BM Sudan Özel Temsilcisi Şarku'l Avsat'a konuştu: Silahlanma askeri yanılsamaları besliyor

Lamamra, barışın dışarıdan gelmeyeceğini ifade ederek, siyasi bir çözüme duyulan ihtiyacı vurguladı

Birleşmiş Milletler Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra (BM)
Birleşmiş Milletler Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra (BM)
TT

BM Sudan Özel Temsilcisi Şarku'l Avsat'a konuştu: Silahlanma askeri yanılsamaları besliyor

Birleşmiş Milletler Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra (BM)
Birleşmiş Milletler Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra (BM)

“Barış dayatılmaz, yapılır. Sudanlılar başaramazsa, dışarıdan gelmeyecektir.” Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra, BM misyonunu üstlenmesinden bu yana gerçekleştirdiği ilk kapsamlı röportajı bu cümleyle sonlandırmayı tercih etti. Ancak aynı cümle, krizin hüküm sürdüğü bölgedeki en karmaşık savaşlardan birine yaklaşımda Lamamra'nın felsefesini anlamak için de bir giriş noktası olabilir.

Uzun yıllar Cezayir'de dışişleri bakanlığı yapmış ve Afrika'da zorlu arabuluculuklarda bulunmuş bir diplomat olan Lamamra, yanlış bahisleri sürdürmenin bir anlamı olmadığını düşünüyor ve savaşı kemik kıran bir savaş olarak yönetme mantığını kabul etmiyor. Ona göre silah ve savaşçı akışının devam etmesi, ‘askeri yanılsamaları körüklediği ve trajediyi uzattığı’ için çözümün önündeki en büyük engel.

Lamamra, Londra'daki Sudan Konferansı’na katılımının ardından Port Sudan, Addis Ababa ve Kahire'ye yaptığı mekik seyahatleri arasında Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda, Sudanlı taraflardan başlayıp yurtdışında son bulan siyasi mesajlar gönderdi. Bu mesajlar arasında yabancı askeri desteğin sonuçlarına ilişkin uyarılar da yer alıyordu. Bunun sadece yanılsama getirdiğini belirten Lamamra, barışın temenni ile değil, yerel iradenin mevcudiyeti ve uluslararası çabaların bütünleşmesi ile geleceğine inanıyor.

Lamamra acı bir şekilde şu ifadeleri kullandı: “Savaşın patlak vermesinin ikinci yıldönümü geçti. Bu yıldönümünün, Sudan'daki sivillerin acı çektiği savaş sona ermeden gelmeyeceğini ummuştuk. Savaşın üçüncü bir yıldönümünü asla kabul edemeyiz.”

Hayaller kurşunlara dönüştüğünde

BM Sudan Özel Temsilcisi Lamamra, Port Sudan'a yaptığı son ziyarette Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile bir araya geldi. Lamamra toplantıdan ‘cesaret verici’ bir izlenimle ayrıldı, ancak daha gidilecek uzun bir yol olduğunu da gizlemedi. Diğer yandan Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) liderliği ile iletişim ise devam ediyor ve yakında bir toplantı düzenlenmesi bekleniyor.

sadfrgthyj
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, BM Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra'yı Port Sudan'da kabul etti. (Sudan Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)

Lamamra, savaşın devam etmesiyle ilgili en tehlikeli olgulardan birinin ‘zafer mantığı’ olarak tanımladığı şey olduğuna inanıyor; yani ulusal dokuya maliyetini hesaplamadan tam bir çözüm arzusu. Lamamra, bazı yerel güçlerin zaman faktörü üzerine bahis oynamaya devam ettiğini ve tam bir zafer elde edilene kadar barış ertelenebilirmiş gibi davrandığını, oysa işin aslının ‘bu savaşın askeri bir çözümü olmadığı’ olduğunu belirtti.

Lamamra, “Sudan'ın siyasi bir çözüme ihtiyacı var. Bugün gördüğümüz şey, çoktan ölmüş bir fikrin, yani çözümün güç kullanarak mümkün olabileceği fikrinin hayali bir devamından başka bir şey değil” dedi. Sudan'ı kurtarmak için çıkar mantığının intikam mantığına üstün gelmesi gerektiğine inanan Lamamra sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda en büyük zorluk, Sudan siyasi manzarasında derinleşen ayrışmaların giderek artması tehlikesidir. Bu tehlikeli yola girilmesinin durdurulması ve Sudan ekseninin birliğe doğru yönlendirilmesi gerekiyor. Ayrışma yolunda değil, birlik yolunda ilerlemeliyiz.”

