Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Bazı Suriyeliler hâlâ kanunlardan kaçmanın veya yasadışı eylemlerde bulunmanın mümkün olduğunu düşünüyor

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
TT

Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)

İsmail Derviş

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden üç ay sonra Ramazan Bayramı'nın üçüncü gününün akşamı, Suriyeliler bayram tatili sebebiyle, Suriye'nin en ünlü eğlence parkı olan ve Şam Uluslararası Havalimanı'nın yakınında bulunan “Mutlu Dünya”yı doldurmuşlardı. Ancak iki genç, yetişkinlere ait bir oyun için sıra kavgasına giriştiler. Olay, birinin diğerini “Kamu Güvenliği’nde” çalıştığını söyleyerek tehdit etmesi, “intikam alabileceğini” söylemesiyle tırmandı.

Basit bir anlaşmazlık sonucu ortaya çıkan bu olay, Suriye'de yaklaşık 15 yıldır yaygın olan şiddet sırasında gerçekleşen sayısız intikam ve misilleme olayı ve dökülen kan yanında önemsiz kalıyor. Bütün bunlar sebebiyle ülke, bu yüzyılda dünyanın en şiddet dolu ve güvensiz ülkesi olarak sınıflandırıldı.

Esed rejiminin devrilmesinin arifesinde Suriyeliler, çoğunluğu Esed rejimine sadık olanlara veya rejimin işlediği suçlara iştirak edenlere yönelik misilleme eylemleri olan kitlesel katliamlardan korkuyorlardı. Ancak tepkiler beklenenden çok daha hafif oldu ve Suriye’nin kıyı bölgesinde mart ayı başında patlak veren olaylardan önce intikam davaları bireysel vakalarla sınırlı kaldı. Eski rejime bağlı yandaşların yeni hükümetin kamu güvenlik güçlerine yönelik saldırısıyla başlayan olaylar, büyük çoğunluğu sivil olan yüzlerce kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlandı.

Uluslararası toplum, eski rejime bağlı grupların gerçekleştirdiği saldırıyı hemen kınadı ancak yeni Suriye hükümetinden de yaşanan ihlalleri soruşturmasını istedi. Hükümet de olup biten her şeyi araştırmak ve olaya karışanlardan hesap sormak için bir “bağımsız soruşturma komitesi"  kurdu ama komite bu yazı yazılırken hâlâ çalışmalarını sürdürüyordu.

Humus'ta köylerin etrafındaki barikatlar

Suriye'nin merkezindeki Humus, büyük mezhepsel çeşitliliğe sahip bir şehir. Görgü tanıkları Independent Arabia'ya, güvenlik güçlerinin olası misillemelerden sakinlerini korumak için bazı Alevi köylerinin etrafına barikat kurduklarını söylediler.

Esed rejiminin döktüğü kanın intikamını almak isteyenlerin arasında kişisel intikamlarını almak isteyenler de var. Bazıları da İçişleri Bakanlığı devleti tam anlamıyla denetim altına almadan ve hukuk diğer ülkelerdeki gibi işlemeden önce hesaplarını görmek istiyorlar.

 Bazı Suriyeliler de, kanundan kaçanların veya yasadışı eylemlerde yahut da hâlâ hukuksuz eylemlerde bulunanların, bunun için hâlâ imkânları olduğuna inanıyor. Güçsüz olan ve aygıtları hâlâ yeniden yapılandırılan hükümete danışmadan, başkaları ile hesaplarını görebileceklerini düşünüyorlar.

Ciddi hukuki adımlar bekleniyor

Suriyeli avukat Fadi Kardus şunları söylüyor: “Bilhassa Suriye çatışması gibi uzun süreli ve kanlı çatışma ile devrim bağlamında, herhangi bir geçiş sürecinde, kişisel hesaplaşmalar gerçek bir tehlikeyi temsil eder. Oysa uluslararası alanda kabul gören kavramıyla geçiş dönemi adaleti, adalet ve uzlaşmayı sağlayacak yasal ve kurumsal bir çerçeve sunarak bu tür intikamların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Aynı şekilde, 2025 Suriye Anayasa Bildirgesi doğrultusunda en kısa sürede kurulmasını umduğumuz geçiş dönemi organı da bu hedefe ulaşılmasında önemli rol oynayacaktır. Bunun için suçluların ve faillerin hesap vermesini, mağdurların tazmin edilmesini ve ihlallerin tekrarlanmamasını sağlamak için bireylerin ve kurumların reform edilmesini garantiye almalıdır.” Şunu da ekliyor: “Geçiş dönemi adaleti ilkelerinin etkin bir şekilde uygulanmasıyla Suriye'nin kişisel hesaplaşmaların açık arenasına dönüşmesini engelleme fırsatına sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, adaletin sağlanması için hükümet ve Suriye'de ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplumun sürecin kapsayıcı, oluşumu, yetkileri ve görevleri belli, mağdur merkezli olmasını sağlamak amacıyla güçlü bir kararlılık göstermesi gerekiyor. Bu da bireyler ile devlet arasındaki güveni artırıp, en azından öngörülebilir gelecek için istikrarı sağlayacaktır.”

