Gazze'de gerginlik artıyor... Arabulucular, Gazze Yönetim Komitesi’nin kurulmasını hızlandırmak için baskı yapacak mı?

Mısırlı ve Filistinli iki kaynak, Şarku'l Avsat'a komitenin duyurulması için çalışmaların sürdüğünü doğruladı

Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir binanın enkazı arasında oyuncaklarını taşıyan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)
Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir binanın enkazı arasında oyuncaklarını taşıyan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)
TT

Gazze'de gerginlik artıyor... Arabulucular, Gazze Yönetim Komitesi’nin kurulmasını hızlandırmak için baskı yapacak mı?

Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir binanın enkazı arasında oyuncaklarını taşıyan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)
Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir binanın enkazı arasında oyuncaklarını taşıyan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)

Gazze’de ateşkes anlaşması kapsamında yürütülen esir takasının ilk aşamasında geriye kalan üç cesedin teslimine ilişkin çözüm beklenirken, İsrail bölgede yeniden tansiyonu yükseltti. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Gazze’ye uluslararası güç konuşlandırılmasına yönelik kararının ardından ikinci aşamaya geçiş hazırlıkları sürerken, İsrail’in suikast ve saldırılarla Hamas’ı hedef alması dikkat çekti.

Bu gelişmeler, Gazze yönetimini üstlenecek komitenin hâlâ oluşturulamaması ve konuya ilişkin Filistinli taraflar arasındaki anlaşmazlıkların sürdüğü bir döneme denk geliyor. Konuyu değerlendiren uzmanlar, arabulucuların İsrail’in olası yeni adımlarını engellemek ve ikinci aşamaya geçişte gecikme yaşanmaması için komitenin hızlıca kurulması yönünde baskı yapacağını belirtiyor.

Mısırlı bir kaynak dün yaptığı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi kararının ardından kritik önem taşımasına rağmen Gazze Yönetim Komitesi konusunda henüz uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Kaynağa göre taraflar, 15 kişilik geniş bir komite ile 7 kişilik daha dar bir komite arasında görüş ayrılığı yaşıyor; ayrıca Muhammed Mustafa hükümetinden bir bakanın komite çalışmalarını denetlemesi önerisi de tartışılıyor.

Filistinli bir kaynak ise aynı gün yaptığı açıklamada, geciken teknokrat komitesinin oluşturulması için arabulucuların yoğun çaba gösterdiğini belirtti. Kaynak, Filistinli tarafların tam mutabakatına ihtiyaç duyulduğunu ancak arabulucuların gerekirse anlaşma olmadan da komiteyi oluşturabileceğini ifade etti. ABD Başkanı Donald Trump’ın komiteyi denetleyecek barış konseyini kurma ve istikrar güçlerini hazırlama yönündeki girişimlerinin de bu süreci zorunlu kıldığını, komitenin sahada bulunmasının İsrail’in olası yeni gerilim hamlelerini sınırlayabileceğini söyledi.

İsrail ordusu perşembe günü yaptığı açıklamada, Gazze’de Hamas’a ait hedeflere hava saldırıları düzenlediğini duyurdu. Açıklamada, Hamas’ın deniz yapılanmasının başındaki Abdullah Ebu Şemale ile Han Yunus bölgesindeki tünel sorumlularından Fadi Ebu Mustafa’nın hedef alındığı belirtildi.

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ise perşembe günü yaptığı açıklamada, sabah erken saatlerde güney bölgesine düzenlenen hava saldırılarında biri bir yaşında çocuk olmak üzere 5 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Çarşamba gününden bu yana süren İsrail saldırılarında ölenlerin sayısı 32’ye çıktı. Bu süreçte İsrail ve Hamas, ateşkes ihlali konusunda karşılıklı suçlamalarda bulunuyor.

İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği saldırıda yıkılan bir evin enkazından ceset çıkaran Filistinliler (AFP)

İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği saldırıda yıkılan bir evin enkazından ceset çıkaran Filistinliler (AFP)

Hamas’ın Gazze’deki basın ofisi, perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun ateşkes anlaşması sonrası geri çekildiği ‘sarı hattı’ aştığını duyurdu. Açıklamaya göre ordu, Gazze kentinin doğu bölgesine yeniden girerek sarı işaretlerin yerlerini değiştirdi ve işgal güçlerinin kontrol alanını Şucaiyye’nin Şaaf, Nezzaz ve Bağdat caddelerinde yaklaşık 300 metre genişletti. Hamas, bu adımı ‘yeni bir ihlal’ ve ‘anlaşmanın açık bir şekilde çiğnenmesi’ olarak nitelendirdi.

