Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Bazı Suriyeliler hâlâ kanunlardan kaçmanın veya yasadışı eylemlerde bulunmanın mümkün olduğunu düşünüyor

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
TT

Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)

İsmail Derviş

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden üç ay sonra Ramazan Bayramı'nın üçüncü gününün akşamı, Suriyeliler bayram tatili sebebiyle, Suriye'nin en ünlü eğlence parkı olan ve Şam Uluslararası Havalimanı'nın yakınında bulunan “Mutlu Dünya”yı doldurmuşlardı. Ancak iki genç, yetişkinlere ait bir oyun için sıra kavgasına giriştiler. Olay, birinin diğerini “Kamu Güvenliği’nde” çalıştığını söyleyerek tehdit etmesi, “intikam alabileceğini” söylemesiyle tırmandı.

Basit bir anlaşmazlık sonucu ortaya çıkan bu olay, Suriye'de yaklaşık 15 yıldır yaygın olan şiddet sırasında gerçekleşen sayısız intikam ve misilleme olayı ve dökülen kan yanında önemsiz kalıyor. Bütün bunlar sebebiyle ülke, bu yüzyılda dünyanın en şiddet dolu ve güvensiz ülkesi olarak sınıflandırıldı.

Esed rejiminin devrilmesinin arifesinde Suriyeliler, çoğunluğu Esed rejimine sadık olanlara veya rejimin işlediği suçlara iştirak edenlere yönelik misilleme eylemleri olan kitlesel katliamlardan korkuyorlardı. Ancak tepkiler beklenenden çok daha hafif oldu ve Suriye’nin kıyı bölgesinde mart ayı başında patlak veren olaylardan önce intikam davaları bireysel vakalarla sınırlı kaldı. Eski rejime bağlı yandaşların yeni hükümetin kamu güvenlik güçlerine yönelik saldırısıyla başlayan olaylar, büyük çoğunluğu sivil olan yüzlerce kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlandı.

Uluslararası toplum, eski rejime bağlı grupların gerçekleştirdiği saldırıyı hemen kınadı ancak yeni Suriye hükümetinden de yaşanan ihlalleri soruşturmasını istedi. Hükümet de olup biten her şeyi araştırmak ve olaya karışanlardan hesap sormak için bir “bağımsız soruşturma komitesi"  kurdu ama komite bu yazı yazılırken hâlâ çalışmalarını sürdürüyordu.

Humus'ta köylerin etrafındaki barikatlar

Suriye'nin merkezindeki Humus, büyük mezhepsel çeşitliliğe sahip bir şehir. Görgü tanıkları Independent Arabia'ya, güvenlik güçlerinin olası misillemelerden sakinlerini korumak için bazı Alevi köylerinin etrafına barikat kurduklarını söylediler.

Esed rejiminin döktüğü kanın intikamını almak isteyenlerin arasında kişisel intikamlarını almak isteyenler de var. Bazıları da İçişleri Bakanlığı devleti tam anlamıyla denetim altına almadan ve hukuk diğer ülkelerdeki gibi işlemeden önce hesaplarını görmek istiyorlar.

 Bazı Suriyeliler de, kanundan kaçanların veya yasadışı eylemlerde yahut da hâlâ hukuksuz eylemlerde bulunanların, bunun için hâlâ imkânları olduğuna inanıyor. Güçsüz olan ve aygıtları hâlâ yeniden yapılandırılan hükümete danışmadan, başkaları ile hesaplarını görebileceklerini düşünüyorlar.

Ciddi hukuki adımlar bekleniyor

Suriyeli avukat Fadi Kardus şunları söylüyor: “Bilhassa Suriye çatışması gibi uzun süreli ve kanlı çatışma ile devrim bağlamında, herhangi bir geçiş sürecinde, kişisel hesaplaşmalar gerçek bir tehlikeyi temsil eder. Oysa uluslararası alanda kabul gören kavramıyla geçiş dönemi adaleti, adalet ve uzlaşmayı sağlayacak yasal ve kurumsal bir çerçeve sunarak bu tür intikamların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Aynı şekilde, 2025 Suriye Anayasa Bildirgesi doğrultusunda en kısa sürede kurulmasını umduğumuz geçiş dönemi organı da bu hedefe ulaşılmasında önemli rol oynayacaktır. Bunun için suçluların ve faillerin hesap vermesini, mağdurların tazmin edilmesini ve ihlallerin tekrarlanmamasını sağlamak için bireylerin ve kurumların reform edilmesini garantiye almalıdır.” Şunu da ekliyor: “Geçiş dönemi adaleti ilkelerinin etkin bir şekilde uygulanmasıyla Suriye'nin kişisel hesaplaşmaların açık arenasına dönüşmesini engelleme fırsatına sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, adaletin sağlanması için hükümet ve Suriye'de ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplumun sürecin kapsayıcı, oluşumu, yetkileri ve görevleri belli, mağdur merkezli olmasını sağlamak amacıyla güçlü bir kararlılık göstermesi gerekiyor. Bu da bireyler ile devlet arasındaki güveni artırıp, en azından öngörülebilir gelecek için istikrarı sağlayacaktır.”

