Lübnan’daki Şii İkilisi hükümetin kararlarına karşı protesto çağrısında geri adım attı

Berri'nin sokaklara dökülme çağrısına karşı çıkarak müdahale etmesinin ardından yaşananlar

Beyrut Havaalanı’na giden yolda Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesini reddettiklerini belirten bir pankart açan Hizbullah destekçileri (EPA)
Beyrut Havaalanı’na giden yolda Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesini reddettiklerini belirten bir pankart açan Hizbullah destekçileri (EPA)
TT

Lübnan’daki Şii İkilisi hükümetin kararlarına karşı protesto çağrısında geri adım attı

Beyrut Havaalanı’na giden yolda Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesini reddettiklerini belirten bir pankart açan Hizbullah destekçileri (EPA)
Beyrut Havaalanı’na giden yolda Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesini reddettiklerini belirten bir pankart açan Hizbullah destekçileri (EPA)

Lübnan’da Şii İkilisi (Hizbullah ve Emel Hareketi) hükümetin bu ayın başlarında ‘silahların devletle sınırlandırılması’ konusunda aldığı karara karşı yaptığı sokağa dökülme çağrısından geri adım attı.

Emel Hareketi'nin ‘Merkez İşçi Bürosu’ ve Hizbullah'ın ‘Merkez Sendikalar ve İşçiler Birliği’ adına pazartesi sabahı yapılan açıklamada, hükümetin kararına karşı çarşamba günü ‘büyük bir protesto gösterisi düzenlenmesi’ çağrısı yapıldı. Şii İkilisi daha sonra, ‘ülkenin birliği ve istikrarını korumaya önem veren ulusal yetkililerin isteklerine yanıt olarak, mevcut aşamada ulusal sorumluluk gereği ve ülkemizin karşı karşıya olduğu önemli meseleler hakkında derinlemesine ve yapıcı bir diyaloga imkân vermek amacıyla’ eylemin ertelendiğini duyurdu.

Süreç iyi idare edilemedi

Şii İkilisi’nin protesto gösterisi çağrısından geri adım atması, sürecin yönetiminde bir kafa karışıklığı olduğunu düşündürdü. Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'nin sokaklara çıkılması konusunda pek istekli olmadığına dair haberler basında yer alırken Hizbullah yönetimi, ordunun ‘silahların devletle sınırlandırılması’ planını tamamlamasının arifesinde, hükümet kendi çıkarlarına aykırı yeni kararlar almasını önlemek için ‘bu kartı oynamanın zamanının geldiğini’ düşünüyor.

Emel Hareketi milletvekilleri ve liderleri genel çerçeveye karşı çıkmaya devam ederken, Hizbullah milletvekilleri ve liderleri hükümetten kararını geri almasını talep etmeye devam ediyor. Bunun yanında İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü’nün Koordinasyon İşleri Başkan Yardımcısı Tuğgeneral İrac Mescidi dün yaptığı açıklamada Hizbullah'ın silahsızlandırılmasının ABD ve İsrail’in asla uygulanmayacak bir planı olduğunu söyledi.

Berri, protesto gösterisi çağrısının iptal edilmesini istedi

Bu arada, Berri liderliğindeki Kalkınma ve Kurtuluş Bloku’ndan parlamento kaynakları Şarku’l Avsat’a, Berri'nin daha önce sokağa çıkılmasına karşı olduğunu açıkladığını söyledi. Çarşamba günü sokağa çıkma çağrısının geri çekilmesi için yapılan müdahaleyle ilgili konuşan Kalkınma ve Kurtuluş Bloğu üyesi milletvekili Kasım Haşim, protesto gösterisinin ertelenmesinin birden fazla nedeni olduğunu, en önemlisinin ise ‘Tom Barrack liderliğindeki ABD’li heyetle görüşülecek konularla bağlantılı olmaması ve beşinci kolun güvenlik ve istikrarı bozma girişimlerine karşı koyması gerektiği’ düşüncesi olduğunu söyledi.

fgthyuı
Hizbullah’ın silahsızlandırılması planını protesto etmek için Beyrut'un güney banliyölerinde motosikletlerle toplanan Hizbullah destekçileri (Arşiv – EPA)

Haşim, Şarku’l Avsat yaptığı açıklamada eylem çağrısının, hükümetin son zamanlarda aldığı kararların ardından biriken birçok sorunun yanı sıra saldırıların, ihlallerin ve içeride yapılan hataların artmasıyla birlikte ülkede yaşananları reddeden belirli bir halk duyarlılığını yansıttığını açıkladı.

Haşim, sözlerini şöyle sürdürdü:

Herkes şu anda iki önemli gelişmeyi bekliyor. Bunlardan birincisi, İsrail'in Amerikan belgesine vereceği yanıt. İkincisi ise 2 Eylül'de yapılacak hükümet toplantısı. Bu toplantıda ordunun, geliştirilmesi için görevlendirildiği planı sunması bekleniyor.

