Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Bazı Suriyeliler hâlâ kanunlardan kaçmanın veya yasadışı eylemlerde bulunmanın mümkün olduğunu düşünüyor

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
TT

Yeni Suriye: Kişisel hesaplaşmaların kara haritası

Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)
Suriyeliler ülkede güvenliğin olmaması nedeniyle geniş çaplı bir kaos yaşanmasından endişe ediyor (AFP)

İsmail Derviş

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden üç ay sonra Ramazan Bayramı'nın üçüncü gününün akşamı, Suriyeliler bayram tatili sebebiyle, Suriye'nin en ünlü eğlence parkı olan ve Şam Uluslararası Havalimanı'nın yakınında bulunan “Mutlu Dünya”yı doldurmuşlardı. Ancak iki genç, yetişkinlere ait bir oyun için sıra kavgasına giriştiler. Olay, birinin diğerini “Kamu Güvenliği’nde” çalıştığını söyleyerek tehdit etmesi, “intikam alabileceğini” söylemesiyle tırmandı.

Basit bir anlaşmazlık sonucu ortaya çıkan bu olay, Suriye'de yaklaşık 15 yıldır yaygın olan şiddet sırasında gerçekleşen sayısız intikam ve misilleme olayı ve dökülen kan yanında önemsiz kalıyor. Bütün bunlar sebebiyle ülke, bu yüzyılda dünyanın en şiddet dolu ve güvensiz ülkesi olarak sınıflandırıldı.

Esed rejiminin devrilmesinin arifesinde Suriyeliler, çoğunluğu Esed rejimine sadık olanlara veya rejimin işlediği suçlara iştirak edenlere yönelik misilleme eylemleri olan kitlesel katliamlardan korkuyorlardı. Ancak tepkiler beklenenden çok daha hafif oldu ve Suriye’nin kıyı bölgesinde mart ayı başında patlak veren olaylardan önce intikam davaları bireysel vakalarla sınırlı kaldı. Eski rejime bağlı yandaşların yeni hükümetin kamu güvenlik güçlerine yönelik saldırısıyla başlayan olaylar, büyük çoğunluğu sivil olan yüzlerce kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlandı.

Uluslararası toplum, eski rejime bağlı grupların gerçekleştirdiği saldırıyı hemen kınadı ancak yeni Suriye hükümetinden de yaşanan ihlalleri soruşturmasını istedi. Hükümet de olup biten her şeyi araştırmak ve olaya karışanlardan hesap sormak için bir “bağımsız soruşturma komitesi"  kurdu ama komite bu yazı yazılırken hâlâ çalışmalarını sürdürüyordu.

Humus'ta köylerin etrafındaki barikatlar

Suriye'nin merkezindeki Humus, büyük mezhepsel çeşitliliğe sahip bir şehir. Görgü tanıkları Independent Arabia'ya, güvenlik güçlerinin olası misillemelerden sakinlerini korumak için bazı Alevi köylerinin etrafına barikat kurduklarını söylediler.

Esed rejiminin döktüğü kanın intikamını almak isteyenlerin arasında kişisel intikamlarını almak isteyenler de var. Bazıları da İçişleri Bakanlığı devleti tam anlamıyla denetim altına almadan ve hukuk diğer ülkelerdeki gibi işlemeden önce hesaplarını görmek istiyorlar.

 Bazı Suriyeliler de, kanundan kaçanların veya yasadışı eylemlerde yahut da hâlâ hukuksuz eylemlerde bulunanların, bunun için hâlâ imkânları olduğuna inanıyor. Güçsüz olan ve aygıtları hâlâ yeniden yapılandırılan hükümete danışmadan, başkaları ile hesaplarını görebileceklerini düşünüyorlar.

