Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirme planının şartları neler?

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirme planının şartları neler?

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek için 20 maddelik kapsamlı bir plan açıkladı. Bu plan, Gazze Şeridi'ni ‘radikalleşmeden ve terörden arındırılmış bölge’ ilan etmeyi ve Trump'ın başkanlık ettiği, eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair gibi isimlerin de katıldığı uluslararası bir ‘barış konseyinin’ denetimi altında geçici bir Filistin teknokrat yönetiminin kurulmasını içeriyor.

Plan, Hamas'ın elinde tuttuğu tüm rehinelerin serbest bırakılması ve İsrail'in yüzlerce Filistinli mahkûmu salıvermesi karşılığında, derhal ateşkes ve İsrail güçlerinin aşamalı olarak geri çekilmesini öngörüyor. Ayrıca, özel bir ekonomik planla Gazze Şeridi'nin yeniden inşası, gümrük ayrıcalıkları olan bir ekonomik bölgenin kurulması ve uluslararası mekanizmalara uygun olarak Refah Sınır Kapısı’nın açılması da planın bir parçası.

Girişim, Filistinli grupların tamamen silahsızlandırılmasını ve tünellerin ve silah üretim tesislerinin imha edilmesini, savaşmayı reddeden Hamas üyelerinin rehabilitasyon programlarına dahil edilmesini vurguluyor. Ayrıca, Filistin polisini eğitmek ve iç ve sınır güvenliğini sağlamak için Mısır ve Ürdün ile koordineli olarak Gazze'ye bir ‘uluslararası istikrar gücü’ konuşlandırılmasını öneriyor.

Plan, Filistin Yönetimi reform programını tamamlarsa, Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme ve devlet kurma yolunu açarak, sonraki siyasi sürece kapıyı açık bırakıyor. Plan metni şu şekilde:

- Gazze Şeridi, terörden arındırılmış, komşularına tehdit oluşturmayan bir askerden arındırılmış bölge olacak. Gazze Şeridi, yeterince acı çeken sakinlerinin yararına yeniden geliştirilecek.

- Her iki taraf da bu öneriyi kabul ederse, savaş derhal sona erecek. İsrail güçleri, rehinelerin serbest bırakılmasına hazırlık olarak kararlaştırılan hatta çekilecek. Bu süre zarfında, hava ve topçu saldırıları da dahil olmak üzere tüm askeri operasyonlar askıya alınacak ve tam aşamalı çekilme koşulları yerine getirilene kadar çatışma hatları dondurulmuş olarak kalacak.

- İsrail'in bu anlaşmayı kabul ettiğini açıklamasından itibaren 72 saat içinde, (ölü ya da diri) tüm rehineler iade edilecek.

- Tüm rehinelerin serbest bırakılmasının ardından İsrail, 7 Ekim 2023'ten sonra tutuklanan bin 700 Filistinlinin yanı sıra, müebbet hapis cezasına çarptırılan 250 mahkûmu da serbest bırakacak. Cesedi iade edilen her İsrailli rehine için İsrail, 15 Filistinlinin naaşını teslim edecek.

- Tüm rehineler iade edildikten sonra, barış içinde bir arada yaşamayı taahhüt eden ve silahlarını teslim eden Hamas üyeleri genel af ile serbest bırakılacak. Gazze Şeridi'nden ayrılmak isteyenlere, kendilerini kabul eden ülkelere güvenli geçiş sağlanacak.

- Anlaşmanın kabul edilmesi üzerine, yardımlar tam olarak ve derhal Gazze Şeridi'ne gönderilecek. Yardım miktarları, altyapının (su, elektrik ve sanitasyon) rehabilitasyonu, hastanelerin ve fırınların rehabilitasyonu ve molozların temizlenmesi ve yolların açılması için gerekli ekipmanların temini dahil olmak üzere, en azından 19 Ocak 2025 tarihli insani yardım anlaşmasında belirtilen miktarlarla tutarlı olacak.

