Lübnan açıkladı: Hamas İsrail'e roketli saldırı düzenleyenleri teslim etmeye hazır

Lübnan Devlet Güvenliği Başkan Yardımcısı Tuğgeneral Hasan Şukayr Hamas’ı uyardı. Hamas’ın Lübnan’daki temsilcisi Abdulhadi, roketatarlı saldırıların ‘bireysel eylemler’ olduğunu söyledi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn cuma günü gerçekleşen Yüksek Savunma Konseyi toplantısına başkanlık etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn cuma günü gerçekleşen Yüksek Savunma Konseyi toplantısına başkanlık etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan açıkladı: Hamas İsrail'e roketli saldırı düzenleyenleri teslim etmeye hazır

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn cuma günü gerçekleşen Yüksek Savunma Konseyi toplantısına başkanlık etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn cuma günü gerçekleşen Yüksek Savunma Konseyi toplantısına başkanlık etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan’ın Hamas’a topraklarını ulusal güvenliğini etkileyecek ve egemenliğini ihlal edecek eylemler için kullanmaması yönünde yaptığı resmi uyarı, Lübnan-Filistin ilişkilerinin Kahire Anlaşması'nın iptaline yol açacak yeni bir aşamaya girmek üzere olduğu anlamına geliyor. Kahire Anlaşması 1987 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Selim el-Hus hükümeti tarafından iptal edilmiş, ancak Filistin koalisyonu güçlerini kucaklayan eski Suriye rejiminin, dönemin Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'a karşı savaşındaki baskısıyla yeniden yürürlüğe girmişti.

Lübnan hükümeti ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) arasında 1969 yılında Mısır'ın himayesinde imzalanan Kahire Anlaşması, Filistinli grupların her türlü silaha sahip olmasına izin verdiği için Lübnan’ın egemenliğinin ihlali anlamına geliyordu. Bu durum daha sonra 1975 baharında patlak veren iç savaşta Filistinli grupların Hıristiyan gruplara karşı ulusal hareketin yanında yer almasına izin vererek Lübnanlılar arasındaki uçurumu derinleştirdi.

Ancak Suudi Arabistan'ın himayesinde Taif Anlaşması'nın imzalanmasıyla siyasi koşullar değişti. Taif Anlaşması savaşın sona ermesinin bir sonucu olarak silahların meşru otoritenin elinde toplanmasını öngörüyordu. Bunu takiben, 2006 baharında Meclis Başkanı Nebih Berri'nin daveti üzerine düzenlenen ilk Ulusal Diyalog Konferansı'nda siyasi partiler Filistinlilere ait silahların kampların içinde ve dışında toplanması konusunda anlaştılar, ancak Suriye rejimi bu anlaşmanın uygulanmasını engelledi.

Yasadışı silahların toplanması ve bu silahların sadece devletin elinde bulunmasına ilişkin aynı tutum Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 1701 sayılı kararının tüm hükümleri için de geçerli. Hizbullah'ın Gazze Şeridi’ne verdiği tek taraflı destek ve İsrail’in tepkisini yanlış hesaplaması sonucu ortaya çıkan daha önce eşi ve benzeri görülmemiş yıkımın ardından Lübnan ve İsrail arasında ateşkesin uygulanması için ABD ve Fransa tarafından desteklenen anlaşmaya verilecek bir yanıt olarak da uygulanmalı. Hizbullah'ın, Lübnan ordusunun Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) desteğiyle uluslararası sınıra konuşlanmasının önünü açmak için Litani Nehri’nin güneyinden çekilme talebinin yanı sıra İsrail de ele geçirdiği birçok mevkiyi koruyarak bu konuşlanmayı engelledi.