Kalabalık arabuluculuk... Kayıp bir hedef

BM'deki görevine başladığından beri Lamamra, genişlemeden ziyade koordinasyona odaklanmaya hevesli. Öyle ki Lamamra, Sudan dosyasındaki ‘arabuluculukların aşırı kalabalığından’ sanki başlı başına bir krizmiş gibi bahsediyor.

Bu nedenle, öncelikleri yeniden düzenleyen ve savaşı sona erdirme yolunda amaç birliği sağlayan diplomatik bir denge oluşturmak amacıyla Afrika Birliği (AfB), Arap Birliği ve Sudan'daki barış girişimlerine arabuluculuk yapan ülkeler de dahil olmak üzere bölgesel örgütlerden aktörlerin yer aldığı bir danışma grubu kurdu.

Kahire, Cibuti ve Moritanya'da bir araya gelen grup, Avrupa Birliği'nin (AB) daveti üzerine Brüksel'de dördüncü bir toplantıya hazırlanıyor. Grup ayrıca, Mısır ve Suudi Arabistan'daki yetkililerin yanı sıra BM Güvenlik Konseyi üyeleri, Sudan'ın komşu ülkeleri ve diğer birçok ilgili ülkeyle de sürekli iletişim halinde.

Lamamra, yolların çokluğunun bazı Sudanlı tarafların çelişkili uluslararası pozisyonlar üzerine bahis oynamasına ve hatta konjonktürel kazanımlar elde etme umuduyla bazı girişimleri engellemesine izin verdiğini söylüyor.

Bu noktada BM Güvenlik Konseyi'nin 2724 sayılı kararını hatırlatan Lamamra, kendisine BM çatısı altındaki çabaları koordine etme görevi veren bu kararın sahaya yansıtılmasının, uluslararası sesi gerçekçi bir barış vizyonu arkasında birleştirmekle başlayacağına inanıyor.

Unutulmaması gereken bir savaş

Sudan'daki savaşın unutulup unutulmadığı sorulduğunda Lamamra, medyadaki ilginin zaman zaman azaldığını, ancak trajedinin tüm ayrıntılarıyla devam ettiğini söyledi. Lamamra, “Her gün özellikle Kuzey Darfur'daki kurbanları ve Zemzem Kampı’ndaki trajik ve kötüleşen durumu takip ediyoruz, bu da kalbimizi kırıyor” dedi.

Lamamra, ülke içinde yerinden edilmiş milyonlarca kişiden ve ülke dışındaki mültecilerden, sağlık ve eğitim hizmetlerinin çöküşünden, artık sıcağa ya da soğuğa karşı koruma sağlamayan kamplardan ve yardım ulaştırmak için canlarını ortaya koyan insani yardım çalışanlarından bahsetti.

Lamamra, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Sudan'daki vahim duruma gösterdiği ‘özel’ ilgiye atıfta bulundu.

asdfrgt
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ve ekibiyle gerçekleştirdiği toplantıda (BM)

Lamamra, “Sudan’daki durum, ülke içinde yerinden edilme ve mülteci sayısı bakımından mevcut dönemin en büyük insani krizidir. Silahların, bölünmenin ve uluslararası sessizliğin baskısı altındaki bir ülkeden bahsediyoruz” şeklinde konuştu.

Bu nedenle Lamamra, önceliğin savaşı durdurmak olduğunu ifade etti. Bu çerçevede, Cidde Bildirgesi’ni halen canlandırılabilecek bir adım olarak gören Lamamra, “Cidde şehrinin adı, özellikle sivillerin korunması konusunda önemli bir fikir birliği oluşturabilecek insani bir belgeyle ilişkilendirildi” diyerek Suudi Arabistan'ın rolünü övdü.

BM Sudan Özel Temsilcisi Lamamra, Bağdat'ta yapılacak Arap zirvesini ise savaşı durdurma çabalarında ortak Arap ağırlığını kullanmak için uygun bir an olarak görüyor. “Sudan çok önemli bir ülke ve Arap kimliğinin kalbindeki yeri etkisiz hale getirilemez” diyen Lamamra, Sudan'daki çözümün kolektif bir Arap iradesiyle korunması gerektiğini vurguladı.

Silah akışını kim sağlıyor?

Lamamra'nın konuşmasında en çok tekrarlanan mesaj dış müdahaleye yönelikti; silah akışının hiçbir mantıkla haklı gösterilemeyeceğinde ısrar ediyordu. “Savaşı silahlarla beslemek çözüme yardımcı olmak değil, yanılsama ve bölünme yaratılmasına doğrudan katkı sağlamaktır” diyen Lamamra, ‘çabaların gerekli olana odaklanması gerektiğini’ ve bunun da ‘Sudan'ın birliğini koruyacak bir barış’ olduğunu belirtti.

