Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Bazı Suriyeliler hâlâ kanunlardan kaçmanın veya yasadışı eylemlerde bulunmanın mümkün olduğunu düşünüyor

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
TT

Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)

İsmail Derviş

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden üç ay sonra Ramazan Bayramı'nın üçüncü gününün akşamı, Suriyeliler bayram tatili sebebiyle, Suriye'nin en ünlü eğlence parkı olan ve Şam Uluslararası Havalimanı'nın yakınında bulunan “Mutlu Dünya”yı doldurmuşlardı. Ancak iki genç, yetişkinlere ait bir oyun için sıra kavgasına giriştiler. Olay, birinin diğerini “Kamu Güvenliği’nde” çalıştığını söyleyerek tehdit etmesi, “intikam alabileceğini” söylemesiyle tırmandı.

Basit bir anlaşmazlık sonucu ortaya çıkan bu olay, Suriye'de yaklaşık 15 yıldır yaygın olan şiddet sırasında gerçekleşen sayısız intikam ve misilleme olayı ve dökülen kan yanında önemsiz kalıyor. Bütün bunlar sebebiyle ülke, bu yüzyılda dünyanın en şiddet dolu ve güvensiz ülkesi olarak sınıflandırıldı.

Esed rejiminin devrilmesinin arifesinde Suriyeliler, çoğunluğu Esed rejimine sadık olanlara veya rejimin işlediği suçlara iştirak edenlere yönelik misilleme eylemleri olan kitlesel katliamlardan korkuyorlardı. Ancak tepkiler beklenenden çok daha hafif oldu ve Suriye’nin kıyı bölgesinde mart ayı başında patlak veren olaylardan önce intikam davaları bireysel vakalarla sınırlı kaldı. Eski rejime bağlı yandaşların yeni hükümetin kamu güvenlik güçlerine yönelik saldırısıyla başlayan olaylar, büyük çoğunluğu sivil olan yüzlerce kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlandı.

Uluslararası toplum, eski rejime bağlı grupların gerçekleştirdiği saldırıyı hemen kınadı ancak yeni Suriye hükümetinden de yaşanan ihlalleri soruşturmasını istedi. Hükümet de olup biten her şeyi araştırmak ve olaya karışanlardan hesap sormak için bir “bağımsız soruşturma komitesi"  kurdu ama komite bu yazı yazılırken hâlâ çalışmalarını sürdürüyordu.

Humus'ta köylerin etrafındaki barikatlar

Suriye'nin merkezindeki Humus, büyük mezhepsel çeşitliliğe sahip bir şehir. Görgü tanıkları Independent Arabia'ya, güvenlik güçlerinin olası misillemelerden sakinlerini korumak için bazı Alevi köylerinin etrafına barikat kurduklarını söylediler.

Esed rejiminin döktüğü kanın intikamını almak isteyenlerin arasında kişisel intikamlarını almak isteyenler de var. Bazıları da İçişleri Bakanlığı devleti tam anlamıyla denetim altına almadan ve hukuk diğer ülkelerdeki gibi işlemeden önce hesaplarını görmek istiyorlar.

 Bazı Suriyeliler de, kanundan kaçanların veya yasadışı eylemlerde yahut da hâlâ hukuksuz eylemlerde bulunanların, bunun için hâlâ imkânları olduğuna inanıyor. Güçsüz olan ve aygıtları hâlâ yeniden yapılandırılan hükümete danışmadan, başkaları ile hesaplarını görebileceklerini düşünüyorlar.

