İsrail medyası: Netanyahu, Gazze Şeridi'nin tamamını ele geçirmek istiyor

TT

İsrail medyası: Netanyahu, Gazze Şeridi'nin tamamını ele geçirmek istiyor

İsrail medyası: Netanyahu, Gazze Şeridi'nin tamamını ele geçirmek istiyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, bu hafta güvenlik konseyiyle bir araya gelerek ordunun Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaştaki hedeflerini nasıl gerçekleştireceğini tartışacağını söyledi. Netanyahu, kabine toplantısının başında yaptığı açıklamada “Birlikte durmaya devam etmeliyiz ve savaşın, düşmanı yenmek, rehineleri kurtarmak ve Gazze'nin bundan sonra İsrail için herhangi bir tehdit oluşturmamasını sağlamak olan tüm hedeflerini gerçekleştirmek için birlikte savaşmalıyız” ifadelerini kullandı.

İsrail televizyonu Kanal 12, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ofisinden bir yetkilinin Netanyahu'nun Gazze'ye yönelik saldırıyı genişleterek tüm bölgeyi kontrol altına almaya eğilimli olduğunu söylediğini aktardı.

İsrail medyası, Hamas ile dolaylı ateşkes görüşmelerinin çökmesinin ardından İsrail'in Gazze'de atacağı sonraki adımlara ilişkin karar almak üzere kabinenin salı günü (bugün) toplanacağını bildirdi. Netanyahu'nun ofisinden yorum taleplerine şimdiye kadar herhangi bir yanıt verilmedi.

İsrail merkezli haber sitesi Ynet, Netanyahu'nun çevresindeki üst düzey yetkililerin, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ni tamamen işgal etmeye hazırlandığını söylediğini aktardı. Ynet’e göre yetkililer, “Karar verildi, Gazze Şeridi'ni tamamen işgal etmeye hazırlanıyoruz... Rehinelerin tutulduğu bölgelerde de operasyonlar yapılacak. İsrail Genelkurmay Başkanı bu emri reddederse istifa edebilir” ifadelerini kullandı.

yu
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus’ta yardım malzemesi taşıyan bir tırın üstüne çıkan Filistinliler, 4 Ağustos 2025 (Reuters)

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, geçtiğimiz cumartesi günü İsrail'e yaptığı ziyaret sırasında, İsrail hükümeti ile Gazze'deki savaşı fiilen sona erdirecek bir plan üzerinde çalıştığını açıkladı. Ancak İsrailli yetkililer, Gazze'deki askeri operasyonu genişletmek ve yıkılan bölgeleri ilhak etmek gibi fikirler ortaya attı.

thyjuıo
ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Tel Aviv'de Hamas tarafından alıkonulan İsrailli rehinelerin aileleriyle görüşmeye giderken (AP)

Katar’ın başkenti Doha'da ABD'nin desteklediği 60 günlük ateşkes önerisi üzerinde anlaşmaya varılmasını sağlamak amacıyla yürütülen ateşkes görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı. Söz konusu ateşkes önerisine göre Gazze'ye yardım gönderilecek ve Hamas'ın alıkoyduğu rehinelerin yarısı, İsrail'de tutuklu bulunan Filistinli mahkumların serbest bırakılması karşılığında serbest bırakılacaktı. İsrailli üst düzey bir yetkili, Netanyahu’nun geçtiğimiz perşembe günü Witkoff ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Washington ve İsrail arasında, ateşkesin yerini ‘tüm rehinelerin serbest bırakılması, Hamas'ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılması’ gibi İsrail'in savaşı sona erdirmek için koyduğu temel şartları içeren kapsamlı bir anlaşmaya geçilmesi gerektiği konusunda bir mutabakat oluşuyor” dedi.

thyuı
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta Hamas'ın silahlı kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları üyeleri, Şubat 2025 (Reuters)

Diğer taraftan pazar günü Reuters'a bilgi veren bir kaynak, Witkoff’un ziyaretinin İsrail'de ‘son derece önemli’ olarak görüldüğünü söyledi. Ancak pazar günü ilerleyen saatlerde İsrailli bir yetkili, anlaşmaya varmaya çalışmanın boşuna olacağını belirterek daha fazla güç kullanma tehdidinde bulundu.

Gazze'deki savaş, Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail'in güneyine saldırı düzenlemesiyle başladı. İsrail'in verilerine göre saldırıda bin 200 kişi öldü ve 251 kişi rehin alındı. Gazze'deki sağlık yetkililerine göre aynı tarihten bu yana İsrail'in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşta 60 binden fazla Filistinli öldürüldü. İsrailli yetkililer, Gazze'de halen 50 rehine olduğunu ve bunlardan 20'sinin yaşadığını düşünüyor.



