Rothschild ve Trump'ın planları arasında Gazze Rivierası: Finansman ve yerinden edilmenin sırları

Savaş sonrası Gazze'nin yeniden inşası için ekonomik planlar ve uluslararası yatırımlar. Finansmanın arkasında yatan gerçek mali kaynaklar neler?

Rothschild'den arazi satın alımlarına: Gazze Rivierası'nın ardındaki finansman sırları ve mitleri (Yapay zeka tarafından oluşturulan bir görüntü)
Rothschild'den arazi satın alımlarına: Gazze Rivierası'nın ardındaki finansman sırları ve mitleri (Yapay zeka tarafından oluşturulan bir görüntü)
TT

Rothschild ve Trump'ın planları arasında Gazze Rivierası: Finansman ve yerinden edilmenin sırları

Rothschild'den arazi satın alımlarına: Gazze Rivierası'nın ardındaki finansman sırları ve mitleri (Yapay zeka tarafından oluşturulan bir görüntü)
Rothschild'den arazi satın alımlarına: Gazze Rivierası'nın ardındaki finansman sırları ve mitleri (Yapay zeka tarafından oluşturulan bir görüntü)

İnci Mecdi

Yahudi bir Alman olan para tüccarı ve bankacı Mayer Amschel Rothschild, Avrupa'nın en güçlü finans ailesinin temellerini atmaya 18. yüzyılın ikinci yarısında başladı. Beş oğlu kısa sürede Londra, Paris, Viyana, Napoli ve Frankfurt'a dağıldı ve Avrupa'yı kapsayan bir bankacılık imparatorluğu kurdular.

Bu bankacılık imparatorluğunun kurucuları, istikrarlı ve sakin adımlarla İsrail Devleti'nin kurulması için ekonomik, siyasi ve maddi temelleri atmak için çalıştılar. Rothschild ailesi, Osmanlı Filistin'inde arazi satın almaktan İsrail Yüksek Mahkemesi'nin inşasına kadar, henüz adı dahi olmayan bir ulusun oluşumuna katkıda bulundu. Baron Edmond James de Rothschild, 1880'lerden 1920'lere kadar fonlarını o dönemde Osmanlı kontrolü altındaki topraklara yönlendirdi, tarım arazilerine yatırım yaptı, İbrani okullarını destekledi ve şarap imalathaneleri kurdu. İngiliz Siyonist Federasyonu'nun başkanı olan İngiliz aristokrat Lionel Walter Rothschild, 1917'de Balfour Deklarasyonu'nun resmi alıcısıydı. James Armand de Rothschild ve eşi Dorothy daha sonra bu görevi devraldı ve İsrail parlamentosu binası Knesset'in inşası için 1,25 milyon sterlin bağışladı. James'in ölümünden sonra Dorothy, İsrail Yüksek Mahkemesi'nin kurulması için gerekli finansmanı üstlendi.

Geçen yıl vefat eden Lord Jacob Rothschild, dördüncü baron ve Victor'un oğluydu. Aynı zamanda İsrail'deki büyük projeleri desteklemeye devam eden Yad Hanadiv Vakfı'nın başkanıydı ve onun liderliği döneminde vakıf, Kudüs'teki yeni İsrail Ulusal Kütüphanesi'nin finansmanına katkıda bulundu.

Dünyanın gizli hükümdarları

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Yahudi devletinin kurucuları olarak uzun bir geçmişe sahip olan Rothschild ailesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘Gazze Rivierası’ adı altında Gazze Şeridi'ni yeniden inşa etme konusundaki tartışmalı planını ortaya attığında, doğal olarak, vatanları olarak kurmak istedikleri devletin genişlemesi kapsamında projenin ana finansörleri olarak öne çıktı. Yahudiler için ulusal bir vatan olarak kurmak istedikleri devletin genişlemesi kapsamında projenin ana finansörleri olarak ‘Rothschild ailesi’ adının öne çıkması doğaldı. Ancak bu durum, Rothschild ailesinin tarihi boyunca süregelen birçok efsaneden biri olabilir. Örneğin Nathan Rothschild'ın Londra'da Napolyon'un Waterloo'da yenilgiye uğradığı haberini ilk alan kişi olması nedeniyle ailenin servetini biriktirdiği yönündeki anlatı, ailenin hakkındaki en yaygın efsanelerden biri. Nathan Rothschild'ın Napolyon'un kazandığını iddia ederek borsanın çökmesine neden olduğu ve İngilizlerin zaferi haberi geldiğinde değerini geri kazanan hisse senetlerini satın aldığı söylenir. Bu hikayenin hiçbir dayanağı olmasa da Rothschildların ‘dünyanın gizli hükümdarları’ olduğu şeklinde heyecan verici hikayelerin önemli bir parçası olmaya devam ediyor.

