Husi unsurlarının ve liderlerinin Yemen dışında yargılanması yönünde uluslararası bir eğilim olduğuna dair işaretler

El-İryani Şarku’l Avsat’a konuştu: Dünya artık onların yıkıcı projelerinin parçası olanlara müsamaha göstermeyecek

Üst düzey Husi liderleri kendilerini hedef alınmaktan korumak için sıkı önlemler almak zorunda kaldı. (AP)
Üst düzey Husi liderleri kendilerini hedef alınmaktan korumak için sıkı önlemler almak zorunda kaldı. (AP)
TT

Husi unsurlarının ve liderlerinin Yemen dışında yargılanması yönünde uluslararası bir eğilim olduğuna dair işaretler

Üst düzey Husi liderleri kendilerini hedef alınmaktan korumak için sıkı önlemler almak zorunda kaldı. (AP)
Üst düzey Husi liderleri kendilerini hedef alınmaktan korumak için sıkı önlemler almak zorunda kaldı. (AP)

Yemenli yetkililer, Alman makamlarının bir Husi unsurunu yabancı bir terör örgütünün üyesi olarak gözaltına almasının, uluslararası toplumun Husilere yönelik anlayışında niteliksel bir değişimi temsil ettiğine inanıyor.

ABD, Husileri ‘yabancı terör örgütü’ olarak tanımlıyor ve birçok ülke Husi liderlerine ve kurumlarına karşı katı yaptırımlar uyguluyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan üst düzey bir Yemenli yetkiliye göre Almanya'nın bu adımı önemli; çünkü bir Avrupa yargı organı tarafından verildi ve bu da önümüzdeki dönemde bir dizi Avrupa ülkesinde yeni bir yasal yol için kapıyı açık bırakıyor.

Almanya Federal Savcılığı, geçtiğimiz perşembe günü Bavyera eyaletinin Dachau kentinde bir Yemen vatandaşının Husi terör örgütüne mensup olduğu şüphesiyle gözaltına alındığını duyurdu.

Savcılığa göre, gözaltına alınan kişinin Alman Ceza Kanunu'nun iki maddesi ve Çocuk Adalet Yasası'nın 105 ve devamı maddeleri uyarınca, çocukken yabancı bir terör örgütüne üye olduğundan kuvvetle şüpheleniliyor.

Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani, Almanya'nın bu adımını ‘uluslararası toplumun Husi milisleriyle ilişkilerinde önemli bir niteliksel değişim’ olarak değerlendirdi. El-İryani, “Bu, dünyanın, özünde DEAŞ ve El Kaide gibi diğer uluslar ötesi terör örgütlerinden hiçbir farkı olmayan bu milislerin gerçek doğasının farkına varmaya başladığını gösteriyor” dedi.

yjukı
Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani (SABA)

Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulunan el-İryani, “Bu eylemi farklı kılan, Avrupalı bir yargı makamından geliyor olması. Almanya Federal Savcılığı, gözaltına alınan kişinin 2022 yılında milislere katıldığını ve askeri eğitim alıp cepheye sürülmeden önce sözde eğitim merkezleri ve yaz kamplarından geçtiğini resmen açıkladı. Bu durum, milislerin ‘kültürel’ olduğunu iddia ettiği bu faaliyetlerin, militan devşirme ve terörist ideolojik çerçevelemeye açılan kapılardan başka bir şey olmadığının açık bir kabulüdür” ifadelerini kullandı.

Husilerin yurtdışında yargılanması

El-İryani, Almanya'nın bu adımının, özellikle ABD ve diğer ülkelerin milisleri terör örgütü olarak tanımlaması ve Birleşik Krallık'ın bazı liderlerine yönelik yaptırımlarıyla birlikte, Husi milislerinin Yemen dışındaki unsurlarının ve liderlerinin yargılanmasına yönelik artan bir uluslararası eğilim olduğunu gösterdiğine inanıyor. El-İryani, “Bu adım önemli bir adli adımdır ve özellikle terörist olarak sınıflandırılan gruplarla sıkı bir şekilde ilgilenen ya da Husilerin deniz seyrüseferi ve uluslararası ticarete yönelik tehditlerinden etkilenen bir dizi Avrupa ülkesinde yeni bir yasal yolun başlangıcı olabilir” dedi.

