Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde hükümetini kurma müzakereleri makamların dağılımına takıldı

Düğümün devam etmesi, seçimlerin Irak federal hükümeti seçimleri sonrasına ertelenmesi tehdidini doğururken, muhalifler parlamentoyu feshetme girişimlerini arttırdı

KDP lideri Mesud Barzani'nin oğlu IKBY Başkanı Mesud Barzani ile KYB lideri Bafel Talabani arasındaki görüşmeden
KDP lideri Mesud Barzani'nin oğlu IKBY Başkanı Mesud Barzani ile KYB lideri Bafel Talabani arasındaki görüşmeden
TT

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde hükümetini kurma müzakereleri makamların dağılımına takıldı

KDP lideri Mesud Barzani'nin oğlu IKBY Başkanı Mesud Barzani ile KYB lideri Bafel Talabani arasındaki görüşmeden
KDP lideri Mesud Barzani'nin oğlu IKBY Başkanı Mesud Barzani ile KYB lideri Bafel Talabani arasındaki görüşmeden

Basim Francis

Geçtiğimiz kasım ayında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) yapılan parlamento seçimlerinin üzerinden altı ayı aşkın bir süre geçmesine rağmen, Başbakan Mesrur Barzani ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani'yi bir araya getiren Süleymaniye’deki zirvenin bile kıramadığı siyasi çıkmaz devam ediyor ve hükümet kurmaya yönelik istişarelerdeki durgunluk da sürüyor. Yasal boşluğun halen devam ettiği bir ortamda, dış faktörlerin etkisi altında taraflar bir çıkış yoluna ulaşmak için sunulan çeşitli senaryolar çerçevesinde anlaşmazlığın niteliği ve karşılıklı taleplere dair soru işaretleri ortaya çıkıyor.

IKBY’de birçok hukuki ve siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle yaklaşık iki yıl ertelenen ve ardından geçtiğimiz yıl kasım ayında yapılan seçimlerin sonuçları, Mesut Barzani'nin lideri olduğu Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) parlamentodaki 100 sandalyeden 39'unu kazanmasına rağmen parlamento çoğunluğunu (50+1) kaybettiği yeni bir gerçeklikle sonuçlandı. KDP üç azınlık sandalyesi kazanırken, KYB ise iki azınlık sandalyesi daha alarak parlamentodaki sandalye sayısını 23’e çıkardı.

Parlamentoda çoğunluğu elde etmek için gerekli 50+1 formülü, eski yasayı geleneksel rakibinin lehine bir kusur olarak gören KYB tarafından zorlanan ve daha sonra Bağdat'taki Federal Yüksek Mahkeme'nin kararlarıyla çözülen uzun soluklu birtakım anlaşmazlıkların ardından seçim yasasında yapılan bir değişiklikten sonra kararlaştırıldı.

Makamların dağılımı düğümü

Sızdırılan bilgilere göre müzakereler hassas aşamalara ulaştı. Büyük ölçüde makamların, özellikle de önemli bakanlıkların paylaşılması aşamasına gelindi. KYB, IKBY Başkanlığını ve birkaç önemli bakanlığı talep ederken, zayıf yetkileri nedeniyle parlamento başkanlığından vazgeçti. Ancak KDP, KYB’nin bu taleplerini reddediyor.

KDP, bu talepleri, seçimle kazanılan yetkiler dışında kendi nüfuzunu zayıflatmaya yönelik bir girişim olarak görüyor. Makamların paylaşılması mekanizmasının, o makamın önemi doğrultusunda bir puan sistemine göre mi, yoksa makamların başkanlıklar, önemli bakanlıklar ve hizmet bakanlıkları olmak üzere üç seviyede dağıtıldığı bir sistem olan ‘tek sepet’ yöntemine göre mi olacağı ise belirsizliğini koruyor.

KI8OL
KDP ve KYB’nin seçimlere ortak listeyle girme konusunda anlaşması yönünde bir eğilim söz konusu (Sosyal medya platformları)

Zaman daralırken, iki tarafın 30 gün içinde bölgesel bir başkan seçebilmek için mayıs ayı sonlarında yapılacak meclis başkanlığı seçiminden önce anlaşmayı hızlandırması, ardından da hükümet başkanlığı için bir aday belirlemeleri gerekiyor. Bu süreçler, ekonomik krizin yaşandığı, ülke içinde siyasi çıkmazın devam ettiği ve Bağdat ile yaşanan kronik anlaşmazlıklar nedeniyle halkın hoşnutsuzluğunun sürdüğü bir dönemde, önümüzdeki kasım ayında Irak’ta yapılması planlanan federal parlamento seçimlerine hazırlık dönemiyle kesişebilir.

İstişareler ertelendi mi?

