Trablus’taki çatışmalar Mısır'ın etrafını saran ateş çemberini daraltırken Kahire çemberi delmeye çalışıyor

Kahire, Cezayir ve Tunus ile koordinasyon mekanizmasını yeniden canlandırırken, Libya'nın iç işlerine dışarıdan müdahaleye son verilmesi çağrısında bulundu

Libya'nın iç işlerine dışarıdan müdahale edilmesi gerilimi körüklerken, krizin uzamasına neden oluyor (AFP)
Libya'nın iç işlerine dışarıdan müdahale edilmesi gerilimi körüklerken, krizin uzamasına neden oluyor (AFP)
TT

Trablus’taki çatışmalar Mısır'ın etrafını saran ateş çemberini daraltırken Kahire çemberi delmeye çalışıyor

Libya'nın iç işlerine dışarıdan müdahale edilmesi gerilimi körüklerken, krizin uzamasına neden oluyor (AFP)
Libya'nın iç işlerine dışarıdan müdahale edilmesi gerilimi körüklerken, krizin uzamasına neden oluyor (AFP)

İbrahim Mustafa

Libya, son dört yıldır nispeten sakindi. Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başkanı Abdülhamid Dibeybe’ye sadık olan silahlı gruplarla muhalif olan silahlı gruplar arasındaki çatışmaların ardından ülkede gerilim yeniden tırmandı. Libya’daki bu durum, güneyindeki Sudan’da ufukta çözüm ihtimali gözükmeyen savaş devam ederken, doğu sınırında Gazze Şeridi’nde şiddetlenen bir savaşla kuşatılmış olan Mısır'ın etrafını saran yangını daha da körükledi.

Başkent Trablus'ta mayıs ayı ortalarında patlak veren çatışmalar, dikkatleri yeniden Libya'da 2011 yılından bu yana yaşanan ve onunla bin 115 kilometrelik ortak bir sınıra sahip olan Mısır için ekonomik, siyasi ve güvenlikle ilgili sonuçlar doğuran kaosa çevirdi. Bu durum, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin 18 Mayıs'ta ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos ile yaptığı görüşmede ifade ettiği gibi, Kahire'yi ‘Libya'daki istikrarsızlıktan en çok etkilenen ülke’ haline getirdi.

Trablus'taki çatışmaların başlamasından bu yana Mısır tüm tarafları itidalli davranmaya ve Libya halkının çıkarlarını korumaya çağırdı. Tansiyonu düşürmek amacıyla uluslararası ve bölgesel taraflarla temaslar kurdu.

Üçlü koordinasyon mekanizması

Kahire, Mısır, Cezayir ve Tunus dışişleri bakanlarının Libya konulu toplantısına ev sahipliği yaparak, 2019 yılında toplantıları askıya alınan üçlü koordinasyon mekanizmasını yeniden canlandırdı ve Libya'nın komşularıyla ülkedeki tansiyonu düşürmeye çabaladı. Toplantının sonuç bildirisinde, Libyalı tüm taraflara aralarındaki anlaşmazlığı sona erdirmelerinin yanı sıra eş zamanlı olarak parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasına yönelik siyasi süreci ilerletmek amacıyla ‘uzlaşıya varmaları’ çağrısı yapıldı. Üç ülkenin dışişleri bakanları, Libya krizinin çözümünün hızlandırılması ve çatışma çemberinin genişlemesini önlemek için siyasi bölünmenin sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayarak, ‘Libya'nın güvenliğinin komşu ülkelerin güvenliği olduğunu’ belirttiler.

Bakanlar çözümün Libya halkının tüm bileşenlerinin mutabakatından kaynaklanması gerektiğini vurgularken, Libya'da gerginliği körükleyen, krizi uzatan ve Libya ile komşu ülkelerin istikrarını tehdit eden dış müdahaleyi reddettiklerini de ifade ettiler. Üç ülke ayrıca tüm yabancı güçlerin, yabancı savaşçıların ve paralı askerlerin belirli bir takvim çerçevesinde ülkeyi terk etmesini ve askeri ve güvenlik kurumlarının yeniden birleştirilmesini desteklediklerini ifade etti.

Kahire'deki toplantı öncesinde Mısır'ın Birleşmiş Milletler (BM) ile koordinasyonu sağlandı. Mısır Genel İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Mahmud Reşad, BM Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh ile Kahire'de bir araya gelerek Libya'daki siyasi ve güvenlik durumuyla ilgili gelişmeleri ele aldı. BM Libya Özel Temsilciliğinden yapılan açıklamaya göre iki taraf da Trablus'ta tansiyonun düşürülmesi ve çatışmaların daha da şiddetlenmesinin önlenmesi gerektiğini vurguladı.