Ciddi hukuki adımlar bekleniyor

Suriyeli avukat Fadi Kardus şunları söylüyor: “Bilhassa Suriye çatışması gibi uzun süreli ve kanlı çatışma ile devrim bağlamında, herhangi bir geçiş sürecinde, kişisel hesaplaşmalar gerçek bir tehlikeyi temsil eder. Oysa uluslararası alanda kabul gören kavramıyla geçiş dönemi adaleti, adalet ve uzlaşmayı sağlayacak yasal ve kurumsal bir çerçeve sunarak bu tür intikamların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Aynı şekilde, 2025 Suriye Anayasa Bildirgesi doğrultusunda en kısa sürede kurulmasını umduğumuz geçiş dönemi organı da bu hedefe ulaşılmasında önemli rol oynayacaktır. Bunun için suçluların ve faillerin hesap vermesini, mağdurların tazmin edilmesini ve ihlallerin tekrarlanmamasını sağlamak için bireylerin ve kurumların reform edilmesini garantiye almalıdır.” Şunu da ekliyor: “Geçiş dönemi adaleti ilkelerinin etkin bir şekilde uygulanmasıyla Suriye'nin kişisel hesaplaşmaların açık arenasına dönüşmesini engelleme fırsatına sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, adaletin sağlanması için hükümet ve Suriye'de ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplumun sürecin kapsayıcı, oluşumu, yetkileri ve görevleri belli, mağdur merkezli olmasını sağlamak amacıyla güçlü bir kararlılık göstermesi gerekiyor. Bu da bireyler ile devlet arasındaki güveni artırıp, en azından öngörülebilir gelecek için istikrarı sağlayacaktır.”

Kardus, şöyle devam etti: “Geçiş Adaleti Komisyonu için gerekli yasama ortamını oluşturacak geçici yasama konseyi kurulmadan, yukarıda belirtilenler hiçbir işe yaramayacaktır. Bu yapılırken ulusal mevzuat, Geçici Anayasa Bildirgesi, insan hakları ve geçiş adaletine ilişkin uluslararası standartlar esas alınmalı, Geçiş Adaleti Komisyonu'na ulusal ve uluslararası destek sağlanmalı ve böylece kararlarının güvenilirliğinin artırılması hedeflenmelidir. Zira Geçici Anayasa Bildirgesine göre geçiş adaletinin kazananların adaleti olmasından korkuluyor. Dolayısıyla Geçiş Adaleti Komitesi’nin öncelikle mağdurların kim olduğunu tespit etmesi, geçmişteki ihlallerin mağdurlarını hak sahibi olarak tanımaya çalışması gerekiyor. Daha sonra komiteler aracılığıyla gerçeklerin araştırılmasına başlanmalı. Ardından Adalet Komitesinin görev alanına giren suçların faillerinin kimliğine bakılmaksızın yasal işlem ve takip başlatılmalı. Mağdurlar veya aileleri için hesap sorma, tazminat ve düzeltme mekanizmasının net bir şekilde oluşturulması ve şu anda yaşandığı gibi ihlallerin tekrarlanmasını önlemek için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekiyor.”

Eski rejimin geride bıraktığı miras

Suriyeli yazar ve insan hakları aktivisti Samar Aştar’a gelince şunları söylüyor: “2011 yılında Suriye devrimini izleyen çatışmanın patlak vermesinden itibaren devlet kurumları bozulmaya başladı. Ülkede suçları bir nebze olsun kontrol altında tutan birleşik güvenlik otoritesi kayboldu. Ülke kompleks çatışmaların açık arenası haline geldi. Çatışmalar siyasetin ve militarizmin sınırlarını aştı, kaos ve yargı sisteminin zaafları örtüsü altında kişisel intikam ve tasfiyeler şeklinde daha tehlikeli bir karaktere büründü. O zamandan beri öldürme, adam kaçırma ve uydurma suçlamalar, hiçbir yasal veya toplumsal caydırıcılık olmaksızın, tüm taraflar için hesaplaşmanın yaygın bir yolu haline geldi.

Aştar şunu da ekliyor: “Esed rejimindeki subay ve yetkililerin, isyan eden halka karşı kullanmak için intikam almak isteyen ve suç kaydı bulunan kişileri askere alma politikasını unutamayız. Bu onların halka sempati duymamalarını, yemek ve içmek gibi öldürmeye alışana kadar acımasızca ve hiç ara vermeden öldüren bir demir yumruktan ibaret olmalarını garanti altına alacaktı ve öyle de oldu. Daha sonra Aralık 2024'te rejim değiştiğinde Suriyeliler suçluların yasal olarak hesap vereceğini umuyordu. Kontrol dışı silahların kontrol altına alınması, fraksiyonların ortadan kaldırılması, güvenlik güçlerinin rolünün etkinleştirilmesi yoluyla güvenliğin yeniden sağlanacağını ümit ediyorlardı. Ancak bu umut, gerçek bir reform belirtisi göstermeyen yeni bir gerçeklikle hızla suya düştü. Silahların, hizipçiliğin ve mezhepçi söylemlerin yaygınlaşması, yeni hükümetin etkili ve net bir geçiş dönemi adaleti politikasının olmaması sorunu daha da derinleştirdi. Vatandaşlar ise, kendilerine insan aklının kavrayamayacağı acılar yaşatanlardan hesap sorulmasını, hükümet kurumlarından defalarca talep ettiler. Ancak gerçek bir yargılamanın olmaması nedeniyle birçok kişi “Şebbiha” ve suçluların isimlerini belgelemek için sosyal medyaya yöneldi ve “siyasi”, bazen de mezhepsel bir doğa taşıyan bireysel intikam kampanyaları başladı.

