Mısır ve Katar: Gazze'deki arabuluculuk çabalarımız tutarlı ve kararlı bir şekilde devam ediyor

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında yerlerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı UNRWA okuluna İsrail saldırısının yapıldığı alanda hayatta kalanları arıyor (AFP
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında yerlerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı UNRWA okuluna İsrail saldırısının yapıldığı alanda hayatta kalanları arıyor (AFP
TT

Mısır ve Katar: Gazze'deki arabuluculuk çabalarımız tutarlı ve kararlı bir şekilde devam ediyor

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında yerlerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı UNRWA okuluna İsrail saldırısının yapıldığı alanda hayatta kalanları arıyor (AFP
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında yerlerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı UNRWA okuluna İsrail saldırısının yapıldığı alanda hayatta kalanları arıyor (AFP

Mısır ve Katar bugün ortak bir bildiri yayınlayarak, Gazze'deki insani krizi sona erdirmek için arabuluculuk çabalarını sürdüreceklerini teyit ettiler.

İki ülke, çabalarının “sürekli ve tutarlı olduğunu ve Gazze'deki eşi görülmemiş insani krizi sona erdirmek için ortak bir vizyona dayandığını” ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'ten aktardığına göre iki ülke, çabalarının “insani trajediyi sona erdirecek ve sivillerin korunmasını sağlayacak bir anlaşmaya varmak için ABD ile yakın koordinasyon içinde” olduğunu belirtti.

cdf
Gazze şehrine yayılmış geçici Filistinli mülteci kampı (A.P.)

Gazze’de ateşkes arabulucuları, ABD Başkanı Donald Trump'un bu ay ortasında bölgeyi ziyaret etmeden önce veya ziyaret sırasında Hamas ile İsrail arasında bir anlaşma sağlanması için çaba sarf ediyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, ‘Kahire, Hamas da dahil olmak üzere Filistinli gruplara, ateşkes konusunda bir anlaşmaya varmak amacıyla birkaç gün içinde yeni bir müzakere turu için davet gönderdi’ dedi.

cdfghy
Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında yerinden edilmiş kişilerin barındığı UNRWA okuluna düzenlenen İsrail hava saldırısı alanını inceliyor (Reuters)

Katar Dışişleri Bakanlığı dün, “Aracıların çabaları, Gazze'deki zorlu durum ve devam eden insani felakete rağmen devam ediyor” dedi. ABD'nin özel temsilcisi Steve Witkoff, ateşkes görüşmelerinde bir ilerleme sağlamak için Mısır, Katar ve İsrail'den yetkililerle neredeyse her gün görüştüğünü söyledi.

Mısır ve Katar, ABD ile koordineli olarak Gazze'deki savaşı durdurmak için arabuluculuk yapıyor. Trump'ın bu ayın ortasında Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni ziyaret etmesi planlanıyor.



Netanyahu, Arap partilerine yönelik kışkırtıcı söylemlerini artırıyor

İsrail ordusuna alınmalarını protesto eden aşırı muhafazakâr İsrailliler polisle çatıştı (AFP)
İsrail ordusuna alınmalarını protesto eden aşırı muhafazakâr İsrailliler polisle çatıştı (AFP)
TT

Netanyahu, Arap partilerine yönelik kışkırtıcı söylemlerini artırıyor

İsrail ordusuna alınmalarını protesto eden aşırı muhafazakâr İsrailliler polisle çatıştı (AFP)
İsrail ordusuna alınmalarını protesto eden aşırı muhafazakâr İsrailliler polisle çatıştı (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün İsrail vatandaşı Arap seçmenlere ve onların partilerine yönelik söylemlerini sertleştirdi. Netanyahu, Arap partilerini yurt dışından rüşvet ve seçim finansmanı almakla suçladı, partilerinin Knesset seçimlerinde elde ettiği tarihî başarıyı sorguladı ve “seçimleri çaldıklarını” öne sürdü. Söz konusu iddialar geniş çaplı tepkiyle karşılandı.

Siyasi kaynaklar Şarku’l Avsat’a, Netanyahu’nun yürüttüğü kampanyanın öncelikli hedefinin, rakibi, eski Genelkurmay Başkanı ve Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un Arap partileriyle birlikte hükümet kurma seçeneğine güvenmesini engellemek olduğunu belirtti. Arap partileri, 2022 seçimlerine kıyasla milletvekili sayısını yaklaşık iki katına çıkardı.

Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise Katar’dan finansman aldıkları iddiasını gerekçe göstererek, Arap partilerinin liderlerinin tutuklanması çağrısında bulundu. Doha yönetimi söz konusu iddiaları kesin bir dille reddetti.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, asılsız suçlamaların “hem saçma hem de tehlikeli” olduğunu belirterek, ülkesinin “bazı İsrailli siyasetçilerin başarısızlıklarının günah keçisi olmayı” reddettiğini vurguladı.


Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi
TT

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Husilerin Yemen’den Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ne doğru fırlattığı balistik füzenin bugün perşembe sabahının erken saatlerinde imha edildiğini duyurdu.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü de ülkenin güneybatısındaki Necran bölgesi ile Doğu Bölgesi’nde olası bir tehlikeye karşı iki ayrı uyarı yayımladı. Müdürlük, birkaç dakika sonra her iki bölgedeki tehlikenin ortadan kalktığını açıkladı.

Öte yandan, Husilerin tırmandırdığı saldırılar Yemen’deki insani krizi daha da derinleştirdi. Örgütün Lahic ve Taiz vilayetlerindeki köyleri ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırması yüzlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. Uluslararası kuruluşlar, ülkede insani sıkıntıların yayılabileceği ve yardım ihtiyacının artabileceği uyarısında bulundu. Yemen’de 22,3 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Hükümet kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilerin sahada ilerleme sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından yerleşim bölgelerini füze, insansız hava aracı ve havan topu saldırılarıyla daha yoğun biçimde hedef aldığını bildirdi. Kaynaklar, bu saldırılarla halk ve hükümet güçleri üzerinde baskı kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu ise yerinden edilen kişilerin koşullarının kötüleştiği ve insani yardımlarla temel hizmetlere erişimin zorlaştığı uyarısında bulundu. Federasyon, son tırmanış dalgasından önce yaklaşık 5,2 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini, beş yaşın altındaki 2,2 milyon çocuğun ise akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığını belirtti.


Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
TT

Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)

Yemen’in güneybatısında, aralarında çatışma hatlarının bulunduğu iki kentte, savaşların geleneksel mantığına ters düşen bir çelişki yaşanıyor. Husilerin askeri kontrolü altındaki Turbe kenti, durgunluk ve ilan edilmemiş bir boykotun etkisi altında kalırken, kuşatma altındaki diğer kent Taiz’de ise tüm zorluklara rağmen hayat devam ediyor.

Husilerin her yönden kuşattığı Taiz ile yaklaşık bir ay önce milislerin kontrolüne giren Turbe arasındaki bu tezat, savaşın doğasını ve toplumsal direnişi özetleyen karmaşık bir tabloyu ortaya koyuyor. İki kentteki ekonomik ve toplumsal koşullar birbirine tamamen zıt bir görünüm sergiliyor.

Turbe kentinde ekonomik durgunluk ve toplumun sert tepkisi öne çıkıyor. Yerel halk, Husilerin yönetimini normalleştirmeyi reddediyor. Bu durum, piyasalarda daha önce görülmemiş bir durgunluğa, gündüz saatlerinde hareketliliğin büyük ölçüde azalmasına ve geceleri hayatın tamamen durarak yerini derin bir sessizliğe bırakmasına yol açan neredeyse tam kapsamlı bir boykotla sonuçlandı.

Taiz ile Turbe arasında her hafta gidip gelen kamu çalışanı Ahmed’in (gerçek adı değil) yaşadıkları, iki kent arasındaki bu keskin yaşam farklılığını özetliyor. Ahmed, Taiz’den ayrıldığı anda kişisel güvenliğine ilişkin korkularla yaşamaya başlarken, Husilerin yönetimi altındaki Turbe’de yaşayan ailesi için de sürekli endişe duyuyor.

fgthy
Husilerin şehri ele geçirmesinden yaklaşık bir ay sonra Turbe, adeta bir durgunluk dönemi yaşıyor. (Facebook)

Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu durumun kendisini, Husilerin kontrolünün uzun sürmesi halinde ailesini kuşatma altındaki Taiz’e taşıma seçeneğini ciddi biçimde düşünmeye ittiğini söylüyor. Ahmed, Turbe’de güvenlik baskısı ve toplumsal tecridin gölgesinde yaşamaktansa, geçim koşullarının ağırlaştığı kuşatma altındaki bir kentte yaşamayı tercih ediyor.

Yaşanan değişimin ayrıntılarını anlatan Ahmed, daha önce ailesi ve arkadaşlarıyla geçirdiği hafta sonu tatillerinin artık tamamen farklı bir hal aldığını belirtiyor. “Evde sürekli bir gerginlik hâkim. Üç çocuğum okula gitmekten mahrum kaldı ve eğitim açısından onları nasıl bir geleceğin beklediği belirsiz” diyor. Arkadaşlarıyla geceleri evlerde veya kafelerde geçirdiği zamanlar da gün batımıyla birlikte hayatın tamamen durması sonucu geride kalmış durumda.

Hayat devam ediyor

Bu gelişmelerin gölgesinde Taiz Eğitim Müdürlüğü, Husilerin kontrolüne giren ilçelerdeki okullarda eğitimin askıya alınmasına ilişkin önceki kararını yineledi. Müdürlük, talimatlara aykırı hareket edilmesinden eğitim müdürlüklerinin ve okul yöneticilerinin sorumlu tutulacağını bildirdi. Bu sırada kırsal ilçelerdeki Toplumsal Eğitim Komitesi de öğrenci güvenliğini korumak amacıyla velilere ve okul yönetimlerine karara uyma çağrısında bulundu.

dfgthy
Husi ablukasına ve yerleşim bölgelerine yönelik saldırılara rağmen Taiz kentinde yaşamın akışı kesintiye uğramadı. (AFP)

Komite, eğitim kurumlarının silah depoları ve Husilere bağlı unsurların toplanma ve konaklama alanları gibi askeri amaçlarla kullanılmasının yanı sıra öğrencilerin örgüte kazandırılması ve silah altına alınması riskine karşı uyarıda bulundu.

