Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Bazı Suriyeliler hâlâ kanunlardan kaçmanın veya yasadışı eylemlerde bulunmanın mümkün olduğunu düşünüyor

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
TT

Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)

İsmail Derviş

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden üç ay sonra Ramazan Bayramı'nın üçüncü gününün akşamı, Suriyeliler bayram tatili sebebiyle, Suriye'nin en ünlü eğlence parkı olan ve Şam Uluslararası Havalimanı'nın yakınında bulunan “Mutlu Dünya”yı doldurmuşlardı. Ancak iki genç, yetişkinlere ait bir oyun için sıra kavgasına giriştiler. Olay, birinin diğerini “Kamu Güvenliği’nde” çalıştığını söyleyerek tehdit etmesi, “intikam alabileceğini” söylemesiyle tırmandı.

Basit bir anlaşmazlık sonucu ortaya çıkan bu olay, Suriye'de yaklaşık 15 yıldır yaygın olan şiddet sırasında gerçekleşen sayısız intikam ve misilleme olayı ve dökülen kan yanında önemsiz kalıyor. Bütün bunlar sebebiyle ülke, bu yüzyılda dünyanın en şiddet dolu ve güvensiz ülkesi olarak sınıflandırıldı.

Esed rejiminin devrilmesinin arifesinde Suriyeliler, çoğunluğu Esed rejimine sadık olanlara veya rejimin işlediği suçlara iştirak edenlere yönelik misilleme eylemleri olan kitlesel katliamlardan korkuyorlardı. Ancak tepkiler beklenenden çok daha hafif oldu ve Suriye’nin kıyı bölgesinde mart ayı başında patlak veren olaylardan önce intikam davaları bireysel vakalarla sınırlı kaldı. Eski rejime bağlı yandaşların yeni hükümetin kamu güvenlik güçlerine yönelik saldırısıyla başlayan olaylar, büyük çoğunluğu sivil olan yüzlerce kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlandı.

Uluslararası toplum, eski rejime bağlı grupların gerçekleştirdiği saldırıyı hemen kınadı ancak yeni Suriye hükümetinden de yaşanan ihlalleri soruşturmasını istedi. Hükümet de olup biten her şeyi araştırmak ve olaya karışanlardan hesap sormak için bir “bağımsız soruşturma komitesi"  kurdu ama komite bu yazı yazılırken hâlâ çalışmalarını sürdürüyordu.

Humus'ta köylerin etrafındaki barikatlar

Suriye'nin merkezindeki Humus, büyük mezhepsel çeşitliliğe sahip bir şehir. Görgü tanıkları Independent Arabia'ya, güvenlik güçlerinin olası misillemelerden sakinlerini korumak için bazı Alevi köylerinin etrafına barikat kurduklarını söylediler.

Esed rejiminin döktüğü kanın intikamını almak isteyenlerin arasında kişisel intikamlarını almak isteyenler de var. Bazıları da İçişleri Bakanlığı devleti tam anlamıyla denetim altına almadan ve hukuk diğer ülkelerdeki gibi işlemeden önce hesaplarını görmek istiyorlar.

 Bazı Suriyeliler de, kanundan kaçanların veya yasadışı eylemlerde yahut da hâlâ hukuksuz eylemlerde bulunanların, bunun için hâlâ imkânları olduğuna inanıyor. Güçsüz olan ve aygıtları hâlâ yeniden yapılandırılan hükümete danışmadan, başkaları ile hesaplarını görebileceklerini düşünüyorlar.

Ciddi hukuki adımlar bekleniyor

Suriyeli avukat Fadi Kardus şunları söylüyor: “Bilhassa Suriye çatışması gibi uzun süreli ve kanlı çatışma ile devrim bağlamında, herhangi bir geçiş sürecinde, kişisel hesaplaşmalar gerçek bir tehlikeyi temsil eder. Oysa uluslararası alanda kabul gören kavramıyla geçiş dönemi adaleti, adalet ve uzlaşmayı sağlayacak yasal ve kurumsal bir çerçeve sunarak bu tür intikamların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Aynı şekilde, 2025 Suriye Anayasa Bildirgesi doğrultusunda en kısa sürede kurulmasını umduğumuz geçiş dönemi organı da bu hedefe ulaşılmasında önemli rol oynayacaktır. Bunun için suçluların ve faillerin hesap vermesini, mağdurların tazmin edilmesini ve ihlallerin tekrarlanmamasını sağlamak için bireylerin ve kurumların reform edilmesini garantiye almalıdır.” Şunu da ekliyor: “Geçiş dönemi adaleti ilkelerinin etkin bir şekilde uygulanmasıyla Suriye'nin kişisel hesaplaşmaların açık arenasına dönüşmesini engelleme fırsatına sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, adaletin sağlanması için hükümet ve Suriye'de ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplumun sürecin kapsayıcı, oluşumu, yetkileri ve görevleri belli, mağdur merkezli olmasını sağlamak amacıyla güçlü bir kararlılık göstermesi gerekiyor. Bu da bireyler ile devlet arasındaki güveni artırıp, en azından öngörülebilir gelecek için istikrarı sağlayacaktır.”

