün önce federal hükümetle iş birliğini askıya almasının ardından geldi. Eyalet yönetimi, Mogadişu’nun iç işlerine müdahale ettiği yönünde suçlamalarda bulunurken, merkezi hükümet bu iddiaları reddediyor.

Cumhurbaşkanına parti içinde en güçlü destek veren isimlerden biri olarak görülen Laftagaren’in yanı sıra, partinin dört üst düzey yöneticisi daha istifa etti. Somali basınına göre bu isimler, parti yönetimini ulusal anayasayı göz ardı etmek ve federal sistemi zayıflatmakla suçladı.

İstifa edenler arasında Muhammed Hasan Muhammed, Hasan Ali Muhammed, Aleviye Seyid Abdullah ve Muhtar Muhammed Mürsel yer alıyor. Bu isimler, hayvancılık, planlama, sağlık ve eğitim alanlarından sorumlu parti sekreterliklerini yürütüyordu. Üçü parlamentoda görev yaparken, biri eski bakan olarak biliniyor ve tamamı Güneybatı Eyaleti’ni temsil ediyor.

Ortak açıklamalarında parti yönetimini ‘federal sistemi zayıflatmak’ ve ‘Güneybatı Eyaleti’ne karşı hareket etmekle’ suçlayan isimler, partinin artık ülkenin anayasal ve hukuki çerçevesine bağlı kalmadığını, bunun da ulusal bütünlüğü aşındırdığını savundu.

Afrika uzmanı Ali Mahmud Kelni, iktidar partisinin başkan yardımcısının istifasının, yönetim içindeki derin görüş ayrılıklarını yansıtan önemli bir gelişme olduğunu belirtti.

Kelni, mevcut çatlaklara rağmen iktidar partisinin kısa vadede tamamen dağılmasının beklenmediğini ifade ederken, anlaşmazlıkların çözülmemesi halinde kademeli bir parçalanma ihtimaline dikkat çekti. Önümüzdeki dönemde, iktidar partisinden öne çıkan isimleri de içerebilecek yeni siyasi ittifakların ortaya çıkabileceği ve muhalefetin daha aktif hale gelebileceği öngörülüyor.

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)

Adalet ve Dayanışma Partisi’nin Mayıs 2025’te kurulması, Hasan Şeyh Mahmud ile muhalefet arasında yeni bir gerilim sürecinin başlangıcı oldu. Özellikle Mahmud’un yaklaşan doğrudan seçimler için partinin adayı olarak öne çıkması, muhalif isimlerin tepkisiyle karşılandı.

Kelni’ye göre, tartışmalar yalnızca partinin kurulmasıyla sınırlı kalmadı; seçimlerin nasıl yapılacağı konusu da önemli bir anlaşmazlık başlığı oldu. Ayrıca Cumhurbaşkanı Mahmud’un, Puntland Başkanı Said Abdullahi Deni ve Cubaland Başkanı Ahmed Muhammed İslam Madobe ile yaşadığı gerilimler, federal sistem içindeki bölünmenin boyutunu gözler önüne seriyor.

Kelni, hükümetin yeni anayasayı onayladığını açıklamasının muhalefetin tepkisini daha da artırdığını ve alınan kararların meşruiyeti ile zamanlamasına ilişkin şüpheleri derinleştirdiğini belirtti. Bu tek taraflı sürecin, ülkedeki istikrarsızlığı artırabileceği ve siyasi kaos ile güvenlik sorunlarına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu.

Somali’de yaşanan gelişmelerin, ülkenin siyasi tarihinde sıkça görülen bir örüntüyü yansıttığını ifade eden Kelni, büyük siyasi süreçler yaklaşırken gerilimlerin tırmandığına dikkat çekti.

Kelni, mevcut krizin aşılması için tek çözümün, taraflar arasında güveni yeniden tesis edecek ve geçiş sürecinin yönetimine yönelik uzlaşı zemini oluşturacak ‘ciddi ve kapsayıcı bir ulusal diyalog’ başlatılması olduğunu vurguladı.


