Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması

Vatandaşlara ekonomik ve insani destek sağlamanın en iyi ve en hızlı yollarının değerlendirilmesi önemli, hatta gerekli

Şimdi Suriye meydanlarında dolaşan herkes Esed sonrası dönemin başlangıcına ve iç siyasi değişime bağlı bir iyimserlik bulacaktır (AFP)
Şimdi Suriye meydanlarında dolaşan herkes Esed sonrası dönemin başlangıcına ve iç siyasi değişime bağlı bir iyimserlik bulacaktır (AFP)
TT

Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması

Şimdi Suriye meydanlarında dolaşan herkes Esed sonrası dönemin başlangıcına ve iç siyasi değişime bağlı bir iyimserlik bulacaktır (AFP)
Şimdi Suriye meydanlarında dolaşan herkes Esed sonrası dönemin başlangıcına ve iç siyasi değişime bağlı bir iyimserlik bulacaktır (AFP)

Nebil Fehmi

Medya açısından Donald Trump'ın Suudi Arabistan, Katar ve BAE'yi kapsayan turunun en önemli siyasi adımlarından biri, Ahmed eş-Şara ile Trump arasında Suudi Arabistan'ın katılımı ve Türkiye'nin de telefon ile katılımıyla bir görüşme ayarlanmasıydı. Nedeni de bunun taşıdığı siyasal anlamlar ve beraberinde getirdiği ekonomik ve güvenlik düzenlemeleriydi. Görüşme, Arap dünyası ve Ortadoğu'da pek çok kesim tarafından ölçülü ve nazik bir şekilde karşılanırken, halkı on yıldan fazla bir süre devam eden can kayıplarının yaşandığı, kaynakların ve zenginliklerin tüketildiği bir iç savaşın tahribatından muzdarip Suriye'de her alanda ekonomik bir atılım gerçekleştirmesi ümidi dile getirildi.

Suriye liderliğiyle yapılan siyasi görüşme, İran'ın rolüne bağlı olarak Ortadoğu'daki bölgesel dengelerin değerlendirilmesi, daha sonra iki ülke arasında siyasi bir anlaşmaya varılması hedefiyle Suriye-İsrail arasında doğrudan görüşmelerin yapıldığına dair çıkan haberler nedeniyle önem, değer ve anlam taşıyor. Şimdi Suriye meydanlarında dolaşan herkes, Esed sonrası dönemin başlamasına ve iç siyasi değişime bağlı hesaplı bir iyimserlikle, ülkenin siyasi gidişatını takip etmeyi sürdürme eğiliminin bir karışımını bulacaktır. Uzlaşma ve istikrara giden yolda, farklı pozisyonlar ve farklı yönelimler göz önüne alındığında, süreç bazı doğal aksaklıklara maruz kalsa da siyasi sonucun toplumun bir araya gelmesi ve yeniden birleşmesi olması umuluyor.

Ancak çarpıcı ve net olan, Suriye'de birkaç istisna dışında herkesin ciddi maddi sıkıntılar içinde olduğu ve özellikle komşu Türkiye'den gelen bazı temel ihtiyaç maddeleri bol olsa bile bundan yararlanamadığıdır. Dolayısıyla vatandaşların öncelikli odak noktası Trump'ın Suriye'ye uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılması talimatını verdiği açıklaması olmayı sürdürüyor. Bu yeni bir adım, ancak atılımın büyüklüğünü, kaynağını ve beklenen oranlarını tahmin etmek için belirli bir ayrıntı ve doğrulukla incelenmesi, yardımların en iyi şekilde nasıl sağlanacağının, vatandaşlara ve ihtiyaç sahiplerine nasıl ulaştırılacağının belirlenmesi gerekiyor.

Esed rejiminin devrilmesinden sonra Suriye'ye uygulanmaya devam eden en önemli ve etkili yaptırımlar, ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği'nin yaptırımlarıydı. En önemli ve etkili dememizin sebebi, doğrudan bu ülkelerin hükümetlerine uyguladığı baskının yanı sıra, diğer ülkeler ve Suriye'deki faaliyetlerinin diğer ülkelerdeki daha geniş ve daha büyük faaliyetlerini etkilemesinden endişelenen özel sektörün geneli üzerindeki daraltıcı etkisidir.

Trump'ın Körfez ziyareti öncesinde ABD'nin baskı ve yaptırımları, terör destekçileri olarak adlandırılan Esed rejimi mensupları ve onunla bağlantılı kişilere odaklanmıştı. Bunlara Suriye güvenlik ve istihbarat servislerine yönelik yaptırımlar, insani istisnalar çerçevesinin dışında kapsamlı bir ekonomik yaptırım ve Rus kurumlarıyla iş yapma yasağı da ekleniyordu. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre ABD'nin Suriye'yi ve mevcut Başkanı’nı terör listesinden çıkarmadığı, bilgi teknolojisi ihracatına sıkı denetimler getirdiği, Suriye ile önemli ekonomik ilişkileri olan diğer taraflara ve ülkelere yaptırımlar uyguladığı biliniyor. Öte yandan bazı enerji, kamusal ve insani hizmetler ile 2025 yılının ilk yarısında kamu idari hizmetleri sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için durum bazında icraatlar hayata geçirildi.

