Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Bazı Suriyeliler hâlâ kanunlardan kaçmanın veya yasadışı eylemlerde bulunmanın mümkün olduğunu düşünüyor

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
TT

Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)

İsmail Derviş

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden üç ay sonra Ramazan Bayramı'nın üçüncü gününün akşamı, Suriyeliler bayram tatili sebebiyle, Suriye'nin en ünlü eğlence parkı olan ve Şam Uluslararası Havalimanı'nın yakınında bulunan “Mutlu Dünya”yı doldurmuşlardı. Ancak iki genç, yetişkinlere ait bir oyun için sıra kavgasına giriştiler. Olay, birinin diğerini “Kamu Güvenliği’nde” çalıştığını söyleyerek tehdit etmesi, “intikam alabileceğini” söylemesiyle tırmandı.

Basit bir anlaşmazlık sonucu ortaya çıkan bu olay, Suriye'de yaklaşık 15 yıldır yaygın olan şiddet sırasında gerçekleşen sayısız intikam ve misilleme olayı ve dökülen kan yanında önemsiz kalıyor. Bütün bunlar sebebiyle ülke, bu yüzyılda dünyanın en şiddet dolu ve güvensiz ülkesi olarak sınıflandırıldı.

Esed rejiminin devrilmesinin arifesinde Suriyeliler, çoğunluğu Esed rejimine sadık olanlara veya rejimin işlediği suçlara iştirak edenlere yönelik misilleme eylemleri olan kitlesel katliamlardan korkuyorlardı. Ancak tepkiler beklenenden çok daha hafif oldu ve Suriye’nin kıyı bölgesinde mart ayı başında patlak veren olaylardan önce intikam davaları bireysel vakalarla sınırlı kaldı. Eski rejime bağlı yandaşların yeni hükümetin kamu güvenlik güçlerine yönelik saldırısıyla başlayan olaylar, büyük çoğunluğu sivil olan yüzlerce kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlandı.

Uluslararası toplum, eski rejime bağlı grupların gerçekleştirdiği saldırıyı hemen kınadı ancak yeni Suriye hükümetinden de yaşanan ihlalleri soruşturmasını istedi. Hükümet de olup biten her şeyi araştırmak ve olaya karışanlardan hesap sormak için bir “bağımsız soruşturma komitesi"  kurdu ama komite bu yazı yazılırken hâlâ çalışmalarını sürdürüyordu.

Humus'ta köylerin etrafındaki barikatlar

Suriye'nin merkezindeki Humus, büyük mezhepsel çeşitliliğe sahip bir şehir. Görgü tanıkları Independent Arabia'ya, güvenlik güçlerinin olası misillemelerden sakinlerini korumak için bazı Alevi köylerinin etrafına barikat kurduklarını söylediler.

Esed rejiminin döktüğü kanın intikamını almak isteyenlerin arasında kişisel intikamlarını almak isteyenler de var. Bazıları da İçişleri Bakanlığı devleti tam anlamıyla denetim altına almadan ve hukuk diğer ülkelerdeki gibi işlemeden önce hesaplarını görmek istiyorlar.

 Bazı Suriyeliler de, kanundan kaçanların veya yasadışı eylemlerde yahut da hâlâ hukuksuz eylemlerde bulunanların, bunun için hâlâ imkânları olduğuna inanıyor. Güçsüz olan ve aygıtları hâlâ yeniden yapılandırılan hükümete danışmadan, başkaları ile hesaplarını görebileceklerini düşünüyorlar.

