Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Bazı Suriyeliler hâlâ kanunlardan kaçmanın veya yasadışı eylemlerde bulunmanın mümkün olduğunu düşünüyor

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
TT

Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)

İsmail Derviş

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden üç ay sonra Ramazan Bayramı'nın üçüncü gününün akşamı, Suriyeliler bayram tatili sebebiyle, Suriye'nin en ünlü eğlence parkı olan ve Şam Uluslararası Havalimanı'nın yakınında bulunan “Mutlu Dünya”yı doldurmuşlardı. Ancak iki genç, yetişkinlere ait bir oyun için sıra kavgasına giriştiler. Olay, birinin diğerini “Kamu Güvenliği’nde” çalıştığını söyleyerek tehdit etmesi, “intikam alabileceğini” söylemesiyle tırmandı.

Basit bir anlaşmazlık sonucu ortaya çıkan bu olay, Suriye'de yaklaşık 15 yıldır yaygın olan şiddet sırasında gerçekleşen sayısız intikam ve misilleme olayı ve dökülen kan yanında önemsiz kalıyor. Bütün bunlar sebebiyle ülke, bu yüzyılda dünyanın en şiddet dolu ve güvensiz ülkesi olarak sınıflandırıldı.

Esed rejiminin devrilmesinin arifesinde Suriyeliler, çoğunluğu Esed rejimine sadık olanlara veya rejimin işlediği suçlara iştirak edenlere yönelik misilleme eylemleri olan kitlesel katliamlardan korkuyorlardı. Ancak tepkiler beklenenden çok daha hafif oldu ve Suriye’nin kıyı bölgesinde mart ayı başında patlak veren olaylardan önce intikam davaları bireysel vakalarla sınırlı kaldı. Eski rejime bağlı yandaşların yeni hükümetin kamu güvenlik güçlerine yönelik saldırısıyla başlayan olaylar, büyük çoğunluğu sivil olan yüzlerce kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlandı.

Uluslararası toplum, eski rejime bağlı grupların gerçekleştirdiği saldırıyı hemen kınadı ancak yeni Suriye hükümetinden de yaşanan ihlalleri soruşturmasını istedi. Hükümet de olup biten her şeyi araştırmak ve olaya karışanlardan hesap sormak için bir “bağımsız soruşturma komitesi"  kurdu ama komite bu yazı yazılırken hâlâ çalışmalarını sürdürüyordu.

Humus'ta köylerin etrafındaki barikatlar

Suriye'nin merkezindeki Humus, büyük mezhepsel çeşitliliğe sahip bir şehir. Görgü tanıkları Independent Arabia'ya, güvenlik güçlerinin olası misillemelerden sakinlerini korumak için bazı Alevi köylerinin etrafına barikat kurduklarını söylediler.

Esed rejiminin döktüğü kanın intikamını almak isteyenlerin arasında kişisel intikamlarını almak isteyenler de var. Bazıları da İçişleri Bakanlığı devleti tam anlamıyla denetim altına almadan ve hukuk diğer ülkelerdeki gibi işlemeden önce hesaplarını görmek istiyorlar.

 Bazı Suriyeliler de, kanundan kaçanların veya yasadışı eylemlerde yahut da hâlâ hukuksuz eylemlerde bulunanların, bunun için hâlâ imkânları olduğuna inanıyor. Güçsüz olan ve aygıtları hâlâ yeniden yapılandırılan hükümete danışmadan, başkaları ile hesaplarını görebileceklerini düşünüyorlar.

