“Bağdat Deklarasyonu” Filistin Yönetimi'nin Gazze'yi yönetmesi çağrısında bulundu

Suriye'de kapsamlı bir diyalog çağrısı... ve “Sudan'da seçilmiş sivil hükümet”

Arap devletlerinin liderleri, Bağdat'ta düzenlenen 34. Arap Zirvesi'nin başlamasından önce hatıra fotoğrafı çektirdi (AFP)
Arap devletlerinin liderleri, Bağdat'ta düzenlenen 34. Arap Zirvesi'nin başlamasından önce hatıra fotoğrafı çektirdi (AFP)
TT

“Bağdat Deklarasyonu” Filistin Yönetimi'nin Gazze'yi yönetmesi çağrısında bulundu

Arap devletlerinin liderleri, Bağdat'ta düzenlenen 34. Arap Zirvesi'nin başlamasından önce hatıra fotoğrafı çektirdi (AFP)
Arap devletlerinin liderleri, Bağdat'ta düzenlenen 34. Arap Zirvesi'nin başlamasından önce hatıra fotoğrafı çektirdi (AFP)

34. olağan zirvenin sonunda kabul edilmesi planlanan Bağdat Deklarasyonu'nun nihai metninde, Suriye halkının tüm bileşenlerini kapsayan kapsamlı bir ulusal diyalog konferansı çağrısı yer aldı. Irak'ın bu konferansa ev sahipliği yapmaya hazır olduğu belirtilmedi. Deklarasyonda ayrıca Sudan'da bağımsız bir sivil hükümetin önemine değinildi.

Şarku'l Avsat, cuma günü "Bağdat Deklarasyonu"nun taslağını yayınladı. Nihai metinde Irak'ın başlattığı yeni bir girişim eklenerek, bazı maddelerin ifadelerinde değişiklikler yapıldı.

Gazze'nin yönetimi

Nihai metin, tüm Filistinli grupların kapsayıcı bir ulusal proje ve ortak bir stratejik vizyon üzerinde uzlaşmaya çağırılmasına ilişkin maddenin değiştirilmesini içeriyor. Böylece madde, “Filistin halkının meşru temsilcisi olan Filistin Kurtuluş Örgütü'ne bağlılık temelinde, ulusal birliğin sağlanmasının önemi konusunda Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın vizyonunu desteklemek” ve siyasi programına ve tek sistem, tek yasa ve tek meşru silah ilkesine dayalı uluslararası taahhütlerine bağlı kalarak ulusal birliği gerçekleştirmenin önemi” oldu. Ayrıca, ‘Filistin Devleti hükümetinin, 1967’de işgal edilen Filistin topraklarının siyasi ve coğrafi birliği çerçevesinde Gazze Şeridi'nde yönetim sorumluluklarını üstlenmesinin sağlanması” “Demokratik seçeneğin ve sandığa başvurmanın, halkın kendisini temsil edecek kişiyi genel başkanlık ve parlamento seçimleriyle seçme iradesine saygı göstermenin tek yolu olduğunu teyit etmek ve bunun için uygun koşulların sağlanması çağrısında bulunmak.”

Bağdat Bildirgesi'nde ayrıca, "Uluslararası referanslara uygun olarak, Suudi Arabistan Krallığı ve Fransa Cumhuriyeti'nin ortak başkanlığında, iki devletli çözümün uygulanması ve Filistin Devleti'nin bağımsızlığının gerçekleştirilmesi amacıyla, 2025 Haziran ayında Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde üst düzey bir uluslararası konferans düzenlenmesi çabalarına destek" vurgulandı.

Güvenlik Konseyi'nin geçici Arap üyesi Cezayir'in Arap meselelerini savunma yönündeki çabaları takdirle karşıladı. Özellikle Filistin meselesi, Gazze Şeridi'ne yönelik İsrail saldırılarının durdurulması, ateşkes sağlanması ve Filistin Devleti'nin Birleşmiş Milletler'e tam üyeliğe kavuşması takdir edildi.