Dolayısıyla Hamas dosyası durup dururken yeniden açılmadı. Aksine, Gazze'nin Lübnan'ın egemenliğini ihlal etmesine verdiği destek, son olarak Litani Nehri’nin kuzeyinden İsrail’in Metulla ve Kiryat Shmona yerleşim birimlerine roketli saldırı düzenlenmesi ve Lübnan ordusu tarafından basılan ve çok sayıda roket ve bunları fırlatmak için kullanılan rampalar bulunan deponun arkasında Hamas'ın olması nedeniyle ortaya çıktı.

Lübnan hükümetinin, Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın başkanlığında, Başbakan Nevvaf Selam'ın da katıldığı Yüksek Savunma Konseyi toplantısının tavsiyesine dayanarak Hamas'a yaptığı uyarı, istisnasız tüm Filistinli gruplar için geçerli bir uyarıydı. Uyarı, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın (Ebu Mazen) 21 Mayıs'ta Beyrut’a yapacağı ve Filistinlilere ait ağır ve daha hafif silahları kamplardan toplamayı amaçlayan ziyaretinin de önünü açıyor. Çünkü artık Hamas’ın Lübnan'ın güneyde istikrarı yeniden tesis etmek için savaşı sona erdirme çabalarıyla çelişen kendi gündemi çerçevesinde Lübnan’ın güneyini roket fırlatmak için kullanmasına artık izin verilmiyor.

Şarku’l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Lübnan Devlet Güvenliği Başkan Yardımcısı Tuğgeneral Hasan Şakir, Hamas'ın Lübnan'daki temsilcisi Ahmed Abdulhadi'yi beraberinde Hamas yetkililerinden Eymen Şanaa ile birlikte Devlet Güvenliği Başkanlığı’ndaki ofisinde kabul etti. Tuğgeneral Şakir, Lübnan Askeri İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Toni Kahveci’nin de hazır bulunduğu görüşmede, Abdulhadi'den Lübnan hükümeti tarafından Yüksek Savunma Konseyi’nin cuma günü yapılan toplantıdan çıkan tavsiyesi üzerine alınan kararları Hamas yönetimine bildirmesini istedi.

Tuğgeneral Şakir’in Abdulhadi'nin şahsında Hamas yönetimine iletilmesini istediği mesaj, Hamas'ı, Lübnan topraklarından egemenliği ve ulusal güvenliği ihlal eden herhangi bir saldırı gerçekleştirmekten kaçınması, mültecilerin ikamet koşullarına uyması, Lübnan yasalarına saygı göstermesi ve halen saklanmakta olan dört şüpheliyi teslim etmesi konusunda uyarı niteliğindeydi.

Öte yandan Hamas’ın mesaja yanıt verdiğini ve aranan dört kişiyi teslim etmeye hazır olduğunu ifade eden Abdulhadi, Hamas'ın Yüksek Savunma Konseyi'nin tavsiyelerine, hükümetin kararlarına ve ateşkes anlaşmasına atıfta bulunarak yaptığı tüm anlaşmalara uyduğunu ve Lübnan'ın ulusal güvenliğine zarar verecek eylemlerden kaçındığını söyledi.

Lübnan topraklarından gerçekleşen roketli saldırıların Hamas'ın merkezi bir kararı değil, bireysel bir eylemin sonucu olduğunu ve amaçlarının Lübnan'da onurlu bir şekilde yaşamak, geri dönüş hakkına sahip olmak, Lübnan yasalarına uymak ve ülkenin güvenlik ve istikrarını zayıflatacak herhangi bir eylemden kaçınmak olduğunu vurgulayan Abdulhadi, Hamas'ın roketli saldırılardan eyleme karışanların tutuklanmasından sonra haberdar olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre aranan dört kişi de Filistin uyruklu ve bunlardan bazılarının Sayda yakınlarındaki Ayn el-Helva ve Miye Miye kamplarında saklanıyorlar. Gözaltına alınan ve iki Filistinli, birinin ise annesi Filistinli olan Lübnanlı üç kişiyle ilgili soruşturmalar ise devam ediyor.

