Arakçi’den Beyrut'a bir kitap imzalama etkinliğinin ötesine geçen ziyaret

Resmi bir kaynak, ziyaretin önceden koordine edilmediğini ve siyasi hedefleri olduğunu söyledi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçtiğimiz şubat ayında İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve İran'ın Lübnan Büyükelçisi Mücteba Amani'den oluşan İran heyetini kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçtiğimiz şubat ayında İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve İran'ın Lübnan Büyükelçisi Mücteba Amani'den oluşan İran heyetini kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Arakçi’den Beyrut'a bir kitap imzalama etkinliğinin ötesine geçen ziyaret

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçtiğimiz şubat ayında İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve İran'ın Lübnan Büyükelçisi Mücteba Amani'den oluşan İran heyetini kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçtiğimiz şubat ayında İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve İran'ın Lübnan Büyükelçisi Mücteba Amani'den oluşan İran heyetini kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Beyrut'a yapacağı sürpriz ziyaretin özellikle Lübnanlı liderler İran diplomasisinin başını çeken Arakçi’nin çantasında ne olduğu konusunda önceden bilgilendirilmediğinden neler getireceğini merakla bekliyor.

Resmi olmayan bilgilere göre ziyaretin asıl amacı Arakçi'nin Beyrut'ta bir kitap imza törenine katılacak olmasına rağmen İranlı yetkilinin Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam ile görüşmek için randevu talep etmesi. Bunun yanında Arakçi, Hizbullah liderliği ve muhtemelen Tahran'ın müttefiki Filistinli grupların liderleriyle de görüşeceği için ziyaretin siyasi bir boyutu da var.

Siyasi amaçlar

Ziyaret, ABD-İran müzakerelerinin yeni turunda karşılaşılan engeller, Tahran'ın barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirmeye devam etme konusundaki ısrarı ve İsrail'in İran'a askeri saldırıda bulunma tehditlerinin artmasıyla aynı zamana denk geliyor. Lübnanlı resmi bir kaynak, Arakçi'nin ziyaretinin Beyrut'ta kitabının imza töreninden çok daha öte, siyasi hedefler içerdiğini belirtti. Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Arakçi’nin ziyaret talebinin önceden Lübnan devleti ile koordine edilmediğini, ancak İranlı Bakan’ın Lübnanlı yetkililerle ülkesini ilgilendiren ve aralarında Lübnan devletinin Hizbullah'ın silahları da dahil olmak üzere tüm silahları kontrol etme kararının ve Lübnan'ın Arap dünyasına kalıcı ve sağlam bir şekilde dönme ve uluslararası toplumda yeniden rol alma kararının da olduğu tüm konuları görüşmek üzere toplantılar yapmayı planladığını ve  Lübnan doğrudan ya da dolaylı olarak bu dosyalarla ilgilendiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)

İranlı konuğun ziyaretinin amaçların açıklanması beklenirken Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı bir hükümet yetkilisi, Arakçi’nin Beyrut ziyaretinin içeriği hakkında hiçbir bilgi olmadığını ve Lübnanlı liderlerin onun neyi görüşmek istediğini önceden bilmediklerini söyledi. Yetkili, bu ziyaretin Lübnan devletinin silahların kontrolünü ele alma kararıyla ilgili olup olmadığına dair değerlendirmesinde, bu konunun Lübnan'ın egemenlik meselesi olduğunu, özellikle de Lübnan'ın, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Lübnan ziyareti sırasında Filistinli silahlı grupların silahlarının teslim edilmesi ve mülteci kamplarının güvenliğinin Lübnan devletine devredilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını belirtti.