Ciddi hukuki adımlar bekleniyor

Suriyeli avukat Fadi Kardus şunları söylüyor: “Bilhassa Suriye çatışması gibi uzun süreli ve kanlı çatışma ile devrim bağlamında, herhangi bir geçiş sürecinde, kişisel hesaplaşmalar gerçek bir tehlikeyi temsil eder. Oysa uluslararası alanda kabul gören kavramıyla geçiş dönemi adaleti, adalet ve uzlaşmayı sağlayacak yasal ve kurumsal bir çerçeve sunarak bu tür intikamların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Aynı şekilde, 2025 Suriye Anayasa Bildirgesi doğrultusunda en kısa sürede kurulmasını umduğumuz geçiş dönemi organı da bu hedefe ulaşılmasında önemli rol oynayacaktır. Bunun için suçluların ve faillerin hesap vermesini, mağdurların tazmin edilmesini ve ihlallerin tekrarlanmamasını sağlamak için bireylerin ve kurumların reform edilmesini garantiye almalıdır.” Şunu da ekliyor: “Geçiş dönemi adaleti ilkelerinin etkin bir şekilde uygulanmasıyla Suriye'nin kişisel hesaplaşmaların açık arenasına dönüşmesini engelleme fırsatına sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, adaletin sağlanması için hükümet ve Suriye'de ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplumun sürecin kapsayıcı, oluşumu, yetkileri ve görevleri belli, mağdur merkezli olmasını sağlamak amacıyla güçlü bir kararlılık göstermesi gerekiyor. Bu da bireyler ile devlet arasındaki güveni artırıp, en azından öngörülebilir gelecek için istikrarı sağlayacaktır.”

Kardus, şöyle devam etti: “Geçiş Adaleti Komisyonu için gerekli yasama ortamını oluşturacak geçici yasama konseyi kurulmadan, yukarıda belirtilenler hiçbir işe yaramayacaktır. Bu yapılırken ulusal mevzuat, Geçici Anayasa Bildirgesi, insan hakları ve geçiş adaletine ilişkin uluslararası standartlar esas alınmalı, Geçiş Adaleti Komisyonu'na ulusal ve uluslararası destek sağlanmalı ve böylece kararlarının güvenilirliğinin artırılması hedeflenmelidir. Zira Geçici Anayasa Bildirgesine göre geçiş adaletinin kazananların adaleti olmasından korkuluyor. Dolayısıyla Geçiş Adaleti Komitesi’nin öncelikle mağdurların kim olduğunu tespit etmesi, geçmişteki ihlallerin mağdurlarını hak sahibi olarak tanımaya çalışması gerekiyor. Daha sonra komiteler aracılığıyla gerçeklerin araştırılmasına başlanmalı. Ardından Adalet Komitesinin görev alanına giren suçların faillerinin kimliğine bakılmaksızın yasal işlem ve takip başlatılmalı. Mağdurlar veya aileleri için hesap sorma, tazminat ve düzeltme mekanizmasının net bir şekilde oluşturulması ve şu anda yaşandığı gibi ihlallerin tekrarlanmasını önlemek için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekiyor.”

Eski rejimin geride bıraktığı miras

Suriyeli yazar ve insan hakları aktivisti Samar Aştar’a gelince şunları söylüyor: “2011 yılında Suriye devrimini izleyen çatışmanın patlak vermesinden itibaren devlet kurumları bozulmaya başladı. Ülkede suçları bir nebze olsun kontrol altında tutan birleşik güvenlik otoritesi kayboldu. Ülke kompleks çatışmaların açık arenası haline geldi. Çatışmalar siyasetin ve militarizmin sınırlarını aştı, kaos ve yargı sisteminin zaafları örtüsü altında kişisel intikam ve tasfiyeler şeklinde daha tehlikeli bir karaktere büründü. O zamandan beri öldürme, adam kaçırma ve uydurma suçlamalar, hiçbir yasal veya toplumsal caydırıcılık olmaksızın, tüm taraflar için hesaplaşmanın yaygın bir yolu haline geldi.