Kardus, şöyle devam etti: “Geçiş Adaleti Komisyonu için gerekli yasama ortamını oluşturacak geçici yasama konseyi kurulmadan, yukarıda belirtilenler hiçbir işe yaramayacaktır. Bu yapılırken ulusal mevzuat, Geçici Anayasa Bildirgesi, insan hakları ve geçiş adaletine ilişkin uluslararası standartlar esas alınmalı, Geçiş Adaleti Komisyonu'na ulusal ve uluslararası destek sağlanmalı ve böylece kararlarının güvenilirliğinin artırılması hedeflenmelidir. Zira Geçici Anayasa Bildirgesine göre geçiş adaletinin kazananların adaleti olmasından korkuluyor. Dolayısıyla Geçiş Adaleti Komitesi’nin öncelikle mağdurların kim olduğunu tespit etmesi, geçmişteki ihlallerin mağdurlarını hak sahibi olarak tanımaya çalışması gerekiyor. Daha sonra komiteler aracılığıyla gerçeklerin araştırılmasına başlanmalı. Ardından Adalet Komitesinin görev alanına giren suçların faillerinin kimliğine bakılmaksızın yasal işlem ve takip başlatılmalı. Mağdurlar veya aileleri için hesap sorma, tazminat ve düzeltme mekanizmasının net bir şekilde oluşturulması ve şu anda yaşandığı gibi ihlallerin tekrarlanmasını önlemek için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekiyor.”

Eski rejimin geride bıraktığı miras

Suriyeli yazar ve insan hakları aktivisti Samar Aştar’a gelince şunları söylüyor: “2011 yılında Suriye devrimini izleyen çatışmanın patlak vermesinden itibaren devlet kurumları bozulmaya başladı. Ülkede suçları bir nebze olsun kontrol altında tutan birleşik güvenlik otoritesi kayboldu. Ülke kompleks çatışmaların açık arenası haline geldi. Çatışmalar siyasetin ve militarizmin sınırlarını aştı, kaos ve yargı sisteminin zaafları örtüsü altında kişisel intikam ve tasfiyeler şeklinde daha tehlikeli bir karaktere büründü. O zamandan beri öldürme, adam kaçırma ve uydurma suçlamalar, hiçbir yasal veya toplumsal caydırıcılık olmaksızın, tüm taraflar için hesaplaşmanın yaygın bir yolu haline geldi.

Aştar şunu da ekliyor: “Esed rejimindeki subay ve yetkililerin, isyan eden halka karşı kullanmak için intikam almak isteyen ve suç kaydı bulunan kişileri askere alma politikasını unutamayız. Bu onların halka sempati duymamalarını, yemek ve içmek gibi öldürmeye alışana kadar acımasızca ve hiç ara vermeden öldüren bir demir yumruktan ibaret olmalarını garanti altına alacaktı ve öyle de oldu. Daha sonra Aralık 2024'te rejim değiştiğinde Suriyeliler suçluların yasal olarak hesap vereceğini umuyordu. Kontrol dışı silahların kontrol altına alınması, fraksiyonların ortadan kaldırılması, güvenlik güçlerinin rolünün etkinleştirilmesi yoluyla güvenliğin yeniden sağlanacağını ümit ediyorlardı. Ancak bu umut, gerçek bir reform belirtisi göstermeyen yeni bir gerçeklikle hızla suya düştü. Silahların, hizipçiliğin ve mezhepçi söylemlerin yaygınlaşması, yeni hükümetin etkili ve net bir geçiş dönemi adaleti politikasının olmaması sorunu daha da derinleştirdi. Vatandaşlar ise, kendilerine insan aklının kavrayamayacağı acılar yaşatanlardan hesap sorulmasını, hükümet kurumlarından defalarca talep ettiler. Ancak gerçek bir yargılamanın olmaması nedeniyle birçok kişi “Şebbiha” ve suçluların isimlerini belgelemek için sosyal medyaya yöneldi ve “siyasi”, bazen de mezhepsel bir doğa taşıyan bireysel intikam kampanyaları başladı.