Libya Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih’le de bir araya gelen Reşad, Kahire'nin Libya'da uzlaşmaya dayalı ve dış müdahaleyi sınırlayan bir çözümü desteklediğini vurguladı. Aynı görüşmede Salih ise Mısır'ın Libya krizinin çözümündeki rolünü, istikrarı sağlama ve Libyalı tarafları birbirine yakınlaştırmayı istediğini ifade etti.

Arap uzlaşıları

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime, BM’nin Trablus'taki durumu kontrol altına almak ve herhangi bir silahlı çatışmayı engellemek için Libya'nın komşusu olan ülkelerle iş birliği yapmak ve Libya'daki istikrarsızlığı sona erdirecek seçimlere ve bu seçimleri denetleyecek yeni hükümetin kurulmasına yol açacak bir vizyona ulaşmak için harekete geçtiğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Halime, geçmişte Arap ülkelerinin rolünün ‘istenilen düzeyde’ olmadığını, ancak şu anda bu ülkelerin Libya'daki duruma ilgisinin arttığını söyledi. Halime, Sudan ve Filistin'in yanı sıra Suriye ve Yemen'de daha büyük ölçekte yaşanan krizler ve İsrail'in İran'ı vurması halinde bölgesel bir savaş çıkacağı endişeleriyle, Libya'daki gerginliği yatıştırmak için özelde Mısır'ın, genelde ise Arap ülkelerinin atacağı adımların önemine dikkati çekti.

Türkiye ile uzlaşılar

Mısır'ın Libya'daki gelişmelere ilişkin diplomatik hamleleri Arap dünyasıyla sınırlı kalmadı. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Trablus'taki çatışmaların başlamasından birkaç saat sonra ilk görüşmesini Türk mevkidaşı Hakan Fidan ile gerçekleştirdi. Libya liderliğindeki siyasi sürece, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasına verdikleri desteği vurgulayan iki bakan Libya topraklarının birliğine ve bütünlüğüne bağlılıklarının altını çizdi.

Türkiye'nin Libya'nın batısındaki önemli rolü ve Abdulhamid ed-Dibeybe hükümetiyle iletişimi çerçevesinde Kahire ile Ankara arasında son dönemde Libya da dahil olmak üzere çeşitli dosyalar konusunda bir fikir birliği olduğunu belirten Mısırlı eski diplomat, Libya dosyasındaki önemli rolleri açısından Mısır'ın ABD yönetiminin yanı sıra İtalya ile de koordinasyon kurmasını bekliyor.

dfrgtyu
Dibeybe liderliğindeki UBH karşıtı protesto gösterisinden (AFP)

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire'de ABD Başkanı Trump’ın Ortadoğu ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Boulos ile Libya'da istikrarın nasıl yeniden tesis edilebileceğini görüştü. Sisi görüşmede, Kahire'nin Libya dosyasında önerilen siyasi çözümün tüm adımlarını desteklemeye ve TM, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) ve Başkanlık Konseyi’nin desteğini alan, başlıca görevi cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini gerçekleştirmek olan ortak bir hükümetin kurulması için anlaşmaya varılmasını istediğini vurguladı.

Kahire, Halife Hafter'in komutasındaki Libya Ulusal Ordusu (LUO) ve ülkenin doğusunda yer alan Trablus merkezli UBH’nin görev süresinin dolduğunu düşünen TM ile iyi ilişkilerini sürdürürken, UBH, BM ve uluslararası toplum tarafından tanınıyor.

Mısır'ın Trablus merkezli UBH ile ilişkileri ise özellikle UBH’nin Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli'nin geçtiğiniz yıl ağustos ayında TM tarafından atanan Başbakan Usame Hammad'ı kabul etmesini kınamasıyla gerildi.

Tehlikeyi sezme

Siyaset bilimi uzmanı İsmail Türk'e göre Mısır, Cezayir ve Tunus arasındaki üçlü koordinasyon, üç ülkenin Libya konusundaki görüş ayrılıklarını bir kenara bırakabileceğine işaret ediyor. Türk, Kahire'nin son toplantıdan altı yıl sonra bu mekanizmayı yeniden canlandırmasının, diğer ülkelerin güvenliğini doğrudan etkileyen Libya'nın güvenliğine yönelik tehdidin ciddiyeti bakımından ülkedeki durumu istikrara kavuşturacak bir çözüme ulaşma amacı taşıdığını ve durumun hassasiyetini teyit ettiğini belirtti.

