Sisi'nin Trump'ın danışmanıyla görüşmesi Mısır-ABD ilişkilerine ‘sıcaklık’ getirir mi?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap dünyası ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos'u kabul etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap dünyası ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos'u kabul etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi'nin Trump'ın danışmanıyla görüşmesi Mısır-ABD ilişkilerine ‘sıcaklık’ getirir mi?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap dünyası ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos'u kabul etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap dünyası ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos'u kabul etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısırlı parlamenterler ve siyasetçiler, bölgesel krizlerin nasıl ele alınacağına ilişkin farklı görüşlerin olduğu bir ortamda, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin dün Kahire'de ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap dünyası ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos'u kabul etmesinin, ‘Kahire ile Washington arasındaki stratejik ortaklığın önemini ve bölgesel konularda devam eden istişarelerin kaçınılmazlığını’ teyit ettiğini belirtti.

Mısır Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Boulos, Trump'ın cuma günü sona eren bölge turunun ardından bir ABD yetkilisiyle ilk kez bir araya gelen Mısır Cumhurbaşkanı'na Trump'ın ‘iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin derinliğine’ dair güvencelerini iletirken, bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesi, Gazze Şeridi'nde acil ateşkes sağlanması ve insani yardımların bölgeye girişine izin verilmesi konularını ele aldı.

Sisi, Mısır, ABD ve Katar'ın Gazze Şeridi'nde arabuluculuk yapmak için gösterdikleri ortak çabaları takdir ederek, Mısır'ın önümüzdeki dönemde de bu koordinasyonu sürdürme isteğini vurguladı ve Gazze Şeridi'nde derhal ateşkes sağlanması ve insani yardımların bölgeye girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

dfrgty
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap dünyası ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos arasındaki görüşme, Mısır Dışişleri Bakanı ve İstihbarat Başkanı'nın katılımıyla gerçekleşti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Geçtiğimiz şubat ayı başında Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan resmî açıklamada Sisi'nin Trump'tan bir telefon aldığı ve Trump'ın ‘Mısır Cumhurbaşkanı’na Washington'u ziyaret etmesi ve Beyaz Saray'da kendisiyle görüşmesi için açık bir davette bulunduğu’ belirtildi. Sisi ise Trump'ı iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri güçlendirmek, Ortadoğu bölgesindeki karmaşık sorunları ve krizleri görüşmek, bölgenin istikrarını desteklemeye katkıda bulunmak ve yeni Mısır Müzesi'nin açılışına katılmak üzere mümkün olan en erken fırsatta Mısır'ı ziyaret etmeye davet etti. Ancak Beyaz Saray aynı telefon görüşmesiyle ilgili kısa bir açıklama yayınladı ve söz konusu açıklamada Sisi ya da Trump'ın herhangi bir ziyaret davetine atıfta bulunulmadı.

Trump geçen hafta çıktığı bölge turunda Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) ziyaret etti. Riyad'da bir Mısır-ABD zirvesine sahne olan 2017'deki bir önceki ziyaretin aksine Sisi ve Trump bu kez bir araya gelmedi.

Mısır Cumhurbaşkanı, Trump'ın Filistinlilerin Gazze Şeridi'nden çıkarılması önerisini birkaç kez açıkça reddetti. Sisi, Mısır tarafından Gazze Şeridi için hazırlanan ve Arap Birliği tarafından kabul edilen yeniden inşa planında ısrar etti.

Bazıları ABD ve Mısır'ın Gazze savaşındaki farklı tutumlarını, Trump ve Sisi'nin henüz görüşmemiş olmasına bağlarken, Mısır Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Seher el-Bezzar, Trump'ın danışmanının Kahire ziyaretinin, görünürdeki siyasi farklılıklara ve bazılarının şu anda iki taraf arasındaki ilişkilerde ‘sıcaklık eksikliği’ olarak tanımlayabileceği duruma rağmen, Kahire ile Washington arasındaki anlaşma alanlarının varlığını ve karşılıklı koordinasyonun önemini yansıttığına inanıyor.

El-Bezzar Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, iki ülkenin bölgede dahil olduğu konuların çok yönlü olduğunu ve Gazze Şeridi'nde bir ateşkes anlaşmasına varılması için Katar ile ortak arabuluculuk çabalarıyla sınırlı olmadığını ifade etti.