Ciddi hukuki adımlar bekleniyor

Suriyeli avukat Fadi Kardus şunları söylüyor: “Bilhassa Suriye çatışması gibi uzun süreli ve kanlı çatışma ile devrim bağlamında, herhangi bir geçiş sürecinde, kişisel hesaplaşmalar gerçek bir tehlikeyi temsil eder. Oysa uluslararası alanda kabul gören kavramıyla geçiş dönemi adaleti, adalet ve uzlaşmayı sağlayacak yasal ve kurumsal bir çerçeve sunarak bu tür intikamların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Aynı şekilde, 2025 Suriye Anayasa Bildirgesi doğrultusunda en kısa sürede kurulmasını umduğumuz geçiş dönemi organı da bu hedefe ulaşılmasında önemli rol oynayacaktır. Bunun için suçluların ve faillerin hesap vermesini, mağdurların tazmin edilmesini ve ihlallerin tekrarlanmamasını sağlamak için bireylerin ve kurumların reform edilmesini garantiye almalıdır.” Şunu da ekliyor: “Geçiş dönemi adaleti ilkelerinin etkin bir şekilde uygulanmasıyla Suriye'nin kişisel hesaplaşmaların açık arenasına dönüşmesini engelleme fırsatına sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, adaletin sağlanması için hükümet ve Suriye'de ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplumun sürecin kapsayıcı, oluşumu, yetkileri ve görevleri belli, mağdur merkezli olmasını sağlamak amacıyla güçlü bir kararlılık göstermesi gerekiyor. Bu da bireyler ile devlet arasındaki güveni artırıp, en azından öngörülebilir gelecek için istikrarı sağlayacaktır.”

Kardus, şöyle devam etti: “Geçiş Adaleti Komisyonu için gerekli yasama ortamını oluşturacak geçici yasama konseyi kurulmadan, yukarıda belirtilenler hiçbir işe yaramayacaktır. Bu yapılırken ulusal mevzuat, Geçici Anayasa Bildirgesi, insan hakları ve geçiş adaletine ilişkin uluslararası standartlar esas alınmalı, Geçiş Adaleti Komisyonu'na ulusal ve uluslararası destek sağlanmalı ve böylece kararlarının güvenilirliğinin artırılması hedeflenmelidir. Zira Geçici Anayasa Bildirgesine göre geçiş adaletinin kazananların adaleti olmasından korkuluyor. Dolayısıyla Geçiş Adaleti Komitesi’nin öncelikle mağdurların kim olduğunu tespit etmesi, geçmişteki ihlallerin mağdurlarını hak sahibi olarak tanımaya çalışması gerekiyor. Daha sonra komiteler aracılığıyla gerçeklerin araştırılmasına başlanmalı. Ardından Adalet Komitesinin görev alanına giren suçların faillerinin kimliğine bakılmaksızın yasal işlem ve takip başlatılmalı. Mağdurlar veya aileleri için hesap sorma, tazminat ve düzeltme mekanizmasının net bir şekilde oluşturulması ve şu anda yaşandığı gibi ihlallerin tekrarlanmasını önlemek için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekiyor.”

Eski rejimin geride bıraktığı miras

Suriyeli yazar ve insan hakları aktivisti Samar Aştar’a gelince şunları söylüyor: “2011 yılında Suriye devrimini izleyen çatışmanın patlak vermesinden itibaren devlet kurumları bozulmaya başladı. Ülkede suçları bir nebze olsun kontrol altında tutan birleşik güvenlik otoritesi kayboldu. Ülke kompleks çatışmaların açık arenası haline geldi. Çatışmalar siyasetin ve militarizmin sınırlarını aştı, kaos ve yargı sisteminin zaafları örtüsü altında kişisel intikam ve tasfiyeler şeklinde daha tehlikeli bir karaktere büründü. O zamandan beri öldürme, adam kaçırma ve uydurma suçlamalar, hiçbir yasal veya toplumsal caydırıcılık olmaksızın, tüm taraflar için hesaplaşmanın yaygın bir yolu haline geldi.

Aştar şunu da ekliyor: “Esed rejimindeki subay ve yetkililerin, isyan eden halka karşı kullanmak için intikam almak isteyen ve suç kaydı bulunan kişileri askere alma politikasını unutamayız. Bu onların halka sempati duymamalarını, yemek ve içmek gibi öldürmeye alışana kadar acımasızca ve hiç ara vermeden öldüren bir demir yumruktan ibaret olmalarını garanti altına alacaktı ve öyle de oldu. Daha sonra Aralık 2024'te rejim değiştiğinde Suriyeliler suçluların yasal olarak hesap vereceğini umuyordu. Kontrol dışı silahların kontrol altına alınması, fraksiyonların ortadan kaldırılması, güvenlik güçlerinin rolünün etkinleştirilmesi yoluyla güvenliğin yeniden sağlanacağını ümit ediyorlardı. Ancak bu umut, gerçek bir reform belirtisi göstermeyen yeni bir gerçeklikle hızla suya düştü. Silahların, hizipçiliğin ve mezhepçi söylemlerin yaygınlaşması, yeni hükümetin etkili ve net bir geçiş dönemi adaleti politikasının olmaması sorunu daha da derinleştirdi. Vatandaşlar ise, kendilerine insan aklının kavrayamayacağı acılar yaşatanlardan hesap sorulmasını, hükümet kurumlarından defalarca talep ettiler. Ancak gerçek bir yargılamanın olmaması nedeniyle birçok kişi “Şebbiha” ve suçluların isimlerini belgelemek için sosyal medyaya yöneldi ve “siyasi”, bazen de mezhepsel bir doğa taşıyan bireysel intikam kampanyaları başladı.

