Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Bazı Suriyeliler hâlâ kanunlardan kaçmanın veya yasadışı eylemlerde bulunmanın mümkün olduğunu düşünüyor

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
TT

Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)

İsmail Derviş

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden üç ay sonra Ramazan Bayramı'nın üçüncü gününün akşamı, Suriyeliler bayram tatili sebebiyle, Suriye'nin en ünlü eğlence parkı olan ve Şam Uluslararası Havalimanı'nın yakınında bulunan “Mutlu Dünya”yı doldurmuşlardı. Ancak iki genç, yetişkinlere ait bir oyun için sıra kavgasına giriştiler. Olay, birinin diğerini “Kamu Güvenliği’nde” çalıştığını söyleyerek tehdit etmesi, “intikam alabileceğini” söylemesiyle tırmandı.

Basit bir anlaşmazlık sonucu ortaya çıkan bu olay, Suriye'de yaklaşık 15 yıldır yaygın olan şiddet sırasında gerçekleşen sayısız intikam ve misilleme olayı ve dökülen kan yanında önemsiz kalıyor. Bütün bunlar sebebiyle ülke, bu yüzyılda dünyanın en şiddet dolu ve güvensiz ülkesi olarak sınıflandırıldı.

Esed rejiminin devrilmesinin arifesinde Suriyeliler, çoğunluğu Esed rejimine sadık olanlara veya rejimin işlediği suçlara iştirak edenlere yönelik misilleme eylemleri olan kitlesel katliamlardan korkuyorlardı. Ancak tepkiler beklenenden çok daha hafif oldu ve Suriye’nin kıyı bölgesinde mart ayı başında patlak veren olaylardan önce intikam davaları bireysel vakalarla sınırlı kaldı. Eski rejime bağlı yandaşların yeni hükümetin kamu güvenlik güçlerine yönelik saldırısıyla başlayan olaylar, büyük çoğunluğu sivil olan yüzlerce kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlandı.

Uluslararası toplum, eski rejime bağlı grupların gerçekleştirdiği saldırıyı hemen kınadı ancak yeni Suriye hükümetinden de yaşanan ihlalleri soruşturmasını istedi. Hükümet de olup biten her şeyi araştırmak ve olaya karışanlardan hesap sormak için bir “bağımsız soruşturma komitesi"  kurdu ama komite bu yazı yazılırken hâlâ çalışmalarını sürdürüyordu.

Humus'ta köylerin etrafındaki barikatlar

Suriye'nin merkezindeki Humus, büyük mezhepsel çeşitliliğe sahip bir şehir. Görgü tanıkları Independent Arabia'ya, güvenlik güçlerinin olası misillemelerden sakinlerini korumak için bazı Alevi köylerinin etrafına barikat kurduklarını söylediler.

Esed rejiminin döktüğü kanın intikamını almak isteyenlerin arasında kişisel intikamlarını almak isteyenler de var. Bazıları da İçişleri Bakanlığı devleti tam anlamıyla denetim altına almadan ve hukuk diğer ülkelerdeki gibi işlemeden önce hesaplarını görmek istiyorlar.

 Bazı Suriyeliler de, kanundan kaçanların veya yasadışı eylemlerde yahut da hâlâ hukuksuz eylemlerde bulunanların, bunun için hâlâ imkânları olduğuna inanıyor. Güçsüz olan ve aygıtları hâlâ yeniden yapılandırılan hükümete danışmadan, başkaları ile hesaplarını görebileceklerini düşünüyorlar.