Belki de Trump'ın Gazze Rivierası projesinin finansal yönündeki belirsizlik, ‘Gazze Yeniden Yapılanma, Ekonomik Büyüme ve Dönüşüm Fonu’ adı altında bir fon kurulmasından ibaret olmasıdır. Bu projede Gazzelileri buranın dışına nakletme, daha doğrusu ‘nüfusu yerinden etme’ planını içermesi, buna karşılık olarak 5 bin dolar ve dört yıl boyunca konut ve bir yıl boyunca gıda için mali destek sağlanması öngörülüyor. Planın metni bu yönden tarihte Yahudiler tarafından Filistin topraklarının satın alınmasıyla olanları akıllara getirdi.

Filistin topraklarının satın alınması

Sonuç olarak İsrailli iş adamlarının Gazze Şeridi'nde arazi satın almak ve İsrail'in genişlemesini finanse etmek için 300 milyar dolar ayırdıkları söylentisi, konuyla ilgili yayılan söylentilerden sadece biri. Bu söylenti, eylül ayı başlarında dillendirilmeye başlandı ve fonun Gazze topraklarının yaklaşık yüzde 30'unu 99 yıla kadar kiralamasını öneren Trump'ın planıyla inandırıcılık kazandı. Plana göre kiralanan topraklar projenin başlangıç sermayesi veya varlıkları olarak kabul ediliyor.

ABD medyasında yer alan belgelere dayanan plan, buradaki ‘kamu’ arazilerinin gelir getirici varlıklar olarak kullanılması, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasından sonra 300 milyar doları aşan bir değer tahmininin parçası olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla belirtilen rakam, kiralanacak ve fon için finansman olarak kullanılacak kamu arazilerinin yüzde 30'unun tahmini değeri olarak görülüyor.

Trilyon dolarlık plan

Gazze'nin yeniden inşası planı veya ABD Başkanı’nın ‘Gazze Rivierası’ olarak adlandırdığı proje ile ilgili olarak Ekonomi Profesörü Joseph Pelzman tarafından hazırlanan ve geçtiğimiz yıl temmuz ayında ABD’deki George Washington Üniversitesi tarafından yayınlanan makale başvurulması gereken, güvenilir bir kaynaktan alınan bir belge olarak karşılımıza çıkıyor. Makale, inşa, işletme ve ulaşım temelli uzun vadeli bir yatırım modeli aracılığıyla savaş sonrası Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için ekonomik bir vizyon sunuyor.

Toplamda 49 sayfadan oluşan araştırma makalesine göre Gazze Şeridi’nin yeniden inşasının 5 ila 10 yıl arasında 1 ila 2 trilyon dolara mal olması tahmin ediliyor. Gazze'nin yeniden inşasını, uzun vadeli bir kira sözleşmesi kapsamında 50 yıl boyunca burayı yönetme ve işletme hakkını elde edecek olan birkaç ülkeden gelen yabancı yatırımlarla gerçekleştirmeyi öneren Prof. Pelzman’a göre bu süre zarfında modern sivil ve hukuki kurumlar kurulacak. Sürecin sonunda, yönetişim halka devredilecek ve hukukun üstünlüğüne ve serbest ekonomi sistemine dayalı iyi yönetişim kurumları kurulacak.