Hükümetin çekingen müdahalesi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Suriyeli insan hakları aktivisti, “yeni hükümetin müdahalesinin çekingen olduğunu ve kontrolsüz yayılan silahların kontrol altına alınmasının önceliğine inanmadığını, çeşitli silahlı grupları Suriye Ordusu adı altında tek bir çatı altında etkili bir şekilde birleştiremediğini” düşünüyor. Ardından şöyle devam ediyor: “Hatta bazen rastgele işlenen intikam suçlarını örtbas ederek sanki katillere gizli bir koruma sağlıyormuş gibi davranıyor. Bu da şiddetin ve bireysel intikamın çemberini genişletti ve asırlardır korkuya alışmış olanların yüreklerine kaygı geri döndü. Herhangi birini “Esed rejiminin kalıntısı” olmakla suçlamak kolaylaştı, böylece peşine düşmek, tutuklamak ve hatta öldürmek meşru ve onaylanan bir eyleme dönüştü. Suriye sahillerinde kendilerinde hesap sorma hakkı ve öldürme yetkisi gören gruplar tarafından yeni tasfiye eylemleri başlatıldı. Silah sesleri yeniden yükseldi ve mahkemeler, hakimler ve tanıklar aracılığıyla örgütlü geçiş dönemi adaletinin son özellikleri de ortadan kalktı. Bunun yerini, genellikle kişinin geçmişine dayalı bireysel ve kolektif intikam eylemleri aldı. Bir yerde Esed yönetimine sessiz kalan bir dini gruba karşı savaş açıldığını, diğer bir yerde malların geri alınması, önceki rejim döneminde uğranan zararın intikamının alınması, hatta sadece ailevi problemlerden dolayı intikam alma durumları görülmeye başlandı.”

Silahlar tekrar konuşacak mı?

Aştar sözlerini şöyle bitirdi: “Suriye halkının yorgun zihni bugün acaba tekrar silahlar konuşacak mı, orman kanunu tarzı hayat devam edecek mi, bireyin güvenliği ve onuru arasında aşılmaz bir duvar oluşturan öldürme ve işkencenin geri dönme olasılığı var mı diye düşünüyor. Bu soruların cevabı evettir; eğer mevcut hükümet yasaları uygulayamazsa, gerçekten hesap soramazsa, kontrolsüz silahı ve hizipçiliği kontrol edemezse, geçiş adaleti için derhal çalışmaya başlamak yerine, sokağın öfkesini dindirmek çabasıyla sadece medya ve kameraların önünde bir suçluyu tutuklarsa kaos ve korku geri dönecek. Adalet kamerayla değil, adil bir yargıçla ve halka hukuk temelleri üzerine kurulmuş bir devletin güvenini veren dürüst bir soruşturmacıyla sağlanır.”

Öte yandan gözlemciler, kişisel hesaplaşma vakalarının da yaşandığını, bu vakaların rejimin yıkılmasından önce de var olduğunu, ancak günümüzde farklı bir karakter kazandığını düşünüyorlar. Zira güç dengeleri değişse de, bazıları kaos, intikam ve kişisel tasfiyeler açısından Suriye'de yaşananların büyük Suriye destanından sonra yaşanması beklenenlerden çok daha az ve hafif olduğunu düşünüyorlar. Ancak hükümet, isteyerek veya istemeyerek de olsa, birincisi, güvenliği ve kontrolü sağlamak, ikincisi de ülkeye destek konusunda ileriye yönelik adımlar atmadan önce daha fazla adım atılmasını bekleyen uluslararası toplumun güvenini kazanmak için, yasaları mümkün olduğunca uygulamaya çalışıyor.



