Amerikalı Hristiyanlar, Suriye ve Tucker Carlson'ın değişimi

Arap Hristiyanların önemi hakkındaki algı ve anlatıda bir değişimin başlangıcı

 Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016
Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016
TT

Amerikalı Hristiyanlar, Suriye ve Tucker Carlson'ın değişimi

 Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016
Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016

Kemal Allam

Son zamanlarda ABD Başkanı Donald Trump ve “ABD'yi Yeniden Harika Yap” (MAGA) hareketinin yakın çevresinde İsrail'i çevreleyen yoğun tartışma hakkında çok şey söylendi ve yazıldı. Zira şu anda ABD, Trump yönetiminin İsrail'e verdiği sarsılmaz desteğe karşı eşi benzeri görülmemiş bir tepkiye sahne oluyor.

Bu tartışma genellikle olduğu gibi Bernie Sanders destekçileri veya radikal sol tarafından değil, ABD'nin güneyindeki muhafazakar Hristiyan çevrelerin kalbi tarafından yönetiliyor. Bu hareketin büyük bir kısmına, tartışmasız Trump'ın yakın çevresindeki en önemli ve etkili isim olan Tucker Carlson öncülük ediyor.

Suriye'deki savaşın ve özellikle Suriyeli Hristiyanların içinde bulunduğu kötü durumun, Tucker'ın Fox News'deki tavrını değiştirmesine neden olduğunu söylemek abartı olmaz. Buna ilave olarak, Arap Hristiyanları tekrar gündeme getirmek ve Amerikan medyasında seslerini duyurmak için uzun bir yolculuk başladı. Amerikalı Hristiyan gruplar da Suriye'yi yavaş yavaş Hristiyanlığın kalbi olarak görür hale geldiler.

Doğu Hristiyanlığının kalbi Suriye

Suriye, 19. yüzyıldaki Osmanlı dönemine kadar giden uzun bir süre boyunca, Amerikalı Hristiyanlar için her zaman özel bir yere sahip oldu. O zamanlar Suriye Antakyası olarak bilinen ve şimdi Türkiye’nin kontrolünde olan Hatay’a yapılan hac yolculuklarında, Amerikalı hacılar Antakya ve Tarsus'tan Şam'a, ardından güneye doğru ilerleyerek Kudüs'te hac yolculuklarını tamamlarlardı.

Suriyeli rahipler Aramice ve Süryanice öğretiyor ve burada çeşitli Amerikan kolejleri kuruluyordu. Ünlü Amerikan Beyrut Üniversitesi bile 1863 yılında öncelikle Suriye Protestan Koleji adıyla açılmıştı. “Suriye” kelimesi ilk Hristiyanlarla yakından ilişkilendirilmiş ve hatta ders kitaplarında Kudüs, Güney Suriye'nin bir parçası olarak kabul edilmişti. Bu, elbette Filistin'in ve özellikle Kudüs'ün Büyük Suriye'nin bir parçası olarak kabul edildiği klasik Arapçadaki “Biladüş-Şam” terimiyle de örtüşüyor. Buna göre Hristiyanlığın beşiği Antakya'dan Şam'a ve Kudüs'e kadar uzanıyordu.

Tucker, İsrail'e Hristiyan desteğinin önde gelen isimlerinden Ted Cruz'a meydan okumuş, milyonlarca kişi tarafından izlenen bir videoda onu küçük düşürerek, ABD'nin şimdi İsrail'de ne yaptığını ve Arap Hristiyanları neden görmezden geldiğini sormuştu

Suriye'deki savaşın, Irak'tan Filistin'e kadar Doğu Hristiyanlığına yönelik baskıyı tartışmasız bir şekilde ön plana çıkardığını söyleyebiliriz. Tıpkı 19. yüzyılda olduğu gibi, Amerikalılar bir kez daha Suriye'yi Doğu Hristiyanlığının kalbi olarak görmeye başladılar. Bu aynı zamanda Arap Hristiyanların önemine ilişkin algı ve anlatıda bir değişime yol açtı.

