Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Bazı Suriyeliler hâlâ kanunlardan kaçmanın veya yasadışı eylemlerde bulunmanın mümkün olduğunu düşünüyor

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
TT

Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)

İsmail Derviş

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden üç ay sonra Ramazan Bayramı'nın üçüncü gününün akşamı, Suriyeliler bayram tatili sebebiyle, Suriye'nin en ünlü eğlence parkı olan ve Şam Uluslararası Havalimanı'nın yakınında bulunan “Mutlu Dünya”yı doldurmuşlardı. Ancak iki genç, yetişkinlere ait bir oyun için sıra kavgasına giriştiler. Olay, birinin diğerini “Kamu Güvenliği’nde” çalıştığını söyleyerek tehdit etmesi, “intikam alabileceğini” söylemesiyle tırmandı.

Basit bir anlaşmazlık sonucu ortaya çıkan bu olay, Suriye'de yaklaşık 15 yıldır yaygın olan şiddet sırasında gerçekleşen sayısız intikam ve misilleme olayı ve dökülen kan yanında önemsiz kalıyor. Bütün bunlar sebebiyle ülke, bu yüzyılda dünyanın en şiddet dolu ve güvensiz ülkesi olarak sınıflandırıldı.

Esed rejiminin devrilmesinin arifesinde Suriyeliler, çoğunluğu Esed rejimine sadık olanlara veya rejimin işlediği suçlara iştirak edenlere yönelik misilleme eylemleri olan kitlesel katliamlardan korkuyorlardı. Ancak tepkiler beklenenden çok daha hafif oldu ve Suriye’nin kıyı bölgesinde mart ayı başında patlak veren olaylardan önce intikam davaları bireysel vakalarla sınırlı kaldı. Eski rejime bağlı yandaşların yeni hükümetin kamu güvenlik güçlerine yönelik saldırısıyla başlayan olaylar, büyük çoğunluğu sivil olan yüzlerce kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlandı.

Uluslararası toplum, eski rejime bağlı grupların gerçekleştirdiği saldırıyı hemen kınadı ancak yeni Suriye hükümetinden de yaşanan ihlalleri soruşturmasını istedi. Hükümet de olup biten her şeyi araştırmak ve olaya karışanlardan hesap sormak için bir “bağımsız soruşturma komitesi"  kurdu ama komite bu yazı yazılırken hâlâ çalışmalarını sürdürüyordu.

Humus'ta köylerin etrafındaki barikatlar

Suriye'nin merkezindeki Humus, büyük mezhepsel çeşitliliğe sahip bir şehir. Görgü tanıkları Independent Arabia'ya, güvenlik güçlerinin olası misillemelerden sakinlerini korumak için bazı Alevi köylerinin etrafına barikat kurduklarını söylediler.

Esed rejiminin döktüğü kanın intikamını almak isteyenlerin arasında kişisel intikamlarını almak isteyenler de var. Bazıları da İçişleri Bakanlığı devleti tam anlamıyla denetim altına almadan ve hukuk diğer ülkelerdeki gibi işlemeden önce hesaplarını görmek istiyorlar.

 Bazı Suriyeliler de, kanundan kaçanların veya yasadışı eylemlerde yahut da hâlâ hukuksuz eylemlerde bulunanların, bunun için hâlâ imkânları olduğuna inanıyor. Güçsüz olan ve aygıtları hâlâ yeniden yapılandırılan hükümete danışmadan, başkaları ile hesaplarını görebileceklerini düşünüyorlar.

Ciddi hukuki adımlar bekleniyor

Suriyeli avukat Fadi Kardus şunları söylüyor: “Bilhassa Suriye çatışması gibi uzun süreli ve kanlı çatışma ile devrim bağlamında, herhangi bir geçiş sürecinde, kişisel hesaplaşmalar gerçek bir tehlikeyi temsil eder. Oysa uluslararası alanda kabul gören kavramıyla geçiş dönemi adaleti, adalet ve uzlaşmayı sağlayacak yasal ve kurumsal bir çerçeve sunarak bu tür intikamların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Aynı şekilde, 2025 Suriye Anayasa Bildirgesi doğrultusunda en kısa sürede kurulmasını umduğumuz geçiş dönemi organı da bu hedefe ulaşılmasında önemli rol oynayacaktır. Bunun için suçluların ve faillerin hesap vermesini, mağdurların tazmin edilmesini ve ihlallerin tekrarlanmamasını sağlamak için bireylerin ve kurumların reform edilmesini garantiye almalıdır.” Şunu da ekliyor: “Geçiş dönemi adaleti ilkelerinin etkin bir şekilde uygulanmasıyla Suriye'nin kişisel hesaplaşmaların açık arenasına dönüşmesini engelleme fırsatına sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, adaletin sağlanması için hükümet ve Suriye'de ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplumun sürecin kapsayıcı, oluşumu, yetkileri ve görevleri belli, mağdur merkezli olmasını sağlamak amacıyla güçlü bir kararlılık göstermesi gerekiyor. Bu da bireyler ile devlet arasındaki güveni artırıp, en azından öngörülebilir gelecek için istikrarı sağlayacaktır.”