Uluslararası toplumun, devletlerin ve uluslararası kuruluşların, işgalci İsrail'in 4 Haziran 1967 sınırları içindeki Filistin topraklarını işgalini sona erdirmeye zorlamak için ortak çaba çağrısında bulundu. "Suudi Arabistan Krallığı tarafından Eylül 2024'te New York'ta, Gazze, Norveç Krallığı ve Avrupa Birliği Ortak Zirvesi'nden doğan Arap-İslam Komitesi Başkanı sıfatıyla başlatılan İki Devletli Çözümü Uygulamak İçin Küresel İttifak'ın devam eden çabalarını" memnuniyetle karşıladı.

Gazze'deki Ortak Arap-İslam Zirvesi'nden çıkan Bakanlar Komitesi’nin, derhal ateşkes çağrısı yapmak, Gazze Şeridi'nin tüm bölgelerine insani yardımların ulaştırılmasına izin vermek ve 'iki devletli çözümü' uygulamaya yönelik pratik adımlar atmaya başlamak için gösterdiği yorulmak bilmez diplomatik çabaları desteklediğini” vurguladı.

 Liderler, Irak'ın başkenti Bağdat'ta düzenlenen 34. Arap Zirvesi'nin açılış oturumuna katıldı (AP)Liderler, Irak'ın başkenti Bağdat'ta düzenlenen 34. Arap Zirvesi'nin açılış oturumuna katıldı (AP)

Kapsamlı Suriye diyaloğu

Suriye'deki durumla ilgili olarak, bildiri, Suriye halkının tüm bileşenleri ve kesimlerinin tercihlerine saygı duyulacağını, Suriye'nin güvenliği ve istikrarına özen gösterileceğini vurguladı. Suriye halkının tüm bileşenlerini içeren kapsamlı bir ulusal diyalog konferansının düzenlenmesi çağrısında bulundu. Nihai metinden “Mevcut Arap Zirvesi oturumuna başkanlık eden ülke -Irak-’ın, Arap Birliği Genel Sekreterliği ve Arap ülkeleriyle eşgüdüm halinde konferansa ev sahipliği yapmaya, Suriye’nin ulusal çıkarlarının gerçekleştirilmesini güvence altına almaya, etkin katılımı sağlamaya ve Suriye’de toplumsal bir arada yaşamayı güçlendirmeye hazır olduğuna” ilişkin bölüm çıkarıldı.

“Bağdat Bildirgesi'nin nihai metninde Yemen Başkanlık Konseyi'ne atıfta bulunarak, “Dr. Raşid Muhammed el-Alimi başkanlığındaki Yemen Başkanlık Konseyi'ne kesin desteğini teyit ederek, Yemen halkının tüm bileşenleri arasında ulusal uzlaşma ve ulusal birliği sağlamaya yönelik Yemen hükümetinin çabalarını desteklediğini ve bu çabaların Yemen'de güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkıda bulunacağını” belirtti. “Yemen krizine kapsamlı bir siyasi çözüm bulunması amacıyla uluslararası referanslar, Körfez Girişimi ve uygulama mekanizmaları, kapsamlı ulusal diyalog konferansının sonuçları ve Güvenlik Konseyi'nin 2216 sayılı kararı temelinde yürütülen uluslararası ve bölgesel çabaları desteklediğini” belirtti.

Seçilmiş Sudan hükümeti

Bağdat Deklarasyonu, Sudan'da seçilmiş bir sivil hükümete atıfta bulunarak, "Sudan ve halkının kaynaklarını güvence altına alma, topraklarını ve hayati altyapılarını koruma, egemenliklerini, bağımsızlıklarını ve toprak bütünlüklerini koruma, işlerine müdahaleyi reddetme ve ulusal kurumlarını koruma ve çöküşlerini önleme çabalarını güçlendirme çabalarıyla dayanışma içinde olunacağını" teyit etti; nihai versiyonda ise bağımsız, seçilmiş bir sivil hükümetin kurulması şartı yer aldı.