Suriye'deki savaş tüm Suriyelilerin hayatlarını derinden etkiledi. Ancak komşu Irak ve Lübnan'da olduğu gibi, Suriye'deki Hristiyanlar da inançları nedeniyle radikal grupların hedefi haline gelerek ağır bir yük taşıdılar. 2016 yılında, Suriye ve Ortadoğu'daki savaşta Hristiyanların öldürülmesi, Rus Ortodoks Kilisesi Patriği ile Papa Francis arasında 1000 yıl aradan sonra ilk görüşmenin gerçekleşmesine yol açtı.

ABD Başkanı Donald Trump (solda), Arizona'daki canlı yayın turu sırasında Amerikalı yorumcu Tucker Carlson’a canlı bir röportaj vereceği yere geliyor, 31 Ekim 2024 (AFP)ABD Başkanı Donald Trump (solda), Arizona'daki canlı yayın turu sırasında Amerikalı yorumcu Tucker Carlson’a canlı röportaj vereceği yere geliyor, 31 Ekim 2024 (AFP)

Suriye, Carlson ve Amerikalıların dikkatini çekiyor

Bu yılın başlarında, muhafazakâr Amerikalı televizyon sunucusu Tucker Carlson, Washington'un İsrail'in Filistinli Hristiyanları öldürmesine ve onlara zulmetmesine verdiği desteği sorgulayarak, İsrail lobisini ve Hristiyan Siyonist ideolojinin savunucularını kızdırmıştı. Carlson, Beytüllahimli bir papaz olan Evanjelik Lüteriyen Kilisesi'nden Rahip Munther Isaac ile röportaj yaptı. Isaac, ABD'de kutsal topraklardaki Hristiyanlara yönelik muamele konusunda süregelen farkındalık eksikliğini gösteren bir kayıt sundu. O dönemde Fox News sunucusu olan Carlson, 2018'de ana akım Amerikan medyasında Suriyeli Hristiyanların geniş çapta öldürülmesiyle ilgili bir tartışma başlattı. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre ABD'nin Ortadoğu'daki Hristiyanları hedef alan örgütlere verdiği desteği sürekli sorguladı. Ardından Tucker, İsrail'e Hristiyan desteğinin önde gelen isimlerinden Ted Cruz'a meydan okudu, milyonlarca kişi tarafından izlenen bir videoda onu küçük düşürdü. Cruz'a İncil'in temelleri hakkında sorular sordu. ABD'nin İsrail'deki mevcut eylemlerinin ve Arap Hristiyanlara karşı duyarsızlığının doğru yol olduğunun bu kitabın neresinde söylendiğini sordu.

Suriye, Arap Hristiyanları dünya haritasına yerleştirmekle kalmadı, aynı zamanda Amerikalı Hristiyanların Ortadoğu'ya bakış açısını da değiştirdi

Carlson, ABD'deki muhafazakârları harekete geçiren ve Suriyeli Hristiyanların önemini vurgulayan bir kampanyaya öncülük etti. Brad Hough ve Zachary Wingard, Suriyeli Hristiyanların çektiği acıları ve bunun Doğu Hristiyanlığı üzerindeki etkisini belgeleyen, bu konunun Amerikalı Hristiyanların dikkatini nasıl çekmeye başladığını ayrıntılarıyla anlatan “Çarmıha Gerilen Suriye” adlı ortak bir kitap yazdılar. Suriye'de görev yapmış bir ABD Deniz Piyadeleri gazisi olan Brad Hough, ABD genelinde bir tura çıkarak okullarda ve kiliselerde Arap Hristiyanlar ve Amerikan Hristiyanlığının Huckabee ve Cruz gibi Evanjeliklerin tek taraflı bakış açısından kurtulmasının önemi hakkında konuşmalar yaptı. Şimdi de eskiden “Madam Maga” olarak bilinen ABD’li Temsilci Marjorie Taylor Greene gibi isimlerin, İsrail'i destekleyen egemen Hristiyan akımdan koptuğunu görüyoruz. Önde gelen muhafazakâr bir talk-show sunucusu olan Megyn Kelly, Hristiyanların Arap Hristiyanlara olanları nasıl görmezden gelebildiğini sorguluyor.