Kardus, şöyle devam etti: “Geçiş Adaleti Komisyonu için gerekli yasama ortamını oluşturacak geçici yasama konseyi kurulmadan, yukarıda belirtilenler hiçbir işe yaramayacaktır. Bu yapılırken ulusal mevzuat, Geçici Anayasa Bildirgesi, insan hakları ve geçiş adaletine ilişkin uluslararası standartlar esas alınmalı, Geçiş Adaleti Komisyonu'na ulusal ve uluslararası destek sağlanmalı ve böylece kararlarının güvenilirliğinin artırılması hedeflenmelidir. Zira Geçici Anayasa Bildirgesine göre geçiş adaletinin kazananların adaleti olmasından korkuluyor. Dolayısıyla Geçiş Adaleti Komitesi’nin öncelikle mağdurların kim olduğunu tespit etmesi, geçmişteki ihlallerin mağdurlarını hak sahibi olarak tanımaya çalışması gerekiyor. Daha sonra komiteler aracılığıyla gerçeklerin araştırılmasına başlanmalı. Ardından Adalet Komitesinin görev alanına giren suçların faillerinin kimliğine bakılmaksızın yasal işlem ve takip başlatılmalı. Mağdurlar veya aileleri için hesap sorma, tazminat ve düzeltme mekanizmasının net bir şekilde oluşturulması ve şu anda yaşandığı gibi ihlallerin tekrarlanmasını önlemek için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekiyor.”

Eski rejimin geride bıraktığı miras

Suriyeli yazar ve insan hakları aktivisti Samar Aştar’a gelince şunları söylüyor: “2011 yılında Suriye devrimini izleyen çatışmanın patlak vermesinden itibaren devlet kurumları bozulmaya başladı. Ülkede suçları bir nebze olsun kontrol altında tutan birleşik güvenlik otoritesi kayboldu. Ülke kompleks çatışmaların açık arenası haline geldi. Çatışmalar siyasetin ve militarizmin sınırlarını aştı, kaos ve yargı sisteminin zaafları örtüsü altında kişisel intikam ve tasfiyeler şeklinde daha tehlikeli bir karaktere büründü. O zamandan beri öldürme, adam kaçırma ve uydurma suçlamalar, hiçbir yasal veya toplumsal caydırıcılık olmaksızın, tüm taraflar için hesaplaşmanın yaygın bir yolu haline geldi.

Aştar şunu da ekliyor: “Esed rejimindeki subay ve yetkililerin, isyan eden halka karşı kullanmak için intikam almak isteyen ve suç kaydı bulunan kişileri askere alma politikasını unutamayız. Bu onların halka sempati duymamalarını, yemek ve içmek gibi öldürmeye alışana kadar acımasızca ve hiç ara vermeden öldüren bir demir yumruktan ibaret olmalarını garanti altına alacaktı ve öyle de oldu. Daha sonra Aralık 2024'te rejim değiştiğinde Suriyeliler suçluların yasal olarak hesap vereceğini umuyordu. Kontrol dışı silahların kontrol altına alınması, fraksiyonların ortadan kaldırılması, güvenlik güçlerinin rolünün etkinleştirilmesi yoluyla güvenliğin yeniden sağlanacağını ümit ediyorlardı. Ancak bu umut, gerçek bir reform belirtisi göstermeyen yeni bir gerçeklikle hızla suya düştü. Silahların, hizipçiliğin ve mezhepçi söylemlerin yaygınlaşması, yeni hükümetin etkili ve net bir geçiş dönemi adaleti politikasının olmaması sorunu daha da derinleştirdi. Vatandaşlar ise, kendilerine insan aklının kavrayamayacağı acılar yaşatanlardan hesap sorulmasını, hükümet kurumlarından defalarca talep ettiler. Ancak gerçek bir yargılamanın olmaması nedeniyle birçok kişi “Şebbiha” ve suçluların isimlerini belgelemek için sosyal medyaya yöneldi ve “siyasi”, bazen de mezhepsel bir doğa taşıyan bireysel intikam kampanyaları başladı.

