Gazze'de Hamas karşıtı silahlı gruplara ne olacak?

İsrail ordusu söz konusu gruplar için koruma sağlamayı reddederken, Hamas teslim olmaları için bir süre verdi

Gazze'de üç yerel silahlı grup ortaya çıktı. İlki, Refah’ın doğusunda bulunuyor ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyor. İkincisi, Han Yunus’un doğusunda bulunuyor ve Hüsam el-Astal tarafından yönetiliyor. Üçüncüsü ise Gazze şehrinin doğusunda bulunuyor ve Rami Halas tarafından yönetiliyor (Sosyal medya)
Gazze'de üç yerel silahlı grup ortaya çıktı. İlki, Refah’ın doğusunda bulunuyor ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyor. İkincisi, Han Yunus’un doğusunda bulunuyor ve Hüsam el-Astal tarafından yönetiliyor. Üçüncüsü ise Gazze şehrinin doğusunda bulunuyor ve Rami Halas tarafından yönetiliyor (Sosyal medya)
TT

Gazze'de Hamas karşıtı silahlı gruplara ne olacak?

Gazze'de üç yerel silahlı grup ortaya çıktı. İlki, Refah’ın doğusunda bulunuyor ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyor. İkincisi, Han Yunus’un doğusunda bulunuyor ve Hüsam el-Astal tarafından yönetiliyor. Üçüncüsü ise Gazze şehrinin doğusunda bulunuyor ve Rami Halas tarafından yönetiliyor (Sosyal medya)
Gazze'de üç yerel silahlı grup ortaya çıktı. İlki, Refah’ın doğusunda bulunuyor ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyor. İkincisi, Han Yunus’un doğusunda bulunuyor ve Hüsam el-Astal tarafından yönetiliyor. Üçüncüsü ise Gazze şehrinin doğusunda bulunuyor ve Rami Halas tarafından yönetiliyor (Sosyal medya)

İzzettin Ebu Ayşe

Hamas ve İsrail’in Gazze’deki savaşı sona erdirme konusunda anlaşmaya varmasının ardından, Gazze Şeridi'ni yöneten harekete açıkça karşı çıkan ve İsrail ordusuyla birlikte savaşan silahlı milislerin akıbeti belirsizliğini koruyor. Peki, Tel Aviv ve Hamas bu gruplarla nasıl davranacak?

Hamas ile İsrail arasında geçtiğimiz mart ayında varılan insani ateşkesin çökmesi ve çatışmaların yeniden başlamasının ardından, Gazze Şeridi'nde İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren ve Gazzeliler tarafından yönetilen silahlı gruplar ortaya çıktı. Bu grupların iddiasına göre görevleri Hamas ile savaşmak ve halkı Hamas’tan kurtarmaktı.

Görsel kaldırıldı.Ebu Şebab ailesi, Yasir Ebu Şebab’ın eylemlerini ‘vatan hainliği ve işgalci İsrail ile iş birliği’ olarak nitelendirerek onu reddetti (Independent Arabia)

Silahlı milislerin ortaya çıkış öyküsü

Gazze'de üç yerel silahlı grup ortaya çıktı. İlki, Refah’ın doğusunda bulunuyor ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyor. İkincisi, Han Yunus’un doğusunda bulunuyor ve Hüsam el-Astal tarafından yönetiliyor. Üçüncüsü ise Gazze şehrinin doğusunda bulunuyor ve Rami Halas tarafından yönetiliyor. Bu grupların hepsi, İsrail ordusu tarafından kontrol edilen bölgelerde ve onun koruması altında faaliyet gösteriyor.

Bu gruplar, İsrail ordusu tarafından yıkıma uğratılan bölgelerde insani yardım alanları kurdular ve güvenlik kontrollerinden geçtikten sonra aileleri bu bölgelere davet ettiler. Bu çağrıya Az sayıda Gazzeli yanıt verdi. Bu grupların kontrolündeki bölgelere vardıklarında, silah eğitimi aldılar ve silahlarını Hamas'a doğrulttular.

Tüm bu silahlı gruplar birbirleriyle koordineli olarak hareket ederken, Ebu Şebab’ın yönettiği ‘Halk Güçleri’ adıyla anılan grupla da sürekli temas halindeler. Bu gruplar, Hamas'ın Gazze Şeridi’ndeki hakimiyetine son vermek ve İsrail ile iş birliği içinde Gazze'nin kontrolünü ele geçirmek istiyorlar.        

Görsel kaldırıldı.Yasir Ebu Şebab’ın sosyal medya platformlarında dolaşan bir fotoğrafı (Sosyal medya)

İsrail ordusuyla iş birliği

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, hükümetinin Gazze'de bahsi geçen silahlı grupların kurulmasının arkasında olduğunu kendisi de kabul etti. Netanyahu, geçtiğimiz haziran ayında yaptığı bir açıklamada, “Gazze'de Hamas'a karşı çıkan Filistinli aşiretleri silahlandırmaya çalışıyoruz. Gazze Şeridi'ni aşiret bölgelerine ayırmaya çalışıyoruz. Böylece Hamas'a yerel bir alternatif oluşturulacak” dedi.