Ciddi hukuki adımlar bekleniyor

Suriyeli avukat Fadi Kardus şunları söylüyor: “Bilhassa Suriye çatışması gibi uzun süreli ve kanlı çatışma ile devrim bağlamında, herhangi bir geçiş sürecinde, kişisel hesaplaşmalar gerçek bir tehlikeyi temsil eder. Oysa uluslararası alanda kabul gören kavramıyla geçiş dönemi adaleti, adalet ve uzlaşmayı sağlayacak yasal ve kurumsal bir çerçeve sunarak bu tür intikamların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Aynı şekilde, 2025 Suriye Anayasa Bildirgesi doğrultusunda en kısa sürede kurulmasını umduğumuz geçiş dönemi organı da bu hedefe ulaşılmasında önemli rol oynayacaktır. Bunun için suçluların ve faillerin hesap vermesini, mağdurların tazmin edilmesini ve ihlallerin tekrarlanmamasını sağlamak için bireylerin ve kurumların reform edilmesini garantiye almalıdır.” Şunu da ekliyor: “Geçiş dönemi adaleti ilkelerinin etkin bir şekilde uygulanmasıyla Suriye'nin kişisel hesaplaşmaların açık arenasına dönüşmesini engelleme fırsatına sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, adaletin sağlanması için hükümet ve Suriye'de ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplumun sürecin kapsayıcı, oluşumu, yetkileri ve görevleri belli, mağdur merkezli olmasını sağlamak amacıyla güçlü bir kararlılık göstermesi gerekiyor. Bu da bireyler ile devlet arasındaki güveni artırıp, en azından öngörülebilir gelecek için istikrarı sağlayacaktır.”

Kardus, şöyle devam etti: “Geçiş Adaleti Komisyonu için gerekli yasama ortamını oluşturacak geçici yasama konseyi kurulmadan, yukarıda belirtilenler hiçbir işe yaramayacaktır. Bu yapılırken ulusal mevzuat, Geçici Anayasa Bildirgesi, insan hakları ve geçiş adaletine ilişkin uluslararası standartlar esas alınmalı, Geçiş Adaleti Komisyonu'na ulusal ve uluslararası destek sağlanmalı ve böylece kararlarının güvenilirliğinin artırılması hedeflenmelidir. Zira Geçici Anayasa Bildirgesine göre geçiş adaletinin kazananların adaleti olmasından korkuluyor. Dolayısıyla Geçiş Adaleti Komitesi’nin öncelikle mağdurların kim olduğunu tespit etmesi, geçmişteki ihlallerin mağdurlarını hak sahibi olarak tanımaya çalışması gerekiyor. Daha sonra komiteler aracılığıyla gerçeklerin araştırılmasına başlanmalı. Ardından Adalet Komitesinin görev alanına giren suçların faillerinin kimliğine bakılmaksızın yasal işlem ve takip başlatılmalı. Mağdurlar veya aileleri için hesap sorma, tazminat ve düzeltme mekanizmasının net bir şekilde oluşturulması ve şu anda yaşandığı gibi ihlallerin tekrarlanmasını önlemek için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekiyor.”

Eski rejimin geride bıraktığı miras

Suriyeli yazar ve insan hakları aktivisti Samar Aştar’a gelince şunları söylüyor: “2011 yılında Suriye devrimini izleyen çatışmanın patlak vermesinden itibaren devlet kurumları bozulmaya başladı. Ülkede suçları bir nebze olsun kontrol altında tutan birleşik güvenlik otoritesi kayboldu. Ülke kompleks çatışmaların açık arenası haline geldi. Çatışmalar siyasetin ve militarizmin sınırlarını aştı, kaos ve yargı sisteminin zaafları örtüsü altında kişisel intikam ve tasfiyeler şeklinde daha tehlikeli bir karaktere büründü. O zamandan beri öldürme, adam kaçırma ve uydurma suçlamalar, hiçbir yasal veya toplumsal caydırıcılık olmaksızın, tüm taraflar için hesaplaşmanın yaygın bir yolu haline geldi.