Sürdürülebilir barışçıl çözümlere ulaşmak için Cidde (3) sürecinin yeniden etkinleştirilmesi çağrısında bulundu. Ayrıca Suudi Arabistan ve Mısır Dışişleri Bakanları ile Arap Birliği Genel Sekreteri'nin oluşturduğu Arap Temas Grubu'nu, Sudan'ın istikrar ve kalkınma özlemlerini karşılayan çözümlere ulaşmak için çabalarını ve olumlu girişimlerini sürdürmeye çağırdı.

Bağdat Deklarasyonu, Irak'ın başlattığı 16 girişimle son buldu. Bunlar arasında, "Krizlerin Etkilerinden Kurtulma ve Yeniden Yapılanma Çabalarını Destekleme Arap Fonu" , "İnsani ve Kalkınma Desteği için Arap Girişimi" ve Suriye'de kapsamlı bir siyasi geçişin kurulmasını destekleyen "Suriye Halkını Destekleme Arap Paktı" da yer alıyordu.

Nihai metne, Arap Birliği ülkeleri arasındaki ortak savunma ve ekonomik iş birliği anlaşmasının 3. maddesinden hareketle, Arap ülkeleri arasında mevcut bölgesel güvenlik durumu ve terörle mücadele konusunda koordineli bir politika belirlemek ve askeri güvenlik kapasitesinin geliştirilmesi ve ilgili istihbarat bilgilerinin paylaşılmasına yönelik çabaları güçlendirmek üzere “Arap Ortak Güvenlik Koordinasyon Odası” kurulması girişimi eklendi.



SDG yöneticilerinin açıklamaları, Suriye devletiyle yapılan anlaşma etrafındaki belirsizliği artırıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
TT

SDG yöneticilerinin açıklamaları, Suriye devletiyle yapılan anlaşma etrafındaki belirsizliği artırıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)

Suriye İçişleri Bakanlığı, Halep, İdlib, Deyrizor ve Rakka’da uzlaşı sürecine katılmak isteyen SDG mensuplarına işlemlerini tamamlamaları ve resmi evraklarını temin etmeleri için 1 Mart’a kadar süre tanıdı. Buna karşılık, Münih Güvenlik Konferansı sonrasında SDG yöneticilerinden gelen adem-i merkeziyetçilik ve özerk yönetime bağlı askeri-sivil yapıların entegrasyonuna dair açıklamalar, Şam ile SDG arasındaki anlaşmanın uygulama aşamasına ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.

Şam’daki hükümete yakın kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, SDG güçleri ile özerk yönetime bağlı sivil kurumların entegrasyon sürecinin hâlâ çok sayıda engelle karşı karşıya olduğunu, uygulamaya dair ayrıntıların iki taraf arasında müzakere edilmeye devam edildiği belirtti. Kaynaklar, “olumlu yönde ilerleme kaydedildiğini” vurgularken, Münih’te SDG lideri Mazlum Abdi’nin Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı görevine getirilmesi ya da SDG’den başka isimlerin bu göreve aday gösterilmesi önerisinin ele alındığını, bu başlıkta görüşmelerin sürdüğünü aktardı.

fbfbv
Şara’nın 18 Ocak’ta ateşkes anlaşmasını imzaladığı sırada (EPA)

Kuzeydoğu Suriye’deki Özerk Yönetim’in Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in medya açıklamaları ise Mazlum Abdi’nin, kendisine bazı görevler teklif edilmesine rağmen Suriye hükümetinde herhangi bir resmi pozisyon üstlenmeme kararını netleştirdiğini ortaya koydu. Ahmed, SDG’nin Savunma Bakan Yardımcılığı için aday isimler sunduğunu söyledi.