Hükümetin çekingen müdahalesi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Suriyeli insan hakları aktivisti, “yeni hükümetin müdahalesinin çekingen olduğunu ve kontrolsüz yayılan silahların kontrol altına alınmasının önceliğine inanmadığını, çeşitli silahlı grupları Suriye Ordusu adı altında tek bir çatı altında etkili bir şekilde birleştiremediğini” düşünüyor. Ardından şöyle devam ediyor: “Hatta bazen rastgele işlenen intikam suçlarını örtbas ederek sanki katillere gizli bir koruma sağlıyormuş gibi davranıyor. Bu da şiddetin ve bireysel intikamın çemberini genişletti ve asırlardır korkuya alışmış olanların yüreklerine kaygı geri döndü. Herhangi birini “Esed rejiminin kalıntısı” olmakla suçlamak kolaylaştı, böylece peşine düşmek, tutuklamak ve hatta öldürmek meşru ve onaylanan bir eyleme dönüştü. Suriye sahillerinde kendilerinde hesap sorma hakkı ve öldürme yetkisi gören gruplar tarafından yeni tasfiye eylemleri başlatıldı. Silah sesleri yeniden yükseldi ve mahkemeler, hakimler ve tanıklar aracılığıyla örgütlü geçiş dönemi adaletinin son özellikleri de ortadan kalktı. Bunun yerini, genellikle kişinin geçmişine dayalı bireysel ve kolektif intikam eylemleri aldı. Bir yerde Esed yönetimine sessiz kalan bir dini gruba karşı savaş açıldığını, diğer bir yerde malların geri alınması, önceki rejim döneminde uğranan zararın intikamının alınması, hatta sadece ailevi problemlerden dolayı intikam alma durumları görülmeye başlandı.”

Silahlar tekrar konuşacak mı?

Aştar sözlerini şöyle bitirdi: “Suriye halkının yorgun zihni bugün acaba tekrar silahlar konuşacak mı, orman kanunu tarzı hayat devam edecek mi, bireyin güvenliği ve onuru arasında aşılmaz bir duvar oluşturan öldürme ve işkencenin geri dönme olasılığı var mı diye düşünüyor. Bu soruların cevabı evettir; eğer mevcut hükümet yasaları uygulayamazsa, gerçekten hesap soramazsa, kontrolsüz silahı ve hizipçiliği kontrol edemezse, geçiş adaleti için derhal çalışmaya başlamak yerine, sokağın öfkesini dindirmek çabasıyla sadece medya ve kameraların önünde bir suçluyu tutuklarsa kaos ve korku geri dönecek. Adalet kamerayla değil, adil bir yargıçla ve halka hukuk temelleri üzerine kurulmuş bir devletin güvenini veren dürüst bir soruşturmacıyla sağlanır.”

Öte yandan gözlemciler, kişisel hesaplaşma vakalarının da yaşandığını, bu vakaların rejimin yıkılmasından önce de var olduğunu, ancak günümüzde farklı bir karakter kazandığını düşünüyorlar. Zira güç dengeleri değişse de, bazıları kaos, intikam ve kişisel tasfiyeler açısından Suriye'de yaşananların büyük Suriye destanından sonra yaşanması beklenenlerden çok daha az ve hafif olduğunu düşünüyorlar. Ancak hükümet, isteyerek veya istemeyerek de olsa, birincisi, güvenliği ve kontrolü sağlamak, ikincisi de ülkeye destek konusunda ileriye yönelik adımlar atmadan önce daha fazla adım atılmasını bekleyen uluslararası toplumun güvenini kazanmak için, yasaları mümkün olduğunca uygulamaya çalışıyor.