Aştar şunu da ekliyor: “Esed rejimindeki subay ve yetkililerin, isyan eden halka karşı kullanmak için intikam almak isteyen ve suç kaydı bulunan kişileri askere alma politikasını unutamayız. Bu onların halka sempati duymamalarını, yemek ve içmek gibi öldürmeye alışana kadar acımasızca ve hiç ara vermeden öldüren bir demir yumruktan ibaret olmalarını garanti altına alacaktı ve öyle de oldu. Daha sonra Aralık 2024'te rejim değiştiğinde Suriyeliler suçluların yasal olarak hesap vereceğini umuyordu. Kontrol dışı silahların kontrol altına alınması, fraksiyonların ortadan kaldırılması, güvenlik güçlerinin rolünün etkinleştirilmesi yoluyla güvenliğin yeniden sağlanacağını ümit ediyorlardı. Ancak bu umut, gerçek bir reform belirtisi göstermeyen yeni bir gerçeklikle hızla suya düştü. Silahların, hizipçiliğin ve mezhepçi söylemlerin yaygınlaşması, yeni hükümetin etkili ve net bir geçiş dönemi adaleti politikasının olmaması sorunu daha da derinleştirdi. Vatandaşlar ise, kendilerine insan aklının kavrayamayacağı acılar yaşatanlardan hesap sorulmasını, hükümet kurumlarından defalarca talep ettiler. Ancak gerçek bir yargılamanın olmaması nedeniyle birçok kişi “Şebbiha” ve suçluların isimlerini belgelemek için sosyal medyaya yöneldi ve “siyasi”, bazen de mezhepsel bir doğa taşıyan bireysel intikam kampanyaları başladı.

Hükümetin çekingen müdahalesi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Suriyeli insan hakları aktivisti, “yeni hükümetin müdahalesinin çekingen olduğunu ve kontrolsüz yayılan silahların kontrol altına alınmasının önceliğine inanmadığını, çeşitli silahlı grupları Suriye Ordusu adı altında tek bir çatı altında etkili bir şekilde birleştiremediğini” düşünüyor. Ardından şöyle devam ediyor: “Hatta bazen rastgele işlenen intikam suçlarını örtbas ederek sanki katillere gizli bir koruma sağlıyormuş gibi davranıyor. Bu da şiddetin ve bireysel intikamın çemberini genişletti ve asırlardır korkuya alışmış olanların yüreklerine kaygı geri döndü. Herhangi birini “Esed rejiminin kalıntısı” olmakla suçlamak kolaylaştı, böylece peşine düşmek, tutuklamak ve hatta öldürmek meşru ve onaylanan bir eyleme dönüştü. Suriye sahillerinde kendilerinde hesap sorma hakkı ve öldürme yetkisi gören gruplar tarafından yeni tasfiye eylemleri başlatıldı. Silah sesleri yeniden yükseldi ve mahkemeler, hakimler ve tanıklar aracılığıyla örgütlü geçiş dönemi adaletinin son özellikleri de ortadan kalktı. Bunun yerini, genellikle kişinin geçmişine dayalı bireysel ve kolektif intikam eylemleri aldı. Bir yerde Esed yönetimine sessiz kalan bir dini gruba karşı savaş açıldığını, diğer bir yerde malların geri alınması, önceki rejim döneminde uğranan zararın intikamının alınması, hatta sadece ailevi problemlerden dolayı intikam alma durumları görülmeye başlandı.”

Silahlar tekrar konuşacak mı?

Aştar sözlerini şöyle bitirdi: “Suriye halkının yorgun zihni bugün acaba tekrar silahlar konuşacak mı, orman kanunu tarzı hayat devam edecek mi, bireyin güvenliği ve onuru arasında aşılmaz bir duvar oluşturan öldürme ve işkencenin geri dönme olasılığı var mı diye düşünüyor. Bu soruların cevabı evettir; eğer mevcut hükümet yasaları uygulayamazsa, gerçekten hesap soramazsa, kontrolsüz silahı ve hizipçiliği kontrol edemezse, geçiş adaleti için derhal çalışmaya başlamak yerine, sokağın öfkesini dindirmek çabasıyla sadece medya ve kameraların önünde bir suçluyu tutuklarsa kaos ve korku geri dönecek. Adalet kamerayla değil, adil bir yargıçla ve halka hukuk temelleri üzerine kurulmuş bir devletin güvenini veren dürüst bir soruşturmacıyla sağlanır.”