Hükümetin çekingen müdahalesi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Suriyeli insan hakları aktivisti, “yeni hükümetin müdahalesinin çekingen olduğunu ve kontrolsüz yayılan silahların kontrol altına alınmasının önceliğine inanmadığını, çeşitli silahlı grupları Suriye Ordusu adı altında tek bir çatı altında etkili bir şekilde birleştiremediğini” düşünüyor. Ardından şöyle devam ediyor: “Hatta bazen rastgele işlenen intikam suçlarını örtbas ederek sanki katillere gizli bir koruma sağlıyormuş gibi davranıyor. Bu da şiddetin ve bireysel intikamın çemberini genişletti ve asırlardır korkuya alışmış olanların yüreklerine kaygı geri döndü. Herhangi birini “Esed rejiminin kalıntısı” olmakla suçlamak kolaylaştı, böylece peşine düşmek, tutuklamak ve hatta öldürmek meşru ve onaylanan bir eyleme dönüştü. Suriye sahillerinde kendilerinde hesap sorma hakkı ve öldürme yetkisi gören gruplar tarafından yeni tasfiye eylemleri başlatıldı. Silah sesleri yeniden yükseldi ve mahkemeler, hakimler ve tanıklar aracılığıyla örgütlü geçiş dönemi adaletinin son özellikleri de ortadan kalktı. Bunun yerini, genellikle kişinin geçmişine dayalı bireysel ve kolektif intikam eylemleri aldı. Bir yerde Esed yönetimine sessiz kalan bir dini gruba karşı savaş açıldığını, diğer bir yerde malların geri alınması, önceki rejim döneminde uğranan zararın intikamının alınması, hatta sadece ailevi problemlerden dolayı intikam alma durumları görülmeye başlandı.”

Silahlar tekrar konuşacak mı?

Aştar sözlerini şöyle bitirdi: “Suriye halkının yorgun zihni bugün acaba tekrar silahlar konuşacak mı, orman kanunu tarzı hayat devam edecek mi, bireyin güvenliği ve onuru arasında aşılmaz bir duvar oluşturan öldürme ve işkencenin geri dönme olasılığı var mı diye düşünüyor. Bu soruların cevabı evettir; eğer mevcut hükümet yasaları uygulayamazsa, gerçekten hesap soramazsa, kontrolsüz silahı ve hizipçiliği kontrol edemezse, geçiş adaleti için derhal çalışmaya başlamak yerine, sokağın öfkesini dindirmek çabasıyla sadece medya ve kameraların önünde bir suçluyu tutuklarsa kaos ve korku geri dönecek. Adalet kamerayla değil, adil bir yargıçla ve halka hukuk temelleri üzerine kurulmuş bir devletin güvenini veren dürüst bir soruşturmacıyla sağlanır.”

Öte yandan gözlemciler, kişisel hesaplaşma vakalarının da yaşandığını, bu vakaların rejimin yıkılmasından önce de var olduğunu, ancak günümüzde farklı bir karakter kazandığını düşünüyorlar. Zira güç dengeleri değişse de, bazıları kaos, intikam ve kişisel tasfiyeler açısından Suriye'de yaşananların büyük Suriye destanından sonra yaşanması beklenenlerden çok daha az ve hafif olduğunu düşünüyorlar. Ancak hükümet, isteyerek veya istemeyerek de olsa, birincisi, güvenliği ve kontrolü sağlamak, ikincisi de ülkeye destek konusunda ileriye yönelik adımlar atmadan önce daha fazla adım atılmasını bekleyen uluslararası toplumun güvenini kazanmak için, yasaları mümkün olduğunca uygulamaya çalışıyor.



