Gazze'deki savaşta son gelişmelere dair: Patlayıcı yüklü robotlar ve çok katlı binaların havaya uçurulması

İsrail gerçekten Ebu Ubeyde’ye suikast düzenledi mi?

İsrail’in Gazze şehrine düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan es-Susi Binası’nın enkazında arama yapan insanlar, 6 Eylül 2025 (AFP)
İsrail’in Gazze şehrine düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan es-Susi Binası’nın enkazında arama yapan insanlar, 6 Eylül 2025 (AFP)
TT

Gazze'deki savaşta son gelişmelere dair: Patlayıcı yüklü robotlar ve çok katlı binaların havaya uçurulması

İsrail’in Gazze şehrine düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan es-Susi Binası’nın enkazında arama yapan insanlar, 6 Eylül 2025 (AFP)
İsrail’in Gazze şehrine düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan es-Susi Binası’nın enkazında arama yapan insanlar, 6 Eylül 2025 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Güvenlik Kabinesi ağustos ayı başlarında Başbakan Binyamin Netanyahu'ya Gazze şehri ve Gazze Şeridi'nin kuzeyinde tam bir askeri kontrol kurmayı ve Filistinlileri bu bölgeden çıkarmayı amaçlayan askeri planları onaylaması için yeşil ışık yaktı. İsrail ordusu daha önce Refah, Beyt Hanun, Beyt Lahiya ve Han Yunus'un doğu kesiminde, yani şehrin alanının yarısından fazlasında aynısını yapmıştı.

Başbakan Netanyahu ile İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir arasında Zamir'in Netanyahu’yu Gazze'yi tamamen kontrol altına alma planından vazgeçirmeye çalışmasının bazı anlaşmazlıklar ve tartışmalar yaşandı ve bu olaylar haberlerde ve gazetelerde manşet oldu. Zamir, Gazze'yi tamamen kontrol altına alma planını reddettiği için değil, neredeyse iki yıldır süren askeri operasyonların ardından asker sayısının ve hazırlık durumunun yetersizliği nedeniyle böyle bir tutum sergiledi.

İsrail'in bu anlaşmazlıkları aşmasının ve lehte sonuçlanan oylamanın ardından, İsrail ordusu Gazze'nin güneydoğusundaki ez-Zeytun ve es-Sabra mahallelerindeki yerleşim bölgelerine yönelik topçu bombardımanını ve hava saldırılarını yoğunlaştırdı, vatandaşları evlerini ve yerleşim bölgelerini terk etmeye zorladı. Ez-Zeytun Mahallesi’nin güneyindeki Netzarim Koridoru’nda yoğunlaşan İsrail askerleri, yoğun hava ve kara saldırılarına dayanarak burayı sınırlı saldırılar için bir başlangıç noktası ve destek olarak kullandı.

İsrail, cumartesi günü Gazze şehrinde, Hamas tarafından casusluk amacıyla kullanıldığına inandığı yüksek katlı binalara yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu saldırılar, bölge sakinlerini tahliye etmeye ve el-Mevasi bölgesinden güney bölgesine kaçmaya zorlama kampanyasının bir parçasıydı.

İsrail uçakları, iki gün boyunca Gazze şehrinin batısındaki 15 katlı es-Susi konut binasını ağır füzelerle bombalayarak yıkmış, perşembe günü ise yine çok katlı Muşta binasını yerle bir etmişti.

İsrail’in cumartesi günü düzenlediği saldırı, İsrail ordusunun Gazze şehri sakinlerine şehrin güneyindeki ‘el-Mevasi İnsani Yardım Bölgesi’ne gitmeleri talimatıyla aynı zamanda gerçekleşti.

İsrail ordusu, konut bloklarının yıkım ve tahribat alanını genişletmek istediği 2024 yılının nisan ayında patlayıcı yüklü robotları kullanmaya başladı.