Kardus, şöyle devam etti: “Geçiş Adaleti Komisyonu için gerekli yasama ortamını oluşturacak geçici yasama konseyi kurulmadan, yukarıda belirtilenler hiçbir işe yaramayacaktır. Bu yapılırken ulusal mevzuat, Geçici Anayasa Bildirgesi, insan hakları ve geçiş adaletine ilişkin uluslararası standartlar esas alınmalı, Geçiş Adaleti Komisyonu'na ulusal ve uluslararası destek sağlanmalı ve böylece kararlarının güvenilirliğinin artırılması hedeflenmelidir. Zira Geçici Anayasa Bildirgesine göre geçiş adaletinin kazananların adaleti olmasından korkuluyor. Dolayısıyla Geçiş Adaleti Komitesi’nin öncelikle mağdurların kim olduğunu tespit etmesi, geçmişteki ihlallerin mağdurlarını hak sahibi olarak tanımaya çalışması gerekiyor. Daha sonra komiteler aracılığıyla gerçeklerin araştırılmasına başlanmalı. Ardından Adalet Komitesinin görev alanına giren suçların faillerinin kimliğine bakılmaksızın yasal işlem ve takip başlatılmalı. Mağdurlar veya aileleri için hesap sorma, tazminat ve düzeltme mekanizmasının net bir şekilde oluşturulması ve şu anda yaşandığı gibi ihlallerin tekrarlanmasını önlemek için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekiyor.”

Eski rejimin geride bıraktığı miras

Suriyeli yazar ve insan hakları aktivisti Samar Aştar’a gelince şunları söylüyor: “2011 yılında Suriye devrimini izleyen çatışmanın patlak vermesinden itibaren devlet kurumları bozulmaya başladı. Ülkede suçları bir nebze olsun kontrol altında tutan birleşik güvenlik otoritesi kayboldu. Ülke kompleks çatışmaların açık arenası haline geldi. Çatışmalar siyasetin ve militarizmin sınırlarını aştı, kaos ve yargı sisteminin zaafları örtüsü altında kişisel intikam ve tasfiyeler şeklinde daha tehlikeli bir karaktere büründü. O zamandan beri öldürme, adam kaçırma ve uydurma suçlamalar, hiçbir yasal veya toplumsal caydırıcılık olmaksızın, tüm taraflar için hesaplaşmanın yaygın bir yolu haline geldi.

Aştar şunu da ekliyor: “Esed rejimindeki subay ve yetkililerin, isyan eden halka karşı kullanmak için intikam almak isteyen ve suç kaydı bulunan kişileri askere alma politikasını unutamayız. Bu onların halka sempati duymamalarını, yemek ve içmek gibi öldürmeye alışana kadar acımasızca ve hiç ara vermeden öldüren bir demir yumruktan ibaret olmalarını garanti altına alacaktı ve öyle de oldu. Daha sonra Aralık 2024'te rejim değiştiğinde Suriyeliler suçluların yasal olarak hesap vereceğini umuyordu. Kontrol dışı silahların kontrol altına alınması, fraksiyonların ortadan kaldırılması, güvenlik güçlerinin rolünün etkinleştirilmesi yoluyla güvenliğin yeniden sağlanacağını ümit ediyorlardı. Ancak bu umut, gerçek bir reform belirtisi göstermeyen yeni bir gerçeklikle hızla suya düştü. Silahların, hizipçiliğin ve mezhepçi söylemlerin yaygınlaşması, yeni hükümetin etkili ve net bir geçiş dönemi adaleti politikasının olmaması sorunu daha da derinleştirdi. Vatandaşlar ise, kendilerine insan aklının kavrayamayacağı acılar yaşatanlardan hesap sorulmasını, hükümet kurumlarından defalarca talep ettiler. Ancak gerçek bir yargılamanın olmaması nedeniyle birçok kişi “Şebbiha” ve suçluların isimlerini belgelemek için sosyal medyaya yöneldi ve “siyasi”, bazen de mezhepsel bir doğa taşıyan bireysel intikam kampanyaları başladı.