İran-ABD müzakerelerindeki gelişmeler, özellikle de bu müzakerelerin başarılı ya da başarısız olmasının Lübnan üzerindeki etkilerinin görüşmelerin merkezinde yer alması beklenirken hükümet kaynağı, Lübnanlı yetkililerin Arakçi’ye bu konuyu, İranlı Bakan Lübnan tarafıyla görüşmek istemediği sürece açmayacaklarını vurguladı. Lübnan’ın müzakerelerin başarılı olmasını ve bölgede uzun süreli bir istikrar döneminin başlamasını umduğunu söyleyen kaynak, “Eğer müzakereler başarısız olursa -Allah korusun- bunun Lübnan'a olumsuz yansımaları olmamasını umuyoruz. Lübnan, yıkıcı bir savaştan yeni çıkmış bir ülke ve savaşın nedenlerini ve sonuçlarını gidermeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Uluslararası kararlara bağlılık

Öte yandan Lübnan'ın eski Washington Büyükelçisi Antoine Şadid, Arakçi’nin ziyaretinin asıl amacının, İran'ın uğradığı kayıplara, Hizbullah'ın aldığı darbelere ve Beşşar Esed rejiminin düşüşüne rağmen İran'ın Lübnan'daki nüfuzunu kanıtlamak olduğunu söyledi. Şadid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Lübnanlı liderlerin Arakçi’ye durumun değiştiğini ve Lübnan'ın uluslararası kararları, özellikle de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararı ve silahların sadece devletin elinde olması gerektiğini uygulamaya kararlı olduğunu açıkça ileteceklerine inandığını belirtti. Lübnan devletinin İran’ın Hizbullah ve silahları üzerindeki nüfuzunu sona erdirmekte kararlı olduğunu söyleyen Şadid, Hizbullah'ın ise silahlarını teslim etmeyi reddettiğini belirtti. Lübnan'ın uluslararası gözlem altında olduğunu hatırlatan eski Büyükelçi, İran'ın da bu bildiğini ve Lübnan halkının dış etkilerden bağımsız karar verme iradesine karşı çıkamayacağını vurguladı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Beyrut yakınlarındaki Cumhuriyet Sarayı'nda Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir araya geldi (EPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Beyrut yakınlarındaki Cumhuriyet Sarayı'nda Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir araya geldi (EPA)

Arakçi’nin Beyrut ziyareti, İran'ın nükleer programına dair ABD ile İran arasında yapılan müzakerelerin yapıldığı bir dönemde aralarında İsrail'in Tahran'a askeri saldırı tehditlerinin de olduğu bölgesel ve uluslararası gelişmelerin gölgesinde, Lübnan'da özellikle Başbakan Nevvaf Selam hükümetinin, Cumhurbaşkanı Avn ile Filistin Devlet Başkanı Abbas arasında, 16 Haziran'dan itibaren Filistinlilerin yaşadığı mülteci kamplarındaki silahların toplatılması konusunda varılan mutabakatı uygulaması kararının alındığı iç gelişmelerin yaşandığı bir dönemde ve Başbakan Selam'ın Abu Dabi'de ‘İran’ın devrimi ihraç etmesine son verilmesi’ çağrısında bulunduğu açıklamasından birkaç gün sonra gerçekleşiyor.



Irak’ta Başbakan Sudani'nin ikinci bir dönem için aday olacağı tahmin ediliyor

Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)
Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)
TT

Irak’ta Başbakan Sudani'nin ikinci bir dönem için aday olacağı tahmin ediliyor

Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)
Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)

Irak’ta (Şii) Koordinasyon Çerçevesi’nden kaynaklar dün, başbakanlığa aday isim konusunda karar verme aşamasına yaklaştıklarını ve adayı Cumhurbaşkanı Nizar Amidi'ye sunarak görevlendirme sürecini başlatacaklarını açıkladılar. Öte yandan tahminlerin çoğu, mevcut geçici hükümetin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin ikinci bir dönem için yeniden aday gösterilebileceğine işaret ediyor. Bu durum geçtiğimiz ocak ayı sonlarında ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘vetosu’ ile karşılaşan Hukuk Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki'nin adaylığından vazgeçileceği anlamına geliyor.