Boulos'un ziyaretinin ‘iki ülke arasında karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde ortaklık köprülerinin kurulmasında yeni bir adımı temsil ettiğini’ belirten el-Bezzar, iki ülke arasındaki diplomatik ve parlamenter iletişim kanallarının iki ülkenin çıkarlarını gerçekleştirmeye devam ettiğini kaydetti.

o90
Mısır-ABD görüşmesinde çeşitli bölgesel konular ele alındı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

ABD işlerinden sorumlu eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacer el-İslambuli Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Kahire ile Washington arasındaki ilişki ve iş birliğinin sadece başkanlık düzeyinde ziyaretler ya da ikili görüşmelerle bağlantılı olmadığını, ABD Başkanı'nın ekonomik boyutun ağır bastığı Körfez turu sırasında koşulların görüşmeye izin vermemiş olabileceğini söyledi. El-İslambuli, Sisi ile Trump arasında doğru zamanı bekleyen ziyaretler için karşılıklı davetler olduğuna dikkat çekti.

Mısırlı eski diplomat, ABD başkanlarının dış ziyaretlerinden önce genellikle kapsamlı hazırlıklar ve istenen hedeflere ulaşmak için düzenlemeler yapıldığına dikkat çekti. Dolayısıyla Trump'ın ziyaretlerinin gündeminde Kahire'nin yer almaması, Kahire'nin siyasi rolünün göz ardı edilmesi ya da Trump'ın ekonomik dosyaya odaklanması nedeniyle gerilen ilişkilerin bir yansıması olarak görülemez. Öte yandan Trump'ın bölge turunun amacı Mısır, ABD ve Katar'ın arabuluculuk çabaları yürüttüğü gerilimi azaltma müzakerelerine katılmak da değildi.

Mısır Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Gade Acemi, Boulos'un ziyaretini bölgesel konularda devam eden istişarelerin bir teyidi olarak nitelendirdi. Zira Acemi’ye göre Washington'un Kahire'nin rolünün farkında olduğu pek çok açık dosya var. Acemi Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Washington'un Mısır'ın siyasi rolünün ve bölgesel krizlerin çözümünde oynadığı rolün farkında olduğunu belirterek, Boulos'un Cumhurbaşkanı Sisi ile yaptığı görüşmede ele aldığı dosyaların da bunu gösterdiğini söyledi.



Ali et-Tahir Geçidi ile Hürmüz Boğazı arasında Lübnan’ın Güneyi

İsrail’in düzenlediği hava saldırıları sonucu enkaza dönüşen bir bina (Şarku’l Avsat)
İsrail’in düzenlediği hava saldırıları sonucu enkaza dönüşen bir bina (Şarku’l Avsat)
TT

Ali et-Tahir Geçidi ile Hürmüz Boğazı arasında Lübnan’ın Güneyi

İsrail’in düzenlediği hava saldırıları sonucu enkaza dönüşen bir bina (Şarku’l Avsat)
İsrail’in düzenlediği hava saldırıları sonucu enkaza dönüşen bir bina (Şarku’l Avsat)

Önce Sur'a, oradan Nabatiye'ye giden yolda sizi karşılayan fotoğraflar tüm hikâyeyi anlatıyor. Bunlar Hasan Nasrallah ve yol arkadaşlarının fotoğrafları, Ayetullah Humeyni ve Ali Hamaney'in oğlu Mücateba Hamaney’in yan yana görüldükleri fotoğraflar ve Kasım Süleymani'nin portreleriydi. Bir de yanından geçtiğimiz El-Musalih'teki kalesinin yakınlarında yer alan Meclis Başkanı Nebih Berri'nin fotoğrafları.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan'ın güneyindeki köy ve kasabalarda gerçekleştirdiği gezide ziyaretçi, bu bölgenin kaderinin bugün Nebatiye şehri yakınlarındaki stratejik tepe olan ‘Ali et-Tahir Geçidi’nde ve Körfez'deki Hürmüz Boğazı'nda yaşananların seyrinde ne kadar süredir askıda kaldığını dinleyebilir. Ali et-Tahir tepesinin tünellerinde Hizbullah savaşçılarının tahkimat kurduğu düşünülse de İsrail, tepenin eşiğinde bekleyerek burayı ele geçirmekle tehdit ediyor. Bu da Lübnan Hizbullah’ının müttefiki İran'ın da içine çekileceği yeni bir çatışmanın fitilini ateşleyebilir. Gerçek şu ki bu tabloyu izleyen biri, Lübnan'ın güneyini bölgedeki büyük krizle birbirine bağlayan İran ipliğini ona hatırlatacak birine ihtiyaç duymuyor. Mesele yalnızca Lübnan'ın ABD-İran mutabakat muhtırasının birinci maddesinde ve ateşkes çerçevesinde anılmasıyla sınırlı değil. İran ipi muhtıranın bir ürünü olmanın ötesinde çok daha derin ve çok daha eski.