Aştar şunu da ekliyor: “Esed rejimindeki subay ve yetkililerin, isyan eden halka karşı kullanmak için intikam almak isteyen ve suç kaydı bulunan kişileri askere alma politikasını unutamayız. Bu onların halka sempati duymamalarını, yemek ve içmek gibi öldürmeye alışana kadar acımasızca ve hiç ara vermeden öldüren bir demir yumruktan ibaret olmalarını garanti altına alacaktı ve öyle de oldu. Daha sonra Aralık 2024'te rejim değiştiğinde Suriyeliler suçluların yasal olarak hesap vereceğini umuyordu. Kontrol dışı silahların kontrol altına alınması, fraksiyonların ortadan kaldırılması, güvenlik güçlerinin rolünün etkinleştirilmesi yoluyla güvenliğin yeniden sağlanacağını ümit ediyorlardı. Ancak bu umut, gerçek bir reform belirtisi göstermeyen yeni bir gerçeklikle hızla suya düştü. Silahların, hizipçiliğin ve mezhepçi söylemlerin yaygınlaşması, yeni hükümetin etkili ve net bir geçiş dönemi adaleti politikasının olmaması sorunu daha da derinleştirdi. Vatandaşlar ise, kendilerine insan aklının kavrayamayacağı acılar yaşatanlardan hesap sorulmasını, hükümet kurumlarından defalarca talep ettiler. Ancak gerçek bir yargılamanın olmaması nedeniyle birçok kişi “Şebbiha” ve suçluların isimlerini belgelemek için sosyal medyaya yöneldi ve “siyasi”, bazen de mezhepsel bir doğa taşıyan bireysel intikam kampanyaları başladı.

Hükümetin çekingen müdahalesi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Suriyeli insan hakları aktivisti, “yeni hükümetin müdahalesinin çekingen olduğunu ve kontrolsüz yayılan silahların kontrol altına alınmasının önceliğine inanmadığını, çeşitli silahlı grupları Suriye Ordusu adı altında tek bir çatı altında etkili bir şekilde birleştiremediğini” düşünüyor. Ardından şöyle devam ediyor: “Hatta bazen rastgele işlenen intikam suçlarını örtbas ederek sanki katillere gizli bir koruma sağlıyormuş gibi davranıyor. Bu da şiddetin ve bireysel intikamın çemberini genişletti ve asırlardır korkuya alışmış olanların yüreklerine kaygı geri döndü. Herhangi birini “Esed rejiminin kalıntısı” olmakla suçlamak kolaylaştı, böylece peşine düşmek, tutuklamak ve hatta öldürmek meşru ve onaylanan bir eyleme dönüştü. Suriye sahillerinde kendilerinde hesap sorma hakkı ve öldürme yetkisi gören gruplar tarafından yeni tasfiye eylemleri başlatıldı. Silah sesleri yeniden yükseldi ve mahkemeler, hakimler ve tanıklar aracılığıyla örgütlü geçiş dönemi adaletinin son özellikleri de ortadan kalktı. Bunun yerini, genellikle kişinin geçmişine dayalı bireysel ve kolektif intikam eylemleri aldı. Bir yerde Esed yönetimine sessiz kalan bir dini gruba karşı savaş açıldığını, diğer bir yerde malların geri alınması, önceki rejim döneminde uğranan zararın intikamının alınması, hatta sadece ailevi problemlerden dolayı intikam alma durumları görülmeye başlandı.”

Silahlar tekrar konuşacak mı?

Aştar sözlerini şöyle bitirdi: “Suriye halkının yorgun zihni bugün acaba tekrar silahlar konuşacak mı, orman kanunu tarzı hayat devam edecek mi, bireyin güvenliği ve onuru arasında aşılmaz bir duvar oluşturan öldürme ve işkencenin geri dönme olasılığı var mı diye düşünüyor. Bu soruların cevabı evettir; eğer mevcut hükümet yasaları uygulayamazsa, gerçekten hesap soramazsa, kontrolsüz silahı ve hizipçiliği kontrol edemezse, geçiş adaleti için derhal çalışmaya başlamak yerine, sokağın öfkesini dindirmek çabasıyla sadece medya ve kameraların önünde bir suçluyu tutuklarsa kaos ve korku geri dönecek. Adalet kamerayla değil, adil bir yargıçla ve halka hukuk temelleri üzerine kurulmuş bir devletin güvenini veren dürüst bir soruşturmacıyla sağlanır.”

