Rusya’ya giden Suriye heyetinin ziyaret amacı ve verdiği mesajlar

Beşşar Esed rejimi sonrası uzlaşılar

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın başkenti Moskova'da yaptıkları görüşmelerin ardından düzenlenen basın toplantısında tokalaşırken, 31 Temmuz 2025 (Reuters)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın başkenti Moskova'da yaptıkları görüşmelerin ardından düzenlenen basın toplantısında tokalaşırken, 31 Temmuz 2025 (Reuters)
TT

Rusya’ya giden Suriye heyetinin ziyaret amacı ve verdiği mesajlar

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın başkenti Moskova'da yaptıkları görüşmelerin ardından düzenlenen basın toplantısında tokalaşırken, 31 Temmuz 2025 (Reuters)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın başkenti Moskova'da yaptıkları görüşmelerin ardından düzenlenen basın toplantısında tokalaşırken, 31 Temmuz 2025 (Reuters)

Subhi Franjieh

Suriye hükümetinden 20'den fazla isim Beşşar Esed rejiminin düşmesinden sonra Suriye'nin Rusya'ya yaptığı ilk resmi ziyaret kapsamında 31 Temmuz Perşembe günü Moskova'ya geldi. Heyetin başında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra, Genel İstihbarat Başkanı Hüseyin Selame ve Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mahir Şara bulunuyor. Suriye heyetinin gündeminde, Rus tarafıyla görüşülecek birçok konu var. Bunların başında Rusya’nın Suriye'deki askeri üsleri, önceki rejim döneminde imzalanan Suriye-Rusya ekonomik anlaşmalarının akıbeti, İsrail'in Suriye'nin güneyindeki müdahaleleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ilişkiler ve Suriye rejiminin kalıntıları geliyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla'dan aktardığı habere göre haziran ayı sonlarında gerçekleşmesi beklenen ziyaret Suriye hükümeti tarafından ertelenmişti. Ancak Suriye'nin güneyindeki kanlı olayların ve İsrail'in Suriye'deki Dürzileri korumak bahanesiyle müdahalesinin yol açtığı karmaşıklıklar, Suriye hükümetinin Rusya ziyaretiyle içeride ve dışarıda kamuoyuna çeşitli mesajlar vermek istemesi nedeniyle hız kazandı. İki gün süren ziyaret sırasında Rusya'daki Suriyeli iş adamlarıyla da görüşmeler gerçekleşti. Bu görüşmeler, iş birliği kapılarını açmak ve Suriyelilere Suriye'nin yeniden inşasında ve ekonomik yatırımlarda rol almalarının memnuniyetle karşılanacağını bildirmeyi amaçlıyordu.

Dışişleri Bakanı Şeybani, Kremlin'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile, ardından Şeybani ve Mahir Şara, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile sonrasında da Şeybani, Murhaf Ebu Kasra ve Seleme, Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov ile görüştü. Suriye hükümetini defalarca kez Moskova’ya davet eden Rusya, tüm bu görüşmelerden birkaç saat sonra Suriye heyeti adına resepsiyon verdi. Al Majalla'ya konuşan bir diplomatik kaynak, Putin ile görüşmenin ziyaret öncesinde kesinleşmemiş olduğunu, ancak Lavrov ve Belousov ile yapılan ‘olumlu görüşmelerin’ sonucunda gerçekleştiğini belirtti. Kaynak, Suriye’nin devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kardeşi Mahir Esed'in, ziyaretin gündemini ve Moskova'daki Suriyeli büyük sermayedarlarla yapılan görüşmeleri düzenlemede önemli bir rol oynadığını ve ayrıca onun varlığının iki taraf arasındaki buzları eritmede etkili olduğunu da ekledi.