KYB lideri Talabani, muhtemelen iki haftadan fazla sürecek bir ziyaret için Washington'a gidiyor. Bu gelişme, müzakerelerin geçici olarak askıya alındığına işaret ediyor. Özellikle de KYB ve KDP’nin Bağdat'la anlaşmazlıkların yaşandığı bölgelerde ortak listeyle seçimlere katılma konusunda anlaşmaya varmak üzere görüşmeler yürüttüğü bir dönemde. Parlamentonun toplanamadığı için feshedilmesi ve federal seçimlerle aynı zamanda erken seçimlere gidilmesi çağrısında bulunan seslerin yükselmesinin yanında, hükümet kurma çalışmalarının federal seçimler sonrasına erteleneceğine dair şüpheleri de arttırıyor. Eski milletvekili Ömer Gulpi bu meseleyi, Federal Yüksek Mahkeme'ye taşıdığını duyurdu.

Müzakerelerde, iki taraftan birinin federal taraftaki pozisyonlar için pazarlık yapılması durumunda kazanımlar sağlayacak hesaplar için anlaşmayı ertelemekten yana olup olmadığı konusunda belirsiz tutumlar hâkim. Siyasi analist Sertip Cevher, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin iki tarafın adımlarını hızlandırması için baskı uygulandığını, ancak tablonun halen net olmadığını düşünüyor.

dfgthy
İki taraf da ne olacağını görmeyi bekliyor (Sosyal medya platformları)

Durum böyle devam ederse, bu yılın sonlarında yapılması planlanan federal seçimlerin sonrasına ertelenmesi senaryosunun göz ardı edilemeyeceğini söyleyen Cevher’e göre KDP, federal seçimler yaklaşırken kimse oylarını riske atmak istemediğinden ve güçlerin çoğu da çevre ülkelerin hegemonyasının etkisi altında olduğundan, çoğunluğu elde etmek için diğer güçleri birleştiremeyecek.

Dış faktörlerin sonuçları

Bazı gözlemciler seçim sonrası süreci karmaşık olarak nitelendirdiler. Çünkü bu gözlemcilere göre parlamentodaki çoğunluğu kaybeden KDP karar alma araçlarını elinde tutmaya çalışırken, KYB, ‘yönetimde dengenin sağlanması’ için baskı yapıyor. Her iki taraf da Irak sahası ve IKBY üzerinde doğrudan etkileri olduğu için bölgesel ve uluslararası çatışmalarda bir değişiklik olmasını bekliyor.

KDP'nin ABD ve İran arasındaki müzakerelerin sonuçlarına bel bağladığını, çünkü Tahran'ın nüfuzunun azalmasının kendi lehine olduğunu belirten Cevher, gecikmenin devam etmesinin yaklaşan federal seçimlerde KYB’nin lehine olacağına dikkati çekti. KDP’nin önceki formülde olduğu gibi daha geniş yetkilere sahip olmayan bir hükümete yeniden girmenin sonuçlarından çekindiğini ifade eden Cevher’e göre KDP, ABD-İran müzakerelerinin kendi lehine sonuçlanmasını umuyor ve daha önce başkanlık makamı konusunda iki taraf arasında yaşanan anlaşmazlığın tekrarlanmasından kaçınmak için Erbil ve Bağdat'taki makamları tek bir sepette müzakere etmek ve pazarlık yapmak için ertelemeye yönelebilir.

Her iki tarafın yetkilileri, ortaklığın tanımı ve yetkilerin nitelendirilmesi konusunda bir anlaşmaya daha yakın oldukları yönünde iyimserliklerini ifade etseler de KYB liderleri, KDP'yi eski hükümetteki danışman ve uzmanların bakanlara atıfta bulunmasına izin vermediği için eleştirmekten geri durmadılar ve bunu ‘ortaklık kavramının altını oymak’ olarak değerlendirdiler. Ayrıca ‘Başkanı milletvekillerinin elinde bir araç haline getirmekten kaçınmak için' meclis iç tüzüğünde değişiklik yapılması çağrısında bulundular. KDP yetkilileri ise müzakere heyetinin KYB'nin taleplerine ilişkin çekinceleri olduğunu vurguladılar.

Uzlaşmaktan başka seçenek yok

Parlamentodaki çoğunluğa göre seçilme hakkı ilkesi, kilit devlet kurumlarının entegrasyonunu tamamlama konusunda hala homojen olmayan iki parti ile köklü idari bölünmenin mirası göz önüne alındığında, bölgedeki güç paylaşımı için geçerli olmayabilir. Bu bağlamda Kürt siyasi araştırmacı Kemal Cumani, Barzani'nin partisinin, sağlam bir demokratik sistem kriterine göre KYB olmadan da hükümeti kurabileceğini, ancak gerçeğin böyle olmadığını, çünkü Barzani’nin demokratik ilkeleri sadece seçim sonuçlarına göre hükümet kurma konusunda uygulamak istediğini değerlendirdi.