Şam Ermeni Apostolik Kilisesi Piskoposu Armaş Nalbandyan, eski Şam bölgesindeki Bab el-Şarki'de bulunan Aziz Sarkis Kilisesi'nde düzenlenen Noel Ayini'nde su kutsaması sırasında bir güvercin heykelini tutuyor, 6 Ocak 2025 (AFP)Şam Ermeni Apostolik Kilisesi Piskoposu Armaş Nalbandyan, eski Şam bölgesindeki Bab el-Şarki'de bulunan Aziz Sarkis Kilisesi'nde düzenlenen Noel Ayini'nde su kutsaması sırasında bir güvercin heykelini tutuyor, 6 Ocak 2025 (AFP)

Arap Hristiyanlar ön planda

Tucker Carlson'ın Suriye, Gazze ve Batı Şeria'daki Hristiyan din adamlarına bir platform sunma hareketine liderlik etmesiyle birlikte, diğer Arap Hristiyanlar da öne çıkmaya başladı. Hem Trump yönetimi içinde hem de Washington’daki siyasi çevrelerde, önde gelen Arap Hristiyanların siyasete liderlik etmesinde kademeli, ancak önemli bir değişim yaşandı. Trump'ın avukatı ve yakın arkadaşı Alina Habba, Keldani ve Irak kökenli. Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı ve şu anki ABD Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Michael Waltz'un eşi Julia Nesheiwat, Ürdünlü tanınmış bir Hristiyan aileden geliyor. Nesheiwat, Waltz'un eşi olmasının yanı sıra orduda, Beyaz Saray'da ve diğer resmi görevlerde de bulunmuş. Trump'ın kızı da Arap oylarını Trump'a çekmede aktif rol oynayan ve Amerikan siyasetine daha geniş bir Arap Hristiyan tabanı kazandırmaya yardımcı olan tanınmış bir Lübnanlı Hristiyan aileden birisiyle evli. Ayman Abdel Nour, Washington'daki önde gelen Hristiyan seslerden biri ve Capitol Hill'deki Suriye politikasında etkili bir isim. Mısır asıllı Hristiyan Dr. Marty Makary, şu anda Gıda ve İlaç Dairesi Komiseri ve Trump'ın baş tıbbi danışmanı.

Tüm bunların zirve noktası, Hollywood’ın Hz. İsa'yı her zaman sarı saçlı ve mavi gözlü olarak tasvir ederken, şu anda en popüler televizyon dizisi olan The Chosen’un kadrosunda, Hz. İsa'yı canlandıran Mısır-Suriye asıllı Arap-Amerikalı aktör Jonathan Roumi'nin de yer almasıdır.

Suriye, Arap Hristiyanları dünya haritasına yerleştirmekle kalmadı, aynı zamanda Amerikalı Hristiyanların Ortadoğu'ya bakış açısını da değiştirdi.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarfından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Kaynaklar: Mısır, Yahya Diyab’ın Suriye’nin Kahire’deki misyon şefi olmasını onayladı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Mart 2025'te Kahire'de düzenlenen Arap Zirvesi kapsamında Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Mart 2025'te Kahire'de düzenlenen Arap Zirvesi kapsamında Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Kaynaklar: Mısır, Yahya Diyab’ın Suriye’nin Kahire’deki misyon şefi olmasını onayladı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Mart 2025'te Kahire'de düzenlenen Arap Zirvesi kapsamında Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Mart 2025'te Kahire'de düzenlenen Arap Zirvesi kapsamında Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar Mısır’ın, daha önceki adayla ilgili çekincelerinin ardından Büyükelçi Yahya Diyab’ın Kahire’deki Suriye diplomatik misyonunun başına getirilmesine onay verdiğini bildirdi.

Dosyaya hâkim Suriyeli bir kaynak, “Diyab’a Kahire’nin adaylığını onayladığı bilgisi ulaştı. Kendisi şu anda Suriye dışındaki görev ve bağlantılarını sonlandırarak Şam’a dönmek ve Mısır’daki görevini devralmak için gerekli işlemleri tamamlamak üzere hazırlık yapıyor” dedi.