Öte yandan Baalbek-Hermel Müftüsü Şeyh Bakir er-Rifai dün Başbakan Nevvaf Selam ile yaptığı görüşmede, tüm anlaşmazlık konularının kurumlar içinde tartışılması gerektiğini belirterek dikkat çekici bir tavır sergiledi. Sıcak konuların soğukkanlılıkla ve kurumlar içinde ele alınması gerektiğini belirten Şeyh Rifai, sokağa çıkmanın iki ucu keskin bir bıçak olduğunu ve bunun kendilerine ve ülkeye nasıl bir etkisi olacağını bilmediklerini vurguladı.

Çelişkili tutumlar

Ortadoğu ve Körfez Askeri Analiz Merkezi (ENİGMA) Başkanı Riyad Kahveci, hükümetin silahların devletle sınırlandırılması konusunda aldığı son kararların ardından Hizbullah’ın tutumunun EmelHareketi'nin tutumuyla uyuşmadığının açık olduğunu söyledi. Kahveci’ye göre Hizbullah, gerginliği tırmandırmaya çalışıyor ve motosikletli gece mitingleri ve sokak gösterileri düzenliyor. Emel Hareketi ise hiçbir gösteriye katılmayacağını açıkladı. Ayrıca silahların devletle sınırlandırılması kararına saygı duyduğunu açıkça beyan eden Emel Hareketi’nden Maliye Bakanı Yasin Cabir, Hizbullah'ın iç savaş tehditlerine de tepki gösterdi.

Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede Meclis Başkanı Berri'nin sokak protestolarına açıkça karşı olduğunu belirten Kahveci,. İsrail'in Lübnan'a yönelik savaşı devam ederken, sokak protestoları durumun kontrolünün kaybedilmesine yol açabileceğini, böyle bir durumda da sokak protestolarına başvurmanın mantıksız olacağını ve Lübnan'daki Şiiler için tehlike oluşturacağını söyledi.



Irak zimmetine geçirilen paraları “toprak altında” yakaladı

Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı
Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı
TT

Irak zimmetine geçirilen paraları “toprak altında” yakaladı

Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı
Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı

Irak’taki yargı kurumları, Petrol Bakanlığı’ndan bir yetkili ve çeşitli sorumluların zimmetlerine para geçirdikleri suçlamasıyla yargılandığı davaya ait toprak altında saklanmış milyonlarca doları ele geçirdiğini duyurdu.

Irak mahkemesinin yayımladığı fotoğraflar, kolluk kuvvetlerinin ‘milyonlarca dolara ulaşmak için toprağı 4 metre derinliğe kadar kazmak zorunda kaldığını’ ortaya koydu.

Yolsuzlukla Mücadele Ağır Ceza Mahkemesi'nin soruşturma hâkimi, tutuklanan Petrol Bakanlığı yetkilisi Adnan el-Cumeyli'nin davasındaki gelişmelere ilişkin açıklamasında eski Selahaddin Valisi Raid el-Cuburi'nin de gözaltına alındığını bildirdi.

Hâkim, yetkililerin salı günü ‘çeşitli kişilere ait evlerde gizlenmiş 67 milyar dinardan fazla (yaklaşık 65 milyon dolar) ile 1 milyon dolar’ ele geçirdiğini açıkladı.

Hâkim ayrıca tutarın bir bölümünün 4 metre derinlikte toprak altına saklandığını ve özel iş makineleriyle yapılan kazı sonucunda bulunduğunu belirterek davada el konulan toplam tutarın 98 milyar dinarı (yaklaşık 95 milyon dolar) ve 11 milyon doları aştığını vurguladı.


Birleşmiş Milletler komitesi, İsrail'i Gazze'de "soykırım" kampanyasının bir parçası olarak çocukları "kasıtlı olarak" hedef almakla suçladı

Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze şehrindeki İsrail savaşı sırasında hasar gören Yarmuk futbol stadyumunda kaplarla su taşıyor (AP)
Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze şehrindeki İsrail savaşı sırasında hasar gören Yarmuk futbol stadyumunda kaplarla su taşıyor (AP)
TT

Birleşmiş Milletler komitesi, İsrail'i Gazze'de "soykırım" kampanyasının bir parçası olarak çocukları "kasıtlı olarak" hedef almakla suçladı

Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze şehrindeki İsrail savaşı sırasında hasar gören Yarmuk futbol stadyumunda kaplarla su taşıyor (AP)
Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze şehrindeki İsrail savaşı sırasında hasar gören Yarmuk futbol stadyumunda kaplarla su taşıyor (AP)

Birleşmiş Milletler (BM) soruşturma komisyonu, İsrail’i Filistinli çocukları "kasıtlı olarak" hedef almakla suçladı ve bu durumun Gazze Şeridi'nde devam eden "soykırımın" temel unsurlarından biri haline geldiğini belirtti. Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre dün yayımlanan ve İsrail'in tepkisini çekti.