İsrail’in, iki yıllık savaşın ardından ağır hasar almış Gazze Şeridi’ne yönelik askeri ihlallerini yeniden artırması, BM Güvenlik Konseyi’nin 18 Kasım’da onayladığı, ‘Gazze’de geçici uluslararası istikrar gücü’ oluşturulmasına izin veren kararın hemen sonrasına denk geldi.

Bu gelişmeler üzerine Katar Dışişleri Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği ‘vahşi saldırıları’ şiddetle kınadı. Açıklamada, bu saldırıların sivillerin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığı, ayrıca ateşkesi tehlikeye atan ciddi bir adım olduğu vurgulandı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı ise BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararının etkin biçimde uygulanmasının önemine dikkat çekti. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, kararın ateşkesin korunması, yeniden imar çalışmalarının desteklenmesi ve Filistin meselesine adil ve kapsamlı bir siyasi çözüm zemini oluşturulması açısından kritik olduğu belirtildi.

Filistin ve İsrail konularında uzman siyaset bilimci Tarık Fehmi, mevcut gerilim sürecinde en tehlikeli adımın İsrail’in sarı hat bölgesini genişletmesi ve Hamas’ın bulunduğu alanlara ilerlemesi olduğunu söyledi.

Fehmi, uluslararası güçlerin oluşturulmasının en az iki ay süreceğini ve Gazze Yönetim Komitesi konusunda Filistinli taraflar arasında hâlâ bir uzlaşma sağlanamadığını hatırlatarak, yakın vadede birinci aşamanın ötesine geçilmesinin mümkün görünmediği değerlendirmesinde bulundu.

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda çadırların yanında top oynayan çocuklar (AFP)Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda çadırların yanında top oynayan çocuklar (AFP)

Filistinli siyasi analist Dr. Eymen er-Rakab, İsrail’in artan baskıları sürerken arabulucuların Washington’la birlikte daha yoğun bir şekilde devreye girerek Gazze yönetimiyle ilgili düzenlemeyi hızlandırmaya ve Filistinli taraflar arasındaki anlaşmazlıkları sonlandırmaya çalışabileceğini belirtti.

Devam eden askeri gerginlik ve diplomatik çabalara rağmen, Gazze anlaşmasının birinci aşamasının tamamlanması hâlâ İsrail’e ait üç cesedin teslimine bağlı. Filistinli gruplar bu konu üzerinde görüşmelerini sürdürürken, İsrail gazetesi Yediot Aharonot’un dünkü haberine göre üst düzey bir İsrailli yetkili, “cesetlerin geri alınması için gerçek bir çaba ve ciddi bir zorluk bulunduğunu” söyledi. İsrail, ikinci aşamaya geçişten önce cesetlerin teslim edilmesi şartını koruyor.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, perşembe günü yapılan kabine toplantısının ardından Gazze’deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını yönetmek üzere altı bakandan oluşan daraltılmış bir ekip görevlendirdi. Şarku’l Avsat’ın İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’dan aktardığına göre ekipte Savunma Bakanı Yisrael Katz, Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Adalet Bakanı Yariv Levin yer alıyor.

Filistin ve İsrail siyasetinde uzman akademisyenler, Netanyahu’nun ikinci aşamaya geçişi geciktirmekte kararlı olduğunu, askeri operasyonların kapsamını genişleterek manevra alanı yaratmaya çalıştığını ifade ediyor. Uzmanlara göre süreç, yıl sonuna kadar birinci aşamada kalınması ihtimalini de barındırıyor; bu durum İsrail’in sahadaki planlarını adım adım uygulamasına, Hamas’ın ise yönetimde ve güvenlik yapılanmasında konumunu korumasına imkân tanıyabilir.

Filistinli siyasi analistler, Netanyahu’nun attığı adımların koalisyon içindeki rakipleriyle tansiyonu düşürme ve ikinci aşamaya geçişi zorlaştırma amacı taşıdığını belirtiyor. Ancak bu değerlendirmelere göre sürecin geleceğini belirleyecek asıl güç Washington olacak. ABD’nin taraflara baskı uygulayarak sahada tansiyonu düşürecek adımların atılmasını, ikinci aşamaya geçilmesini ve Gazze Yönetim Komitesi’nin hızlıca kurulmasını sağlayabilecek tek aktör olduğu vurgulanıyor.



