İktidar koridorları ve arzulanan barış

İsrail hapishanelerinden barış müzakerecisine Hüseyin eş-Şeyh

İktidar koridorları ve arzulanan barış
TT

İktidar koridorları ve arzulanan barış

İktidar koridorları ve arzulanan barış

Ahmet Mahir

89 yaşındaki Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, uzun yıllardır yoldaşı olan Hüseyin eş-Şeyh'i halefi olarak seçerek rejimin istikrarını korumaya büyük önem veriyor. Abbas böylece Filistin'deki iç bölünmeleri yönetebilecek, İsrail ile ABD'nin artan dış baskılarına etkili bir şekilde yanıt verebilecek bir liderlik yapısı oluşturmayı amaçlıyor.

Ancak Şeyh'in Filistin Ulusal Otoritesi Başkan Yardımcısı olarak atanmasının, bir gün uzun zamandır arzulanan devleti ve ulusal egemenliği sağlayacak pragmatik Filistin liderliğine doğru gerçek bir geçişin işareti olup olmadığı sorusu hâlâ ortada duruyor.

Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) başkan yardımcılığına da atanan Şeyh'in en önemli önceliklerinden biri, işgal altındaki Batı Şeria'da Hamas'a yönelik her türlü destek ifadesine karşı katı bir sıfır tolerans politikası uygulamak olabilir. Ayrıca, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini genişletmenin yanı sıra, Gazze Şeridi'ni bölgelere ayırma ve bazılarında süresiz kalma konusundaki ısrarının dayattığı önemli meydan okumalara rağmen, İsrail savaşının sona ermesinin ardından Filistin Otoritesi'nin Gazze Şeridi'ne kısmen veya tamamen geri dönmesine yönelik olası bir çerçevenin müzakere edilmesiyle görevlendirileceği de tahmin ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre 64 yaşındaki ve Fetih hareketinin kıdemli liderlerinden biri olan Şeyh’in karşı karşıya olduğu gerçek sınav sadece İsrail işgaline karşı koymakta değil, aynı zamanda, Filistin Otoritesi'nin popülaritesindeki önemli düşüşün üstesinden gelmekte gizli olabilir. Başarılı olmak için gerçek halk desteğini kazanması ve FKÖ içindeki diğer Filistinli fraksiyonların onayını almanın bir yolunu bulması gerekiyor. Eğer İsrail suikastlarından sağ kurtulurlarsa, Hamas'ın yurtdışındaki lider kadrosu ile müzakere etmek gibi zorlu görevinden ise bahsetmiyoruz bile.

Fetih hareketinin deneyimli liderlerinden Şeyh'in karşı karşıya olduğu gerçek zorluk, yalnızca İsrail işgaline karşı koymakta değil, aynı zamanda Filistin Otoritesi'nin popülaritesindeki önemli düşüşün üstesinden gelmekte gizli olabilir

Şeyh’in ataması, Filistin toplumunun, özellikle de işgal altındaki Batı Şeria'daki bazı kesimleri tarafından, eski güç yapılarına dayanan siyasi çerçeveyi sağlamlaştırma girişimi olarak görülüyor. Bölgeye yaptığım sık ziyaretlerde, bu kesimlere Filistin liderliğinin ihtiyaçlarını karşılayamaması konusunda yaygın bir hoşnutsuzluk ve hayal kırıklığı duygusunun hakim olduğunu bizzat gözlemledim. Kendileri ile yaptığım görüşmelerde Filistin Otoritesi'nin eski üst düzey yetkilileri de bunu doğruladı. Onlara göre eski muhafızlar, Filistin Otoritesi’nin bölgesel ve küresel değişimlere uyum sağlama kapasitesini ciddi şekilde engelliyor, hatta gerçek reformların yapılmasını bile engelliyorlar. Bu muhalif akıma göre, Filistin Otoritesi, İsrail saldırganlığı gerçekliğiyle mücadele etmekten ve Gazze'de devam eden soykırımı durdurmaktan aciz.