Kardus, şöyle devam etti: “Geçiş Adaleti Komisyonu için gerekli yasama ortamını oluşturacak geçici yasama konseyi kurulmadan, yukarıda belirtilenler hiçbir işe yaramayacaktır. Bu yapılırken ulusal mevzuat, Geçici Anayasa Bildirgesi, insan hakları ve geçiş adaletine ilişkin uluslararası standartlar esas alınmalı, Geçiş Adaleti Komisyonu'na ulusal ve uluslararası destek sağlanmalı ve böylece kararlarının güvenilirliğinin artırılması hedeflenmelidir. Zira Geçici Anayasa Bildirgesine göre geçiş adaletinin kazananların adaleti olmasından korkuluyor. Dolayısıyla Geçiş Adaleti Komitesi’nin öncelikle mağdurların kim olduğunu tespit etmesi, geçmişteki ihlallerin mağdurlarını hak sahibi olarak tanımaya çalışması gerekiyor. Daha sonra komiteler aracılığıyla gerçeklerin araştırılmasına başlanmalı. Ardından Adalet Komitesinin görev alanına giren suçların faillerinin kimliğine bakılmaksızın yasal işlem ve takip başlatılmalı. Mağdurlar veya aileleri için hesap sorma, tazminat ve düzeltme mekanizmasının net bir şekilde oluşturulması ve şu anda yaşandığı gibi ihlallerin tekrarlanmasını önlemek için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekiyor.”

Eski rejimin geride bıraktığı miras

Suriyeli yazar ve insan hakları aktivisti Samar Aştar’a gelince şunları söylüyor: “2011 yılında Suriye devrimini izleyen çatışmanın patlak vermesinden itibaren devlet kurumları bozulmaya başladı. Ülkede suçları bir nebze olsun kontrol altında tutan birleşik güvenlik otoritesi kayboldu. Ülke kompleks çatışmaların açık arenası haline geldi. Çatışmalar siyasetin ve militarizmin sınırlarını aştı, kaos ve yargı sisteminin zaafları örtüsü altında kişisel intikam ve tasfiyeler şeklinde daha tehlikeli bir karaktere büründü. O zamandan beri öldürme, adam kaçırma ve uydurma suçlamalar, hiçbir yasal veya toplumsal caydırıcılık olmaksızın, tüm taraflar için hesaplaşmanın yaygın bir yolu haline geldi.

Aştar şunu da ekliyor: “Esed rejimindeki subay ve yetkililerin, isyan eden halka karşı kullanmak için intikam almak isteyen ve suç kaydı bulunan kişileri askere alma politikasını unutamayız. Bu onların halka sempati duymamalarını, yemek ve içmek gibi öldürmeye alışana kadar acımasızca ve hiç ara vermeden öldüren bir demir yumruktan ibaret olmalarını garanti altına alacaktı ve öyle de oldu. Daha sonra Aralık 2024'te rejim değiştiğinde Suriyeliler suçluların yasal olarak hesap vereceğini umuyordu. Kontrol dışı silahların kontrol altına alınması, fraksiyonların ortadan kaldırılması, güvenlik güçlerinin rolünün etkinleştirilmesi yoluyla güvenliğin yeniden sağlanacağını ümit ediyorlardı. Ancak bu umut, gerçek bir reform belirtisi göstermeyen yeni bir gerçeklikle hızla suya düştü. Silahların, hizipçiliğin ve mezhepçi söylemlerin yaygınlaşması, yeni hükümetin etkili ve net bir geçiş dönemi adaleti politikasının olmaması sorunu daha da derinleştirdi. Vatandaşlar ise, kendilerine insan aklının kavrayamayacağı acılar yaşatanlardan hesap sorulmasını, hükümet kurumlarından defalarca talep ettiler. Ancak gerçek bir yargılamanın olmaması nedeniyle birçok kişi “Şebbiha” ve suçluların isimlerini belgelemek için sosyal medyaya yöneldi ve “siyasi”, bazen de mezhepsel bir doğa taşıyan bireysel intikam kampanyaları başladı.

