Cinayet suçu ve mezhepçi mesajlar: Humus’ta sivil barışı kim hedef alıyor?

İçişleri Bakanlığı’ndan Independent Arabia’ya yapılan açıklamada, “Durum tamamen kontrolümüz altında. Bizi çatışmaya sürüklemelerine izin vermeyeceğiz” denildi

Halep’te Suriye İçişleri Bakanlığı güvenlik personeli, 18 Kasım 2025 (AFP)
Halep’te Suriye İçişleri Bakanlığı güvenlik personeli, 18 Kasım 2025 (AFP)
TT

Cinayet suçu ve mezhepçi mesajlar: Humus’ta sivil barışı kim hedef alıyor?

Halep’te Suriye İçişleri Bakanlığı güvenlik personeli, 18 Kasım 2025 (AFP)
Halep’te Suriye İçişleri Bakanlığı güvenlik personeli, 18 Kasım 2025 (AFP)

İsmail Derviş

Suriye’nin merkezindeki Humus şehri, şehrin güneyindeki Zaydal beldesinde bir adam ve karısının öldürülmesinin ardından güvenlik olaylarına sahne oldu. Adam ve karısı evlerinde ölü bulundu. Kadının cesedi yanmış ve evin duvarlarına mezhepçi sloganlar yazılmıştı.

Humus İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Murhaf el-Nasan, yetkili makamların ihbarı aldıktan sonra derhal bölgeyi güvenlik kordonu altına aldığını ve delilleri topladığını söyledi. Suçun nasıl işlendiği, fail ya da faillerin kimliğinin tespit edilmesi ve yargı karşısına çıkarılmaları için kapsamlı bir soruşturma başlatılırken, sivillerin güvenliği ve bölgedeki istikrarı sağlamak için gerekli önlemler alındığını belirten Nasan, “Anlaşmazlık tohumları ekmeyi ve mezhepçi söylemleri alevlendirmeyi amaçlayan bu suçu kınıyoruz” dedi. Nasan, bölge sakinlerine itidal gösterip herhangi bir tepki göstermemeleri çağrısında bulunan Nasan, soruşturmayı sorumluluk ve tarafsızlık içinde çalışan yetkili makamlara bırakarak faillerin yakalanması ve güvenliğin sağlanması için çalışıldığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre  Humus’un el-Beyada ilçesi başkanı Mustafa Dahman, yaptığı açıklamada, “Pazar sabahı Humus şehrinde bir çiftin öldürüldüğü ihbarını aldıklarını ve şehirde menfur bir suç işlendiğini söyledi. İhbarı alır almaz, ekiplerimiz olay yerine giderek gerekli soruşturmaları başlattı. Olayın ardından, kurbanların yakınları tarafından bazı aşırılıklar yaşandı ve bu da bazı mülklerin zarar görmesine ve bazı masum insanların yaralanmasına neden oldu. Bu durum, iç güvenlik güçlerinin gerginliğin yaşandığı tüm mahalleleri kapsayan bir güvenlik kordonu oluşturarak bölgeyi hemen kapatmasına neden oldu. Ayrıca, şehirde saat 17:00'den ertesi gün saat 05:00'e kadar sokağa çıkma yasağı uyguladık. Durum şu anda tamamen kontrol altında ve ekiplerimiz her yere konuşlandırıldı” dedi.

Dahman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatandaşlarımıza, kargaşayı kışkırtanların tuzağına düşmemeleri için çağrıda bulunuyoruz. Suç mahallinde bulunan mezhepçi sloganlar, kaosu kışkırtmanın açık ve kasıtlı olduğunu ortaya koyuyor. Amacın bu güvenli şehrin huzur ve güvenliğini bozmak olduğu açık.”