Filistin kolektif hafızasının bir parçası

Şeyh, 1948’deki Nekbe sırasında zorla yerlerinden edilen Filistinli bir ailenin çocuğu olarak 1960 yılında Ramallah'ta doğdu. Bu durum, muhaliflerinin onun Filistin davasına olan sadakati konusundaki şüphelerini ortadan kaldırabilir. Zira çocukluğu ve gençliği onu Filistin'in daha geniş kaybetme, yerinden olma ve direnme anlatısına bağlıyor. Böylece Filistin toplumsal hafızasının bir parçası haline geliyor.

Taraftarlarının gözünde Şeyh, Filistin'in hakları ve tanınması için verilen süregelen mücadeleyi temsil ediyor. Hele ki henüz 18 yaşındayken İsrail tarafından hapse atıldığı ve 1978-1988 yılları arasında 10 yılını cezaevinde geçirdiği göz önüne alındığında.

Cezaevindeyken İbraniceyi öğrendi ve bu dili akıcı bir şekilde konuşur hale geldi; bu beceri daha sonra İsrail ile müzakerelerdeki rolünü güçlendirdi.

Bu ortak acı tarih, hayal kırıklıklarının ve iç bölünmelerin damga vurduğu bir ortamda birleştirici bir etken ve siyasi güç kaynağı olabilir.

2007'den bu yana işgal altındaki topraklarda İsrail ile güvenlik konularında baş koordinatör olarak üstlendiği resmi görevi, muhalifleri tarafından onun atanmasında olumsuz bir nokta olarak görülebilir. Ancak siyasi açıdan onun en güçlü silahı ve eşsiz gücü olabilir. Bunun nedeni, Sivil İşler Genel Otoritesi Başkanı olarak İsrail ile müzakerelerde sahip olduğu kapsamlı deneyimin, güvenlik dinamikleri ile doğrudan ve dolaylı müzakere kanalları konusunda derin bilgi sahibi olduğunu göstermesi.

Abbas'ın 2022 yılında onu FKÖ Yürütme Komitesi Genel Sekreteri ve Müzakere Dairesi Başkanı olarak ataması da şaşırtıcı değil. Dolayısıyla İsrail ile güvenlik koordinasyonu ve müzakerelerden sorumlu başlıca isim olması, onun Filistin Devlet Başkanı nezdinde nüfuzunu ve kazandığı güveni artırıyor.

sdfgthy
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve yeni atanan yardımcısı Hüseyin Şeyh, 26 Nisan'da Ramallah'ta düzenlenen FKÖ Yürütme Komitesi toplantısının başlangıcında (AFP)

Şeyh'in karşı karşıya olduğu bir diğer büyük zorluk ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kendisi. Netanyahu birkaç gün önce Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u, kendi deyimiyle “ülkemizin kalbinde İsrail Devleti'ni yıkmayı amaçlayan bir Filistin devleti kurulması” fikrini destekleyerek “büyük bir hata” yapmakla eleştirmişti. Oysa Netanyahu, Filistin Otoritesi'nin 1993 Oslo Anlaşması'ndan bu yana, İsrail'in 1967'de işgal ettiği topraklarda, BM’nin 1947’deki Taksim Planı’nda yer alan topraklardan daha küçük bir alanda bir Filistin devletinin kurulması yoluyla çatışmaya siyasi ve barışçıl bir çözüm bulunmasını desteklediğini gayet iyi biliyor.

Geçtiğimiz yıl kendisi ile bir röportaj yaptığım ve İsrail ile birlikte bir Filistin devletinin kurulması ve Filistin Otoritesi ile müzakerelere verdiği destekle bilinen selefi Ehud Olmert'in aksine, Netanyahu ve aşırı sağcı ideolojisi, Şeyh’in siyasi güçlenme arayışının önündeki en büyük engel olabilir. Şeyh, İsrail'in en uzun süre görevde kalan ve 17 yılı aşkın iktidarı boyunca Filistin Ulusal Otoritesi Başkanı ile tek bir görüşme bile yapmayan bir Başbakan ile müzakereleri nasıl yeniden başlatabilir?