Öte yandan İsrail ordusu, nüfusun Cibaliye el-Beled, Cibaliye en-Nazla, Hay el-Saftavi ve Ebu Şark bölgelerinde yoğun olarak yaşadığı şehrin kuzeydoğu kesiminde askerlerini paralel olarak konuşlandırdı. İsrail askerleri, gündüz vakti arka arkaya top mermileriyle onlarca evi, konut binasını, ticari binayı ve altyapıyı hedef aldı. Bu sırada insansız hava araçları (İHA) havada uçarak vatandaşların evlerine ateş açtı ve onları kaçmaya zorladı. Gece boyunca tonlarca patlayıcı taşıyan patlayıcı yüklü robotlar yerleştirildi. Bu robotlar ağustos ayının ikinci yarısında yüzlerce binayı ve evi tamamen yerle bir etti.

Zemini düzleştirmek ve mümkün olduğunca çok sayıda bina ve altyapıyı yıkmak için yerleşim alanlarının yıkım ve tahribat alanını genişletmek, böylece yıkımın ölçeğini artırmak ve askerlerinin yaya olarak ilerlemesi için yollar açmak isteyen İsrail ordusu, patlayıcı yüklü robotları geçtiğimiz yıl nisan ayında kullanmaya başladı. Bununla aynı zamanda Filistinli silahlı grupların düzenlediği pusulardan kaynaklanabilecek kayıpların sayısını azaltmayı ve Filistinli savaşçıların binalar ve ağaçlar arasında gizlenme, saklanma ve yer değiştirme avantajını ortadan kaldırmayı da amaçlıyordu. Robotlar, araziyi Filistinli savaşçılara koruma veya fark edilmeden hareket etme imkanı vermeyen bir moloz yığınına dönüştürdü.

fvfdv
Gazze şehrinin kuzeyindeki Ebu İskender Mahallesi’nden alabildikleri eşyalarla birlikte kaçmaya Filistinliler, 22 Ağustos 2025 (AFP)

Askeri uzmanlar, patlayıcı yüklü robotların başlangıçta Amerikan yapımı M113 askeri personel taşıyıcılar olarak kullanıldığını ve İsrail ordusunun 2014 yılında Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere çeşitli savaşlarda bu araçları kullandığını söyledi. Bu robot taşıyıcılar, yerel üretim roket güdümlü el bombalarıyla defalarca hedef alındığında, ordu bunları hizmet dışı bırakmak ve uzaktan kontrol edilen ve patlatılan tonlarca patlayıcı taşıyan patlayıcı robotlara dönüştürmek zorunda kaldı.

Robotların taşıdığı patlayıcı miktarı değişkenlik gösterse de uzmanlar, bunların yıkıcı gücünün patlamanın 50 metrelik yarıçap içindeki her şeyi tamamen ve 150 metrelik yarıçap içindeki her şeyi kısmen yakıp yok edebilecek düzeyde olduğunu tahmin ediyor. Uzmanlara göre bu robotların daha büyük miktarlarda patlayıcı taşınması durumunda yıkıcı yarıçapın artması olasılığı var. Ayrıca, şarapnel parçaları patlamanın merkezini çevreleyen, yarım kilometreye kadar uzaklıktaki alanlara uçup düşebilir.

Cibaliye ve Gazze'nin kuzeyinde yüzlerce aile İsrail'in askeri operasyonlarının şiddetlenmesi nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı. Büyük çoğunluğu, İsrail ordusunun onları kaçmaya zorlamak amacıyla defalarca kez attığı broşürlerde emrettiği gibi Gazze Şeridi'nin güneyine ve merkezine kaçmayı reddederek, Sudaniye bölgesi ve çevresindeki kıyı şeridinin kuzeybatı bölgelerine kaçtı. Al-Majalla’ya konuşan Muntasir Dakka (32), askeri operasyonun daha fazla şiddetlenmeden sona ereceğini ve yakında geri dönebileceklerini umarak, akrabaları ve komşularıyla birlikte evine en yakın olan batı bölgesine kaçmaya karar verdiğini söyledi.