Buna rağmen kaynaklar, Baas Partisi'nin Kalıntılarının Ortadan Kaldırılması Komisyonu Başkanı Asim el-Bedri gibi ‘uzlaşmacı bir isim’ seçme olasılığı olduğuna da işaret ettiler. Ayrıca eski Başbakan Haydar el-İbadi'nin adı da olası bir aday olarak gündemde.

Koordinasyon Çerçevesi'nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin ABD ile İran arasındaki ateşkes dönemini hükümetin kurulması meselesini çözmek için değerlendirmeye çalıştığını ve bunun çok yakın bir zamanda yapılacak bir toplantıda gerçekleşmesinin olası olduğunu belirtti.


Çin Cumhurbaşkanı, Arap dünyasıyla ilişkilerin güçlendirilmesi çağrısında bulundu

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)
TT

Çin Cumhurbaşkanı, Arap dünyasıyla ilişkilerin güçlendirilmesi çağrısında bulundu

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)

Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, dünyada yaşanan benzeri görülmemiş değişimler ışığında, Çin ile Arap dünyası arasında daha güçlü ve dinamik bir ortaklık çağrısında bulundu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre medya haberleri, Şi'nin Pekin'i ziyaret eden Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan'a, dünyanın barış ve savaş, birlik ve çatışma gibi seçeneklerle karşı karşıya olduğu bir dönemde daha fazla koordinasyon ve iş birliğine ihtiyacı olduğunu söylediğini belirtiyor.

Abu Dabi Veliaht Prensi'nin ziyareti, Washington ve Tahran arasında haftalar süren İran savaşını sona erdirmek için yapılan görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bölgede artan gerilim dönemi ile eş zamanlı olarak gerçekleşiyor.


BM yetkilisi: Savaş nedeniyle Sudan nüfusunun %70'i artık yoksulluk sınırının altında yaşıyor

Sudanlıların dörtte biri günde iki dolardan az bir gelirle aşırı yoksulluk içinde yaşıyor (Reuters)
Sudanlıların dörtte biri günde iki dolardan az bir gelirle aşırı yoksulluk içinde yaşıyor (Reuters)
TT

BM yetkilisi: Savaş nedeniyle Sudan nüfusunun %70'i artık yoksulluk sınırının altında yaşıyor

Sudanlıların dörtte biri günde iki dolardan az bir gelirle aşırı yoksulluk içinde yaşıyor (Reuters)
Sudanlıların dörtte biri günde iki dolardan az bir gelirle aşırı yoksulluk içinde yaşıyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın Sudan Daimi Temsilcisi Luca Renda AFP’ye verdiği demeçte, Sudan'da yoksulluk oranlarının üç yıl önce savaşın başlamasından bu yana iki katına çıktığını ve nüfusun yüzde 70'inin yoksulluk sınırının altında yaşadığını belirtti.

Renda, “Savaştan önceki duruma baktığımızda, yoksulluk oranlarının fiilen ikiye katlandığını görüyoruz. Savaştan önce nüfusun yaklaşık yüzde 38'i yoksulluk sınırının altında yaşıyordu, ancak şimdi bu rakamın yaklaşık yüzde 70'e ulaştığını tahmin ediyoruz” dedi.

BM yetkilisi, Sudanlıların dörtte birinin günde iki dolardan az bir gelirle aşırı yoksulluk içinde yaşadığını ifade etti.

Dünya Gıda Programı (WFP), birkaç gün önce Sudan'daki durumu "dünyanın en büyük insani açlık krizi" olarak nitelendirmiş ve yaklaşık 45 milyonluk nüfusun 19 milyondan fazlasının devam eden çatışma ve bunun ekonomik ve insani sonuçları nedeniyle ciddi gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu belirtmişti. WFP ayrıca, savaşın başlamasından bu yana Port Sudan'dan faaliyet gösteren ülke ofisinin Sudan'ın başkenti Hartum'da yeniden açıldığını duyurarak, BM'nin başkente daha geniş çaplı dönüşünün yolunu açtı.