Cinayet suçu ve mezhepçi mesajlar: Humus’ta sivil barışı kim hedef alıyor?

İçişleri Bakanlığı’ndan Independent Arabia’ya yapılan açıklamada, “Durum tamamen kontrolümüz altında. Bizi çatışmaya sürüklemelerine izin vermeyeceğiz” denildi

Halep’te Suriye İçişleri Bakanlığı güvenlik personeli, 18 Kasım 2025 (AFP)
Halep’te Suriye İçişleri Bakanlığı güvenlik personeli, 18 Kasım 2025 (AFP)
TT

Cinayet suçu ve mezhepçi mesajlar: Humus’ta sivil barışı kim hedef alıyor?

Halep’te Suriye İçişleri Bakanlığı güvenlik personeli, 18 Kasım 2025 (AFP)
Halep’te Suriye İçişleri Bakanlığı güvenlik personeli, 18 Kasım 2025 (AFP)

İsmail Derviş

Suriye’nin merkezindeki Humus şehri, şehrin güneyindeki Zaydal beldesinde bir adam ve karısının öldürülmesinin ardından güvenlik olaylarına sahne oldu. Adam ve karısı evlerinde ölü bulundu. Kadının cesedi yanmış ve evin duvarlarına mezhepçi sloganlar yazılmıştı.

Humus İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Murhaf el-Nasan, yetkili makamların ihbarı aldıktan sonra derhal bölgeyi güvenlik kordonu altına aldığını ve delilleri topladığını söyledi. Suçun nasıl işlendiği, fail ya da faillerin kimliğinin tespit edilmesi ve yargı karşısına çıkarılmaları için kapsamlı bir soruşturma başlatılırken, sivillerin güvenliği ve bölgedeki istikrarı sağlamak için gerekli önlemler alındığını belirten Nasan, “Anlaşmazlık tohumları ekmeyi ve mezhepçi söylemleri alevlendirmeyi amaçlayan bu suçu kınıyoruz” dedi. Nasan, bölge sakinlerine itidal gösterip herhangi bir tepki göstermemeleri çağrısında bulunan Nasan, soruşturmayı sorumluluk ve tarafsızlık içinde çalışan yetkili makamlara bırakarak faillerin yakalanması ve güvenliğin sağlanması için çalışıldığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre  Humus’un el-Beyada ilçesi başkanı Mustafa Dahman, yaptığı açıklamada, “Pazar sabahı Humus şehrinde bir çiftin öldürüldüğü ihbarını aldıklarını ve şehirde menfur bir suç işlendiğini söyledi. İhbarı alır almaz, ekiplerimiz olay yerine giderek gerekli soruşturmaları başlattı. Olayın ardından, kurbanların yakınları tarafından bazı aşırılıklar yaşandı ve bu da bazı mülklerin zarar görmesine ve bazı masum insanların yaralanmasına neden oldu. Bu durum, iç güvenlik güçlerinin gerginliğin yaşandığı tüm mahalleleri kapsayan bir güvenlik kordonu oluşturarak bölgeyi hemen kapatmasına neden oldu. Ayrıca, şehirde saat 17:00'den ertesi gün saat 05:00'e kadar sokağa çıkma yasağı uyguladık. Durum şu anda tamamen kontrol altında ve ekiplerimiz her yere konuşlandırıldı” dedi.

Dahman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatandaşlarımıza, kargaşayı kışkırtanların tuzağına düşmemeleri için çağrıda bulunuyoruz. Suç mahallinde bulunan mezhepçi sloganlar, kaosu kışkırtmanın açık ve kasıtlı olduğunu ortaya koyuyor. Amacın bu güvenli şehrin huzur ve güvenliğini bozmak olduğu açık.”