Yemen Şafağı operasyonu Babülmendep ve adalarını Husilerin kalıntılarından temizliyor

Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
TT

Yemen Şafağı operasyonu Babülmendep ve adalarını Husilerin kalıntılarından temizliyor

Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)

Yemen’de yürütülen Fecir el-Yemen (Yemen Şafağı)  askeri operasyonu cuma günü beşinci gününe girerken hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı ve stratejik öneme sahip Meyun Adası’ndaki temizleme faaliyetlerini tamamladı. Uluslararası deniz ulaşım koridoruna hâkim yüksek kesimlerde mevzilerini sağlamlaştıran güçler, ülkenin batı kıyısındaki kazanımlarını pekiştirdi. Öte yandan Taiz’in güney ve batı kırsalında çatışmalar sürerken ülkenin çeşitli bölgelerinde Husilerin mevzilerine ve hareketliliğine yönelik hava saldırılarının kapsamı genişledi.

Askeri kaynaklar, Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu’nun hava desteğiyle hareket eden Amalika Tugayları ile Vatan Kalkanı Güçleri’nin Babülmendep Boğazı, el-Ardi askeri kampı ve sahil güvenliğe bağlı gözetleme noktalarının kontrolünü tamamen sağladığını bildirdi. Kaynaklara göre güçler ayrıca Meyun Adası’nı ve boğazın çevresindeki dağlık silsileleri ele geçirdi. Bu bölgeler arasında hayati öneme sahip deniz geçiş güzergâhına hâkim noktalar da bulunuyor.

Kaynaklar, hükümet güçlerinin sürpriz bir kuşatma harekâtı düzenleyerek Husilerin ön savunma hatlarını aştığını, grubun yeni kazdığı siper ve tünellere ulaştığını belirtti. Çatışmalarda onlarca Husi mensubunun öldürüldüğü, bazılarının ise teslim olduğu aktarıldı.

ffghyjuk
Yemen hükümet güçleri el-Vaziye’de ilerliyor, Babülmendep’i tamamen temizlemek için baskıyı artırıyor (AP)

Kontrolün kalıcı hâle getirilmesi durumunda boğazın ve Meyun Adası’nın güvence altına alınması, Kızıldeniz’in güney girişinde yer alan stratejik bölgenin konumu ve uluslararası deniz ulaşımının korunmasındaki önemi nedeniyle batı kıyısındaki askeri harekâtın seyrinde önemli bir değişim anlamına gelecek.

Bu gelişme, hükümet güçlerinin Babülmendep çevresindeki geniş bir alana hâkim olan Kahbub tepelerini kontrol altına aldıklarını duyurmasının ardından geldi.

El-Vaziye yönündeki askeri baskı sürüyor

Yeni mevzilerini sağlamlaştıran Yemen hükümet güçleri, Taiz’in batısındaki el-Vaziye cephesinde operasyonlarını sürdürüyor. Sahadan gelen bilgilere göre güçler, ilçenin doğusundaki yüksek kesimleri güvence altına almayı ve Zubab çevresi ile el-Umri askeri kampındaki Husi mevzilerini kuşatmayı hedefliyor. Bu adımların, ilerleyişin el-Muha yönünde genişletilmesine zemin hazırlaması amaçlanıyor.

Operasyonlara paralel olarak el-Vaziye, eş-Şemayiteyn ve Cebel Habşi bölgelerinde Husilerin askeri mevzilerini ve hareketliliğini hedef alan hava saldırıları düzenlendi. Saldırılar ayrıca Taiz ile Lahic vilayetleri arasındaki sınırda, el-Mukatira ve el-Ahkum ilçelerine hâkim Şercab, et-Turbe ve Cebel Kahham bölgelerini de kapsadı.

cdfhg
Yemen hükümet güçlerinden bir asker, Taiz’in güneyindeki cephelerde (AFP)

Sahadaki kaynaklar, Cebel Habşi ilçesindeki el-Hakl ve el-Kahaf bölgelerinde Husi araçları ile takviye birliklerinin hedef alındığını bildirdi. Hükümete bağlı Taiz Askeri Ekseni Medya Merkezi ise hava saldırılarından birinde 23 Husi mensubunun etkisiz hâle getirildiğini veya yaralandığını açıkladı.

Hava saldırılarında ayrıca Numan ve es-Seybara dağları, el-Harse bölgesi ile eş-Şemayiteyn ilçesindeki Cerdad da hedef alındı.

Öte yandan Husiler, mevzilerini korumak ve yeni ilerleme güzergâhları açmak amacıyla Taiz’in güney ve batısındaki kırsal bölgelere yönelik baskılarını sürdürüyor.