Dibeybe, silahlı Zaviye gruplarını dağıtma sözü verdikten sonra bu grupların liderleriyle uzlaştı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, 3 Ekim’de düzenlenen Zaviye-Misrata Forumu’na katıldı. (Dibeybe’nin ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, 3 Ekim’de düzenlenen Zaviye-Misrata Forumu’na katıldı. (Dibeybe’nin ofisi)
TT

Dibeybe, silahlı Zaviye gruplarını dağıtma sözü verdikten sonra bu grupların liderleriyle uzlaştı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, 3 Ekim’de düzenlenen Zaviye-Misrata Forumu’na katıldı. (Dibeybe’nin ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, 3 Ekim’de düzenlenen Zaviye-Misrata Forumu’na katıldı. (Dibeybe’nin ofisi)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin, ülkenin batısındaki Zaviye’de bulunan silahlı oluşumları kontrol altına almaya çalıştığı, buna karşılık denetleyici kurumlar ve Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı’na yönelik söylemini sertleştirdiği görüldü. Dibeybe, Sayıştay ve İdari Denetim Kurumu çalışanlarının maaşlarının ödenmesini durdurmak ve bu maaşları birleşik maaş cetveline dahil etmekle tehdit etti.

Dibeybe, cumartesi akşamı Zaviye ve Misrata’dan ileri gelenler, kanaat önderleri ile sosyal ve askeri liderlerle Vatanın Evlatları Buluşması kapsamında gerçekleştirdiği toplantıya katılımını, İdari Denetim Kurumu ve Sayıştay’a yönelik eleştirilerde bulunmak için kullandı. Bu tutum, hükümeti ile Libya’nın doğusundaki rakip yönetimlere bağlı kurumlar arasındaki siyasi çekişmenin sürdüğüne işaret etti.

yuj
3 Ekim’de Misrata şehrinde düzenlenen Vatanın Evlatları Buluşması etkinliklerinden (Dibeybe’nin ofisi)

“İdari Denetim Kurumu ve Sayıştay bize bağlı değil. Yarından itibaren maaşlarını durduracağım ve birleşik maaş cetveline geri döndüreceğim” ifadelerini kullanan Dibeybe, konuşmasında TM Başkanı Akile Salih’in ismini de zikretti.

Dibeybe’nin açıklamaları, Libya’nın doğusu ve batısındaki rakip yönetimler arasında denetleyici kurumların yetkileri ile harcama ve maaş düzenlemeleri konusundaki anlaşmazlığın sürdüğünü ortaya koyarken, Dibeybe’nin ülkeyi seçimlere götürecek yeni bir yürütme organı kurulması yönündeki çağrılar karşısında siyasi konumunu güçlendirmeye çalıştığı görülüyor.

Dibeybe ayrıca Zaviye’deki silahlı oluşumların önde gelen liderlerinin, aralarında İstikrar Destek Teşkilatı Başkanı Hasan Buzriba ve 103. Piyade Taburu Komutanı Osman el-Leheb’in de bulunduğu toplantıda, aralarındaki anlaşmazlıkları derhal sona erdirmeleri çağrısında bulundu. Bu adım, uzlaşı ve safların birleştirilmesi başlığı altında atılırken, aynı zamanda Dibeybe’nin kentteki silahlı oluşumların liderleriyle gerçekleştirdiği bir dizi telefon görüşmesi ve toplantının ardından geldi. Söz konusu isimler arasında, Dibeybe’nin daha önce nüfuzlarını sona erdireceğini ve devlet otoritesini tesis edeceğini taahhüt ettiği kişiler de bulunuyor.

Toplantı, Zaviye’de rakip silahlı oluşumlar arasında güvenlik gerilimleri ve anlaşmazlıkların yaşandığı bir dönemde, Dibeybe’nin kentteki liderlerle gerçekleştirdiği bir dizi görüşme ve toplantının ardından yapıldı.

Dibeybe, Libya’nın birliğinin ve halk arasındaki bölünmüşlüğün reddedilmesinin istikrar ve seçimlere götürecek her türlü sürecin temelini oluşturduğunu belirterek, Zaviye halkına ‘anlayışı güçlendirme’ ve ‘diyalog dilini öne çıkarma’ çağrısı yaptı. Dibeybe ayrıca, çabaların kentin inşası, kalkınması ve halkın ihtiyaçlarının karşılanmasına yöneltilmesini istedi.

Zaviye’nin devlete yaptığı katkılara övgüde bulunan Dibeybe, hükümetinin kent ve halkına desteğini teyit etti. Diyalog ve uzlaşının yanı sıra çatışma ve silahlı mücadeleye yeniden dönülmemesinin istikrar ve seçimlere giden yol olduğunu vurguladı.