Lamamra, bazı bölgesel ve uluslararası aktörlerin, savaşın kontrol edilecek hiçbir şey bırakmadığını unutarak, gelecekteki nüfuzları için Sudanlı bir tarafa destek veriyormuş gibi davrandıklarına inanıyor. Lamamra, “Sudan'ın parçalanması kimsenin çıkarına değil. Nüfuz sahibi herkes çatışmayı körüklemek yerine çözümün bir parçası olmalı” ifadelerini kullandı.

BM'nin silah akışının derhal durdurulması, ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarının sıkı bir şekilde uygulanması ve yurtdışından gelen askeri finansman kaynaklarının kurutulması çağrılarına son vermediğini vurgulayan Lamamra, “Aktörlerin ve dış müdahalelerin çoğalmasına rağmen, çatışmaları durdurarak yeni bir umut sayfası açmak Sudanlıların sorumluluğudur” dedi.

İki tarafın pozisyonlarına ilişkin değerlendirmesinde ihtiyatlı olduğunu gizlemeyen Lamamra şu ifadeyi kullandı: “Resmi toplantılar değil, çözüme yönelik gerçek kararlılığı yansıtan pratik bir süreç istiyoruz.”

fvgtrhyju
Londra’da Nisan 2025'te düzenlenen Sudan Konferansı sırasında BM Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra (BM)

Lamamra, çözümün parçalı değil kapsamlı olması ve arzulanan çözümün sadece savaşın tezahürleriyle değil kökleriyle de ilgilenmesi gerektiğini vurguladı. Yeni bir ulusal mutabakat çerçevesinde geliştirmeye açık olmakla birlikte, savaş öncesi referans şartlarına geri dönülmesi fikrini ortaya koydu.

Sudanlılara mesaj

Şarku’l Avsat aracılığıyla Sudan halkına doğrudan bir mesaj göndermek isteyen Lamamra şunları söyledi: “Sudan halkını selamlıyor ve kayıplarını saygıyla anıyorum. Birkaç gün önce Port Sudan'daydım, üst düzey yetkililer ve vatandaşlarla bir araya geldim. Bu halkın misafirperverliği ve çektikleri çilenin üstesinden gelme konusundaki güçlü iradesi beni çok etkiledi.”

Mesajında BM'nin daha fazlasını yapma taahhüdünü de dile getiren Lamamra sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu büyük halkın potansiyeline yakışır bir gelecek için umutla beklediğini gözlemledim. Biz BM olarak, ciddiyetine rağmen zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olmak için elimizden geleni yapmaya kararlıyız.”

Ciddi bir insani kriz ve vicdanları yaralayan rakamlar

Sudan’daki insani krizi vahim olarak nitelendiren Lamamra, “En az 13 milyon yerinden edilmiş insan ve komşu ülkelerde yaşayan milyonlarca mülteci var. Güvenlik, finansman eksikliği ve hatta bölgeler arası koordinasyon da dahil olmak üzere büyük zorluklar var” dedi. BM'nin devam eden çabalarına rağmen uluslararası müdahalenin vasatın altında kaldığını ifade eden Lamamra, durumu iyileştirmek ve bağışçılardan daha geniş çaplı yardım toplamak için ortaya konan bir dizi girişime işaret etti.

Lamamra, “Trajedi çok büyük… Bu trajedinin kurbanları çocuklar, kadınlar ve yaşamın asgari gerekliliklerinden yoksun vatandaşlar… Sudan bir Arap ve Afrika ülkesi, orada yaşananlar hepimizi etkilemeli” şeklinde konuştu.

Yetkililer ve insani yardım kuruluşları arasındaki iş birliği sayesinde insani durum bazı bölgelerde nispeten iyileşiyor olsa da, Lamamra bu olumlu gelişmelerin ihtiyaç duyulanın gerisinde kaldığını ifade etti. “Tek ve gerekli çözüm savaşı durdurmaktır. Zira sivilleri korumanın ve sahadaki durumu iyileştirmenin en iyi yolu budur” diyen Lamamra, Sudan halkının ‘alternatifi olmayan bir vatanda güven içinde yaşamayı hak ettiğini’ vurguladı.