Olayın ayrıntıları

Yerel kaynaklar, kurbanların Abdullah el-Abud ve eşi olduğunu bildirdi. Humus'ta tanınmış Beni Halid aşiretinden olan çiftin cinayetinin ardından, aşiretin genç erkekleri cinayetin işlendiği mahalleye saldırdı. Bunun üzerine güvenlik güçleri bölgeye sevk edilerek durumu kontrol altına aldı ve mahalle sakinleri arasında mezhepsel çatışmanın çıkmasını önledi. Savunma Bakanlığı, kurbanların ailelerine bu suçun cezasız kalmayacağına dair güvence verdi. Ancak, aynı zamanda bölge sakinlerine konuyu yetkili makamlara bırakmaları, çatışmaya çağrılarına kapılmamaları ve şehirde sükuneti korumaları çağrısında bulundu.

Kurbanların üyesi olduğu Beni Halid aşireti başta olmak üzere aşiretler işlenen cinayeti kınayan ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, suçun işlendiği bağlamda kullanılan kışkırtıcı dilin, amacın bölgede çatışmayı körüklemek, güvenlik gerginliği yaratmak ve toplumda bölünmeler oluşturmak olduğunu açıkça gösterdiğine vurgu yapıldı. Bildiride yetkili makamların failleri tespit edip adalete teslim ederek hak ettikleri cezayı almalarını sağlamak için üzerlerine düşen görevi yerine getirmeleri, devleti ve güvenlik önlemlerini tam olarak desteklemeleri ve kabileyi çatışmaya sürüklemeye yönelik her türlü girişimden kaçınmaları çağrısında bulunuldu. Ayrıca Humuslulara itidalli davranmaları, yetkili makamlarca yayınlanan genelgelere tam olarak uymaları, sivil barışı ve komşuluk haklarını korumak için ulusal ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmeleri ve her türlü kışkırtmadan kaçınmaları çağrısı yapıldı.

Olayın siyasi ve sosyal boyutları

Suriye Sosyal Kalkınma Merkezi Başkanı Rıdvan el-Atraş, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Humus'taki cinayetler ve Beni Halid aşiretinin bu çatışmaya karışması, siyasi ve sosyal sonuçlar doğuruyor. Suriye'de mezhepçi gerilimin tırmanması da dahil olmak üzere geniş kapsamlı yansımaları olabilir. Aşiretler ve mezhepler arasındaki cinayetler ve misilleme kampanyaları, Suriye’de mezhepsel gerilimin tırmanmasına yol açabilir. Suriye toplumları mezhepsel ve dini çeşitlilikleriyle bilinir ve bu tür olaylar kaosa yol açabilir ve sivil barışa yönelik en büyük tehditlerden biri olan mezhepsel çatışmaları şiddetlendirebilir” ifadelerini kullandı.

Suriye hükümetinin ülkenin istikrarını koruma konusunda zaten önemli zorluklarla karşı karşıya olduğunu ve mezhepçi gerilimlerin bu istikrarı tehdit ederek ulusal birliğin kalbine darbe vurabileceğini düşünen Atraş, bunun yanında azınlıkları koruduğunu iddia eden İsrail gibi birçok dış gücün, bu tür gerilimlerden yararlanarak Suriye'nin iç işlerine müdahaleyi artırabileceğinin altını çizdi. Atraş, İsrail veya dış güçlerin yanı sıra, hükümete muhalif Suriyeli partilerin de yaşananlardan faydalanabileceğini de sözlerine ekledi.

Sorumlu kim? Bu durumdan kim kazanç sağlıyor?

Bu olayın arkasındaki kişilerin şüphesiz mezhep kökenli çatışmaları körüklemeyi amaçladığını, çünkü bu tür olayların Suriye toplumunun farklı kesimleri arasındaki güveni zedelediğini ve bunun da hükümete muhalif olan belirli grupların çıkarlarına hizmet ettiğini belirten Atraş, diğer taraftan Suriye içinde mezhepsel bölünmeleri güçlendirmek için sert bir söylem benimseyen ve kendi gündemleri için mezhep kökenli şiddet ortamı yaratmaya çalışan grupların da olduğunu vurguladı. Atraş’a göre hükümetin bu sorunu çözmek için öncelikle olayla ilgili kapsamlı ve şeffaf bir soruşturma yürütmesi önündeki en iyi seçenek. Bu soruşturma tarafsız olmalı ve tüm ilgili tarafları kapsamalı. Böylece suçun sorumluları ve çatışmayı kışkırtanların kimler olduğu belirlenebilir. Bu da hükümet kurumlarına güvenin yeniden tesis edilmesi için önemli bir adım olacak.