Hükümetin çekingen müdahalesi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Suriyeli insan hakları aktivisti, “yeni hükümetin müdahalesinin çekingen olduğunu ve kontrolsüz yayılan silahların kontrol altına alınmasının önceliğine inanmadığını, çeşitli silahlı grupları Suriye Ordusu adı altında tek bir çatı altında etkili bir şekilde birleştiremediğini” düşünüyor. Ardından şöyle devam ediyor: “Hatta bazen rastgele işlenen intikam suçlarını örtbas ederek sanki katillere gizli bir koruma sağlıyormuş gibi davranıyor. Bu da şiddetin ve bireysel intikamın çemberini genişletti ve asırlardır korkuya alışmış olanların yüreklerine kaygı geri döndü. Herhangi birini “Esed rejiminin kalıntısı” olmakla suçlamak kolaylaştı, böylece peşine düşmek, tutuklamak ve hatta öldürmek meşru ve onaylanan bir eyleme dönüştü. Suriye sahillerinde kendilerinde hesap sorma hakkı ve öldürme yetkisi gören gruplar tarafından yeni tasfiye eylemleri başlatıldı. Silah sesleri yeniden yükseldi ve mahkemeler, hakimler ve tanıklar aracılığıyla örgütlü geçiş dönemi adaletinin son özellikleri de ortadan kalktı. Bunun yerini, genellikle kişinin geçmişine dayalı bireysel ve kolektif intikam eylemleri aldı. Bir yerde Esed yönetimine sessiz kalan bir dini gruba karşı savaş açıldığını, diğer bir yerde malların geri alınması, önceki rejim döneminde uğranan zararın intikamının alınması, hatta sadece ailevi problemlerden dolayı intikam alma durumları görülmeye başlandı.”

Silahlar tekrar konuşacak mı?

Aştar sözlerini şöyle bitirdi: “Suriye halkının yorgun zihni bugün acaba tekrar silahlar konuşacak mı, orman kanunu tarzı hayat devam edecek mi, bireyin güvenliği ve onuru arasında aşılmaz bir duvar oluşturan öldürme ve işkencenin geri dönme olasılığı var mı diye düşünüyor. Bu soruların cevabı evettir; eğer mevcut hükümet yasaları uygulayamazsa, gerçekten hesap soramazsa, kontrolsüz silahı ve hizipçiliği kontrol edemezse, geçiş adaleti için derhal çalışmaya başlamak yerine, sokağın öfkesini dindirmek çabasıyla sadece medya ve kameraların önünde bir suçluyu tutuklarsa kaos ve korku geri dönecek. Adalet kamerayla değil, adil bir yargıçla ve halka hukuk temelleri üzerine kurulmuş bir devletin güvenini veren dürüst bir soruşturmacıyla sağlanır.”

Öte yandan gözlemciler, kişisel hesaplaşma vakalarının da yaşandığını, bu vakaların rejimin yıkılmasından önce de var olduğunu, ancak günümüzde farklı bir karakter kazandığını düşünüyorlar. Zira güç dengeleri değişse de, bazıları kaos, intikam ve kişisel tasfiyeler açısından Suriye'de yaşananların büyük Suriye destanından sonra yaşanması beklenenlerden çok daha az ve hafif olduğunu düşünüyorlar. Ancak hükümet, isteyerek veya istemeyerek de olsa, birincisi, güvenliği ve kontrolü sağlamak, ikincisi de ülkeye destek konusunda ileriye yönelik adımlar atmadan önce daha fazla adım atılmasını bekleyen uluslararası toplumun güvenini kazanmak için, yasaları mümkün olduğunca uygulamaya çalışıyor.