Öte yandan gözlemciler, kişisel hesaplaşma vakalarının da yaşandığını, bu vakaların rejimin yıkılmasından önce de var olduğunu, ancak günümüzde farklı bir karakter kazandığını düşünüyorlar. Zira güç dengeleri değişse de, bazıları kaos, intikam ve kişisel tasfiyeler açısından Suriye'de yaşananların büyük Suriye destanından sonra yaşanması beklenenlerden çok daha az ve hafif olduğunu düşünüyorlar. Ancak hükümet, isteyerek veya istemeyerek de olsa, birincisi, güvenliği ve kontrolü sağlamak, ikincisi de ülkeye destek konusunda ileriye yönelik adımlar atmadan önce daha fazla adım atılmasını bekleyen uluslararası toplumun güvenini kazanmak için, yasaları mümkün olduğunca uygulamaya çalışıyor.



Mısır sınırı... Tekrarlanan İsrail iddiaları gerilimi artırıyor

Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki sınırın bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki sınırın bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
TT

Mısır sınırı... Tekrarlanan İsrail iddiaları gerilimi artırıyor

Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki sınırın bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki sınırın bir bölümünün genel görünümü (Reuters)

İsrail’de Mısır sınırının güvenliğinin sağlanması gerektiğine yönelik söylemler, zaman zaman gündemden düşse de, Kahire’nin defalarca yalanladığı kaçakçılık iddialarıyla yeniden gündeme geliyor. Taraflar arasındaki gerilim ise özellikle Ekim 2023’te Gazze savaşının başlamasından bu yana sürüyor.

Bu yöndeki son iddia, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan geldi. Netanyahu, kendisine yakınlığıyla bilinen Kanal 14 televizyonuna salı akşamı verdiği röportajda, İsrail’in Mısır sınırını korumaya ihtiyaç duyduğunu belirterek, bu konuda Mısırlı yetkililerle görüşmeler yaptığını ve planladıkları adımları kendilerine ilettiğini söyledi.

Netanyahu’nun açıklamaları, İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesinde birkaç gün önce yayımlanan kapsamlı bir haberin ardından geldi. Haberde, “2020’den bu yana Mısır ve Ürdün sınırları üzerinden gerçekleştirilen kaçakçılık faaliyetlerinin sürekli arttığı, küçük insansız hava araçlarının (İHA) da bu faaliyetlerde kullanılmaya başlanmasının kaçırılan silahların hem miktarını hem de niteliğini artırdığı” öne sürülmüştü.

Propaganda konuşması

Mısırlı askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferac, söz konusu iddiaların “İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde iç kamuoyuna yönelik, tekrarlanmış bir söylemden ibaret olduğunu” söyledi.

Ferac, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Netanyahu, Gazze, İran ve Lübnan dosyaları başta olmak üzere tüm alanlarda başarısızlık yaşıyor. Bu propaganda ile seçimlerde siyasi olarak zayıflamadan önce konumunu güçlendirmeye çalışıyor” dedi.

Mısır’ın sınırlarını koruduğunu vurgulayan Ferac, “Mısır sınır güvenliğini sağlamaya muktedirdir ve bunu her düzeyde başarıyla yerine getirmektedir” ifadesini kullandı.

Ferac, “Mısır, barış anlaşmasına bağlıdır ve hiçbir koşulda bu anlaşmanın ihlal edilmesini ya da sınırlarına yönelik herhangi bir müdahaleyi kabul etmez” diyerek, bölgenin söylenti ve gerilimi artıran kampanyalara değil, istikrara ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

fghtyntyh
Mısır-İsrail sınırı (Reuters)

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İsrail uzmanı akademisyen Ahmed Fuad Enver ise Netanyahu’nun açıklamalarını, seçim kampanyasında kendisini destekleyen en önemli medya organlarından biri olarak görülen Kanal 14’e yaptığına dikkat çekti.

Enver, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Netanyahu propagandayı büyütmeye çalışıyor. Ancak bu söylemlerinin Mısır’la gerilimi tırmandırdığını ve yeni krizlere yol açtığını göz ardı ediyor” dedi.