Şam yönetiminin medyayı sakinleştirmek için çabalarını artırması ve medyanın da mezhep ya da aşiret kökenli çatışmaları körükleyebilecek herhangi bir açıklamayı yayınlamaktan kaçınması gerektiğini vurgulayan Atraş, hükümetin mezhep ya da aşiret kökenli çatışmaları kışkırtma girişimlerine müsamaha göstermeyeceğini kanıtlaması ve bununla çelişmeyecek şekilde ulusal birlik mesajına odaklanmasının önemli olduğunu kaydetti.

Neden Humus?

Öte yandan Suriyeli siyasi analist Ahmed Şehade, Humus'ta yaşananların, Suriye’nin Arap ülkeleri ve ABD ile yakınlaşmasının ardından ülkeyi istikrarsızlaştırmak amacıyla İran'ın desteklediği eski rejimin kalıntıları tarafından kasıtlı olarak gerçekleştirilen bir eylem olduğunu düşünüyor.

Şehade, Independent Arabia’ya verdiği röportajda, cinayetin Humus’ta işlendiğini, bunun nedeninin şehrin Lübnan sınırına yakınlığı ve Irak tarafında çöl bölgesine doğru açılması olduğunu söyledi. Humus’un Suriye'nin merkezi bir bölgesi ve önemli mezhepsel, dini ve aşiret çeşitliliğine sahip olduğunu belirten Şehade, “Bu yüzden bu cinayet, bölgede mezhepsel çatışmaları körüklemek ve kabile ve mezhep gerilimlerini tırmandırmak amacıyla özenle planlanmıştı. Daha spesifik olarak, amaç bir tarafı kışkırtmak ve tepki vermeye zorlamaktı. Karşılık, daha sonra mağduriyet için bir bahane olarak kullanıldı. Bugün vatandaşlar için çözüm, olayı soruşturan ve kamu güvenliğini sağlayan devlet kurumlarına güvenmekten geçiyor” ifadelerini kullandı.

Sonuç olarak Suriye'nin orta kesimlerindeki Humus’ta, bir adam ve karısının öldürülmesi ve olay yerinde duvarlara mezhepçi sloganların yazılmasıyla geniş çaplı güvenlik gerginlikleri yaşandı. Bu olay, sivil barışın hedef alındığına dair endişeleri artırdı. Ancak yetkililer, bölgeyi hızla kordon altına aldı ve sokağa çıkma yasağı uygularken durumu tamamen kontrol altına aldıklarını açıkladılar. Öte yandan kurbanların mensup olduğu Beni Halid aşireti, olayın amacının güvenlik durumunu istikrarsızlaştırmak ve mezhepçi gerilimleri alevlendirmek olduğunu öne süren analizler üzerine, itidal ve devlete güven çağrısında bulunarak halkı çatışmaya sürüklenmemeleri için uyardı. İç ve dış güçlerin bu olayı, toplumsal bölünmeler yaratmak ve şehrin istikrarını bozmak için kullanmaya çalıştığı yönünde bazı teoriler de ortaya atıldı. Ülkedeki sivil barışın geleceği, ilki Suriye toplumunun farkındalığı, ikincisi ise hükümetin adaleti sağlayacak, kurbanlara haklarını verecek ve kamu güvenliğini sağlayacak kararlar alma becerisi olmak üzere iki faktöre bağlı kalmaya devam ediyor.



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.