Güney köylerindeki yıkım insanı ürkütüyor. Bu küçük taşlar bir zamanlar birer duvardı. Sakinlerine yaz sıcağını, kış soğuğunu ve rüzgârların hainliğini savuşturacaklarını vaat eden birer çatıydı. Annenin altında çocuklarını kucakladığı çatılar. Açlığı kovalayacak yemekler pişirdiği çatılar. Çocukların okula gidip babaların gözleri, dedelerin gülümsemeleri ve duvarlara asılı fotoğraflar eşliğinde büyüdüğü çatılar. Kasırga esip geçmeden önceydi bunlar, ama artık öyle değil.


Irak’taki silahlı gruplar Hamaney’e bağlılık yemini ediyor ve silahlarını teslim etmeyi reddediyor

Irak’taki Ketaib Hizbullah mensupları, Bağdat’ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor. (AFP)
Irak’taki Ketaib Hizbullah mensupları, Bağdat’ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor. (AFP)
TT

Irak’taki silahlı gruplar Hamaney’e bağlılık yemini ediyor ve silahlarını teslim etmeyi reddediyor

Irak’taki Ketaib Hizbullah mensupları, Bağdat’ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor. (AFP)
Irak’taki Ketaib Hizbullah mensupları, Bağdat’ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor. (AFP)

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin Washington’a gerçekleştirmesi planlanan ziyaretten yaklaşık bir hafta önce, Irak’taki İslami Direniş olarak adlandırılan yapıyla bağlantılı grup ve oluşumlar, silahlarını devlete teslim etmeyi reddettiklerini açıkladı.

ABD yönetimi, Bağdat’a bağlı silahlı grupların silahsızlandırılması ve İran’la bağlarının koparılması yönündeki baskısını sürdürürken, söz konusu grupların son açıklamaları Başbakan Zeydi’yi karmaşık siyasi ve güvenlik sınamalarıyla karşı karşıya bırakıyor.

Irak hükümeti daha önce, uluslararası koalisyon güçlerinin Irak’taki askeri varlığının hükümetle varılan anlaşma uyarınca sona ereceği döneme denk gelecek şekilde, silahların teslim edilmesi ve silahsızlanma süreci için gelecek eylül ayı sonunu nihai tarih olarak belirlemişti.

Zeydi geçen hafta yaptığı açıklamada, hükümetin silahlı gruplarla diyalog yürüttüğünü ve bu yapıların faaliyetlerinin ilerleyen süreçte siyasi ve toplumsal alana kayacağını söylemişti.

Zeydi, silahların teslim edilmesi ve silahsızlandırma için belirlenen sürenin sona ermesiyle birlikte, silahlı gücün tamamen devletin resmî kurumları ile yetkili silahlı ve güvenlik birimlerinin tekelinde olacağını ifade etti.

Ketaib Hizbullah uyarıda bulundu

Sert ifadeler kullanan ve Ebu Hüseyin el-Humeydavi olarak bilinen Ketaib Hizbullah yetkilisi, Irak hükümetinden ‘direnişe boyun eğmesini’ istedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, nisan ayında İran’a en yakın silahlı grup liderlerinden biri olarak bilinen Humeydavi hakkında bilgi sağlayanlara 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurmuştu.

Humeydavi yayımladığı açıklamada, Ketaib Hizbullah’ın, hayatını kaybeden İran Dini Lideri Ali Hamaney’in talimatıyla kurulduğunu belirterek, “Mensupları o çizgiye bağlıydı ve bağlı kalmaya devam ediyor” ifadesini kullandı.