Al Majalla kaynaklarına göre Putin ile yapılan görüşme yaklaşık bir saat sürdü ve görüşmede, Esed rejimi döneminde faaliyet gösteren Suriye-Rusya Ortak Komitesi'nin yeniden faaliyete geçirilmesi ve komite üyelerinin değiştirilmesi konusunda mutabakat sağlandı. Komitenin görevi, Suriye ve Rusya arasında politika, güvenlik ve ekonomi konularında koordinasyonu sağlamak olacak. Görüşmelerde ayrıca, Rusya'nın Suriye ile savunma iş birliği alanında kolaylıklar sağlamaya hazır olduğu yönünde mesajlar da yer aldı.

Al Majalla birkaç gün önce Rusya'nın Suriye ile ilişkilerinin geleceğine olumlu baktığını yayınlamıştı. Suriye'nin Batı eksenine kaymasının kaçınılmaz olmadığını ve Rusya'nın Şam ile iletişim kurma ve askeri açıdan anlaşma sağlama şansı olduğunu düşünüyor. Bunu, Suriye hükümetine yeni Suriye ordusunu güçlendirmek için Rus silahları satın alması için kolaylıklar sağlayarak yapmayı planlıyor. Moskova, bunun Şam'ın Rusya'nın Hmeymim Hava Üssü’nde veya Kamışlı’daki askeri üste kalmasına onay vermesinin önünü açacağını düşünüyor.

Suriye'nin değişen öncelikleri

Geçtiğimiz aralık ayı başlarında Suriye rejiminin düşüşünden ve Beşşar Esed'in insani sığınma hakkı verdiği Rusya'ya kaçmasından bu yana, Suriye hükümetinin öncelikleri birkaç konuya odaklandı. Bunların başında Beşşar Esed ve Esed'in Suriyelilere karşı savaşında kendisine yardım eden askeri komutanları geri kazanma ve Rusya'da bulunan Suriye fonlarını geri alma çabaları geliyor. Ayrıca Esed'e askeri destek sağladığı ve Suriyeli sivilleri ve Suriye'nin altyapısını hedef aldığı için Rusya'dan tazminat talep edilmesi de bu konular arasındaydı. Fakat bu öncelikler, özellikle de geçtiğimiz mart ayında Suriye’nın kıyı bölgelerinde yaşanan olaylar, eski Suriye rejimi savaşçılarının güvenli bir sığınak olarak Lazkiye'deki Hmeymim Hava Üssü’ne sığınması ve yine kıyı şeridinde Rusya’dan koruma talep eden çağrılar başlaması sonrasında değişmeye başladı ve bunlara güvenlik öncelikleri eklendi.

Bu gelişme Suriye hükümetinde endişe yarattı ve Rusya'nın Fırat'ın doğusunda, Kamışlı’daki havaalanında eski rejimin komutanlarıyla görüşerek onları kendisiyle iş birliği yapmaya ikna etmek suretiyle sessizce askeri adımlar atmasının ardından bu endişe daha da arttı. Diğer taraftan SDG'nin kontrol ettiği ve Suriye hükümetinin coğrafi sınırları dışında sayılan havaalanında askeri nüfuzunu güçlendirdi. Bu dönüşümler Suriye hükümetinin önceliklerini değiştirdi.

Putin ile görüşme ziyaret öncesinde kesin değildi, ancak Lavrov ve Belousov ile yapılan ‘olumlu görüşmelerin’ sonucunda gerçekleşti.

Al Majalla'ya konuşan bazı kaynaklar, Suriye hükümetinin Suriye'deki (Hmeymim ve Kamışlı’daki) Rus güçlerinin geleceği ve önümüzdeki dönemde bununla nasıl başa çıkılacağı konusunu ele aldığını söyledi. Hükümetin görüşmelerinde Rus güçlerinin Kamışlı'daki varlığı, Hmeymim'deki varlığından daha önemliydi. Çünkü Kamışlı’daki hava üssü, Rusya'nın temmuz ayında onlarca askeri naklederek askeri nüfuzunu güçlendirmesiyle son zamanlarda Suriye hükümeti üzerinde güvenlik ve siyasi bir baskı oluşturmaya başladı. Ayrıca, Rusya ile SDG arasında düzenli toplantılar yapılıyor ve SDG, önümüzdeki dönemde kendisini destekleyen ABD'nin nüfuzunun daha da azalması durumunda Rusya ile ittifak planları yapmaya çalışıyor.

