Hizbullah çevresinde ajan olgusu giderek artıyor ve ajanların lider kadrosuna sızdığı ortaya çıkıyor

Askeri yargı, aralarında Rıdvan Taburu yetkililerinden birinin oğlunun da bulunduğu 21 kişiyi yargılıyor

Lübnan'ın güneyindeki et-Taybe kasabasında bir milisin cenaze törenine katılan Hizbullah destekçileri, 6 Nisan 2025 (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki et-Taybe kasabasında bir milisin cenaze törenine katılan Hizbullah destekçileri, 6 Nisan 2025 (AFP)
TT

Hizbullah çevresinde ajan olgusu giderek artıyor ve ajanların lider kadrosuna sızdığı ortaya çıkıyor

Lübnan'ın güneyindeki et-Taybe kasabasında bir milisin cenaze törenine katılan Hizbullah destekçileri, 6 Nisan 2025 (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki et-Taybe kasabasında bir milisin cenaze törenine katılan Hizbullah destekçileri, 6 Nisan 2025 (AFP)

İsrail ajanlarının dosyası Hizbullah için bir kâbusa dönüştü ve tehlikesi İsrail'in kendisine ve çevresine karşı yürüttüğü savaşın yansımalarıyla eşdeğer hale geldi. Şu ana kadar gözaltına alınan 21 kişinin sorgulanması sonucunda çoğunun Hizbullah liderlerine ve kadrolarına çok yakın olduğu ortaya çıktı. Casusluk rolleri, Mossad'a sağladıkları bilgi ve koordinatlara dayanarak İsraillilerin onlarca lidere suikast düzenlemesini sağladı. Bunlardan en sonuncusu, adının Muhammed Salih olduğu söylenen Hizbullah liderlerinden birinin oğlu. Kendisi en tehlikeli casus olarak görülüyor ve çoğu lider ve yetkilinin öldürülmesine neden olduğuna inanılıyor.

Şu ana kadar 21 kişi iş birliği suçlamasıyla gözaltına alındı

Bir yargı kaynağının Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamaya göre şu ana kadar 21 kişi güvenlik ve yargı birimleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınanların sayısının artacağı bildiriliyor. Kaynak, “Bu kişilerin takibi devam ediyor ve olaya karışan daha fazla kişinin ortaya çıkarılmasını sağlayacak... İsrailli düşman, Lübnan ve İsrail arasındaki sözde ‘güvenlik savaşının’ bir parçası olarak geçmişte olduğu gibi insanları ağlar veya gruplar içinde değil, bireysel olarak işe alma politikasını benimsedi ve Lübnan güvenliği görevlerini sınırlandırmayı ve zayıflatmayı başardı” ifadelerini kullandı.

Aralarında Hizbullah'a yakın ünlü bir Lübnanlı Tiktoker’ın da bulunduğu aktivistlerin ve onlarca sosyal medya fenomeninin İsrail'le iş birliği yapmak suçlamasıyla gözaltına alındığı bilgisi geldi. Ancak bir güvenlik kaynağı bu tür gözaltların gerçekleştiğini yalanladı ve Şarku’l Avsat'a ‘ajanları takip etmek için geniş bir güvenlik çalışmasının varlığından’ bahsetti. Kaynak, “Güvenlik kurumları, özellikle de Enformasyon Dairesi, ordu istihbaratı ve Genel Güvenlik, enerjilerini yurtiçi ve yurtdışındaki tüm şüpheli hareketleri ve iletişimleri izlemek ve takip etmek için seferber etti” dedi.