Her gün Cibaliye en-Nazla'daki evine olabildiğince yaklaşmaya çalıştığını, ancak askeri araçlardan ve İHA’lardan açılan ateş nedeniyle yaklaşamadığını söyleyen Dakka, “Her gece robotlardan gelen, yeri sarsacak kadar güçlü patlama sesleri duyuyoruz. Bölgeyi kontrol etmek ve evin iyi durumda olduğundan emin olmak için gidiyorum, ama oraya ulaşamıyorum. Her gün evlerde, binalarda ve sokaklarda daha fazla yıkım görüyorum. Her şey o kadar yıkılmış ki, onlarca mahalle ve yerleşim bölgesi yıkıldıktan sonra evlerimizi ancak bir kilometreden fazla uzaklıktan görebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail ordusu, kara harekâtı hazırlıklarıyla birlikte ‘sabotajcılar ve teröristler’ olarak tanımladığı Filistinlilere yönelik bombardımanlarına ve suikastlarına da devam ediyor.   

Birkaç gün süren göçün ardından Cibaliye’deki evinin kalıntılarına ulaşmayı başaran Mahmud es-Sultan (28), Al-Majalla’ya bölgenin uğradığı yıkımı şöyle anlattı:

“Cadde asfaltlanmıştı, ancak özellikleri belirsizdi. Evler birbirinin üzerine yığılmış moloz yığınları halindeydi. Ne ağaç ne de başka bir şey vardı. Bütün bölge o kadar tahrip olmuş ki, evlerin nerede başladığı, caddenin nerede bittiği anlaşılmıyordu. Sanki orada bir nükleer bomba patlamış ve tüm yaşam belirtilerini silip süpürmüştü. Hatta toprak bile patlamalarla yerinden sökülmüş gibiydi.”

İsrail ordusu açıklamalarında tekrar tekrar, Gazze’nin kontrolünü ele geçirmeyi amaçlayan askeri operasyonunun halen başlangıç aşamasında olduğunu belirtiyor. Yaklaşık bir aydır, neredeyse tüm araziyi dümdüz etmeye ve mahalleleri tamamen yok etmeye odaklanan bu operasyon, Gazzelilerin, 2023 yılının ekim ayından bu yana süren savaşı sona erdirebilecek kısmi veya tam bir anlaşma sağlanmış olsa bile, eski ikamet yerlerindeki evlerine dönme şansını tamamen ortadan kaldırıyor.

İsrail ordusu 30 Ağustos Cumartesi günü, Gazze şehrinin merkezindeki yoğun nüfuslu er-Rimal Mahallesi’ndeki bir apartman dairesini üç adet yüksek hassasiyetli GBU bombasıyla vurdu. Bu saldırı sonucunda, aralarında çocukların ve kadınların da bulunduğu yedi kişi parçalara ayrılmış halde hayatını kaybetti. Ayrıca, yaralıları tedavi eden Şifa Hastanesi'nin tıbbi raporlarına göre 25'ten fazla kişi çeşitli yerlerinden yaralandı.

Yirmi yıl boyunca İzzettin el-Kassam Tugayları’nın sözcülüğünü yapan Ebu Ubeyde askeri üniforması ve kırmızı kefiyesiyle tanındı.

İsrail ordusu bir saldırısından sonra Hamas'ın ‘merkezi liderlerinden birini’ öldürdüğünü duyurdu. Ertesi gün yaptığı açıklamada ise Hamas'ın askeri kanadı olan İzzettin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde’yi öldürdüğünü doğruladı. Ebu Ubeyde’nin adı ve fotoğrafı yayınlandı. Ebu Ubeyde’nin gerçek adının Suheyb el-Kahlut olduğunu açıklayan İsrail, onu ‘Hamas propagandası yapmak ve Arap ve Filistin halkını İsraillilere karşı kışkırtmakla’ suçladı.

