Esed'in ordusundan ayrılan subaylar orduya geri dönüyor

Sayılarının binlerce olduğu tahmin ediliyor ve bir kısmı sığındıkları ülkelerden geri dönmek istemiyor. Tlas'ın görünmesi, geri kalanlara mevkilerini geri kazanma umudu veriyor

Suriye ordusunun mevcut durumu, kapasitesinin neredeyse yüzde 80'ini yok eden İsrail saldırılarıyla daha da kötüleşti (AFP)
Suriye ordusunun mevcut durumu, kapasitesinin neredeyse yüzde 80'ini yok eden İsrail saldırılarıyla daha da kötüleşti (AFP)
TT

Esed'in ordusundan ayrılan subaylar orduya geri dönüyor

Suriye ordusunun mevcut durumu, kapasitesinin neredeyse yüzde 80'ini yok eden İsrail saldırılarıyla daha da kötüleşti (AFP)
Suriye ordusunun mevcut durumu, kapasitesinin neredeyse yüzde 80'ini yok eden İsrail saldırılarıyla daha da kötüleşti (AFP)

Mustafa Rüstem

Yeni Suriye ordusu yerinde sayıyor ve henüz bütünleşik ve sağlam bir ordu kurma yönünde hızlı adımlar atılmadı. Eski rejimin devrilmesinden ve subaylarla polis memurları dahil olmak üzere askeri ve güvenlik personelinin terhis edilmesinden sonra, Beşşar Esed'in Moskova'ya kaçmasının ardından yaklaşık bir yıldır oluşan boşluğun doldurulması için hızla entegre bir askeri ve güvenlik birimi oluşturulması gerekli hale geldi.

Savunma Bakanlığı, kısa süre önce Esed ordusundan ayrılan iki subay için atama kararı yayınladı. Tümgeneral Selim İdris’i “Ulusal Askeri Mühendislik Akademisi'ne” (merkezi Suriye'nin kuzeyindeki Halep şehrinde bulunan bölgenin en önemli askeri akademilerinden biri) “danışman” olarak atarken, Tuğgeneral Hasan Hamade’yi “Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı” olarak atadı. Her ikisinin de Türkiye’ye yakın oldukları biliniyor.

Gözlemciler, Türkiye'nin dış müdahalesinin, bu hassas pozisyonlara atanmalarında etkili olmuş olabileceğine inanıyorlar. Zira Savunma Bakanlığı’nın 8 Aralık 2024’teki kurtuluş harekâtının ardından komuta kadrolarına yaptığı ilk atamalar, yabancılar da dahil olmak üzere silahlı fraksiyonların liderleri için terfiler içeriyor ve onlara askeri rütbeler veriyordu. Buna karşılık eski rejimin ordusundan ayrılan üst düzey komutan ve subaylar açıkça bu atamaların dışında bırakılmışlardı.

Tümgeneral İdris, ılımlılığı, Türkler ve Amerikalılarla olan kapsamlı ilişkileriyle tanınıyor. Türkiye destekli Suriye Geçici Hükümeti'nde Savunma Bakanlığı görevini üstlenmiş, ancak 2021'de görevinden istifa etmişti. 2012'de silahlı çatışmanın başlangıcında Esed rejiminin ordusundan ayrılmış ve İstanbul'a taşınmıştı.

Tuğgeneral Hamade’ye gelince, 2012'de Rus MiG-21 uçağıyla Ürdün havaalanına inen ve siyasi sığınma talebinde bulunan bir pilot subaydı. Daha sonra Türkiye'ye taşındı. 2021'de (o zamanlar Esed rejimine muhalif) Suriye Geçici Hükümeti'nde Savunma Bakanlığı görevini üstlendi. Bundan önce 101. Piyade Tümeni ile Yusuf el-Azme Tugayı da dahil olmak üzere çeşitli fraksiyonlar kurdu.