Hizbullah, savaşın yeni aşamasının başlangıcından bu yana 350 savaşçısını kaybetti

Lübnan’ın doğusunda bulunan Bekaa Vadisi’ndeki Nebi Şit kasabasına düzenlenen İsrail hava saldırılarında hayatını kaybeden bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden (AP)
Lübnan’ın doğusunda bulunan Bekaa Vadisi’ndeki Nebi Şit kasabasına düzenlenen İsrail hava saldırılarında hayatını kaybeden bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden (AP)
TT

Hizbullah, savaşın yeni aşamasının başlangıcından bu yana 350 savaşçısını kaybetti

Lübnan’ın doğusunda bulunan Bekaa Vadisi’ndeki Nebi Şit kasabasına düzenlenen İsrail hava saldırılarında hayatını kaybeden bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden (AP)
Lübnan’ın doğusunda bulunan Bekaa Vadisi’ndeki Nebi Şit kasabasına düzenlenen İsrail hava saldırılarında hayatını kaybeden bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden (AP)

Hizbullah ile İsrail arasındaki savaşta, özellikle hayatını kaybeden savaşçıların duyurulması konusunda medya yönetiminde dikkat çekici bir değişim yaşandı. 2024’teki savaşın başlarında örgüt, kayıplarını neredeyse günlük olarak açıklama politikası izlerken, ilerleyen süreçte bu yaklaşımı kademeli olarak azalttı ve sonunda tamamen durdurdu. Mevcut çatışmalarda da benzer bir yöntem uygulanıyor; taziye açıklamaları büyük ölçüde ortadan kalkarken, duyuruların yalnızca savaşçıların geldiği köy ve kasabalarla sınırlı tutulduğu görülüyor. Bu değişimin, psikolojik ve siyasi nedenlerle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.

Kamusal yas sürecinden medya belirsizliğine

Hizbullah, 2024 savaşının ilk haftalarında hayatını kaybeden savaşçılar için isim, fotoğraf ve memleket bilgilerini içeren art arda taziye açıklamaları yayımladı; bu açıklamalara kamuya açık cenaze törenleri de eşlik etti. Ancak bu yaklaşım zamanla değişti. Taziye açıklamalarının sayısı kademeli olarak azaltıldı ve Eylül 2024 sonlarına gelindiğinde neredeyse tamamen durduruldu. Bu tarihte açıklanan resmi kayıp sayısı yaklaşık 450 olarak belirtilirken, savaşın Kasım 2024’te sona ermesiyle birlikte toplam can kaybının resmi olmayan tahminlere göre yaklaşık 4 bine ulaştığı ifade ediliyor.

Öte yandan İsrail ordusu, çatışmalara ilişkin açıklamalarını sürdürüyor. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee dün X platformunda yaptığı paylaşımda, 36. Tümen ve hava kuvvetlerinin son 24 saat içinde Güney Lübnan’da 20’den fazla Hizbullah mensubunu öldürdüğünü duyurdu.

 Beyrut’un güney banliyösündeki Burc el-Baracne bölgesinde, İsrail saldırılarına maruz kalan bir binanın yakınında, Hizbullah’ın eski liderleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in fotoğraflarının yer aldığı dev bir afiş (AFP)Beyrut’un güney banliyösündeki Burc el-Baracne bölgesinde, İsrail saldırılarına maruz kalan bir binanın yakınında, Hizbullah’ın eski liderleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in fotoğraflarının yer aldığı dev bir afiş (AFP)

Savaşın başlamasından bu yana 350 savaşçı öldürüldü

Uluslararası Bilgi Merkezi araştırmacısı Muhammed Şemseddin, Hizbullah’ın bugüne kadar yaklaşık 350 savaşçı kaybettiğini belirtti. Şemseddin’e göre bu sayı, Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı toplam bin 1 ölüm içinde yer alıyor. Kayıpların büyük bölümünün 7 Mart’ta Nebi Şit bölgesindeki operasyonlarda ve özellikle sınır hattındaki çatışmalarda meydana geldiği, bu kapsamda yalnızca el-Hıyam bölgesinde 53 savaşçının öldüğü ifade edildi. Şemseddin, bu tahminlerin ülke genelinde hastanelere getirilen cenaze sayısına dayandığını, yalnızca çok az sayıda kişinin doğrudan defnedildiğini belirtti.

Şemseddin ayrıca, hayatını kaybedenlerin büyük kısmının siviller ya da örgüt destekçileri olduğunu, doğrudan savaşçı veya örgüt üyesi olmadığını vurguladı. Bunun, İsrail’in örgütün yakın çevresini hedef alan saldırılarından kaynaklandığını, buna karşılık Hizbullah’ın kendi unsurlarını korumak için sıkı güvenlik önlemleri uyguladığını dile getirdi. Şemseddin, Eylül 2024’ten bu yana Hizbullah’ın taziye açıklamalarını yalnızca üst düzey komutanlarla sınırladığını, bunun da artan kayıpların örgüt tabanında yaratabileceği etkileri azaltmaya yönelik bir politika olduğunu ifade etti.