Hükümetin çekingen müdahalesi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Suriyeli insan hakları aktivisti, “yeni hükümetin müdahalesinin çekingen olduğunu ve kontrolsüz yayılan silahların kontrol altına alınmasının önceliğine inanmadığını, çeşitli silahlı grupları Suriye Ordusu adı altında tek bir çatı altında etkili bir şekilde birleştiremediğini” düşünüyor. Ardından şöyle devam ediyor: “Hatta bazen rastgele işlenen intikam suçlarını örtbas ederek sanki katillere gizli bir koruma sağlıyormuş gibi davranıyor. Bu da şiddetin ve bireysel intikamın çemberini genişletti ve asırlardır korkuya alışmış olanların yüreklerine kaygı geri döndü. Herhangi birini “Esed rejiminin kalıntısı” olmakla suçlamak kolaylaştı, böylece peşine düşmek, tutuklamak ve hatta öldürmek meşru ve onaylanan bir eyleme dönüştü. Suriye sahillerinde kendilerinde hesap sorma hakkı ve öldürme yetkisi gören gruplar tarafından yeni tasfiye eylemleri başlatıldı. Silah sesleri yeniden yükseldi ve mahkemeler, hakimler ve tanıklar aracılığıyla örgütlü geçiş dönemi adaletinin son özellikleri de ortadan kalktı. Bunun yerini, genellikle kişinin geçmişine dayalı bireysel ve kolektif intikam eylemleri aldı. Bir yerde Esed yönetimine sessiz kalan bir dini gruba karşı savaş açıldığını, diğer bir yerde malların geri alınması, önceki rejim döneminde uğranan zararın intikamının alınması, hatta sadece ailevi problemlerden dolayı intikam alma durumları görülmeye başlandı.”

Silahlar tekrar konuşacak mı?

Aştar sözlerini şöyle bitirdi: “Suriye halkının yorgun zihni bugün acaba tekrar silahlar konuşacak mı, orman kanunu tarzı hayat devam edecek mi, bireyin güvenliği ve onuru arasında aşılmaz bir duvar oluşturan öldürme ve işkencenin geri dönme olasılığı var mı diye düşünüyor. Bu soruların cevabı evettir; eğer mevcut hükümet yasaları uygulayamazsa, gerçekten hesap soramazsa, kontrolsüz silahı ve hizipçiliği kontrol edemezse, geçiş adaleti için derhal çalışmaya başlamak yerine, sokağın öfkesini dindirmek çabasıyla sadece medya ve kameraların önünde bir suçluyu tutuklarsa kaos ve korku geri dönecek. Adalet kamerayla değil, adil bir yargıçla ve halka hukuk temelleri üzerine kurulmuş bir devletin güvenini veren dürüst bir soruşturmacıyla sağlanır.”

Öte yandan gözlemciler, kişisel hesaplaşma vakalarının da yaşandığını, bu vakaların rejimin yıkılmasından önce de var olduğunu, ancak günümüzde farklı bir karakter kazandığını düşünüyorlar. Zira güç dengeleri değişse de, bazıları kaos, intikam ve kişisel tasfiyeler açısından Suriye'de yaşananların büyük Suriye destanından sonra yaşanması beklenenlerden çok daha az ve hafif olduğunu düşünüyorlar. Ancak hükümet, isteyerek veya istemeyerek de olsa, birincisi, güvenliği ve kontrolü sağlamak, ikincisi de ülkeye destek konusunda ileriye yönelik adımlar atmadan önce daha fazla adım atılmasını bekleyen uluslararası toplumun güvenini kazanmak için, yasaları mümkün olduğunca uygulamaya çalışıyor.