Özgür Suriye Ordusu ve subayları

Askeri kanattan komutan ve subayların ayrılık ve firar geçmişini incelersek, Suriyelilerin hafızasında Ekim 1989'da Rus MiG-23 savaş uçağıyla Suriye hava sahasından İsrail'e kaçan Suriyeli pilot Bessam el-Adl yer etmiştir. Hava Kuvvetleri İstihbaratı subayı Husam el-Avak da 2011'de Suriye devriminin patlak vermesinden önce, 2005 yılında ordudan ayrılmıştı. Güvenlik güçlerinin silaha başvurması ve aşırı şiddet kullanması, gösterileri bastırmak için ordu ve silahlı kuvvetlerin kışlalarından sivillerin yaşadığı sokaklara zorla indirilmesi, şüphesiz ayrılık kararlarına katkıda bulundu.

Muhalif güçler ile devrik rejimin ordusu arasında çatışmaların patlak vermesiyle, muhalif güçlere bağlı, Özgür Suriye Ordusu olarak bilinen ilk askeri kurum kuruldu. Temmuz 2011'de kurulan bu ilk askeri kurum, Esed ve destekçilerine karşı savaşı başlattı. Üyeleri, gösterilerin şiddetle bastırılmasını protesto etmek için ordudan ayrılan komutanlar, subaylar ve Suriye ordusu unsurlarından oluşuyordu. Özgür Suriye Ordusu, kuruluşundan bir yıl sonra dağıldı ve sahada hızla cihatçı yaklaşıma sahip örgütler ortaya çıktı.

cdfgt
Tüm silahlı örgütlerin dağıtılması, askeri ve güvenlik teşkilatının bir parçası haline gelen yabancıların görevden alınması talep ediliyor (AFP)

Bununla birlikte, Suriye savaşı sırasında yaklaşık 10 bin asker ve astsubayın rejim ordusundan ayrıldığını ve ayrılan subay sayısının 4 bini aştığını gösteren bilgiler mevcut. Bu kişiler iki gruba ayrılıyor; ilk grup ordudan ayrılarak savaş alanlarında savaştı, çoğunluğu ise ordudan ayrılıp yabancı veya Arap ülkelerine gitmeyi tercih etti.

Ayrılanlar arasında olan bir subay, bazı subayların yeni orduya dönmemelerinin nedeninin, sağlık ve fiziksel durumlarının kötüleşmesi nedeniyle askeri hayata geri dönmek istememeleri olduğunu düşünüyor. Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra da dönüş kapısının açılmasından sonra, “geri dönüşlerinin ancak durumlarının incelenmesinden sonra gerçekleşeceğini” açıkladı.

Hava Kuvvetleri'nde mühendis subay olan ve eski rejim döneminde ordudan ayrılan Albay Muhsin Hamdan, The Independent Arabia'ya verdiği demeçte, “Çeteden ayrılan her subay, kendisi ve ailesi için ölüm fermanını imzaladığı için ayrılması başlı başına bir onur ve nişan sayılmaktadır. Zira bu kararı alırken çocuklarının geleceğini görmezden geldi, birçok aile üyesi üniversite eğitimlerini ve geleceklerini feda etti” dedi.

Hamdan, “Bugün ayrılan subayların ne fedakarlıklarda bulunduklarını sorgulayan herkes, devrime meşruiyet kazandıranların onlar olduğunu ve o dönemde medyanın rütbesi ne olursa olsun herhangi bir subayın ayrılığını haber yapmak için yarıştığını bilmelidir” diye devam etti.

Hamdan, “bu subayların çoğu halen Savunma Bakanlığı'nın atamaları dışında. Göreve iade edilenler kıdem ve hatta atama kriterleri göz önünde bulundurularak atanmıyor. Göreve iade edilenlerin çoğu, sanki eleştirileri susturmak istercesine, iyi düşünülmüş bir plan olmadan, askeri akademilere atandılar” diye yakındı.

Akademik seviye, askeri rotasyon, eğitim deneyimi, uzmanlık, askeri kıdem ve terfiler ile ordu ve silahlanmanın dayanacağı askeri doktrin de dahil olmak üzere nitelik, eğitim ve hizmet sistemlerine dayalı modern bir askeri kurum inşa etmek için kurallar olması gerektiğini vurguladı. “Kıyafet yönetmeliği bile açıkça tanımlanmalı; hizmet sırasında giyilecek üniforma ile sokakta giyilecek olan kıyafet açıkça belirlenmelidir, ziyaretler ve resmi etkinliklerde kullanım için de ayrı bir tören üniforması belirlenmelidir. Maalesef, tüm bunlar bugün hâlâ belirsizliğini koruyor” ifadelerini kullandı.