Yirmi yıl boyunca İzzettin el-Kassam Tugayları’nın sözcülüğünü yapan Ebu Ubeyde askeri üniforması ve kırmızı kefiyesiyle tanındı. Ebu Ubeyde, coşkulu konuşmalarının yanında sosyal medya platformlarında aktivistler tarafından yaygın olarak kullanılan birçok ifadenin yaratıcısı olarak da ünlü.

ffv
Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde düzenlenen anma töreninde konuşurken, 31 Ocak 2017 (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İsrail, Ebu Ubeyde suikastını doğrularken, sessizliğini koruyan Hamas ve Kassam Tugayları, suikastı ne yalanladı ne de doğruladı. İsrail basını, soykırım savaşı sırasında İsrail ordusunun Kassam Tugayları Askeri Konseyi’nin tüm komutanlarının ve tüm sembol isimlerinin öldürüldüğünü bildirdi. Geriye sadece İsrail hükümetinin ‘7 Ekim 2023 saldırılarını planlamak ve bu saldırılara katılmakla’ suçladığı Gazze Şehri Tugayı Komutanı İzzeddin el-Haddad kaldı. Ma'ariv gazetesine konuşan İsrailli güvenlik kaynakları, Haddad’ın İsrail ordusunun suikast listesinin başındaki isim haline geldiğini söyledi.

İsrail hükümeti, Başbakan Netanyahu aracılığıyla, yok etme savaşının ana hedeflerinden birinin Hamas ve onun askeri kanadını ortadan kaldırmak ve silahlı gruplar tarafından rehin tutulan tüm İsraillileri kurtarmak olduğunu iddia etmeye devam ederken, İsrail'in son güvenlik açıklamaları geldi. Peki, İsrail ordusu Hamas’a ait tüm hedeflere, liderlerine ve siyasi ve askeri sembollerine ulaşırsa İsrail savaşı nasıl ele alacak? Böyle bir durum, savaşın sona erdiğinin ilan edilmesine mi yol açacak, yoksa erteleme devam edecek ve Filistinlilerin çoğunluğu yerinden edilene kadar yok etme süreci uzayacak mı?    



Haşdi Şabi, füze ve İHA kaçakçılığı ağının sorumlusunun sorgulanmasını engelledi

Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı
Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı
TT

Haşdi Şabi, füze ve İHA kaçakçılığı ağının sorumlusunun sorgulanmasını engelledi

Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı
Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı

Iraklı yetkili kaynaklar, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) çatısı altındaki grupların ve siyasi güçlerin uyguladığı yoğun baskıların, komşu ülkelere karşı kullanılmak veya o ülkelere kaçırılmak üzere füzelerin İran'dan Irak'a taşınmasından sorumlu olduğundan şüphelenilen bir ağın yöneticisinin sorgulanmasını engellediğini açıkladı.

Kaynaklar, Irak İstihbarat Servisi'ne bağlı bir gücün pazartesi sabaha karşı adli bir karara dayanarak Zikar vilayetinde Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'yi tutukladığını açıkladı. Yakubi, Nuceba Hareketi’ne bağlı Haşdi Şabi 14. Tugayı'nın İstihbarat Müdürü görevini yürütüyor.

Yakubi’nin füzeleri ve insansız hava araçlarını (İHA) İran'dan Irak'a taşıyan bir ağı yönettiğine inanılıyor. Bu silahların bir kısmı geçtiğimiz dönemde komşu ülkelere karşı kullanılmıştı. Ayrıca Yakubi’nin ağı, bu tür silahları Suriye ve Lübnan'a kaçırma faaliyetleri de yürütüyor.

Kaynaklar, Başbakan Ali ez-Zeydi ve Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan'a yönelik yoğun baskıların yanı sıra tehditlerin ve eylem çağrılarının, tutuklunun Haşdi Şabi’ye teslim edilmesiyle sonuçlandığını ortaya koydu. Bu da onun sorgulanmasının engellendiği anlamına geliyor.