Silah toplama kararının alındığını ve bundan geri dönülmeyeceğini vurgulayan kaynaklar, Lübnan güvenlik güçlerinin Filistinlilerin kampların dışına dağılma girişimlerine karşı koyacağını ve roket saklamak için bir sığınağa dönüştürüldüğünden şüphelenilen her yere baskın düzenleyeceğini aktardılar.

Kaynaklar, Filistinli mültecilerin yaşadığı kampların güvenliğinin Lübnan güvenlik güçlerine emanet edileceğini ve özellikle İran liderliğindeki direniş ekseninin gerilemesi ve içe kapanmasıyla birlikte bölgedeki rollerini kaybetmelerinin ardından silahların artık çatışmalarda kullanılmak ve komşu ülkelerin güvenlik ve istikrarına zarar vermekten başka bir işlevi kalmadığını belirttiler.

Hizbullah’ın silahlarının toplanması meselesinin Yüksek Savunma Konseyi toplantısında gündeme gelmediğini, ancak bunun tartışılmadığını düşünenlerin yanıldıklarını belirten kaynaklar, Filistinlilere ait silahların Hizbullah'ın silahlarıyla hiçbir bağlantısı olmadığına dikkati çekerek, Hizbullah’ın Litani Nehri’nin güneyinden çekilmeyi kabul ettiği sürece Cumhurbaşkanı Avn'ın silahların devletle sınırlandırılması konusundaki ısrarına olumlu yaklaşması, ateşkesi ihlal etmemesi, BMGK’nın 1701 sayılı kararının uygulanmasını desteklemesi ve karşılık vermekten kaçınması gerektiğini ifade ettiler. Tüm bunların İsrail'i geri çekilmeye zorlamak için devlet tarafından benimsenen diplomatik seçeneği desteklemek üzere Hizbullah’ın silahlarını müzakere masasına koymayı gerçekten istediğinin bir göstergesi olduğunu vurgulayan kaynaklar, bu yüzden Hizbullah'ın terör kartını ve angajman kurallarını kaybettikten sonra silahlarını elinde tutmaya çalışmasının yersiz olacağını söylediler.



Barış Kurulu: Gazze planında hızlı ilerleme kaydedilmesi gerekiyor

Gazze Şeridi’nde savaşın yol açtığı yıkımın görüntüsü (Reuters – Arşiv)
Gazze Şeridi’nde savaşın yol açtığı yıkımın görüntüsü (Reuters – Arşiv)
TT

Barış Kurulu: Gazze planında hızlı ilerleme kaydedilmesi gerekiyor

Gazze Şeridi’nde savaşın yol açtığı yıkımın görüntüsü (Reuters – Arşiv)
Gazze Şeridi’nde savaşın yol açtığı yıkımın görüntüsü (Reuters – Arşiv)

Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov dün (pazartesi) yaptığı açıklamada, Hamas ve diğer silahlı grupların silahsızlandırılmasına ilişkin bir anlaşmaya varılabileceği konusunda ‘kısmen iyimser’ olduğunu belirtti, ancak sürecin zaman alacağı uyarısında bulundu.

Mladenov, Brüksel ziyareti sırasında Reuters’a verdiği röportajda, son haftalarda Hamas ile ‘son derece ciddi görüşmeler’ yürüttüklerini, ancak sürecin kolay olmadığını ifade etti.

Mladenov, “Tüm tarafları tatmin edecek bir düzenlemeye ulaşabileceğimiz konusunda kısmen iyimserim… En önemlisi de Gazze halkını tatmin edecek bir düzenleme” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, eylül ayında İsrail’in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşı sona erdirmeye yönelik planını denetlemek amacıyla Barış Kurulu kurulmasını önermiş, daha sonra bu yapının diğer çatışmaları da ele alacağını belirtmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Trump’ın başkanlık ettiği kurulu tanırken, çok sayıda büyük güç bu yapıya katılmadı.