İsrail’in El Halil’deki operasyonu, hükümet ile ordu arasında görüş ayrılığına yol açtı

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)
TT

İsrail’in El Halil’deki operasyonu, hükümet ile ordu arasında görüş ayrılığına yol açtı

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)

İsrail’in El Halil’de başlattığı baskın ve arama operasyonu, hükümet ile ordu komutanlığı arasında büyük bir görüş ayrılığına yol açtı. Cuma günü, iki İsrail askerinin ölümüne neden olan saldırının ardından başlatılan operasyon, bugün yapılacak seçimler öncesinde Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti ile İsrail ordusu yönetimi arasında tartışma konusu oldu.

İsrail ordusuna bağlı 98. Tümen, kentte yoğun operasyonlarını sürdürürken belirli bölgelerde Filistinlileri evlerinden ayrılmaya zorluyor, gözaltılar gerçekleştiriyor, silah arıyor ve binaları yıkıyor. Ancak İsrail ordusu, şu ana kadar elde edilen operasyonel sonuçların yetersiz olduğu gerekçesiyle operasyonun mevcut şekliyle sürdürülmesinin gerekliliğinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, pazar günü sokaklara konuşlanan İsrail askerleri ve askerî araçlar. (DPA)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, pazar günü sokaklara konuşlanan İsrail askerleri ve askerî araçlar. (DPA)

Yedioth Ahronoth gazetesinin dün, “konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara” dayandırdığı haberine göre, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz’ın katıldığı bir toplantıda Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, El Halil’deki operasyonu sona erdirmenin zamanının geldiğini ifade etti. Ancak Netanyahu ve Katz bu görüşe karşı çıkarak operasyonun devam etmesini istedi. Sonuçta Genelkurmay Başkanı’nın önerisi kabul edilmedi ve operasyonun sürdürülmesine karar verildi.

Netanyahu ve Katz, operasyonun başlatılması talimatını geçen cuma günü vermişti. İkili, operasyonun kapsamlı olacağını belirtmiş; işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki mülteci kamplarında uygulanan modeli El Halil’e taşımaktan, yani Filistinlileri yerlerinden ederek yerleşim alanlarını yıkmaktan söz etmişti. Özellikle saldırganların geldiği mahallelerin yıkılması ve ordunun bölgede kalıcı biçimde konuşlanması gündeme getirilmişti. Ayrıca altyapının imha edilmesi, aranan kişilerin yakalanması ve silahların toplanması vaat edilmişti. Ancak İsrail ordusu bu yaklaşımı benimsemedi ve Netanyahu ile Katz’ın kamuoyuna yansıttığı kapsamlı planın aksine, birkaç günle sınırlı bir operasyon duyurdu.

Operasyonun başlamasından birkaç gün sonra İsrail ordusu yaklaşık 2 bin 600 Filistinliyi evlerinden çıkardı ve bazı kişileri gözaltına aldı. Ancak 500 evde yapılan aramalarda yalnızca bir tüfek ve bir tabanca bulundu. Ordu, ayrıca 500 noktada arama yaptığını, 50 kişiyi gözaltına aldığını ve geçen hafta sonu yaşanan çatışmaya katılan saldırganlardan birinin evinin yakınında yer altında bir çukur bulduğunu açıkladı.

İsrail ordusuna göre çukurun bir çıkış açıklığı bulunmuyor. İlgili birimler tarafından yürütülen inceleme sürüyor. Yaklaşık 15 metre derinliğinde ve 75 santimetre genişliğinde olduğu belirtilen çukurun El Halil kent sınırları içerisinde bulunduğu, yakınında herhangi bir İsrail yerleşiminin olmadığı vurgulandı.

Çukurun içinde bulunan elektronik bir cihaz, incelemelerin sürdürülmesi amacıyla güvenlik güçlerine teslim edildi.

İsrail ordusunun, El Halil’de saldırganlardan birinin evinin yakınında bulduğunu açıkladığı yer altındaki çukur. (İsrail ordusu)
İsrail ordusunun, El Halil’de saldırganlardan birinin evinin yakınında bulduğunu açıkladığı yer altındaki çukur. (İsrail ordusu)

İsrail kamu yayıncısı Kan’a konuşan bir askerî kaynak, El Halil’deki operasyonun caydırıcılık ve istihbarat toplama hedeflerine ulaştığını söyledi. Operasyona katılan bazı askerler ise kentte fiilen hareketsiz kaldıklarını ve yapabilecekleri fazla bir şey olmadığını belirterek operasyonun sona erdirilmesini istemeyen birilerinin bulunduğunu dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın Kan’dan aktardığına göre İsrail ordusu operasyonu bitirmeyi planlıyor; ancak Netanyahu ve Katz buna karşı çıkarak operasyonun devam etmesini talep ediyor.