Rapor: Ebu ed-Zuhur saldırısı Trump ile Netanyahu arasındaki gerilimi artırdı

Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)
Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)
TT

Rapor: Ebu ed-Zuhur saldırısı Trump ile Netanyahu arasındaki gerilimi artırdı

Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)
Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)

ABD ve İsrailli yetkililer, İsrail’in İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği son saldırının, Şam’ın üsse Türk askerlerinin konuşlandırılmasını kabul etmesine yanıt olarak gerçekleştirildiğini ABD Başkanı Donald Trump yönetimine bildirdiğini söyledi. İsrail, bu konuşlandırmayı güvenliği açısından “tehdit” olarak görüyor. Ankara ise bu iddiaları reddetti.

Axios haber sitesine göre, alışılmadık nitelikteki saldırı, ABD’nin en yakın üç müttefiki olan İsrail, Suriye ve Türkiye arasındaki bölgesel gerilimi daha da artırdı. Trump yönetimi ise gerilimin daha fazla yükselmemesi için yoğun çaba harcıyor.

Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara hükümetine yönelik politikasını bir dış politika başarısı olarak görüyor. ABD Başkanı’nın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de yakın ilişkileri bulunuyor. İsrail ise ABD’nin yakın müttefiklerinden biri. Ancak Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki ilişkiler son aylarda ciddi gerilimlere sahne oldu.

İsrail’in bu saldırgan hamlesi Beyaz Saray ve üst düzey ABD’li yetkililer arasında rahatsızlık yarattı.

İsrail başlangıçta saldırının sorumluluğunu üstlenmedi. Resmî bir açıklama yapılmadan uzun saatler geçmesinin ardından Netanyahu’nun ofisi, Şam ve Washington’un gün içinde İsrail’i saldırıyla suçlamasının ardından, İsrail’in sorumluluğuna dolaylı biçimde işaret etti.

Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, “İsrail ve Suriye güvenlik konularında mevcut durumun korunması konusunda anlaşmıştı. Suriye, Halep yakınlarındaki bir hava üssüne Türk güçlerinin konuşlandırılmasını kabul ederek bu durumu ihlal etmenin eşiğine geldi” denildi.

Açıklamada, “İsrail, Suriye’yi böyle bir konuşlandırmanın İsrail’in güvenliğini tehdit edeceği konusunda defalarca uyardı. Suriye bu uyarıları görmezden gelmeyi seçti” ifadeleri kullanıldı.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada, saldırıyı İsrail’in düzenlediğini doğruladı. Barrack, Trump yönetiminin “son derece kaygılı” olduğunu belirterek, saldırıyı “gereksiz bir gerilim ve bölgenin istikrarına katkı sağlamayan” bir adım olarak nitelendirdi.

Suriye ve Türkiye hükümetleri de saldırıyı kınadı

Bir Türk yetkili, “Hava üssünde herhangi bir Türk varlığı bulunmadığını” belirterek, İsrail’i “komşu ülkeleri bombalamak ve bölgenin istikrarını bozmak için bahaneler uydurmakla” suçladı.

Şarku’l Avsat’ın konu hakkında bilgi sahibi bir kaynaktan aldığı bilgiye göre, Suriye hükümeti İsrail’in üsse ilişkin endişelerinden bir süredir haberdardı. Şam’ın, pistin yakın zamanda yeniden inşa edilmesinin gerekçelerini açıklayan ve herhangi bir saldırgan niyet taşımadığını belirten mesajları İsrail tarafına ilettiği kaydedildi.

ABD’li ve İsrailli kaynaklar, Tel Aviv’in saldırı konusunda Beyaz Saray’ı önceden bilgilendirdiğini açıkladı. Kaynaklara göre saldırının temel amacı, Türkiye’yi hava üssüne gelişmiş silah sistemlerinden oluşan bir sevkiyat göndermekten caydırmak ve üssün Türkiye’nin askeri varlığını güçlendireceği bir merkeze dönüşmesini engellemekti.

Saldırıdan yaklaşık üç saat önce Trump, Erdoğan ile telefonda görüştü. Ancak görüşmede bu konunun ele alınıp alınmadığı netlik kazanmadı.