Esed rejiminin devrilmesinin ardından İngiltere, Suriye Merkez Bankası, Suriye Hava Yolları ve çok sayıda enerji ve yeniden inşa şirketinin de aralarında bulunduğu 24 Suriyeli kuruluşa uyguladığı yaptırımları askıya aldı. Ancak Esed rejimiyle bağlantılı bazı isimlere ve kaçakçılık faaliyetlerine, keza çift kullanımlı teknolojiye yönelik yaptırımlarının devam etmesinin yanı sıra, kültürel varlıkların korunmasına yönelik özel tedbirleri uygulamaya devam etti.

Öte yandan Avrupa Birliği, dört banka ve Suriye Hava Yolu Şirketi’nin de aralarında bulunduğu enerji, ulaştırma ve finans kuruluşlarına yönelik yaptırımları kaldırırken, insani yardım ve yeniden inşa için fon sağlanmasına izin verdi. Ama AB de Esed rejimi mensuplarına ve destekçilerine yönelik yaptırım ve ambargoları kaldırmadı, silah temininin yasaklanması ve hem sivil hem de güvenlik amaçlı kullanılabilecek teknolojinin ihracatına ilişkin getirdiği kuralları ve sınırlamaları da sürdürdü.

Önümüzdeki haftalarda kaldırılan yaptırımların niteliği ve kapsamı netleşecek ve Esed rejimi mensuplarına yönelik yaptırımların sürmesi, aynı ülkelerin terör listesinde bulunan yeni rejimin bazı yetkililerine yönelik yaptırımların ise kaldırılması bekleniyor. Suriye'de önceki rejimin çökmesinin, başkalarının işlere müdahale edebilmesinin temel sebebi olan uzun yıllar iyi bir yönetimin olmamasının bir sonucu olarak, beklenen ve gerekli bazı çelişkiler ve komplolar ortaya çıkacaktır.

Siyasi çalkantılara ve siyasi olarak her şeyin istikrara kavuşması için yeterli zamana ihtiyaç duyulmasına rağmen, Suriye vatandaşlarına ekonomik ve insani destek sağlamanın en iyi ve en hızlı yollarının değerlendirilmesi önemli, hatta gerekli. Yaptırım uygulama metodolojisinin değiştirilmesi, sağlanacak muafiyetlerin belirlenmesi, bunların alınma yöntemi ve koşullarının belirlenmesi hem bağışçının hem de yardım alanın şeffaflığa ve hesap verebilirliğe bağlı olmasını olumlu yönde dayatan ve koşullandıran, yardıma ilişkin tüm işlemlerde seçenek ve kaynak çeşitliliğini sağlayan bir metodolojiye bağlılık gibi birçok adımla bu yollar gözden geçirilmeli. Bunlar hem bağışçıya hem de yardım alana uygulanması gereken kurallar ve koşullardır, çünkü geçmiş deneyimler her iki tarafın da birçok ihlaliyle lekelenmiştir.

Uygulamada bu, kamu hizmetlerine, altyapıya ve ekonomik kalkınmaya yönelik yardım ve yatırımları kolaylaştırmak ve güvence altına almak için cezalandırıcı araçların değiştirilmesini ve geliştirilmesini de gerektiriyor. İlave olarak, ekonomik operasyonları, yatırımları kolaylaştırmak ve istikrara kavuşturmak için her bir olayın istisnai olarak ele alınmasını mümkün olduğunca en aza indirmeyi, bağışçılar ile yardım alanlar arasında eşit fırsatlar sağlamayı ve yolsuzluğu azaltmayı gerektiriyor.

Herhangi bir finansal sistemin temel taşı olması sebebiyle, finansal kuruluşlardan beklenen açıklama, açıklık ve gözden geçirme prosedürleri, tek tip ve açık hale getirilmeli. Özel sektör de dahil olmak üzere Suriyeli kurumlar bunu istikrarlı bir şekilde uygulayabilmeleri için güçlendirilmeli ve yeterlilikleri artırılmalı.

Yardımların ülke genelinde ayrımcılık yapılmaksızın, kamu kurumları aracılığıyla veya sivil toplumun desteğiyle adil bir şekilde dağıtılmasını güvence altına alacak gerekli usul ve mekanizmaların sağlanması, yerel kapasite geliştirme programlarına, gıda ve sağlık hizmetlerinin sağlanmasına özel itina gösterilmesi büyük önem taşıyor.

Suriye toplumuna yönelik acil insani ve ekonomik desteğe ihtiyaç duyulmakta olup, geri dönenlerin sayısı arttıkça bu talep ve ihtiyaçlar da artacaktır. Şam makamlarının Suriye Arap kimliğini korumak için Suriye halkına karşı ayrımcılık yapmadan, kapsayıcı bir yaklaşım benimseme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini takip etmeye devam ederken, bu konuda hepimizin insani bir yükümlülüğümüz olduğuna inanıyorum.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.