10 bin Kürt Suriye vatandaşlığı için başvuruda bulundu

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)
TT

10 bin Kürt Suriye vatandaşlığı için başvuruda bulundu

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)

Şam yönetimi ile Kürtler arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne katkı sağlayacak yeni bir adım kapsamında, Suriye İçişleri Bakanlığı en az 10 bin Kürdün Suriye vatandaşlığı almak için başvuruda bulunduğunu açıkladı.

Bu gelişme, 1962 yılında yapılan nüfus sayımına bağlı olağanüstü uygulamaların kaldırılmasını öngören 13 sayılı kararname çerçevesinde gerçekleşti. Söz konusu uygulamalar, uzun yıllar boyunca geniş bir Kürt kesiminin Suriye vatandaşlığından mahrum kalmasına yol açmıştı.

Suriye İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, 13 sayılı kararname kapsamındaki vatandaşlık başvurularının 2 bin 892 aile dosyasına ulaştığını, bunların toplamda 10 bin 516 kişinin vatandaşlığa alınması için yasal yetki içerdiğini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın bakanlı açıklamasından aktardığına göre başvuruların büyük bölümü ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke’den, onu Halep ve ardından Şam’ın takip ediyor.

Başvuruların kabul edildiği ilk aşamanın tamamlanmasının ardından, ikinci aşamada bilgilerin doğruluğunun inceleneceği, son aşamada ise vatandaşlık işlemlerinin sonuçlandırılacağı ifade edildi.


İsrail, Gazze’de evlere yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir ortamda 5 Hamas güvenlik gücünü öldürdü

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler, 23 Mayıs 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler, 23 Mayıs 2026 (AP)
TT

İsrail, Gazze’de evlere yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir ortamda 5 Hamas güvenlik gücünü öldürdü

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler, 23 Mayıs 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler, 23 Mayıs 2026 (AP)

İsrail ordusunun bugün öğle saatlerinde, Gazze Şeridi’nin kuzeybatısında yer alan Cibaliye Mülteci Kampı yakınlarındaki et-Tuam bölgesinde, daha önce güvenlik noktası olarak kullanılan bir alanı hedef alan hava saldırısında 6 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından düzenlenen saldırıda 5 kişi olay yerinde yaşamını yitirirken, aralarında bölgede bulunan sivillerin de olduğu yaklaşık 11 kişi yaralandı. Yaralıların tamamı Şifa Hastanesi ile Filistin Kızılayı’na ait sahra hastanesine kaldırıldı. Bazı yaralıların durumunun ağır olduğu, bu nedenle can kaybının artabileceği bildirildi.

Hamas’a bağlı İçişleri Bakanlığı, hayatını kaybedenler arasında kendilerine bağlı polis müdahale gücü mensubu görevlilerin de bulunduğunu açıkladı. Bakanlık ayrıca, İsrail’i saldırıyı düzenleyerek bölgede kaos yaratmayı amaçlamakla ve daha önce de sivil polisler ile güvenlik personelini hedef alan operasyonlarını sürdürmekle suçladı.

 Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda İsrail saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler (AFP)Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda İsrail saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler (AFP)

Bölgedeki saha kaynaklarının Şarku’l Avsat’a aktardığı bilgilere göre, söz konusu kişiler sürekli olarak ‘17 Numaralı Nokta’ ya da ‘Rantisi’ olarak bilinen bölgede bulunuyordu. Kaynaklar, geniş alanın büyük bölümünün yerinden edilen siviller için barınma alanına dönüştüğünü, alternatif bir yer bulunamadığı için kampların burada kurulduğunu belirtti. Polis unsurlarının ise sivil yerleşim alanından ayrı bir noktada konuşlandığı ve bunun bölge sakinlerinin güvenliğini korumayı amaçladığı ifade edildi.

Kaynaklar, saldırıda ölen ve yaralanan bazı kişilerin, dün öğle saatlerinde Şucaiye bölgesinde bir polis aracına düzenlenen benzer bir saldırıya da maruz kaldığını, ancak o saldırıda fırlatılan füzenin patlamadığını, sadece küçük bir şarapnel parçasının isabet etmesi sonucu bir sivilin hafif yaralandığını aktardı.