Saldırı, Washington ile Tel Aviv arasındaki yakın ittifaka rağmen, Netanyahu ile Trump arasındaki ilişkilerde ciddi gerilim yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Buna karşılık ABD’li yetkililer, Suriye hükümetinin İsrail’e karşı düşmanca adımlar atmadığını, aksine son aylarda sınırdaki gerilimi azaltmak amacıyla yeni bir güvenlik anlaşmasına ulaşmaya çalıştığını belirtiyor.

ABD’li bir yetkili, Şam’ın haftalar boyunca ABD ve İsrail ile bu tür olayları yönetmek ve gerilimi önlemek amacıyla Ürdün’de ortak bir koordinasyon merkezi kurulmasını öngören bir anlaşmanın hayata geçirilmesi için girişimlerde bulunduğunu söyledi. Ancak İsrail’in merkezin faaliyete geçirilmesini reddettiği ve buna karşılık Suriye’nin güneyindeki askeri operasyonlarını artırdığı belirtildi.

Bir başka ABD’li yetkili, “Bir noktada Suriye hükümeti tutumunu değiştirmeye başladı ve İsrail’in saldırganlığı karşısında kendisini savunması gerektiğine inandı” ifadelerini kullandı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump yönetiminin Suriye hükümetinden itidal göstermesini istediğini ve bu meselenin İsrail seçimlerinden sonra ele alınmasının daha kolay olacağını düşündüğünü belirtti.


Yemen ordusuna ait dronlar Husilerle çatışma denklemini tersine çeviriyor

Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
TT

Yemen ordusuna ait dronlar Husilerle çatışma denklemini tersine çeviriyor

Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)
Yemen askerleri, Yemen ordusunun yakın zamanda kullanmaya başladığı insansız hava araçlarının (İHA) bulunduğu bir deponun içinde, (X)

Yemen savaşında insansız hava araçları (İHA) artık yalnızca keşif ve rakibin hareketlerini izleme aracı olmaktan çıktı. Hükümet güçlerinin daha gelişmiş İHA türlerini çatışma operasyonlarına dahil etmeye başlaması, Husilerle yürütülen mücadelenin niteliğinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.

Son veriler, Yemen ordusunun küçük keşif İHA’larından topçu ateşinin yönlendirilmesi ve yakın mesafeli saldırılarda kullanılan sistemlere, daha ağır ve çok amaçlı platformlardan uzun menzilli saldırı İHA’larına kadar kademeli bir kapasite geliştirdiğini gösteriyor. Bu sistemlerin bazıları çatışma sahasında kullanılmaya başlanırken, uzun menzilli saldırı İHA’ları henüz operasyonel olarak kullanılmadı.

Bu yeni kapasitenin önemi, Yemen ordusunun savaş yılları boyunca Husilerin görece üstünlük sağladığı bir alana yaklaşmasından kaynaklanıyor. Husiler özellikle saldırı İHA’ları ve uzun menzilli füzelerin kullanımında avantajlı durumdaydı.

Şiba İntelligence platformuna göre Yemen Savunma Bakanlığı’nın “Aybân” ve “Nukm” adlarıyla tanıttığı iki İHA, SKYWASP tipi “Sky Wasp” sistemleri. Bu araçların 1.500 kilometreye kadar menzile ulaşabildiği ve 30 ila 50 kilogram ağırlığında savaş başlığı taşıyabildiği belirtiliyor.

Bu sistemlerin operasyonel kullanıma girmesi halinde, Yemen ordusunun cephaneliğine yalnızca yeni bir silah eklenmiş olmayacak; ordu ilk kez doğrudan cephe hatlarının ötesine geçerek, Husilerin kontrolündeki bölgelerin derinliklerine İHA saldırıları düzenleme kapasitesi kazanabilecek.

Yemenli askeri ve stratejik araştırmacı Abdülaziz el-Hedaşi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, İHA’ların Yemen ordusunun envanterine dahil edilmesinin şu aşamada taktik etkiler yarattığını ve Husilerle temas hatlarındaki dengeyi değiştirmeye başladığını belirtti. Hedaşi, kullanım yoğunluğu ve süresinin artması halinde İHA’ların stratejik bir silaha dönüşebileceğini ve bunun Husilerin güçlerini yeniden toparlayıp konuşlandırmasını engelleyebileceğini ifade etti.

