Mısır, İhvan'a atfedilen ‘uzlaşı’ çağrısını görmezden geldi

İhvan’ın çalışmalarını tebliğle sınırlandırdığına dair söylemler

Mısır'da İhvan üyelerinin şiddet ve terörizmle ilgili suçlamalarla yargılandığı davalardan bir kare (AFP)
Mısır'da İhvan üyelerinin şiddet ve terörizmle ilgili suçlamalarla yargılandığı davalardan bir kare (AFP)
TT

Mısır, İhvan'a atfedilen ‘uzlaşı’ çağrısını görmezden geldi

Mısır'da İhvan üyelerinin şiddet ve terörizmle ilgili suçlamalarla yargılandığı davalardan bir kare (AFP)
Mısır'da İhvan üyelerinin şiddet ve terörizmle ilgili suçlamalarla yargılandığı davalardan bir kare (AFP)

Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na (İhvan) atfedilen ve Mısırlı yetkililerle ‘uzlaşı’ çağrısında bulunan bir açıklama, gerçekliği konusundaki şüpheler nedeniyle Mısır'da görmezden gelindi.

Uzmanlar İhvan'a atfedilen açıklamayı ‘kamuoyunun siyasi eylem pratiğine yönelik tepkilerini ölçmeyi amaçlayan bir manevra’ olarak nitelendirirken onun ‘siyasi eylemlerden uzaklaşma konusundaki ciddiyetini’ göz ardı ettiler.

Mısır, 2013 yılından bu yana İhvan'ı ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırıyor. Başta Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii olmak üzere İhvan liderlerinin çoğu, aynı yıl İhvan'ın iktidarı bırakmasının ardından Mısır'da meydana gelen şiddet olayları ve cinayetler nedeniyle Mısır hapishanelerinde tutuklu bulunurken, örgütün diğer üyeleri Mısır dışında ikamet ediyor.

Mısır'daki sosyal medya platformlarında İhvan'a atfedilen ve ‘örgütün Mısır içinde feshedildiğini’ duyuran bir açıklama yer aldı. İhvan söz konusu açıklamada ayrıca ‘herhangi bir siyasi faaliyette bulunmayı tamamen bıraktığını ve kendisini sadece savunuculuk ve eğitim çalışmalarına adadığını’ duyururken siyasi çıkmazın kırılması ve siyasi tutukluların serbest bırakılması için Mısır yönetimiyle uzlaşı yollarını açmayı amaçladığını söyledi.

Zaman zaman ‘İhvan'la uzlaşı’ çağrıları tekrarlanıyor ve sosyal medya platformlarında yoğun ilgi görüyor. Ancak İhvan ülkede hem halk tabanında hem de siyasi olarak göz ardı edildiği için sahada herhangi bir etki veya eylem yaratmıyor.

İhvan'a atfedilen bu açıklama uzmanlar ve gözlemciler tarafından kuşkuyla karşılandı; zira açıklama İhvan’ın Mısır'daki internet sitelerinde yayınlanmadı ve Mısır içinde ya da dışında İhvan’a bağlı hiçbir parti bu açıklamayı yalanlamadı.

Güvenlik uzmanı ve Mısır Senatosu (parlamentonun ikinci kanadı) üyesi Tümgeneral Faruk el-Migrahi, kamuoyunun İhvan'ın siyasetten çekilme ve kamu işlerinden uzak durma isteğine güvenmediği için İhvan'a atfedilen açıklamanın görmezden gelindiğini düşünüyor. Migrahi, Mısır sokaklarının 30 Haziran 2013 devriminden sonra İhvan üyeleri tarafından işlenen şiddet suçlarına tanık olduğunu ve örgütün zihinlerdeki bu imajını değiştirmenin zor olduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Migrahi, söz konusu açıklamanın amacının Mısır kamuoyunun dikkatini örgütten uzaklaştırmak ve örgüt üyelerinin yeniden toplumsal dokunun bir parçası olma ihtimalini arttırmak olduğunu belirterek uzlaşma konusunun masada ya da toplumsal olarak kabul edilebilir olmadığını ve bu tür çağrıları görmezden gelmenin en iyi seçenek olduğunu vurguladı.