Makale, Gazze'nin yeniden inşası için dört finansman kaynağı öneriyor. Bunlar; ‘ılımlı’ Arap ve bölge ülkeleri ile yatırımcılara 50 yıllık geçici mülkiyet hakkı tanıyan bir imtiyaz sistemi aracılığıyla uluslararası ekonomik güçler. Özellikle Arap Körfez ülkelerini eğitim ve ekonomi alanında rol model ve potansiyel finansörler olarak gösteren makale, finansman ve denetim konusunda potansiyel ortaklar olarak ABD ve Abraham Anlaşmaları’na katılan ülkelere işaret ediyor. Bunun yanında enerji, altyapı, teknoloji ve turizm alanlarında yatırım yapabilecek uluslararası özel sektör şirketleri finansman kaynağı olarak öneren makalede son olarak, başlangıç sermayesi ve risk garantisi sağlayacak Dünya Bankası ve Körfez ülkelerinin fonları gibi uluslararası finans kurumları sayıyor.

Trump'ın Gazze Rivierası’na ilişkin ilk önerisinin ve sonraki önerilerinin temelini bu makale oluşturuyor. Bu önerilerin en sonuncusu, Gazze halkının yerinden edilmesinden veya nakledilmesinden açıkça bahsetmemekle birlikte, Gazze halkının yerinde kalması koşuluyla Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını içeren Gazze savaşını sona erdirme planıydı.

Gazze fonu planı

İlk belge, geçtiğimiz temmuz ayında İngiliz gazetesi Financial Times tarafından yayınlanan alıntılar gibi görünüyor. Amerikan medyası, yeniden inşa sürecinin finansörleri hakkında daha net bilgiler içeren daha ayrıntılı bir versiyonunu yayınladı. ‘Gazze Yeniden İnşa, Ekonomik Büyüme ve Dönüşüm Fonu’ (GREAT Trust) adlı teklif, Gazze Şeridi'ni devasa bir ekonomik projeye dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu fon aracılığıyla Gazze, İsrail ve Arap ülkelerini içeren Abraham Anlaşmaları'na dayalı bölgesel bir sistem içinde İsrail ile ekonomik olarak entegre olacak ve Filistin Yönetimi'nin de daha sonraki bir aşamada bu sisteme katılacağı varsayılıyor.

dfrgt
Gazze Şeridi’nin GREAT Trust’un önerildiği belgede öngörüldüğü şekilde yeniden yapılanma sonrası görünümü

Finansman, kamudan 70 milyar ila 100 milyar dolar arasında bir ilk kamu yatırımı ve kamu-özel sektör ortaklıkları yoluyla 35 ila 65 milyar dolarlık ek özel yatırımla, ilk 10 yıl için ortaklıklar ve özel sektörden toplam tahmini 133,4 milyar dolarlık bir maliyetle sağlanacak. Bu yatırımların altyapı, yeniden inşa, kalıcı konutlar, tıbbi ve eğitim tesisleri ve güvenlik dahil olmak üzere 10 farklı ‘mega projeyi’ kapsaması bekleniyor.

Musk ve Trump’ın projeleri

Bahsi geçen mega projelerden biri, Tesla'nın sahibi Elon Musk'ın bu sektöre yatırım yaptığını gösteren ‘Elon Musk Akıllı Üretim Bölgesi’ adını taşıyor. Diğer mega projeler arasında, ABD Başkanı tRump’ın sahibi olduğu şirketler aracılığıyla, öncelikle bir gayrimenkul geliştiricisi olarak yatırım yaptığı görünen bir grup turistik tatil köyü ve yapay adadan oluşan ‘Gazze Rivierası ve Trump Adaları” projesi bulunuyor. Gazze'deki tesisleri Mısır, İsrail ve Körfez ülkelerindeki limanlara bağlayan Refah'daki ‘İbrahim Sınır Kapısı’nın lojistik merkezi ve Gazze'yi el-Ariş ve İsrail'e bağlayan, Avrupa ve Körfez ülkeleriyle serbest ticaret sistemi ve Körfez ülkeleri ile İsrail'e hizmet veren veri merkezleri ve elektrikli otomobiller gibi ileri imalat sektörleri bulunan özel bir ekonomik bölge kurulmasını öngörüyor.

