4'ü gazeteci olmak üzere 20 kişi öldürüldü... Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde İsrail katliamı

Han Yunus'taki hastaneyi hedef alan iki hava saldırısı düzenlendi

4'ü gazeteci olmak üzere 20 kişi öldürüldü... Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde İsrail katliamı
TT

4'ü gazeteci olmak üzere 20 kişi öldürüldü... Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde İsrail katliamı

4'ü gazeteci olmak üzere 20 kişi öldürüldü... Gazze'deki Nasır Tıp Kompleksi'nde İsrail katliamı

Filistinli sağlık yetkilileri bugün, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Tıp Kompleksi'ne düzenlenen İsrail hava saldırısında, 4'ü gazeteci olmak üzere 20 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Yetkililere göre, Reuters’ın fotoğrafçısı Husam el-Mısri, saldırıda hayatını kaybeden basın mensupları arasında yer alıyordu. Yetkililer, yine Reuters’ta çalışan fotoğrafçı Hatem Halid'in de yaralandığını bildirdi.

Görgü tanıkları, arama-kurtarma ekipleri, gazeteciler ve diğer kişilerin ilk saldırının olduğu yere koştuktan sonra ikinci bir saldırı gerçekleştiğini bildirdi. Reuters'ın görüntülerinde, el-Mısri'nin hastaneden yaptığı canlı yayının, yayın esnasında meydana gelen ilk saldırı anında aniden kesildiği görüldü.

Al Jazeera, Gazze Şeridi'nde İsrail'in düzenlediği bir saldırıda kameramanı Muhammed Selame'nin hayatını kaybettiğini doğruladı. Bu olay, kanal için çalışan diğer gazetecilerin benzer bir saldırıda öldürülmesinden yaklaşık iki hafta sonra meydana geldi.

Kanalın X hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, “Al Jazeera kameramanı Muhammed Selame, Gazze Şeridi'nin güneyinde bulunan Han Yunus'taki Nasır Tıp Kompleksi'ne düzenlenen İsrail saldırısında yaşamını yitirdi” denildi.

El-Aksa televizyonu daha önce, İsrail'in Nasır Tıp Kompleksi'nin acil servis binasını hedef alan bombardımanında üç gazeteci de dahil olmak üzere en az 14 kişinin hayatını kaybettiğini, ardından itfaiye ve ambulansların olay yerine vardığı sırada ikinci bir saldırı gerçekleştirildiğini bildirmişti.

AFP'nin Nasır Tıp Kompleksi'ne düzenlenen bombardımanla ilgili sorusuna yanıt olarak İsrail ordusu, konuyu ‘soruşturduğunu’ bildirdi.

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal, AFP'ye verdiği demeçte, tıp kompleksine düzenlenen iki saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısının dört gazeteci de dahil olmak üzere 15'e ulaştığını söyledi.

Sivil Savunma Müdürlüğü, Nasır Tıp Kompleksi'nin bombalanmasının ardından yaralıları kurtarmak ve hayatını kaybedenleri çıkarmak için çalışan bir itfaiyecinin öldürüldüğünü ve yedi sivil savunma personelinin yaralandığını duyurdu.

 Han Yunus'taki Nasır Tıp Kompleksi, iki İsrail saldırısının hedefi oldu. (AFP)Han Yunus'taki Nasır Tıp Kompleksi, iki İsrail saldırısının hedefi oldu. (AFP)

10 Ağustos gecesi Gazze şehrine yönelik İsrail saldırısında Al Jazeera ekibinden dört kişi ve kanal için çalışan iki serbest kameraman hayatını kaybetti.

İsrail ordusu, öldürülen dört gazeteciden biri olan Enes eş-Şerif'i hedef aldığını kabul ederek, onu Hamas'a mensup bir ‘terörist’ olarak nitelendirdi.

Gazeteciler için kurulan çadırı hedef alan saldırı, uluslararası kamuoyunda öfkeye ve basın özgürlüğü örgütlerinin kınamasına yol açtı.

Gazze Şeridi'nde düzenlenen saldırılar

Filistin medyası, bugün şafak vakti Gazze Şeridi'nde düzenlenen İsrail saldırılarında 20 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Şifa Tıp Kompleksi'nden bir sağlık kaynağı, Filistin resmi haber ajansı WAFA'ya, Gazze şehrinin kuzeybatısındaki el-Kerame bölgesinde bir eve düzenlenen İsrail hava saldırısında en az iki vatandaşın yaşamını yitirdiğini ve birkaç kişinin yaralandığını söyledi.

İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir çadırı bombalaması sonucu bir kadın yaşamını yitirdi, yedi kişi de yaralandı. Öte yandan Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'a yardım sağlayan bir ekibin bombalanması sonucu üç kişi hayatını kaybetti, birkaç kişi de yaralandı.

Cibaliye'nin el-Kerame mahallesinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan bir ev (AFP)Cibaliye'nin el-Kerame mahallesinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan bir ev (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki ez-Zerka ve Cibaliye en-Nezle bölgelerinde geniş çaplı yıkım operasyonları gerçekleştirdi ve ayrıca Gazze şehrinin güneydoğusundaki ez-Zeytun mahallesinde bir dizi sivil evi yıktı.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, son 24 saat içinde Gazze Şeridi’nde açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle 11 yeni ölüm olduğunu bildirdi. Böylece Gazze Şeridi’nde açlık nedeniyle hayatını kaybedenlerin toplam sayısı 117'si çocuk olmak üzere 300'e ulaştı.

İsrail, bu ay Gazze şehrini kontrol altına almak için bir plan onayladı ve burayı Hamas’ın son kalesi olarak nitelendirdi. Planın birkaç hafta içinde uygulanması beklenmiyor, bu da arabuluculuk yapan ülkeler Mısır ve Katar'a Hamas ile İsrail arasında ateşkes görüşmelerini yeniden başlatmak için zaman tanıyor.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz dün, küresel endişe ve iç muhalefete yol açan saldırıyı sürdürme sözü verdi.

Cibaliye'nin el-Kerame mahallesindeki bir eve düzenlenen hava saldırısının ardından yıkımı inceleyen Filistinliler (AFP)Cibaliye'nin el-Kerame mahallesindeki bir eve düzenlenen hava saldırısının ardından yıkımı inceleyen Filistinliler (AFP)

Katz cuma günü yaptığı açıklamada, Hamas'ın İsrail'in şartlarına göre savaşı sona erdirmeyi ve tüm rehineleri serbest bırakmayı kabul etmediği takdirde Gazze şehrinin yerle bir edileceğini söyledi.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te Yahudi devletinin güney yerleşimlerine benzeri görülmemiş bir saldırı düzenlemesiyle başladı. İsrail ise bu saldırıya, yıkıma uğramış Gazze Şeridi'nde şiddetli bombardıman ve askeri operasyonlarla yanıt verdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre, Hamas'ın 2023'teki saldırısında bin 219 kişi öldü.

Hamas saldırısı sırasında kaçırılan 251 rehineden 49'u Gazze Şeridi'nde tutulmaya devam ediyor. Bunların 27'si İsrail tarafından ölü ilan edildi.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından güvenilir kabul edilen Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre, İsrail’in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında çoğu sivil olmak üzere 62 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti.



Şam'da sabotaj eylemi düzenlemeyi planlayan bir terör hücresinin planı engellendi

Suriye iç güvenlik güçleri, Şam'da uzaktan kumandayla patlatılmak üzere hazırlanmış bir bomba yüklü aracı yakaladı, (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye iç güvenlik güçleri, Şam'da uzaktan kumandayla patlatılmak üzere hazırlanmış bir bomba yüklü aracı yakaladı, (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam'da sabotaj eylemi düzenlemeyi planlayan bir terör hücresinin planı engellendi

Suriye iç güvenlik güçleri, Şam'da uzaktan kumandayla patlatılmak üzere hazırlanmış bir bomba yüklü aracı yakaladı, (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye iç güvenlik güçleri, Şam'da uzaktan kumandayla patlatılmak üzere hazırlanmış bir bomba yüklü aracı yakaladı, (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Şam Kırsal Valiliği İç Güvenlik Komutanlığı, Genel İstihbarat Servisi ile iş birliği içinde ve Türk İstihbarat Servisi ile yüksek koordinasyonda gerçekleştirilen başarılı bir güvenlik operasyonuyla, başkent Şam'ı hedef alan sabotaj eylemi düzenlemeyi amaçlayan, DEAŞ örgütüne bağlı bir terör hücresinin planını engelledi.

Suriye İçişleri Bakanlığı'na göre operasyon, hücre üyelerinin hareketlerini izleyen ve faaliyetlerini kesin konumları belirlenene kadar takip eden titiz bir istihbarat gözetimi döneminin ardından gerçekleştirildi. Ardından iyi düşünülmüş bir baskın planı uygulandı ve hücrenin tüm üyeleri, Ömer Haşim, Muhammed Hamad ve Hüseyin Halef yakalandı.