Olayın ayrıntıları

Yerel kaynaklar, kurbanların Abdullah el-Abud ve eşi olduğunu bildirdi. Humus'ta tanınmış Beni Halid aşiretinden olan çiftin cinayetinin ardından, aşiretin genç erkekleri cinayetin işlendiği mahalleye saldırdı. Bunun üzerine güvenlik güçleri bölgeye sevk edilerek durumu kontrol altına aldı ve mahalle sakinleri arasında mezhepsel çatışmanın çıkmasını önledi. Savunma Bakanlığı, kurbanların ailelerine bu suçun cezasız kalmayacağına dair güvence verdi. Ancak, aynı zamanda bölge sakinlerine konuyu yetkili makamlara bırakmaları, çatışmaya çağrılarına kapılmamaları ve şehirde sükuneti korumaları çağrısında bulundu.

Kurbanların üyesi olduğu Beni Halid aşireti başta olmak üzere aşiretler işlenen cinayeti kınayan ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, suçun işlendiği bağlamda kullanılan kışkırtıcı dilin, amacın bölgede çatışmayı körüklemek, güvenlik gerginliği yaratmak ve toplumda bölünmeler oluşturmak olduğunu açıkça gösterdiğine vurgu yapıldı. Bildiride yetkili makamların failleri tespit edip adalete teslim ederek hak ettikleri cezayı almalarını sağlamak için üzerlerine düşen görevi yerine getirmeleri, devleti ve güvenlik önlemlerini tam olarak desteklemeleri ve kabileyi çatışmaya sürüklemeye yönelik her türlü girişimden kaçınmaları çağrısında bulunuldu. Ayrıca Humuslulara itidalli davranmaları, yetkili makamlarca yayınlanan genelgelere tam olarak uymaları, sivil barışı ve komşuluk haklarını korumak için ulusal ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmeleri ve her türlü kışkırtmadan kaçınmaları çağrısı yapıldı.

Olayın siyasi ve sosyal boyutları

Suriye Sosyal Kalkınma Merkezi Başkanı Rıdvan el-Atraş, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Humus'taki cinayetler ve Beni Halid aşiretinin bu çatışmaya karışması, siyasi ve sosyal sonuçlar doğuruyor. Suriye'de mezhepçi gerilimin tırmanması da dahil olmak üzere geniş kapsamlı yansımaları olabilir. Aşiretler ve mezhepler arasındaki cinayetler ve misilleme kampanyaları, Suriye’de mezhepsel gerilimin tırmanmasına yol açabilir. Suriye toplumları mezhepsel ve dini çeşitlilikleriyle bilinir ve bu tür olaylar kaosa yol açabilir ve sivil barışa yönelik en büyük tehditlerden biri olan mezhepsel çatışmaları şiddetlendirebilir” ifadelerini kullandı.

Suriye hükümetinin ülkenin istikrarını koruma konusunda zaten önemli zorluklarla karşı karşıya olduğunu ve mezhepçi gerilimlerin bu istikrarı tehdit ederek ulusal birliğin kalbine darbe vurabileceğini düşünen Atraş, bunun yanında azınlıkları koruduğunu iddia eden İsrail gibi birçok dış gücün, bu tür gerilimlerden yararlanarak Suriye'nin iç işlerine müdahaleyi artırabileceğinin altını çizdi. Atraş, İsrail veya dış güçlerin yanı sıra, hükümete muhalif Suriyeli partilerin de yaşananlardan faydalanabileceğini de sözlerine ekledi.

Sorumlu kim? Bu durumdan kim kazanç sağlıyor?

Bu olayın arkasındaki kişilerin şüphesiz mezhep kökenli çatışmaları körüklemeyi amaçladığını, çünkü bu tür olayların Suriye toplumunun farklı kesimleri arasındaki güveni zedelediğini ve bunun da hükümete muhalif olan belirli grupların çıkarlarına hizmet ettiğini belirten Atraş, diğer taraftan Suriye içinde mezhepsel bölünmeleri güçlendirmek için sert bir söylem benimseyen ve kendi gündemleri için mezhep kökenli şiddet ortamı yaratmaya çalışan grupların da olduğunu vurguladı. Atraş’a göre hükümetin bu sorunu çözmek için öncelikle olayla ilgili kapsamlı ve şeffaf bir soruşturma yürütmesi önündeki en iyi seçenek. Bu soruşturma tarafsız olmalı ve tüm ilgili tarafları kapsamalı. Böylece suçun sorumluları ve çatışmayı kışkırtanların kimler olduğu belirlenebilir. Bu da hükümet kurumlarına güvenin yeniden tesis edilmesi için önemli bir adım olacak.