İhvan’a atfedilen açıklama Mısır'daki sosyal medya platformlarında etkileşim alırken sosyal medya kullanıcıları ‘açıklamanın İhvan için siyasi eylem kapısını kapatmadığını, aksine dondurduğunu, yani Mısırlı yetkililerle uzlaşıyı amaçlayan taktiksel ve geçici bir geri çekilmeye daha yakın olduğu’ değerlendirmesinde bulundu.

Mısır'daki siyasal İslamcı gruplar üzerine çalışan araştırmacı Mahir Fergali'ye göre İhvan'a atfedilen açıklama, İhvan’ın Mısır'daki yapılanmasını temsil etmiyor. Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın yurtdışında çeşitli partilere ve kollara bölünmüş durumda olduğunun altını çizen Fergali, söz konusu açıklamanın bazı bireyleri ya da eğilimleri ifade edebileceğini, fakat örgütün tamamını ifade etmeyeceğini söyledi.

Fergali, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, sosyal medya platformlarında paylaşılan açıklamanın, İhvan’ın şu anda Mısır kamuoyunun kendisine yönelik tepkilerini ölçmek için kullandığı yeni bir taktik olabileceğini düşünüyor. Fergali, İhvan içindeki tarafların daha önce de Mısır kamuoyunda varlıklarını sürdürmek için kendilerini dini tebliğle sınırlamak istediklerinden bahsettiklerini, ancak örgütün Mısır’da kendine yeniden yer bulması için başka kapılar açmamak adına bu seçeneğin masada olmadığını söyledi.

İhvan'a bağlı sayfalarda daha önce Mısır hapishanelerindeki İhvan’ın genç üyelerinin ‘fikirlerini gözden geçirme inisiyatifi’ ortaya koyduğuna dair haberler yer almış, İhvan ise bu haberleri ne doğrulamış ne de yalanlamıştı.

İhvan’a atfedilen açıklamanın zamanlamasının, örgütün Libya'da yasaklanmasının ve Türkiye'deki kadrolarının hareketinin zorlaşmasının ardından ortaya çıktığına dikkati çeken güvenlik uzmanı, “İhvan, örgütsel varlığını tebliğ bağlamında sürdürmeyi amaçlıyor olabilir” dedi.

Öte yandan Ürdün hükümeti geçtiğimiz nisan ayında İhvan'ın ülke içindeki faaliyetlerini kapsamlı bir şekilde yasaklamış ve İhvan'ı ‘yasadışı yapı’ olarak sınıflandırmıştı.



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
TT

Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Dün şafak vakti Bağdat'ta yaşanan “Füze ve İHA Savaşları Gecesi”, Irak'ın başkentini sarsan bir dizi saldırı ve karşılıklı hava saldırısının ardından, ABD ile İran yanlısı silahlı gruplar arasındaki çatışmada yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Polis kaynaklarına göre gerginlik, Karrada Mahallesi’nde Hizbullah milislerinin alternatif karargahı olarak kullanılan bir evin hedef alınmasıyla başladı. Saldırı sonucunda ev yıkıldı, üç milis öldü, bir kişi de yaralandı.

Yaklaşık iki saat sonra, Bağdat'ın doğusundaki el-Belediyyat bölgesinde silahlı kişileri taşıyan bir araç hedef alındı. Saldırı sonucunda araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Bu olayın üstünden henüz bir saat geçmeden, Yeşil Bölge içindeki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradı. Saldırılardan birinde kompleks içindeki bir iletişim sistemi hedef alındı.

Bir güvenlik kaynağı, kompleks içindeki ABD hava savunma sistemi ‘C-RAM’ın, hedefini isabetli bir şekilde vuran İHA’yı durduramadığını belirtti; güvenlik yetkilileri bu gelişmeyi dikkat çekici buldu. Basında yer alan haberlere göre saldırının ardından diplomatik kompleksin içinde yangın çıktı, ayrıca füzelerden biri elçilik içindeki helikopter pistini vurarak maddi hasara yol açtı. Yeşil Bölge çevresinde yaşayanlar, büyükelçiliğin son yıllarda maruz kaldığı bu en şiddetli saldırıda, birkaç güçlü patlamanın sesinin yakındaki konut binalarını sarstığını söyledi. Gözlemciler, saldırıların art arda gelmesinin Irak'ta güvenlik durumunun daha da tehlikeli bir aşamaya girdiğinin işareti olduğunu düşünüyor.


Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.