İsrail'in bu milis gruplarına açıkça destek vermesi, bu grupların kadrolarının Tel Aviv'deki güvenlik ve istihbarat servisleriyle doğrudan bağlantılı olduğu anlamına geliyor. Bu da onları Filistin toplumunda dışlanmış hale getiriyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bir başka deyişle, bu gruplar iş birliği yapmakla suçlanıyor ve bu, Gazze Şeridi'nde ciddi bir suç. İş birliği yapan herkes dışlanıyor ve ‘devrimci yasaya’ göre ölüm cezasına çarptırılıyor.

Söz konusu grupların liderleri Hamas'a düşmanlık ediyor. Bazı videolar yayınlayarak Hamas’ı çatışma ve zulümle tehdit ediyorlar. Bu da yıkıcı bir iç savaşın habercisi olarak görülüyor. Silahlı gruplar, uzun bir hainlik geçmişine ve şüphelerle dolu bir sicile sahip. Bu durum, özellikle görevleri İsrail ordusunun çalışmalarını tamamlayıcı nitelikte olduğundan, Gazze halkı arasında şüpheyle karşılanmalarına neden oluyor.

Toplum üzerindeki etkileri

Suç oluşumlarının en öne çıkanı Ebu Şebab liderliğindeki grup olurken, Gazze'deki varlıkları artık marjinal bir fenomen olarak görülmüyor. Sosyolog Sureyya Zehri, bu oluşumların ‘Filistinli grupların kapasitelerini tüketen bir iç cephe açtığını’ söyledi. Bunun yanında Filistin toplumsal dokusunun parçalanmasına katkıda bulunduklarını belirten Zehri, aşiretler arasındaki anlaşmazlıkları körüklediklerini, sömürü aracı haline geldiklerini, insani yardımları yağmaladıklarını ve Tel Aviv'e İsrail ordusunun kayıplarını azaltan doğru bilgiler sağladıklarını, kısacası, ortadan kaldırılması gereken bir yolsuzluk yuvası haline geldiklerini ve bu yüzden var olmaya devam etmelerinin Gazzeliler için tehlikeli ve yıkıcı bir duruma dönüştüğünü belirtti. Bu oluşumların her zaman başarısızlıkla karşılaşacaklarını vurgulayan Zehri, “Filistinliler bunların oluşturduğu tehlikenin farkında. Kabile yapısı, İsrail ile iş birliğini silinmez bir leke olarak görüyor. Bu da özellikle halkın desteğine sahip olmadıkları için, alternatif liderlerin meşruiyetini kanıtlamasını zorlaştırıyor. Çete liderleri, toplum ve hükümetle ilk ciddi çatışmada hızla izole ediliyor veya ortadan kaldırılıyor” ifadelerini kullandı.

Gazze'de ateşkesin ilan edilmesi ve Hamas ile güvenlik güçlerinin geri dönerek saflarını yeniden düzenlemesi ve Gazze Şeridi'nin yönetimini nispeten yeniden üstlenmesi ile Ebu Şebab ve diğer silahlı gruplar zor bir gelecekle karşı karşıya kaldı. İbranice yayın yapan haber sitesi Israel Hadashot, bir haberinde “Savaş bittikten sonra Hamas Gazze'de serbestçe faaliyet gösterebilecek. Yasir Ebu Şebab ve İsrail ile iş birliği yapan diğer örgütlere iyi şanslar” yazdı.

Hamas kontrolü yeniden ele geçirdi

Ordu, Trump'ın barış planında belirtilen sarı çizgiye çekilir çekilmez, Gazze’deki Hamas Hükümeti’ne bağlı İçişleri Bakanlığı, düzeni sağlamak ve özellikle silahlı milislerle ilgili kaosu kontrol altına almak için güvenlik güçlerine İsrail'in çekildiği bölgelere konuşlanma talimatı verdi.

Halk Güçleri lideri Yasir Ebu Şebab, ateşkes anlaşmasına varılmasını memnuniyetle karşıladı. Ebu Şebab, yaptığı açıklamada, grup üyelerinin İsrail ordusunun koruması altında Refah'taki bölgelerinde kaldıklarını ve Gazze Şeridi'nden kaçmak gibi bir niyetleri olmadan burada varlıklarını sürdürmeye devam edeceklerini söyledi. Ebu Şebab, Gazze'nin silahlı gruplardan ve gereksiz silahlardan arındırılmasını ve savaşsız bir yaşam sürmesini dilediklerini de ifade etti.

Bir diğer silahlı grubun lideri olan Hüsam el-Astal, Hamas'ın medyada Gazze Şeridi'nde otorite sahibiymiş gibi görünmeye çalıştığını ve bunun Gazzelilere zarar vereceğini söyledi.

Astal, şunları söyledi:

“Bu psikolojik bir savaş. Bize zarar vermeyi başaramayacaklar. Onlar, kendilerinden başka kimse olmadığını kanıtlamak için tüm güçlerini kullanacaklar, ancak biz onlara karşı koyacağız ve onlara karşı koymaya hazırız. Bunu yapacak gücümüz var.”