Şam yönetiminin medyayı sakinleştirmek için çabalarını artırması ve medyanın da mezhep ya da aşiret kökenli çatışmaları körükleyebilecek herhangi bir açıklamayı yayınlamaktan kaçınması gerektiğini vurgulayan Atraş, hükümetin mezhep ya da aşiret kökenli çatışmaları kışkırtma girişimlerine müsamaha göstermeyeceğini kanıtlaması ve bununla çelişmeyecek şekilde ulusal birlik mesajına odaklanmasının önemli olduğunu kaydetti.

Neden Humus?

Öte yandan Suriyeli siyasi analist Ahmed Şehade, Humus'ta yaşananların, Suriye’nin Arap ülkeleri ve ABD ile yakınlaşmasının ardından ülkeyi istikrarsızlaştırmak amacıyla İran'ın desteklediği eski rejimin kalıntıları tarafından kasıtlı olarak gerçekleştirilen bir eylem olduğunu düşünüyor.

Şehade, Independent Arabia’ya verdiği röportajda, cinayetin Humus’ta işlendiğini, bunun nedeninin şehrin Lübnan sınırına yakınlığı ve Irak tarafında çöl bölgesine doğru açılması olduğunu söyledi. Humus’un Suriye'nin merkezi bir bölgesi ve önemli mezhepsel, dini ve aşiret çeşitliliğine sahip olduğunu belirten Şehade, “Bu yüzden bu cinayet, bölgede mezhepsel çatışmaları körüklemek ve kabile ve mezhep gerilimlerini tırmandırmak amacıyla özenle planlanmıştı. Daha spesifik olarak, amaç bir tarafı kışkırtmak ve tepki vermeye zorlamaktı. Karşılık, daha sonra mağduriyet için bir bahane olarak kullanıldı. Bugün vatandaşlar için çözüm, olayı soruşturan ve kamu güvenliğini sağlayan devlet kurumlarına güvenmekten geçiyor” ifadelerini kullandı.

Sonuç olarak Suriye'nin orta kesimlerindeki Humus’ta, bir adam ve karısının öldürülmesi ve olay yerinde duvarlara mezhepçi sloganların yazılmasıyla geniş çaplı güvenlik gerginlikleri yaşandı. Bu olay, sivil barışın hedef alındığına dair endişeleri artırdı. Ancak yetkililer, bölgeyi hızla kordon altına aldı ve sokağa çıkma yasağı uygularken durumu tamamen kontrol altına aldıklarını açıkladılar. Öte yandan kurbanların mensup olduğu Beni Halid aşireti, olayın amacının güvenlik durumunu istikrarsızlaştırmak ve mezhepçi gerilimleri alevlendirmek olduğunu öne süren analizler üzerine, itidal ve devlete güven çağrısında bulunarak halkı çatışmaya sürüklenmemeleri için uyardı. İç ve dış güçlerin bu olayı, toplumsal bölünmeler yaratmak ve şehrin istikrarını bozmak için kullanmaya çalıştığı yönünde bazı teoriler de ortaya atıldı. Ülkedeki sivil barışın geleceği, ilki Suriye toplumunun farkındalığı, ikincisi ise hükümetin adaleti sağlayacak, kurbanlara haklarını verecek ve kamu güvenliğini sağlayacak kararlar alma becerisi olmak üzere iki faktöre bağlı kalmaya devam ediyor.



Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.


İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.