Suriye: İsrail'in geri çekilmesi için bir takvim olmadan stratejik konular müzakere edilemez

İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
TT

Suriye: İsrail'in geri çekilmesi için bir takvim olmadan stratejik konular müzakere edilemez

İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)

Suriye'li bir yetkili dün yaptığı açıklamada, Beşşar Esed'in Aralık 2024'te devrilmesinden sonra Suriye topraklarını işgal eden İsrail güçlerinin çekilmesi için net ve bağlayıcı bir takvim olmadan, İsrail ile yapılacak görüşmelerde “hiçbir stratejik konuya geçilemeyeceğini” söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, pazartesi ve salı günleri Paris'te düzenlenen ve ABD'nin arabuluculuğunda gerçekleştirilen son tur görüşmelerin, ABD'nin Suriye'ye yönelik “tüm İsrail askeri faaliyetlerinin derhal dondurulması” yönündeki girişimi ile sona erdiğini söyledi.

İsrail Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi.


El-Alimi: Uluslararası toplumun birliği, Yemen devletinin bütünlüğünü destekledi

"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)
"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)
TT

El-Alimi: Uluslararası toplumun birliği, Yemen devletinin bütünlüğünü destekledi

"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)
"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)

Yemen Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Yemen'in ABD ile olan ortaklığına ve meşru hükümete verdiği sürekli desteğe minnettarlığını dile getirerek, uluslararası toplumun Yemen halkıyla birlikte hareket etmesinin devletin bütünlüğünde belirleyici bir faktör olduğunu vurguladı.

El-Alimi dün, ABD Başkanı Donald Trump'ın kıdemli danışmanı Massad Boulos ile Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerindeki tek taraflı hamlelerinin ardından yaşanan son gelişmeleri görüştü; bu hamleler neredeyse "Yemen'in ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit edecek yeni bir platform açmıştı."

İlgili bir gelişmede, Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut eyaletinin tamamını kontrol altına aldıklarını ve eyaletteki durumun normale döndüğünü açıkladı. Vatan Kalkanı Güçleri İkinci Tümen Komutanı Albay Fahd Bamumen, durumun kontrol altında olduğunu belirterek, silah veya devlet malını yağmalayanların 48 saat içinde bunları iade etmeleri çağrısı yaptı ve ihlal edenlere karşı yasal ve askeri işlem yapılacağı uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi Ayderus ez-Zübeydi'nin, “Geçiş Konseyi”nin Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde düzenlenen kapsamlı Güney-Güney diyaloğuna katılmayı kabul etmesinin ardından, önümüzdeki saatlerde başkent Riyad'a gelmesi bekleniyor.


Yemen Başkanlık Konseyi Danışmanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Aden'deki güvenlik durumu istikrarlı

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Danışmanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Aden'deki güvenlik durumu istikrarlı

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)

Üst düzey bir Yemenli yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, geçici başkent Aden’deki güvenlik durumunun sakin olduğunu ve genel güvenlik tablosunun istikrarlı seyrettiğini söyledi.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura’nın ofis müdürü ve Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed, “Güvenlik planı saatler içinde hayata geçirildi” dedi.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Amalika Tugayları’na bağlı birliklerin Aden’in ana caddelerine konuşlandığı, kentteki hayati ve kamu kurumlarının güvenliğini sağladığı bildirildi. Cabir Muhammed, “Güvenlik durumu sakin, genel tablo istikrarlı” ifadesini kullandı.

Bu arada Güney Geçiş Konseyi (GGK) heyetiyle birlikte Riyad’a ulaşan Muhammed el-Gaysi, ‘atmosferin olumlu olduğunu’ belirterek, güneyli taraflar arasında diyaloğa yönelik bir dizi görüşmeye başlanmaya hazır olunduğunu söyledi.