Bu gelişmeyle birlikte, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesin ardından İsrail’in öldürdüğü Hamas’a bağlı polis ve güvenlik personelinin sayısının 35’i aştığı, toplam can kaybının ise 895’in üzerine çıktığı bildirildi.

Öte yandan, bugün öğle saatlerinden önce İsrail’e ait bir İHA’nın Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde motosiklet kullanan bir Filistinliyi hedef aldığı, saldırıda söz konusu kişinin ağır yaralandığı ve yoldan geçen 3 sivilin de farklı derecelerde yaralandığı belirtildi. Saha kaynaklarına göre hedef alınan kişinin Hamas’a bağlı bir aktivist olduğu ifade edildi.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda İsrail saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazına bakan bir Filistinli ve kızı (AFP)Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda İsrail saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazına bakan bir Filistinli ve kızı (AFP)

Bu sabah, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye el-Beled bölgesinde İHA’ların Filistinlileri hedef aldığı iki ayrı olayda 3 kişi yaralandı. Aynı saatlerde İsrail güçlerinin ‘sarı hat’ olarak bilinen sınır hattının her iki tarafında, özellikle Han Yunus’ta yoğun yıkım operasyonları gerçekleştirdiği bildirildi.

Artan gerilimin, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki kamplarda oldukça zorlu bir gecenin ardından geldiği aktarıldı. İsrail ordusunun yerleşim bloklarına yönelik tahliye emirleri verdiği, ardından el-Bureyc ve Nuseyrat mülteci kamplarında iki ayrı konut bloğunun hedef alındığı, bazı binalarda ise ağır hasar meydana geldiği belirtildi.

Son günlerde İsrail’in özellikle Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yer alan konut bloklarına yönelik saldırılarını artırdığı, bu bölgelerin savaşın önceki aşamalarına kıyasla daha az zarar görmüş alanlar olduğu ifade edildi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, yaşananları ‘sivillerin evlerinin bombalanması ve insanların yerinden edilmesini içeren suçlar ve sürekli ihlaller’ olarak nitelendirerek bunun, arabulucuların gözetiminde varılan mutabakat ve anlaşmalara açık bir darbe olduğunu söyledi. Kasım, İsrail’i sahadaki eylemleriyle Gazze halkına dayatmalarda bulunmak, bombardıman, yıkım ve sivil bölgelerde ilerleyiş yoluyla baskıyı artırmakla suçladı.

Kasım ayrıca, “Yaşananlar münferit ihlaller değil, sistematik bir saldırı ve arabuluculuk süreçlerine açık bir saygısızlıktır; iki milyondan fazla insana yönelik kuşatma, aç bırakma ve öldürme politikalarının devamıdır” ifadelerini kullandı. Kasım, arabuluculara ve Şarm eş-Şeyh anlaşması sürecine dahil olan taraflara acil müdahale çağrısı yaparak, bu ihlallerin durdurulmasını ve İsrail’in yükümlülüklerine uymaya zorlanmasını talep etti.


ABD yaptırımları: Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan’daki ‘derin devlete’ bir mesaj

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

ABD yaptırımları: Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan’daki ‘derin devlete’ bir mesaj

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

ABD Hazine Bakanlığı’nın Hizbullah ile bağlantılı Lübnanlı ve İranlı isimlere yönelik son yaptırımları, önceki benzer kararlar gibi yalnızca siyasi bir adım olarak değerlendirilmedi. Söz konusu yaptırımların, 29 Mayıs’ta Washington’da yapılması planlanan ve Güney Lübnan’daki güvenlik durumunun geleceği ile Lübnan devletinin yasa dışı silahların kontrolündeki rolünün ele alınmasının beklendiği güvenlik toplantısı öncesinde, Lübnan devleti ile askeri kurumlarına doğrudan mesaj niteliği taşıdığı yorumları yapıldı.

ABD Hazine Bakanlığı tarafından açıklanan yaptırımlar, ilk kez resmi güvenlik kurumlarında görev yapan subayların hedef alınmasıyla dikkat çekti. Bu gelişme, Washington yönetiminin Hizbullah ve siyasi müttefiklerine yönelik baskı aşamasından çıkarak doğrudan resmî kurumlara uyarı verme ve hükümet ile güvenlik kararlarının uygulanmasında herhangi bir ihmal ya da engellemeye karşı mesaj gönderme aşamasına geçtiği şeklinde değerlendirildi.