Hükümetin çekingen müdahalesi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Suriyeli insan hakları aktivisti, “yeni hükümetin müdahalesinin çekingen olduğunu ve kontrolsüz yayılan silahların kontrol altına alınmasının önceliğine inanmadığını, çeşitli silahlı grupları Suriye Ordusu adı altında tek bir çatı altında etkili bir şekilde birleştiremediğini” düşünüyor. Ardından şöyle devam ediyor: “Hatta bazen rastgele işlenen intikam suçlarını örtbas ederek sanki katillere gizli bir koruma sağlıyormuş gibi davranıyor. Bu da şiddetin ve bireysel intikamın çemberini genişletti ve asırlardır korkuya alışmış olanların yüreklerine kaygı geri döndü. Herhangi birini “Esed rejiminin kalıntısı” olmakla suçlamak kolaylaştı, böylece peşine düşmek, tutuklamak ve hatta öldürmek meşru ve onaylanan bir eyleme dönüştü. Suriye sahillerinde kendilerinde hesap sorma hakkı ve öldürme yetkisi gören gruplar tarafından yeni tasfiye eylemleri başlatıldı. Silah sesleri yeniden yükseldi ve mahkemeler, hakimler ve tanıklar aracılığıyla örgütlü geçiş dönemi adaletinin son özellikleri de ortadan kalktı. Bunun yerini, genellikle kişinin geçmişine dayalı bireysel ve kolektif intikam eylemleri aldı. Bir yerde Esed yönetimine sessiz kalan bir dini gruba karşı savaş açıldığını, diğer bir yerde malların geri alınması, önceki rejim döneminde uğranan zararın intikamının alınması, hatta sadece ailevi problemlerden dolayı intikam alma durumları görülmeye başlandı.”

Silahlar tekrar konuşacak mı?

Aştar sözlerini şöyle bitirdi: “Suriye halkının yorgun zihni bugün acaba tekrar silahlar konuşacak mı, orman kanunu tarzı hayat devam edecek mi, bireyin güvenliği ve onuru arasında aşılmaz bir duvar oluşturan öldürme ve işkencenin geri dönme olasılığı var mı diye düşünüyor. Bu soruların cevabı evettir; eğer mevcut hükümet yasaları uygulayamazsa, gerçekten hesap soramazsa, kontrolsüz silahı ve hizipçiliği kontrol edemezse, geçiş adaleti için derhal çalışmaya başlamak yerine, sokağın öfkesini dindirmek çabasıyla sadece medya ve kameraların önünde bir suçluyu tutuklarsa kaos ve korku geri dönecek. Adalet kamerayla değil, adil bir yargıçla ve halka hukuk temelleri üzerine kurulmuş bir devletin güvenini veren dürüst bir soruşturmacıyla sağlanır.”

Öte yandan gözlemciler, kişisel hesaplaşma vakalarının da yaşandığını, bu vakaların rejimin yıkılmasından önce de var olduğunu, ancak günümüzde farklı bir karakter kazandığını düşünüyorlar. Zira güç dengeleri değişse de, bazıları kaos, intikam ve kişisel tasfiyeler açısından Suriye'de yaşananların büyük Suriye destanından sonra yaşanması beklenenlerden çok daha az ve hafif olduğunu düşünüyorlar. Ancak hükümet, isteyerek veya istemeyerek de olsa, birincisi, güvenliği ve kontrolü sağlamak, ikincisi de ülkeye destek konusunda ileriye yönelik adımlar atmadan önce daha fazla adım atılmasını bekleyen uluslararası toplumun güvenini kazanmak için, yasaları mümkün olduğunca uygulamaya çalışıyor.