Yerel kaynaklar, batı cephesindeki Cebel Habşi ilçesinde el-Mahşa, el-Adef ve el-Arme bölgelerinin Husilerin kontrolüne geçtiğini, grubun eş-Şarik bölgesine doğru ilerlediğini bildirdi. Bölgedeki köylerin de topçu ateşine tutulduğu, söz konusu kaynaklara göre el-Mahşa’da bir öğretmenin hayatını kaybettiği aktarıldı.

Bu gelişmeler, Taiz vilayetinde birden fazla cephede çatışmaların devam ettiğini gösteriyor. Hükümet güçleri batı bölgelerindeki mevzilerini sağlamlaştırmaya ve stratejik yolları güvence altına almaya çalışırken Husiler de güney ve batı kırsalında ve kent çevresinde baskı noktalarını korumayı hedefliyor.

Bin 729 askeri hedef vuruldu

Askeri operasyonların kapsamının genişlediğine işaret eden bir açıklama yapan Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nüzeyli, perşembe günü “Fecir el-Yemen” operasyonu kapsamında çeşitli cephelerde Husi askeri hedeflerine yönelik Bin 729 hassas saldırı gerçekleştirildiğini duyurdu.

Nüzeyli, operasyonlarda 1.370 Husi mensubunun etkisiz hâle getirildiğini, 300 askeri araç ve teçhizatın imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini belirtti. Hedef alınan noktalar arasında askeri mevziler, gözetleme noktaları, komuta ve kontrol merkezleri, silah depoları, ikmal hatları ve takviye birlikleri de yer aldı.

gfthyju
Babülmendep cephesinde Devler Tugayları’na bağlı savaşçılar (EPA)

Eş zamanlı olarak yerel kaynakların aktardığına göre hava saldırıları Taiz, İbb, Beyda, Ebyen, Saada, Sana, Rimah ve Hudeyde olmak üzere sekiz vilayete yayıldı.

Saldırılarda Husilerin kontrolündeki başkent Sana’daki noktalar, İbb vilayetinin Yerim ilçesindeki bir Husi kampı ve aynı vilayetteki es-Siyeni bölgesindeki mevziler hedef alındı. Ayrıca Sana’nın batısındaki Beni Matar’da, Rimah vilayetindeki Kesme’de ve Beyda vilayetinin Cebel Cemil, Cercere ve en-Nisrin dağlarında bulunan noktalar vuruldu. Saldırılar, Akabet Sera ile Hudeyde ve Saada’daki diğer mevzileri de kapsadı.

Lahic vilayetinde ise hükümet güçleri, el-Mudaribe ilçesinin kuzeybatısındaki el-Ağbera, el-Muhavile ve el-Meşamira bölgelerini hedef alan Husi saldırısının püskürtüldüğünü açıkladı. Aşiretlerden gelen takviyelerin desteğiyle Cebel Seyf’teki bazı mevzilerin de geri alındığı bildirildi.

Mareb’in güneyi ve Cevf cephelerinde ise çatışmalar, karşılıklı topçu ateşi ve insansız hava aracı operasyonları devam etti. Hava saldırılarında Mas kampı ile el-Lebenat bölgesindeki mevziler hedef alındı.


Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor
TT

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’de hükümet güçlerinin yürüttüğü Yemen’in Şafağı adlı askerî operasyon beşinci gününe girerken hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı ile stratejik öneme sahip Meyyun Adası’nın kontrolünü tamamen sağladıklarını ve uluslararası deniz geçiş güzergâhına hâkim yüksek kesimlerdeki mevzilerini tahkim ettiklerini açıkladı. Bu gelişme, hükümet güçlerinin ülkenin batı kıyısındaki konumunu güçlendirdi.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Taiz’in güney ve batı kırsalında çatışmalar sürerken Yemen’in çeşitli vilayetlerinde Husilere ait mevzileri ve hareketliliği hedef alan hava saldırılarının kapsamı genişledi.

Taiz vilayetinde hükümet güçleri, batıda yer alan Vaziiye cephesindeki operasyonlarını sürdürerek yüksek kesimlerin güvenliğini sağlamayı ve Zubab ile el-Umri Askerî Kampı çevresindeki Husi mevzilerini kuşatmayı amaçlıyor. Sahadan gelen bilgilere göre bu operasyonlarla, ilerleyişin el-Muha yönünde genişletilmesi hedefleniyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid el-Nüzeyli, Yemen’in Şafağı operasyonu kapsamında Husi askerî hedeflerine yönelik 1.729 saldırı düzenlendiğini açıkladı. El-Nüzeyli, operasyonlarda Husilere bağlı 1.370 kişinin etkisiz hâle getirildiğini, 300 askerî araç ve teçhizatın ise imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini belirtti.