Cumani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sistem 1992 yılında eşitlik ilkesi üzerine kurulmuş, daha sonra iki yönetime bölünmüştü. KDP’nin tek taraflı hükümeti, muhalefete dönüşmeyi kabul etmeyecek olan KYB tarafından kesin bir dille reddedilecektir. Dolayısıyla Barzani'nin partisinin önünde, birincisi, Mesrur Barzani'nin bir sonraki hükümetinde eşitlik ilkesini kabul etmek, ikincisi ise iki yönetimli sisteme geri dönmek olmak üzere iki seçenek var.”

ı8ko
Bir sonraki hükümetin ömrü kısa olacak (Independent Arabia)

KYB'nin bu iki seçenek dışında herhangi bir çözümü kabul edeceğini düşünmeyen Cumani’ye göre KYB bunun kendisini zayıflatacağına inanıyor. Çözümün bir partinin diğerine karşı üstünlük kurmasında değil, demokratik iradeye boyun eğmesinde ve bölge halkıyla yeni bir toplumsal sözleşme geliştirmesinde yattığını söyleyen Cumani, aksi takdirde bir sonraki hükümetin zayıf ve kırılgan olacağını vurguladı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bir sonraki hükümetin özelliklerini şekillendirmede dış aktörlerin rolü göz önüne alındığında, yerel ve uluslararası durumun bir değişimi dayatabileceğini belirten Cumani, ABD, 2003 yılında Irak'ı işgal ettiğinde, ülkeyi demokratikleştirme sloganı altında, özgür medya ve muhalefetin şansını yakaladığı siyasi değişimler ve ilerlemeler yaşandığını, ancak bugün gözle görülür bir gerileme olduğunu söyledi.

Cumani, şöyle devam etti:

“KYB ve KDP, önünde sonunda bir anlaşmaya varacak, ancak herhangi bir anlaşma bahsettiğim seçeneklerden sapmamalı, aksi takdirde bir sonraki hükümetin ömrü kısa olacaktır.”

Sınırlı değişim konusunda anlaşma

Mayıs ayı sonlarında Meclis Başkanlığı seçimi ve başbakanın atanması beklenirken olası senaryo, Washington'ın başını çektiği Batı'nın iki tarafı birbirine yakınlaştırma güdüsüyle desteklenen uzlaşmaya dayalı bir çözüme ulaşılması umuluyor. Mevcut tabloyu bu açıdan okuyan yazar ve siyasi analist Dilşad Enver, “Bölge, biri hükümet kurmak için iki parti arasında, diğeri ise bir blok oluşturmak ya da ortak bir tutum formüle etmek için diğer güçler arasında olmak üzere iki hareketliliğe tanıklık ediyor. Batılı ülkeler iki parti arasındaki anlaşmazlığın derinliğini çok iyi biliyorlar. Ayrıca siyasi düzeydeki özel anlaşmazlıklar çözülmeden herhangi bir anlaşmaya varılamayacağının da farkındalar. Bu durum, Masrur ve Bafel arasında bir anlaşmaya varılacak zemini hazırlamak için uluslararası bir tarafın zorlamasıyla gerçekleşen Süleymaniye’deki son görüşmede de açıkça ortadaydı. İki isim arasındaki ilişki bugün daha net görülüyor. Bu da bir anlaşmaya varmaktan başka seçenekleri olmadığının farkına vardıkları için müzakerelerin devam etmesine katkıda bulundu” şeklinde konuştu.

DEFRGTHYU
Halkın siyasi anlaşmalara yönelik beklentisi (Independent Arabia)

Öte yandan, iki parti dışından siyasetçiler, bir sonraki hükümetin mevcut dosyalar ve krizlerle başa çıkma konusunda selefinden farklı olmayacağına işaret ediyor. Parlamentoda dört sandalye kazanan Ulusal Duruş Hareketi lideri Ali Hama Salih, “İki parti hala (KDP’nin nüfuz sahibi olduğu) Erbil ve (KYB’nin nüfuz sahibi olduğu) Süleymaniye arasındaki bölünmüş yönetimlerin mirasına tutunuyor. Çünkü KDP’li Başkanın, KYB’nin nüfuz alanı içinde bir metre bile yetkisi yok” diyerek durumun aynı kalacağı görüşünü savundu.

Erbil ve Süleymani’ye iki parti arasında, önceden koordinasyon ya da planlama olmadan ürün geçişi olmadığını belirten Salih, başkan yardımcısının KYB'den olması halinde yetkisinin KDP bölgesinde geçersiz olacağını ve aynı durumun diğer bakanlar için de geçerli olduğunu söyledi. Salih, “Peki, her iki parti de mali, askeri ya da idari açıdan kendi bölgesini kontrol ettiği sürece ne üzerinde anlaşmaya varacaklar?” diye sordu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.     



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.