‘Sersemlemiş’ bir çevre... Dahiye'deki ajanlara misilleme için darağacı

Bu olgu, İsrail'in saflarına, özellikle de Hizbullah’ın yapısına sızmasının boyutları karşısında sersemlemiş olan Şii çevre üzerinde ağır bir yük oluşturdu. Bazıları bu ajanların cezalandırılmasını talep etmek için Dahiye’nin meydanlarından birine darağacı kurarak öfkelerini dile getirdi. Cenubiye internet sitesinin yayıncısı, siyaset yazarı ve araştırmacı Ali el-Emin, “Ajan olgusu, Hizbullah'ın çevresine derinlemesine nüfuz edildiğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. El-Emin Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, ‘Hizbullah’ın metodolojisi, tarzı ve ideolojisi nedeniyle bu ortamın hastalıklı, hırpalanmış ve dengesiz hale geldiğini, bunun da pek çok kişinin İsrail'le anlaşmayı kolay hale getirmesine yol açtığını’ söyledi. Hizbullah'ın politikalarına karşı çıkan el-Emin, “Ajanların idam edilmesi çağrısında bulunmak için Dahiye'nin kalbine bir darağacı kurmak, iş birliğinin istisna olduğunu söyleme çabasından başka bir şey değildir. Başkalarını damgalama söylemi içeriden geniş çaplı adam devşirmeye kapı açtı ve ideolojik iklim Hizbullah’a sızmayı kolaylaştırdı. İnsanların bilinçaltı ve Şii devletinin ne hale geldiğine dair olumsuz algıları, ajanların sanki suçsuzmuş gibi bu olguya sürüklenmesine neden oldu” değerlendirmesinde bulundu.

Salih'in gözaltına alındığının açıklanmasının ardından sosyal medya, savaşta öldürülen milislerin ve Hizbullah yetkililerinin fotoğraflarıyla dolup taştı.

Salih'in gözaltına alınması Hizbullah çevrelerinde şok etkisi yarattı ve Mossad'ın Hizbullah'ın saflarına ve liderliğine çok yakın bir çevreye ne kadar nüfuz ettiğini gösterdi. Salih, Hizbullah'ın askeri güçlerindeki en önemli savaş birimi olan Rıdvan Taburu'nda görevli bir subayın oğlu ve kardeşi İsraillilerle girdiği çatışmada öldürülen bir Hizbullah mensubu. İlk sorgulamaların bir haftadan fazla sürmesine rağmen, tehlikeli rolü ve bu rolün sonuçları hakkında bilgiler halen ortaya çıkmaya devam ediyor. Adli kaynağa göre Salih, İsrail'in Lübnan'a yönelik savaşının başlamasından bu yana gözaltına alınan en tehlikeli ajan olarak kabul ediliyor. Zira Salih, İsraillilere Hizbullah liderleri ve çalışanlarının hareketleri hakkında bilgi sağladı. Salih, Hizbullah liderliğinin dar çemberi içinde neler olup bittiğinin ayrıntılarına aşina bir isim. Salih'in İsraillilere verdiği bilgiler onlarca Hizbullah kadrosu ve liderinin öldürülmesine yol açtı. Son olarak da Hasan Bedir ve oğlu Ali 29 Mart'ta güney banliyölerindeki el-Cemus mahallesindeki evlerini hedef alan bir İsrail insansız hava aracı (İHA) saldırısında öldürüldü. Kaynak, “Daha tehlikeli olan ise suikasta uğrayan liderin yerine atanacak yetkilinin ismini İsraillilere vermesi ve sık sık bu liderlerle fotoğraf çektirip İsraillilere göndermesi” dedi.

Muhammed Salih, İsrail ile iş birliği yapmak suçlamasıyla gözaltına alındı (Sosyal medya)Muhammed Salih, İsrail ile iş birliği yapmak suçlamasıyla gözaltına alındı (Sosyal medya)

Askeri mahkemenin hükümet komiseri Yargıç Fadi Akiki, Salih'i ve soruşturmada yer alan diğer kişileri ‘İsrail düşmanıyla iş birliği yapmak, entrika çevirmek ve sivillerin öldürülmesine neden olan bilgileri sağlamak’ suçlarıyla itham etti. Salih'i birinci askeri soruşturma hâkimi Fadi Savan'a sevk ederek sorgulanmasını ve hakkında tutuklama emri çıkarılmasını talep etti.