- Yardımlar, her iki tarafın da müdahalesi olmaksızın, Birleşmiş Milletler (BM) ve onun kurumları, Kızılay ve her iki tarafa da bağlı olmayan diğer uluslararası kurumlar aracılığıyla Gazze Şeridi'ne girecek ve dağıtılacak. Refah Sınır Kapısı, 19 Ocak 2025 tarihli anlaşma kapsamında uygulanan aynı mekanizmaya göre her iki yönde de açılacak.

d
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile tokalaşırken (EPA)

- Gazze Şeridi, bölge sakinleri için kamu hizmetlerini ve belediyeleri yönetmekten sorumlu olan, Filistinli teknokratlardan oluşan geçici bir geçiş otoritesi tarafından yönetilecek. Komite, nitelikli Filistinliler ve uluslararası uzmanlardan oluşacak ve Trump'ın başkanlık ettiği, daha sonra açıklanacak diğer üyeler ve devlet başkanlarının da dahil olduğu, ‘barış konseyi’ adlı yeni bir uluslararası geçiş organının denetimi altında çalışacak. Bu organ, Filistin Yönetimi'nin Trump'ın 2020 barış planı ve Suudi Arabistan – Fransa önerisi dahil olmak üzere çeşitli önerilerde belirtildiği gibi reform programını tamamlayana kadar Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için çerçeveyi oluşturacak ve finansmanı yönetecek. Söz konusu organ, yatırımı çekecek ve Gazze halkına hizmet edecek modern ve etkili yönetişim standartları oluşturmayı hedefliyor.

- Ortadoğu'da bazı başarılı modern şehirlerin kurulmasına katkıda bulunmuş uzmanlardan oluşan bir komite aracılığıyla Gazze Şeridi'ni yeniden inşa etmek ve canlandırmak için Trump liderliğinde bir ekonomik plan hazırlanacak. Uluslararası kuruluşlar tarafından sunulan çok sayıda yatırım önerisi ve kalkınma fikri, güvenlik ve yönetişim çerçevelerine entegre edilmek üzere değerlendirilecek ve Gazze Şeridi'nin geleceği için istihdam, fırsatlar ve umut yaratılmasına katkıda bulunacak.

- Katılımcı ülkelerle müzakere edilerek, tercihli tarifeler ve özel erişim oranları sunan bir ‘özel ekonomik bölge’ kurulacak.

- Hiç kimse Gazze Şeridi'ni terk etmeye zorlanmayacak ve ayrılmak isteyenler bunu yapmakta ve geri dönmekte özgür olacak. Sakinler kalmaya teşvik edilecek ve daha iyi bir Gazze inşa etme fırsatı verilecek.

- Hamas ve diğer gruplar, Gazze Şeridi'nin yönetiminde doğrudan veya dolaylı olarak ya da başka herhangi bir şekilde rol almayacak. Tüneller ve silah fabrikaları dahil olmak üzere tüm askeri altyapı imha edilecek ve yeniden inşa edilmeyecek. Bağımsız gözlemcilerin denetimi altında bir silahsızlanma süreci uygulanacak. Bu süreç, uluslararası fonlarla desteklenen bir geri alım ve yeniden entegrasyon programı ile desteklenen, üzerinde anlaşmaya varılan bir terhis mekanizması yoluyla silahların kalıcı olarak imha edilmesini de içerecek ve tüm süreç bağımsız gözlemciler tarafından belgelenecek. Yeni Gazze, müreffeh bir ekonomi inşa etmeye ve komşularıyla barış içinde bir arada yaşamaya kararlı olacak.

- Bölgesel ortaklar, Hamas ve diğer grupların taahhütlerine uymalarını ve Gazze'nin komşularına veya sakinlerine tehdit oluşturmamasını garanti edecek.

- ABD, Arap ve uluslararası ortaklarla birlikte, Gazze Şeridi'ne derhal konuşlandırılacak geçici bir Uluslararası İstikrar Gücü (International Stabilization Force – ISF) oluşturmak için çalışacak. Bu güç, Ürdün ve Mısır ile istişare halinde, Gazze Şeridi'nde güvenlik kontrolünden geçirilmiş bir Filistin polis gücünü eğitecek ve destekleyecek. Bu güç, iç güvenlik için uzun vadeli bir çözüm olacak. Ayrıca, İsrail ve Mısır ile iş birliği yaparak, yeni Filistin polisi ile sınır bölgelerinin güvenliğini sağlayacak, Gazze'ye silah girişini önleyecek ve yeniden inşa için mal akışını kolaylaştıracak. Taraflar arasında çatışmaları önlemek için bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varılacak.