Eski subay Muhsin Hamdan, çeşitli uzmanlık alanlarından 4 bin ila 5 bin arasında ayrılmış subay olduğunu tahmin ediyor. Bunların en azından topçu, füze ve hava savunma alanlarında yedek subaylar olarak sahada aktif hale getirilmeleri çağrısında bulunuyor. Zira bu subaylar daha önce ordunun seçkin mensuplarıydılar ve ordudan ayrılmaları rejim ordusunda silahların kullanımı konusunda önemli bir boşluk yaratmıştı.

“Eski rejimin ordusu sorulduğunda İran Devrim Muhafızları Komutan Yardımcısı da aynı şeyi söylemişti. O zaman, 'ordu subayları ayrıldıktan sonra etkinliğini kaybetti' demişti. Bu nedenle, subayların geri dönüşü gelişigüzel değil, askeri ilkelere dayalı sistematik bir çalışmayla gerçekleşmelidir. Ordudan ayrılan kıdemli subaylardan oluşan bir komite bunun üzerinde çalışabilir. Buna rağmen, Suriye'yi ve halkını koruyup savunabilecek güçlü bir ordu kurma çalışmalarında karar vericilerin başarılı ve hakkaniyetli olmalarını diliyoruz.”

Ordunun gücü

Buna karşılık, Savunma Bakanlığı’na bağlı Subay İşleri Dairesi Başkanı Tuğgeneral Muhammed Mansur, ağustos ayı başlarında ayrılan subaylardan geri dönüş için 3 binden fazla talep aldıklarını açıkladı.

İlk bilgiler, verileri düzenlemenin ve talepleri belirli kriterlere göre incelemenin yanı sıra, ayrılanları, güvenlik ve siyasi nedenlerle terhis edilenleri geri çağırmak için uzman komitelerin kurulduğuna işaret ediyor. Bakanlık, ayrılan subayların dönüşünü ve yeni orduya yeniden entegrasyonunu organize etmek için tüm ilgili tarafları kaydolmaya davet eden elektronik bir platform da kurdu.

sdfrg
Global Firepower web sitesinin 2022 yılı sıralamasında Suriye ordusu Arap dünyasında altıncı sıradaydı (AFP)

Global Firepower web sitesinin 2022 yılı sıralamasında Suriye ordusu Arap dünyasında altıncı sıradaydı. Küresel sıralamada ise askeri ve lojistik güç de dahil olmak üzere 50 göstergeye göre 138 ordu arasında 47’nci sırada yer almıştı.

Suriye ordusunun mevcut durumu, binden fazla saldırıyla Suriye ordusunun stratejik kabiliyetlerinin yaklaşık yüzde 80'ini yok eden İsrail hava saldırılarıyla daha da kötüleşti. Ayrıca, İsrail’in Suriye'nin güneyindeki sınır şehirleri Dera ve Kuneytra'da düzenlediği kara harekâtı ve Şam kırsalına önemli ölçüde yaklaşması, Suriye ordusunu daha da zayıflattı.

Bu arada, birçok ayılmış subayın kişisel durumları göz önünde bulundurularak geri dönüş kapısı açık bırakılıyor. Birçoğu şu anda yurt dışında olduğu ve geri dönmeden önce işlerini halletmek için zamana ihtiyaç duydukları, keza çeşitli uzmanlık alanlarından subay ve komutanlara acil ihtiyaç duyulduğu için orduya yeniden katılma kapısı kapatılmıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen ayrılmış subaylardan biri, elde ettiği bilgilere göre ayrılmış subayların yüzde 70'inden fazlasının orduya yeniden kabul edilip geri döndüğünü düşünüyor. Ancak, bir kısmının kişisel ve özel nedenlerle geri dönmeyi tercih etmediklerini, kendileri ve aileleri için bir hayat kurabildikleri yabancı ülkelerde kalmak istediklerini, bazılarının da orduya dönmek için uygun yaşı geçmiş olduklarını, bir kısmının ise ülkelerine dönseler bile sivil hayatı askerlik hayatına tercih etmeye başladıklarını belirtiyor.