Muhammed Salih'in gözaltına alınması ne ilk ne de son. Zira Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana ajanlar olgusu ortaya çıkmaya başladı ve yuvarlanan bir kartopuna dönüştü. Adli kaynak, ‘Salih'in gözaltına alınmasıyla birlikte İsrail adına casusluk yapmak suçlamasıyla gözaltına alınanların sayısının 21'e yükseldiğini, 13 Lübnanlı, 6 Suriyeli ve 2 Filistinlinin gözaltında olduğunu ve askeri mahkemede soruşturma hakimleri önünde sorguya tabi tutulduklarını’ belirtti. Kaynak, “Bazıları savaş döneminde, yani Hizbullah'ın Gazze Şeridi'ne destek için cephe açtığı 8 Ekim 2023'ten sonra Mossad tarafından işe alındı, diğerleri ise savaştan önce ” ifadesini kullandı.



Trump’tan Hamas’a tehdit gibi teklif …Gazze’nin silahsızlandırılmasına ilişkin son teklif neleri içeriyor?

İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
TT

Trump’tan Hamas’a tehdit gibi teklif …Gazze’nin silahsızlandırılmasına ilişkin son teklif neleri içeriyor?

İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, birkaç gün önce ABD Başkanı Donald Trump tarafından kurulan Barış Konseyi yürütme organı aracılığıyla Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasına ilişkin bir teklif aldıklarını doğruladı.

Gazze dışında yaşayan üst düzey bir Hamas yetkilisi, “Sunulan teklif adeta bir tehdit mesajı gibiydi” dedi. Gazze içinden iki Hamas kaynağı ve bir başka Filistinli grup yetkilisi de teklifin “Gazze Şeridi içindeki tüm silahların istisnasız teslim edilmesini” öngördüğünü aktardı.

Filistinli gruptan bir kaynak, teklifin yalnızca silahlı grupları değil, aşiretleri ve bireysel silahları da kapsadığını belirterek, “İstenen, tüm fraksiyonların, aşiretlerin ve hatta kişisel silahların, üst düzey liderler dâhil olmak üzere, tamamen bırakılmasıdır; bu silahlar kişisel güvenlik amacıyla bile tutulamayacak” dedi.

Reuters, geçen cumartesi günü iki kaynağa dayandırdığı haberinde, “Barış Konseyi”nin Hamas’a silah bırakma sürecine ilişkin yazılı bir teklif sunduğunu aktardı.

Ajans, söz konusu teklifin Kahire’de düzenlenen ve Nikolay Mladenov (Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi) ile ABD’li temsilci Steve Witkoff’un özel yardımcısı Aryeh Lightstone’un katıldığı bir toplantıda ele alındığını belirtti.

grgtbgr
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)

Hamas’tan üst düzey bir yetkiliye göre, hareket heyeti toplantıda Gazze’deki “direniş gruplarının” varılan anlaşmalara bağlı olduğunu, tüm aşamaları uygulamaya hazır olduklarını ve şu aşamada önceliğin mutabık kalınan aşamalara geçiş olduğunu, silah meselesinin ise daha sonra müzakere edilmesi gerektiğini vurguladı.

İsrail ile Hamas arasında geçen yıl ekim ayında, Trump tarafından sunulan 20 maddelik ve aşamalara bölünmüş bir plan çerçevesinde ateşkes anlaşmasına varılmıştı. Ancak İsrail’in, Gazze’nin yüzde 55’ini oluşturan işgal altındaki bölgelerden çekilmeyi öngören maddeyi hâlâ uygulamadığı, silahsızlanma maddesinin ise daha sonraki aşamalarda yer aldığı ifade ediliyor.

“Teklif değil, tehdit mesajı”

Hamas kaynaklarına göre plan, yeniden inşa sürecini ve Gazze’de yönetim yapısının değiştirilmesini doğrudan silahların teslimine bağlamayı hedefliyor.

Aynı kaynak, teklifin sunulduğu toplantıda ikinci aşamanın uygulanmasını hızlandırmaya yönelik çeşitli başlıkların ele alındığını belirterek, “Sunulan şey, müzakereye açık, rasyonel bir tekliften ziyade, olumlu ve olumsuz yönleri tartışılabilecek bir çerçeve değil; bize ve genel olarak Filistin ulusal yapısına dayatılmak istenen şartlar içeriyor” dedi.