sdfrgty
Kızıldeniz'de ABD devriyeleri (ABD Afrika Komutanlığı)

İran destekli Husiler, Kasım 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ndeki Filistinlileri destekleme bahanesiyle Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'ndaki gemilere saldırıyor ve İsrail'le bağlantılı gemilerin yanı sıra Amerikan ve İngiliz gemilerinin seyrini engellemeye çalışıyor.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump 6 Mayıs'ta Husilerle ABD gemilerine yönelik saldırılarını durdurmayı da içeren bir ateşkes anlaşmasına vardığını duyurduktan sonra örgüt, anlaşmanın İsrail'e yönelik saldırıları durdurmayı içermediğini açıkladı.

El-İryani sözlerini şöyle sürdürdü: “Buradaki önem sadece güvenlik boyutuyla sınırlı değil, aynı zamanda Husilerin yurtdışındaki eleman kazanma araçlarını caydırmak ve eskiden kültürel ya da dini sloganların arkasına saklanan faaliyetlerinin doğasını açığa çıkarmakla da ilgili.”

Husi hareketlerini etkisiz hale getirmek

Yemen Enformasyon Bakanı, Almanya'nın attığı adımın, Husi milislerinin yurtdışındaki hareketlerini sınırlandırmanın ve özellikle Yemen içinde ve dışında çocukları ve gençleri örgüte katmak için dayandığı militan devşirme ve ideolojik çerçeve kaynaklarını kurutmanın başlangıcını temsil ettiğini vurguladı. El-İryani, “Bu aynı zamanda Husilerin kontrolü altında bulunan bölgelerdeki yerel topluluklara, kendilerine eğitim veya kültürel faaliyetler olarak pazarlanan şeyin aslında bir terör örgütüne savaşçı yetiştirmek olduğuna dair açık bir mesajdır” dedi.

sdfrgt
Husilerin yaz kamplarından eğitin gençler (Husi medyası)

Basında yer alan bazı haberlerde, Husilerin onlarca Yemenliyi Rusya-Ukrayna savaşına gönderdiği, onlara binlerce dolar ve çok sayıda başka menfaat vaadinde bulunduğu belirtildi.

Yaz kampları terör yuvasıdır

Aileleri ‘çocuklarını sözde yaz kamplarına kaydettirmenin tehlikeleri konusunda uyaran el-İryani, “Çünkü bu uluslararası olarak belirlenmiş bir terörist örgütün faaliyetlerine doğrudan katılım anlamına geliyor. Onlara, terörizmle ilgili suçlamalarla kovuşturma ve tutuklamalara maruz kalabilecek çocuklarının geleceğini korumalarını söylüyoruz” dedi.

El-İryani, “Daha da önemlisi bu gelişmeler, ister cahilce ister baskı altında olsun, milislerle iş birliği içinde olan herkesi seçeneklerini yeniden düşünmeye zorluyor. Çünkü dünya artık bu yıkıcı projenin parçası olanlara müsamaha göstermeyecek” şeklinde konuştu.

El-İryani'ye göre Husi ideolojisini etkisiz hale getirmek, onun yumuşak araçlarını, özellikle de Avrupa yargısı tarafından aşırılık, radikalizm ve terörizme açılan bir kapı olduğu kanıtlanmış olan sözde yaz kamplarını kuşatmakla başlar.

Avrupa'nın yaklaşımı memnuniyetle karşılandı

Yemenli bir yetkili, ‘Alman yetkililerin yaptıklarının Husi örgütünü ve tehlikesini daha iyi anladıklarını gösterdiğini’ söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, “Avrupa'nın bu yaklaşımı memnuniyet vericidir ve Yemen ile bölgede barış ve istikrarı desteklemektedir” dedi.

sdefrt6y
Husilerin başlattığı savaş 10 yılda yaklaşık 350 bin Yemenlinin hayatını kaybetmesine neden oldu. (AFP)

Avrupa Birliği (AB) iki gün önce Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki uluslararası gemilere yönelik tehditlerini ve ayrım gözetmeyen saldırılarını şiddetle kınayarak, Husilere karşı daha fazla kısıtlayıcı tedbir almayı düşündüğü uyarısında bulundu.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.