 Suriye güvenlik güçleri Şam'da bomba yüklü aracı etkisiz hale getirdi (Suriye İçişleri Bakanlığı)Suriye güvenlik güçleri Şam'da bomba yüklü aracı etkisiz hale getirdi (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Operasyon sırasında, uzman mühendislik ekipleri, hassas bir bölgeye park edilmiş ve uzaktan patlatılmaya hazır halde bulunan bomba yüklü araca müdahale etti; araçta "TNT" ve "C4" tipi yüksek derecede patlayıcı madde bulunduğu tespit edildi.

Yakalanan kişiler, soruşturmaların tamamlanması ve hücrenin olası tüm uzantılarının ve destekleyenlerin ortaya çıkarılması amacıyla Terörle Mücadele Dairesi'ne sevk edildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre DEAŞ’ın son zamanlarda Suriye'nin doğu illerinde, özellikle Rakka ve Deyrizor'da, "yalnız kurt taktiği" kullanarak, güvenlik ve askeri güçlere yönelik saldırılarını önemli ölçüde yoğunlaştırdığı belirtilmektedir.


Lübnan'ın kuzeyinde İsrail'in düzenlediği hava saldırısında bir Hamas lideri öldürüldü

İsrail'in Beyrut'a düzenlediği hava saldırılarının ardından hasar gören binalar ve arabalar (Reuters)
İsrail'in Beyrut'a düzenlediği hava saldırılarının ardından hasar gören binalar ve arabalar (Reuters)
TT

Lübnan'ın kuzeyinde İsrail'in düzenlediği hava saldırısında bir Hamas lideri öldürüldü

İsrail'in Beyrut'a düzenlediği hava saldırılarının ardından hasar gören binalar ve arabalar (Reuters)
İsrail'in Beyrut'a düzenlediği hava saldırılarının ardından hasar gören binalar ve arabalar (Reuters)

Lübnan devlet medyası, bugün kuzey Lübnan'da İsrail'in insansız hava aracı (İHA) saldırısında bir Hamas liderinin öldürüldüğünü bildirdi. Bu, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırısının bölgesel çatışmayı tetiklemesinden bu yana Lübnan'da Filistin hareketinin bir üyesinin ilk ölüm haberi oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı, "Hamas lideri Vasim Atallah el-Ali ve eşi, bu sabah Trablus yakınlarındaki Beddawi mülteci kampındaki evlerine düzenlenen düşman İHA saldırısında öldürüldüğünü" bildirdi. Şarku’l Avsat’ın ajanstan aktardığına göre kızlarından birinin de yaralandığı ifade edildi.

İsrail ordusu bu sabah erken saatlerde, Beyrut'ta İran destekli Hizbullah grubuna ait hedeflere yönelik yeniden saldırılar başlattığını açıkladı. İsrail Hava Kuvvetleri, "X" platformu aracılığıyla, hedeflerin militan grubun kullandığı altyapı olduğunu belirtti. Hizbullah, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesine karşılık olarak pazartesi günü erken saatlerde İsrail'e roket saldırıları başlatmıştı. O zamandan beri İsrail ordusu, Lübnan'ın çeşitli bölgelerindeki hedeflere yoğun saldırılar düzenliyor.


Somali'deki siyasi kriz: Türkiye'nin gerilimi yatıştırmak için başlattığı arabuluculuğun özellikleri

Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
TT

Somali'deki siyasi kriz: Türkiye'nin gerilimi yatıştırmak için başlattığı arabuluculuğun özellikleri

Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)

Somali'deki siyasi kriz, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile federal hükümetin muhalifleri arasında, geçtiğimiz yıldan bu yana ülkedeki en önemli anlaşmazlık konularından biri olan ve bu yıl yapılması planlanan doğrudan seçimler öncesindeki görüşmelerle yeni bir boyut kazandı.

Eski Somali Cumhurbaşkanı ve önde gelen muhalefet figürü Mohammed Abdullahi Farmaajo'nun da katıldığı görüşmeler, sonuçsuz kalan birkaç turluk cumhurbaşkanlığı görüşmelerinin ardından gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir uzman, bu görüşmeleri, Türkiye'nin Mogadişu'daki etkisi ve geniş nüfuzu çerçevesinde, siyasi krizi sona erdirmek ve bazı çözümler bulmak için seçimler öncesinde Türkiye'nin arabuluculuk rolünün başlangıcı olarak gördüğünü ifade etti.