Dibeybe, Buzriba ve el-Leheb’e de aralarındaki anlaşmazlık ve çatışmaları sona erdirmeleri çağrısında bulunarak, Zaviye’nin projelerin uzak durduğu bir kent haline gelmemesi gerektiğini söyledi.

Bu çağrı, hükümetin Zaviye’deki silahlı güçlere yaklaşımında farklı bir tutuma işaret ediyor. Dibeybe, bu kez silahlı oluşumların dağıtılmasından veya liderlerinin nüfuzunun sona erdirilmesinden söz etmek yerine, tarafları anlaşmazlıklarını çözmeye ve kent içindeki istikrarı korumaya çağırdı.

Bu tutum, Dibeybe’nin silahlı oluşumları dağıtma ve devlet otoritesini tesis etme yönündeki açık taahhütlerinden aylar sonra geldi. Dibeybe, geçen temmuz ayında hükümetinin ‘güvenlik planını uygulamaya devam ettiğini’ ve milislerle silahlı oluşumların dağıtılmasından geri adım atmayacağını söylemişti. Dibeybe, bir sonraki hükümetin önünü açmak istediğini belirterek, yeni yönetimin ‘çetelerin devlete hâkim olduğu’ bir ortamla karşılaşmamasını amaçladığını ifade etmişti.

Libya uzmanı Celal Herşavi ise Dibeybe’nin hamlesini yalnızca silahlı oluşumlarla yeniden ittifak kurma girişimi olarak değerlendirmenin doğru olmadığını düşünüyor.

Herşavi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Dibeybe’nin ‘fırsatı değerlendirdiğini’ ve son gelişmeleri, Zaviye’nin iki büyük kabilesini, ülkenin doğusunda konuşlanan Libya Ulusal Ordusu (LUO) etkisinden çıkararak, Dibeybe’yi destekleyen Misrata ile yakın bir ittifaka dahil etme girişiminde kullandığını söyledi.

Herşavi, Dibeybe’nin aylardır bu yönde çalıştığına işaret ederek, yaklaşık bir ay önce Ayn Zara’da bir sabotaj hücresinin yakalanmasının ardından bu görevin, kendi değerlendirmesine göre, kolaylaştığını belirtti.

Herşavi, Dibeybe’nin son dönemde Zaviye’deki milislerden söz ederken esas olarak bölgedeki diğer organize suç gruplarına atıfta bulunduğunu söyledi. Dibeybe’nin, en azından son iki yılda, rafinerinin ve diğer kritik bölgelerin güvenliğinden sorumlu silahlı gruplar hakkında olumsuz konuşmadığına dikkati çekti.

Herşavi, “Belki 2023 ve 2024 yıllarında onlarla sorunları vardı, ancak geçen yıldan bu yana böyle bir durum söz konusu değil” ifadesini kullandı.

Vatanın Evlatları Buluşması’nın sonuç bildirisi ise sosyal uzlaşının ötesine geçerek, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yapılana kadar UBH’nin görevine devam etmesine destek verildiğini açıkladı. Katılımcılar ayrıca Dibeybe’nin de katılımıyla batı bölgesinde geniş kapsamlı bir ulusal toplantı düzenlenmesi çağrısında bulundu.


Yemen ordusu, Saada, Cevf, Taiz ve sahil bölgelerinde Husilere yönelik operasyonlarını sürdürüyor

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Macid en-Nezili (SABA)
Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Macid en-Nezili (SABA)
TT

Yemen ordusu, Saada, Cevf, Taiz ve sahil bölgelerinde Husilere yönelik operasyonlarını sürdürüyor

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Macid en-Nezili (SABA)
Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Macid en-Nezili (SABA)

Yemen ordusu Sözcüsü Albay Macid en-Nezili, Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin “kurtuluş savaşı, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Husi darbesine son verilmesi” kapsamında Husilere karşı bin 122 hedefe yönelik operasyon düzenlediğini açıkladı.

Nezili, X platformunda yayımladığı açıklamada, Silahlı Kuvvetlerin “onaylanan planlar doğrultusunda çeşitli çatışma hatları ve cephelerde askerî operasyonlarını sürdürdüğünü” belirtti.