Sudan’ın başkentinde su krizi derinleşiyor... Bir varil suyun fiyatı 4 bin cüneyhine ulaştı

Hartum'da Mavi Nil'in kıyılarına ve nehrin açıkta kalan yatağına sürüklenen terk edilmiş bir tekne (AFP)
Hartum'da Mavi Nil'in kıyılarına ve nehrin açıkta kalan yatağına sürüklenen terk edilmiş bir tekne (AFP)
TT

Sudan’ın başkentinde su krizi derinleşiyor... Bir varil suyun fiyatı 4 bin cüneyhine ulaştı

Hartum'da Mavi Nil'in kıyılarına ve nehrin açıkta kalan yatağına sürüklenen terk edilmiş bir tekne (AFP)
Hartum'da Mavi Nil'in kıyılarına ve nehrin açıkta kalan yatağına sürüklenen terk edilmiş bir tekne (AFP)

Sudan'ın başkenti Hartum'da devam eden çatışmaların gölgesinde insani ve yaşam koşulları giderek kötüleşirken, özellikle temiz içme suyuna erişim konusunda büyük bir kriz yaşanıyor. Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına göre kentte su varilinin fiyatı yaklaşık 4 bin cuneyhe (yaklaşık 6,6 dolar) yükseldi.

Hartum Doğu Nil Bölgesinde su ve elektrik kesintisi

Cıreyf Şark Acil Durum Odası üyesi, Hartum'un Doğu Nil (Şark en-Nil) bölgesinde su krizinin arttığı konusunda uyarılarda bulundu.

Cıreyf Şark ve El-Huda gibi birçok mahalle, iç hatların Bahri ve el-Makrin ana su istasyonlarına bağlanmamış olması nedeniyle hâlâ mahalle içi takviye kuyularına bağımlı durumda.

Uzun süreli elektrik kesintileri kuyuların çalışmasını engelliyor. Halk ve yerel girişimler bu sorunu aşmak için güneş enerjisine yönelse de kuyulara yakın bölgeler suya ulaşabilirken uzak mahalleler ciddi sıkıntı yaşıyor.

Suya erişemeyen sakinler, at arabalarıyla taşınan suları satın almak zorunda kalıyor veya su temin etmek için uzun mesafeler kat ediyor. Bu durum suyun varil fiyatının 4 bin cene seviyesine çıkmasına yol açtı.

Sudanlı bir çiftçi, ülkenin doğusundaki Gedaref eyaletinde kuraklığın ortasında tarlasını sürüyor (AFP)
Sudanlı bir çiftçi, ülkenin doğusundaki Gedaref eyaletinde kuraklığın ortasında tarlasını sürüyor (AFP)

Ümmü Doban bölgesinde ise kuyulardan çıkan suyun tuzlu ve içilemez olması, halkı sınırlı sayıdaki içme suyu kaynağına mahkûm ediyor.

Sağlık tehdidi ve yağmur sezonu endişesi

Acil durum yetkilileri, su kaynaklarının düzenli denetlenmemesinin kolera, ishal ve dizanteri gibi su kaynaklı hastalıkların yayılma riskini artırdığına dikkat çekti. Yağmur sezonunda güneş enerjisi verimliliğinin düşmesiyle krizin daha da derinleşebileceği uyarısı yapılarak, yetkililere acil müdahale çağrısında bulunuldu.

Ulaşım sektöründe kaos

Su krizinin yanı sıra Hartum eyaletindeki vatandaşlar, ulaşım sektöründeki başıbozukluktan da şikâyetçi. Hatlar için birleşik bir tarifenin bulunmadığını belirten vatandaşlar, sürücülerin denetimsiz şekilde fiyat belirlediğini ve çoğunlukla uzun mesafeleri tercih ettiğini ifade ederek eyalet yönetiminden denetim ve düzenleme talep etti.

Savaşın bilançosu

Nisan 2023'ten bu yana Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında süren çatışmalar:

En az 59 bin kişinin ölümüne yol açtı.

Yaklaşık 13 milyon insanın yerinden edilmesine neden oldu.

Ülkenin büyük bölümünü kıtlığın eşiğine sürüklerken, 30 milyondan fazla insanın insani yardıma muhtaç kalmasına sebep oldu.