Görüşmelerde, Rusya'nın Beşşar Esed döneminde Suriye ile imzaladığı askeri ve ekonomik anlaşmaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiği de ele alındı. Al Majalla'nın bilgilerine göre, bu askeri ve ekonomik anlaşmaların bazıları Suriye hükümetinin ekonomik planlarını ve Arap ve Batı yatırımlarına açılmasını engelliyor. Rusya’nın kıyı bölgesindeki varlığı ve önceki rejimle imzalanan anlaşmalar, Suriye hükümetinin temmuz ayı ortalarında Dubai Ports World (DP World) şirketi ile 800 milyon dolar değerinde imzaladığı anlaşmanın bazı yönlerinin uygulanmasını engelleyebilir. Suriye Kara ve Deniz Limanları Genel Müdürlüğü ile imzalanan bu anlaşma, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli şirkete, Tartus Limanı’nı geliştirmesi ve işletmesi için 30 yıllık imtiyaz hakkı veriyor. Birbiriyle çakışan bu durum, Suriye hükümetinin çimento, gaz, fosfat ve altyapı gibi birçok sektörde Arap ve Batılı şirketlerle imzalamayı planladığı birçok sanayi ve yatırım anlaşması için de geçerli. Bilgilere göre hükümet heyeti, önceki anlaşmaların gözden geçirilmesi ve geleceği konusunda Rus tarafının esnek davranmasını bekliyor.

tynju
Şeybani ve beraberindeki heyet, Moskova'da Lavrov ile görüşürken, 31 Temmuz 2025 (AFP)

Suriyeli heyetin gündemindeki dosyalardan biri de İsrail’in Suriye'ye askeri müdahalesiydi. Suriye hükümeti, İsrail'in Suriye'deki Dürzi azınlığı koruma söylemiyle istikrarı bozduğunu düşünüyor. Şam, İsrail'in davranışının iç bölünmeyi pekiştirdiğini ve hükümetin Suriye coğrafyasını birleştirmek için iç uzlaşmaya varmayı zorlaştırdığını düşünüyor. Şam, Moskova'nın bazı Arap ülkeleri, Türkiye ve ABD’nin çabalarının yanı sıra Şam'ın içeride bazı adımlar atmasını engelleyen İsrail'in müdahalelerini durdurmak için uzlaşmaya varmada ek bir rol oynamasını umuyor. Şam'ın Rusya’nın üstlenmesini umduğu rolü, bir yandan Moskova ile Tel Aviv arasındaki yakın ilişkiden, diğer yandan da Şam'ın beklentileriyle uyumlu olduğunu düşündüğü Rusya'nın İsrail'in müdahalelerine karşı tutumundan kaynaklanıyor. Al Majalla kaynaklarına göre Suriye heyetinin şu anda borç ve tazminat konularını gündeme getirmesi beklenmiyor, çünkü Suriye'nin güvenliği ve hükümetin Arap dünyası ve Batılı ülkelerin yatırımlarıyla yeniden inşa sürecini hızlandırma çabaları daha önemli hale geldi.

Öte yandan Şam bu ziyaretin, dış destekten yararlanmaya çalışan birçok askeri gücün beklentilerini azaltmada rol oynayacağını düşünüyor. Bunlar arasında, Rusya'nın kendilerini destekleyerek askeri güç oluşturmaya hazır olduğu yönünde söylemler yaymaya çalışan, Suriye rejiminin kıyı şeridinde kalan hücreleri de bulunuyor. Bunun yanında SDG'nin bazı uzantıları da Rusya'nın Fırat'ın doğusunda güçlü bir müttefik olabileceğine inanıyor. Diğer taraftan Şam, Moskova ziyaretini, dış destek yoluyla siyasi kazanımlar elde etmeye çalışan Suveyda'daki askeri konseye yönelik bir iç mesaj olarak görüyor.