Yerel kaynakların aktardığına göre hava saldırıları sekiz vilayete yayıldı. Lahic, Marib ve Cevf cephelerinde de çatışmalar devam etti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM), Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, özellikle salı ve çarşamba günleri Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ile Abha Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan son saldırıları şiddetle kınadı. Söz konusu saldırılarda vatandaşlar ve ülkede ikamet eden yabancılar arasında ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

BM Sözcüsü, sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının uluslararası insancıl hukuk kapsamında yasak olduğunu vurguladı.


İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti

İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
TT

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti

İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü’nün verdiği bilgiye göre, İsrail’in dün düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu ise hayatını kaybedenlerden üçünün Filistinli grupların mensubu olduğunu öne sürdü.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, hayatını kaybeden 7 kişiden 6’sı Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Gazze kentinin farklı bölgelerinde yaşamını yitirdi.

Sivil Savunma Müdürlüğü ve Şifa Hastanesi, Gazze’nin güneybatısında ‘İsrail’e ait bir insansız hava aracının bir aracı hedef alması’ sonucu 2 kişinin yaşamını yitirdiğini, çok sayıda kişinin de yaralandığını bildirdi. Kentin kuzeybatısındaki Tevvam bölgesinde ise ‘yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir çadırın’ benzer bir saldırıyla hedef alınması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

cdfgh
 İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir sokakta yürüyen Filistinliler, 6 Ekim 2026, Gazze (AP)

İsrail ordusu, iki saldırıda da ‘terör örgütlerindeki askeri unsurların’ hedef alındığını bildirdi.

Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal da AFP’ye yaptığı açıklamada, Gazze kentinin güneyindeki Sabra mahallesinde Abdullah Azzam Camisi yakınlarında bir binanın İsrail uçakları tarafından bombalanması sonucu bir kadın ve bir çocuk olmak üzere 2 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını belirtti. Basal ayrıca, Gazze kentinin kuzeybatısında İsrail topçu ateşi sonucu bir kadının yaşamını yitirdiğini aktardı.

Basal, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah kentinin güneydoğusunda da İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu bir kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Gazze Şeridi’nde savaş, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği benzeri görülmemiş saldırının ardından başladı.

Hamas, İsrail ordusunun çarşamba günü silahlı kişilerin ‘Kemal Advan Hastanesi’nin içinden saldırılar düzenlediğini’ açıklamasının ardından, Gazze’deki hastanelerin askeri amaçlarla kullanıldığı yönündeki İsrail suçlamalarını reddetti.

hyju
Gazze şehrinde hasar görmüş binaların arasında, yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar, 8 Ekim 2026 (AP)

Hamas, yayımladığı açıklamada, “İşgal güçlerinin Gazze Şeridi’ndeki hastanelere yönelik öne sürdüğü iddia ve suçlamalar tamamen yalan ve iftiradan ibarettir. Bu iddialar, Gazze Şeridi’ndeki sivil altyapının, başta hastaneler olmak üzere, sistematik biçimde yok edilmesine yönelik saldırılar sırasında daha önce de kullanılmıştı. Bu durum, işgal güçlerinin vahşi suçlarını tekrarlamaya yönelik tehlikeli niyetlerini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Bu suç teşkil eden kışkırtma, Gazze Şeridi’nde geriye kalan hastanelerin saldırılar, ağır kuşatma ve işgal güçlerinin gerekli ekipman ve malzemelerin girişini engellemesi nedeniyle felaket koşullarında hizmet vermeye çalıştığı, hastanelerin hasta ve yaralılarla dolup taştığı bir dönemde yapılıyor” denildi.

Hamas’a bağlı Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askerî harekâtında 74 bin 200’den fazla kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler (BM), bu rakamları güvenilir kabul ediyor.

Bakanlığın verilerine göre, Ekim 2025’te ateşkesin ilan edilmesinden bu yana Gazze’de en az bin 450 kişi öldürüldü.

İsrail ordusu ise aynı dönemde 5 askerinin ve bir sivil yüklenicinin hayatını kaybettiğini açıkladı.