Trump’ın Gazze planı, İsrail ve Hamas tarafından geçtiğimiz ekim ayında kabul edildi. Plana göre Hamas’ın silah bırakmasının ardından İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesi ve yeniden inşa sürecinin başlaması öngörülüyor.

Ancak Hamas’ın silahsızlandırılması, planın uygulanması ve ekim ayında varılan, iki yıl süren kapsamlı savaşı sona erdiren ateşkesin kalıcı hale getirilmesine yönelik görüşmelerde temel anlaşmazlık noktası olmaya devam ediyor.

Filistin topraklarında şiddet olayları sürerken, bölgenin büyük bir kısmının hâlâ yıkım içinde olduğu belirtiliyor.

İvmenin azalması riski

Mladenov, silahsızlanmayı, Gazze Şeridi’nde yeni bir yönetimin oluşturulmasını ve İsrail’in çekilmesine ilişkin maddeleri içeren bir uygulama planı üzerinde çalışmaların sürdüğünü açıkladı.

Bulgar diplomat Mladenov, sürecin zaman alacağını, ancak planın uygulanmasına yönelik düzenlemeler konusunda mümkün olan en kısa sürede anlaşmaya varılması için çaba gösterildiğini söyledi.

Uygulama anlaşmasına ne zaman varılabileceğine ilişkin bir soruya Mladenov, “Birkaç günümüz ya da en fazla iki haftamız olduğunu düşünüyorum. Bu benim değerlendirmem. Aksi takdirde mevcut ivmeyi kaybederiz ve bu durumda herhangi bir karar almak daha zor hale gelir” yanıtını verdi.

Devam eden müzakerelerin ayrıntılarına girmekten kaçınan Mladenov, her iki tarafla da ileriye dönük ‘olumlu bir yol haritasının’ tartışıldığını ifade etti.

Mladenov, tartışılan başlıklardan birinin de ekim ayında sağlanan ateşkesten bu yana İsrail’in kontrolünde bulunan bölgeleri belirleyen ‘sarı hat’ olduğunu belirtti. Reuters, İsrail’in söz konusu hattı Gazze Şeridi’nin daha iç kesimlerine doğru ilerlettiğini aktardı.

Sahada ele alınması gereken çok sayıda konu bulunduğunu dile getiren Mladenov, ‘sarı hat’ dahil olmak üzere yardım ve ilaç erişimi gibi başlıkların da İsrail ile görüşüldüğünü kaydetti.

Refah Sınır Kapısı konusunda güvenin tesis edilmesi

Mladenov ayrıca sahadaki bazı gelişmelere de dikkat çekerek, son günlerde Refah Sınır Kapısı üzerinden geçişine izin verilen kişi sayısının kademeli bir şekilde artırıldığını söyledi. Gazze Şeridi’ni Mısır’a bağlayan bu sınır kapısından tır geçişlerinin artırılmasının da değerlendirildiğini ifade etti.

Mladenov, güven inşasının da sürecin önemli bir parçası olduğunu belirterek, bunun son derece karmaşık bir süreç olduğunu, ancak nihai olarak planın tam uygulanmasına ulaşmak için çok sayıda küçük adımın atılması gerektiğini vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump şubat ayında yaptığı açıklamada, ABD müttefiklerinin Gazze Şeridi’ndeki yardım çabalarına 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını, ABD’nin ise Barış Kurulu’na 10 milyar dolar katkıda bulunacağını duyurmuştu. Ancak Reuters, Barış Kurulu’nun taahhüt edilen fonların yalnızca küçük bir kısmını alabildiğini bildirdi.

Mladenov ise Washington’da taahhüt edilen tüm fonların Barış Kurulu için mevcut olduğunu ve kurumun finansmanına ilişkin herhangi bir sorun bulunmadığını söyledi.

Ayrıca üye ülkelerin, 1 milyar dolar ödeme karşılığında kurulda daimî üyelik elde edebileceği ifade edildi.