Netanyahu’nun siyasi geleceğini kurtarmaya çalıştığını belirten Enver, “İsrail Başbakanı, hiçbir dayanağı olmayan iddialarla kendisini, siyasi çıkarlarını ve siyasi varlığını korumaya çalışıyor” ifadesini kullandı.

Çıkmazdan kaçış

İsrail ordusu, zaman zaman yayımladığı resmî açıklamalarda, ‘Mısır topraklarından İsrail’e silah kaçırmaya çalışan İHA’ların düşürüldüğünü’ öne sürüyor. Bu yöndeki açıklamalar, geçen yıl ekim ayında birden fazla kez yapılmış, ardından sınır hattının ‘kapalı askeri bölge’ ilan edilmesi kararı alınmıştı.

Mısır Devlet Enformasyon Kurumu ise o dönemde yaptığı açıklamada, İsrail’in suçlamalarını ‘tekrarlanan bir söylem’ olarak nitelendirmiş ve “İsrail hükümetinin her siyasi ya da askeri çıkmaza girdiğinde sorumluluğu dış taraflara yüklemek için başvurduğu bu iddialardan Mısır bıkmış durumda” ifadesini kullanmıştı.

Eylül 2025’te de Netanyahu, Mısır’ın Sina’daki askeri yığınağına ilişkin endişelerini dile getirmişti. Bunun üzerine Mısır Devlet Enformasyon Kurumu, bölgedeki askeri konuşlanmanın ‘barış anlaşmasının taraflarıyla tam koordinasyon içinde gerçekleştirildiğini’ vurgulamıştı. Açıklamada ayrıca, Sina’daki askeri birliklerin temel görevinin ‘terör faaliyetleri ve kaçakçılık da dahil olmak üzere her türlü tehdide karşı Mısır sınırlarını güvence altına almak’ olduğu belirtilmişti.

dertb
Mısır güvenlik kontrol noktası (Reuters)

İbranice yayımlanan Israel Hayom gazetesi, Nisan 2025’te üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisine dayandırdığı haberinde, Mısır’ın Sina’daki askeri altyapısının barış anlaşmasının güvenlik ekini ‘ciddi biçimde ihlal ettiğini’ öne sürmüş ve konunun İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın gündeminde öncelikli başlıklar arasında yer aldığını yazmıştı.

Şubat 2025’te İsrail ordusu, Mısır sınırından silah kaçırılmaya yönelik bir girişimi engellediğini duyurmuştu. Geçtiğimiz ocak ayında ise Mısır ordusu, İsrail sınırındaki kuzeydoğu hattında bulunan Avca geçidinin güneyinde uyuşturucu kaçakçılığı girişiminin engellendiğini açıklamıştı.

Enver, Mısır’ın barış anlaşmasına bağlı kaldığını ve her zaman istikrarı korumaya çalıştığını belirterek, “Ancak bu, Mısır’ın İsrail’in istediği şekilde hareket ettiği anlamına gelmez” dedi.

Enver, “Mısır’ın kendi vizyonu var. Ülke, güvenliği ve istikrarı sağlamaya, sınırlarını korumaya muktedirdir. Ayrıca Netanyahu’nun sınır hattında daha fazla kaos istediğinin farkındadır. Bu nedenle Mısır’ın, güvenlik ve hukuk çerçevesinden sapmadan her türlü tehditle başa çıkmaya yönelik önceden hazırlanmış senaryoları bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.


Lübnan, “çerçeve anlaşmasını” sağlamlaştırmak için ABD’den destek istedi

Lübnan sınırına yakın el-Metule beldesindeki bir anıtta asılı Lübnan ve İsrail bayraklarının yanında fotoğraf çektiren aşırı sağcı bir İsrailli (AP)
Lübnan sınırına yakın el-Metule beldesindeki bir anıtta asılı Lübnan ve İsrail bayraklarının yanında fotoğraf çektiren aşırı sağcı bir İsrailli (AP)
TT