Mısır, Cezayir ve Tunus dışişleri bakanları yılsonundan önce Libya konusunda sırasıyla Cezayir ve Tunus'ta olmak üzere iki toplantı daha yapılması konusunda mutabık kaldılar.

dcfgthy
Trablus'ta düzenlenen UBH karşıtı protesto gösterisinden bir kare (AFP)

Türk değerlendirmesinde, Mısır'ın her zaman paralı askerlerin ve yabancı güçlerin Libya topraklarını terk etmesi ve parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin eş zamanlı olarak yapılabilmesi için devlet kurumlarının desteklemesi gerektiğini vurguladığını söyledi. Mısır'ın rolünün Libya içinde kabul gördüğünü, özellikle de Kahire'nin her zaman Libya'nın egemenliğine yönelik tehditlere karşı durduğunu ifade eden Türk, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin Sirte-Cufra'yı doğu ve batı güçleri arasındaki çatışmaların yayılmasına izin verilmeyecek bir kırmızı çizgi olarak ilan etmesinin, UBH’nin kurulmasına yol açan geçici siyasi çözüme ulaşılmasına katkıda bulunduğunu hatırlattı. Türk, ayrıca Kahire'nin TM, DYK ve askeri yetkililer arasında görüşlerin yaklaştırılması için köprü kurmak ve Libya-Libya çözümü için baskı yapmak amacıyla birçok toplantıya ev sahipliği yaptığının da altını çizdi.

Mısır'ın Libya'da tansiyonu düşürmeye yönelik hamlelerini hızlandırmasının, Gazze Şeridi ve Sudan'daki savaşlar ve Kızıldeniz'deki hassas durum gibi bölgesel gerilimler çerçevesinde bölgedeki durumun ciddiyetinin farkında olmasından kaynaklandığını ifade eden siyaset bilimci, Kahire'nin Arap ülkelerinin tutumlarını koordine etmeye ve Trablus'taki çatışmalar da dahil olmak üzere çeşitli krizleri yatıştıracak çözümlere ulaşmaya çabalayarak, Arap dünyasının ulusal güvenliğinden ‘geriye kalanları’ korumaya çalışmak zorunda kaldığını söyledi. Türk, Mısır'ın attığı adımlara rağmen, Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD'nin gümrük tarifeleri krizi gibi uluslararası güçlerin kendi meseleleriyle meşgul olması nedeniyle, büyük zorluklar ve güçlüklerle karşı karşıya kalmaya devam ettiğine dikkat çekti.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
TT

Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, ABD ile İran arasındaki savaşta yaşanabilecek yeni bir tırmanışın daha büyük yıkıma ve ciddi sonuçlara yol açmasından “son derece endişeli” olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bugün Bahreyn'in başkenti Manama'da Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü tarafından düzenlenen Güvenlik Diyaloğu Zirvesi'nde konuşan Abdülati, “Bir sonraki çatışma turu daha tehlikeli ve daha yıkıcı olacak, hiçbir sonuç getirmeyecek. Geçmişten ders çıkarmalıyız” ifadelerini kullandı.

Haziran ayında varılan geçici anlaşma, İran'la yaşanan savaşta kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını veya Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığının normale dönmesini mümkün kılmadı. O tarihten bu yana İran, Washington'un İran limanlarına uyguladığı ablukayı kaldırması karşılığında Tahran'ın yedi gün içinde aksayan deniz geçişini yeniden açmasını önerdi.

Yeni bir anlaşmaya varılması amacıyla Katar arabuluculuk heyeti dün yeniden Tahran'a döndü. Ancak taraflar, önce nükleer müzakerelerin mi yoksa ablukanın ve petrol yaptırımlarının hafifletilmesinin mi gündeme alınması gerektiği konusunda hâlâ anlaşmazlık yaşıyor.


Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
TT

Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri’nin görevden alınması ve Başbakan Ali ez-Zeydi’nin kurumun yönetimini bizzat üstlenmesi, ülkenin en önemli güvenlik kurumlarından birindeki görev değişikliğinin ötesinde anlamlar taşıyor. Bu gelişme, hassas makamların siyasi güçler arasında nasıl paylaştırıldığı ve bu güçlerin güvenlik kurumları üzerindeki nüfuzunun sınırları konusunda yeni soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Ez-Zeydi, eş-Şatri’yi görevden alma kararından üç gün sonra, perşembe akşamı ülkenin en hassas makamlarından birinin yönetimini devraldı. Aralık 2024’te dönemin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani tarafından Raid Cuhî’nin yerine atanan eş-Şatri, yaklaşık bir buçuk yıl görevde kaldı.