Bu arada, eski rejim döneminde Cumhuriyet Muhafızları'nın en önde gelen subaylarından biri olan Manaf Tlas'ın adı siyasi ve askeri alanda büyük yankı bulmaya devam ediyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre silahlı çatışmanın en başında ayrılışı rejimin başı Beşşar Esed için ağır bir darbe olmuştu. Çünkü kendisi Esed ailesine yakındı ve onlarla güçlü aile bağları vardı. Babası, eski Savunma Bakanı Mustafa Tlas, Hafız Esed'in yakın arkadaşı ve sırdaşıydı.

Manaf Tlas'ın Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara'nın olası halefi veya başbakan ya da savunma bakanı olarak yeniden görünmesi, ayrılanların büyük bir kısmına üst düzey ve hassas pozisyonlara kesin bir dönüş umudu verecektir. Kendisi de Paris'teki son konferansında açıkça bunu ve şunları talep etti; tüm silahlı örgütlerin dağıtılması, askeri ve güvenlik teşkilatının bir parçası haline gelen yabancıların görevden alınması, Savunma, İçişleri ve Güvenlik Bakanlıklarındaki tümgeneral ve tuğgeneral rütbelerindeki üst düzey subaylar da dahil olmak üzere eski ordudan 10 bin subayın göreve iade edilmesi. Ayrıca, mevcut yetkililerin talebi üzerine kendileri ile iş birliği yapan eski Suriye ordusu subay ve personelinin serbest bırakılması çağrısında da bulundu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
TT

Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, ABD ile İran arasındaki savaşta yaşanabilecek yeni bir tırmanışın daha büyük yıkıma ve ciddi sonuçlara yol açmasından “son derece endişeli” olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bugün Bahreyn'in başkenti Manama'da Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü tarafından düzenlenen Güvenlik Diyaloğu Zirvesi'nde konuşan Abdülati, “Bir sonraki çatışma turu daha tehlikeli ve daha yıkıcı olacak, hiçbir sonuç getirmeyecek. Geçmişten ders çıkarmalıyız” ifadelerini kullandı.

Haziran ayında varılan geçici anlaşma, İran'la yaşanan savaşta kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını veya Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığının normale dönmesini mümkün kılmadı. O tarihten bu yana İran, Washington'un İran limanlarına uyguladığı ablukayı kaldırması karşılığında Tahran'ın yedi gün içinde aksayan deniz geçişini yeniden açmasını önerdi.

Yeni bir anlaşmaya varılması amacıyla Katar arabuluculuk heyeti dün yeniden Tahran'a döndü. Ancak taraflar, önce nükleer müzakerelerin mi yoksa ablukanın ve petrol yaptırımlarının hafifletilmesinin mi gündeme alınması gerektiği konusunda hâlâ anlaşmazlık yaşıyor.


Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
TT

Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri’nin görevden alınması ve Başbakan Ali ez-Zeydi’nin kurumun yönetimini bizzat üstlenmesi, ülkenin en önemli güvenlik kurumlarından birindeki görev değişikliğinin ötesinde anlamlar taşıyor. Bu gelişme, hassas makamların siyasi güçler arasında nasıl paylaştırıldığı ve bu güçlerin güvenlik kurumları üzerindeki nüfuzunun sınırları konusunda yeni soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Ez-Zeydi, eş-Şatri’yi görevden alma kararından üç gün sonra, perşembe akşamı ülkenin en hassas makamlarından birinin yönetimini devraldı. Aralık 2024’te dönemin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani tarafından Raid Cuhî’nin yerine atanan eş-Şatri, yaklaşık bir buçuk yıl görevde kaldı.

Hükümet, görevden alma kararını egemenliğin pekiştirilmesi ve bölgesel tehditlerle mücadele kapsamında atılmış bir adım olarak nitelendirdi. Ancak söz konusu tehditlerin niteliği veya ez-Zeydi’nin teşkilatın yönetimini ne kadar süreyle üstleneceği konusunda ayrıntı vermedi.