Lübnan, İran Büyükelçisine ve müdahalesine “kırmızı kart” gösterdi

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bu ayın başlarında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bu ayın başlarında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan, İran Büyükelçisine ve müdahalesine “kırmızı kart” gösterdi

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bu ayın başlarında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bu ayın başlarında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan dün, İran’ın Beyrut Büyükelçisine ve ülkesinin Lübnan iç işlerine müdahalesine karşı ‘kırmızı kart’ gösterdi. Lübnan Dışişleri Bakanlığı, İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şibani’yi ‘istenmeyen kişi’ ilan ederken ona önümüzdeki pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesi için süre tanıdı.

Karar, Dışişleri Bakanı Yusuf Recci tarafından alınmış olsa da Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı yetkili bir kaynak, kararın Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam ile istişare edilerek alındığını doğruladı.

Kararın Dışişleri Bakanı’nın yetki alanına girdiğini, ancak ilişkilerin kesilmesinin Bakanlar Kurulu'nun yetki alanına girdiğini belirten kaynak, İran'ın ‘Lübnan'ın istikrarını ve dostlarıyla ilişkilerini tehdit eden’ tutumunun devam etmesi halinde bu senaryonun nihayetinde gündeme gelebileceğine dikkat çekti.

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi Şibani'nin akreditasyonuna verilen onayın geri çekilmesinin ‘İran ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, aksine büyükelçinin Lübnan'da atanmış bir büyükelçi olarak diplomatik ilişkilerin kurallarına ve gerekliliklerine uymaması nedeniyle alınan bir önlem olduğunu’ açıkladı.

İç krizin bir göstergesi olarak, karar Şii İkilisi dışında Lübnan'daki siyasi güçler tarafından memnuniyetle karşılandı. Şarku’l Avsat’a konuşan Şii İkilisi’nden (Hizbullah ve Emel Hareketi) kaynaklar, büyükelçiden kalmasını istediklerini ve ‘ayrılmayacağını’ doğruladı.

Hizbullah, kararı ‘büyük bir günah’ olarak nitelendirirken, Meclis Başkanı Nebih Berri, yakın çevresinden sızan bilgiler ‘büyük bir rahatsızlık’ olduğuna işaret ederken, yorum yapmaktan kaçındı.

Öte yandan Beyrut'un kuzeyindeki Keservan bölgesi üzerinde önlenen bir İran füzesinin parçalarının düşmesi, Cünye bölgesinin savaştan uzak bir bölge olması nedeniyle geniş çaplı endişe yarattı.


Enbar'da “Haşdi Şabi” güçlerine düzenlenen hava saldırılarında 7 Irak askeri öldü

Yerel halk tarafından çekilen fotoğrafta, dün Musul'da bombalanan bir bölgeden yükselen duman görülüyor. Yetkililer, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını söyledi
Yerel halk tarafından çekilen fotoğrafta, dün Musul'da bombalanan bir bölgeden yükselen duman görülüyor. Yetkililer, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını söyledi
TT

Enbar'da “Haşdi Şabi” güçlerine düzenlenen hava saldırılarında 7 Irak askeri öldü

Yerel halk tarafından çekilen fotoğrafta, dün Musul'da bombalanan bir bölgeden yükselen duman görülüyor. Yetkililer, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını söyledi
Yerel halk tarafından çekilen fotoğrafta, dün Musul'da bombalanan bir bölgeden yükselen duman görülüyor. Yetkililer, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını söyledi

Irak Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ülkenin batısındaki Enbar'da “Haşdi Şabi” güçlerinin bir mevzisini hedef alan hava saldırısında 7 askerin öldüğünü, 13 askerin ise yaralandığını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, “Savunma Bakanlığının Habbaniye bölge komutanlığına bağlı Habbaniye askeri kliniği ve Habbaniye inşaat departmanı, ulusal ve insani görevlerini yerine getirirken, 7 kahraman savaşçımızın şehit olmasına ve 13'ünün yaralanmasına yol açan alçakça bir hava saldırısına ve ardından uçaktan açılan top ateşine maruz kaldı. Kurtarma ekipleri olay yerinde arama çalışmalarına devam etmektedir” denildi.

Savunma Bakanlığı, bu saldırının «tıbbi tesislerin ve buralarda görev yapan personelin hedef alınmasını yasaklayan tüm uluslararası hukuk ve teamüllere yönelik bariz ve ciddi bir ihlal» olduğunu vurguladı ve «bu suç eyleminin, kararlılıkla durdurulması ve sorumlularının hesap vermesi gereken ciddi bir tırmanış» olduğunu belirtti. Çünkü tıbbi tesislerin hedef alınması, hayat kurtarmak ve savaşçılara bakım sağlamakla görevli kurumları hedef aldığı için her açıdan iğrenç bir suçtur."

Bakanlık şöyle devam etti: “Bu alçakça saldırılar, personelimizi görevlerini yerine getirmekten alıkoymayacak, aksine vatan ve vatandaşlarına hizmet etme görevlerini sürdürme konusundaki kararlılıklarını ve azimlerini artıracaktır. Savunma Bakanlığı, onaylanmış yasal çerçeveler dahilinde bu saldırıya yanıt vermek için gerekli tüm önlemleri alma hakkını tamamen saklı tutmaktadır.”