Savaş sonrası

“Zaman kimsenin lehine işlemiyor. Her gecikme daha fazla parçalanma ve daha fazla kan anlamına geliyor” uyarısında bulunan Lamamra, sadece bir anlaşmayı değil, aynı zamanda krizi yönetmek için farklı bir mantığı da müzakere ediyor gibi görünüyordu. Lamamra sözlerini, “Barış dayatılmaz, yapılır. Sudanlılar başaramazsa, dışarıdan gelmeyecektir” diyerek bitirdi.

BM Sudan Özel Temsilcisi Lamamra son bir çağrı gibi görünen sözlerinde şöyle dedi: “Barış acil bir durum değil, uzun soluklu bir projedir... Eğer şimdi başlamazsak, birkaç ay içinde üzerine inşa edecek hiçbir şeyimiz kalmayabilir.”



ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
TT

Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı.

Cumhurbaşkanlığı Medya Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Tuğgeneral Ziyad el-Ayeş, SDG ile 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmayı uygulamak ve entegrasyonu sağlamak, böylece devletin varlığını güçlendirmek, engelleri aşmak ve vatandaşlara yönelik hükümet hizmetlerini etkinleştirmek üzere başkanlık elçisi olarak atandı.”

Tuğgeneral Ayeş, geçtiğimiz yıl mayıs ayında İçişleri Bakanı'nın Sivil İşler Yardımcısı olarak atandı. 1987 yılında Haseke ilinin Kamışlı kırsalındaki Arca el-Cavala köyünde doğan Tuğgeneral Ayeş, ‘Ebu Usame el-Az’ künyesiyle biliniyor. Haseke'nin Rumeylan kentindeki Petrol Enstitüsü mezunu olan Tuğgeneral Ayeş, Lübnan'daki el-İmam el-Ouzai Üniversitesi'nden şeri ilimler diplomasına ve İdlib Üniversitesi'nden işletme yüksek lisans diplomasına sahip.

gthyj
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da SDG lideri Mazlum Abdi ile tokalaşırken, 10 Mart 2025 (SANA)

Genel Takip Komitesi üyesi olarak Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) kamplarının yönetiminde önemli bir rol oynayan Tuğgeneral Ayeş, ayrıca İçişleri Bakanlığı'nda sivil işlerin yönetimini devralmadan önce, Genel Güvenlik Ajansı'nda idari memur ve İdlib'deki kontrol noktalarından sorumlu genel memur olarak görev yaptı.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, 13 Şubat’ta daha önce Haseke’nin kamu güvenliği komutanı olarak atadığı Nureddin Ahmed İsa'yı Haseke ilinin valisi olarak atayan bir kararname yayınladı.

Geçtiğimiz ayın 29'unda imzalanan anlaşma, Suriye hükümetinin SDG güçlerinin bu ayın sonuna kadar tam olarak uygulanması gereken anlaşmayı engellediği yönündeki suçlamalarından dolayı uygulamaya konulamıyor.

Bir başka gelişmede Sivil Havacılık Heyeti, Kamışlı Havaalanı’nın yeniden açılmasının hazırlıkları çerçevesinde havaalanına geldi. Haseke Valisi, Haseke şehrine giden tüm yolların açıldığını ve Haseke ile diğer iller arasındaki karayolu ulaşımının yeniden başladığını duyurdu.

Öte yandan Haseke’deki kaynaklar, bugün SDG’nin kontrolündeki hapishanelerden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.

Haseke vilayetindeki kaynaklar, bugün SDG hapishanelerinden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.


Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
TT

Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)

Suriye TV'nin haberine göre, ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon, dün Haseke kırsalındaki Kasrak üssünü boşaltmaya başladı.

Yerel haber ağları, tahliye operasyonunu gerçekleştirmek amacıyla dün erken saatlerde Irak'a giren ve üsse doğru ilerleyen, askeri araçlara ilave olarak 20'den fazla boş kamyondan oluşan bir Amerikan konvoyunun bulunduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın yerel haber ağlarından aktardığına göre 20'den fazla boş kamyon ve askeri araçtan oluşan bir ABD konvoyu dün erken saatlerde Irak sınırını geçerek tahliyeyi gerçekleştirmek üzere üsse doğru hareket etti.

Alman Basın Ajansı'na (DPA) göre, Kasrak üssü Suriye'nin Haseke Valiliği'nde, uluslararası karayolunun (M4) güneyinde, Tel Tamir ve Tel Beydar arasında yer almaktadır.

Suriye Savunma Bakanlığı bu ay, ABD güçlerinin bölgeden ayrılmasının ardından eş-Şeddadi ve el-Tanf askeri üslerinin kontrolünü ele geçirdi.