Hükümetin görüşmelerinde Rus güçlerinin Kamışlı'daki varlığı, Hmeymim'deki varlığından daha önemliydi. Çünkü Kamışlı’daki hava üssü, Suriye hükümeti üzerinde güvenlik ve siyasi bir baskı oluşturmaya başladı.

Suriye hükümeti, bu ziyaretin Batı'nın endişelerini uyandırmasını beklemiyor, çünkü Şam, bu ziyaretin hükümetin güvenliğini ve ekonomisini güvence altına alma çabalarının bir parçası olduğunu düşünüyor. Ayrıca bu ziyaret, Rusya ile ittifak bağlamında değil, daha çok Rus müdahalesini durdurmak ve Suriye'nin çıkarlarını güvence altına alacak şekilde Moskova ile ilişkileri normalleştirmek için atılmış bir adım olarak görülüyor. Ancak Şam aynı zamanda Batı'ya, ittifaklar ve askeri ve siyasi destek sağlamak için Batı dışında başka kapılar da çalabileceği mesajını vermek istiyor.

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, 31 Temmuz Perşembe günü Moskova'da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Suriye-Rusya ilişkilerinin kritik ve tarihi bir süreçten geçtiğini, Rusya ile iş birliğinin saygıya dayandığını ve ‘Rusya ile diyalogun Suriye'nin geleceğini destekleyen stratejik bir adım’ olduğunu söyledi. Şeybani, “Suriye halkının çıkarlarını güvence altına almak için Rusya ile önceki anlaşmaları yeniden gözden geçirmek üzere bir komite kurduk” diye devam etti.

Ziyaretin amacı baskı mı yoksa stratejik bir konumlanma mı?

Rusya, Suriye rejiminin düşüşünden bu yana eski Suriye rejiminin kalıntıları ve subaylarıyla iletişim kanallarını açık tutmak da dahil olmak üzere birçok konuda sessizce çalışıyor. SDG ile görüşmelerini sürdürmek ve zaman zaman Kamışlı havaalanı dışında seyahat eden Rus otobüslerinin korunması konusunda SDG ile iş birliği yapmak, SDG liderleriyle Şam ile müzakere konularını görüşmek için toplantılar düzenlemek gibi konular yer alıyor. Suriye sahilinde olaylar başlamasıyla birlikte, Rusya’nın sahil bölgesindeki halkın ruh halini değiştirmede ve Suriye'deki istikrar çabalarını, rejimin kalıntıları ve subaylarını destekleyerek veya onları Rusya'nın askeri gündemine hizmet etmek üzere Suriye sınırları dışına naklederek bozma konusunda daha belirgin bir rol oynadığı ortaya çıktı.

ftyu7
Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra, Rusya'nın Moskova kentinde bir araya geldiler, 31 Temmuz 2025 (AFP)

Suriye hükümeti bu eylemleri endişeyle izliyordu ve müttefikleri aracılığıyla Ruslara, bu adımların Rusya ile Suriye arasındaki ilişkileri normale döndürme çabalarını baltaladığını mesajını vermeye çalışıyordu. Rusya ise, özellikle Suriye hükümetinin 2019 yılında Rus şirketi STG ile Suriye rejimi arasında imzalanan ve Moskova'ya Tartus limanını 49 yıl boyunca işletme ve yatırım yapma hakkı tanıyan anlaşmayı feshetmesinin ardından, Suriye'nin güvenliğini ve istikrarını sarsma kapasitesine sahip olduğunu Şam’a iletmek istediği görülüyor.