Hedaşi’ye göre Yemen ordusunun İHA kapasitesinin önemli özelliklerinden biri, saldırı sonrasında geri dönebilen araçlara sahip olması. Bu durum, yalnızca intihar İHA’ları (Kamikaze) kullandığını söylediği Husilere karşı önemli bir avantaj sağlıyor. Böylece Yemen ordusu sahip olduğu İHA kapasitesini her saldırıda tüketmek zorunda kalmıyor. Ayrıca bu araçların keşif kabiliyeti sayesinde Husilerin son yıllarda sahip olduğu sürpriz unsurunu da büyük ölçüde ortadan kaldırmış olacak.

Yemen ordusuna ait bir İHA’nın Husilere ait bir mevziye mühimmat bıraktığı an. (Yemen ordusu)
Yemen ordusuna ait bir İHA’nın Husilere ait bir mevziye mühimmat bıraktığı an. (Yemen ordusu)

Hedaşi, bunun yanı sıra Yemen ordusunun İHA operasyonlarını sürdürmesinin Husileri saldırılardan kaçınmak amacıyla güçlerini geniş alanlara yaymaya zorlayacağını belirtiyor. Bu durum özellikle Marib ve Muha gibi açık cephelerde Husilerin saldırı kapasitesini zayıflatacaktır. Hedaşi, bu avantajın sürdürülebilir biçimde kullanılması halinde Husilerin saldırı kapasitesinin kısa sürede sekteye uğrayabileceği görüşünde.

Ancak bir silaha sahip olmak, savaşın güç dengesini değiştirmek için tek başına yeterli olmaz. İHA’ların etkinliği yalnızca menzil ve taşıdığı mühimmat miktarına değil; onları kullanan güçlerin keşif, hedef tespiti, iletişim ve koordinasyon kabiliyetlerinin yanı sıra operasyon sistemini elektronik karıştırma ve saldırılara karşı koruyabilme yetkinliğine de bağlıdır.

Belirsizlik dengesi tersine mi dönüyor?

Bu gelişme farklı bir soruyu gündeme getiriyor: Yeni İHA’lar Yemen hükümet güçlerini cephelerdeki taktik performanslarını geliştirme aşamasından daha derin ve etkili bir saldırı kapasitesine taşıyabilecek mi, yoksa daha büyük askeri cephanelik içinde savaşın temel kurallarını değiştirmeyen nitelikli ancak sınırlı bir katkı olarak mı kalacak?

Yemen ordusunun İHA kapasitesini geliştirmesinin ardından Husiler sürpriz unsurunu kaybetti. (Getty Images)
Yemen ordusunun İHA kapasitesini geliştirmesinin ardından Husiler sürpriz unsurunu kaybetti. (Getty Images)

Husi hareketi uzmanı araştırmacı Adnan el-Cebirni, Yemen ordusunun son günlerde İHA kullanmasının Husileri hem komuta kademesinde hem de sahada şaşırttığını ve zor durumda bıraktığını belirtiyor. Ona göre özellikle İHA’ların kullanımındaki etkinlik ve yeterlilik, farklı cephelerde aynı yöntemle eş zamanlı operasyonlar yürütülmesi, İHA kayıplarının doğrudan yarattığı zarardan çok daha önemli bir operasyonel gelişmeyi gösteriyor.

Cebirni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bunun operasyonların birleşik ve koordineli biçimde yönetilmesi konusunda daha ileri bir örgütlenme ve iş birliği düzeyine işaret ettiğini söyledi. Bunun Husileri bu beklenmedik gelişmeye karşı bir çözüm geliştirmeye iteceğini belirten Cebirni, ancak Husiler gerekli önlemleri alana kadar Yemen ordusunun daha etkili ve sürpriz niteliği taşıyan yeni kapasitelere ulaşabileceğini de ifade etti.