Irak: Silahlı kişi ve gruplara karşı yasal işlem başlatılacak

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)
TT

Irak: Silahlı kişi ve gruplara karşı yasal işlem başlatılacak

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)

Bağdat’ta dün Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan’ın ABD’nin Bağdat Maslahatgüzarı Joshua Harris ile ABD’nin çekilmesinin ardından başlayacak dönem ve silah taşıyan gruplara yönelik adli işlemleri görüştüğü bildirildi.

Yargı Konseyi tarafından yapılan açıklamada, görüşmede anayasa ve yasalar dışında silah taşıyan kişi ve gruplara yönelik yasal süreçlerin, uluslararası koalisyonun Irak’taki görevlerinin gelecek 30 Eylül’de sona ermesinin ardından uygulanacak mekanizmaların ve hukukun üstünlüğünün herkes için nasıl hayata geçirileceğinin ele alındığı belirtildi. 

Açıklamada, söz konusu adli işlemlerin anayasa ve yasalara aykırı şekilde silah taşıyan kişi ve grupları kapsadığı vurgulandı.

ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ise Washington’un “tüm Iraklılar için egemen ve güvenli bir gelecek inşa etme konusunda Irak makamlarını desteklediğini” açıkladı.

Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak Irak Kürdistan Bölgesi’nde, DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyon (DMUK) bünyesinde görev yapan Alman birliklerinin askeri ve danışmanlık misyonlarının sona erdiği duyuruldu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu adım, koalisyon güçlerinin Irak’tan kademeli çekilmesi sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. 

Kürdistan Bölgesi Peşmerge Bakanlığı, Alman danışman ve eğitmenlerin DEAŞ’a karşı mücadele kapsamında yıllardır sürdürdükleri görevlerinin sona erdiğini bildirdi.


İsrailli yerleşimciler bir Filistinli çocuğu ve 2 genci kaçırdı

Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarında pazartesi günü yerleşimcilerin düzenlediği saldırıların ardından bir Filistin taş ocağında ağır ekipmanlar yandı (Reuters)
Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarında pazartesi günü yerleşimcilerin düzenlediği saldırıların ardından bir Filistin taş ocağında ağır ekipmanlar yandı (Reuters)
TT

İsrailli yerleşimciler bir Filistinli çocuğu ve 2 genci kaçırdı

Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarında pazartesi günü yerleşimcilerin düzenlediği saldırıların ardından bir Filistin taş ocağında ağır ekipmanlar yandı (Reuters)
Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarında pazartesi günü yerleşimcilerin düzenlediği saldırıların ardından bir Filistin taş ocağında ağır ekipmanlar yandı (Reuters)

Uluslararası kamuoyunun geniş çaplı tepkisine rağmen, İsrail’in Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik baskı ve şiddeti sürüyor. ABD’nin sert eleştirileri ve Avrupa’nın yaptırımlarıyla karşılık verdiği gelişmelerin yanı sıra İsrail yerleşimlerinin genişletilmesi, gözaltıların artırılması ve saldırıların devam etmesi dikkat çekiyor. Yerleşimciler çarşamba günü de uzak bölgelerde Filistinlileri kaçırarak işkence ve kötü muameleye maruz bırakma şeklindeki eski uygulamalarına döndü.

Nablus kentinin güneyindeki Filan köyünün yakınlarında iki yerleşimci, 14 yaşındaki Filistinli bir çocuğu kaçırarak darbetti. Olay yerine gelen İsrail polisi çocuğu kurtardıktan sonra Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik güçlerine teslim etti. Yaklaşık bir saat sonra ise bazı yerleşimciler, Asira eş-Şamaliya ile Nablus arasındaki yolda seyir halindeyken 17 ve 18 yaşlarındaki iki kardeşi, Muhammed ve Ömer Hamadne’yi kaçırdı.

Güvenlik kaynakları, bir yerleşimcinin Nablus’un kuzey girişinde, “17. Yol” olarak bilinen bölgede bir gaz nakliye aracını durdurduğunu ve aracın anahtarlarını ele geçirdiğini bildirdi. Yerleşimci daha sonra Asira eş-Şamaliya beldesinden olan iki kardeşi kaçırarak bilinmeyen bir yere götürdü.