Buna rağmen Hamas kaynakları, teklifin hareket içinde ve Filistinli gruplar arasında değerlendirilmek üzere iletildiğini, ayrıca yanıt için belirli bir süre sınırı konulmadığını aktardı.

Teklifi inceleyen bazı isimlere göre Hamas ve Gazze’deki diğer gruplar arasında hâkim eğilim, silahsızlanmanın yeniden inşa süreciyle ilişkilendirilmesine karşı çıkılması yönünde.

Gazze içindeki bir Hamas yetkilisi ise, “Bu, daha önce sunulan pek çok tekliften yalnızca biri. Hareketin eline ulaşan metin nihai değil ve silah meselesi ile ikinci aşamaya ilişkin diğer konuların tamamını kapsayan net bir çerçeve sunmuyor” dedi.

“Ortak ulusal tutum” arayışı

Gazze’deki en büyük silahlı yapı olan Hamas, teklif konusunda Filistinli gruplarla yürütülecek istişarelere dayanarak özellikle silah meselesinde “ortak ulusal bir tutum” oluşturmayı hedefliyor.

Gazze dışında bulunan Hamaslı üst düzey yetkili, “İlkesel pozisyonlardan taviz verilmemesi ve Filistin meselesinin dünya gündeminde kalmasını sağlayacak bir çerçeve içinde, işgal sona erene kadar, hatta açık bir siyasi süreçle egemen bir Filistin devleti kurulmasını güvence altına alacak bir anlaşmaya varılmasına karşı değiliz” ifadelerini kullandı.

ABD’li yetkililer ise İran destekli Hamas’a, ağır ve hafif silahlar dâhil olmak üzere tüm silahlarını bırakması karşılığında olası bir anlaşma kapsamında af teklif edilebileceğini belirtti.


Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok
TT

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Cumhurbaşkanlığı ekibinin 29 Ocak tarihli anlaşmanın uygulanmasını takip eden sözcüsü Ahmed el-Hilali, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yapılan anlaşma kapsamında Haci Muhammed Nebo’nun, bilinen adıyla “Ciya Kobanê”nın, Halep ve Haseke illerinde konuşlu 60. Tümen’in komutan yardımcılığına atandığını doğruladı.

Hilali, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, Haseke’de eski SDG unsurlarından oluşan üç tugayın 60. Tümen’e bağlanacağını söyledi.

fvfrb
Çiya Kobanê, Suriye Ordusu'ndaki 60. Tümen komutanın yardımcılığına atandı (Arşiv)

Askerî kaynaklara göre Kürt komutan, ABD güçlerine yakın bir isimdi ve Haseke, Deyrizor ve Rakka’da önemli askerî operasyonlara liderlik etti.

Kadın birlikleri tartışması

“Özerk Yönetim”e bağlı Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) Suriye ordusuna entegrasyonu konusuna değinen Hilali, SDG’nin etkinliğinin azalmasından önce kadın savaşçı sayısının 15 ila 20 bin arasında olduğunu, ancak bugün Kamışlı, Haseke, Derbesiye ve Amude gibi kuzeydoğu bölgelerinde SDG’nin varlığını sürdürmesine rağmen bu sayının 7 binin altına gerilediğini belirtti.

Suriyeli yetkili, bu kadın kadroların askerî alan dışında da değerlendirilebileceğini, özellikle İçişleri Bakanlığı bünyesinde kadın polis ihtiyacına dikkat çekerek, sorgulama, cezaevleri ve kamu kurumlarında görev alabileceklerini ifade etti.

grbgr
Suriye güvenlik yetkilileri, İçişleri Bakanı Enes Hattab eşliğinde, Şam kırsalındaki Kadın Polis Enstitüsü'nü gezdi (Suriye İçişleri Bakanlığı).

Hilali, Suriye Arap Ordusu’nun yapısında kadınlara özel birliklerin bulunmadığını ve şu aşamada böyle bir planın da olmadığını vurguladı. Bunun gerekçesinin ise ülke yönetiminin önceliğini askerî genişleme yerine istikrar, güvenli alanların oluşturulması, barış ortamının güçlendirilmesi ile yeniden imar ve hizmetlere vermesi olduğunu söyledi.