Öte yandan gözlemciler, kişisel hesaplaşma vakalarının da yaşandığını, bu vakaların rejimin yıkılmasından önce de var olduğunu, ancak günümüzde farklı bir karakter kazandığını düşünüyorlar. Zira güç dengeleri değişse de, bazıları kaos, intikam ve kişisel tasfiyeler açısından Suriye'de yaşananların büyük Suriye destanından sonra yaşanması beklenenlerden çok daha az ve hafif olduğunu düşünüyorlar. Ancak hükümet, isteyerek veya istemeyerek de olsa, birincisi, güvenliği ve kontrolü sağlamak, ikincisi de ülkeye destek konusunda ileriye yönelik adımlar atmadan önce daha fazla adım atılmasını bekleyen uluslararası toplumun güvenini kazanmak için, yasaları mümkün olduğunca uygulamaya çalışıyor.



Mısır ve ABD, Libya krizinin çözüm sürecini güçlendirmek için harekete geçti

Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tuğgeneral Hasan Reşad, Bingazi’de Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter ile yaptığı görüşmede (Arşiv – LUO Genel Komutanlığı)
Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tuğgeneral Hasan Reşad, Bingazi’de Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter ile yaptığı görüşmede (Arşiv – LUO Genel Komutanlığı)
TT

Mısır ve ABD, Libya krizinin çözüm sürecini güçlendirmek için harekete geçti

Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tuğgeneral Hasan Reşad, Bingazi’de Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter ile yaptığı görüşmede (Arşiv – LUO Genel Komutanlığı)
Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tuğgeneral Hasan Reşad, Bingazi’de Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter ile yaptığı görüşmede (Arşiv – LUO Genel Komutanlığı)

Libya dosyasının çözümüne yönelik girişimlerdeki ivme değişimini yansıtan sürpriz bir adım kapsamında Kahire, eşi benzeri görülmemiş ve büyük bir gizlilik içinde gerçekleştirilen görüşmede, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’i, ABD Başkanı Donald Trump’ın kıdemli danışmanı Massad Boulos ile bir araya getirdi. Görüşme, Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tuğgeneral Hasan Reşad’ın himayesinde gerçekleşti.

Taraflardan hiçbiri, Kahire’de yapılan görüşmeleri doğrulayan ya da içeriğine ilişkin ayrıntıları ortaya koyan resmî bir açıklama yapmadı. Ancak görüşme, Kahire el-İhbariyye televizyonu tarafından, Libya’daki siyasi sürecin desteklenmesi, güçlendirilmesi ve krizin çözümüne yönelik diplomatik çabalar kapsamında değerlendirildi.

GTGRTBH
ABD Başkanı Donald Trump’ın kıdemli danışmanı Massad Boulos ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv – LUO)

Söz konusu toplantı, Reşad’ın pazar günü Libya’nın başkenti Trablus’a gerçekleştirdiği sürpriz ziyaretin hemen ardından geldi. Reşad, ziyaret kapsamında Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile bir araya geldi. Mısır, Libya’daki kurumların birleştirilmesi ve ertelenen cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin yapılmasına zemin hazırlayacak bir uzlaşı sürecini ilerletmeye çalışıyor.

Reşad’ın Libya ziyareti, ülkenin bir yandan ‘Amerikan girişimi’, diğer yandan ise Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala tarafından ortaya konulan ‘yol haritası’ ile meşgul olduğu bir dönemde gerçekleşti.

El-Menfi’nin ofisi tarafından geçtiğimiz haftanın ortasında duyurulan yol haritasında, üç konsey başkanı ‘Anayasal Bildiri ve değişikliklerini’, 2015 yılı sonunda Fas’ın Skhirat kentinde imzalanan ‘siyasi anlaşmayı’ ve Arap Birliği himayesinde Kahire’de gerçekleştirilen ilk üçlü toplantının sonuçlarını temel referans olarak benimsediklerini yineledi.