Masumiyet ve soruşturma

İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde halen silahlı milisler konuşlu, ancak anlaşmada ilerleme kaydedildikçe, bu güçlerin bu bölgelerden çekileceğine şüphe yok. İşte o gün bu gruplar, kaderlerini düşünmek zorunda kalacaklar.

Ebu Şebab’ın ailesi, Yasir’in eylemlerini ‘vatan hainliği ve işgalci İsrail ile iş birliği yapmak’ olarak nitelendirerek onu reddetti. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri daha sonra onun adını arananlar listesine ekledi ve ‘casusluk yapmak ve silahlı çete kurmak’ suçlamasıyla hakkında tutuklama emri çıkardı. Ebu Şebab’a teslim olması için 10 gün süre verildi.

Yasir Ebu Şebab ise “Ben ne ajan ne de gangsterim. Hamas'ın hedefindeyim, bu yüzden uluslararası toplum bana koruma sağlamalı. Hamas, her türlü ateşkesi muhalefeti ortadan kaldırmak için kullanıyor” açıklamasında bulundu.

Kendileri teslim olsun

Ebu Şebab örgütü üyeleri arasında büyük bir anlaşmazlık çıktı. Gelen haberlere göre milislerin bir kısmı, yasalar ve aşiretler nezdinde statülerini düzenlemek ve önümüzdeki dönemde haklarında arama emri çıkarılmayacağını garanti altına almak amacıyla Gazze’deki İçişleri Bakanlığı ile dolaylı iletişim kanalları kurmak için birkaç aile ve aşiret lideriyle temasa geçmeye başladı.

İçişleri Bakanlığı, teslim olmaları için verilen süre dolmadan teslim olan herkes hakkında af çıkarırken ‘savaş boyunca işgalci İsrail ile iş birliği yapmakla ve iç güvenliği tehlikeye atmakla’ suçlanan milislerin saklandıkları yerleri hedef alan geniş çaplı bir güvenlik operasyonu düzenleyeceği tehdidinde bulundu. Şimdi Ebu Şebab ve diğer silahlı gruplar, tahliye planlarının kendilerinin de güvenli bölgelere nakledilmesini öngören bir madde içereceğini umuduyla İsrail ordusundan adım atmasını bekliyorlar. İsrail devlet televizyonu KAN'a göre Tel Aviv, söz konusu milisleri korumak ve güvenlik kontrolünü sağlamak için geçici bir önlem olarak onları Gazze çevresindeki kapalı kamplara nakletmeyi düşünüyor.

Görsel kaldırıldı.Hamas ve İsrail'in Gazze'deki savaşı sona erdirme konusunda anlaşmaya varmasının ardından, Hamas’a açıkça muhalefetini ilan eden silahlı örgütlerin akıbeti belirsizliğini koruyor (Independent Arabia)

Askeri araçlarla taşınmayacaklar

Öte yandan İsrail ordusu eski Sözcüsü Tümgeneral Avraham Benayahu, “Gazze'de iş birliği yapan milisler İsrail'e girmeyecek ve kaderleriyle tek başlarına yüzleşmek zorunda kalacaklar. Ordumuz kimseyi Hamas'la savaşmaya zorlamadı. Kendi kararlarının sonuçlarına katlanmak zorundalar” dedi.

İsrail ordusu, milisler için bir güvenlik bölgesi kurulması önerisini reddetti. İsrail Ordusu Güney Bölgesi Komutanı Tümgeneral Yaron Finkelman, söz konusu silahlı grupların İsrailli yerleşimciler için oluşturabileceği tehlikenin, onları koruma yükümlülüğünden daha ağır bastığını söyledi. Finkelman, “Askeri istihbarat, bir dizi milis üyesinin Hamas'tan af sözü aldıktan sonra kaçtığına dair işaretler tespit etti ve bazı milis üyeleri af elde etmek için Hamas ile dolaylı arabuluculuğa başvurmaya başladı” diye ekledi. İsrailli yetkili, “İsrail askeri araçları onları taşımayacak. Bu grupların üyeleri, işlevsel rol oynayan işbirlikçilerden başka bir şey değil ve ordu onları korumak için tek bir askerini bile feda etmez” şeklinde konuştu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.


BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
TT

BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)

Sudan'daki bağımsız uluslararası araştırma misyonu dün, geçen ekim ayında "Hızlı Destek Kuvvetleri"nin (HDK) eline geçmesinden bu yana birçok vahşete tanık olan Sudan'ın el Faşir kentinde "soykırım eylemlerinin" meydana gelmesini kınadı.

Birleşmiş Milletler misyonu, Sudan'ın batı Darfur bölgesindeki bu şehirde HDK'nin sistematik eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonucun soykırım niyeti olduğu sonucuna varan bir rapor yayınladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Hazine Bakanlığı, el Faşir'deki suistimalleri nedeniyle üç HDK komutanına yaptırım uyguladı. Bakanlık, bu kişilerin HDK'nin şehri ele geçirmesinden önce 18 ay süren el Faşir kuşatmasında yer aldığını belirtti.