Ahmed ayrıca, Şam ile yapılan anlaşmada “Özerk Yönetim” kurumlarının feshedilmesine dair açık bir hüküm bulunmadığını ifade ederek, görüşmelerin Suriye devleti çatısı altında “adem-i merkezi” bir yapı çerçevesinde kurumların yeniden düzenlenmesi üzerinde yoğunlaştığını, böylece söz konusu kurumların hizmet ve idari rolünün korunmasının hedeflendiğini belirtti.

cdsc
YPG bayrağını taşıyan bir çocuk, 13 Şubat’ta Tel Hams beldesi kırsalındaki çatışma hatlarından çekilen SDG’ye ait bir aracın yanında (Reuters)

Askeri entegrasyon konusunda ise sürecin fiilen başladığını söyleyen Ahmed, mevcut anlaşmanın güçlerin Haseke’de üç tugay ve Kobani’de bir tugay şeklinde yapılandırılarak Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlanmasını öngördüğünü kaydetti. Nihai isimlendirme meselesinin Savunma Bakanlığı ile yürütülen görüşmelere bağlı olduğunu da sözlerine ekledi.

Ahmed, anlaşmanın uygulanmasında çeşitli zorluklar bulunduğunu kabul ederek, entegrasyon sürecinin devamı için yeni bir zihniyet ve toplumsal teşvikin gerekli olduğunu vurguladı; siyasi süreci sekteye uğratabilecek fitne çağrılarına karşı uyarıda bulundu.

vdvd
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’ndaki görüşme(AFP)

Ahmed’in açıklamaları, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Münih’teki Münih Güvenlik Konferansı kapsamında Kürt medyasına yaptığı değerlendirmelerin ardından geldi. Abdi, Kuzeydoğu Suriye’deki Kürtlerin temel talebinin “hangi ad altında olursa olsun adem-i merkezi yerel yönetim” olduğunu, yani bölge halkının Suriye devleti çerçevesinde kendi işlerini kendisinin yönetebilmesini istediklerini söyledi. Bu ifadeler, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin Kürtlerin “özerk yönetim” talebinde bulunduğu yönündeki iddiaları reddetmesine yanıt niteliği taşıdı.

Abdi, “özerk yönetim” kavramının kullanılmasının Kürt tarafı için zorunlu olmadığını, asıl odaklarının Kürt çoğunluklu bölgelerde fiili bir yerel yönetim güvencesi sağlanması olduğunu, bunun da Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Uzlaşıya varılacak herhangi bir formülün yalnızca Kürtlerin değil, tüm yerel bileşenlerin haklarını güvence altına alması gerektiğini dile getirdi.

13 Şubat’ta Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı marjında, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani başkanlığındaki bir heyet ile SDG lideri Mazlum Abdi ve “Özerk Yönetim” Dış İlişkiler Sorumlusu İlham Ahmed, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi; ayrıca ABD Kongresi üyeleriyle de ayrı bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmelerde entegrasyon süreci, Şam’ın DEAŞ’la mücadele çabaları ile yerel ve bölgesel gelişmeler ele alındı. Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Suriye’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne vurgu yapıldı.

Rubio, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye dosyasını, entegrasyon sürecini, anlaşmaların uygulanmasını ve terörle mücadeleyi öncelikleri arasında gördüğünü belirtti.

Toplantı sonrasında Suriye Dışişleri Bakanı, SDG’ye “düşman değil, ortak” olarak baktıklarını ifade ederek, önceliğin SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunun başarıyla tamamlanması olduğunu, Suriye’nin bölünmüş bir durumda kalmasını istemediklerini söyledi.

Öte yandan Suriye İçişleri Bakanlığı, SDG’ye mensup unsurlar için açılan uzlaşı merkezlerinin 1 Mart itibarıyla kapatılacağını duyurdu; ilgili kişilere, sürenin bitiminden önce merkezlere başvurarak işlemlerini tamamlamaları ve resmi belgelerini almaları çağrısında bulundu. Bakanlık, bu adımın ilgili bölgelerde güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesini hedeflediğini belirtti.