El-Menfi, Salih ve Takala daha önce 2024 yılının mart ve mayıs aylarında Arap Birliği merkezinde bir araya gelmiş, yayımladıkları ortak bildiride uzun süredir beklenen seçimleri denetleyecek yeni bir ‘birleşik hükümet’ kurulması da dahil olmak üzere çeşitli maddeler üzerinde uzlaşmışlardı. Buna karşılık, Boulos tarafından açıklanan girişim, el-Menfi’nin yerine Saddam Hafter’in yeni bir Başkanlık Konseyi’nin başına geçmesini ve Dibeybe’nin kurulması öngörülen ‘birleşik hükümetin’ başbakanı olarak görevini sürdürmesini öngörüyor. Söz konusu plan, Libya’daki siyasi çevrelerde farklı görüş ve yaklaşımlara yol açtı.

Kahire’nin Libya krizinin çözüm sürecini desteklemeye yönelik çabaları kapsamında, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de dün Ürdün’ün başkenti Amman’da düzenlenen Arap Birliği Konseyi’nin olağan toplantısının oturum aralarında, Cezayirli mevkidaşı Ahmed Attaf ile Libya’daki siyasi sürecin son gelişmelerini ele aldı.

FGHYJU
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, dün Amman’da düzenlenen Arap Birliği Konseyi toplantısının oturum aralarında ikili görüşme gerçekleştirdi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdulati, 21 Mayıs’ta Kahire’nin ev sahipliğinde düzenlenen Libya konulu üçlü ‘komşu ülkeler mekanizması’ dışişleri bakanları toplantısının sonuçlarını memnuniyetle karşıladı. Abdulati, mekanizmanın düzenli olarak toplanmasının, Libya devletinin birliğinin desteklenmesi, ulusal kurumlarının korunması ve ülkenin istikrarının güçlendirilmesi açısından önemli bir çerçeve oluşturduğunu vurguladı.

Bu arada, ülkenin doğusundaki Bingazi kentinde bulunan 57 TM üyesi, Amerikan girişimine destek vererek bunun siyasi sürecin ilerletilmesi için üzerine inşa edilebilecek olumlu bir adım olduğunu belirtti. Milletvekilleri ayrıca, siyasi ve kurumsal bölünmüşlüğün sona erdirilmesi ile Libya halkının özgür, adil ve demokratik seçimlerde sandık yoluyla oy verme hakkını kullanabilmesini amaçlayan tüm çabalara tam destek verdiklerini ifade etti.

Öte yandan el-Menfi dün başkent Trablus’ta Takala ile gerçekleştirdiği görüşmeyi, üç konsey arasında geçiş sürecinin sona erdirilmesine yönelik ulusal mutabakatın uygulamaya konulması çabaları kapsamında değerlendirdi.

THYUJ
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala dün Trablus’ta bir araya geldi. (El-Manfi’nin ofisi)

El-Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamaya göre, taraflar görüşmede ulusal egemenliğin korunması ve mevcut zorluklar karşısında demokratik sistemin güvence altına alınması amacıyla siyasi katılım tabanının genişletilmesi yollarını ele aldı. Görüşmede, şeffaflığın artırılması ve ülkedeki meşru kurumların üyelerinin özgür iradelerinin desteklenmesinin önemi vurgulandı.

Toplantıda ayrıca, Ulusal Mutabakat Belgesi’nde yer alan maddelerin uygulanmasına yönelik ciddi ve belirli bir takvime bağlı sürecin nasıl hayata geçirileceği ile anayasal hükümler ve siyasi anlaşma doğrultusunda gerekli yasa tasarılarının hazırlanmasına başlanması konusu değerlendirildi.

Taraflar, söz konusu yasa tasarılarının hazırlanmasının, Başkanlık Konseyi’nin tamamını temsil eden yürütme erkinin çalışmasını ve DYK ile bağlayıcı istişare mekanizmasının işletilmesini gerektirdiğini belirtti. Tasarıların daha sonra, yürürlükteki iç prosedürler çerçevesinde görüşülerek TM tarafından onaylanmasının öngörüldüğü ifade edildi.