BM bünyesinde faaliyet gösteren ancak örgüt adına bağlayıcı açıklama yapma yetkisi bulunmayan İşgal Altındaki Filistin Toprakları Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, geçtiğimiz yıl da 7 Ekim 2023'te patlak veren savaşta İsrail'in "soykırım" suçu işlediği sonucuna varmıştı.

Komisyon yeni raporunda, 10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkes anlaşmasına rağmen kuşatma ve yıkım altındaki Gazze Şeridi'nde ölümlerin devam ettiğini vurguladı.

Soykırım niyetinin kanıtı

Raporda, "İsrail makamları ve güvenlik güçleri, Filistinli çocukları kasıtlı hedef alarak Gazze Şeridi'nde soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları; Batı Şeria'da ise savaş suçları işlemiştir" ifadelerine yer verildi.

Çocukların bilinçli olarak hedef alınmasının, İsrail makamlarının Gazze'deki Filistinli grubu tamamen veya kısmen yok etme yönündeki "soykırım niyetini" kanıtlayan en temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi.

Komisyon Başkanı Srinivasan Muralidhar konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Kanıtlar, Filistinli çocukların İsrail güvenlik güçleri tarafından kasıtlı olarak hedef alındığını ve öldürüldüğünü gösteriyor. Ekim 2025'teki ateşkesten sonra bile İsrail'in ateşkesi ve uluslararası hukuk kapsamında çocuklara sağlanan korumayı hiçe sayması nedeniyle çocuklar öldürülmeye ve ağır yaralanmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.

İsrail raporu "Karalama" olarak niteledi

Komisyonun çalışmalarını uzun süredir eleştiren İsrail, yeni raporun sonuçlarını reddederek "karalama" olarak nitelendirdi. İsrail makamları, müfettişleri "İsrailli çocuklara acımasızca saldıran ve Filistinli çocukları canlı kalkan olarak kullanan Hamas'ın vahşi taktiklerini görmezden gelmekle" suçladı.

BM İnsan Hakları Konseyi tarafından 2021 yılında kurulan komisyon, son raporu için çocukların yaşamını hem mevcut dönemde hem de gelecek yıllarda etkileyecek suçların yanı sıra İsrail makamları tarafından gözaltına alınma koşullarını inceledi.

Han Yunus Mülteci Kampı’nda gaz ve yakıt sıkıntısının yaşandığı bir dönemde çöp döküm sahasından plastik toplayan Filistinli çocuklar (EPA)Han Yunus Mülteci Kampı’nda gaz ve yakıt sıkıntısının yaşandığı bir dönemde çöp döküm sahasından plastik toplayan Filistinli çocuklar (EPA)

Raporda, çocukların durumuna ilişkin şu çarpıcı tespitlere yer verildi:

Ağır fiziksel ve psikolojik yaralanmalar, toplumsal travma, yetim kalma, aileden koparılma, engellilik ve tekrarlayan zorunlu göçler çocukluğu yok etmiş, açlığa yol açmış ve Gazze'deki çocukların bütün hayatını etkileyecek izler bırakmıştır.

Filistinli çocuklar, tutuldukları yer hakkında bilgi verilmeksizin İsrail hapishanelerinde ve gözaltı merkezlerinde alıkonulmuş, ağır işkenceye ve kötü muameleye maruz kalmıştır.

İsrail güvenlik güçleri, köklü bir etnik ayrımcılığa dayanan toplumsal baskı politikası kapsamında çocuklara yönelik cinsel şiddet uygulamıştır.

Komisyon, İsrail'in çocukları hedef alarak Filistin toplumunun temel yapısını dinamitlediğini ve bir halk olarak kendi geleceğini tayin etme hakkını zayıflattığını savundu.

Ateşkes ölümcül bir illüzyon

Rapor, BM Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) Gazze'deki ateşkese ilişkin uyarılarından birkaç gün sonra geldi. UNICEF, Ekim 2025'teki ateşkesten bu yana 265 çocuğun hayatını kaybettiğini belirterek, mevcut ateşkesin çocuklar için "ölümcül bir illüzyon" olduğunu ifade etmişti.

UNICEF Sözcüsü James Elder, bu çocukların büyük kısmının İsrail güçleri tarafından öldürüldüğünü belirterek, "Çok azı patlamamış mühimmat veya milisler nedeniyle hayatını kaybetti. Büyük çoğunluğu hava saldırıları, bombalar veya dronlarla İsrail güçlerince hedef alındı" dedi.