Mısır: Sudan'daki çatışmayı körükleyebilecek her türlü yabancı müdahaleyi reddediyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Başkanı'nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos ve beraberindeki heyeti Kahire'de kabul etti, (Mısır Dışişleri Bakanlığı- Facebook)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Başkanı'nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos ve beraberindeki heyeti Kahire'de kabul etti, (Mısır Dışişleri Bakanlığı- Facebook)
TT

Mısır: Sudan'daki çatışmayı körükleyebilecek her türlü yabancı müdahaleyi reddediyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Başkanı'nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos ve beraberindeki heyeti Kahire'de kabul etti, (Mısır Dışişleri Bakanlığı- Facebook)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Başkanı'nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos ve beraberindeki heyeti Kahire'de kabul etti, (Mısır Dışişleri Bakanlığı- Facebook)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Sudan'daki çatışmayı körükleyecek veya siyasi çözüm şansını baltalayacak her türlü dış müdahaleyi reddettiğini vurguladı.

Abdülati bu açıklamayı, dün Kahire’de ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Musaad Boulos ve beraberindeki heyeti kabulü sırasında yaptı. Görüşmede Mısır ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ikili ilişkiler ve ortak ilgi alanına giren bölgesel konular ele alındı; bunların başında Sudan, Lübnan, Afrika Boynuzu ve Libya'daki son gelişmelerin yanı sıra Mısır'ın su güvenliği konusu geliyordu.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Temim Hilaf, yaptığı basın açıklamasında, görüşmenin Mısır ile ABD arasındaki stratejik ortaklığın derinliğine dair ortak takdiri yansıttığını belirtti. Bu ortaklığın Ortadoğu ve Afrika’da güvenlik ve istikrarın temel dayanaklarından biri olduğunu vurgulayan Hilaf, tarafların siyasi ve ekonomik alanlarda iş birliğini geliştirme ve ortak bölgesel meselelerde yakın koordinasyonu sürdürmeyi hedeflediklerini kaydetti.

Görüşmede ayrıca bölgedeki mevcut durum ve ABD ile İran arasındaki müzakere süreci de ele alındı. Abdülati, Mısır’ın gerilimi düşürmeye yönelik yürüttüğü temas ve çabaları aktararak, müzakere sürecine destek verdiklerini belirterek, bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirecek bir uzlaşıya ulaşılmasının önemine dikkat çekti.

Sudan’daki gelişmelere ilişkin olarak Abdülati, ülkenin birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının, ulusal kurumların ayakta tutulmasının gerekliliğini vurguladı. Kalıcı ateşkese zemin hazırlayacak insani bir ateşkesin sağlanmasının önemine işaret eden Abdülati, bunun insani yardımların ulaştırılmasını kolaylaştıracağını, halkın çektiği sıkıntıları hafifleteceğini ve Sudan’a ait kapsayıcı bir siyasi sürecin başlatılması için uygun ortamı oluşturacağını ifade etti.

Abdülati ayrıca Sudan devlet kurumlarının desteklenmesi, bütünlüğünün korunması, siviller ve sivil altyapının hedef alınmasının durdurulması gerektiğini ifade ederek, bunun daha fazla kötüleşmenin önüne geçeceğini ve ülkenin istikrarı ile birliğini koruyacağını söyledi.

Lübnan’a ilişkin değerlendirmelerde ise Abdülati, Mısır’ın Lübnan’ın egemenliği, birliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteği yineledi. İsrail’in saldırılarının durdurulması gerektiğini vurgulayan Abdülati, başta Lübnan ordusu olmak üzere ülkenin ulusal kurumlarının güçlendirilmesini desteklediklerini belirtti ve yakın zamanda ilan edilen ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

Afrika Boynuzu’ndaki gelişmelere de değinen Abdülati, bölge ülkelerinin egemenliğine ve birliğine saygı gösterilmesi gerektiğini, özellikle Somali ve Eritre’nin bu kapsamda önem taşıdığını belirtti.