Rusya, Suriye’nin Suveyda ilinde geçtiğimiz temmuz ayı başlarında kanlı olaylar başladığında Fırat'ın doğusunda faaliyetlerini yoğunlaştırdı ve Rus uçakları onlarca Rus askerini Kamışlı’daki hava üssüne taşıdı. Üsse silah ve mühimmat da nakledildi. Fırat'ın doğusunda, Rusya'nın yakın gelecekte SDG ile Suriye hükümeti arasında bir çatışma başlamasında durumunda barış arabulucusu ve çatışmayı önleyici güç olarak hazırlandığına dair söylentiler yayıldı. SDG'nin bir kanadı bu söylentiyi yakaladı ve Şam ile ilişkilerinin kötüleşmesi durumunda Rusya ile ittifak kurma olasılığını değerlendirmeye çalıştı.

Al Majalla, SDG liderlerinin son zamanlarda Kamışlı'daki hava üssünün Şam ve Moskova arasındaki müzakerelerde masaya yatırıldığını ve Şam'ın bu üssün kalması konusunda esnek bir tutum sergileyeceğini söylediğini öğrendi. Bu haberlerin doğru olması halinde SDG'nin Rusya ile ittifak kurmak için elinde bir koz olacağını belirttiler. Tüm bu göstergeler Şam'ın endişelerini artırdı ve bu da Suriye hükümetinin Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ve Genel İstihbarat Teşkilatı’nın üst düzey isimlerinin Moskova ziyaretini hızlandırdı. Bu da ziyaret sırasında ele alınacak konuların niteliğine dair bir gösterge olarak değerlendirilebilir.

Al Majalla, SDG liderlerinin son zamanlarda Kamışlı'daki hava üssünün Şam ve Moskova arasındaki müzakerelerde masaya yatırıldığını ve Şam'ın bu üssün kalması konusunda esnek bir tutum sergileyeceğini söylediğini öğrendi.

Rusya, Şam'ın kontrolünden uzak olan Fırat'ın doğusunda sessizce nüfuzunu güçlendirmeye çabasıyla haziran ve temmuz aylarında SDG ile görüşmelerini yoğunlaştırdı, eski rejimin kalıntılarına kapılarını açık tuttu ve Rusya’nın müttefiklerini terk etmeyeceği yönündeki genel havayı korudu. Tüm bu faktörler, Şam'ı bu ve diğer konuları görüşmek üzere müzakerelere başlamaya zorladı. Bazıları bunu Rusya'nın Şam ile ilişkilerin normalleşmesini hızlandırmak için attığı bir adım olarak görebilir. Rusya aynı zamanda devrik Beşşar Esed rejimi sonrası bir nüfuz durumu oluşturmaya çalışıyor ve bu da yeni Şam yönetiminin bunu hızlı bir şekilde sonlandırmasını zorlaştırıyor. Rusya’nın beklentilerine göre bu kartlar, Suriye'de sıcak sularda veya Fırat'ın doğusunda Rusya’nın askeri ve ekonomik varlığının devamını sağlayan stratejik hamleler.

dfrgtyhu
Suriye'nin batısındaki Tartus Limanı, 16 Aralık 2024 (AFP)

Rusya'nın Suriyeli heyeti ağırlaması ve bu ziyaretin Rusya Devlet Başkanı Putin ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani'nin görüşmesiyle taçlandırılması, sadece iki ülke arasındaki normalleşme sürecini hızlandırmayı değil, aynı zamanda Batı'ya provokatif mesajlar vermeyi de amaçlıyordu. Bu mesajlar, Rusya'nın Suriye coğrafyasında hala bir oyuncu olduğunu ve Esed rejiminin düşüşünden sonra bile Rus ayısının kaybeden taraf olmayacağını bir kez daha kanıtlıyor.