Lübnan, “çerçeve anlaşmasını” sağlamlaştırmak için ABD’den destek istedi

Lübnan sınırına yakın el-Metule beldesindeki bir anıtta asılı Lübnan ve İsrail bayraklarının yanında fotoğraf çektiren aşırı sağcı bir İsrailli (AP)
Lübnan sınırına yakın el-Metule beldesindeki bir anıtta asılı Lübnan ve İsrail bayraklarının yanında fotoğraf çektiren aşırı sağcı bir İsrailli (AP)

Lübnan, özellikle üzerinde mutabık kalınan çekilmeler konusunda İsrail'in ‘endişe verici’ sinyaller göndermesinin ve işgal ettiği güney bölgelerine sınır kapıları kurulması gibi anlaşmayla çelişen adımlar atmasının ardından ‘çerçeve anlaşmasının’ sonuçlarını sağlamlaştırmak için ABD'den destek talep etti.

Şarku’l Avsat'a konuşan bilgi sahibi Lübnanlı kaynaklar, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı İ(CENTCOM) General Brad Cooper'ın son ziyaretinde Lübnanlı yetkililerle ‘İsrail'in çekileceği deneme bölgelerinde uygulanacak esasları belirlediğini’ söyledi. General Cooper'ın kıdemli yardımcılarından birinin uygulamayı takip etmek amacıyla Lübnan'da kaldığını ifade eden kaynaklar, Lübnan'ın ‘ABD’lilerle mutabık kalınan hususlara aykırı bir çekilme ertelemesi ya da başka bir gelişmeden haberdar edilmediğini’ de sözlerine ekledi.

Bu açıklamalar, Lübnanlı yetkililer arasında İsrail'in güvenlik uygulamaları ve açıklamalarına yönelik kaygıların artmasının ardından yapıldı. İsrail ordusu dün, Lübnan toprakları içinde oluşturduğu güvenlik şeridini Lübnan'ın derinliklerinden ayırmak amacıyla sınır kapıları kurarak bölgeyi kapattı. Bu hamle, 2000 yılından bu yana atılan ilk pratik adım niteliğini taşıyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinden çekilmeyeceğini teyit eden açıklamaları bu endişeleri daha da derinleştirdi.


Şarku’l Avsat kaynakları: Hamas, Mladenov’un değişikliklerine yanıtını iletti; kabul edilmesini beklemiyor

İsrail'in çarşamba günü Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden, aralarında 10 yaşındaki Tarık Sabah'ın da bulunduğu üç Filistinlinin cenaze törenine katılan yaslılar (Reuters)
İsrail'in çarşamba günü Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden, aralarında 10 yaşındaki Tarık Sabah'ın da bulunduğu üç Filistinlinin cenaze törenine katılan yaslılar (Reuters)
TT

Şarku’l Avsat kaynakları: Hamas, Mladenov’un değişikliklerine yanıtını iletti; kabul edilmesini beklemiyor

İsrail'in çarşamba günü Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden, aralarında 10 yaşındaki Tarık Sabah'ın da bulunduğu üç Filistinlinin cenaze törenine katılan yaslılar (Reuters)
İsrail'in çarşamba günü Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden, aralarında 10 yaşındaki Tarık Sabah'ın da bulunduğu üç Filistinlinin cenaze törenine katılan yaslılar (Reuters)

Şarku’l Avsat'ın edindiği bilgilere göre salı günü Kahire'ye giden Hamas heyeti, "Barış Konseyi"nin Gazze'den sorumlu üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov'un 17 Haziran'da sunduğu değişikliklere ilişkin yanıtını arabuluculara teslim etti.

Hamas'tan iki üst düzey yetkili ile müzakerelere katılan Filistinli gruplardan iki kaynak, Hamas ve diğer grupların 15 Haziran'da arabulucular ile Mladenov'a sunduğu ortak metne ilişkin ayrıntıları Şarku’l Avsat ile paylaştı. Söz konusu metin, Mladenov'un yaptığı değişikliklerin ardından yeniden değerlendirilmek üzere Hamas ve Filistinli gruplara iletilmişti. Kaynaklar, son yanıtta esas itibarıyla "sınırlı değişiklikler" yapıldığını belirtirken, Mladenov'un bu düzenlemeleri kabul etmesi ya da olumlu karşılaması konusunda iyimser olmadıklarını dile getirdi.