Koalisyon Taif’e yönelen balistik füzeyi engelledi... Yemen’de Suudi Arabistan’dan insani yardım projeleri başlatıldı

Koalisyon Taif’e yönelen balistik füzeyi engelledi... Yemen’de Suudi Arabistan’dan insani yardım projeleri başlatıldı
TT

Koalisyon Taif’e yönelen balistik füzeyi engelledi... Yemen’de Suudi Arabistan’dan insani yardım projeleri başlatıldı

Koalisyon Taif’e yönelen balistik füzeyi engelledi... Yemen’de Suudi Arabistan’dan insani yardım projeleri başlatıldı

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, hava savunma sistemlerinin Husilerin Taif yönüne fırlattığı bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini duyurdu.

Koalisyon, dün de İran destekli terörist Husi milislerinin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı 3 balistik füze ile Riyad’a yönelen 2 balistik füzeyi önleyerek imha etmişti. Ayrıca Güney Bölgesi’ni hedef alan 4 insansız hava aracı da engellenerek düşürülmüştü.

Koalisyon Kuvvetleri Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, hava savunma sistemlerinin balistik füzeleri önleyerek imha ettiğini, Güney Bölgesi’ni hedef alan 4 İHA’nın da engellenip düşürüldüğünü belirtti.

Öte yandan Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, salı günü yaptığı açıklamada, acil durum erken uyarı sirenlerinin çalmasından kısa süre sonra Riyad, Harc, el-Harik, Abha, Hamis Muşayt ve Necran’da tehlikenin geçtiğini duyurdu. Sirenler, olası tehlikelere karşı uyarı amacıyla uygulanan önlemler kapsamında devreye sokulmuştu.

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, salı günü, Suudi Arabistan’ın farklı alanlarda yürüttüğü insani yardım ve destek projeleri ile Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi tarafından önümüzdeki dönemde Yemen’de hayata geçirilecek 100 gönüllülük programının açılışını yaptı.

El-Alimi, Riyad’daki merkez binasına gerçekleştirdiği ziyaret sırasında projelerin tanıtımına katıldı. Ziyarette kendisini, Kraliyet Divanı Danışmanı ve merkezin Genel Müdürü Abdullah er-Rabia karşıladı. Törene ayrıca Suudi Arabistan’ın Yemen Büyükelçisi ve Yemen Kalkınma ve Yeniden İmar Programı Sorumlusu Muhammed Âl Cabir, Yemen’in Suudi Arabistan Büyükelçisi Salim bin Berik, Birleşmiş Milletler kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda yetkili katıldı.

Husilerin tırmandırdığı gerilimin insani sonuçları da ağırlaşmaya devam ediyor. Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, ülke içinde yerinden edilenlerin sayısı 270 bini aşarken binlerce Yemenli de Cibuti’ye ulaştı.

Yerinden edilen aileler barınma, içme suyu ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sıkıntılarla karşı karşıya. Örgüt, finansman yetersizliğinin giderek artan insani ihtiyaçları karşılama kapasitesini sınırladığı uyarısında bulundu.


İHA’lar Sudan’da karanlığı genişletiyor ve Nyala’da can kaybına yol açıyor

Hartum’daki elektrik trafo merkezine yönelik saldırının ardından (Hartum eyaleti medya ofisi)
Hartum’daki elektrik trafo merkezine yönelik saldırının ardından (Hartum eyaleti medya ofisi)
TT

İHA’lar Sudan’da karanlığı genişletiyor ve Nyala’da can kaybına yol açıyor

Hartum’daki elektrik trafo merkezine yönelik saldırının ardından (Hartum eyaleti medya ofisi)
Hartum’daki elektrik trafo merkezine yönelik saldırının ardından (Hartum eyaleti medya ofisi)

Sudan’daki insansız hava aracı (İHA) savaşında, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki karşılıklı saldırıların genişleyerek askeri mevzileri, elektrik santrallerini, petrol tesislerini, hayati sivil altyapıyı, pazar yerlerini ve yerleşim bölgelerini hedef almasıyla tehlikeli bir aşamaya geçildi.