Al Majalla'nın edindiği bilgilere göre Moskova'nın hedefleri arasında önümüzdeki dönemde Şam ile çeşitli düzeylerde anlaşmalara varmak da yer alıyor. Bu anlaşmalar arasında Suriye ordusuna yeniden silah satışı ve askeri misyonlar aracılığıyla ordu kadrolarının eğitimi bulunuyor. Moskova, bunun yanında önceki rejim döneminde imzalanan bazı yatırım sözleşmelerini de sürdürmeyi hedefliyor. Moskova, Suriye'nin siyasi ve ekonomik açıdan Batı'ya açılması nedeniyle bu hedefleri gerçekleştirmenin zor olduğunu bilse de Batı'nın bir an önce geri adım atmasını ve Suriye'ye alternatif ve tarihi müttefik olarak siyasi çarkını Suriye topraklarında yeniden harekete geçirmesini umuyor.



Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.


Mısır: Sisi'ye suikast düzenlemeyi planlamakla suçlanan Hasm Örgütü üyeleri gözaltına alındı

Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
TT

Mısır: Sisi'ye suikast düzenlemeyi planlamakla suçlanan Hasm Örgütü üyeleri gözaltına alındı

Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)

Mısır İçişleri Bakanlığı, Mısır tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Müslüman Kardeşler Örgütü’ne bağlı terör hareketi ‘Hasm’ üyelerinin, ‘devletin güçlerine zarar vermeyi amaçlayan terör eylemleri planlamak ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye suikast girişiminde bulunmak’ suçlamasıyla gözaltına alındığını duyurdu.

Bakanlık tarafından dün yapılan açıklamada, Hasm Hareketi üyelerine yönelik operasyonlar kapsamında Müslüman Kardeşler Örgütü liderlerinden Mahmud Muhammed Abdulvunis'i gözaltına aldığını duyurdu.

Bakanlık, bunun devlete zarar vermeyi amaçlayan eylemlere karışan Hasm Hareketi üyelerinin takibi kapsamında gerçekleştiğini ve bu eylemler arasında, 7 Temmuz'da Mısır güvenlik güçlerinin baskınlarından önce, hareketin iki üyesi olan Ahmed Muhammed Abdurezzak ve İhab Abdulatif Muhammed'in güvenlik ve ekonomik tesislerin yanı sıra başkanlık uçağını hedef alan operasyonlar gerçekleştirmeye zorlanmasının da yer aldığını ekledi. Açıklamaya göre hareket üyelerine ait bir sığınağa yapılan baskın sonucunda iki Hasm üyesi öldürüldü.

Bakanlığın açıklamasında, terörist Ali Mahmud Abdulvunis'in birçok terör davasında müebbet hapis cezasına çarptırıldığını belirtildi. Bu davalardan başlıcaları arasında, ‘başkanlık uçağını hedef almaya teşebbüs’ ve ‘Şehit Yarbay Macid Abdurrazık suikastı’ ile ilgili 2022 yılına ait 120 numaralı dava yer alıyor.

vvf
2013 yazında yanan Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Kahire'deki merkezi (Getty)

İçişleri Bakanlığı'nın açıklaması, Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) üyesinin planladığı terör eylemleri ve Hasm Hareketi’ne mensup diğer üyeler hakkındaki itiraflarına eşlik etti.

Abdulvunis, aralarında Menufiye vilayetindeki el-Acezi Kontrol Noktası’na düzenlenen saldırı, Tanta şehrindeki polis eğitim merkezine düzenlenen bombalı saldırı (bu saldırıda çok sayıda polis memuru şehit oldu ve yaralandı) ve el-Obur şehrinde evinin önünde öldürülen Tuğgeneral Adil Ragai'nin suikastı da dahil olmak üzere birçok terör eylemine katıldığını itiraf etti.

Ayrıca, Müslüman Kardeşlerin kaçak liderlerinden Yahya Musa’nın (Hasm Hareketi’nin kurucusu) talimatıyla 2016 yılında komşu ülkelerden birine sızdığını, Hişam Aşmavi (idam edildi) tarafından kurulan el-Murabitun Örgütü’nün liderleriyle temas kurduğunu ve Hasm Hareketi üyelerini uçaksavar füzeleri, ağır silahlar ve patlayıcıların kullanımı konusunda eğitmek üzere komşu ülkelerden birinde bir kamp kurduğunu da anlattı.