Abdülati, su güvenliği konusunda ise Nil Nehri’nin Mısır halkı için varoluşsal bir mesele olduğunu yineleyerek, sınır aşan nehirlerde tek taraflı adımları reddettiklerini vurguladı.

ABD’li yetkili Boulos ise Mısır’ın Ortadoğu ve Afrika’da güvenlik ve istikrarın sağlanmasında oynadığı kilit role övgüde bulundu. Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi’nin bölgesel istikrara katkılarını takdir ettiğini belirten Boulos, ABD yönetiminin Mısır ile stratejik ortaklığı güçlendirme konusundaki kararlılığını ifade etti.


Suriye yetkilileri, Lazkiye vilayetindeki Devlet Güvenlik Şubesi Başkanı’nın yakalanmasıyla sonuçlanan çatışmaların ardından Esed rejiminin önde gelen 3 subayını gözaltına aldı

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP – Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP – Arşiv)
TT

Suriye yetkilileri, Lazkiye vilayetindeki Devlet Güvenlik Şubesi Başkanı’nın yakalanmasıyla sonuçlanan çatışmaların ardından Esed rejiminin önde gelen 3 subayını gözaltına aldı

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP – Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP – Arşiv)

Suriye makamları, Lazkiye vilayetinde gerçekleştirdikleri bir güvenlik operasyonu sırasında Esed rejimine bağlı 3 güvenlik görevlisini gözaltına aldı.

Suriye resmi haber ajansı SANA’ya konuşan bir güvenlik kaynağı, Ceble kırsalında silahlı gruplarla çıkan çatışmalarda bir iç güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Kaynak, söz konusu çatışmaların bölgede yürütülen güvenlik operasyonunun ardından çıktığını ifade etti.

Öte yandan, Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye, Esed rejimi döneminde Lazkiye’de Devlet Güvenlik Şubesi Başkanı olan Tuğgeneral Amir el-Hasan’ın gözaltına alındığını duyurdu. Lazkiye’deki yerel kaynaklar ise Tuğgeneral Gays Şahin ile kardeşi Albay Nizar Şahin’in de gözaltına alındığını, Nizar Şahin’in çatışmalarda yaralandığını aktardı. Ayrıca iki subayın öldüğü belirtildi.

vdfvfd
Suriye güvenlik güçleri arşivi

Yerel kaynaklar, daha önce devrik rejim ordusunda 18. Tank Tümeni Komutanı olarak görev yapan Gays Şahin’in, beldede yerel bir silahlı grup oluşturduğuna dair bilgiler paylaştı. Söz konusu grubun Suriye İç Güvenlik Güçleri’ni hedef alan saldırılara karıştığından şüphe edildiği belirtildi. İlk bilgilere göre Şahin’in baskın sırasında öldürüldüğü yönünde iddialar ortaya atıldı. Ancak haberin hazırlandığı ana kadar bu bilgiye ilişkin resmî bir doğrulama yapılmadı. Güvenlik operasyonunun sürdüğü bildirildi.

Ceble kırsalından gelen sahadaki ardışık veriler, Babde beldesinde yürütülen son güvenlik operasyonunun, daha geniş kapsamlı bir sürecin parçası olduğunu gösteriyor. Buna göre operasyon, devrik rejim kalıntılarıyla bağlantılı silahlı hücrelerin takibine yönelik olarak yetkili birimlerce yürütülen çalışmalar çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Söz konusu hücrelerin Suriye’nin sahil kesimindeki bazı bölgelerde faaliyet gösterdiği belirtiliyor.

fvbf
Geçtiğimiz aralık ayında Ceble kırsalında Süheyl el-Hasan’a bağlı Seraya el-Cevad terör hücresine mensup bir gruba ait bina hedef alındı. ​​(Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı daha önce, Seraya el-Cevad adıyla bilinen ve askerî yetkili Süheyl el-Hasan’a bağlı bir hücreyi hedef alan güvenlik operasyonu düzenlendiğini açıklamıştı. Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgilere göre operasyon, Ceble kırsalındaki Duvayr Baabde köyünde gerçekleştirildi.