Nezili, “Silahlı Kuvvetlerimiz, topçu mevzileri ve roketatarlar, savunma tahkimatları, yaklaşma ve sevk güzergâhları, ikmal hatları ve araçları, askerî takviye ve yığınaklar, yönetim merkezleri ile terörist Husi milislerine ait komuta ve kontrol merkezlerine yönelik bin 122 hassas operasyon gerçekleştirdi. Bu operasyonlar Sada, Cevf, Taiz ve sahil bölgelerindeki çeşitli cephe ve çatışma hatlarında düzenlendi” ifadelerini kullandı.

Saldırıların savaş uçakları, insansız hava araçları (İHA), topçu birlikleri, füzeler, roketatarlar ve keskin nişancılar kullanılarak gerçekleştirildiğini belirten Nezili, saha verilerine göre operasyonlarda “bin 747 milis unsurunun etkisiz hâle getirildiğini, 364 araç, teçhizat ve askerî nakliye ve ikmal aracının imha edildiğini veya kullanılamaz hâle getirildiğini” söyledi.

Nezili, “Silahlı Kuvvetlerimiz, kurtuluş, devlet topraklarının ve kurumlarının yeniden tesis edilmesi, ulusal egemenliğin yeniden sağlanması ve kendilerine verilen görevlerin yerine getirilmesi mücadelesinde kararlılık ve yetkinlikle görevlerini sürdürmektedir” ifadelerini kullandı.


Yemen güçleri koalisyon desteğiyle BabulMendeb'in kontrolünü ele geçirdi... Sana'ya stratejik saldırı başlatıldı

Yemen güçleri koalisyon desteğiyle BabulMendeb'in kontrolünü ele geçirdi... Sana'ya stratejik saldırı başlatıldı
TT

Yemen güçleri koalisyon desteğiyle BabulMendeb'in kontrolünü ele geçirdi... Sana'ya stratejik saldırı başlatıldı

Yemen güçleri koalisyon desteğiyle BabulMendeb'in kontrolünü ele geçirdi... Sana'ya stratejik saldırı başlatıldı

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, pazartesi günü devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, başkent Sana'yı kurtarmak ve Husilerin gerçekleştirdiği darbe girişimine son vermek amacıyla “Yemen Şafağı” operasyonunun başlatıldığını duyurdu. Yemen Silahlı Kuvvetleri ise BabulMendeb Boğazı'nın kontrolünün ele geçirildiğini açıkladı.

Alimi, dün (pazar) yaptığı açıklamada, cumhuriyet topraklarının geri kalanını yeniden ele geçirmek, devlet otoritesi ve kurumlarının ülkenin tamamında hakimiyetini tesis etmek amacıyla askeri operasyonların başladığını duyurmuştu.

Öte yandan Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Pilot Türki el-Maliki, bugün “Yemen Şafağı” operasyonuna 100 savaş uçağının katıldığını açıkladı. Maliki, “BabulMendeb Boğazı'na hava koruması sağlıyoruz. Hareketli hedeflere yönelik müdahaleler sürüyor” dedi.

Koalisyon sözcüsü, koalisyon güçlerinin “Yemen Silahlı Kuvvetleri'ne karadaki operasyonlarında 24 saat kesintisiz hava desteği sağladığını” ifade etti.

Bu arada Yemen Silahlı Kuvvetleri, Amaliqa ve Vatan Kalkanı güçlerinin BabulMendeb Boğazı'nın kontrolünü ele geçirdiğini, Zubab ilçesindeki havalimanının da hükümet güçlerinin kontrolüne geçtiğini açıkladı.

Yemen Silahlı Kuvvetleri, ayrıca “Sana'ya yönelik stratejik saldırı operasyonunun başlatıldığını” duyurdu.

Yemen Silahlı Kuvvetleri daha önce yaptığı açıklamada, Husilere ait topçu mevzileri ve roketatarlar, savunma tahkimatları, ikmal hatları ve araçları, askeri takviye ve yığınaklar ile komuta ve kontrol merkezlerini hedef alan 1122 hassas operasyon düzenlendiğini bildirmişti.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Macid en-Nezili, yaptığı açıklamada, Saada, Cevf, Taiz ve sahil cephelerini kapsayan hedef alma operasyonlarının savaş uçakları, silahlı insansız hava araçları, topçu birlikleri, füzeler, roketatarlar ve keskin nişancılarla gerçekleştirildiğini belirtti.

Nezili, saha verilerine göre operasyonlarda Husilerden 1747 unsurun etkisiz hale getirildiğini, 364 askeri araç, teçhizat ile nakliye ve ikmal aracının imha edildiğini veya kullanılamaz hale getirildiğini kaydetti.