- İsrail, Gazze Şeridi'ni işgal etmeyecek veya ilhak etmeyecek. ISF kontrolü ele geçirip istikrarı sağladıkça İsrail ordusu, garantörler ve ABD arasında mutabık kalınan silahsızlanma kriterleri ve takvimine göre kademeli olarak geri çekilecek. Gazze Şeridi'nin işgal altındaki bölgelerinin uluslararası güce devri, geçiş otoritesi ile koordineli olarak, tamamen çekilene kadar kademeli olarak gerçekleştirilecek ve Gazze'nin terör tehdidinden tamamen kurtulduğu garanti edilene kadar geçici bir güvenlik tampon bölgesi kalacak.

- Hamas öneriyi geciktirir veya reddederse, yardımın genişletilmesi de dahil olmak üzere yukarıda belirtilen hükümler, İsrail ordusu tarafından ISF’ye devredilen terörden arındırılmış bölgelerde uygulanacak.

- Hoşgörü ve barış içinde bir arada yaşama değerlerine dayalı bir dinler arası diyalog başlatılacak ve barışın getireceği faydalar üzerinde durularak Filistinliler ve İsrailliler arasındaki zihniyet ve anlatıların değiştirilmesi hedeflenecek.

- Gazze Şeridi'nin yeniden inşası ilerledikçe ve Filistin Yönetimi'nin reform programı ciddiyetle uygulandıkça, Filistin halkının arzuladığı gibi, kendi kaderini tayin etme ve bir Filistin devleti kurma yolunda güvenilir bir yol için koşullar nihayet olgunlaşabilir.

- ABD, barışçıl ve müreffeh bir birlikte yaşama için siyasi bir ufuk üzerinde anlaşmak üzere İsrail ve Filistinliler arasında bir diyalog başlatacak.



Saddam Hafter’in Libya’nın güneyindeki askeri üs hamlesi ve arkasındaki boyutlar

Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
TT

Saddam Hafter’in Libya’nın güneyindeki askeri üs hamlesi ve arkasındaki boyutlar

Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter’in ülkenin güneybatısındaki Vav Askerî Üssü’ne gerçekleştirdiği ziyaret, güneydeki Fizan bölgesinin sınır güvenliği alanında karşı karşıya olduğu sorunları yeniden gündeme taşıdı.

Geçen şubat ayından bu yana askerî noktalara yönelik saldırıların tekrarlanması, güvenlik endişelerini artırıyor. Söz konusu saldırıların, Muhammed Verdagu’nun liderlik ettiği silahlı grup tarafından gerçekleştirildiği belirtiliyor. Grubun faaliyetlerinde gerileme yaşanmasına rağmen, yerel basında yer alan son haberlerde Batı Libya’daki ittifaklar aracılığıyla nüfuzunu yeniden tesis etmeye çalıştığı öne sürülüyor.

Saddam Hafter, pazartesi günü gerçekleştirdiği ziyaretin amacını vurgulayarak bunun sınır güvenliğini sağlama ve Libya’nın egemenliğini koruma çalışmalarını yerinde takip etmeye yönelik saha ziyaretleri kapsamında yapıldığını belirtti. Üste görev yapan subay ve askerlerle bir araya gelen Hafter, personelin bölgenin güvenliğini sağlama ve sınır aşan suç örgütleriyle mücadele kapsamında üstlendiği görevler hakkında bilgi aldı.

Hafter, ziyaretin ardından yaptığı açıklamalarda, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadelenin sürdürülmesinin önemine de dikkat çekti. Genel Komutanlığın güney bölgesine yönelik vizyonunun yalnızca sınırların korunmasıyla sınırlı olmadığını belirten Hafter, güvenliğin pekiştirilmesi, kalkınmanın desteklenmesi ve ekonomik faaliyetlerin canlandırılmasının da bu yaklaşımın devamı olduğunu ifade etti.