Yaklaşık 24 saat içinde, HDK’ye ait İHA’lar 6 elektrik trafo merkezini hedef aldı. Bunların sonuncusu, Omdurman’daki el-Merhiyat elektrik trafo merkezi oldu. Saldırılar sonucunda başkentte ve diğer eyaletlerde geniş bölgelerde elektrik kesintileri yaşandı. Öte yandan, Güney Darfur eyaletinin başkenti Nyala’daki bir pazara düzenlenen İHA saldırısında 21 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Bu saldırı, Güney Sudan ile ihtilaflı Abyei bölgesindeki bir pazara yönelik, can kayıplarına yol açan saldırıdan yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşti. Son iki saldırı, çatışmanın iki tarafı arasında her gün düzenlenmeye başlayan karşılıklı hava saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde meydana geldi.

cdfvghy
Hartum Valisi Ahmed Osman Hamza, elektrik trafo merkezinde meydana gelen hasarı inceledi. (Hartum eyaleti medya ofisi)

Hartum eyaletinde dün şafak vakti, Omdurman kentinin kuzeybatısında bulunan el-Merhiyat trafo merkezini hedef alan İHA saldırısının ardından geniş çaplı elektrik kesintisi yaşandı. Saldırı sonucunda trafo merkezi devre dışı kaldı. Yerel kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, saldırının merkezde yangına yol açtığını ve Omdurman’ın geniş kesimleriyle başkentin diğer mahallelerinde elektriklerin kesildiğini bildirdi.

Kaynaklar, son arızadan önce de bölge sakinlerinin her gün 10 ila 12 saat arasında değişen elektrik kesintileriyle karşı karşıya kaldığını belirterek, trafo merkezinin onarılması ve elektrik hizmetinin yeniden sağlanması için gereken sürenin açıklanmasını beklediklerini ifade etti.

Hartum Valisi Ahmed Osman Hamza, trafo merkezinin ağır hasar gördüğünü ve bu nedenle hizmet dışı kaldığını, ancak tesiste çalışanlar arasında yaralanan olmadığını söyledi.

Hamza, HDK’yi hizmet tesislerini ve sivil hedefleri vurmakla suçlayarak, bunun HDK’nin ‘öldürme, zorla yerinden etme ve sivillerin altyapısını ve hizmet tesislerini tahrip etme’ yaklaşımıyla örtüştüğünü belirtti. Vali, trafo merkezinin mümkün olan en kısa sürede yeniden hizmete alınması için gerekli desteğin sağlanacağını taahhüt etti. Ayrıca eyalet yönetiminin, elektrik kesintisinden etkilenen hayati tesislerin işletilmesini sürdürmek amacıyla alternatif çözümlere başvuracağını kaydetti.

Daha sonra Sudan resmi haber ajansı SUNA, Enerji ve Petrol Bakanı’nın saldırının yol açtığı hasarı elektrik yetkilileriyle görüştüğünü bildirdi. Saldırı, Nil Nehri eyaletinin bazı kesimleri ile diğer eyaletlerde de elektrik kesintilerine neden oldu. Sudan Elektrik Holding Şirketi Genel Müdürü, teknik ekiplerin onarım çalışmalarına hazırlık amacıyla hasarın boyutunu belirlemek üzere çalıştığını söyledi.

Nyala’da ölü ve yaralılar

Ülkenin batısında ise dün bir sağlıkçı ile görgü tanıklarının AFP’ye verdiği bilgilere göre, Nyala kentindeki bir pazarı hedef alan İHA saldırısında 21 kişi hayatını kaybetti, en az 40 kişi yaralandı.

Şarku’l Avsat’ın Sudan Tribune internet sitesinden aktardığına göre yerel kaynaklar, pazartesi akşamı kentteki bazı noktaların hava saldırılarına hedef olduğunu bildirdi. Saldırıların, HDK’ye ait binaları ve askeri mevzileri, HDK mensubu komutanların evlerini ve Nyala Uluslararası Havalimanı yakınlarındaki hava savunma sistemlerini hedef aldığı belirtildi. İnternet sitesi, HDK mensuplarının da aralarında bulunduğu ölü ve yaralıların olduğunu aktardı. Ancak yerel kaynakların bildirdiği can kaybı sayısına, AFP’nin haberleştirdiği pazar saldırısında hayatını kaybedenlerin dahil olup olmadığı henüz netlik kazanmadı.

evbfed
Güney Darfur eyaletinin başkenti Nyala’da bir hava saldırısının gerçekleştiği bölgede yıkılmış bir bina (İnsan Hakları İzleme Örgütü)

El-Merhiyat trafo merkezinin hedef alınması, Sudan’ın çeşitli eyaletlerindeki elektrik santrallerine yönelik bir dizi İHA saldırısından 24 saatten kısa bir süre sonra gerçekleşti. Sudan Elektrik Holding Şirketi, söz konusu saldırıları HDK’nin düzenlediğini öne sürdü.