Güvenlik risklerini azaltmak

Emekli Tuğgeneral Hasan Cuni, Hizbullah’ın savaş sırasında kayıplarını duyurmaktan kaçınmasının birden fazla iç içe geçmiş nedene dayandığını belirtti. Cuni, bu nedenlerin başında moral faktörünün geldiğini ifade ederek, “Günlük ve sürekli taziye açıklamaları, özellikle kayıpların arttığı bir dönemde, örgütün tabanı üzerinde olumsuz etki yaratır ve kayıpların büyüklüğünü ortaya koyarak düşmanın üstün olduğu yönünde algı oluşturur” değerlendirmesinde bulundu.

Cuni ayrıca güvenlik boyutuna da dikkat çekti. Cuni’ye göre taziye açıklamaları, savaşçıların kimlikleri, aile bağları ve yaşadıkları bölgeler gibi hassas bilgileri ortaya çıkarıyor. Cuni, bu tür verilerin, modern teknolojiler aracılığıyla dar coğrafi alanların tespit edilmesi ve hedef alınması için kullanılabileceği uyarısında bulundu.

Beyrut’ta sığınağa dönüştürülen bir okulda battaniye dağıtımı... Arka plandaki fotoğrafta Hizbullah liderleri ve üyeleri görülüyor (EPA)Beyrut’ta sığınağa dönüştürülen bir okulda battaniye dağıtımı... Arka plandaki fotoğrafta Hizbullah liderleri ve üyeleri görülüyor (EPA)

Akıbeti bilinmeyen kayıplar

Cuni, Hizbullah’ın taziye açıklamalarını sınırlamasında bir diğer etkenin de ‘akıbeti bilinmeyen kayıplar’ olduğunu belirtti. Cuni’ye göre, çatışmalar sırasında kaybolan ve durumları netleşmeyen bu kişiler için resmi ölüm ilanı yapılmaması, belirsizlik nedeniyle daha temkinli bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.

Cuni, bazı savaşçıların akıbetinin çatışmaların doğası ve şiddeti nedeniyle net olarak belirlenmesinin zor olduğunu ifade etti. Örgütün benimsediği dağınık ve merkezi olmayan savaş yönteminin de bu durumu daha karmaşık hale getirdiğini belirten Cuni, iletişimin kesilmesinin her zaman ölüm anlamına gelmediğine dikkat çekti. Cuni, kayıp bir savaşçının hayatta olabileceği ya da esir düşmüş olabileceği ihtimalinin, örgütün resmî açıklama yapmadan önce beklemesine neden olduğunu vurguladı. Cuni ayrıca, 2024 savaşında ‘kayıp’ olarak duyurulan bazı kişilerin daha sonra hayatta olduğunun ortaya çıktığını hatırlattı.

İsrail ordusunun bir çıkarma operasyonu düzenleyerek kasabayı yoğun bombardıman altında tuttuğu ve onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu Lübnan’ın doğusundaki Nebi Şit kasabasında Hizbullah bayrağı sallayan Lübnanlı bir vatandaş (AFP)İsrail ordusunun bir çıkarma operasyonu düzenleyerek kasabayı yoğun bombardıman altında tuttuğu ve onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu Lübnan’ın doğusundaki Nebi Şit kasabasında Hizbullah bayrağı sallayan Lübnanlı bir vatandaş (AFP)

27 Kasım 2024’te ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından, Hizbullah bünyesinde yaklaşık bin 500 savaşçının ‘akıbeti bilinmeyen kayıp’ kategorisinde değerlendirildiği yönünde tahminler ortaya çıktı. Örgüt, bu kişilerin ailelerine kendileriyle bağlantının kesildiğini bildirdi. Daha sonra ise kayıp kişilerin kimliklerinin tespiti için cenazeler bulunarak DNA testleri yapılmaya başlandı. Bu sürecin, resmi taziye açıklamaları ve ailelere bilgilendirme yapılmadan önce uygulanan bir prosedür olduğu ifade ediliyor.

Cenazelerin büyük bölümünün ailelere teslim edildiği ve defin işlemlerinin gerçekleştirildiği belirtilirken, bazı ailelere ise yakınlarının ‘kayıp’ statüsünde olduğu bildirildi. Bu durum, söz konusu kişilere ait herhangi bir iz bulunamaması ya da evler ve yerleşim alanlarını hedef alan yoğun bombardıman nedeniyle enkaz altında kalan cenazelere ulaşmanın son derece zor olmasıyla ilişkilendiriliyor. Bu kategoride değerlendirilenlerin sayısının yaklaşık 45 savaşçı olduğu tahmin ediliyor.