Hükümet, görevden alma kararını egemenliğin pekiştirilmesi ve bölgesel tehditlerle mücadele kapsamında atılmış bir adım olarak nitelendirdi. Ancak söz konusu tehditlerin niteliği veya ez-Zeydi’nin teşkilatın yönetimini ne kadar süreyle üstleneceği konusunda ayrıntı vermedi.

Bu adım, güvenlik kurumunun yönetiminde istisnai bir uygulama olarak değerlendirilirken, aynı zamanda kurum başkanının değiştirilmesinin ötesine geçen siyasi boyutlar taşıyor.

Ez-Zeydi, istihbarat teşkilatının “bütün Iraklılara ait” olduğunu ve partizan, mezhepsel ya da hizipsel paylaşımın dışında tutulması gerektiğini belirtti. Ancak yeni bir başkan atamak yerine görevi bizzat üstlenmesi, makamı iktidar ortakları arasında yürürlükte olduğu varsayılan yazılı olmayan siyasi paylaşım düzeninin dışında bırakıyor.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)

Güvenlik yapılanması

Siyasi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, makamların paylaşımına ilişkin mutabakatlar çerçevesinde istihbarat teşkilatı başkanlığının Sünni Arapların kontenjanına ayrıldığını, ancak bu düzenlemenin henüz Sünni bir ismin göreve getirilmesiyle sonuçlanmadığını belirtti.

Kaynaklara göre ez-Zeydi’nin teşkilatın başına geçmesi, bölgesel gerilimin arttığı bir dönemde yeni istihbarat başkanlığını siyasi çekişmelerden korumayı amaçlıyor olabilir. Kaynaklar, başbakanın güvenlik yapılanmasını yeniden düzenleme planlarının teşkilatın belirli siyasi güçlerin kontrolüne geçmesini zorlaştırdığını ifade etti.

2003'ten bu yana teşkilatın yönetiminde, eski subay Muhammed Abdullah eş-Şevvani'nin kısa süreli görev dönemi dışında, Şii partilerle bağlantılı isimler yer aldı. Buna karşılık Sünni yetkililer, operasyonlardan sorumlu başkan yardımcılığı gibi teşkilatın önemli kademelerinde görev yaptı. Söz konusu makam, İran yanlısı silahlı grupların kışkırtma kampanyalarına da hedef olmuştu.

Bağdat'ın Mansur bölgesindeki teşkilat merkezinin çevresi, Mart 2026'da insansız hava aracıyla (İHA) düzenlenen hava saldırısına maruz kaldı. Saldırıda bir istihbarat subayı hayatını kaybederken, merkezde maddi hasar meydana geldi.

Resmî olmayan güvenlik raporlarında, saldırının İran ile ABD arasındaki bölgesel gerilim nedeniyle yasa dışı faaliyet gösteren silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü.

Adının açıklanmasını istemeyen Sünni bir siyasetçi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Irak'taki mevcut mezhepsel ve etnik güç paylaşımı düzenine göre istihbarat teşkilatının Sünni Arapların kontenjanında bulunduğunu söyledi.

Söz konusu siyasetçi, bu kesimin özellikle hassas ve güvenlikle ilgili makamlarda güç paylaşımı sistemi nedeniyle sık sık haksızlığa uğradığını belirterek, Sünnilerin bu tür görevlerde temsil edilmemesinin, vatandaşlık ve geçmişin mirasını aşma söylemiyle siyasi uygulamalar arasındaki uçurumu ortaya koyduğunu ifade etti.

Ancak aynı siyasetçi, eş-Şatri'nin görevden alınmasıyla ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini birbirinden ayrı değerlendirdi. Başbakanın mevcut aşamada teşkilatı yönetmesinin, makam üzerindeki anlaşmazlığın siyasi güçler arasında yeni bir rekabet alanına dönüşmesini önleyebileceğini belirtti. Görev için adaylık sürecinin başlatılmasının, siyasi çekişmelerin yoğunluğu nedeniyle uzlaşmayı zorlaştırabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)
Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)

İstihbarat teşkilatı: Merkezî yönetim ile siyasi paylaşım arasında

2003'ten bu yana Irak İstihbarat Teşkilatı, devlet kurumlarının inşasına damgasını vuran mesleki ve siyasi çıkarların iç içe geçmesinden bağımsız kalamadı. Güvenlik kurumları, sivil kurumlardan farklı bir yapıya sahip olmalarına rağmen, üst düzey görevler çoğu zaman siyasi güçler arasında pazarlık ve rekabet konusu oldu.