Ancak kaynak, Diyab’a henüz Mısır’a büyükelçi mi yoksa maslahatgüzar (büyükelçilik işleri vekili) olarak mı atanacağının bildirilmediğini belirtti. Kaynağa göre, büyükelçi olarak atanması durumunda karar, Mısır’a hitaben çıkarılacak bir cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle alınacak. Maslahatgüzar atanması ise Dışişleri Bakanı kararıyla gerçekleştirilecek.

dvfvbr
Yahya Diyab (Suriye Hafıza Platformu)

Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir başka kaynak ise Diyab’ın “Suriye’nin Mısır nezdindeki maslahatgüzarı” olarak görevlendirileceğini açıkladı. Kaynak, ayrıca Diyab’ın büyük ihtimalle Suriye’nin Arap Birliği Daimi Temsilcisi olarak da görev yapacağını, ancak bu pozisyona başka bir isim atanmasının da mümkün olduğunu ifade etti. Bu görevin Mısır makamlarının onayını gerektirmediği belirtildi.

Aynı kaynak, “Yeni Suriye diplomatik heyetinin en kısa sürede görevine başlayabilmesi için Kahire’den gerekli diplomatik akreditasyonların alınmasına yönelik hazırlıklar sürüyor” dedi.

Şarku’l Avsat’ın Mısır Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçerek söz konusu bilgiyi doğrulama girişimleri ise sonuçsuz kaldı.

Mısır tarafının talebine yanıt

Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, yaklaşık bir hafta önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kahire’de görev yapmak üzere önerilen yeni Suriye temsilcisinin adını açıklamıştı. Bu isim, Mısır’ın adaylığına itiraz ettiği Muhammed Taha el-Ahmed’in yerine önerilen Yahya Diyab’dı.

Yetkili, Diyab’ın adaylığının “Mısır tarafının talebine yanıt olarak ve iki ülke arasındaki ilişkileri daha derin ve kapsamlı bir seviyeye taşımak amacıyla” gündeme geldiğini söylemişti.

O dönemde Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı bir yetkili de Suriye hükümetinin Kahire’deki diplomatik misyonun başına geçmesi için yeni bir aday sunduğunu doğrulamış ve “Mısır makamlarının yeni adayı onaylaması yönünde süreç olumlu ilerliyor” demişti. Yetkili, “Suriye tarafıyla işler doğal ve olumlu bir şekilde ilerliyor” ifadelerini kullanmıştı.

sdgfr
Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, geçen ay Kahire’ye yaptığı ziyaret sırasında Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati ile geniş kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)

Yahya Diyab, “Suriye Devlet Kurumlarında Çalışanlar Ulusal Özgür Topluluğu”nun yürütme kurulu ile dış ilişkiler ve diplomatlar ofisinin üyesi olarak görev yapıyor. Suriye’deki iç savaş öncesinde Roma, Abu Dabi, Kuveyt ve Belgrad’daki diplomatik temsilciliklerde çeşitli görevlerde bulunan Diyab, ayrıca Suriye Dışişleri Bakanlığı Sendika Komitesi Başkanlığı görevini yürüttü. Şam Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Diyab, hukuk lisansına sahip.

Şarku’l Avsat’ın 1 Haziran’da yayımladığı haberde, Mısır’ın Muhammed Taha el-Ahmed’in Kahire Büyükelçisi olarak atanmasına itiraz ettiği ve bazı Suriye diplomatik heyeti üyelerinin kabulü konusunda da çekinceler bulunduğu aktarılmıştı.

İş birliği için yeni ufuklar

Beşşar Esed’in iktidardan düşmesinden sonra Mısır-Suriye ilişkileri, Kahire’nin silahlı gruplar dosyasına ilişkin kaygıları nedeniyle temkinli bir seyir izlemişti. Ancak zamanla ilişkiler ekonomik iş birliği yönünde gelişmeye başladı.

Geçtiğimiz nisan ayının sonunda Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara, Kıbrıs’ta düzenlenen Arap-Avrupa İstişare Zirvesi kapsamında bir araya geldi. Kahire ve Şam’daki medya kuruluşları, iki liderin bölgesel gelişmeleri ve ikili iş birliğini ele alan samimi bir görüşme gerçekleştirdiğini bildirmişti.

Şam, ocak ayında Mısırlı iş insanları ve ticaret odaları temsilcilerinin katılımıyla ilk Mısır-Suriye Ekonomi ve Yatırım Forumu’na ev sahipliği yaptı. Etkinlik, ticaret, sanayi, hizmetler, altyapı ve yeniden imar alanlarında ortaklık fırsatlarını değerlendirmeyi amaçladı.