Operasyona katılan askerlerden biri, “Şu anda yalnızca zaman kaybediyoruz. Bir tabanca daha ya da Hamas bayrağı bulmak için operasyonu sürdürmenin bir anlamı yok. Her zaman başka bir silah veya bayrak bulunabilir, ancak mesele bu değil” dedi. Askerin bu sözleri, operasyonun sürdürülmesinde seçim hesaplarının etkili olduğu yönündeki değerlendirmelere işaret etti.

El Halil Valisi Halid Dudin, 500’den fazla evin aranmasının ve kentin farklı bölgeleri arasındaki ulaşımın kesintiye uğramasının ardından evlerini terk eden Filistinlilerin sayısının yaklaşık 2 bin 600’e yükseldiğini açıkladı.

Ancak Dudin, Netanyahu ve Katz’ın istediği modelin aksine, kent sakinlerinin yakın zamanda evlerine dönebileceğini düşünüyor. Batı Şeria’daki mülteci kamplarında yaşananlara benzer bir durumun El Halil’de tekrarlanmasını beklemiyor. Söz konusu kamplarda yaklaşık 40 bin Filistinli yerinden edilmiş durumda.

Çok sayıda gösterge, İsrail ordusunun bu aşamada El Halil’de mülteci kamplarında uygulanan modeli hayata geçirmeyeceğini gösteriyor.

İsrail ordusu, özellikle Filistinli sivillerin uzun süre evlerinden uzak tutulmasının hukuki açıdan sorun oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bu durum, operasyonun somut ve kayda değer askerî sonuçlar üretmediği koşullarda daha da önemli bir mesele olarak görülüyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, cumartesi günü kapalı bir İsrail kontrol noktasının altından poşet geçiren iki Filistinli. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, cumartesi günü kapalı bir İsrail kontrol noktasının altından poşet geçiren iki Filistinli. (AFP)

Ancak İsrail’deki siyasi yönetim bu değerlendirmeye karşı çıkıyor. Netanyahu ve Katz, saldırganların otomatik silahlar ve çok miktarda mühimmatla hareket etmiş olmasının, ordunun bölgede silah arama çalışmalarını sürdürmesini ve silahların bulunduğu noktaları tespit etmesini gerektirdiğini savunuyor. Operasyonun devam etmesinin caydırıcı bir etki yaratacağını ileri sürüyorlar.

Savunma Bakanlığı kaynakları ise İsrail ordusunun Batı Şeria’nın en büyük kenti olan El Halil’de yoğun askerî faaliyet yürütmesinin, Filistinliler üzerinde psikolojik ve algısal bir etki oluşturduğunu belirtiyor. Kaynaklar, bunun özellikle El Halil gibi bir Filistin kentinde gerçekleştiriliyor olmasına dikkat çekiyor. Bu durumun, daha önce Cenin, Nur Şems ve Tulkerim mülteci kamplarında yürütülen operasyonlardan farklı olduğu ifade ediliyor.


Suriyeli eski subaylar savaş suçları suçlamasıyla gözaltına alındı; aralarında Beşşar Esed’in kuzeni de var

Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)
Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)
TT

Suriyeli eski subaylar savaş suçları suçlamasıyla gözaltına alındı; aralarında Beşşar Esed’in kuzeni de var

Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)
Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)

Suriye İçişleri Bakanlığı, Humus kentinde İç Güvenlik Komutanlığı tarafından düzenlenen operasyonlarda, Suriyeli eski subay ve yetkililerden 15 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Bakanlık Sözcüsü Nuriddin el-Baba dün düzenlediği basın toplantısında gözaltına alınanlar arasında, 105. Şube’de görev yapmış albay ve Beşşar Esed’in kuzeni Yahya Esed’in de bulunduğunu açıkladı.

El-Baba’nın açıkladığı gözaltı listesinde, eski 24. Tümen Komutanı ve Hava Savunma Dairesi Başkanı Tümgeneral Muhammed Dib Afuf, Hava İstihbarat Dairesi Soruşturma Bölümü Başkanı Muhammed Türki Menun ve aynı dairenin Soruşturma Şubesi Başkanı Salim Nurs ed-Dağıstani de yer aldı.