Lübnan tarafından resmi bir açıklama yapılmazken, bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, yaptırımların zamanlamasının ‘soru işaretleri doğurduğunu’ belirtti. Kaynaklar, “Böyle bir adıma işaret eden herhangi bir atmosfer yoktu, ancak ABD Hazine Bakanlığı’nın kendi değerlendirmeleri var” ifadesini kullanırken, söz konusu yaptırımların müzakere sürecine olumsuz yansıyabileceğini kaydetti.

ABD’nin mesajı: Siyasi karar yeterli değil... Önemli olan uygulama

Yaptırımların, Lübnan ile ABD arasında Washington’da yapılacak güvenlik toplantısından yalnızca birkaç gün önce açıklanması dikkat çekti. Bu süreçte uluslararası toplumun, silahların yalnızca devletin kontrolünde olması yönündeki taahhütlerini yerine getirmesi için Lübnan üzerindeki baskıyı artırdığı belirtiliyor.

Washington yönetimi, ordu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü’nde görev yapan subayları hedef alarak, sorunun artık yalnızca Lübnan hükümeti içinde siyasi bir kararın varlığıyla sınırlı olmadığını, asıl meselenin yürütme ve güvenlik kurumlarının bu kararları sahada ne ölçüde uygulayabildiği olduğunu ortaya koymak istedi. Meşrık Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Sami Nadir, yaptırımların Lübnan kurumları içindeki ‘derin devleti’ hedef aldığını söyledi. Nadir, Washington açısından sorunun artık sadece siyasi karar eksikliği değil, bu kararların güvenlik ve askeri kurumlar içinde fiilen uygulanmaması olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Nadir, ABD’nin yaptırımlar yoluyla Lübnan hükümetinin belirli dönemlerde güvenlik yükümlülükleri ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasıyla ilgili kararlar aldığını, Lübnan ordusunun da uygulama planları hazırladığını kabul ettiğini belirtti. Ancak Nadir’e göre, Amerikan değerlendirmesi bu kararların devlet içindeki bazı unsurlar tarafından yavaşlatıldığı veya engellendiği, bunun da Hizbullah’ın resmî kurumlar içindeki nüfuzunun sürmesine imkân tanıdığı yönünde.

İran’a destek savaşı öncesinde hükümetin kararını uygulamak üzere ordunun Güney Litani bölgesine konuşlandırılması sırasında (Lübnan Ordu Komutanlığı)İran’a destek savaşı öncesinde hükümetin kararını uygulamak üzere ordunun Güney Litani bölgesine konuşlandırılması sırasında (Lübnan Ordu Komutanlığı)

Nadir, yaptırımların öneminin yalnızca Hizbullah’ın siyasi çevresini hedef almakla sınırlı kalmamasından kaynaklandığını belirterek, bunun aynı zamanda güvenlik ve askeri karar alma mekanizmaları içinde nüfuz bulunduğuna yönelik doğrudan bir suçlama anlamı taşıdığını söyledi. Nadir’e göre Washington, sorunun artık Bakanlar Kurulu’nda karar alınması değil, kararların yayımlanmasının ardından bunların uygulanmasından sorumlu güvenlik ve yürütme kurumlarında yaşanan süreç olduğunu vurguluyor.

Nadir, “İlk kez resmi görevdeki subayların hedef alınması büyük siyasi ve güvenlik anlamı taşıyor. Çünkü bu durum, bazı kurumlar içinde güvenlik durumunun kontrol altına alınması veya hükümet kararlarının uygulanmasına ilişkin görevlerin yerine getirilmesini engelleyen unsurlar bulunduğuna dair Amerikan kanaatini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Bu çerçevede yaptırımların, Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan yönetimine yönelik baskıyı artırmayı amaçlayan kademeli Amerikan stratejisinin bir parçası olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. Nadir, bunun ‘uygulama mekanizmasını serbest bırakma’ amacı taşıdığını ve Lübnan devletini kararların uygulanması ile ‘Hizbullah’ın silahları dosyası’ konusunda daha net taahhütler vermeye zorlamayı hedeflediğini söyledi.

Yaptırımların ayrıntıları: Subaylar, milletvekilleri ve İran Büyükelçisi

Yaptırımlar kapsamında Beyrut’taki İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani de yer aldı. Ayrıca Hizbullah milletvekilleri Hasan Fadlallah, İbrahim Musevi ve Hüseyin Hac Hasan ile eski bakan Muhammed Finiş yaptırım listesine dahil edildi.