İsrail kaynakları, yerleşimcilerin yıl başından bu yana Filistinlilere yönelik yaklaşık 800 saldırı gerçekleştirdiğini, bunların yaklaşık 100’ünün ağır nitelikte olduğunu bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre bu rakam son iki yıla kıyasla saldırılarda “büyük bir artışa” işaret ediyor. Gazeteye göre önceki iki yılda yıllık ortalama saldırı sayısı yaklaşık 1000 düzeyindeydi.

Filistin Duvar ve Yerleşimlere Direniş Komitesi ise bu hafta yayımladığı açıklamada, yerleşimcilerin 2026’nın başından bu yana 25 Filistinliyi öldürdüğünü bildirdi. Açıklamaya göre Ekim 2023’ten bu yana öldürülen Filistinlilerin sayısı 61’e, 2019’dan bu yana ise 87’ye ulaştı. Ölümlerin çoğunun Ramallah ve El-Bire ile Nablus vilayetlerinde meydana geldiği belirtildi.

Batı Şeria'daki Qusra kasabasında dün yerleşimcilerin taş attığı anları gösteren bir video görüntüsü (Reuters)
Batı Şeria'daki Qusra kasabasında dün yerleşimcilerin taş attığı anları gösteren bir video görüntüsü (Reuters)

Komiteye göre 2026’nın ilk yarısında Batı Şeria’da yerleşimciler tarafından 3 bin 488 saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırılarda 17 Filistinli hayatını kaybederken, 26 Bedevi ve çoban topluluğu tamamen veya kısmen yerlerinden edildi. Ayrıca çoğu hayvancılık amaçlı olmak üzere 42 yeni yerleşim karakolu kuruldu.

Filistin ve İsrail makamlarının resmi verilerine göre, işgal altındaki Batı Şeria’da, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, 156 yerleşim ve 360 yerleşim karakolunda yaklaşık 750 bin yerleşimci yaşıyor. Yerleşimcilerin saldırılarının, Filistinlileri zorla yerlerinden etmeyi amaçladığı belirtiliyor.

İsrail’in Kanal 12 televizyonu salı günü, Tel Aviv’i ziyaret eden bir ABD heyetinin Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetinin ele alındığı toplantıda üst düzey bir İsrailli yetkiliye sert uyarıda bulunduğunu bildirdi. Heyette Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerinin yanı sıra üst düzey ABD’li yetkililerin danışmanları ve uzman ekiplerin yer aldığı belirtildi.

Kanal 12’nin aktardığına göre heyet üyeleri, ismi açıklanmayan üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisine şu mesajı verdi:

“Zor koşullarda ve tüm dünyanın size karşı olduğu bir dönemde sizi her şekilde koruyoruz. Bunun karşılığında şiddet, yağma ve Filistinlileri hedef alma girişimleri olamaz.”

Filistin asıllı Amerikalı vatandaş Louay Reddy, eşi ve iki kızıyla birlikte, etrafı İsrailli yerleşimcilerle çevrili evinin bahçesinde (AP)
Filistin asıllı Amerikalı vatandaş Louay Reddy, eşi ve iki kızıyla birlikte, etrafı İsrailli yerleşimcilerle çevrili evinin bahçesinde (AP)

Heyet üyeleri ayrıca, yerleşimci şiddetinin ele alındığı toplantıda İsrailli yetkilileri ABD desteğini “garanti kabul etmemeleri” konusunda uyardı ve bu eylemlerin İsrail’e “arka kapıdan geri döneceğini” söyledi.

Kanal 12’ye göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD’nin talebi üzerine pazartesi günü Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve diğer yetkililerin katıldığı bir güvenlik toplantısı düzenleyerek Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetini ele aldı. Ancak İsrail ordusu, Netanyahu’nun ordu komutanlarına “Filistin terörü” olarak nitelendirdiği olaylarla mücadele konusunda ne yaptıklarını sorması karşısında şaşkınlık yaşadı.