Siyaset araştırmacısı Abbas Abbud, 2003 sonrasında Irak devletinin kurumsal yapısında idari ve siyasi alanların iç içe geçtiğini, bunun da kurumların rolünü sınırlandırarak bağımsızlıklarını zayıflattığını ifade etti.

Abbud, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu iç içe geçişin idari görevlerden hassas güvenlik kurumlarına kadar uzanan bir siyasi nüfuz mücadelesine yol açtığını söyledi. Başbakanın teşkilatı siyasi paylaşım düzeninin dışında tutma yönündeki açıklamalarına rağmen, istihbarat kurumunun da bu rekabetin bir parçası hâline geldiğini vurguladı.

Burada öne çıkan soru, ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini siyasi liderlikle güvenlik kurumları arasındaki ilişkiyi yeniden düzenlemeye yönelik bir adıma dönüştürüp dönüştüremeyeceği.

Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Ofisi'nin kurulması ve yönetiminin eski İçişleri Bakanı Korgeneral Abdülemir eş-Şemmari'ye verilmesi, güvenlik yapılanmasının denetimini başbakanın liderliğinde merkezileştirmeye yönelik açıklanmış bir eğilimi yansıtıyor.

Ancak denetimin merkezîleştirilmesi, atama ve hesap verebilirlik konusunda açık kurallar oluşturulmadığı ve yetki sınırları belirlenmediği sürece kurumların mesleki bağımsızlığını güçlendireceği anlamına gelmiyor.

Müstansıriye Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Talib Muhammed Kerim, Irak'ın bölgesel ve uluslararası çatışmalardan korunabilmesi için stratejik gelişmeleri okuyabilen, çatışmaların yönünü ve bunların güvenlik, egemenlik ve ekonomik çıkarlar üzerindeki etkilerini öngörebilen bir istihbarat teşkilatına ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Kerim, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu hedefin gerçekleştirilmesi için teşkilatın siyasi çekişmelerden bağımsız bir mesleki yapıya kavuşması, güvenlik, diplomasi ve ekonomi kurumlarıyla koordinasyon içinde çalışması ve kurumu siyasi güçlerin hesaplarına göre değil, ulusal çıkarlar doğrultusunda yönetecek yetki ve vizyona sahip bir liderlik tarafından yönetilmesi gerektiğini vurguladı.


Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
TT

Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan’daki savaşın sona erdirilmesi ve dışarıdan dayatmalar olmaksızın barışın tesis edilmesi için ülkesinin yardıma hazır olduğunu açıkladı. Putin, Moskova’da düzenlenen 3. Rusya-Afrika Zirvesi kapsamında Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile gerçekleştirdiği görüşmede, iki ülke arasındaki ekonomik ve teknik iş birliğini geliştirmeye yönelik bir yol haritası sundu.

Putin, ülkesinin çatışmaların durdurulmasını ve siyasi bir çözüme ulaşılmasını desteklediğini vurgulayarak, savaşın insani ve ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre önerilen yol haritası, ticaret, sanayi, teknoloji ve lojistik alanlarında iş birliğini kapsıyor.

Burhan ise Rusya ile stratejik ortaklık kurulması çağrısında bulunarak Kızıldeniz kıyısında, Rusya’ya ait akaryakıt ve buğday depolarının da yer alacağı serbest ekonomik bölge oluşturulmasını önerdi. Sudan hükümetinin, demokratik bir sivil geçiş sürecinin ve özgür seçimlerin önünü açacak, “tamamen Sudan’a özgü” bir barış sürecine bağlı olduğunu vurguladı.

Öte yandan Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, Ukraynalı askerlerin Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) saflarında savaştığını ve birliklerine insansız hava araçlarının (İHA) kullanımı konusunda eğitim verdiğini öne sürdü. Hartum yönetiminin Ukraynalı, Kolombiyalı ve diğer yabancı uyruklu kişilerin savaşa katılımına ilişkin kanıtlara sahip olduğunu belirten Salim, geçen yıl ABD yönetimine Ukrayna üzerinden Sudan’a Amerikan silahlarının ulaştırıldığını gösteren belgeler sunduğunu açıkladı.