Bakanlık, 26 Ocak’ta Deyrizor ve Rakka vilayetlerinde SDG ile çalışan unsurların durumlarının düzeltilmesi için iki merkez tahsis etmiş; bu kişilerin silah ve teçhizatlarını teslim etmeleri ve normal hayatlarına dönmelerinin sağlanmasını amaçladığını açıklamıştı. Bu adımlar, Suriye Arap Ordusu’nun Rakka ve Deyrizor kentlerinde kontrolü sağlamasının ardından Savunma Bakanlığı’nın Doğu Suriye’de asker alma ve seferberlik müdürlükleri açmasıyla eş zamanlı yürütüldü.


İsrail, 1967'den bu yana ilk kez Kudüs'ü Yeşil Hat'ın ötesine genişletmeyi hedefliyor

Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
TT

İsrail, 1967'den bu yana ilk kez Kudüs'ü Yeşil Hat'ın ötesine genişletmeyi hedefliyor

Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)

İsrail hükümeti, son yıllarda Kudüs'teki egemenliğini pekiştirmek için adımlar atmaya devam ederek Yeşil Hat'ın özelliklerini değiştirdi.

Yediot Aharonot gazetesinde yayımlanan bir rapora göre Binyamin bölgesindeki Adam yerleşiminde (“Adam/Giv’at Binyamin”) hayata geçirilen bir konut projesi, resmi olarak yerleşim bloğunun genişletilmesi olarak sunulsa da Altı Gün Savaşı'ndan bu yana ilk kez Kudüs'ün sınırlarını 1967 öncesi hatların ötesine taşıyacak. Bu adım, bölge üzerinde fiili egemenlik kurulması ve başkentin sınırlarının genişletilmesi anlamına gelecektir.

 cs csd
Batı Şeria'daki Ramallah'ın dışında 60 numaralı karayolunun genişletme çalışmaları (AFP)

Plan, Adam yerleşiminden biraz uzakta bulunan ve daha önce iki bölgeyi birbirine bağlayacak bir köprü inşa edilmesi konusunda yapılan görüşmelere rağmen, yerleşimden doğrudan erişimi olmayan bir araziye yüzlerce konut biriminin inşa edilmesini öngörüyor. Belirlenen alanda yapılacak inşaat, Kudüs içinde coğrafi süreklilik yaratacak ve Neve Ya'akov mahallesini fiilen genişletecektir. Plana göre, konutlar Haredi (aşırı Ortodoks) topluluğu için tasarlandı.

Ayrıca, projeye giden erişim yolu Kudüs'ün Neve Ya'akov mahallesinden başlayıp tekrar oraya dönecek. Bu plan, Kudüs'ün belediye yetki alanını genişletecek; bu da 1967'den beri gerçekleşmemiş bir durum.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in Sivil İdare içinde yaptığı kapsamlı değişiklikler, özellikle yeni bir Yerleşim İşleri Dairesi'nin kurulmasıyla birlikte, Batı Şeria planlama sürecinde planın ilerletilmesini önemli ölçüde daha verimli hale getirdi. Onay sürecinin hızlı bir şekilde ilerlemesi bekleniyor. Son yıllarda benimsenen yeni prosedürler kapsamında, proje birkaç yıl içinde hayata geçirilebilir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Smotrich, uzun bürokratik prosedürlerin yerini hızlandırılmış onay kanallarıyla değiştirerek, hükümetin Batı Şeria'daki yerleşim inşaatına yaklaşımını yeniden şekillendirdi.

Konut planı, Batı Şeria ile ilgili bir dizi çarpıcı kabine kararının yanı sıra, hükümetin bu hafta 1967'den beri ilk kez Batı Şeria'daki arazilerin devlet adına tesciline yeniden onay vermesinin ardından geldi. Bu adımlar, Arap dünyasındaki ve Batı'daki dost ülkelerden eleştiriler aldı ve "fiili ilhak" olarak kınandı.