Operasyon kapsamında hücre üyelerinden Basil İsa Ali Cemahiri’nin gözaltına alındığı, şüphelinin sorgusunda İç Güvenlik Güçleri ve ordu noktalarına yönelik saldırılarda kullanılan silah ve mühimmatın saklandığını itiraf ettiği aktarıldı.

Bu ifadeler doğrultusunda harekete geçen özel birlikler, silah depolarının yerini tespit ederek çeşitli makineli tüfekler ve farklı türde mühimmata el koydu. Söz konusu gelişme, bu grupların sahip olduğu silah kapasitesi ve organize saldırı düzenleme yeteneğine işaret eden bir bulgu olarak değerlendirildi.

fbfbf
Lazkiye’de Devlet Güvenlik Şubesi Başkanı olan Tuğgeneral Amir el-Hasan’ın internette dolaşan bir fotoğrafı

Aynı bağlamda, yerel kaynaklar Ceble kırsalındaki Babde beldesinde güvenlik güçlerinin bölgeye takviye sevk etmesinin ardından geniş çaplı bir alarm durumu ilan edildiğini bildirdi. Bu gelişmenin, İç Güvenlik Güçleri ile ‘rejim kalıntıları’ olarak nitelendirilen bir grup arasında çıkan çatışmaların ardından gerçekleştiği, söz konusu operasyonun silahlı bir gruba liderlik ettiği belirtilen Tuğgeneral Gays Şahin’i hedef aldığı aktarıldı. Operasyonda Suriye İç Güvenlik Güçleri’nden bir personelin hayatını kaybettiği, birkaç kişinin ise yaralandığı belirtildi.

Elde edilen bilgilere göre operasyonda subaylar Nesim Şahin ve Yamen Şahin’in öldüğü, Nizar Şahin’in yaralandığı ve oğlu ile birlikte gözaltına alındığı ifade edildi. Ayrıca Gays Şahin’in de oğlu ile birlikte gözaltına alındığı öne sürüldü. Söz konusu bilgilerin resmî makamlar tarafından doğrulanmadığı, buna karşın Tuğgeneral Amir el-Hasan ile Tuğgeneral Gays Şahin’in gözaltına alındığının teyit edildiği bildirildi.

vfdfdv
Tuğgeneral Gays Şahin (Facebook)

Kaynaklara göre Tuğgeneral Gays Şahin, 18. Tank Tümeni kadrosunda görev yaptı ve Humus, Hama ve İdlib’deki çatışmalara katıldı. Şahin’in sivillere yönelik katliamlara karıştığı iddia edilirken, devrik rejimin lideri Beşşar Esed ve kardeşi Mahir Esed’e yakın isimlerden biri olduğu öne sürüldü. Mevcut bilgilere göre Şahin’in, Suriye’de görev yapan Rus güçlerine yakınlığıyla bilindiği ve Rusya tarafından verilen ‘cesaret nişanına’ sahip olduğu belirtildi.

Öte yandan Suriye İçişleri Bakanlığı, geçtiğimiz ocak ayında Lazkiye ile Hama kırsalındaki Mesyaf bölgesinde güvenlik operasyonları düzenlendiğini açıklamıştı. Söz konusu operasyonlarda ‘terör eylemlerine’ karıştığı belirtilen aranan kişilerin yakalandığı, ayrıca sivillere karşı ağır suçlarla itham edilen eski bir silahlanma sorumlusunun gözaltına alındığı bildirilmişti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’nın, eski rejimle bağlantılı ve savaş suçları işlemekle suçlanan kişilere yönelik operasyonlarını sürdürdüğü, yakalanan şüphelilerin yargılanmak üzere adli makamlara sevk edildiği ifade edildi.