Bu adım, güvenlik kurumunun yönetiminde istisnai bir uygulama olarak değerlendirilirken, aynı zamanda kurum başkanının değiştirilmesinin ötesine geçen siyasi boyutlar taşıyor.

Ez-Zeydi, istihbarat teşkilatının “bütün Iraklılara ait” olduğunu ve partizan, mezhepsel ya da hizipsel paylaşımın dışında tutulması gerektiğini belirtti. Ancak yeni bir başkan atamak yerine görevi bizzat üstlenmesi, makamı iktidar ortakları arasında yürürlükte olduğu varsayılan yazılı olmayan siyasi paylaşım düzeninin dışında bırakıyor.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)

Güvenlik yapılanması

Siyasi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, makamların paylaşımına ilişkin mutabakatlar çerçevesinde istihbarat teşkilatı başkanlığının Sünni Arapların kontenjanına ayrıldığını, ancak bu düzenlemenin henüz Sünni bir ismin göreve getirilmesiyle sonuçlanmadığını belirtti.

Kaynaklara göre ez-Zeydi’nin teşkilatın başına geçmesi, bölgesel gerilimin arttığı bir dönemde yeni istihbarat başkanlığını siyasi çekişmelerden korumayı amaçlıyor olabilir. Kaynaklar, başbakanın güvenlik yapılanmasını yeniden düzenleme planlarının teşkilatın belirli siyasi güçlerin kontrolüne geçmesini zorlaştırdığını ifade etti.

2003'ten bu yana teşkilatın yönetiminde, eski subay Muhammed Abdullah eş-Şevvani'nin kısa süreli görev dönemi dışında, Şii partilerle bağlantılı isimler yer aldı. Buna karşılık Sünni yetkililer, operasyonlardan sorumlu başkan yardımcılığı gibi teşkilatın önemli kademelerinde görev yaptı. Söz konusu makam, İran yanlısı silahlı grupların kışkırtma kampanyalarına da hedef olmuştu.

Bağdat'ın Mansur bölgesindeki teşkilat merkezinin çevresi, Mart 2026'da insansız hava aracıyla (İHA) düzenlenen hava saldırısına maruz kaldı. Saldırıda bir istihbarat subayı hayatını kaybederken, merkezde maddi hasar meydana geldi.

Resmî olmayan güvenlik raporlarında, saldırının İran ile ABD arasındaki bölgesel gerilim nedeniyle yasa dışı faaliyet gösteren silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü.

Adının açıklanmasını istemeyen Sünni bir siyasetçi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Irak'taki mevcut mezhepsel ve etnik güç paylaşımı düzenine göre istihbarat teşkilatının Sünni Arapların kontenjanında bulunduğunu söyledi.

Söz konusu siyasetçi, bu kesimin özellikle hassas ve güvenlikle ilgili makamlarda güç paylaşımı sistemi nedeniyle sık sık haksızlığa uğradığını belirterek, Sünnilerin bu tür görevlerde temsil edilmemesinin, vatandaşlık ve geçmişin mirasını aşma söylemiyle siyasi uygulamalar arasındaki uçurumu ortaya koyduğunu ifade etti.

Ancak aynı siyasetçi, eş-Şatri'nin görevden alınmasıyla ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini birbirinden ayrı değerlendirdi. Başbakanın mevcut aşamada teşkilatı yönetmesinin, makam üzerindeki anlaşmazlığın siyasi güçler arasında yeni bir rekabet alanına dönüşmesini önleyebileceğini belirtti. Görev için adaylık sürecinin başlatılmasının, siyasi çekişmelerin yoğunluğu nedeniyle uzlaşmayı zorlaştırabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)
Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)

İstihbarat teşkilatı: Merkezî yönetim ile siyasi paylaşım arasında

2003'ten bu yana Irak İstihbarat Teşkilatı, devlet kurumlarının inşasına damgasını vuran mesleki ve siyasi çıkarların iç içe geçmesinden bağımsız kalamadı. Güvenlik kurumları, sivil kurumlardan farklı bir yapıya sahip olmalarına rağmen, üst düzey görevler çoğu zaman siyasi güçler arasında pazarlık ve rekabet konusu oldu.