Humeydavi açıklamasında, “Bu tarihi dönemeçte siyasi liderleri ve hükümet yetkililerini, direniş ve cihat halkının iradesine uymaya, küresel güçlerin projelerinin peşinden sürüklenmemeye ve onların kötü niyetli gündemleriyle uyumlu hareket etmemeye çağırıyoruz. Rotadan sapılması halinde halkımız kendi sözünü ve kararını ortaya koyacaktır." ifadeleriyle silahların teslim edilmesine yönelik plana atıfta bulundu.

Irak’taki İslami Direniş olarak adlandırılan oluşum da silahlarını teslim etmeyi reddettiğini açıkladı. Silahlı koalisyon, kamuoyuna açık olmayan ve gündemleri İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) faaliyetleriyle örtüşen çeşitli gruplardan oluşurken, bu yapılar İran’a yakın bilinen silahlı grupların gizli kanatları olarak değerlendiriliyor.

Oluşum dün yayımladığı açıklamada, “Direniş çizgisine bağlılığımızı sürdürüyoruz. Düşmanlar bilsin ki Hak Ekseni güçleri tek bir beden gibidir ve liderimiz Hamaney’in çizdiği cihat çerçevesi doğrultusunda hareket etmektedir. Hiçbir zorluk bizi yolumuzdan döndüremeyecek, aksine mazlumlara destek vermek ve Irak ile bölgedeki işgalcileri çıkarmak yönündeki kararlılığımızı artıracaktır” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada, “Silahımız hiçbir zaman pazarlık konusu olmadı; o bizim inancımız ve omuzlarımızdaki emanettir. Bu silahla hegemonya zincirlerini kıracak ve zorba güçlerin önünü keseceğiz” denildi.

Oluşum ayrıca, "Bugüne kadar ulaştığımız noktada durmayacağız. Karşı karşıya olduğumuz büyüyen tehditler doğrultusunda askerî ve güvenlik kapasitemizi nitelik ve nicelik bakımından geliştirmeyi, hazırlık seviyemizi yükseltmeyi sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.

Diğer yandan Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, silahların yalnızca devletin elinde toplanması çağrısına olumlu yanıt verdi. Sadr, geçen ay Seraya es-Selam’a bağlı güçlere silahlarını ve resmî karargâhlarını devlete teslim etme talimatı vermişti. Asaib Ehli’l Hak ile İmam Ali Tugayları da aynı çağrıya uyarken, bazı grupların bu adıma karşı çıkmayı sürdürmesinin hükümet açısından söz konusu dosyadaki zorluk ve karmaşıklıkları artıracağı değerlendiriliyor.

Yargıdan beklenen adım

Gözlemciler, silahlı grupların silahsızlandırılması konusunda ikiye ayrılıyor. Bir kesim, İran’dan bu yönde açık bir onay ya da esneklik gelmediği sürece bunun mümkün olmadığını savunurken, diğer kesim ise hızla değişen bölgesel koşulların hükümete bu hedefi gerçekleştirme imkânı sağlayacağı görüşünü dile getiriyor.

Siyasi analist Nizar Haydar, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, silahlı grupların kamuoyuna açıkladıkları ile perde arkasında yürüttükleri süreçler arasında ayrım yapılması gerektiğini belirterek, “Gizli mutabakatlar, nihayetinde silahların tamamen teslim edilmesi ve bu grupların askerî yapılanmalarının dağıtılmasıyla sonuçlanacaktır” dedi.

Haydar, Irak yargısının da silahlarını devlet denetimi dışında tutmaya devam eden taraflara karşı caydırıcı bir tutum benimsemesinin beklendiğini ifade ederek, yargının 2003 yılından bu yana ilk kez kapsamlı bir hukuk metni yayımlamaya hazırlandığını söyledi.

ergt
Bağdat’ta, Suriye sınırındaki el-Kaim’de Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi, 2 Mart 2026. (Reuters)

Haydar, “Devlet dışında faaliyet gösteren her türlü askerî oluşum veya askerî faaliyetin terör eylemi olarak sınıflandırılması ve yürürlükteki Irak yasaları uyarınca bunun cezasının idama kadar varması bekleniyor” ifadesini kullandı.