Ancak bu plan çerçevesinde yeniden inşa süreci boyunca Gazze nüfusunun yalnızca yüzde 75'inin Gazze Şeridi’nde kalacağı tahmin ediliyor. Başka bir ülkeye yerleşmek isteyenlere 5 bin dolarlık mali teşviklerin yanı sıra dört yıllık kira ve gıda yardımı ile ilgili diğer teşvikler de sunuluyor. Plan, yeniden yerleşenlerin üçte ikisinin Gazze'ye dönmeyeceğini varsayıyor.



Avn ve Selam, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakereye hazır olup olmadığını görüştü

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
TT

Avn ve Selam, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakereye hazır olup olmadığını görüştü

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Başbakan Nevvaf Selam bugün yaptıkları görüşmede, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakerelere hazır olup olmadığını ele aldı. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre görüşme, ülkenin güneyine yerinden edilenlerin akınının sürdüğü ve Hizbullah ile İsrail arasında ikinci gününe giren ateşkes süreciyle eş zamanlı gerçekleşti.

Açıklamada, Avn ve Selam’ın ‘ateşkes sonrası aşamaya ve bunun kalıcı hale getirilmesine yönelik çabalara dair değerlendirme’ yaptığı, ayrıca İsrail ile yapılması beklenen müzakereler için ‘Lübnan’ın hazırlık durumunu’ ele aldığı belirtildi.

Görüşme, Avn’ın bir gün önce Lübnan halkına ve adını anmadan Hizbullah’a hitaben yaptığı sert tonlu konuşmanın ardından geldi. Avn konuşmasında, Lübnan’ın İsrail ile ‘kalıcı anlaşmalar’ hedefiyle yeni bir aşamanın eşiğinde olduğunu ifade ederken, doğrudan müzakerelerin ‘taviz’ anlamına gelmediğini vurguladı.

Hizbullah ile İsrail arasında, ABD Başkanı Donald Trump tarafından ilan edilen 10 günlük ateşkes kapsamında, perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısından itibaren kırılgan bir ateşkes yürürlükte bulunuyor. 2 Mart’ta başlayan çatışmalarda yaklaşık 2 bin 300 kişi hayatını kaybederken, özellikle Lübnan’ın güneyi ve Beyrut’un güney banliyölerinden olmak üzere 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.

Hizbullah ve destekçileri, İsrail ile doğrudan müzakerelere karşı çıkmayı sürdürürken, daha önce de 2024 savaşı sonrasında Lübnan hükümetinin örgütün silahsızlandırılmasına yönelik kararını reddetmişti.

Öte yandan Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati Al Jadeed TV’ye verdiği demeçte, “Cumhurbaşkanı’nın sözleri şok ediciydi” ifadesini kullanarak, konuşmada İran’a teşekkür edilmemesini eleştirdi. İran, Lübnan’daki ateşkesin Washington ile varılan ateşkes mutabakatının ‘bir parçası’ olduğunu açıklamıştı.

Lübnan’ın güneyindeki kasaba ve köylerine doğru yola çıkan yerlerinden edilmiş insanların araçları (Reuters)Lübnan’ın güneyindeki kasaba ve köylerine doğru yola çıkan yerlerinden edilmiş insanların araçları (Reuters)

Ateşkesin ikinci gününde, özellikle Lübnan’ın güneyine doğru, yerinden edilenlerin akını sürüyor. Güneyi birbirine bağlayan sahil yolu, sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun trafikle kilitlendi.

Lübnan ordusu ile yerel yetkililer, İsrail bombardımanı nedeniyle kapanan yolları yeniden ulaşıma açmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Beyrut’un güney banliyösünde ise geniş çaplı yıkımın yaşandığı bölgede aileler, evlerini kontrol etmek ve ihtiyaçlarını almak üzere geri dönüyor. Ancak AFP muhabirlerine göre, bölgenin iç kesimlerindeki bazı mahalleler hâlâ büyük ölçüde boş durumda; birçok kişi geri dönmek için beklemeyi tercih ediyor.

Bu kişilerden biri olan ve dört çocuğuyla birlikte Beyrut sahilinde kurulu bir çadırda kalan Semah Haccul, güvenlik endişeleri nedeniyle henüz evine dönmeye hazır olmadıklarını söyledi.