"Savunma Bakanlığı'na bağlı Habbanye Askeri Reviri ve Habbanye İşleri Şubesi, günahkar bir hava saldırısına maruz kaldı. Saldırının ardından uçaktan topçu atışı yapıldı. Bu saldırı, vatansever ve insani görevlerini yerine getirirken 7 kahraman savaşçımızın şehit olmasına ve 13 kişinin yaralanmasına neden oldu. Kurtarma ekipleri olay yerinde arama çalışmalarını sürdürüyor."

Irak makamları dün, resmi güçlerin bir parçası olan güvenlik birimlerine ve «Haşdi Şabi» güçlerine, “karşılık verme ve meşru müdafaa” hakkı tanıdı. Bu karar, Salı dün şafak vakti, Washington'a atfedilen ve Irak'ın batısındaki operasyon merkezlerini vuran bombardıman sırasında, aralarında bir komutanın da bulunduğu 15 “Haşdi Şabi” üyesinin öldürülmesinin ardından alındı.

Irak, yıllar boyunca Washington ile Tahran arasındaki nüfuz mücadelesinin sahnesi oldu ve 2003'te Saddam Hüseyin rejimini deviren ABD işgalinden bu yana, art arda gelen hükümetleri, bu iki güçle ilişkilerinde hassas bir denge kurmak için çaba gösterdi.

Savaş Irak’a sıçradığından beri, “Haşdi Şabi” ve Tahran’a bağlı Iraklı silahlı grupların karargahları, ABD ve İsrail’e atfedilen hava saldırılarına maruz kalırken, Iraklı gruplar tarafından üstlenilen saldırılar ABD çıkarlarını hedef alıyor. İran ise ülkenin kuzeyindeki muhalif Kürt gruplara yönelik saldırılar düzenliyor.

“Haşdi Şabi” ise 2014 yılında “DEAŞ” ile savaşmak için kurulan bir milis ittifakıdır ve daha sonra Irak ordusuna katılarak silahlı kuvvetlerin bir parçası haline gelmiştir. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Enbar, yüzölçümü bakımından Irak'ın en büyük vilayetidir. Nüfusunun çoğunluğu Sünnilerden oluşmaktadır. Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan sınırlarına komşudur. Uçsuz bucaksız çöllerinde, 2017 yılında aşırılıkçı örgütün yenilgiye uğratılmasından bu yana hala aktif olan bazı “DEAŞ” hücrelerine karşı “Haşdi Şabi” tarafından operasyonlar yürütülmektedir.


Irak'ta Washington ve Tahran'a karşı protesto gösterisi düzenlendi

Haşdi Şabi mensupları, 24 Mart 2026'da Bağdat'ta Enbar Operasyonları Komutanı'nın cenaze töreninde tabutu taşıyor (AFP)
Haşdi Şabi mensupları, 24 Mart 2026'da Bağdat'ta Enbar Operasyonları Komutanı'nın cenaze töreninde tabutu taşıyor (AFP)
TT

Irak'ta Washington ve Tahran'a karşı protesto gösterisi düzenlendi

Haşdi Şabi mensupları, 24 Mart 2026'da Bağdat'ta Enbar Operasyonları Komutanı'nın cenaze töreninde tabutu taşıyor (AFP)
Haşdi Şabi mensupları, 24 Mart 2026'da Bağdat'ta Enbar Operasyonları Komutanı'nın cenaze töreninde tabutu taşıyor (AFP)

Irak Başbakanı Muhammed Şiya el-Sudani dün Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin'e, İran'ı hedef alan saldırılarla ilgili resmi bir protesto notası iletmek üzere İran büyükelçisini ve ABD maslahatgüzarını çağırması talimatını verdi.

Güvenlik kaynakları, ABD-İsrail ortak operasyonu olarak nitelendirilen bir saldırıda, Haşdi Şabi Güçleri'nin Enbar Operasyonları Komutanı Saad Devay ile birlikte 15 savaşçının öldüğünü doğruladı. Diğer hava saldırıları Musul'daki Haşdi Şabi mevzilerini hedef aldı. Kürdistan Bölgesi yetkilileri, Erbil yakınlarında Peşmerge güçlerini hedef alan bir İran balistik füze saldırısında kayıplar olduğunu bildirdi. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesud Barzani, saldırıyı "hiçbir şekilde haklı gösterilemeyecek bir saldırganlık eylemi" olarak nitelendirdi.

Ulusal Güvenlik Konseyi dün, Haşdi Şabi ve güvenlik güçlerine, karargahlarını hedef alan askeri saldırılara karşı koymak amacıyla, karşılık verme ve kendilerini savunma hakkı ilkesine dayanarak hareket etme yetkisi vermişti.