Abdulvunis, yurtdışına kaçan Hasm Hareketi liderleri Yahya Musa, Muhammed Refiqk İbrahim Menna, Alaa Ali Ali el-Samahi ve Muhammed Abdulhafız Abdullah Abdulhafiz ile birlikte 2019 yılı boyunca ülkede bazı terör eylemleri gerçekleştirmeyi planladıklarını ve hareketin eğitimli unsurlarını bomba yüklü araçlar hazırlamaya yönlendirdiklerini, bunlardan birinin Kahire’nin orta kesimlerindeki Onkoloji Enstitüsü önünde patladığını açıkladı. Ayrıca 2025 yılında, yurtdışında bulunan teröristler Mahmud Şehte Ali el-Ced ve Mustafa Ahmed Muhammed Abdulvehhab'ı, saldırı eylemleri gerçekleştirmek üzere ülkeye dönmeye cesaretlendirdiklerini itiraf eden Abdulvunis, ancak güvenlik güçleri tarafından tespit edilip yakalandıkları için bunu başaramadıklarını ifade etti.

scds
Mısır'da Müslüman Kardeşler üyelerinin yargılandığı, daha önce yapılan bir duruşmadan bir kare (AFP)

Hasm Hareketine atfedilen son operasyonlar 2019 yılında gerçekleşti. Mısırlı yetkililer, o yıl Hasm Hareketi’ni Kahire’deki Onkoloji Enstitüsü çevresinde 22 kişinin ölümüne ve onlarca kişinin yaralanmasına yol açan bir araba bombalamasına karışmakla suçlamıştı. Ayrıca, hareketin 2016 yılında, Mısır'ın eski Müftüsü Ali Cuma ve Başsavcı Yardımcısına saldırı hazırlığında olduğu ve Fayum ilindeki Tamiya Emniyet Müdürü'ne suikast düzenlediği iddia ediliyor. Hasm Hareketi 2019 yılında kendisini resmi olarak ilan etmişti.

Uluslararası terörle mücadele uzmanı Hatem Sabir’e göre Mısır İçişleri Bakanlığı'nın Hasm Hareketi üyelerinin gözaltına alındığını duyurması, Müslüman Kardeşlerin Mısır'ı terör eylemleriyle hedef almaya devam ettiğini gösterdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Sabir, Müslüman Kardeşler örgütünün artan bölgesel zorluklara rağmen Mısır'ı hedef almaya devam ettiğini söyledi.

Başta Genel Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii olmak üzere Müslüman Kardeşler liderlerinin çoğu, 2013 yılında İhvan’ın iktidardan ayrılmasının ardından Mısır'da meydana gelen ‘şiddet ve cinayet’ davaları nedeniyle Mısır hapishanelerinde tutulurken, diğer üyeler ise ülke dışında ikamet ediyor.

Sabir, yakalanan teröristin, aralarında başkanlık uçağının hedef alınması da dahil olmak üzere itiraf ettiği terör eylemlerinin, ‘bazı istihbarat teşkilatlarının örgütü desteklediğini yansıttığını’ belirtti, ancak bu istihbarat teşkilatlarının adı açıklamaktan kaçındı. Bu tür operasyonların planlanmasının herhangi bir örgüt veya hareketin kapasitesini aştığını söyleyen Sabir, bu operasyonların temel amacının Mısır devletinin siyasi ve ekonomik kapasitesine zarar vermek olduğunu vurguladı.

Öte yandan Mısır İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, ülkenin güvenliğini ve istikrarını sarsmayı hedefleyen Müslüman Kardeşler örgütü ve destekçilerinin planlarına karşı kararlılıkla mücadeleye devam edeceğini teyit etti.