Haccul, “Gece bir şey olmasından ve çocuklarımı alıp kaçamamaktan korktuğumuz için kendimizi güvende hissetmiyoruz” dedi.

Evine kısa süreliğine gittiğini belirten Haccul, Beyrut’un güneyindeki el-Leyleki bölgesindeki evinde hafif hasar tespit ettiğini, ‘çocukları yıkamak ve artan sıcaklıklar nedeniyle yazlık kıyafetler almak’ için eve uğradığını ifade etti. Ateşkesin gidişatını izlemek istediklerini vurgulayan Haccul, “Ateşkes kalıcı hale gelirse evlerimize döneceğiz” dedi ve çevredeki çadırlarda kalan onlarca ailenin de aynı yaklaşımı benimsediğini aktardı.

Selam ise Avn ile görüşmesinde, ateşkesin kalıcı hale gelmesi durumunda yerinden edilenlerin en kısa sürede güvenli şekilde evlerine dönebilmesini umduğunu dile getirdi. Selam, Lübnan devletinin bu dönüşü kolaylaştırmak için ‘yıkılan köprülerin onarılması, yolların açılması ve geri dönüşün mümkün olduğu bölgelerde gerekli ihtiyaçların sağlanması’ yönünde çalıştığını belirtti.


Macron, Lübnan'ın güneyinde bir Fransız askerinin öldüğünü üç askerin yaralandığını belirterek, saldırıdan Hizbullah'ı sorumlu tuttu

Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
TT

Macron, Lübnan'ın güneyinde bir Fransız askerinin öldüğünü üç askerin yaralandığını belirterek, saldırıdan Hizbullah'ı sorumlu tuttu

Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan'ın güneyinde düzenlenen saldırıda bir Fransız askerinin öldüğünü duyurarak, ölümünden Hizbullah'ı sorumlu tuttu.

Macron, X internet sitesinde yayınladığı paylaşımda, üç askerin de yaralandığını ve tahliye edildiğini belirterek, Lübnan hükümetini saldırıdan sorumlu olanlara karşı harekete geçmeye çağırdı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise Fransız güçlerini hedef alanlardan sorumlu olanların yargılanacağını belirtti.


Hamas'a Gazze'nin silahsızlandırılmasına razı olması için yoğun baskı uygulanıyor

Hamas ve İslami Cihad mensupları Gazze'de konuşlandı (Arşiv- AFP)
Hamas ve İslami Cihad mensupları Gazze'de konuşlandı (Arşiv- AFP)
TT

Hamas'a Gazze'nin silahsızlandırılmasına razı olması için yoğun baskı uygulanıyor

Hamas ve İslami Cihad mensupları Gazze'de konuşlandı (Arşiv- AFP)
Hamas ve İslami Cihad mensupları Gazze'de konuşlandı (Arşiv- AFP)

Hamas, Gazze Şeridi'nde faaliyet gösteren grupların, özellikle de silahlı kanadı "Kassam Tugayları"nın silahsızlandırılması planı üzerinde müzakereye başlamadan önce, arabulucular ve diğer taraflardan "Barış Konseyi" belgesini, en azından prensipte de olsa, kabul etmesi yönünde büyük bir baskıyla karşı karşıya.

Gazze Şeridi dışındaki iki Hamas kaynağı Şarku’l Avsat’a, bazı arabulucu ülkelerin, Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından yaklaşık iki hafta önce hareketin liderliğine sunulan ve şartlarının daha sonra başka bir aşamada müzakere edileceği anlayışıyla hazırlanan plana ilk yazılı onayı vermeleri için hareketi ikna etme girişimleri olduğunu söyledi.

İki kaynak, İsrail'i ateşkes anlaşmasının ilk aşamasını uygulamaya mecbur eden net garantiler alınmadan önce bu onayın alınması yönünde girişimler olduğunu açıkladı. Müzakere ekibinin, ikinci aşamayı müzakere etmeye geçmeden önce ilk aşamanın tamamının uygulanmasını sağlamayı amaçlayan pozisyonuna bağlı kalmakta ısrar ettiğini belirttiler.