Öte yandan ABD Senatosu’ndaki Demokrat Partili üyeler, dün Netanyahu’ya bir mektup göndererek Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetinin ve İsrail güvenlik güçlerinin işgal altındaki topraklarda Filistinlilere yönelik toplu gözaltılarının “dizginlenmesini” istedi. Mektup, Senato’daki 47 Demokrat senatörden 42’si tarafından imzalandı.

Reuters’ın haberine göre mektup, Kongre’deki Demokratlarla İsrail hükümeti arasında Batı Şeria politikası konusunda artan gerilimin son göstergesi oldu. Partiden bazı senatörler, Gazze savaşındaki tutumu nedeniyle İsrail’e yönelik ABD askeri yardımına kısıtlama getirilmesi çağrısında da bulunmuştu.

Mektup, Kaliforniya Senatörü Adam Schiff, New York Senatörü ve Demokratların lideri Chuck Schumer ile New Jersey Senatörü Cory Booker tarafından hazırlandı. İsrail’in Kongre’deki en uzun süreli destekçilerinden biri olan Schumer’in de imzacılar arasında yer alması dikkat çekti.

Demokrat senatörler ayrıca İsrail hükümetine, yeni yerleşimlerin kurulmasına onay vermeyi ve Batı Şeria’da “yasa dışı yerleşim karakolları” inşa etmeyi durdurma, mevcut karakolların kaldırılması yönünde adım atma çağrısında bulundu.


Cezayir'deki orman yangınlarında on 12 kişi hayatını kaybetti

İtfaiyeciler, Cezayir'in banliyölerindeki Oukhris Kulesi'nde çıkan yangını söndürmeye çalışıyor (Arşiv- DPA)
İtfaiyeciler, Cezayir'in banliyölerindeki Oukhris Kulesi'nde çıkan yangını söndürmeye çalışıyor (Arşiv- DPA)
TT

Cezayir'deki orman yangınlarında on 12 kişi hayatını kaybetti

İtfaiyeciler, Cezayir'in banliyölerindeki Oukhris Kulesi'nde çıkan yangını söndürmeye çalışıyor (Arşiv- DPA)
İtfaiyeciler, Cezayir'in banliyölerindeki Oukhris Kulesi'nde çıkan yangını söndürmeye çalışıyor (Arşiv- DPA)

Cezayir İçişleri Bakanı Said Suyud, dün akşam yaptığı açıklamada, ülkenin doğusundaki bazı kentlerde çıkan orman yangınlarında 12 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Şarku'l Avsat'ın yerel basından aktardığına göre Suyud, can kayıplarının 5’inin Jijel, 4’ünün Béjaïa ve 3’ünün Tizi Ouzou vilayetlerinde meydana geldiğini söyledi.

Cezayir Sivil Savunma Teşkilatı da dün akşam yaptığı açıklamada, ülke genelinde 173 orman yangını kaydedildiğini, bunlardan 56’sının söndürüldüğünü duyurdu. Açıklamada, çoğunluğu Béjaïa, Tizi Ouzou, Skikda, Jijel, El Tarf, Mila ve Setif vilayetlerinde olmak üzere 75 yangının halen devam ettiği belirtildi. Yangınlar nedeniyle Jijel, Béjaïa ve El Tarf vilayetlerinde bazı bölgelerde yaşayanlar tedbir amacıyla tahliye edildi.

Cezayir Jandarma Teşkilatı ise Setif, Béjaïa ve Jijel vilayetlerindeki bazı ulusal yolların ulaşıma kapatıldığını açıkladı.

İçişleri Bakanı Suyud, yangın söndürme çalışmalarını yerinde incelemek üzere dün akşam Béjaïa vilayetine gitti. Suyud’a Sağlık Bakanı Muhammed Sıddık Ait Mesudane, Ulusal Güvenlik Genel Müdürü Ali Badaoui ve Sivil Savunma Genel Müdürü Albay Boualem Boughelaf eşlik etti.

Cezayir Meteoroloji Müdürlüğü, salı günü ülkenin bazı bölgelerinde sıcak hava dalgası ve sıcaklıklarda belirgin artış yaşanacağı uyarısında bulunmuştu. Meteoroloji yetkilileri, özellikle rüzgarların kuvvetlenmesiyle birlikte hava koşullarının orman yangınlarının yayılmasını kolaylaştırabileceğine dikkat çekmişti.