Söz konusu hukuk metninin yürürlüğe girmesi halinde, hükümetin silahların yalnızca devletin elinde toplanmasına yönelik planlarını hayata geçirmesine önemli katkı sağlayacağını savunan Haydar, silahlı grupların tasfiyesi sürecinin hükümetin güvenlik ve askerî kurumları, bağlı oldukları grup liderlerinden kopmayı reddeden milis unsurlarından arındırmaya yönelik adımlarıyla da güçlendiğini belirtti.

Haydar, geçmiş dönemde bazı grupların güvenlik ve askerî karar alma yetkilerini Başkomutan’a devretmeyi kabul ettiğini hatırlatarak, hükümetin aynı yaklaşımı benimsemeyen unsurları güvenlik kurumlarından uzaklaştırmayı hedeflediğini sözlerine ekledi.


Mısır, Somaliland'ı tanımama konusundaki tutumunu yineledi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Somaliland'ı tanımama konusundaki tutumunu yineledi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır, ‘Somaliland’ olarak adlandırılan bölgeyi tanımama konusundaki tutumunu yineleyerek, ‘Somali topraklarının bütünlüğüne zarar verebilecek her türlü girişim veya adıma, bu bağlamda Somaliland olarak adlandırılan bölgenin tanınmasına da tamamen karşı olduğunu’ ve bunun ‘Somali Federal Cumhuriyeti'nin birlik ve egemenliğinin ihlali’ anlamına geleceğini vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Somalili mevkidaşı Abdusselam Abdi Ali arasında dün gerçekleştirilen telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi yolları ele alındı. Görüşmede taraflar, Somali'deki iç gelişmelerin yanı sıra özellikle Afrika Boynuzu bölgesindeki bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulundu.

Abdulati, görüşme sırasında Mısır'ın Somali Federal Cumhuriyeti ve ulusal kurumlarına verdiği tam desteği teyit ederek ‘Somali'nin güvenlik ve istikrarına verilen önemi’ vurguladı ve ülkesinin Somali'nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen istikrarlı tutumunu yineledi.

İsrail'in 26 Aralık'ta ‘ayrılıkçı bölgeyi tanıdığını’ açıklamasından bu yana, Mısır'ın söz konusu adımı reddeden girişim ve temasları devam ediyor.

fgrt
Nisan ayında düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati'nin Somali Cumhurbaşkanı ile bir araya geldiği görüşmeden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamaya göre Somali Dışişleri Bakanı Abdi, ülkesinin siyasi, kalkınma ve güvenlik alanlarında sürdürdüğü Mısır desteğine duyduğu takdiri dile getirerek, Mısır'ın Somali'nin birlik, egemenlik ve toprak bütünlüğünü destekleyen istikrarlı tutumunu takdirle karşıladığını belirtti.

Somalili Bakan ayrıca, Afrika Boynuzu bölgesinde güvenlik ve istikrarın desteklenmesine katkı sağlayacak şekilde, ortak ilgi alanına giren çeşitli ikili ve bölgesel konularda Mısır ile koordinasyon ve istişarenin sürdürülmesine verilen önemi vurguladı.

Mısır, Somali ile ikili ilişkilerin farklı düzeylerde kaydettiği ivmeyi memnuniyetle karşılıyor. Bu kapsamda iki ülke arasında Mısır Hava Yolları'nın uçuş hattı açıldı, 2024 ağustosunda askeri iş birliği protokolü imzalandı, Mısır Büyükelçiliği tamamen Mogadişu'ya taşındı ve geçtiğimiz yılın ocak ayında ilişkilerin ‘stratejik ortaklık’ düzeyine yükseltilmesine ilişkin siyasi bildiri imzalandı.

Mısır, geçtiğimiz haziran ayı ortalarında, işgal altındaki Kudüs kentinde ‘Somaliland Büyükelçiliği’ olarak adlandırılan temsilciliğin açıldığı duyurusunu şiddetle kınadığını açıklamış ve bu adımın uluslararası hukukun ve Kudüs'e ilişkin uluslararası meşruiyet kararlarının açık bir ihlalini teşkil ettiğini belirtmişti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı o dönemde, Kudüs'te yasa dışı bir durumu kalıcı hale getirmeyi amaçlayan tek taraflı adımlara veya uluslararası hukuk kurallarına ve ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına aykırı herhangi bir oluşum ya da düzenlemeye meşruiyet kazandırılmasına tamamen karşı olduğunu vurgulamıştı.