Mogadişu'daki evinde Türkiye’nin Büyükelçisi Aktaş ile bir araya gelen Farmaajo, yaptığı açıklamada, Türk Büyükelçi ile ülkedeki siyasi ve güvenlik durumunu ve ülkeye yönelik yatırımı artırmanın yollarını görüştüğünü belirtti. Türk hükümetini ve ülkesine verdiği kesintisiz desteği öven Farmaajo, görüşmeyi ‘verimli’ olarak nitelendirdi.

‘es-Somal el-Cedid’ adlı haber sitesinin dün akşam yayınladığı habere göre Büyükelçi Aktaş, Farmaajo ile görüşmesi öncesinde Puntland Devlet Başkanı Said Abdullah Deni de dahil olmak üzere bazı Somalili siyasi isimlerle bir araya geldi.

fvfrdv
Türkiye’nin Mogadişu Büyükelçisi, Puntland Devlet Başkanı ile bir araya geldi (Büyükelçinin X hesabı)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kilani, mevcut aşamanın merkezi hükümet ile bazı siyasi partiler arasında tırmanan gerilimler ve merkezi yönetim ile bazı bölgesel yönetimler, özellikle Cubaland ve Puntland yönetimleri arasındaki görüş ayrılıkları ile şekillendiğini düşünüyor.

Kilani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye'nin, 2026 Mayıs ayında yapılacak seçimler öncesindeki hassas dönemde Somali siyasi partilerinin görüşlerini bir araya getirmek için arabuluculuk rolü oynadığı aşikar.”

Türkiye-Somali görüşmeleri, muhalefetle yapılan ve sonuçsuz kalan birkaç turluk cumhurbaşkanlığı toplantılarının ardından gerçekleşti. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, 19 Şubat'ta federal hükümet tarafından düzenlenen istişare toplantılarına katılmak üzere Cumhurbaşkanlığı sarayında muhalefet partisi ‘Somali'nin Geleceği Konseyi’ üyeleri ve yetkilileriyle bir araya geldi.

Somali Haber Ajansı SONNA'nın o günkü haberine göre görüşmelerde yaklaşan seçimler, ulusal birlik ve toplumsal uyumun güçlendirilmesi ve ‘güvenlik ve istikrarı tehdit eden (yerel olarak eş-Şebab'ı ifade etmek için kullanılan bir terim olan) Havaric milisleriyle mücadele’ konuları ele alındı.

Somali'nin Geleceği Konseyi, Nairobi'de yapılan bir toplantının ardından geçtiğimiz yıl ekim ayında oluşturuldu. Konsey, Cubaland ve Puntland devlet başkanları Ahmed Madobe ve Said Deni ile muhalefet partisi ‘Somali Kurtuluş Forumu’ liderleri, yani eski başbakanlar Hasan Ali Kayre ve Abdi Farah Shirdon, milletvekili Abdurrahman Abduşşakur ve diğer bazı isimler tarafından, özellikle doğrudan seçimler konusunda hükümetle bir yıl süren radikal anlaşmazlıklar sonrası kuruldu.

Kilani, Türkiye'nin diplomatik etkisi ve Somalili çeşitli taraflarla dengeli ilişkileri, eğitim ve kurumsal destek programları aracılığıyla güvenlik ve askeri varlığı, altyapı projeleri ve yatırımlar aracılığıyla ekonomik ve kalkınma desteği ve arabuluculuk girişimlerini yönetme kapasitesini artıran cumhurbaşkanlığı üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, siyasi sahneyi etkileyebilecek araçlara sahip olduğuna inanıyor.

Ankara, etkili bölgesel ortaklarıyla çabalarını koordine edecek gibi görünüyor ve bu koordinasyon, arabuluculuk çabalarının başarı şansını artırabilir.

Birkaç olasılığa işaret eden Kilani’ye göre bunlardan ilki, gerilimin azalması ve Türkiye'nin arabuluculuk çabalarının tarafları birbirine yaklaştırarak seçimlerin daha az gergin bir ortamda yapılmasının önünü açması, ikincisi ise özellikle farklı bölgesel ittifaklarla bağlantılı bölgesel yönetimlerin bazı çekincelerinin devam etmesi, siyasi krizin kötüleşmesi ve seçim tarihinden önce uzlaşma çabalarının durması olasılığına dair kısmi başarısızlık senaryosu.