Liste, Emel Hareketi’nden iki üst düzey ismi de kapsadı: Ahmed Baalbeki ve Ali es-Safavi. Bunun yanı sıra, Lübnan Genel Güvenlik Müdürlüğü Ulusal Güvenlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Hattar Nasıruddin ile Askerî İstihbarat Müdürlüğü Dahiye Şubesi Başkanı Albay Samir Hamade de yaptırımlara hedef oldu.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, son savaş başlamadan önce Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırındaki Kfar Kila kasabasına yaptığı ziyaret sırasında milletvekilleri Ali Hasan Halil ve Kasım Haşim’in arasında duruyor. (AFP)Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, son savaş başlamadan önce Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırındaki Kfar Kila kasabasına yaptığı ziyaret sırasında milletvekilleri Ali Hasan Halil ve Kasım Haşim’in arasında duruyor. (AFP)

ABD Hazine Bakanlığı, yaptırım listesinde yer alan kişilerin ‘Lübnan’daki parlamento, ordu ve güvenlik kurumlarının içine sızmış durumda’ olduklarını belirterek, bu isimlerin Hizbullah’ın devlet kurumları içindeki nüfuzunu korumaya çalışmak ve barış sürecini engellemekle suçlandığını açıkladı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise Hizbullah’ın ‘terör örgütü’ olduğunu ve tamamen silahsızlandırılması gerektiğini vurguladı. Bessent, Washington’un, örgütün şiddet faaliyetlerini sürdürmesine ve kalıcı barışın önlenmesine imkân tanıyan yetkilileri hedef almaya devam edeceğini ifade etti.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, Hizbullah’ın finansal ağlarını bozacak bilgilere ulaşılması karşılığında 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurdu. Bu adımın, Washington’un önümüzdeki dönemde siyasi, mali ve güvenlik alanlarındaki baskıyı daha da artırma niyetinin bir göstergesi olduğu değerlendiriliyor.

Lübnan ordusu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü’nün yanıtı: Devlete bağlılığın teyidi

ABD’nin suçlamalarına karşılık olarak Lübnan ordusu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü, yayımladıkları açıklamalarla hızlı bir şekilde yanıt verdi. Açıklamalarda ‘sadakatin kuruma ve vatana olduğu’ vurgulandı.

Lübnan Ordu Komutanlığı, tüm subay ve askerlerin ‘ulusal görevlerini tam bir profesyonellik ve sorumlulukla yerine getirdiğini’ belirtti. Ordunun açıklamasında, personelin sadakatinin yalnızca ‘askeri kuruma ve vatana’ olduğu ifade edilerek, görevlerin herhangi bir baskı ya da dış etki olmaksızın yerine getirildiği kaydedildi.

Genel Güvenlik Müdürlüğü de yaptığı açıklamada, subay ve personeline tam güven duyduğunu belirtti. Kurum, çalışanların yasa ve yönetmeliklere bağlılıkla görev yaptığını ve ‘herhangi bir dış dayatma ya da baskıdan uzak’ şekilde hareket ettiğini vurguladı. Açıklamada ayrıca, tespit edilecek herhangi bir ihlalin yasal ve adli soruşturmaya tabi tutulacağı ifade edildi.

Hizbullah ve Emel: Yaptırımlar devlete yönelik sindirme ve baskı

Hizbullah, ABD’nin uyguladığı yaptırımları ‘Lübnan halkını korkutmaya yönelik bir Amerikan girişimi ve devletin egemenliği ile güvenlik kurumlarına yönelik bir saldırı’ olarak değerlendirdi.

Hizbullah, yaptırımların kendi tercihlerini etkilemeyeceğini vurgulayarak, resmi görevdeki subayların hedef alınmasını ‘güvenlik kurumlarını Amerikan vesayetinin koşullarına boyun eğdirmeye yönelik açık bir girişim’ olarak nitelendirdi.

Emel Hareketi ise kendisine yakın isimleri kapsayan yaptırımların ‘kabul edilemez’ olduğunu belirterek, bunun hareketin siyasi rolünü ve devlet içindeki konumunu hedef aldığını ifade etti.

Hizbullah Meclis Grubu da milletvekilleri ve subaylara yönelik yaptırımları kınayarak, bunların Lübnan içişlerine doğrudan müdahale niteliği taşıdığını ve devlet kurumlarına baskı kurarak Amerikan taleplerine uyum sağlamaya zorlamayı amaçladığını savundu.