Gazetenin görüştüğü dört kaynağın aktardığı bilgilere göre Hamas, "kendi hükümeti döneminde görev yapan tüm çalışanların maaş ve mali haklarının eksiksiz ödenmesi" yönündeki talebini yineledi. Böylece hareket, Mladenov'un daha önce önerdiği ve yalnızca "Gazze Yönetim Komitesi" göreve başladıktan sonra bu yapı bünyesinde çalışacak personelin haklarının karşılanmasını öngören düzenlemeyi reddetmiş oldu.

"Altyapı" ifadesi çıkarıldı

Kaynakların aktardığına göre, silahların kayıt altına alınması ve depolanmasını düzenleyen sekizinci maddeye ilişkin yanıtta Hamas, Mladenov'un değişiklikler sırasında metne eklediği "altyapı" ifadesini çıkardı. Mladenov bu kavramı daha önce tüneller, silah depoları ve silah üretim atölyelerini kapsayacak şekilde tanımlamıştı.

sdrgth
Gazze Şeridi'nin Han Yunus kentinde salı günü düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından çadırlarında meydana gelen hasarı inceleyen Filistinliler (AP)

Filistinli gruplar, silahlarla ilgili düzenlemenin anlaşma metni üzerinde uzlaşma sağlanmasının ardından 14 gün içinde, belirlenen takvim doğrultusunda kademeli ve aşamalı olarak uygulanmasını talep ediyor. Hamas ayrıca bu sürecin, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını güvence altına alacak açık bir siyasi süreç ve egemenlik güvencesiyle bağlantılı olması gerektiğini vurguladı.

Hamas'tan bir kaynak ile Filistinli gruplardan bir başka kaynak, bu iki madde başta olmak üzere bazı maddelerde yapılan değişikliklerin, Hamas'ın son günlerde Filistinli gruplarla yürüttüğü temaslar sonucunda ortak bir yanıt hazırlanması amacıyla "sınırlı düzeyde" gerçekleştirildiğini söyledi.

Buna karşın Filistinli gruplardan bir kaynak, "Hamas fiilen gruplarla doğrudan istişare etmedi. Oysa yanıt teslim edilmeden önce Mısır'da ortak bir toplantı yapılması planlanıyordu" dedi. Aynı kaynak, buna rağmen Hamas ile Filistinli grupların iki gün içinde bir araya geleceğini de doğruladı.

xsdrt
Hamas'ın üst düzey yetkililerinden Halil el-Hayya, geçen ekim ayında Şarm eş-Şeyh'te Gazze'de ateşkes anlaşmasının açıklanmasından önce düzenlenen toplantıda el işareti yaparken (Kahire Haber Kanalı)

Hamas'ın Kahire'ye, Siyasi Büro üyesi, müzakere heyetinde yer alan ve Batı Şeria dosyasından sorumlu Zahir Cebbarin başkanlığında bir heyet göndermesi de dikkat çekti. Daha önce benzeri görülmeyen bu adım, Filistinli gruplardaki bazı çevreler tarafından Hamas'ın Mladenov'un art arda yaptığı değişikliklerden duyduğu rahatsızlığın göstergesi olarak değerlendirildi.

Hamas'tan üst düzey bir yetkili, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, "Ya yeni uzlaşı noktalarına ulaşacağız ya arabulucular farklı çözümler üretecek ya da yeniden eski anlaşmazlık sürecine döneceğiz" dedi.

Filistinli gruplardan bir başka kaynak ise Mladenov'un ve İsrail'in bu son değişiklikleri kabul etmeyeceğini düşündüklerini belirterek, "Bu durum, İsrail'in operasyonlarını genişletme tehdidi ve Barış Konseyi'nin Hamas'la anlaşma olmaksızın tek taraflı adımlar atabileceği yönündeki söylemleriyle birlikte süreci yeniden çıkmaza sokabilir" değerlendirmesinde bulundu.