Buna karşılık, kuşatma altındaki Taiz kenti, boğucu kuşatmaya, temel ihtiyaç maddeleri ve hizmetlerde yaşanan krizlere, sivilleri hedef alan günlük topçu saldırıları ve keskin nişancı ateşine rağmen olağanüstü bir dayanıklılık sergiliyor ve günlük yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Kent, güvenlik risklerine meydan okuyan, insanların ilgisini çeken bir merkeze dönüşmüş durumda.

Kırsal bölgelerde yaşayan çok sayıda kişi, kendilerini çevreleyen ciddi tehlikelere rağmen bazı geçiş noktalarında çatışmaların durmasından yararlanarak kente girmeye çalışıyor. Bu sırada Husiler, hareketliliği kısıtlamaya ve halkı kentten ayrılmaya zorlamaya çalışıyor.

Taiz Kuşatması İşleri Dairesi Müdürü Salah Ahmed Galib, hükümete bağlı bir kurum olan dairenin çalışmaları hakkında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Turbe ve yakın zamanda Husilerin kontrolüne giren diğer bölgelerde yaşayanların ellerindeki imkânlarla sivil protesto gerçekleştirdiğini ve ilan edilmemiş bir sivil itaatsizlik eylemine başvurduğunu söyledi.

 xcvfghy
Husi ablukası ve yolların kapatılmasına rağmen Taiz şehri ile çevresindeki kırsal bölgeler arasındaki ulaşım durmadı. (AFP)

Galib, açıklamasında, bölge sakinlerinin büyük bölümünün Husiler tarafından yağmalanma ve haraç vermeye zorlanma korkusuyla dükkânlarını kapattığını veya ticari faaliyetlerini durdurduğunu belirtti. Buna karşılık, kuşatmanın yol açtığı mal arzındaki azalma ve fiyatlardaki artışa rağmen, halkın devlete duyduğu güven sayesinde Taiz kentindeki ticari faaliyetler ve piyasalardaki hareketlilik bundan etkilenmedi.

Hükümet önlemleri

Taiz kentinde kuşatmanın etkilerini hafifletmek amacıyla çeşitli toplumsal faaliyetler yürütülüyor. Bunların başında, aileler arasındaki gıda ve diğer ihtiyaç maddelerinin paylaşımını sağlayarak yaşanan eksiklikleri gidermeyi ve yiyeceğe erişemeyen ailelere yardım etmeyi amaçlayan girişimler geliyor.

Taiz Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü Müdürü Abdurrahman el-Kulayya, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, savaş ve kuşatmanın gerçek bir insani felakete yol açtığını belirtti. Tedarik yollarının kapatılması nedeniyle mal ve yakıt akışında ciddi bir azalma yaşandığını ifade eden Kulayya, bunun çok sayıda tüccarı yatırımlarını azaltmaya ve yüksek riskler nedeniyle ithalat yapmak yerine tasarrufa yönelmeye ittiğini söyledi.

sdefrgtyu
Husilerin hizmet ve mal tedarikinden mahrum bıraktığı Taiz’deki bir mahallede doldurulan su bidonları (AFP)

Yetkili, bölge müdürlüğünün durumun ciddiyetini geçen mayıs ayında, bölgesel gerilimlerin ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının yaşandığı dönemde fark ettiğini açıkladı. Ticaret odası ve önde gelen tüccarlarla koordinasyon içinde, üç ay yetecek miktarda temel tüketim maddesi stoku oluşturmayı başardıklarını belirten yetkili, ancak halk arasında yayılan panik ve Husilerin kente açılan tek geçiş noktasını kapatması nedeniyle bu stokun yüzde 50’sinin yalnızca bir hafta içinde tüketildiğini söyledi.

Hükümet yetkilisinin aktardığına göre müdürlük, temel ihtiyaç maddelerinin resmî fiyatlar üzerinden ve kontrollü biçimde dağıtılmasını sağlamak amacıyla denetim komiteleri oluşturulmasını ve 24 saat faaliyet gösteren bir kriz yönetim merkezinin kurulmasını gerektiren olağanüstü tedbirleri devreye soktu. Ayrıca büyük ticari işletmelerin acenteleri aracılığıyla ek miktarda gıda ürünü piyasaya sürmesiyle kuşatma altındaki kentte tedarik koşulları kısmen istikrara kavuştu.

Ancak yetkili, Husilerin uyguladığı kuşatma kaldırılmadığı sürece tüm bu tedbirlerin geçici kalacağı ve kalıcı bir çözüm sunamayacağı uyarısında bulundu.

Kent sakinleri ise Husilerin Taiz’e yönelik baskıcı uygulamalarını artırmasından ve geçiş noktalarını bu güzergâhları kullanan kişilerin kaçırılması için kurulan tuzaklara dönüştürmesinden endişe ediyor.