Lübnan: İsrail hava saldırıları Kfar Rumman ve Ali el-Tahir'i hedef aldı, güneydeki köylerde evler bombalanarak yıkıldı

İsrail tanklarının Vadi es-Seluki bölgesindeki bir binayı bombalamasının ardından yükselen dumanlar... (Görüntü, Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden alındı) (EPA)
İsrail tanklarının Vadi es-Seluki bölgesindeki bir binayı bombalamasının ardından yükselen dumanlar... (Görüntü, Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden alındı) (EPA)
TT

Lübnan: İsrail hava saldırıları Kfar Rumman ve Ali el-Tahir'i hedef aldı, güneydeki köylerde evler bombalanarak yıkıldı

İsrail tanklarının Vadi es-Seluki bölgesindeki bir binayı bombalamasının ardından yükselen dumanlar... (Görüntü, Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden alındı) (EPA)
İsrail tanklarının Vadi es-Seluki bölgesindeki bir binayı bombalamasının ardından yükselen dumanlar... (Görüntü, Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden alındı) (EPA)

İsrail savaş uçakları bugün sabah saatlerinde Lübnan'ın güneyindeki Dohat Kefr Rumman'a bir dizi hava saldırısı düzenlerken, Ali el-Tahir Tepeleri çevresine de bir hava saldırısı gerçekleştirdi.

Gece saatlerinde ise Lübnan'ın güneyindeki el-Mansuri beldesi, Buyut es-Siyad beldesi çevresi ve Mecdil Zun etekleri yoğun İsrail topçu ateşine maruz kaldı.

İsrail ordusu güneye yönelik saldırılarını sürdürerek gece boyunca el-Mansuri, Mecdil Zun ve Buyut es-Siyad köy ve beldelerinde ayakta tek bir ev dahi bırakmayacak şekilde geniş çaplı saldırı operasyonları gerçekleştirdi.

Hadada, Yarin ve Ayta el-Cebel beldeleri de benzer saldırı operasyonlarına sahne olurken, bu operasyonlara batı ve orta kesimlerdeki köy ve beldelerin semalarında kesintisiz uçuş yapan İHA'ların eşliğinde bitişik vadilere yönelik makineli tüfek atışları eşlik etti.

İsrail savaş uçakları dün akşam saatlerinde de Lübnan'ın güneyindeki bölgelere bir dizi hava saldırısı düzenleyerek; Ali Tahir tepesini, Nebatiye el-Fevka'daki Ed-Deyr mahallesini ve Ed-Debşe bölgesini hedef aldı.


Hizbullah'a yönelik yaptırımlar Lübnan devletini test ederken

Lübnan'da bir okuldaki yıkımın boyutu, (Ulusal İnsan Hakları Komisyonu)
Lübnan'da bir okuldaki yıkımın boyutu, (Ulusal İnsan Hakları Komisyonu)
TT

Hizbullah'a yönelik yaptırımlar Lübnan devletini test ederken

Lübnan'da bir okuldaki yıkımın boyutu, (Ulusal İnsan Hakları Komisyonu)
Lübnan'da bir okuldaki yıkımın boyutu, (Ulusal İnsan Hakları Komisyonu)

ABD'nin Hizbullah'a yönelik yeni yaptırımları, milyonlarca doları örgüte aktarmakla suçlanan bir ağı hedef almasının ardından, Lübnan devletini ve kurumlarını hassas bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Söz konusu adım, Washington'un Hizbullah'ın doğasına ve devletle ilişkisine yönelik yeni yaklaşımı çerçevesinde atılırken; finansal, güvenlik ve adli kurumlara para transferlerini kontrol etme ve iç krizi derinleştirmeden yükümlülükleri yerine getirme konusunda zorluklar yüklüyor.

Güneyde ise Başbakan Nevvaf Selam, devletin otoritesini yeniden tesis etmesini sadece askerî konuşlanmayı aşan bir süreçle ilişkilendirerek, güneyin "tek otorite altında" olması gerektiğini vurguladı ve "Güvenlik açısından yeniden kazandığımız egemenliği, ekonomik ve sosyal alanlarda da pekiştirmeliyiz" ifadelerini kullandı.

"Devletin dönüşü", toparlanma programları, okulların yeniden açılması, çiftçilere destek ve zarar gören ailelere yardım projeleriyle ilerliyor; ancak bu süreç, hasarın boyutu ile mevcut finansman arasındaki büyük uçurumla karşılaşıyor. Öte yandan hükümet, güneyde kurumlarının ve hizmetlerinin varlığını güvence altına almak ve yeniden imar çalışmalarını yürütmek için çalışmalarını sürdürüyor.