Siyaset araştırmacısı Abbas Abbud, 2003 sonrasında Irak devletinin kurumsal yapısında idari ve siyasi alanların iç içe geçtiğini, bunun da kurumların rolünü sınırlandırarak bağımsızlıklarını zayıflattığını ifade etti.

Abbud, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu iç içe geçişin idari görevlerden hassas güvenlik kurumlarına kadar uzanan bir siyasi nüfuz mücadelesine yol açtığını söyledi. Başbakanın teşkilatı siyasi paylaşım düzeninin dışında tutma yönündeki açıklamalarına rağmen, istihbarat kurumunun da bu rekabetin bir parçası hâline geldiğini vurguladı.

Burada öne çıkan soru, ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini siyasi liderlikle güvenlik kurumları arasındaki ilişkiyi yeniden düzenlemeye yönelik bir adıma dönüştürüp dönüştüremeyeceği.

Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Ofisi'nin kurulması ve yönetiminin eski İçişleri Bakanı Korgeneral Abdülemir eş-Şemmari'ye verilmesi, güvenlik yapılanmasının denetimini başbakanın liderliğinde merkezileştirmeye yönelik açıklanmış bir eğilimi yansıtıyor.

Ancak denetimin merkezîleştirilmesi, atama ve hesap verebilirlik konusunda açık kurallar oluşturulmadığı ve yetki sınırları belirlenmediği sürece kurumların mesleki bağımsızlığını güçlendireceği anlamına gelmiyor.

Müstansıriye Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Talib Muhammed Kerim, Irak'ın bölgesel ve uluslararası çatışmalardan korunabilmesi için stratejik gelişmeleri okuyabilen, çatışmaların yönünü ve bunların güvenlik, egemenlik ve ekonomik çıkarlar üzerindeki etkilerini öngörebilen bir istihbarat teşkilatına ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Kerim, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu hedefin gerçekleştirilmesi için teşkilatın siyasi çekişmelerden bağımsız bir mesleki yapıya kavuşması, güvenlik, diplomasi ve ekonomi kurumlarıyla koordinasyon içinde çalışması ve kurumu siyasi güçlerin hesaplarına göre değil, ulusal çıkarlar doğrultusunda yönetecek yetki ve vizyona sahip bir liderlik tarafından yönetilmesi gerektiğini vurguladı.


Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
TT

Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan’daki savaşın sona erdirilmesi ve dışarıdan dayatmalar olmaksızın barışın tesis edilmesi için ülkesinin yardıma hazır olduğunu açıkladı. Putin, Moskova’da düzenlenen 3. Rusya-Afrika Zirvesi kapsamında Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile gerçekleştirdiği görüşmede, iki ülke arasındaki ekonomik ve teknik iş birliğini geliştirmeye yönelik bir yol haritası sundu.

Putin, ülkesinin çatışmaların durdurulmasını ve siyasi bir çözüme ulaşılmasını desteklediğini vurgulayarak, savaşın insani ve ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre önerilen yol haritası, ticaret, sanayi, teknoloji ve lojistik alanlarında iş birliğini kapsıyor.

Burhan ise Rusya ile stratejik ortaklık kurulması çağrısında bulunarak Kızıldeniz kıyısında, Rusya’ya ait akaryakıt ve buğday depolarının da yer alacağı serbest ekonomik bölge oluşturulmasını önerdi. Sudan hükümetinin, demokratik bir sivil geçiş sürecinin ve özgür seçimlerin önünü açacak, “tamamen Sudan’a özgü” bir barış sürecine bağlı olduğunu vurguladı.

Öte yandan Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, Ukraynalı askerlerin Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) saflarında savaştığını ve birliklerine insansız hava araçlarının (İHA) kullanımı konusunda eğitim verdiğini öne sürdü. Hartum yönetiminin Ukraynalı, Kolombiyalı ve diğer yabancı uyruklu kişilerin savaşa katılımına ilişkin kanıtlara sahip olduğunu belirten Salim, geçen yıl ABD yönetimine Ukrayna üzerinden Sudan’a Amerikan silahlarının ulaştırıldığını gösteren belgeler sunduğunu açıkladı.