Bireysel katılım vurgusu

Kadın unsurların İçişleri Bakanlığı bünyesinde güvenlik kurumlarında görev alabileceğini belirten Hilali, “Alan geniş, her ilde gönüllü olunabilir” dedi. Ancak bu katılımın toplu değil bireysel olacağını, ayrıca özel eğitim programlarının düzenleneceğini ifade etti.

Hilali daha önce yaptığı açıklamada, entegrasyon sürecinin tamamlanmasıyla birlikte “Özerk Yönetim” ve “Asayiş” gibi paralel yapıların ortadan kalkacağını belirtmiş, Kürt subay ve unsurları Suriye ordusuna dönmeye çağırmıştı.

“Olumlu işaret” değerlendirmesi

Hilali, SDG Komutanı Mazlum Abdi’nin siyasi ve devrimci gerekçelerle yapılan tutuklamaların durdurulmasına yönelik taahhütlerine bağlı kaldığını ve son dönemde yeni gözaltı vakalarının kaydedilmediğini belirterek bunu “olumlu bir işaret” olarak nitelendirdi.

dcds
YPJ merkez karargahı

Cumhurbaşkanlığı temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş’in de anlaşma kapsamında tüm bileşenlerin haklarının güvence altında olduğunu, SDG dışında kalan Kürtler dâhil herkesin haklarının korunacağını ifade etti.

Öncelikler: Tutuklular ve geri dönüş

Hilali, tutuklular dosyası ve yerinden edilenlerin geri dönüşünün öncelikli konular arasında olduğunu, kayıpların akıbetinin araştırıldığını ve cezaevlerinin devlet kontrolüne devri için koordinasyon yürütüldüğünü söyledi. Resulayn’dan yerinden edilenlerin dönüşünün de gerekli prosedürlerin tamamlanmasının ardından gerçekleşeceğini belirtti.

Öte yandan, Kürt vatandaşların haklarına ilişkin 13 sayılı kararname kapsamında çalışmaların kademeli şekilde sürdüğünü ve bunun olumlu karşılandığını, Cezire bölgesinde yeni projelerle destek sağlandığını ifade etti.

Newroz gerilimi

Kuzey ve Doğu Suriye’de Newroz kutlamaları sırasında Afrin ve Ayn el-Arab (Kobani) bölgelerinde ulusal bayrağın indirilmesiyle yaşanan gerilime de değinen Hilali, devletin Kürt dosyasına açık yaklaşımına rağmen bazı tarafların kışkırtma ve nefret söylemini körüklediğini söyledi.

fvfd
Suriye Kürtleri, 21 Mart'ta Afrin kentinde Newroz'u kutluyor (Reuters)

İç güvenlik güçlerinin olayları kontrol altına almak için sorumlu şekilde hareket ettiğini belirten Hilali, Afrin ve Kobani’de bayrağın indirilmesi ve saldırı olaylarına karışan kişilerin gözaltına alındığını ifade etti.

Kürt siyasi aktörler ve yapılar da bayrağın indirilmesini “bireysel bir davranış” ve “fitne çıkarma girişimi” olarak kınayarak gerilimi düşürmeye çalıştı.

dvf
Suriye'nin kuzeyindeki Afrin'de 21 Mart'ta Newroz kutlamaları sırasında genç bir aile (Reuters)

 


Haşdi Şabi’nin kurnaz lideri Falih el Feyyad Saddam ve ABD saldırılarından nasıl sağ çıktı?

Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
TT

Haşdi Şabi’nin kurnaz lideri Falih el Feyyad Saddam ve ABD saldırılarından nasıl sağ çıktı?

Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)

Mütevazı ve sakin görüntüsüne rağmen, Irak’ta Haşdi Şabi lideri Falih el Feyyad, rakipleri dâhil birçok kişi tarafından kurnaz, fırsatları değerlendirmede son derece yetenekli ve düşmanlarına karşı “sert mücadeleler” yürütebilen bir isim olarak görülüyor. Bu özellikleri, kurum içindeki yoğun kutuplaşma ve güç mücadelelerine rağmen, onu 10 yılı aşkın süredir Haşdi Şabi’nin zirvesinde tutmayı başardı.