El-Gaysi, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Aden’den arkadaşlarımla birlikte Riyad kentine ulaştım. Suudi Arabistan’daki kardeşlerimizin himayesinde, güney–güney diyaloğuna hazırlık amacıyla olumlu bir atmosferde bir dizi görüşmeye başlayacağız” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, güneyde yaşanan gelişmelerin devletin, kurumlarının, meşruiyetinin ve yetki temellerinin yeniden kurulması anlamına geldiğini vurguladı.

El-Alimi, bu adımların, istikrarı ve kamu huzurunu korumak, gerçek durumu çatışmalar ve sahte zaferler mantığından uzak bir şekilde ortaya koymak amacı taşıdığını ifade etti.

Başkanlık Konseyi, bir süre önce Aydarus ez-Zubeydi’nin üyeliğini düşürmüş ve onu Başsavcılığa sevk etmişti. Bu karar, ez-Zubeydi’nin vatana ihanet, Yemen Cumhuriyeti’nin siyasi ve ekonomik konumuna zarar verme, devleti darbeye karşı mücadelede engelleme ve iç fitne çıkarma gibi suçlamalarla ilişkilendirildi.

Abdullah el-Alimi, X hesabından yaptığı paylaşımda, güvenlik ve istikrarın korunmasının devlet kurumları, yerel yetkililer ve vatanına bağlı tüm vatandaşların sorumluluğunda olduğunu belirtti. Bu sorumluluğun, hukukun üstünlüğünü sağlamayı ve vatandaşları korumayı garanti edecek şekilde yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdullah el-Alimi, ez-Zubeydi’nin isyanının ardından güney vilayetlerinde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: “Ez-Zubeydi’nin ayaklanmasının ardından bugün güney vilayetlerinde yaşananlar, Suudi Arabistan’ın ve Başkanlık Konseyi’nin bu aşamaya gelinmemesi için gösterdiği tüm samimi çabalara rağmen, ulaşmayı arzuladığımız bir durum değil… Yaşananlardan memnun değiliz.”

Diğer yandan Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun Ortak Kuvvetler Komutanlığı, GGK Başkanı Aydarus ez-Zubeydi’nin hareketlerine ilişkin yeni ayrıntıları açıkladı. Bu açıklama, GGK’ye bağlı güçlerin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde gerçekleştirdiği askeri gerilimin ardından geldi.

Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Ortak Kuvvetler Komutanlığı’nın 4 Ocak tarihinde ez-Zubeydi’ye, son askeri tırmanışın nedenlerinin ele alınması amacıyla, 48 saat içinde Suudi Arabistan’a gelmesi yönünde bildirimde bulunduğunu belirtti. El-Maliki, görüşmenin Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ve Koalisyon liderliği ile yapılmasının planlandığını ifade etti.

El-Maliki, yaptığı açıklamada, ez-Zubeydi’nin Yemen Hava Yolları’na ait bir uçakla seyahati için planlama yapıldığını, ancak uçuşun saatlerce ertelendikten sonra iptal edildiğini belirtti. El-Maliki, bu durumun ardından sahada gerginlik yaşandığını, havalimanı çevresindeki sivil tesislerin yakınında silahlı unsurlar ve askeri araçların görüldüğünü aktardı.

El-Maliki, GGK’ye bağlı güçlerin Aden kentinde çeşitli hareketlilikler gerçekleştirdiğini, askeri konuşlanma yapıldığını ve havalimanı içindeki hareketliliğin engellendiğini kaydetti. Açıklamada, bazı yolların kapatıldığı ve kent genelinde silahlı unsurların konuşlandırıldığı, Koalisyon’un bu durumu ‘gerekçesiz bir adım’ olarak değerlendirdiği ve bunun güvenlik ile istikrarı tehdit ettiği vurgulandı.