Listede ayrıca Siyasi Güvenlik Şubesi’nde görev yapan Tuğgeneral Riyad Hamdu Şehade, “Terör Mahkemesi” Başkanı Gazi Bedr Abdüssalih, Tişrin Askerî Hastanesi’nde görevli Tuğgeneral Saadullah Cercis Mesud, Tuğgeneral Merhaf Muhsin Ali es-Selame, Cumhuriyet Muhafızları’nda görev yapan Tuğgeneral Ahmed Faysal el-Mustafa ve askerî doktor Şuayb Fuad el-Merkadi de bulunuyor.

Eski rejimin devrik lideri Beşşar Esed’in kuzeni Yahya Esed, onlarca subayla birlikte gözaltına alındı. (Sosyal medya)
Eski rejimin devrik lideri Beşşar Esed’in kuzeni Yahya Esed, onlarca subayla birlikte gözaltına alındı. (Sosyal medya)

Gözaltına alınanlar arasında helikopter pilotu Racih Hıdır Venus, helikopter pilotu İbrahim Yasin Selame ve savaş pilotu Münzir Ali Muhammed el-Ali de yer aldı. Listede ayrıca, “Tedamun Katliamı” olaylarına karışmakla suçlanan Kamil Muhammed Şerif ile Ala Salih Esed’in isimleri de bulunuyor.

El-Baba, listede isimleri yer alan eski subay ve yetkililerin Humus İç Güvenlik Komutanlığı tarafından yürütülen operasyonlar kapsamında gözaltına alındığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Şam Ağı (Şebeke Şam) internet sitesinden aktardığına göre, açıklamada gözaltına alınanların tamamının kimlikleri veya her birine somut suçlamalar hakkında ayrıntılı bilgi verilmedi. Soruşturmaların, şüphelilerin sorumluluklarının ve haklarındaki suçlamaların kapsamını ortaya koyması bekleniyor.

Esed rejimine karşı Hama cephelerinde yürütülen operasyonları sırasında hayatını kaybeden savaşçı Muhammed Subeyha’nın babasına, oğlunun fedakârlıkları dolayısıyla onur plaketi takdim edildi. (İç kurtuluş Güvenlik Güçleri)
Esed rejimine karşı Hama cephelerinde yürütülen operasyonları sırasında hayatını kaybeden savaşçı Muhammed Subeyha’nın babasına, oğlunun fedakârlıkları dolayısıyla onur plaketi takdim edildi. (İç kurtuluş Güvenlik Güçleri)

Öte yandan İç Güvenlik Güçleri, Suriye devrimi sırasında savaş suçları işlemek ve sivillere yönelik ihlallerde bulunmakla suçlanan Abdülber Yusuf es-Saad’ı da gözaltına aldı.

İç Güvenlik Güçleri dün yaptığı açıklamada, soruşturma kayıtlarının söz konusu kişinin eski rejim saflarında çeşitli çatışmalara ve askerî operasyonlara katıldığını ortaya koyduğunu bildirdi. Açıklamada ayrıca, görüntü kayıtlarında şüphelinin “Redu’l Udvan” (Saldırganlığın Püskürtülmesi) Muharebesi sırasında hayatını kaybeden bir kişinin naaşına kötü muamelede bulunduğunun belgelendiği belirtildi.

Şüphelinin işlediği öne sürülen suçların ayrıntılarının aydınlatılması ve ilgili delillerin toplanması amacıyla soruşturmanın sürdüğü, işlemlerin tamamlanmasının ardından dosyanın yargı makamlarına sevk edileceği kaydedildi.

Suriye el-İhbariyye televizyonunun 20 Eylül tarihli haberine göre, İç Güvenlik Güçleri daha önce de eski rejimin istihbarat teşkilatında görev yapan Yarbay Süleyman Ahmed Hasan’ı, hareketlerinin izlenmesi ve takip edilmesine dayanan bir güvenlik operasyonuyla gözaltına almıştı.