Verdagu’nun Batı Libya’daki temasları gündemde

Genel Komutanlığa yakınlığıyla bilinen askerî araştırmacı Muhammed Terhuni, Muhammed Verdagu ve liderliğini yaptığı, “Güneyi Kurtarma Harekât Odası” olarak bilinen yapının Batı Libya’daki silahlı gruplarla gerçekleştirdiği toplantı ve temaslara ilişkin haberlere dikkat çekti.

Terhuni, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ismini vermediği bazı tarafların güneydeki dengeleri yeniden değiştirmeye çalıştığını savundu. Terhuni, bu girişimlerin Libya’daki siyasi sürecin ilerletilmesi ve bölünmüşlüğün sona erdirilmesi amacıyla uluslararası düzeyde yakınlaşma işaretlerinin görüldüğü bir eş zamanlı olduğunu belirtti.

Yerel basında daha önce de Verdagu ile Batı Libya’daki Ulusal Birlik Hükümeti arasında bağlantılar bulunduğuna ilişkin haberler yayımlanmıştı. Ancak hükümetten üst düzey bir yetkili, daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu yöndeki iddiaları reddetmişti. İki taraf arasındaki ilişkilerin niteliğini kesinleştirecek bağımsız kanıtlar ise ortaya konmuş değil.

Vav Üssü stratejik konumuyla öne çıkıyor

Libya’nın güneybatısında, Nijer ve Çad sınırlarına yakın çöl bölgesinde bulunan Vav Askerî Üssü, kontrol edilmesi güç geniş bir güvenlik sahasının parçası olması nedeniyle önem taşıyor. Sınır aşan hareketlilik, kaçakçılık faaliyetleri ve silahlı grupların varlığı, bölgedeki güvenlik sorunlarını daha da karmaşık hâle getiriyor.

Geçen şubat ayından itibaren orduya bağlı üs ve stratejik noktalara yönelik saldırılar tekrarlandı. Bu saldırıların bir kısmı, Verdagu’nun liderliğindeki grupla ilişkilendirildi. Nijer sınırındaki Tüm Sınır Kapısı’na düzenlenen saldırı, grubun faaliyetleriyle bağlantılı öne çıkan operasyonlardan biri olarak kayda geçti. Bazı Libya aşiretleri ve belediyeler de daha önce söz konusu gruba atfedilen saldırıları kınamıştı.

Saddam Hafter’in Vav Üssü ziyareti sırasında sınır güvenliği konusu ön plana çıktı. Hafter, bir Türk şirketi ile yürütülmesi kararlaştırılan proje kapsamında sınırların korunması, yönetilmesi ve gözetlenmesine yönelik sistemin geliştirilmesi çalışmalarının sürdürüleceğini belirtti.

Geçen temmuz ayında Libya’nın güney sınırlarında yaşanan istikrarsızlık ve silah ile uyuşturucu kaçakçılığındaki artış, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığını, geniş bir alana yayılan sınır hattında kontrolü güçlendirmek amacıyla Türk şirketiyle iş birliğini genişletmeye yöneltmişti.

Güneydeki Harawa Belediyesi ileri gelenleri, Korgeneral Saddam Hafter'i karşılıyor (Genel Komutanlık)
Güneydeki Harawa Belediyesi ileri gelenleri, Korgeneral Saddam Hafter'i karşılıyor (Genel Komutanlık)

Güvenlik ve kalkınma birlikte ele alınıyor

Saddam Hafter’in açıklamaları yalnızca askerî konularla sınırlı kalmadı. Hafter, altyapı yatırımlarına ilişkin projelere de değindi. Bu kapsamda Sirte-Sukna-Sebha uluslararası kara yolu, Sirte Serbest Bölgesi, güneyde bulunan şehirler arasındaki yolların bakımı ve yıllardır âtıl durumda olan tarım projelerinin yeniden canlandırılması öne çıktı.

Hafter, söz konusu projelerin ülkenin kuzeyi ile güneyi arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi, ayrıca Afrika’daki komşu ülkelerle ticaret ve yatırım imkanlarını geliştirmeyi amaçladığını söyledi.