Şirket, pazartesi günü yayımladığı açıklamada, saldırıların beş bölgede bulunan elektrik tesislerini hedef aldığını bildirdi. Söz konusu saldırılar, ekipmanlarda ağır hasara yol açarak söz konusu eyaletlerde elektrik hizmetinin kesilmesine neden oldu.

Şirket, saldırıların ulusal elektrik şebekesinin istikrarını tehdit eder hale geldiği uyarısında bulundu. Enerji tesislerine yönelik devam eden tırmanış kapsamında, Beyaz Nil eyaletindeki Tendelti elektrik santrali de birkaç gün önce saldırıya uğramıştı.

ghy
Abyei’de bir kamyona düzenlenen saldırının yol açtığı yangının ardından (Birleşmiş Milletler – Facebook)

Elektrik ve yakıt tesislerine yönelik tekrarlanan saldırıların, içme suyu tedarikinde aksamalara yol açabileceği, hastanelerin ve diğer hayati tesislerin faaliyetlerini sekteye uğratabileceği yönündeki endişeler giderek artıyor.

Önceki İHA saldırıları

İHA saldırıları daha önce de Sudan’ın farklı bölgelerindeki enerji ve ulaşım tesislerinde büyük hasara yol açmış, elektrik kesintilerine ve hizmetlerin değişen sürelerle aksamasına neden olmuştu.

13 Ocak 2025’te ülkenin kuzeyinde bulunan Merowe Barajı ile bağlantılı elektrik tesisleri hedef alınmış, ana trafolardan biri hasar görmüş ve bunun sonucunda geniş bölgelerde elektrik kesintisi yaşanmıştı. Santral daha sonra da başka saldırılara maruz kalmıştı. Geçtiğimiz nisan ayında düzenlenen bir saldırıda, Kuzey eyaletine elektrik sağlayan bir trafo hasar görmüş; Omdurman’ın bazı kesimleri ile Kuzey eyaletinin bazı bölgelerinde elektrik kesintisi meydana gelmişti.

gh
Sudan’ın kuzeyindeki Merowe Barajı daha önce bir İHA’nın hedefi olmuştu. (SUNA)

Aynı yılın ocak ayında, Gadarif eyaletindeki eş-Şevk trafo merkezi de saldırıya uğradı ve ülkenin doğusundaki bazı bölgelerde elektrik kesintileri yaşandı. Beyaz Nil eyaletindeki Ümmü Debakir termik santrali ile Nil Nehri eyaletinin Atbara ve Berber kentlerindeki trafo merkezleri de hedef alındı. Saldırılar, tekrarlanan elektrik kesintilerine yol açtı.

Saldırılar yalnızca elektrik santralleriyle sınırlı kalmadı. 9 Eylül 2025’te İHA’lar, başkentin kuzeyindeki Ceyli bölgesinde bulunan Hartum Rafinerisi’ni, Bahri ve Omdurman’daki elektrik santrallerini ve Hartum’un güneyindeki bir yakıt deposunu hedef aldı.

Ülkenin ana limanına ve insani yardım operasyonlarının merkezine ev sahipliği yapan Port Sudan kenti de Mayıs 2025’te saldırılara maruz kaldı. Liman ve havalimanı yakınlarındaki stratejik yakıt depolarını hedef alan saldırılar büyük yangınlara neden oldu. Elektrik santrali ve havalimanı da saldırıların hedefi oldu. Bunun sonucunda elektrik kesintileri yaşanırken uçuşlar aksadı. Ülkenin diğer bölgelerine yönelik ikmal ve insani yardım sevkiyatlarının da bu saldırılardan etkilenebileceği yönündeki endişeler arttı.

dchy
6 Mayıs 2025’te Port Sudan’ın kuzeyindeki limana düzenlenen İHA saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AP)

Ekim 2025’te, yeniden açılışa hazırlık çalışmaları sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan İHA saldırıları nedeniyle havalimanından uçuşların yeniden başlatılması ertelendi. Havalimanı, savaşın başında patlak veren çatışmalar sırasında da büyük çaplı hasar görmüştü.