Ciddi hukuki adımlar bekleniyor

Suriyeli avukat Fadi Kardus şunları söylüyor: “Bilhassa Suriye çatışması gibi uzun süreli ve kanlı çatışma ile devrim bağlamında, herhangi bir geçiş sürecinde, kişisel hesaplaşmalar gerçek bir tehlikeyi temsil eder. Oysa uluslararası alanda kabul gören kavramıyla geçiş dönemi adaleti, adalet ve uzlaşmayı sağlayacak yasal ve kurumsal bir çerçeve sunarak bu tür intikamların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Aynı şekilde, 2025 Suriye Anayasa Bildirgesi doğrultusunda en kısa sürede kurulmasını umduğumuz geçiş dönemi organı da bu hedefe ulaşılmasında önemli rol oynayacaktır. Bunun için suçluların ve faillerin hesap vermesini, mağdurların tazmin edilmesini ve ihlallerin tekrarlanmamasını sağlamak için bireylerin ve kurumların reform edilmesini garantiye almalıdır.” Şunu da ekliyor: “Geçiş dönemi adaleti ilkelerinin etkin bir şekilde uygulanmasıyla Suriye'nin kişisel hesaplaşmaların açık arenasına dönüşmesini engelleme fırsatına sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, adaletin sağlanması için hükümet ve Suriye'de ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplumun sürecin kapsayıcı, oluşumu, yetkileri ve görevleri belli, mağdur merkezli olmasını sağlamak amacıyla güçlü bir kararlılık göstermesi gerekiyor. Bu da bireyler ile devlet arasındaki güveni artırıp, en azından öngörülebilir gelecek için istikrarı sağlayacaktır.”

Kardus, şöyle devam etti: “Geçiş Adaleti Komisyonu için gerekli yasama ortamını oluşturacak geçici yasama konseyi kurulmadan, yukarıda belirtilenler hiçbir işe yaramayacaktır. Bu yapılırken ulusal mevzuat, Geçici Anayasa Bildirgesi, insan hakları ve geçiş adaletine ilişkin uluslararası standartlar esas alınmalı, Geçiş Adaleti Komisyonu'na ulusal ve uluslararası destek sağlanmalı ve böylece kararlarının güvenilirliğinin artırılması hedeflenmelidir. Zira Geçici Anayasa Bildirgesine göre geçiş adaletinin kazananların adaleti olmasından korkuluyor. Dolayısıyla Geçiş Adaleti Komitesi’nin öncelikle mağdurların kim olduğunu tespit etmesi, geçmişteki ihlallerin mağdurlarını hak sahibi olarak tanımaya çalışması gerekiyor. Daha sonra komiteler aracılığıyla gerçeklerin araştırılmasına başlanmalı. Ardından Adalet Komitesinin görev alanına giren suçların faillerinin kimliğine bakılmaksızın yasal işlem ve takip başlatılmalı. Mağdurlar veya aileleri için hesap sorma, tazminat ve düzeltme mekanizmasının net bir şekilde oluşturulması ve şu anda yaşandığı gibi ihlallerin tekrarlanmasını önlemek için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekiyor.”

Eski rejimin geride bıraktığı miras

Suriyeli yazar ve insan hakları aktivisti Samar Aştar’a gelince şunları söylüyor: “2011 yılında Suriye devrimini izleyen çatışmanın patlak vermesinden itibaren devlet kurumları bozulmaya başladı. Ülkede suçları bir nebze olsun kontrol altında tutan birleşik güvenlik otoritesi kayboldu. Ülke kompleks çatışmaların açık arenası haline geldi. Çatışmalar siyasetin ve militarizmin sınırlarını aştı, kaos ve yargı sisteminin zaafları örtüsü altında kişisel intikam ve tasfiyeler şeklinde daha tehlikeli bir karaktere büründü. O zamandan beri öldürme, adam kaçırma ve uydurma suçlamalar, hiçbir yasal veya toplumsal caydırıcılık olmaksızın, tüm taraflar için hesaplaşmanın yaygın bir yolu haline geldi.

Aştar şunu da ekliyor: “Esed rejimindeki subay ve yetkililerin, isyan eden halka karşı kullanmak için intikam almak isteyen ve suç kaydı bulunan kişileri askere alma politikasını unutamayız. Bu onların halka sempati duymamalarını, yemek ve içmek gibi öldürmeye alışana kadar acımasızca ve hiç ara vermeden öldüren bir demir yumruktan ibaret olmalarını garanti altına alacaktı ve öyle de oldu. Daha sonra Aralık 2024'te rejim değiştiğinde Suriyeliler suçluların yasal olarak hesap vereceğini umuyordu. Kontrol dışı silahların kontrol altına alınması, fraksiyonların ortadan kaldırılması, güvenlik güçlerinin rolünün etkinleştirilmesi yoluyla güvenliğin yeniden sağlanacağını ümit ediyorlardı. Ancak bu umut, gerçek bir reform belirtisi göstermeyen yeni bir gerçeklikle hızla suya düştü. Silahların, hizipçiliğin ve mezhepçi söylemlerin yaygınlaşması, yeni hükümetin etkili ve net bir geçiş dönemi adaleti politikasının olmaması sorunu daha da derinleştirdi. Vatandaşlar ise, kendilerine insan aklının kavrayamayacağı acılar yaşatanlardan hesap sorulmasını, hükümet kurumlarından defalarca talep ettiler. Ancak gerçek bir yargılamanın olmaması nedeniyle birçok kişi “Şebbiha” ve suçluların isimlerini belgelemek için sosyal medyaya yöneldi ve “siyasi”, bazen de mezhepsel bir doğa taşıyan bireysel intikam kampanyaları başladı.