Fizan bölgesindeki toplumsal kesimlere de övgüde bulunan Hafter, bu kesimlerin güneyin güvenliğini tehlikeye atmaya yönelik girişimleri reddettiğini ifade etti. Bölge halkına desteğin sürdürüleceğini kaydeden Hafter, hizmetlerin iyileştirilmesi ve yaşam koşullarının geliştirilmesi yönündeki çalışmaların devam edeceğini belirtti.

Güvenlik ile kalkınmanın birlikte ele alınması, güney Libya’da istikrarın yalnızca askerî birliklerin konuşlandırılmasıyla değil, altyapının iyileştirilmesi ve ekonomik fırsatların artırılmasıyla da sağlanabileceği yaklaşımını yansıtıyor.

Hafter Hırava’da aşiret temsilcileriyle görüştü

Genel Komutanlık, dün Saddam Hafter’in Hırava Belediyesine gerçekleştirdiği ziyaretin ayrıntılarını da paylaştı. Hafter, bölgede Süleyman, Cemaat ve Amamra aşiretlerinin şeyhleri ve ileri gelenleri tarafından karşılandı.

Genel Komutanlığın açıklamasına göre aşiret temsilcileri, Genel Komutan Yardımcısı’nın ziyaretinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığının güvenlik ve istikrarın korunmasındaki rolünü takdir etti. Temsilciler ayrıca ülkenin korunması, egemenliğinin savunulması ve birliğinin sürdürülmesine yönelik çabalara desteklerini bildirdi.

Saddam Hafter ise Süleyman, Cemaat ve Amamra aşiretlerinin “millî rolüne” övgüde bulundu. Aşiretlerin tarih boyunca sergilediği tutumları takdir eden Hafter, “Kerame Muharebesi” sırasında silahlı kuvvetlere verdikleri desteğe, toplumsal bütünlüğün korunmasına ve ulusal uzlaşı çabalarına katkılarına dikkat çekti.


Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.


Yemen ordusu, Husilere verdirdiği kayıpları ikiye katladı

Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
TT

Yemen ordusu, Husilere verdirdiği kayıpları ikiye katladı

Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.

Yemen ordusu, son saatlerde birçok cephede Husilere verdirdiği kayıpları artırdı. Yüzlerce hedefin vurulduğunu duyuran ordu, yaklaşık 500 Husi mensubunun etkisiz hale getirildiğini ve onlarca askeri aracın imha edildiğini açıkladı. Gelişmeler, “Yemen Şafağı” operasyonu sürerken Taiz’in güneyinde şiddetli çatışmaların yeniden başlamasıyla eş zamanlı yaşandı.

Taiz’deki hükümet güçleri ve Halk Direnişi, dün Şakab cephesinde Husilerin saldırılarını püskürttü. Cebel Sabır’daki köylerin topçu ateşine tutulduğu bildirildi. Sınemat ve Misrah bölgelerinde de çatışmalar devam etti.

Hava saldırıları ve insansız hava aracı (İHA) operasyonları, Husilerin Marib ve Cevf vilayetlerindeki mevzilerini de hedef aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre güneydeki Devler Tugayları ise Lahic vilayetinin batısında, Babülmendeb Boğazı’na uzanan güzergâhların yakınındaki Kahbub Dağları’nda geniş çaplı bir saldırıyı püskürttü.

El-Alimi: Operasyon hedeflerine ulaşılana kadar sürecek

Siyasi cephede ise Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, “Yemen Şafağı” operasyonunun hedeflerine ulaşılana kadar devam edeceğini vurguladı.

El-Alimi, Birleşmiş Milletler’den, Husilerin terör örgütü olarak sınıflandırılması, örgüte silah tedarikinin yasaklanması ve finansman kaynaklarının kurutulması amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden girişimde bulunulmasına destek vermesini istedi.

El-Alimi ayrıca Taiz’e uygulanan kuşatmanın kaldırılması ve insani yardım malzemelerinin ulaştırılabilmesi için yolların açılması çağrısında bulundu.