Suriyeli bir kadın, geçen nisan ayında Şam’ın güneyindeki Tedamun Katliamı’nda hayatını kaybeden yakınlarının fotoğraflarını taşıyor. (AP)
Suriyeli bir kadın, geçen nisan ayında Şam’ın güneyindeki Tedamun Katliamı’nda hayatını kaybeden yakınlarının fotoğraflarını taşıyor. (AP)

O dönemde yürütülen ilk soruşturmalar, Hasan’ın Askerî İstihbarat Şubesi’nde görev yaptığını, ardından 248. Şube’de önce Soruşturma Bölümü’nün, daha sonra Hukuk İşleri Bölümü’nün başkanlığını üstlendiğini ortaya koymuştu. Hasan’ın görevlerinin, Suriye devrimi yıllarında gösteriler, muhalifler ve ordudan ayrılan subaylarla ilgili soruşturmaları kapsadığı belirtilmişti.

Aynı gün, 22. Tümen’in 2012-2020 yılları arasında Operasyonlar Şubesi Başkanlığı görevini yürüten Tuğgeneral pilot Zekeriya Muhammed Sünun da gözaltına alınmıştı.

Suriye İçişleri Bakanlığı, 15 Haziran’da yayımladığı istatistiklerde, eski rejimle bağlantılı askerî rütbelere sahip 3 bin 548 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Söz konusu kişiler arasında farklı rütbelerden subayların bulunduğu; bunlardan 42’sinin tümgeneral, 172’sinin tuğgeneral ve 218’inin albay olduğu bildirildi.


Şam, Ürdün’ün hava saldırılarında 8 kişinin öldüğünü duyurdu; Nasib Sınır Kapısı’nı kapattı

Ürdün hava saldırılarının Dera'daki çeşitli noktalarda yol açtığı yıkım, (internet ortamında dolaşımda)
Ürdün hava saldırılarının Dera'daki çeşitli noktalarda yol açtığı yıkım, (internet ortamında dolaşımda)
TT

Şam, Ürdün’ün hava saldırılarında 8 kişinin öldüğünü duyurdu; Nasib Sınır Kapısı’nı kapattı

Ürdün hava saldırılarının Dera'daki çeşitli noktalarda yol açtığı yıkım, (internet ortamında dolaşımda)
Ürdün hava saldırılarının Dera'daki çeşitli noktalarda yol açtığı yıkım, (internet ortamında dolaşımda)

Suriye makamları, dün ülkenin güneyine düzenlenen Ürdün hava saldırılarında 8 sivilin hayatını kaybettiğini açıkladı. Ürdün ordusu ise saldırıların, geçen hafta bir kiliseyi hedef alan ve can kayıplarına yol açan saldırıya karşılık olarak “terör örgütlerini” hedef aldığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre Dera’daki bir sağlık yetkilisi, Ürdün’ün vilayetteki çeşitli noktalara düzenlediği hava saldırılarında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 8 sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Suriye hükümeti, olayla ilgili yaptığı açıklamada, ilgili makamların Ürdün Hava Kuvvetleri tarafından kısa süre önce Suriye’nin güneyine düzenlenen hava saldırılarının ardından sahadaki gelişmeleri yakından takip ettiğini bildirdi. Açıklamada, saldırılarda aralarında siviller ve çocukların da bulunduğu kişilerin hayatını kaybettiği ve yaralandığı belirtilerek, askerî operasyon öncesinde Suriye tarafıyla herhangi bir koordinasyon sağlanmadığı vurgulandı.

Suriye hükümeti, saldırılardan etkilenen ailelerle dayanışma içinde olduğunu belirtirken, olayın bütün yönlerinin aydınlatılması amacıyla ilgili makamlar tarafından kapsamlı bir soruşturma başlatıldığını duyurdu. Açıklamada ayrıca, konunun ele alınması amacıyla Ürdün yönetimiyle temasların sürdüğü kaydedildi.

Suriye hükümeti, iki ülkenin egemenliğinin, güvenliğinin ve istikrarının korunması için sınır bölgelerine yönelik her türlü adımda ortak saha ve güvenlik koordinasyonunun önemine dikkat çekti.

Öte yandan Suriye Genel Sınır Kapıları ve Gümrük İdaresi, mevcut koşullar ve Dera vilayetinde sahadaki gelişmeler nedeniyle Ürdün ile Nasib Sınır Kapısı’nın bugün kapatılacağını açıkladı.

Karar kapsamında, yolcuların geçişleri ile ticari hareketlilik her iki yönde de tamamen durdurulacak. Yetkililer, kararın sınır kapısındaki yolcuların ve çalışanların güvenliğini sağlamak amacıyla alındığını bildirdi.