Kuzey Kordofan eyaletinin en büyük kenti olan el-Ubeyd’de ise 2026 yılı boyunca elektrik ve yakıt tesisleriyle hizmet noktalarını hedef alan tekrarlanan saldırılar yaşandı. Kentteki bu saldırılar, su ve gıda krizinin derinleşmesine ve sağlık hizmetlerinin aksamasına katkıda bulunurken, kente ikmal malzemelerinin ulaştırılması da güçlüklerle karşılaştı.

Bu gelişmeler, İHA savaşının etkilerinin doğrudan hedef alınan noktaların çok ötesine yayıldığını gösteriyor. Bir elektrik santralinin devre dışı kalması veya bir yakıt deposunun yanması, artık kentlerin ve eyaletlerin tamamında yaşayan insanların günlük hayatını ve temel hizmetleri etkiliyor.


Şara: Suriye-Irak sınırı tamamen güvenli, DEAŞ tehdidi azaldı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)
TT

Şara: Suriye-Irak sınırı tamamen güvenli, DEAŞ tehdidi azaldı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün akşam yaptığı açıklamada, Suriye-Irak sınırının tamamen güvenli olduğunu belirterek iki ülke arasında koordinasyon bulunduğunu ve DEAŞ tehdidinin azaldığını söyledi. Şara, her iki ülke için de tehdit oluşturan herhangi bir örgütün bulunmadığını ifade etti.

Irak’ın Dijle televizyonuna konuşan Şara, “Suriye-Irak sınırı, bazı endişeler bulunmasına rağmen tamamen güvenli. İki ülke arasında ortak koordinasyon mevcut” dedi. Şara, Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’nin Suriye’ye yapacağı ziyareti memnuniyetle karşıladıklarını belirterek iki ülke hükümetlerinin ortak çıkarlar konusunda uzlaştığını söyledi. Iraklıların Suriye’yi ziyaret etmesini de desteklediğini kaydeden Şara, Iraklıların Seyyide Zeynep Türbesi’ni ziyaret etmelerinin önünde herhangi bir engel bulunmadığını ifade etti.

Suriye’nin Irak’a mezhepçi bir bakış açısıyla yaklaşmadığını vurgulayan Şara, “Ortak noktalarımız çok fazla. Irak ile Suriye arasındaki toplumsal ilişkiler uzun yıllar boyunca sağlıklı bir şekilde sürdü” diye konuştu. Şara, iktidara gelmelerinden bu yana Bağdat yönetiminin olumlu bir politika izlediğini, ancak bazı tarafların farklı tutumlar sergilediğini belirtti.

Irak’taki 2003 sonrası gelişmelere de değinen Şara, ülkedeki mezhep çatışmalarına müdahil olmadığını, 2011’de Irak’taki cezaevinden çıktıktan sonra Suriye’ye döndüğünü söyledi.

Suriye’nin istikrarının Irak’ın, Irak’ın istikrarının da Suriye’nin çıkarına olduğunu belirten Şara, iki ülkenin ortak noktalar üzerinden ilerlemesi ve ilişkilerdeki endişeleri giderecek uygun bir ortam oluşturması gerektiğini vurguladı. Şara, “Bizi ayıranlardan çok birleştiren şey var. Artık savaşlar ve tartışmalar yeter” dedi. Ayrıca Irak’ta hiçbir sivile saldırmadığını ifade etti.

Enerji iş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şara, Banyas Boru Hattı’nın rafinerilere bağlanması için uluslararası şirketlerle temasların sürdüğünü belirtti. Suriye ile Irak arasında Banyas-Kerkük hattına ilişkin mutabakat zaptları imzalandığını da açıkladı.

Suriye’nin Irak için stratejik bir batı koridoru ve deniz kapısı olduğunu belirten Şara, “Suriye, Irak’ın Akdeniz’e açılan kapısıdır ve petrol ihracatı açısından önemli bir güzergâhtır” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Irak medyasından aktardığına göre Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, ikili ilişkiler, su kaynakları, petrol ve iki ülke arasındaki ticaret konularını görüşmek üzere bugün geniş bir bakanlık heyetiyle Suriye’ye resmî ziyarette bulunacak.