Salı günü, ABD’ye ait olduğu düşünülen bir hava saldırısının Musul kentindeki “Arap Mahallesi”nde Feyyad’ın kullandığı bir evi hedef aldığı öne sürüldü. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre kaynaklar Feyyad’ın saldırı sırasında evde bulunmadığı ifade ettiler.

Falih el Feyyad kimdir?

Falih el Feyyad, 1956 yılında Bağdat’ta doğdu. 1977’de Musul Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Kuzey Bağdat’taki Raşidiye ve Tarmiye bölgelerinde geniş tarım arazilerine sahip olan el-Bu Amir (el-Bu Hamis) aşiretine mensuptur.

fdvdev
Yerel sakinler tarafından kaydedilen görüntüde, bugün Musul’da bombalanan bir noktadan yükselen duman görülüyor. Sakinler, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını belirtti.

Aşiret bağlarının, Saddam Hüseyin döneminde idamdan kurtulmasında etkili olduğu iddia ediliyor. 1980’de yasaklı Dava Partisi’ne üyelik suçlamasıyla idama mahkûm edilen Feyyad’ın cezası, Saddam Hüseyin’in aileyi ziyareti sonrası affedilerek 20 yıl hapse çevrildi.

2003 sonrası erken dönemde siyasete atılan Feyyad, eski başbakan İbrahim Caferi’nin siyasi akımına katıldı. Ancak asıl yükselişini, Ulusal Güvenlik Danışmanlığı ve ardından Haşdi Şabi içindeki görevleriyle elde etti.

2014’te, Ali Sistani’nin DEAŞ’e karşı yayımladığı “cihad-ı kifai” fetvasıyla eş zamanlı olarak Haşdi Şabi Komitesi’nin başına getirildi. 2016’da Irak Parlamentosu’nun “Haşdi Şabi Yasası”nı kabul etmesiyle görevi resmiyet kazandı.

Feyyad, bir dönem Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev yaptı ancak 2018’de dönemin başbakanı Haydar el-İbadi tarafından görevden alındı. 2020’de ise eski başbakan Mustafa el-Kazımi tarafından yayımlanan kararnameyle Haşdi Şabi Başkanlığı görevine asaleten yeniden atandı.

Gücünü koruyan isim

Kurum içindeki çekişmeler, özellikle Asaib Ehl el-Hak’ın açık muhalefetine ve 2021’de insan hakları ihlalleri gerekçesiyle ABD yaptırımlarına rağmen, Feyyad görevini korumayı başardı.

Kaynaklara göre Feyyad, siyasi ve güvenlik alanındaki etkisini İran ile yakın ilişkilerinden ve özellikle 2020 başında Bağdat’ta ABD saldırısında öldürülen Kasım Süleymani ile kurduğu bağlardan aldı.

rftbrf

Feyyad’ın, Haşdi Şabi’deki merkezi konumunu kullanarak çeşitli ortaklıklar ve sözleşmeler üzerinden mali kazanımlar elde ettiği de öne sürülüyor. Ayrıca Sünni aşiret güçlerini organize edip sadakatlerini kendi etrafında toplaması, özellikle Ninova ve Musul’da kendisine önemli bir siyasi taban oluşturdu.

Aşiret “seferberliği”

Kaynaklar, genellikle Sünni siyasetçilere bağlı olan aşiret güçlerinin, sağladığı çıkarlar nedeniyle Feyyad’a bağlılık sunduğunu belirtiyor. Bu ilişkiler ağı sayesinde Feyyad, Sünni çoğunluklu bölgelerde, özellikle Ninova’da önemli bir siyasi aktör haline geldi ve yerel mecliste kayda değer bir temsil gücü elde etti.

Buna karşın rakipleri, Feyyad’ı Musul’daki birçok proje ve yatırım üzerinde kontrol kurmakla suçluyor. Ayrıca Haşdi Şabi içinde hassas görevlere kendi aşiretinden kişileri yerleştirdiği iddiaları da dile getiriliyor.