Resmi verilere göre, Hamas'ın İsrail'in güneyine düzenlediği saldırılarda bin 221 kişi hayatını kaybetti. Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise İsrail'in bombardıman ve askeri operasyonlarında 72 bin 800'den fazla kişi yaşamını yitirdi. BM verileri, savaşın ilk iki yılında çatışmalar nedeniyle en az 20 bin 179 çocuğun öldüğünü, 44 bin 143 çocuğun ise yaralandığını gösteriyor.

Toplumun temellerini sarsma girişimi

Komisyon; Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki yetimhanelerin ve eğitim kurumlarının yıkılmasının çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini engellediğini ve Filistin toplumunun yapısını sarstığını belirtti.

Ayrıca İsrail'in yenidoğan ve anne bakım merkezlerini hedef almasının, bebeklerin hayatta kalma oranlarını doğrudan etkilediği; düşük, kusurlu doğum ve kalıcı engel oranlarını artırarak Filistinlilerin üreme geleceğine ve nüfusun sürekliliğine darbe vurduğu kaydedildi. Kuşatma nedeniyle yaşanan "açlığın" da çocuk ölümlerini artırdığı ve sağlık sisteminin çökmesiyle salgın hastalık riskini artırdırdığı ifade edildi.

Komisyon Başkanı Muralidhar, "Gazze ve Batı Şeria'da bombalar ve silahlar sussa bile, Filistinli çocuklar bir gecede iyileşmeyecek. Sağlık, eğitim ve gelişimlerine verilen zarar geri döndürülemez düzeydedir" uyarısında bulundu.

​​​​​​​Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Hastanesi'ne düzenlenen İsrail hava saldırısında yaralanan Filistinli çocuklar tedavi görüyor. (Reuters)​​​​​​​Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Hastanesi'ne düzenlenen İsrail hava saldırısında yaralanan Filistinli çocuklar tedavi görüyor. (Reuters)

Raporda, Gazze ve Batı Şeria'daki belirli olaylarda çocukların ölümünden sorumlu olabilecek İsrail askeri tugay ve birliklerinin bir listesine de yer verildi.

Komisyon üyesi insan hakları avukatı Chris Sidoti düzenlediği basın toplantısında, bu birlikleri tespit ettiklerini belirterek, "İsrail makamlarının çocuklara yönelik eylemleri uluslararası hukukun bütün kurallarını ihlal etmiştir ve bunun hesabı sorulmalıdır" dedi. Sidoti, doğrudan İsrail kamuoyuna seslenerek, "Bu tür davranışları sadece hoş görmekle kalmayıp teşvik eden açıklamalar yapan liderleriniz nasıl liderlerdir?" ifadelerini kullandı.


Lübnan Cumhurbaşkanı Avn: Hiç kimse Lübnan adına müzakere etmiyor

Dün ateşkese varılmasının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mifdon köyünün sakinleri yıkımı inceliyor (AP)
Dün ateşkese varılmasının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mifdon köyünün sakinleri yıkımı inceliyor (AP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn: Hiç kimse Lübnan adına müzakere etmiyor

Dün ateşkese varılmasının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mifdon köyünün sakinleri yıkımı inceliyor (AP)
Dün ateşkese varılmasının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mifdon köyünün sakinleri yıkımı inceliyor (AP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkesinin egemenliğine ve kendi işlerini yönetme konusundaki münhasır hakkına sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurgulayarak “Her türlü dış yardım memnuniyetle karşılanır; ancak bu, iç işlerimize müdahaleye dönüşmemeli” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Avn, “Kendi adımıza biz müzakere ederiz ve başka hiçbir tarafın bunu bizim yerimize yapmasını kabul etmeyiz” diye konuştu.

Avn, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD Başkanı Donald Trump’ın üst düzey danışmanı Jared Kushner ve Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani'nin katıldığı bir görüntülü görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve tırmanmanın durdurulmasını denetleyecek bir hücre kurulması ele alındı.

Öte yandan ABD Başkan Yardımcısı Vance, “Lübnan'daki ateşkesi denetleyecek bir mekanizma oluşturuldu. Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik bir mekanizma da kuruldu ve İran'ın onu dizginlemesi talep ediliyor” açıklamasında bulundu.

Şarku’l Avsat'ın edindiği bilgilere göre ateşkes odasının çalışması iki aşamadan oluşuyor. Birinci aşama ateşkesin kalıcı hale getirilmesine ve güvenlik durumunun kontrolün sağlanmasına odaklanırken ikinci aşama İsrail'in çekilme sürecinin tamamlanmasına dayanıyor. Ateşkes odasının çalışma usulü ve yetki alanı ise önümüzdeki iki gün içinde Washington'da düzenlenecek toplantılarda müzakere edilecek.