Hükümetin çekingen müdahalesi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Suriyeli insan hakları aktivisti, “yeni hükümetin müdahalesinin çekingen olduğunu ve kontrolsüz yayılan silahların kontrol altına alınmasının önceliğine inanmadığını, çeşitli silahlı grupları Suriye Ordusu adı altında tek bir çatı altında etkili bir şekilde birleştiremediğini” düşünüyor. Ardından şöyle devam ediyor: “Hatta bazen rastgele işlenen intikam suçlarını örtbas ederek sanki katillere gizli bir koruma sağlıyormuş gibi davranıyor. Bu da şiddetin ve bireysel intikamın çemberini genişletti ve asırlardır korkuya alışmış olanların yüreklerine kaygı geri döndü. Herhangi birini “Esed rejiminin kalıntısı” olmakla suçlamak kolaylaştı, böylece peşine düşmek, tutuklamak ve hatta öldürmek meşru ve onaylanan bir eyleme dönüştü. Suriye sahillerinde kendilerinde hesap sorma hakkı ve öldürme yetkisi gören gruplar tarafından yeni tasfiye eylemleri başlatıldı. Silah sesleri yeniden yükseldi ve mahkemeler, hakimler ve tanıklar aracılığıyla örgütlü geçiş dönemi adaletinin son özellikleri de ortadan kalktı. Bunun yerini, genellikle kişinin geçmişine dayalı bireysel ve kolektif intikam eylemleri aldı. Bir yerde Esed yönetimine sessiz kalan bir dini gruba karşı savaş açıldığını, diğer bir yerde malların geri alınması, önceki rejim döneminde uğranan zararın intikamının alınması, hatta sadece ailevi problemlerden dolayı intikam alma durumları görülmeye başlandı.”

Silahlar tekrar konuşacak mı?

Aştar sözlerini şöyle bitirdi: “Suriye halkının yorgun zihni bugün acaba tekrar silahlar konuşacak mı, orman kanunu tarzı hayat devam edecek mi, bireyin güvenliği ve onuru arasında aşılmaz bir duvar oluşturan öldürme ve işkencenin geri dönme olasılığı var mı diye düşünüyor. Bu soruların cevabı evettir; eğer mevcut hükümet yasaları uygulayamazsa, gerçekten hesap soramazsa, kontrolsüz silahı ve hizipçiliği kontrol edemezse, geçiş adaleti için derhal çalışmaya başlamak yerine, sokağın öfkesini dindirmek çabasıyla sadece medya ve kameraların önünde bir suçluyu tutuklarsa kaos ve korku geri dönecek. Adalet kamerayla değil, adil bir yargıçla ve halka hukuk temelleri üzerine kurulmuş bir devletin güvenini veren dürüst bir soruşturmacıyla sağlanır.”

Öte yandan gözlemciler, kişisel hesaplaşma vakalarının da yaşandığını, bu vakaların rejimin yıkılmasından önce de var olduğunu, ancak günümüzde farklı bir karakter kazandığını düşünüyorlar. Zira güç dengeleri değişse de, bazıları kaos, intikam ve kişisel tasfiyeler açısından Suriye'de yaşananların büyük Suriye destanından sonra yaşanması beklenenlerden çok daha az ve hafif olduğunu düşünüyorlar. Ancak hükümet, isteyerek veya istemeyerek de olsa, birincisi, güvenliği ve kontrolü sağlamak, ikincisi de ülkeye destek konusunda ileriye yönelik adımlar atmadan önce daha fazla adım atılmasını bekleyen uluslararası toplumun güvenini kazanmak için, yasaları mümkün olduğunca uygulamaya çalışıyor.



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.