Geçtiğimiz cumartesi günü ise Mısır’ın Şam’daki maslahatgüzarı Muhammed Ömer Abdülaziz el-Fıki, ülkesinin özellikle yeniden imar alanında olmak üzere Suriye ile iş birliğini genişletmeyi hedeflediğini açıkladı.

Fıki, bu açıklamayı Şam’da düzenlenen uluslararası inşaat ve yapı fuarı Buildex Uluslararası Yapı ve İnşaat Fuarı kapsamındaki ziyaretinin ardından yaptı.

Aynı etkinlikte konuşan Mısır Sanayi Kompleksi Yönetim Kurulu Başkanı Heysem Hüseyin ise önümüzdeki dönemde Suriye’de büyük bir sanayi bölgesi kurulmasının planlandığını duyurdu. Hüseyin, projenin üretim faaliyetlerini desteklemeyi ve istihdam oluşturmayı hedeflediğini söyledi.

Planlanan sanayi bölgesinin gıda, tekstil ve tarım sanayilerinin yanı sıra yeniden imar faaliyetleriyle bağlantılı sektörlere odaklanacağı belirtilirken, Hüseyin gelecek dönemin ihtiyaçlarına uygun entegre sanayi kentlerinin kurulmasının önemine dikkat çekti.


Suriye: Tartus–İskenderiye uluslararası internet kablosu sabotaja uğradı

Suriye'nin Tartus kentinin sahilinden bir görünüm (AFP - Arşiv)
Suriye'nin Tartus kentinin sahilinden bir görünüm (AFP - Arşiv)
TT

Suriye: Tartus–İskenderiye uluslararası internet kablosu sabotaja uğradı

Suriye'nin Tartus kentinin sahilinden bir görünüm (AFP - Arşiv)
Suriye'nin Tartus kentinin sahilinden bir görünüm (AFP - Arşiv)

Suriye Telekom Şirketi, Suriye'nin Tartus kenti ile Mısır'ın İskenderiye kenti arasında uzanan uluslararası denizaltı internet kablosunun, Tartus açıklarında gerçekleştirilen bir sabotaj eylemine maruz kaldığını duyurdu.

Şirket, olay nedeniyle Suriye genelinde çok sayıda internet abonesinin hizmet kesintilerinden etkilendiğini belirtti. Açıklamada, arızanın giderilmesi ve internet hizmetlerinin tamamen normale dönmesinin belirli bir süre alacağı ifade edildi.

Suriye Telekom, denizaltı kablosuna yönelik saldırıyı kınayarak, bu eylemin ülkedeki telekomünikasyon sektörünü hedef alan “sistematik bir sabotaj kampanyasından” ayrı değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Yetkililer, hasarın boyutunun tespit edilmesi ve bağlantının yeniden sağlanması için bakım ve onarım çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.


Kordofan'da İHA saldırıları: Saldırılardan HDK’nın sorumlu olduğu öne sürüldü

Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
TT

Kordofan'da İHA saldırıları: Saldırılardan HDK’nın sorumlu olduğu öne sürüldü

Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)

Sudan'ın Kordofan bölgesinin en büyük şehri el-Ubeyd kenti ile bölgenin kuzeyinde üçüncü büyük şehir olan Rahd Ebu Dekne'ye insansız hava araçları (İHA) ile saldırı düzenlendi. Bölgenin aylardır maruz kaldığı saldırıların son halkasını oluşturan bu olaylar can kayıplarına ve yaralanmalara yol açarken yakıt istasyonları ile depolar da zarar gördü.

Yerel kaynaklar, üç yılı aşkın süredir orduyla savaşan ve ülkenin çeşitli bölgelerini kontrol altında tutan Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) ait olduğu değerlendirilen İHA’ların bu saldırılarda kullanıldığını öne sürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan üç tanık, son yoğun saldırıların el-Ubeyd şehri içindeki tesisleri ve şehre ulaşan tek yolu hedef aldığını bildirdi. Bir TIR sürücüsü üç yakıt deposunun hedef alındığını ve uzak mesafelerden görülebilen büyük yangınların çıktığını aktardı.

Şarku’l Avsat’a konuşan başka bir tanık ise Kuzey Kordofan'daki Rahd şehrinin de İHA’larla bombalandığını ve bir ailenin evine isabet eden bir merminin maddi hasara yol açarak halk arasında paniğe neden olduğunu söyledi.