İsrail merkezli barış yanlısı grup Barış Şimdi, son hamleyi sert bir dille eleştirerek, "1967'den beri ilk kez, yeni bir yerleşim yeri kurma bahanesiyle hükümet arka kapıdan ilhak gerçekleştiriyor" değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, "Yeni yerleşim yeri her bakımdan Kudüs'ün bir mahallesi gibi işlev görecek ve onu Adam'ın bir mahallesi olarak sunmak sadece bahane ve Batı Şeria'daki bölgelere fiilen İsrail egemenliğini uygulama girişimidir" diye belirttiler.

sdcd
Filistinli bir kız çocuğu, Doğu Kudüs'ün el-Barit banliyösünde, İsrail'in araçların girişini engellediği kontrol noktasının yakınında, ayrılık duvarının yanında bisiklet sürüyor (AFP)

Demokrat Parti'den Knesset Üyesi Gilad Kariv, Konut Bakanı Haim Katz'a acil bir soruşturma dilekçesi sunarak, planlanan alanın Kudüs'e ilhak edilmesi niyetinin olup olmadığını ve resmi olarak Adam bölgesinin bir parçası olarak sınıflandırılan mahalle sakinlerinin, Kudüs belediyesinden hizmet alıp almayacağını sordu.

Kariv, “Planlanan hamle, İsrailliler ve Filistinliler arasındaki sürtüşmeyi daha da artıracak, gereksiz gerilimler yaratacak ve nihayetinde Kudüs'ün İsrail'in başkenti olma statüsüne zarar verecektir” ifadelerini kullandı. Sözlerine şöyle devam etti: “Bu planlar, ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere İsrail'in uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır ve Netanyahu'nun aşırılıkçı ortaklarına tamamen teslim olduğunu yansıtmaktadır.”


Suriye: Kürt yetkililer, DEAŞ ailelerinden 34 Avustralyalıyı akrabalarına teslim etti

Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)
Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)
TT

Suriye: Kürt yetkililer, DEAŞ ailelerinden 34 Avustralyalıyı akrabalarına teslim etti

Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)
Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)

Kürt yetkililer bugün, Suriye'nin kuzeydoğusunda tutuldukları kampın müdürüne göre DEAŞ savaşçılarının aile üyeleri olan 34 Avustralyalıyı, akrabalarından oluşan bir heyete teslim etti.

Haseke Valiliği'nde bulunan Roj kampının yöneticisi Hakimiya İbrahim, "Avustralya vatandaşlığına sahip 34 kişiden oluşan 11 aileyi ailelerine teslim ettik" diyerek, kampta "hiç Avustralyalı kalmadığını" açıkladı.

Avustralyalı aileler Roj kampından ayrılırken, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Kadın Koruma Birimleri üyeleri (Reuters)Avustralyalı aileler Roj kampından ayrılırken, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Kadın Koruma Birimleri üyeleri (Reuters)

Kampta bulunan AFP'nin bir fotoğrafçısı, bazıları tamamen peçeli kadınların çocuklarıyla birlikte minibüslere bindiklerini, bazılarının da çantalar taşıdığını gördüğünü belirtti.

Avustralyalı ailelerin üyeleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)Avustralyalı ailelerin üyeleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)

Irak sınırına yakın, Malikiye'nin (Derik) güneydoğu kırsalında, izole edilmiş kayalık bir bölgede bulunan Roj kampının, DEAŞ ile bağlantılı kişilerin ailelerinin yıllardır tutulduğu birçok kamptan biri olduğu belirtilmelidir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre şu anda yaklaşık 2bin 600 kişiye ev sahipliği yapan kampta, 50 farklı Batı ve Arap ülkesinden yaklaşık 900 yabancı kadın bulunmakta ve sakinlerinin %65'i 14 yaşın altındaki çocuklardan oluşmaktadır. Kadınlar arasında, Özerk Yönetim tarafından işletilen ve SDG tarafından denetlenen rehabilitasyon ve eğitim merkezlerinde izole edilmiş halde yaşayan 800'den fazla erkek çocuğun annesi de bulunmaktadır.