Diğer yandan, el-Menfi, Takala ve Salih, geçtiğimiz perşembe günü gerçekleştirdikleri toplantıda, geçiş sürecinin sona erdirilmesine yönelik bir yol haritasına ilişkin ‘ortak ilkeler belgesi’ üzerinde uzlaşmıştı. Söz konusu belge, Arap Birliği ile Afrika Birliği (AfB) tarafından memnuniyetle karşılandı.


ABD'den Sudan'ın el-Ubeyd Kentinde "Kitlesel Katliam" uyarısı

Sudan'ın Hartum kentinde su krizi yaşanırken, insanlar bir dağıtım noktasında su kaplarını dolduruyor, 18 Mayıs 2026 (AP)
Sudan'ın Hartum kentinde su krizi yaşanırken, insanlar bir dağıtım noktasında su kaplarını dolduruyor, 18 Mayıs 2026 (AP)
TT

ABD'den Sudan'ın el-Ubeyd Kentinde "Kitlesel Katliam" uyarısı

Sudan'ın Hartum kentinde su krizi yaşanırken, insanlar bir dağıtım noktasında su kaplarını dolduruyor, 18 Mayıs 2026 (AP)
Sudan'ın Hartum kentinde su krizi yaşanırken, insanlar bir dağıtım noktasında su kaplarını dolduruyor, 18 Mayıs 2026 (AP)

Amerika Birleşik Devletleri dün yaptığı açıklamada, Sudan’ın el-Ubeyd kentinde "yaklaşan kitlesel katliamların yaşanabileceğine dair endişe verici işaretlerden" duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Birleşmiş Milletler (BM) de söz konusu şehirde Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) olası saldırısından endişe ediyor.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, çatışmanın her iki tarafını da "sivilleri tehlikeye atacak, insani yardımları engelleyecek veya daha fazla vahşet işlenmesine yol açacak her türlü eylemi durdurmaya" çağırdı.


Nebil Fehmi Arap Birliği'nin yeni Genel Sekreteri oldu

Arap Birliği'nin yeni Genel Sekreteri Nebil Fahmi (Reuters)
Arap Birliği'nin yeni Genel Sekreteri Nebil Fahmi (Reuters)
TT

Nebil Fehmi Arap Birliği'nin yeni Genel Sekreteri oldu

Arap Birliği'nin yeni Genel Sekreteri Nebil Fahmi (Reuters)
Arap Birliği'nin yeni Genel Sekreteri Nebil Fahmi (Reuters)

Arap Birliği Dışişleri Bakanlarının dün Amman'da gerçekleştirdiği toplantıda, Nebil Fehmi oy birliğiyle birliğin yeni genel sekreteri olarak seçildi. Karar, Arap Birliği Medya Ofisi tarafından duyuruldu.

Ahmed Ebu el-Gayt’ın yerine göreve gelen Fehmi’nin 5 yıl sürecek olan görev süresi, önümüzdeki temmuz ayının başında başlayacak.

2013-2016 yılları arasında Mısır Dışişleri Bakanı olarak görev yapan deneyimli diplomat Fehmi, merkezi Kahire’de bulunan Arap Birliği'nin sekizinci genel sekreteri olacak. Kuruluş tarihinden bu yana, Mısır'ın İsrail ile barış anlaşması imzalamasının ardından üyeliğinin askıya alındığı 1980'li yıllarda göreve gelen Tunuslu Şazili Klibi hariç, Arap Birliği'ne yalnızca Mısırlı genel sekreterler liderlik etti.

Adaylığının oy birliğiyle kabul edilmesinin ardından bir açıklama yapan 75 yaşındaki Fehmi, görevi "büyük bir sorumluluk" olarak nitelendirdi. Fehmi, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Ulusumuz, haince devletlerimize ve güvenliğimize saldıran saldırgan tarafların uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiği, topraklarımızı uzun süredir işgal eden ve kardeşlerimizin meşru haklarını kullanmasını engelleyen unsurların bulunduğu benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıyadır. Ayrıca bölgemiz, tahakküm kurmayı hedefleyen, Arap dünyasının güvenlik ve istikrarını baltalamaya yönelik planlara maruz kalmaktadır."