Cebirni, Husilerin çatışmaya aşırı özgüvenle girdiklerini ve rakiplerini yanlış değerlendirdiklerini iddia ederek, bu kez belirsizlik avantajının Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu’nun desteğindeki Yemen hükümetinin lehine döndüğünü söyledi. Ona göre önümüzdeki dönemde, Husilerin henüz kavrayamadığı güç dengesi değişiklikleri nedeniyle daha büyük sarsıntılar yaşanabilir. Cebirni’ye göre 2017’den bu yana ilk kez güç dengesi meşru hükümetin lehine değişebilir.

Bedeli kim ödeyecek?

Yemen’in yeni İHA kapasitesinin savaşa dahil olması, Husilerin uzun süredir sahip olduğu İHA ve füze üstünlüğünü kısmen kaybetmesine nasıl karşılık vereceği sorusunu da gündeme getiriyor.

Husilerin dört yıl önceki askeri geçit törenlerinden birinde çeşitli İHA ve füze türleri sergileniyor. (AFP)
Husilerin dört yıl önceki askeri geçit törenlerinden birinde çeşitli İHA ve füze türleri sergileniyor. (AFP)

Bunun yanı sıra bu gelişmenin Husileri hükümetin İHA’larına karşı yeni yöntemler geliştirmeye, saldırı İHA’larına ve füzelere daha fazla başvurmaya ya da gizlenme, kamuflaj ve birlikleri dağıtmaya dayalı yeni taktiklere yöneltip yöneltmeyeceği de önem taşıyor.

Yemenli siyaset araştırmacısı Salah Ali Salah, Yemen ordusunun güç dengesinde yarattığı sürprize ve Husileri zor durumda bırakma kapasitesine rağmen, henüz Husilerin sahip olduğu türden stratejik derinliği tehdit eden İHA’lara sahip olduğunu göstermediğini belirtti. Özellikle Husilerin kendi nüfuz alanlarından uzaktaki bölgelerde, örneğin Hadramut’taki petrol ihracat limanında olduğu gibi kritik tesisleri hedef alma kapasitesine dikkat çekti.

Salah, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Yemen ordusunun yeni silah kapasitesi nedeniyle Husi güçlerinin tahkimat ve saha taktikleri açısından önemli bir avantaj kaybettiğini ve savaşçılarının daha açık hedef haline geldiğini ifade etti. Bunun Husilerin maliyetlerini ve çatışmanın karmaşıklığını artırdığını belirten Salah, buna karşılık Yemen ordusunun da maliyetlerinin yükseleceğini, zira Husilerin hâlâ balistik füze kapasitesi açısından üstün olduğunu vurguladı.

İran yapımı İHA’lar son yıllarda Husilerin cephaneliğine çok sayıda sistem kazandırdı. (AFP)
İran yapımı İHA’lar son yıllarda Husilerin cephaneliğine çok sayıda sistem kazandırdı. (AFP)

Salah, Husilerin Yemen ordusuna ait İHA’ların fırlatma noktalarını tespit etmek için istihbarat faaliyetlerini artırabileceği, bu sistemleri kullanan personel ve ilgili birliklerin komutanlarını hedef alabileceği uyarısında bulundu. Husilerin ayrıca farklı ordu ve silahlı grupların deneyimlerinden yararlanarak tahkimat, kamuflaj, gizlenme ve manevra yöntemlerini geliştirebileceğini, unsurlarını geniş alanlara dağıtarak kayıpların maliyetini azaltmaya çalışabileceğini de ifade etti.

Yemen ordusunun farklı seviyelerde İHA kullanma kapasitesi genişlerken, çatışmanın yeni bir aşamaya girme ihtimali güçleniyor. Bu aşamada mesele yalnızca tarafların kaç silaha sahip olduğu olmayacak; asıl belirleyici unsur, her iki tarafın bu silahları savaşın şeklini, menzilini ve maliyetini değiştirebilecek bütünleşik bir savaş sistemine dönüştürme kapasitesi olacak.