Gazze'deki yıkım (Arşiv- AFP)Gazze'deki yıkım (Arşiv- AFP)

İki kaynak, “Arabulucular ve çeşitli taraflar, birinci aşamanın istisnasız olarak eksiksiz bir şekilde uygulanması karşılığında, ikinci aşamanın da eş zamanlı olarak derhal uygulanmaya başlanmasını sağlamaya yönelik girişimlerde bulunuyorlar. Bu hareket bir anlaşmaya yol açabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Bir kaynak, Hamas liderliğinin, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin, hareketin ikinci aşamayla ilgili belgeyi imzalama konusundaki ilk anlaşmasını istismar ederek, hareketin orijinal planda hâlâ reddettiği ve açık değişiklikler talep ettiği adımlara zorlayacakları yönünde ciddi endişeler taşıdığını belirtti.

Kaynak, bazı arabulucu ülkelerin Hamas'ın pozisyonunu ve endişelerini anladığını ve bu konuda güven verici mesajlar iletmeye çalıştığını, ancak hareket içindeki ve Filistinli gruplarla olan iç temasların ve görüşmelerin hala devam ettiğini kaydetti.

Şarku’l Avsat'a konuşan bir fraksiyon kaynağına göre bazı gruplar, arabulucuların desteğiyle, Gazze Şeridi'ndeki nüfusun insani ve yaşam koşullarındaki iyileşmeden faydalanmak amacıyla ikinci aşamanın 8 aydan 3 veya 4 aya indirilmesini önerdi. Özellikle, evleri yıkılan ve çok zor ve çetin koşullarda yaşayan yerinden edilmiş kişilerin yaşamlarının giderek kötüleşmesi göz önüne alındığında, yeniden yapılanma aşamasının acilen başlatılması gerektiği vurgulandı.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta bir kız çocuğu su taşıyor (Arşiv- AFP)Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta bir kız çocuğu su taşıyor (Arşiv- AFP)

Etkili kaynak, ikinci aşamanın uygulama süresinin kısaltılma amacının, başta iç işlerini düzene koymaya, halkın ihtiyaçlarına dikkat etmeye ve bütünleşik bir Filistin ulusal sistemi inşa etmeye çalışan Filistinliler olmak üzere tüm taraflara hizmet edecek daha ileri aşamalara geçmek olduğunu değerlendiriyor. Ayrıca, Arap ülkelerinin yanı sıra Türkiye de dahil olmak üzere İslam ülkelerinden de Filistin ulusal diyaloğuna geri dönülmesi yönünde çabalar sarf edildiğini, ancak şu ana kadar yakın zamanda toplantı yapılacağına işaret edebilecek bir ilerleme olmadığını, buna rağmen çabaların devam ettiğini belirtti.

Silahların kısıtlanması konusunda gruplar arasında bir mutabakat olduğunu, ancak önerilen şekilde olmadığını ifade etti. Grupların temel teklife eklemek istedikleri değişiklikler olduğunu ve ikinci aşamaya ilişkin ciddi görüşmeler başlarsa, değişikliklerini sunmak için mevcut temasların nereye varacağını bekleyeceklerini söyledi.

Bu durum, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki gerilimi artırmaya devam ettiği ve Filistinli kayıpların sayısının arttığı bir dönemde yaşandı.

Bu sabah, Gazze Şehri'nin doğusunda ve Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'nin doğusunda açılan ateş sonucu birinin durumu ağır, 4 Filistinli yaralandı.

İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta ve kuzeydeki bölgelerde sivilleri ve yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan bir dizi saldırısında dün 3 Filistinli öldürüldü. Kurbanlar arasında, UNICEF'in desteğiyle yerinden edilmiş kişilere su taşıyan kamyonu kullanan iki Filistinli kardeş de bulunuyordu. Olayın ardından UNICEF, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki faaliyetlerini askıya aldığını duyurdu.

10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ndeki Filistinli kurbanların sayısı 773 kişiyi aşarken, 2 bin 15'ten fazla kişi de yaralandı. 7 Ekim 2023'ten bu yana toplam ölü  sayısı ise 72 bin 500 kişiyi geçti.